Lİse 3 Dİl ve anlatım ders notları(baştan sona)

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde elcin06 tarafından paylaşıldı.

  1. elcin06

    elcin06 Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.058
    Beğenileri:
    105
    Ödül Puanları:
    36

    11.SINIF DİL VE ANLATIM DERS NOTLARI
    ÖĞRETİCİ METİNLER
    Mektup
    Günlük (Günce)
    Anı (Hatıra)
    Biyografi (Hayat Hikâyesi), Otobiyografi
    Gezi Yazısı (Seyahatname)
    Sohbet (Söyleşi)
    Haber Yazıları
    Fıkra
    Deneme
    Makale
    Eleştiri (Tenkit)

    1. MEKTUP
    1. Tanımı
    Bir haberi, dileği veya duyguyu bir başkasına iletmek için yazılmış yazıya mektup denir.
    Mektup en eski haberleşme araçlarından biridir. Günümüzde uygarlığın gelişmesi ile haberleşme araçları oldukça çeşitlenmiştir: gazete, dergi, televizyon, bilgisayar, belgegeçer, İnternet...
    Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar çıkabilen en eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler, Mısır firavunlarının (M Ö 14-15. yüzyıllar) ve Hititlerin mektuplarıdır.

    2. Özellikleri
    Bir edebiyat türü olarak mektup günümüzde, iletişimdeki hızlı teknik gelişmelere karşın kişinin iç dünyasını yansıtması ve düşüncelerin paylaşımı nedeniyle yerini korumaktadır. Mektup türü dört ana gruba ayrılır:
    Özel mektuplar
    Edebî mektuplar
    İş mektupları
    Resmî mektuplar

    1-Özel Mektuplar
    Birbirlerini tanıyan kişilerin duygu ve düşüncelerini paylaşmak için birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Mektuplaşan kişiler arasındaki samimiyet, özel mektupların değerini artırır. Özel mektuplar her konuda yazılabilir, o nedenle konuları çok çeşitlidir. Ancak konularda güncellik ağır basar.
    Anlatımında içtenlik ve rahatlık vardır. Hitaplarda da içten ifadelere yer verilir. Bahsedilen konuya göre, mektup yazan kişinin üslubu değişir. Sanatçıların, devlet adamlarının, düşünürlerin özel mektupları yayınlandığında bizler için önemli belgeler olabilir.
    Özel mektupları, konularına göre alt başlıklar hâlinde adlandırmak da mümkündür:
    Aile mektupları veya sağlık mektupları (eşe, dosta, yakın akrabaya yazılanlar),
    Tebrik mektupları (herhangi bir başarı, nikâh, nişan, düğün, bayram, yılbaşı gibi sebeplerle yazılanlar),

    Teşekkür mektupları (iyilik veya yardım görme gibi sebeplerle yazılanlar),
    Davet mektupları (davetiyeler, nişan, düğün, gezi vs. sebeplerle yazılanlar),
    Taziye mektupları,
    Özür mektupları vs.
    Bu türdeki mektupların gizliliği vardır ve bu gizlilik kanunla korunmuştur.

    2-Edebî Mektuplar
    Edebiyatçıların birbirlerine ya da dostlarına yazdıkları sanatsal değer taşıyan mektuplardır.
    Edebî mektuplar, dil ve anlatım açısından sanat değeri taşır. Örnek bir dil ve anlatım kullanılır.
    Edebî mektuplar belge niteliği taşıdıklarından önemlidirler. Bu tarz mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür.
    Tanınmış yazarlar birbirlerine yazdıkları mektuplarla fikir ve sanat olaylarını ve eserleri tartışırlar.

    3-İş Mektupları
    Endüstri, iş ve ticaret alanlarında ya da iş yerleriyle kişiler arasında yazılan mektuplardır. Bu mektuplarda içtenlik aranmaz. İstenilen, açıkça ve anlaşılır bir dille belirtilir. Açıklayıcı anlatım türü tercih edilir.

    1. Mektup kâğıdı temiz ve çizgisiz olmalıdır.
    2. Mektupların mürekkepli kalemle ya da bilgisayarla yazılmasına özen gösterilmelidir.
    3. Mektup kâğıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih konulmalıdır.
    4. Mektup, yazıldığı kişiye uygun bir seslenişle başlamalı ve seslenişten sonra virgül
    işareti konulmalıdır.
    Mektupta karalamalar yapılmamalı ve yazım kurallarına uyulmalıdır.
    Selam ve saygı sözleri sonuç bölümünde yer almalı, selâm, saygı ve teşekkürlerde aşırılığa kaçılmamalıdır.
    7. Mektup bitince sağ alt köşesi imzalanmalıdır.
    8. Anlatılacak konu kesin ve açık bir dille ifade dilmeli; cümleler kısa olmalıdır.
    9. Sözcüklerin kısaltmaları kullanılmamalı; yanlış anlama gelecek sözlere yer verilmemelidir.

    4-Resmî Mektuplar
    Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz, beyaz kâğıtlar kullanılır. Konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır.
    Resmî mektuplar, biçim yönüyle iş mektuplarına benzer. Resmî mektuplar; başlık, metin ve son kısım diye üç bölüme ayrılır.
    Başlıkta gönderen makam, dosya numarası, tarih, konu, adres ve ilgiler bulunur.
    Metin kısmında, doğrudan doğruya işle ilgili konudan söz edilir.
    Son kısımda ise üst makam yetkilisi alt makamdakine yazıyorsa yazıyı "rica ederim", alt makamdaki üst makamdakine yazıyorsa "bilgilerinize saygıyla sunarım" veya "arz ederim" şeklinde ifadeler yazar.
    Hiçbir saygı kelimesi kullanılmaz. Sağ tarafa imza atılır. İmzanın altına yazıyı imzalayanın adı ve soyadı yazılır (soyadı büyük harflerle). Bunun altına makam adı, küçük harflerle yazılır, gerekirse kısaltma kullanılabilir.



    Dilekçe
    Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla resmî veya özel kurumlara/kuruluşlara yazılan resmî yazıdır.


    Dilekçe, herkesin zaman zaman yazmak zorunda kalabileceği bir mektup türüdür.

    Dilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

    Dilekçe metni genellikle kısa olur. Ancak bazı özel durumlarda kâğıdın ön yüzü yeterli olmazsa kâğıdın arka yüzüne yazılmaz ikinci bir kâğıt kullanılır.
    Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
    Dilekçe bilgisayarla, daktiloyla veya mavi ya da siyah mürekkepli dolma kalemle yazılır. Tükenmez kalemle veya kurşun kalemle dilekçe yazılmaz.
    Dilekçe metni, sayfaya güzel bir kompozisyonla yerleştirilir (Yukarıda kâğıdın dörtte biri kadar, sol tarafta en az 3 cm ve sağ tarafta 1 cm boşluk bırakılmalıdır.).
    Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir.
    Dilekçe, hangi kuruma veriliyorsa bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır.
    Dilekçeye sorunla ilgilenecek kuruma veya makama hitapla başlanır. Hitaplar kurumun idari yapısına uygun olmalı ve eksiksiz yazılmalıdır: Ankara Valiliğine, Açıköğretim Lisesi Müdürlüğüne, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne gibi.
    Daha sonra konunun belirlendiği metin bölümüne geçilir. Bu bir şikâyet dilekçesiyse, şikâyet sağlam kanıtlara dayandırılır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu, yaş, kısa bir öz geçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilir.
    Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye adı ve soyadı yazılır, imzalanır. Tarih, isim ve imzanın bir satır üstünde yer alır.

    Sol alt köşeye adres yazılıdır.
    Dilekçe imzalandıktan sonra sol tarafa açık adres bildirilir. Dilekçeyle birlikte varsa verilen ekler, adresi yazdıktan sonra ekler başlığı altında numara verilerek sıralanır. Evrakın kaybolmaması için (varsa) ekler mutlaka belirtilir.

    Bir dilekçede sadece bir kişinin imzası bulunur ve imzasız dilekçeler geçersiz sayılır.

    örnek Dilekçe

    T.C.
    MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
    EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
    AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE


    28-29 Ocak 2006 tarihinde yapılan 2005-2006 eğitim öğretim yılı birinci dönem sınavları sonunda Açık Öğretim Lisesinden mezun oldum.
    Diplomam düzenlenene kadar, mezun olduğumu gösterir mezuniyet belgesinin tarafıma gönderilmesini arz ederim.



    Adres:
    Ihlamur Çiçeği Apartmanı 10 Mart 2006
    S Blok, 12/4 Kanarya Sokak İmza
    Batıkent / Ankara İbrahim Erdem SAYDIM


    Ekler
    Nüfus cüzdanı fotokopisi (1 adet),
    Öğrenci kimlik kartı fotokopisi (1 adet).


    Dil Bilgisi

    Ses Düşmesi
    Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde bir sesin düştüğü görülür.

    Örnekler:
    çevirilmek - çevrilmek
    savurulmak - savrulmak
    göğüs - göğsü
    boyun - boynu
    seyir etmek - seyretmek
    kayıp olmak - kaybolmak
    emir etmek - emretmek


    Kimi birleşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.
    kahve altı - kahvaltı
    sütlü aş - sütlaç

    2.GÜNLÜK (GÜNCE)

    1. Tanımı
    Bir kişinin duygu, düşünce ve gözlemlerini günü gününe yazdığı yazılardır.

    2. Özellikleri
    Yazıldığı günün tarihini taşır.
    Yazılanlar inandırıcı olur.
    Anlatılanlar içtenlikle ifade edilir.
    Kişisel ve özeldir.
    Günlüklerde yaşanan ve görülenlerle, yazıda anlatılanlar arasında zaman farkı söz konusu değildir.
    Günlükler okuyucu düşünülerek değil, yazan kişinin yazmak istedikleriyle meydana gelir.

    Dil Bilgisi

    Ses Türemesi
    Kimi sözcüklerde, sözcük yapım eki alırken, pekiştirilirken veya birleşik sözcük oluşturulurken bir ya da birden çok sesin türemesidir

    Sesli Türemesine Örnekler:
    Fikr-fikir Zikr-zikir Hükm- hüküm

    Sessiz Türemesine Örnekler:

    Af-affetme red-reddetmek



    3. ANI (HATIRA)
    1. Tanımı
    Bir yazarın içinde yaşadığı ya da tanık olduğu olayları anlattığı yazı türüne anı (hatıra) denir.

    Anılar genellikle hangi olaylardan yola çıkılarak yazılır?

    Anılar genellikle onları yazan kişinin de rol aldığı gerçek olaylara dayalı yazılardır. Bu yüzden anlatımı birinci kişinin ağzından yapılır.

    2. Özellikleri
    Yaşanmış olayları konu alır anı yazıları. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapan anılar, tarihçilere yol gösterir.
    Anı yazıları öğretici ve bilgi vericidir.
    Anı yazarı, anlattıklarını kanıtlama, belgelerle ifade etmek zorunda değildir.
    Anı yazarı, gördüklerini ve duyduklarını aradan uzun yıllar geçtikten sonra yazdığı için bellek yanılmalarını önlemek amacıyla mektuplardan, o dönemle ilgili yazılardan ve görgü tanıklarından yararlanabilir.

    Niçin tanınmış kişilerin yazdığı anılar önemli sayılır?

    Tanınmış sanat, düşünce, bilim, spor ve siyaset adamlarının anıları onların yaşamlarını ve dönemlerini aydınlatması yönünden oldukça önemli belgelerdir. Anılar siyasi, edebî, askerî ve sosyal içerik taşıyabilir.
    Anının kesiştiği başka yazı türleri de vardır. Bunlar günlük, otobiyografi, gezi yazısı gibi yazılardır.

    Günlük ile anı arasındaki fark nedir?

    Günlük günü gününe yazılır. Anı ise geçmişe yöneliktir, olaylar yaşandıktan sonra kaleme alınır. Günlüklerde öznellik ağır basar.

    Dil Bilgisi

    Ses Benzeşmesi (Sert Sessizlerin Benzeşmesi)
    Dilimizdeki; c,d,g ünsüzleriyle başlayan eklerin sert ünsüzlerle (f,s,t,k,ç,ş,p,h) biten sözcüklere eklendiklerinde; ç,t,k ünsüzlerine dönüşmesidir.

    Yalnış -Yanlış
    sınıf-da - sınıf-ta
    tarih-den - tarih-ten
    çiçek-ci - çiçek-çi
    kes-gin - kes-kin
    kaç-dı - kaç-tı
    dolap-dan - dolaptan
    Birleşik sözcüklerde bu kuralın aranmaması gerekir.
    Örnekler: Akdeniz-üçgen-akciğer

    4. BİYOGRAFİ (HAYAT HİKÂYESİ), OTOBİYOGRAFİ

    1. Tanımı
    Sanatta, edebiyatta, bilimde, politikada veya başka alanlarda tanınmış kişilerin yaşamlarını anlatan yazı türüne biyografi (hayat hikâyesi) denir.

    Biyografi daha çok kimler hakkında kaleme alınır?
    Biyografi, yaşamlarıyla okurların ilgisini çekebilecek kişiler hakkında kaleme alınır daha çok.
    Biyografi yazan, anlatacağı kişiyi bütün yönleriyle tanıtmalıdır.
    Biyografinin tarihe, edebiyata ve eleştiriye büyük katkıları vardır.

    Otobiyografi ile monografi arasında fark var mıdır?

    Bir kimsenin yaşam öyküsünü kendisinin yazmasıyla oluşan eserlere otobiyografi denir.

    Bilimsel bir konuyu veya bir kimsenin yaşamını, kişiliğini, eserlerini ayrıntılı olarak inceleyen eserlere monografi denir.
    2. Özellikleri
    Biyografi yazma, çok ayrıntılı bir ön çalışmayı gerektirir. Hayat hikâyesi yazılacak kişinin mektuplarından, günlüklerinden, anılarından, yakınlarındaki insanların izlenimlerinden yararlanılır.
    Biyografi yazıları, öyküleyici anlatımla yazılır.
    Biyografisi yazılan kişinin;
    Doğum tarihi ve yeri,
    Çocukluğu,
    Öğrenimi,
    Ailesi ve yetişmesi,
    Meslek yaşamı,
    Yetişmesinde etkili olan kişi ve olaylar,
    Kişiliği ve karakteri,
    Çevresinde bıraktığı izlenimler,
    Hizmetleri,
    Eserleri,
    Kendinden sonraki kişilere etkileri vb. üzerinde ayrıntılı durulması gerekir.

    Biyografi yazılırken aşağıdaki kaynaklardan yararlanılır:
    Biyografisi yazılacak kişinin eserleri, röportajları, söyleşileri vb.
    Hakkındaki yazılar, hatıralar, kitaplar vb.
    Ansiklopediler, İnternet'in ilgili siteleri, diğer biyografiler
    Kişinin yaşayan yakınları, arkadaşları ve meslektaşları
    Belgeler ve fotoğraflar vb.

    Dünyada biyografinin ilk büyük yazarı, eski Yunan edebiyatçısı Plutarkhos (Pulutarkos)'tur.

    Edebiyatımızda biyografilere eskiden tercüme-i hâl denirdi. Klâsik (Divan) edebiyattaki şairlerin yaşamlarını anlatan tezkireler de biyografi örnekleri arasında sayılır.

    Dil Bilgisi

    Ünsüz Yumuşaması (Sert Sessizlerin Yumuşaması)
    Bir sözcük "p, ç, t, k" harflerinden biri ile bitiyorsa ünlü ile başlayan bir ek aldığında bu harflerin yumuşayarak "b, c, d, g" harflerine dönüştüğünü hatırlayınız.
    Örnekler:
    Ocak- ocağı
    Yurt- yurdum
    Sevinç- sevinci
    dolap- dolab
    sokak- sokağı


    p, ç, t, k harfleriyle biten her sözcük, ünlü ile başlayan bir ek aldığında b, c, d, g harflerine dönüşmez.
    Örnekler:
    Suç-suçu
    dost-dostu
    sat- satılmak
    yak- yakıcı
    geç-geçer

    5. GEZİ YAZISI (SEYAHATNAME)
    1. Tanımı
    Bir kişinin gezip gördüğü yerlerden edindiği izlenimleri, bilgileri aktardığı yazılara gezi yazısı denir.
    Eskiden geziye çıkmayı uğraş edinmiş kimselere gezgin (seyyah), gezi yazılarına da seyahatname adı verilirdi.
    Gezi yazılarında amaç; yurt içinde ya da yurt dışında gezilip görülen yerlere ilişkin bilgi vermek, o yerlerin güzelliklerini, görülmeye değer yanlarını, insanların yaşayış biçimlerini tanıtmaktır. Gezi yazılarını okuyan kimseler anlatılan yerler hakkında bilgi sahibi olur.
    Gezi yazıları; tarih, coğrafya, toplum bilimi, hukuk, folklor için de bilgi kaynağıdır. Ünlü gezginlerin seyahatnameleri, insanlar ve ülkeler hakkında önemli bil*giler verirler.

    2. Özellikleri
    Gezi yazıları, insanoğlunun yaşadığı yerlerin dışındaki yerleri görme merakından doğmuştur.
    Gezi yazılarında anlatılanlar hayal ürünü değil, gerçektir. Gezilip görülen yerler gerçekte olduğu gibi anlatılır.
    Yabancı terimler ve kavramlar açıklanarak akıcı, anlaşılır bir dil kullanılmalıdır. Okuyucunun kolay bilgi edinmesi için karşılaştırmalar yapılır.
    Gezi yazısında, okuyucu için sıradan olanların ilgi çekici olanlara yer verilmelidir. Gezi yazısı kaleme alacak olan kişinin halkın yaşayışını, gelenek ve göreneklerini, doğa güzelliklerini, anlatabilmesi için çok iyi gözlem yapması gerekir.
    Yazarın seçiciliği önemlidir.
    Görülen yerin kültür, tabiat zenginlikleri, tarihî özellikleri ve yaşama biçimi hakkında okuyucuya bilgi verilir.Gezi yazılarında tanımlama, betimleme ve açıklamadan yararlanılır.
    Dil Bilgisi

    Ses Daralması
    "a,e" ile biten bir fiilin (eylem) sonuna -yor eki geldiğinde "a,e" harfleri daralıp "ı, i, u, ü" harflerine dönüşür. Bu olaya ses daralması denildiğini hatırlayınız.


    Örnekler:
    Yanlış Doğru
    gelme-yor gelmiyor
    seve-yor seviyor
    yazma-yor yazmıyor
    gülme-yor gülmüyor
    bulma-yor bulmuyor
    söyle-yor söylüyor

    6. SOHBET (SÖYLEŞİ)
    1. Tanımı
    Konuşup, görüşme anlamına gelir. Makale planıyla, bir söyleşi havası içinde
    yazarın kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazılara sohbet (söyleşi) denir.

    2. Özellikleri
    Bir kimse ile konuşur gibi yazılır.
    Anlatım, samimî konuşma şeklinde olur.
    Günlük sanat olaylarını ve genel konuları ele alır.
    Yazarın nükteleri ve içtenliği anlatılanları çekici hâle getirir.

    Dil Bilgisi
    Ek Olan "-ki" ve Bağlaç Olan "ki"nin Yazımı
    Ek olan "-ki"nin sözcüğe birleşik yazılıp ünlü uyumları kurallarına uymadığını; bağlaç olan "ki"nin sözcük olduğu için ayrı yazıldığını hatırlayınız.

    Örnekler:
    İçindeki kıvılcımın farkına vardı.
    Sokaktaki adamda kendini gördü.
    Benim basketbol topum bahçede, seninki nerede?
    Bana bunları söylemek istedi ki kendini tutamadı. O kadar ki anlatmakla bitiremez. Senin söylediklerini o fark edemez ki.
    "dünkü, bugünkü" sözcüklerinin dışında -ki eki ünlü uyumlarına uymaz.
    "sokaktaki" sözcüğünde olduğu gibi.

    "hâlbuki, sanki, mademki" gibi birkaç örnekte "ki" bağlacı sözcüğe birleşik yazılır.
    Ek Olan "-de" ve Bağlaç Olan "de"nin Yazımı
    Ek olan "-de"nin sözcüğe birleşik yazıldığını; bağlaç olan "de"nin sözcük olduğu için ayrı yazıldığını hatırlayınız.
    Örnekler:
    Kalbimde yas var dese de yüzü hep gülüyor, kimseyi inandıramıyordu.
    Yağmurda ıslandık.
    Ayakta durmak ona zor geldi.
    Sizin de bizim gibi düşündüğünüzü sanıyordum. Söylediği sözlere de şaşırdı, yaptığı hareketlere de. Gidip de dönmemek var, gelip de görmemek var.
    "-de" bağlacı ünsüz benzeşmesi kuralına uyar "-te, -ta" şeklinde kullanılır.
    "Ayakta" sözcüğünde olduğu gibi. Bağlaç olan "de" için böyle bir durum söz konusu değildir. Her zaman "de, da" olarak kullanılır.

    Soru Edatı "mi"nin Yazımı
    Soru edatı olan "mi" kendisinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır. Çünkü cüm*lede bağımsız bir sözcük olarak değerlendirilir. Kendisinden sonra gelen eklerle de birleşik yazılır.

    Örnekler:
    Konuşsaydı onu anlar mıydım?
    Böyle mi esecekti son günümde bu rüzgâr?
    Söyledikleri yalan mı?

    7. HABER YAZILARI

    1. Tanımı
    Toplumda veya tabiatta meydana gelen çeşitli olay, durum ve görünümle ilgili bilgi ve duyurulara haber denir. Bu haberlerin halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazılara da haber yazıları denir.
    Haber kaynakları üçe ayrılır:
    Resmî haberler : En etkili kişilerden öğrenilir.
    Özel haberler : Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
    Ajans haberleri : Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.
    Haber yazıları konularına göre;
    Siyasal haber yazıları,
    Sanatla ilgili haberler yazıları,
    Ekonomiyle ilgili haber yazıları,
    Bilimsel ve teknik haber yazıları,
    Sosyal haber yazıları,
    Spor haber yazıları olmak üzere gruplandırılabilir.

    2. Özellikleri
    Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.
    Haberler doğru olmalıdır.
    Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru olmalıdır.
    Haber yazıları toplumun büyük bir kısmını ilgilendirmelidir.
    Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır.
    Yanlış anlaşılmalara yer verecek cümlelerden kaçınılmalıdır.
    Anlatılanlar ilgi çekici olmalıdır.


    5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK'da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler.

    Dil Bilgisi

    Noktalama İşaretleri

    Nokta (.)
    a. Cümle sonunda yer alır.
    Teslime'nin İbrahim Erdem'i sevdiğini biliyorum.
    b. Kısaltmalarda kullanılır.
    vb. , T.C. , Prof. Dr.
    TBMM, TDK, MEB, AB, TÜBİTAK gibi kısaltmalarda nokta işareti kullanılmaz.
    c. Sayılarda sırayı belirtir.
    I. Dünya Savaşı, IV. Murat, 10. öğrenci
    d. Tarih yazımında kullanılır.
    10.03.2005

    Virgül (,)
    a. Eş görevli sözcük, sözcük grupları ve cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır.
    Matematik, fen, fizik, biyoloji gibi sayısal derslere ilgi duydu.
    b. Cümle içindeki ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır.
    Beklenmedik bir anda, bunu bilmeliydik, çıkıp geldi.
    c. Hitap sözcüğünden sonra kullanılır.
    Sevgili dostum, yine kalbini kırdım değil mi?
    d. "evet, hayır, yok" gibi sözcüklerden sonra kullanılır.
    Evet, bu sözleri duymak beni gerçekten mutlu etti.
    e. Cümlede özellikle vurgulanması gereken sözcükten sonra kullanılır.
    Cem, Semih'e bu sözleri söylemiş olamaz.


    Noktalı Virgül
    a. Bağlı cümleleri ayırmak için kullanılır.
    Kitaplar kısa sürede okunur; raflara yerleştirilir.
    b. Virgülle sıralanmış grupları ayırmak için kullanılır.
    Yaban, Çalıkuşu, Ateşten Gömlek roman; Yüz Akı, Diyet hikâye; Hemşirem İçin şiirdir.
    c. "ama, fakat" gibi iki cümleyi birbirine bağlayan edatlardan önce kullanılır.
    Bugün Ankara'ya yağmur yağmış; ama biz görmedik.

    İki Nokta
    a. Örneklerden önce kullanılır.
    Kişi zamirleri şunlardır: ben, sen, o, biz, siz, onlar.
    b. Açıklaması yapılacak cümlenin sonunda kullanılır.
    Mutluluklarını gölgeleyen bir şey vardı: Ayrılık.
    c. Konuşma metinlerinde konuşan kişilerden sonra kullanılır.
    Babam:
    Hoş geldiniz. Mustafa:
    Teşekkür ederim.

    Örnekler ve açıklamalar dışında iki nokta işaretinden sonra büyük harfle başlanır.


    Üç Nokta (...)
    a. Bitmemiş, yarım kalmış cümlenin sonunda kullanılır.
    Ümit Can'ın da söyleyecek sözleri vardı ki...
    b. Söylenmek istenmeyen söz yerine kullanılır.
    Sonunda G... ile görüşüp bir yarışma düzenlenmesine karar verildi.
    c. Alıntılarda atlanan yerleri göstermek için kullanılır.

    “…
    kitaplarını masanın üzerine bırakıp pencerenin yanında duran sandalyeyi getirdi. Yavaşça oturup kimseye selam vermedi."

    Soru İşareti (?)
    a. Soru anlamı taşıyan cümlelerden sonra kullanılır.
    Bu sorunun cevabını biliyor musunuz?
    b. Cümle içerisinde bilinmeyin bir ifade, yer, tarih vb. için kullanılır.
    Muhsin Efendi, 1412 - ? yılları arasında Horasan'da yaşadı.


    Ünlem İşareti (!)
    a. Heyecan ifade eden (sevinç, korku, hayret, acı vb.) sözcük ve cümlelerden sonra
    kullanılır.
    "İmdat!" diye bir ses işitti.
    b. İfadeye alay anlamı katmak için kullanılır.
    Bu yıl çok ders çalışacak (!) Derslerinin hepsinden yüksek notlar alacakmış (!)
    c. Hitaplarda kullanılır.
    Ey Türk Gençliği!

    Tırnak İşareti (" ")
    a. Başkasına ait aktarılan sözler tırnak işareti içerisinde gösterilir.
    "Sen dinlenmeden iyileşemezsin." dedi.
    b. Cümlede vurgulanmak istenen söz veya söz grupları tırnak işareti içerisinde gösterilir.
    Bu sorunu çözmek için "Açık Öğretim Lisesi Müdürlüğüne" bir dilekçe yazınız.
    Kesme İşareti (,)
    a. Özel isimlere gelen çekim eklerinden önce kullanılır.
    Aydın'ın mezuniyet törenine gidemedik.
    b. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için kullanılır.
    AB'ye uyum süreci uzun zaman alacak.
    c. Sayılardan sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.
    Okula 12'nci öğrenci olarak kaydoldum.
    \ Özel isimlerden sonra gelen yapım eklerinden önce kesme işareti kullanılmaz.
    İstanbullu örneğinde olduğu gibi.
    Konuşma Çizgisi (-)
    Konuşma cümlelerinden önce kullanılır. Küçük kız elini uzattı:
    Haydi tut.
    Neden?
    Barışmak için.
    Birleştirme Çizgisi (-)
    Cümle içerisindeki ara söz veya cümleleri ayırmak için kullanılır.
    Görenler hayret ederdi. Arabasına kimse eski diyemezdi. Bu araba - dede yadigârı -onunla bütünleşmişti.


    8. FIKRA
    1. Tanımı
    a. Gazetelerde; güncel, önemli, özelliği olan konuları belgelendirme gereği duymadan dşisel bir görüş olarak açıklayan kısa yazılardır.

    b. Bir tür küçük hikâyedir. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan gülünç olaylar ile soyut konular işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasındaki çatışmalar konu edilir.

    .2. Özellikleri
    Her konuda fıkra yazılabilir.
    Güncel, siyasal, toplumsal sorunlarla ilgili yazılardır. Siyasal ve toplumsal olaylar anlatılırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntıya yer verilmez.
    Geniş kitleyi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş farklı konular ele alınır.
    Düşünce ağırlıklıdır.
    İddialı ve ispatlayıcı yönü çok yoktur.
    Fıkra yazarı, geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır, açık ve durudur.


    Dil Bilgisi
    Anlam Kayması
    Sözcüğün eski anlamını kaybederek yeni bir anlam kazanmasına anlam kayması denildiğini hatırlayınız.
    Örnek:
    "ucuz" sözcüğü eskiden "değersiz, kolay" anlamına gelen bir sözcükken zamanla anlam kaymasına uğramış ve bugünkü anlamını kazanmıştır.


    Anlam Genişlemesi
    Bir sözcüğün ifade ettiği anlamın dışına çıkarak kapsamının genişlemesine anlam genişlemesi denildiğini hatırlayınız.
    Örnek:
    "ödül" sözcüğü dar anlamda yalnızca güreşte başarılı olanlara verileni karşılarken zamanla bütün başarılı durumlar için verileni karşılamak için kullanılan bir sözcük olmuştur.

    Anlam Daralması
    Bir sözcüğün pek çok anlamı varken bu anlamlardan bazılarını zamanla kaybetmesine anlam daralması denildiğini hatırlayınız.
    Örnek:
    "oğul" sözcüğü eskiden çocuklar için kullanılan bir söz iken zamanla yalnızca erkek çocukları için kullanılan bir sözcük hâline gelmiştir. Artık kız çocuklar için " o ğul" sözcüğü kullanılmamaktadır. Sözcük bu anlamını kaybetmiş ve anlam daralmasına uğramıştır.


    9. DENEME
    1. Tanımı
    Bir yazarın özgürce seçtiği herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan, kişisel görüş ve düşüncelerini serbestçe anlattığı yazılara deneme denir.
    Kendisinden önce benzeri yazılar yazılmış olmakla birlikte 16. yüzyılda deneme kavramını ilk kez kullanan Fransız yazarı Montaigne (Monteyn)'dir. Denemeler adını verdiği yazıları, bir edebiyat türünün adı olmakla kalmamış, benzerlerinin de yazılmasına yol açmıştır.

    Denemenin Amacı;
    Okuyucuyu düşünmeye yöneltmek,
    Hayatın gerçeklerini ortaya koymak,
    Kültür alanındaki değişme ve gelişmeleri fark ettirmek,
    Birey-toplum ilişkisini dile getirmek vb.

    Konularına ve Yazılış Amaçlarına Göre Denemeler;
    Klasik deneme,
    Edebî deneme,
    Felsefî deneme,
    Eleştirel deneme olmak üzere gruplandırılır.


    2. Özellikleri
    Denemede konu özgürce seçilir.
    İnsanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, ahlâk, töre, bilim, siyaset vb.) denemenin konusu olabilir.
    Deneme yazarı kendisiyle konuşur gibi yazar.
    Dili doğru ve güzel kullanır.
    Düşünce ufku geniş ve kendine özgü bilgi birikimine sahiptir.
    Kendi duygularının dışında başkalarının düşüncelerine de saygı duyar.
    Denemeci ele aldığı konuyu içtenlikle anlatır.
    Denemeci, bayağı bir anlatıma inmeden terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir üslubu tercih eder.
    Denemeci, denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak amacında değildir.
    Deneme, herhangi bir konuda düşündürücü, öğretici, inandırıcı ve ufuk açıcıdır.
    Deneme rahat okunan bir düşünce yazısıdır.
    Denemecinin öne sürülen her düşünce ya da savı doğrulama, kanıtlama gibi bir kaygısı yoktur. Deneme, makale ve eleştiriden bu yönüyle ayrılır.
    Deneme yazarı birçok kaynaktan beslenir: Felsefî, sosyolojik, tarihî tema ve olay*ların yanında bilimsel veriler ve ünlü kişilerin özdeyişleri olabilir. Yine de denemeci seçtiği konuyu farklı bir yaklaşımla işler.

    Deneme türünün en eski örneklerini "deneme" terimi daha kullanılmadan önce Eski Yunan ve Latin edebiyatlarında görmekteyiz: Bunlar; Epiktetos'un (Epiktetos) S ohbetler, Eflâtun'un (Eflâtun) Kimi Diyaloglar, Cicero'nun (Çiçero) Kimi Eserleri'dir.



    Deneme türünün tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?

    Deneme türü özellikle Aydınlanma Çağında (Rönesans) önemli bir gelişme göstermiş, daha sonra özellikle Romantizm akımından (19. yüzyıl) bu yana yaygınlaşarak çağdaş edebiyatın en önemli türlerinden biri hâline gelmiştir.


    Fransız edebiyatında bu türün kurucusu olan Montaigne, İngiliz edebiyatında Bacon (Beykın) önemli deneme yazarlarıdır.


    Deneme türüne özellikle Cumhuriyet Döneminde yakın ilgi gösterilmiştir.

    .

    Dil Bilgisi
    Eş Anlamlı Sözcükler
    Yazılışları farklı anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
    Üzüntü- keder- dert
    Beyaz- ak

    Eş anlamlı sözcükler her zaman birbirlerinin yerine kullanılmaz.

    Örnekler:
    "başına dert açmak" deyiminde "baş" sözcüğünün yerine eş anlamlısı olan "kafa" sözcüğünü kullanarak "kafasına dert açmak" şeklinde olamaz.
    "kara günler" yerine "siyah günler" denilemez. Eş Sesli Sözcükler
    Yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcüklere eş sesli sözcükler denildiğini hatırlayınız.

    Örnekler:
    Bir salkım üzüm için Minnet etmem asmaya Ben o yârdan vazgeçmem Götürseler asmaya
    (asma: üzüm çubuğu; asma: asılma eylemi) Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler


    Anlam bakımından birbirine karşıt olan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
    Örnekler:

    Az-çok ince-kalın uzun-kısa aydınlık-karanlık sessizlik-gürültü


    10. MAKALE
    1. Tanımı
    Bir konuda bilgi verirken veya bir gerçeği savunurken, türlü kanıtlardan faydalanan, bunları bilimsel biçimde inceleyen gazete ve dergi yazılarına makale denir.
    Gazetenin ilk sayfasının ilk sütununda çıkan makaleye başmakale; yazarına da başyazar adı verilir.


    Başmakalede, gazetenin tutumuna uygun fikirlerle günlük genel olaylar yer alır.

    2. Özellikleri
    Makalenin amacı, toplumu ilgilendiren bir düşünceyi geniş halk kitlelerine yaymaktır.
    Makaleler, bilgi vermeye ve fikirleri açıklayıp kanıtlamaya çalışan yazılardır.
    Temel ögesi düşüncedir.
    Bir fikri açıklayıp kanıtlayarak zihinlere aşılamak için yazılır.


    Makaleler her konuda yazılabilir (edebiyat ve sanat, sosyal, siyasal, askerlik, din ve ahlâk, tıp ve sağlık, spor, kültür, tarih vb.).
    Makale türü, edebiyatımıza Tanzimat Döneminde gazete ile birlikte Batı'dan giren bir türdür. Düşünce yazıları içinde en ağırbaşlı ve en zor olan tür makaledir. Makalenin amacı bilgi vermektir ama bu bilgi ansiklopedik bilgilerden çok farklıdır. Ansiklopedik bilgide, tanıtma, açıklama, sıralama ve kendiliğinden kesinleşmiş olma özellikleri vardır. Oysa makalede kişilik sezinleten bir anlatım, bir yorum ve inandırma eğilimi, bir amaç vardır.
    Bilim ve kültür alanında yazılan makaleler, sınırlı bir kültür kesimine ulaşmayı amaçladığından bu makalelerde daha bilimsel bir dil kullanılır.
    Gazete ve dergilerdeki makalelerse, geniş halk kitlelerine ulaşmayı amaçladığından yazar, dilini daha açık, daha popüler ve daha anlaşılır bir düzeyde tutar, özel terimler kullanmaktan kaçınır.
    Makale yazarı;
    Kendi alanında geniş ve köklü bilgiye sahip olmalı,
    Sorunlara tarafsız bir gözle bakmalı,
    Dili iyi kullanmalı,
    Genel kültürü geniş olmalıdır.



    Deneme ile makale arasında ne fark vardır?

    Denemelerde kişisel düşünce yer alır. Söylenenlerin kanıtlanmasına ihtiyaç duyulmaz. Denemelerde ele alınan konular, kesin sonuçlara bağlanmaz. Makalelerde ise bilgi vermek, bir fikri açıklamak ön plandadır. Düşünce yönü ağır basar; kanıtlamaya ve açıklamaya dayanır. Kesin bir sonuca ulaşmak hedeflenir.


    Dil Bilgisi

    Sözcük Grupları

    Deyimler
    Genellikle gerçek anlamlarını kaybederek yeni anlam oluşturan kalıplaşmış söz öbeklerine deyim denildiğini hatırlayınız.



    Aklına düşmek Bağrına taş basmak Ayakları yerden kesilmek İğne atsan yere düşmemek Kaçmaktan kovalamaya vakti olmamak


    İkilemeler
    Anlatımı daha güçlü ifade edebilmek için bir sözcüğün ya aynısını, ya yakın anlamlısını, ya karşıt anlamlısını tekrar kullanarak oluşturulan söz öbeğine ikileme denildiğini hatırlayınız.

    Örnekler:
    Beyaz beyaz tomurcuk Yalan yanlış konuşmalar İyi kötü günler


    Biri anlamlı biri anlamsız iki sözcüğün de ikileme oluşturabileceğini unutmayınız.

    Örnekler:
    Yırtık pırtık elbise Çarpık çurpuk bacak


    Tamlamalar
    İsim tamlamaları ve sıfat tamlamaları da sözcük grupları içerisinde yer almaktadır.

    Gülün rengi solmuş. (Belirtili isim tamlaması)
    Evin içini çocuk sesleri doldurdu. (Belirtisiz isim tamlaması)
    Köye asfalt yol yapıldı. (Takısız isim tamlaması)
    Bilgisayarın klavyesinin tuşlarını temizledim. (Zincirleme isim tamlaması)
    Keskin sirke küpüne zarar. (Sıfat tamlaması)

    Edat Grubu
    Edatlarla (için, ile, gibi, beri, üzere vb.) kurulan sözcük gruplarını örneklerle hatırlayınız.

    Bu kitap, çocuklara göre değil. Onun kadar dürüst bir insan görmedim. Sabahtan beri ders çalışıyor. Bu mektup senin için yazıldı.

    Ünlem Grubu
    Ünlemlerle (ay, ey, eyvah, oh vb.) oluşan sözcük gruplarıdır. Örnekler:
    Vay be! Bu sözleri o mu söyledi? Ey güzel İstanbul!


    Unvan Grubu
    Akrabalık sözcükleri ve bir kişinin unvanını bildiren sözcüklerle kurulan söz öbekleridir.

    Sorunuza Hasan Bey cevap verecek.
    Pakize Teyze, Didim'e tatile gitti.
    Erzurumlu Emrah'ın bir şiiri okundu.
    Çolak Salih neden çolak olduğunu anlatmak istemedi.

    Unvan olan sözcük, bir kişinin mesleği, nereli olduğu, rütbesi veya kişiliği ile ilgili bir sözcük olabilir.


    11. ELEŞTİRİ (TENKİT)
    1. Tanımı
    Bir eseri, sanatçıyı, dönemi veya okuyucuyu değerlendirmek amacıyla yazılan yazılara eleştiri denir.
    Eleştiri yapan ve yazan kişiye de eleştirici, eleştirmen, eleştirmeci adı verilir.


    2. Özellikleri
    - Eleştiride eserin veya sanatçının gerçek değerinin belirtilmesi amaçlanır.

    Eleştiri yapan kişi;
    Geçmişin ve çağının sanat olaylarını iyi bilmeli,
    Geniş bilgi ve kültür birikimiyle donanımlı olmalı,
    Dünya edebiyatı, sanatı ve kültürüyle ilgili genel bilgilere sahip olmalı,
    Eleştirdiği konuyu, eseri veya olayı bütün olarak kavramalı,
    Bir sanat eserinin gerçek değerini, özünü, yapısını, değerli-değersiz yönlerini ortaya koymalıdır.

    Yazarın eser karşısındaki tavır ve tutumuna göre eleştiri yazıları;
    Nesnel,
    Öznel olarak gruplandırılır.

    Eleştiri yazılarında yazarın nesnel olması, eleştirdiği konu üzerinde tarafsız kalabilmesidir.
    Eleştiri yazılarında yazarın öznel olması ise eleştirdiği konu üzerinde kendi düşüncelerini de belirterek taraflı bir tutum sergilemesidir.

    Eleştiri yazıları, ele aldıkları konu ve ele alış biçimleri bakımlarından;
    Eseri konu alan eleştiri yazıları,
    Sanatçıyı ele alan eleştiri yazıları,
    Eserin yazıldığı dönemi konu alan eleştiri yazıları,
    Okuyucuyu değerlendiren eleştiri yazıları,
    Eseri, sanatçıyı, dönemi, okuyucuyu birlikte ele alan eleştiri yazıları olmak üzere gruplara ayrılır.



    Dil Bilgisi

    Anlamları Bakımından Sözcükler

    İlk Anlam
    Sözcüklerin sözlükteki ilk anlamıdır. İlk anlam (gerçek anlam, temel anlam), sözcüklerin ilk ve genel anlamı olduğunu hatırlayınız.

    Örnek
    Sıcak çaydan ağzım yandı. Örneğinde olduğu gibi "ağız" sözcüğünün ilk anlamı bir organ ismidir.

    Yan Anlam
    Bir sözcüğün ilk anlamıyla ilişkili olarak zamanla ortaya çıkan farklı anlamlara yan anlam denildiğini hatırlayınız. Yan anlam kazanan sözcükler, genellikle ilk anlam*la yakıştırma ve benzerlik ilgisi içerisindedir.

    "göz" sözcüğünün ilk anlamı bir organ ismi iken, zamanla sözcük "çekmecenin gözü" örneğinde olduğu gibi yeni bir anlam kazanmıştır.

    Mecaz Anlam
    Bir sözcüğün ilk anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denildiğini hatırlayınız.

    "yanmak" sözcüğünün ilk anlamı "bir cismin ateşte uğradığı durum" iken "Derdi o kadar çok ki hangisine yansın?" cümlesinde "üzülmek" anlamında mecaz olarak kullanılmıştır.

    Terim
    Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili sözcüklere terim denildiğini hatırlayınız.

    Örnek:
    "özne, yüklem, tümleç" dil bilgisi terimleri "kare, silindir, açı" matematik terimleridir.

    Terimlerin, mecaz ve yan anlamı yoktur.

    Soyut Anlam
    Beş duyu organından biriyle algılanamayan kavramları karşılayan sözcüklere soyut anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.

    Örnekler:
    "kıskançlık" , "kin", "hassasiyet", "mutluluk", "güzellik" vb.

    Somut Anlam
    Beş duyu organından biriyle algılanabilen varlıkları veya kavramları karşılayan sözcüklere somut anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
    Örnekler:
    "cadde", "bilgisayar", "deniz", "ayak", "Türkiye" vb.



    ÜNİTE III


    SÖZLÜ ANLATIM
    Röportaj
    Mülakat (Görüşme)
    Söylev (Hitabet, Nutuk)



    1. RÖPORTAJ
    1. Tanımı
    Herhangi bir konu ya da sorunun değişik boyutlarıyla ele alınıp işlendiği gazete ve dergi yazılarına röportaj denir.
    Röportaj, gazete haberlerinin daha genişletilmiş ve yazarın kişisel görüşleriyle zenginleştirilmiş yazılardır.

    2. Özellikleri
    Röportaj yapan kişi, röportajında elde ettiği bilgilerle kendi görüş ve düşüncelerine de yer verir.
    Genellikle bu yazılar çeşitli ses kayıtları, belge ve fotoğraflarla tamamlanır. Röportaj yazarı, gördüklerinin fotoğraflarını da çekerek yazısına ekler.
    Röportajda önemli olan, birçok kişinin gördüğü ve bildiği şeyleri ustaca dile getirmektir.
    Röportajcı, yalnızca gördükleriyle, izlenimleriyle yetinmez. Konuyla ilgili derinlemesine araştırma ve inceleme yapar, ilgililerin bilgisine başvurur.
    Röportajcının amacı, konuyu çarpıtmadan belgesel olarak okuyucuya sunmak, okuyucuyu konunun içinde yaşatmak, kamuoyunu aydınlatmaktır.
    Röportajlar, okuyucunun dikkatini çekecek ve onları bazı konularda düşündürecek biçimde düzenlenir.
    Röportaj, tek bir yazı olabileceği gibi, aynı konuda dizi yazı da olabilir.
    Röportajlarda öğretici, açıklayıcı, kanıtlayıcı, betimleyici vb. anlatım türlerinden yararlanılır.


    Konularına göre röportajlar

    Bir yeri konu alan röportajlar (Röportajı yapılan yerin bütün özellikleri bilinmeli. Bu nedenle ilginç yönlerin film, ses kayıt ve fotoğraflarla belgelenmesi gerekir.
    İnsanı konu alan röportajlar (Belli bir alanda üne kavuşmuş kişilerin özellikleri belirtilir.)
    Eşyayı konu alan röportajlar (Haber konusu olan eşya, her yönüyle bilinmeli; dikkat çekecek ve okuyanları düşündürecek yönleriyle anlatılmalıdır.)

    Dil Bilgisi

    Yapı Bakımından Sözcükler

    Basit Sözcük
    Kök hâlindeki sözcüklerdir. Herhangi bir yapım eki almamış sözcüklere basit sözcükler denildiğini hatırlayınız.

    Örnekler:
    kapı, geldi, güzel, yarın, okulda vb. Basit sözcükler çekim ekleri alır.

    Türemiş Sözcük
    Kök sözcüklerin, yapım eki alarak yeni anlam kazanmasıyla oluşan sözcüklere türemiş sözcük denildiğini hatırlayınız.
    Örnekler
    Bil - gi Bilgi
    Bil - inç Bilinç
    Say - gı Saygı
    Son - suz-luk Sonsuzluk
    Sınır - sız - ca Sınırsızca

    Yapım ekleriyle birlikte çekim ekleri de kullanılabilir. Örnekler
    Bil - im - in Bilimin
    Say - gı - da Saygıda

    Birleşik Sözcük
    Birden çok sözcüğün birleşerek yeni bir kavram oluşturduğu sözcüklere birleşil sözcük denildiğini hatırlayınız.

    Örnekler
    Bilgi - sayar Bilgisayar
    Kahraman - Maraş Kahramanmaraş
    Hanım - eli Hanımeli
    İmam - bayıldı İmambayıldı
    Gül - veren Gülveren

    Siz de herhangi bir konuda ön hazırlık yaparak bir röportaj gerçekleştiriniz (Röportaj yapmadan önce neler bilmeniz gerektiğini ve nasıl hazırlanacağınız konusunda bir plan yapınız.

    2. MÜLAKAT (GÖRÜŞME)
    1. Tanımı
    Mülakat buluşma, görüşme, konuşma anlamına da gelmektedir.
    Zamanın ünlü kişilerini herhangi bir gazetecinin ziyaret etmesi ve ona alanıyla ilgili sorular sorarak sorularına cevap almasıdır.

    2. Özellikleri
    Mülakat metinleri öğretici ve ufuk açıcıdır.
    Alanında tanınmış kişilerle mülakat yapılır.
    Alınan cevaplar, aynen ve yorumlanmadan yayımlanır.
    Mülakat yazılarında; görüşülen kimsenin adı, ne işle uğraştığı, hangi amaç için kendisiyle konuşulduğu, buluşma yeri; sorular ve cevaplar; mülakat yapılan kimsenin o konu üzerindeki temel görüşü belirtilmelidir.
    Cümleler açık, yalın olmalı; diyalog çizgisinden ve tırnak işaretinden faydalanılmalıdır.
    Genelde söyleşmeye bağlı anlatım türü kullanılır.

    Mülakat yapan kişi;
    Mülakat yapacağı kişiden görüşme zamanını belirlemesini istemeli,
    Konuşacağı kişi ve konu hakkında bilge edinmeli, ön hazırlık yapmalı,
    Sabırlı, dikkatli ve nazik olmalı,
    Söz başka bir konuya atlarsa, tekrar konuyu toparlamalı ve konuya dönmeli,
    Kültürü ve becerisiyle karşısındakini konuşmaya ikna edebilecek beceriye sahip olmalı,
    Hep kendi konuşarak karşısındaki kişiyi sıkmamalıdır.

    3. SÖYLEV (NUTUK, HİTABET)
    1. Tanımı
    Bir topluluk önünde belirli bir konuda yapılan etkili ve inandırıcı konuşmalara söylev (nutuk) denir.
    Söylev kavramı eskiden nutuk terimiyle karşılanır; topluluk önünde konuşma sanatına hitabet, söylevciye de hatip denirdi.
    Söylev söz ve sesle birleşen bir sanattır. Söylevde amaç nedir?

    Söylevde amaç, dinleyenleri kendi düşüncesinden yana çekmektir. Bu nedenle söylenen sözler ve söyleyiş biçimi inandırıcı, etkileyici, coşturucu nitelikler taşımalıdır.
    İnsanları heyecanlandırmak, bir fikri, bir kanaati insanlara aşılamak ve benimsetmek önemlidir.


    2. Özellikleri
    Söylevci söylevin çeşidine ve konuya bağlı olarak anlaşılır sözcükler seçmeli; cümleler kısa, yalın, akıcı, içten ve etkili olmalıdır.
    Söylevcinin, konuştuğu konuyu çeşitli yönleriyle iyice bilmesi ve söyleyeceklerine inanması gerekir.
    Söylev veren kişi konuşmasını duruş, jest ve hareketleriyle desteklemelidir.
    Söylevcilerin en önemli yeteneği toplulukları inandırmadaki güçleridir. Ayrıca iddiaları kanıtlaması ve dinleyicide oluşacak kuşkuları ortadan kaldırması gerekir.
    Söylev tiyatro ile birlikte gelişmiştir.
    Hemen her yazı türü yeri gelince söylevden yararlanır.
    Sesi topluluğun sesine dönüştürme, coşturma, toplulukta duygusal doruklar ve insanda tartışma atmosferi yaratmak söylevin önemli özelliklerindendir.
    Söyleyişte yersiz ve gereksiz vurgular, anlaşılmaz ve abartılı sözler, aşırı ses yükseltmelerinden kaçınılır.
    Dilin alıcıyı harekete geçirme işlevi ile heyecana bağlı işlevi birlikte kullanılır.
    Dinleyicilerin zevk, kültür düzeyleri ve gereksinimleri konuşmacı tarafından dikkate alınır.
    Etkili, heyecanlı ve açık cümlelerle söylev bitirilir.
    Konularına göre kaç tür söylev vardır?

    Konularına göre söylevler
    a. Siyasi söylev : Genellikle parlamentolarda, diplomatik toplantılarda, mitinglerde
    söylenen siyasî amaçlı söylevlerdir.
    b. Dinsel söylev : Tapınaklarda bireysel ve toplumsal sorunları dinsel açıdan yorum-
    layan söylevdir. İslâmî toplumlarda bu tür söylevlere hutbe denir.
    c. Hukuksal söylev : Mahkemelerde, yargılama sırasında suçlamak ya da savunmak
    amacıyla söylenen söylevdir.
    d. Akademik söylev: Akademilerde, bilim toplantılarında söylenen söylevdir.
    Akademik kabullerde, açılış, kapanış ve ödül törenlerinde yapılan bilimsel içerikli
    söylevler de vardır.
    e. Askerî söylev : Ordunun moral gücünü yükseltmek ve güven duygusunu artırmak için askerlere yönelik verilen söylevdir.


    Söylev türünün tarihsel gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

    Söylev türünün ilk örneklerini Eski Yunan ve Roma dönemlerinde görüyoruz. Eski Yunan edebiyatında Demosthenes (Demostenes), Lâtin edebiyatında Cicero (Çiçero), Fransız edebiyatında Bossuet (Bosse), Mirabeau (Mirabu) ve Robespiere (Robespiyer) ilk akla gelen tanınmış söylevcilerdendir.
    Ülkemizde toplanma ve söz özgürlüğünün sağlandığı II. Meşrutiyette yetişen en tanınmış söylevciler Ömer Naci ile Hamdullah Suphi Tanrıöver'dir.
    Cumhuriyet Döneminin en büyük konuşmacısı ise Mustafa Kemal Atatürk'tür. Mustafa Kemal Atatürk "Söylev"de bir tarih belgesi örneği vererek Türk ulusu ile yaşadığı tarih dilimini bu belgede ayrıntılarıyla yorumlar.



    ayazz35, Judgeman, sinem aytan ve diğer 10 kişi bunu beğendi.
  2. hilmican

    hilmican Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2008
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Çok saol kız yarın sınav var ve ben bişey bilmiyorum cok saol.
  3. MaihL

    MaihL Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler. ben video anlatımlı dil ve anlatım derslerini nerden bulabilirm?:confused:
    bedirodabas bunu beğendi.
  4. tµ(3åNuR

    tµ(3åNuR Üye

    Katılım:
    9 Ekim 2010
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim mektubun ayrıntılı anlatıldığı bir not arıyordum bende.
  5. yigitb

    yigitb Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler
  6. bella51823

    bella51823 Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler...

Sayfayı Paylaş