Lise3 Edebiyat Çıkabilecek Sınav Sorularına Cevap lazım

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde burakayd91 tarafından paylaşıldı.

  1. burakayd91

    burakayd91 Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Sorular--

    1)1.tanzimat ve 2.tanzimat arasındaki farklar?
    2)tanzimat gazetecileri?
    3)bent ve beyitlerin açıklamaları?(hürriyet kaside...)
    4)tanzimatın genel özellikleri?
    5)namık kemal hakkında bilgi
    6)şinasi hakkında bilgi?
    7)ziya paşa '' ''
    8)tanzimatçıların isimleri ?


    arkadaslar öncelikle merhaba bu tarz sorular çıkabilir dedi arkadaşlarım yardımcı olursanız sevinirim.
    teşekkürler.
  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    2.Sorunun Cevabı

    Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Gazetecilik

    Tanzimat dönemi gazeteciliği, edebi çalışmalarla çok yakından ilgilidir. Gazeteler, edebiyat dergilerinden önce çıkmaya başladıklarından ilk edebi yazılar da gazetelerde yayımlanır.

    Basın hayatı, resmi bir gazete olan Takvim-i Vakayi (1831) ile başlar. Tanzimat’ın ilânından sonra yarı resmi Ceride-i Havadis (1840) ile devam eder. Bunu mesleki bir gazete olan Vakayi-i Tıbbiye takip eder.

    İlk özel Türk gazeteciliği ise 1860'ta Agâh Efendi ile İbrahim Şinasi'nin çıkardıkları Tercüman-ı Ahval ile başlar. Şinasi daha sonra Tasvir-i Efkâr'ı (1862) çıkarır. 1865'te Namık Kemal'e bırakılan bu gazete, 1867'de Recaizade Mahmut Ekrem tarafından yayımlanır.

    Namık Kemal, Avrupa dönüşü İbret'i (1871) çıkarmaya başlar. Ahmet Mithat, Devir (1872), Bedir (1878) gazetelerini, sonra da Tercüman-ı Hakikat'i (1878) çıkarır. Basın hayatına, Şemsettin Sami, 1876'da Sabah, 1878'de Tercüman-ı Şark gazeteleriyle 1880'de Hafta dergisini çıkarmak suretiyle katılır.

    Dönemin tanınmış diğer gazeteleri olarak Hadika (1872), Sıraç (1873), Mecmua-i Ebuzziya (1879), Basiret (1869), İstanbul (1867), Vakit (1875) sayılabilir.

    Bu dönemde sayılan altmışı bulan gazete ile yüzü aşan edebiyat, fikir ve sanat dergilerinin kültürel ve politik alandaki gelişmeye önemli katkıları olmuştur. Makale, fıkra, deneme ve haber gibi batılı yazı türleri gazete sayesinde edebiyatımıza kazandırılmıştır.

  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    3.Sorunun Cevabı

    görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
    çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

    usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
    mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

    hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
    yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

    vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
    ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

    muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
    köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

    hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye
    hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

    nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
    nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

    cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
    utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

    felekten intikam almak demektir ehl-i idrake
    edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

    durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette
    çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

    eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi
    cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

    kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
    fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

    değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
    felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

    ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
    hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

    biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i osmaniyânız kim
    muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

    biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
    cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

    biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
    bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

    ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
    kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

    kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
    müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

    felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
    dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

    anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
    ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

    vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
    ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

    müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
    vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

    civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd
    erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

    ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
    çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

    gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
    ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

    ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
    esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

    senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
    cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

    ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
    cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

    senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
    hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

    kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
    uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten

    GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ


    çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık.

    kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz, mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz.

    eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma; yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez.

    vücudun mayası, vatan toprağıdır; bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz.

    dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir; insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir.

    hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir.

    insanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir; insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler?

    kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır, fakat kendi nefsinden utanmaz.

    akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir.

    başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur; koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar.

    iktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar; metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer.

    kader, her feyzini, her lütfunu bir zaman için saklar; milletteki gevşeklikten, zayıflıktan sakın korkma!

    zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir; bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın.

    işık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir; tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın.

    biz o osmanlılar boyunun ulu soyundanız; mayamız, bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır.

    biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.

    biz o yüce yaratılışlı milletiz ki hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir.

    hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert, yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı?

    cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa, yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir.

    felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin, millet yolunda hizmetten dönersem *****yim.

    bu yolda çektiğim acılar, sıkıntılar anılsın; bunun en basit zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir, yücedir.

    vatan, bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş, aşkına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor.

    korkudan, yalvarma yakarmadan uzağım; benim yanımda görevim menfaatimden, hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür.

    ey adaletsiz, milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın; senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir.

    zulüm ile, işkence ile hürriyeti ortadan kaldırmak ne mümkün; eğer kendinde bir güç görüyorsan insanoğlundan idraki kaldırmaya çalış.

    gönülde çalışma gevheri, elmas cevherine benzer; ağırlığın tesirinden, baskının şiddetinden ezilmez.

    ey hürriyetin güzel yüzü, sen ne büyüleyici imişsin. gerçi esaretten kurtulduk derken senin aşkının esiri olduk.

    şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme; güzelliğin, milletin nazarlarından ebediyete kadar uzak kalmasın.

    ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun; dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin.

    hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir; allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun.

    ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı, artık gaflet uykusundan uyan!

    NAMIK KEMAL


    alıntıdır.

  4. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    4.Sorunun Cevabı

    Genel özellikler:



    a. Bu dönem sanatçıları, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştiri gibi yeni edebiyat türleri getirmişler, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişlerdir.



    b. Tanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal) Montesquieu, Rousseau, Voltaire gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, kanun, meşrutiyet gibi kavramları yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir.



    c. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir.



    Klasisizm, bir akım olarak bizim edebiyatımızı etkilememiştir. Kimilerinin etki saydığı, Ahmet Vefik Paşa’nın Molieré’den çevirileri ve uyarlamalarıdır. Çeviri yapmak, o akımdan etkilenmek değildir. Şinasi ise Romantizme (Coşumculuğa) kapılmadığı için Klasisizmin etkisinde gibi düşünülürse de bu yaklaşımlar doğru değildir. Özetle: Klasisizm, bir akım olarak bizim edebiyatımızı etkilememmiştir.



    d. Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Ahmet Vefik Paşa, Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa*zâde Sezai Nabi-zâde Nâzmi.) akımının etkisi altında eserler vermişlerdir.



    e. Tanzimat edebiyatı, Divan Edebiyatı’nın tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de olsa roman türlerinde eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, başta olmak üzere bazı edebiyatçılar ise bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler.



    f. Dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları dil konusunda bu düşünceyle birlikte, eski alışkanlıklarından kurtulup da öz Türkçe yazmış değildir. Türkçe, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise konuşma dilinden uzaklaşarak Divan Edebiyatı geleneklerini sürdürmüşlerdir.
  5. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
  6. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    42 konya ve burakayd91 bunu beğendi.
  7. s0niC

    s0niC Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çok iyi ya :D:D
  8. burakayd91

    burakayd91 Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler
  9. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Rica Ederim

    Teşekkür Et Butonuna Basmanız Yeterlidir.
    s0niC bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş