Makale ve Söyleşi

Konu 'Türkçe 7. Sınıf' bölümünde iremdenizz tarafından paylaşıldı.

  1. iremdenizz

    iremdenizz Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2009
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar makale ve söyleşi yazamıyorum yarına yetişmesi lazım yardımcı olur musunuz
  2. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    makale kuralı ve yazımı:Makale Nedir ? Makale Nasıl Yazılır?
    Makale, belirli bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazı türüne denir. Gazete, dergi ve internette yayınlanır. Ayrıca herhangi gerçeği açıklığa kavuşturmak, bir konuda görüş ve tezler ortaya koymak ve bir hipotezi savunmak, desteklemek için yazılmış olan yazılara da makale denir.

    Makale yazarken aşağaıdaki kriterler önemlidir:

    -Anlatımda sade ve belirli bir formata uygun olursa daha iyi olur.
    -Somut özellikler ön plandadır.
    -Öne sürülen düşünce ve tez kanıtlamak icap eder.
    -Makele yazarken belirli bir konu yoktur. Yazar her konuda yazabilir.
    -Gazetee dergi ve internette yayımlanır.

    Ayrıca bilimsel standartlarda makale yazmak çok önemlidir. Örneğin çok önemli bir hipotezi ispatlasanız dahi eğer bu bilimsel makale formatına uygun değilse hiç bir bilimsel yayında itibar görmez hatta yayınlanmaz. Bu sebeple akademik kariyer sahibi insanlar makalelerini belirli bir formata uygun kalarak yazmak zorundadır. Bu okuyanların işini kolaylaştırır. Akademik bilgi düzeyi ve yazılan hipotezin doğruluğu ile ilgili makale arasında bilimsel bilgi düzeyi açısından direk bir bağlantı olmasa da, bilimsel makale yazma alışkanlığınız ve formata uygunluğunuz karşı tarafın sizi değerlendirmesinde rol oynayabilir. Akademik süreçde bilimsel dünyaya sunulan bir bilgi demetinin başarısı ,anlaşılır bir düzeydeki dille ve formatına uygun bir biçimde karşı tarafın yargı gücüne sunulmuş olma özellikleri ile doğru orantılıdır.


    BİLİMSEL MAKALE NASIL YAZILIR VE YAYIMLANIR ?
    Türkiye'nin bilim lokomotifi Tübitak her zaman ki gibi bilimsel bir makalenin nasıl yazılıp yayınlanacağına dair mükemmel bir web sayfası hazırlamış. Aşağıdaki linke tıklayarak detayları görünüz.


    Örnekte ekliycem
    iremdenizz bunu beğendi.
  3. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Makale Nasıl Yazılır?

    Makale Türünün Özellikleri
    (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri)

    Makale, temeli düşünce olan yazı türüdür. Makalede konu sınırlaması yoktur. Bir düşünce, toplumsal bir olay, bilimsel bir gerçek, söz sanatları, plastik sanatlar, makalenin konusu olur. Makaleler bir tezi savunma yazılarıdır. Bu nedenle yapısı, ortaya atılan bir görüş ve bu görüşü destekleyecek düşüncelerle örülür.

    Makalenin ülkemizde tanınması, gazetenin yayınlanmasıyla olmuştur. Makaleler köşe yazılarındandır. Gazetelerin ilk sayfalarındaki makaleye başmakale denir. Gazetenin başmakalesi genellikle aynı yazar tarafından yazılır. Gazetenin dünya görüşünü ve olaylara bakış açısını belirler. Gazetenin okuyucu sayısı üzerinde de etkilidir. Kimi insanlar, başyazar gazete değiştirdiğinde ya da beğendikleri makale yazarı artık eskisi kadar etkili ve tutarlı yazmadığında gazetelerini değiştirirler. Bu yüzden makale yazmak çok önemlidir. Makale yazarı, okuyucu ile bağını koparmamak zorundadır.

    Makalenin belirleyici özellikleri nelerdir?•

    Düşünsel plânla yazılır.
    • Yazar anlattıklarının doğruluğuna güvenmeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
    • İşlenen konu kendinden önceki söylenmişlerden, yazılmışlardan ayrı olmalıdır.
    • Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmalıdır.

    Makale türünün Türk Edebiyatı’ndaki önemli temsilcileri şunlardır: Namık Kemal, Ziya Paşa, Şemseddin Sami, Muallim Naci, Beşir Fuat, Hüseyin Cahit, Fuat Köprülü

    Giriş Bölümü : Öne sürülecek sav, görüş ya da düşünce yazının girişinde sergilenir. Makalenin en kısa bölümüdür. Makalenin geneline göre bir iki, paragrafı geçmez. İyi bir giriş makalenin oluşmasını sağlayabilir. Giriş bölümünde, yazıdaki fikir gelişiminin hangi yönde olacağı saptanır. Okuyucu bilgi ve fikir atmosferine yavaş yavaş sokulur.

    Genellikle okuyucu ilk bakışta bu bölümü okur; sararsa, ilgisini çekerse yazıyı sonuna değin okumaya karar verir. Bu yönden makalelerde girişin çok ustaca ve özenle biçimlendirilmesi gerekir. Bu bölümde konu hiçbir ayrıntıya girmeden ortaya konulur.. Bunun aşırı dolaylamalara kaçılmadan yapılması gerekir. Neyin üzerinde durulacağı, ne hakkında söz söyleneceği bir iki parağraf içinde ortaya konulmalıdır.

    Gelişme bölümü: Gelişme bölümünde, giriş bölümünde dile getirilen konu açıklanır,

    makalenin yazış amacı ve bu amaca yönelik bilgi, belge ortaya konularak tez savunulur, antitezler çürütülür. Konu ile ilgili bilgi ve belgelerin ele alınıp işlendiği, konunun genişletildiği ve ortaya konmak istenen fikrin doğruluğuna ****ller gösterildiği bölüm, gelişme bölümünü oluşturur (Korkmaz 1995:220). Gelişme bölümü, derlenen, ortaya atılan fikirlerin çeşitli yönlerden genişletilmesi, desteklenmesiyle meydana gelir. Bütün fikir yazılarında olduğu gibi makalede de gelişme bölümünde açıklanacak fikirlerin derli toplu olması lazımdır. Dile getirilen fikirlerin inandırıcı, iddiacı kesin bir karaktere sahip olması için onları uygun yollarla açıklamak, desteklemek ve yerine göre de ispatlamak gerekir.

    Gelişme bölümü makale yazarının inandırıcı olabilmek için tüm gücünü ortaya koyduğu alandır Bu bölümde ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu ispatlamak için kanıtlar gösterilir, karşılaştırmalar yapılır, sayılar ve örnekler verilir. Öne sürülen sav, görüş ya da düşüncenin açımlanması, kanıtlanması bölümü makalenin gövdesini oluşturur. Yazar bu bölümde düşüncelerini açacak, geliştirecek, boyutlandıracaktır. Bunun için de tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanıklama, nesnel verilerden yararlanma gibi yollara sık sık başvuracaktır. Böylece okuyucuyu söylediklerinin doğruluğuna ve geçerliğine inandırmış olacaktır

    Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü; bir bakıma özetleme bölümü sayılabilir. Başta ileri sürülen, sonra açıklanan görüş, sonuç bölümünde -genellikle- bir paragrafta yinelenir. Ama asıl işlev burada yazının etkisinin doruğa ulaştırılmasıdır Ele alınıp işlenen, geliştirilen konunun hükme varıldığı ve o konunun ana fikrini oluşturan kısım sonuç bölümüdür. Bu bölümde yazar söylediklerinin tümünü belli bir sonuca ulaştıracak biçimde bir iki cümle ile sonucu vurgular.

    Genellikle makale yazarları seçtikleri konu üzerinde söylediklerini bu bölümde bir yargıya dönüştürerek derleyip toparlarlar. Ancak bu bölüm her zaman için gerekli olmayabilir, yazar söylediklerini makalenin gelişme bölümünde iyice aydınlığa kavuşturmuşsa, konuyu dağıtmamışsa, yazısını, ayrıca özetlemeyi amaçlayan bir sonuca bağlamayabilir

    Makalenin etkili olabilmesinde sadece bu planı uygulamak yeterli değildir. Makaleye işlenen fikre uygun bir başlık atmak gerekir. Makalelere genellikle kısa ve çarpıcı başlıklar konması gerekir. Makalede okuyucunun asıl ilgisini çeken şey, makalenin başlangıç ve sonuç kısımlarıdır Bunun için bu kısımlara anlamlı bir fıkra, çarpıcı bir diyalog veya bir hatıranın yerleştirilmesi makalenin etkili olmasını sağlar.

    Makale yazmak uzun bir araştırma ve bilgi toplama aşaması gerektirir. Bu yüzden süre olarak sabır ister. Yazmaya başlamadan önce, makale yazılacak konu ile ilgili olarak geniş bir araştırma yapmak, tüm kaynakları taramak, bilgi fişleri oluşturmak gerekir.

    Batıda çok eski örnekleri bulunan bu tür bizde ilk örneklerini Tanzimat döneminde vermiştir. Şinasinin Agah Efendi ile birlikte çıkardığı ilk özel gazete Tercüman-i Ahvalin ilk sayısında yayınlanan Mukaddime ( ön söz ) başlıklı yazı bizde ilk makale olarak kabul edilir. Ancak bu makale bugünkü anlamda çağdaş makalenin tüm özelliklerine sahip değildir.

    Gerek Tanzimat döneminde, gerekse Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde yazılan makaleler, eleştiri- polemik karışımı ürünler olduğundan gerçek anlamda makale türünden uzaktırlar. Bu tür bizde ancak cumhuriyet döneminde çağdaş bir kimlik kazanmıştır bu gün bir çok yazar ve bilim adamı çeşitli konularda ve çeşitli dergi ve gazetelere bu türde yazılar yazmaktadır

    Bu alanda ilk ünlülerimiz ise Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat, Hüseyin Cahit, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabidir.

    Sohbet ile Makale Arasındaki Farklar :

    sohbet ile makale arasındaki farkları üç madde etrafında toplamaktadır:

    1 - Makalenin konuyu derinlemesine incelemesine karşılık, sohbetlerde konu yüzeyden incelenir.

    2 - Makalelerde işlenen fikir savunularak ispatlanır. Sohbetlerde ise, ispat gayesi yoktur.

    3 - Makalelerde daha ciddi ve sağlam ilim dili kullanıldığı halde, sohbetlerde samimi bir konuşma dili kullanılır.

    Makale ile Fıkra Arasındaki Farklar:

    1 - Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken fıkra yazarı yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler.
    2 - Makalede yazar fikirlerini kanıtlamak zorundadır. Bunun için sağlam güçlü kanıtlar göstermesi gerekir.
    3 - Fıkrada ise böyle bir zorunluluk yoktur. Fıkra yazarı isterse ispatlama yoluna gider isterse gitmez, her türlü örneği kul1anabilir.
    4 - Makale bilimsel bir yazı olduğu için resmi ve ciddi bir anlatım kul1anılır. Fıkrada ise samimi, rahat ve içten bir anlatım vardır.

    Makale ile Deneme Arasındaki Fark

    Denemeci özgürce seçtiği bir konu üzerinde kişisel görüşlerini okurlarıyla dostça paylaşırken okuyucuyu düşündürme amacı taşır. Yazınsal bir dil kullanarak toplumun geneline hitap eder.

    Makaleci ise öğretmeyi, bilgilendirmeyi amaçladığı için bilimsel belge, anket ve istatistikler gibi verilerle savını kanıtlama yoluna gider. Bilimsel ve terimsel bir dil kullanarak konuyla doğrudan ilgisi olan sınırlı bir okura seslenir.Öğretici düzyazının bir türü olan makale, bir düşünür, bilim adamı ya da araştırmacının seçtiği bir konuda kendi duygu ve düşüncelerini ****l, bilgi, bulgu, belge ve diğer kaynaklardan da yararlanarak açıkladığı ve kesin yargılarla sonuca ulaştığı yazı türüdür.

    Makaleler, içeriklerini belirleyen konularına göre birçok türe ayrılır. Örneğin resim, müzik, tiyatro gibi sanat dallarını ele alan makalelere sanat makalesi, ulusal ya da uluslararası politika konularını irdeleyen yazılara politik makale, askerlikle ilgili bir konuyu işleyen yazıya askerî makale, psikolojik konulara değinen yazılara psikolojik makale, bir bilim dalıyla ilgili makalelere bilimsel makale, dinî konuları i şleyen yazılara da dinî makale denir.

    Makaleler genellikle gazetelerde, popüler ve bilimsel dergilerde yayımlanır. Gazetelerin çoğunlukla ilk sayfasında yer alan ve o gazetenin genel fikrî yapısını temsil eden yazılara başmakale, bu yazıyı yazan kişiye de başyazar denir.

    Türk edebiyatında ilk makaleyi, İbrahim Şinasî ilk sayısı 22 Ekim 1860′ta çıkan Tercümanı Ahval gazetesinde yayımlamıştır.

    Bir Makale Örneği

    Küresel Çevre Kirlenmesi

    Günümüzün dünyasında çevre kirliliği, tüm gezegeni kaplayan boyutlara ulaşmış durumda. Dünyanın birçok bölgesinde insanlar, çevre felaketine karşı korumasız, nükleer tehdit ve radyasyondan habersiz bir yaşam sürmektedir. Bilim adamları ise bu olumsuzlukların devamı halinde dünyadaki tüm canlıların ciddi biçimde tehdit altında olduğunu vurguluyorlar.

    Halbuki insanoğlunun gelişimi başlarda yaşam ve doğal çevre ile uyum içinde sürmüştür. Ancak dünyadaki toplumsal ve teknolojik gelişmelerin hızla artışı karşısında ekolojik sistemin bu hassas dengesi giderek bozulmuştur. Bu tehlikeli gelişmenin seyircisi durumunda olan insanlık ise dünyada dengeli bir çevrenin korunamaması halinde tüm canlıların varlığının sürmesinin olanaksızlığını acaba ne zaman anlayacak?

    Bu yılın yaz başlarında başlayan yağmur dönemi dünyayı etkisi altına aldı. Barajları, setleri ve köprüleri yıkan seller ölümcül sonuçlara yol açtı. Bir süre önce Trabzon’da yaklaşık üç saat süren yağmur, Sürmene ilçesi ve haritadan silinen Beşköy beldesinde büyük mal ve can kaybına neden oldu, ocakları söndürdü…

    Yağışların etkili olduğu bir başka ülke olan Çin’in birçok bölgesinde barajlar yıkıldı. Harekete geçirilen askeri birlikler setleri yıkarak sel sularının kırsal kesime yayılmasını sağlamaya çalıştılar. Sel, eylülün ortasında da Meksika’nın Chiapas eyaletinin Valdivia köyünü yok etti.

    Dünyadaki benzer sel baskınlarının verdiği zararlar ürkütücü boyutlara ulaştı. 240 milyon kişiyi etkilediği söylenen bu yazın selleri, resmi açıklamalara göre şimdiye kadar 2 binin üzerinde insanın ve sayısı bilinmeyen diğer canlıların yaşamlarına mal oldu. Yaklaşık 14 milyon kişi evini terk etmek zornuda kaldı. Bu durum, insana, Çinlilerin “Su ile şaka olmaz” özdeyişini hatırlatıyor.

    Gün geçmiyor ki çevre felaketi haberlerde yer almasın. Büyük Okyanus’ta 30 metreye kadar yükselen dalgalar sahilleri yerle bir etti. Deniz dibindeki deprem ya da yanardağların patlamasından meydana geldiği söylenen bu dev dalgalara karşı uyarı ağları da para etmiyor. Hatırlanacağı gibu bu dev dalgalar, 1993′te Endonezya’da bir adanın tamamını kapladı ve 2 bin kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı. Yine Gine’de yaşamını yitirenlerin sayısı ise 3 bini aştı.

    Dev dalgalara yol açan depremin merkezi Büyük Okyonus’ta idi. Ama yer kabuğu, dünyanın başka bölgelerinde harekete geçecek şekilde etki alanını genişletti. Örneğin haziran başında başlayan depremlerin, dünyanın dört bir yanını salladığı ortaya çıktı. Ülkemiz de bundan nasibini aldı. Bu ve buna benzer felaketler bize, geleceğimizi bu günden tahmin etmenin olanaksızlığını gösteriyor. Ozondaki ****nme ve hava kirliliğinin yaşamda olumsuzluklara neden olabileceği ve doğal yaşamın temellerini dinamitleyeceğini küresel gözlükle niçin göremiyoruz?

    Küresel çevre sorunlarının çözümü konusunda her ülkenin, çağdaş yöntemlerle halkını bilgilendirmesi bir görev olmalıdır. Sanayinin kent içinden uzaklaştırılmasına ve milli parkların gereği gibi korunup doğal hali ile tutularak toplumun yararlandırılmasına öncelik verilmelidir.

    Üçbinlinli yılların insanları için, doğayla çok daha büyük uyum içinde yaşanacak rüzgârgüneş enerjisinden yararlanacak doğal konut yapımına geçilemez mi? Bu sahada yeni arayışlar içinde olmalıyız. Doğanın intikamının daha büyük olmaması ve acının yoksul ülkelere çektirilmemesi için insanların bir an önce kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor.

    **ümcül etkileri yıllardır sürmekte olan ‘Çernobil’ olayından kim sorumlu? Bugün ‘Çernobil’den on misli daha tehlikeli olacak, radyoaktif artıkların bulunduğu söylenen Sibirya’nın batısındaki Karaçay Gölü, bir saatli bombadan farksızdır. Gölün altında, yaklaşık yüz metre derinlikte beş milyon metreküp radyoaktif tozlardan oluşan kütlenin varlığı bilinmektedir.

    İnsanların yazgıları ile ilgili dehşet dolu olası tehlikelere karşı evrensel yurttaş girişimlerinin etkinliği attırılmalıdır.

    Hepimizin paylaştığı bu dünyayı, bu gezegeni gelecek kuşaklara kirli ve çirkin bırakmaya hakkımız var mı? Geleceğe bir borcumuz yok mu? Hatalarımızın be****ni henüz doğmamışlara ödetmemeliyiz.

    Doğa *****n yasalarına yeterince duyarlılık göstermeli ve doğal afetlerini ciddiye almalıyız. Doğal zenginliklerle dolu olması gereken bir dünyadan daha fazla yoksun olmamalıyız.

    (Şaban Ali Yaşaroğlu, Cumhuriyet, 3 Ekim 1998)

    Daha fazla bilgi icin asagidaki linke tiklayiniz...

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    iremdenizz bunu beğendi.
  4. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    MAKALE NASIL YAZILMALI ve NASIL OKUNMALI?

    Bilimle ilgilenen kişiler çeşitli araştırmalar yaparlar. Bir araştırma yapmaya başlarken konu
    ile ilgili literatürün incelenmesi gerekir. Öte yandan bilim adamları yaptıkları araştırmaların
    sonuçlarını yayınlamak isterler, böylece aynı zamanda makale yazmak durumundadırlar. O halde
    bilim adamları hem çok sayıda makale okuyan hem de makale yazmak durumunda olan kişilerdir.
    Bu nedenle bilim dünyasının içindeki kişilerin makale okuma ve yazma kuralları hakkında bilgi
    sahibi olmaları gereklidir. Gerçekte makale yazmak veya okumak bakımından bazı bireysel
    farklılıklar olmakla birlikte, genel kabul gören ve dikkat edilmesi gereken ilke ve kurallar aynıdır.
    Bir araştırıcı makale yazarken amacı, makalesinin çok kişi tarafından okunmasını sağlamaktır. Bu
    nedenle makale yazan kişinin konuyu makale okuyan tarafından da değerlendirebilmesi,
    okuyucunun ilgisini çekecek bir yazım tarzı kullanması gereklidir.

    MAKALE NEDEN OKUNUR?

    Kişiler bir konudaki bilgilerini artırmak, konu ile ilgili gelişmeleri izlemek amacı ile makale
    okuyabilirler. Örneğin, bir hastalığın tanı ve tedavisindeki yenilikleri öğrenmek amacı ile makale
    okunabilir. Bu durumda okuyucu, ilgi duyduğu hastalığı ve söz konusu hastalıkla ilgili tanı ve
    tedavi yöntemlerini arar ve bulduğu makaleleri gözden geçirir. Araştırma yapmak isteyen bir
    araştırmacı da bu konuda daha önce yapılmış olan çalışmaları öğrenmek ve önceki araştırmalarda
    kullanılmış olan yöntem konusunu incelemek için makale okumak durumundadır. Bu şekilde bir
    amaca yönelik olarak makale okunabildiği gibi, bazan da belli bir amacı olmayan şekilde makale
    okunabilir. Bu durumda okuyucu, ilgisini çeken konuda yazılmış bir makaleyi okuyabilir, veya
    başlık ilgisini çektiği için makaleyi okuyabilir. Bazan da tanınmış (veya tanıdık) bir yazarın
    makalesini okuma eğilimi olabilir. Örneğin tanınmış bir bilim adamının bir konuda yazdığı yorum
    veya “review” makale çok kişi tarafından okunur.

    MAKALE NASIL OKUNUR?

    Biyomedikal alanda 20 bin dolayında dergi bulunduğu ve ortalama olarak her gün 3000 ve
    her 25 saniyede bir makale yayınlandığı dikkate alındığında, okuyucu açısından bu yayınların
    hepsini izleme olanağının bulunmadığı kolaylıkla görülebilir. Bu durumda okuyucu, bu kadar çok
    sayıdaki dergi ve makale arasından “seçerek” okuma yapmak durumundadır. Okuyucu seçim

    yaparken de kendisi ve amacı bakımından uygun bir yol izler. Örneğin, bir konuda inceleme
    yapmak durumunda olan bir araştırıcı önce anahtar sözcükleri kullanmak suretiyle konu ile ilgili
    çok sayıda makaleyi bulur. Kısa zamanda çok sayıda makaleyi gözden geçirmek durumunda olduğu
    için de, pratik ve hızlı bir okuma yöntemi bulmalıdır. Bu durumdaki bir okuyucu (araştırmacı)
    öncelikle makalenin özet bölümünü inceleyerek önemli bulguları öğrenme isteğindedir. Böylelikle
    çok sayıdaki makale arasından bazılarını daha ayrıntılı olarak okumak üzere ayırır. Ayrıntı ile
    okurken de sırası ile yöntem, bulgular ve sonuçlar bölümlerini okuyarak değerlendirir, –varsa–
    tablo ve grafikleri inceler. Bu şekilde incelediği konu hakkındaki bilgisini geliştirmiş olur.
    Belli bir konuda inceleme yapmak amacı olmayan durumda ise okuyucu yazının başlığı
    veya yazarı ilgisini çektiği için makale okumaya yönelebilir. O halde yazar açısından önemli olan
    bir nokta, yazıya, konuyu iyi tanımlayan ve ilgi çekici bir başlık bulmaktır. Bunun dışında özet
    bölümünde de yapılan çalışmayı, yöntemi ve başlıca bulguları ile net olarak okuyucuya sunmak
    gerekir.

    MAKALE NASIL YAZILMALI?

    Her araştırmacının ve yazarın, yaptığı çalışmadan elde ettiği bulguları ve konu ile ilgili
    düşüncelerini aktarmak bakımından kendine özgü yöntem ve yaklaşımları olabilir. Bununla birlikte
    makale yazımında (ve okumada) kolaylık sağlanması için yazarların uyum içinde olmaları gerekir.
    İngiliz bilim adamı Sir Bradford Hill tarafından 1965 yılında makale yazımı için önerilmiş olan
    sistematik yaklaşım (IMRAD yaklaşımı), halen çoğu araştırmacı ve yazar tarafından yaygın şekilde
    kullanılmaktadır. Bu yaklaşımda bir makalede bulunması gereken başlıca bölümler “GİRİŞ-YÖNTEM-BULGULAR ve TARTIŞMA” olarak belirlenmektedir (Tablo 1). Giriş bölümünde
    araştırma ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra bu araştırmanın gerekçesi, çalışmanın neden ve
    hangi amaca ulaşmak için yapıldığı açıklanır. Bu bölümde özellikle araştırmanın amacı, incelenen
    bütün konuları kapsayacak şekilde açık olarak belirtilmeli, daha sonra sonuç bölümünde de bu
    amaçların gerçekleşme durumu değerlendirilmelidir.
    Bir makale yazımında en önemli bölümlerden birisi kuşkusuz yöntemin yazıldığı bölümdür. Bu
    bölümde yapılan bütün işlemler, araştırma kapsamındaki kişiler (belirli bir hastalığı olan kişier,
    genel toplum vb.), veri toplama yöntemi, verinin ne şekilde değerlendirildiği, yapılmış ise istatistik
    analizler vs. belirtilmelidir. Bazı hataları olsa bile yöntemin açık olarak yazılması araştırmacının
    dürüstlüğü bakımından önemlidir.
    219
    Tablo 1. Bir Makalenin Başlıca Bölümleri (Bradford Hill questions, 1965)
    (IMRAD yaklaşımı)
    I Introduction Giriş why did they start?
    M Methodology Yöntem what did they do?
    R Results Bulgular what did they find?
    A and
    D Discussion Tartışma what do the results mean?

    Bulgular bölümü, araştırma sonuçlarının yan tutmadan, yalın bir ifade ile ve yorumsuz
    olarak yazıldığı bölümdür. Bu bölümde bulguların daha iyi sunulabilmesi bakımından tablo ve
    grafiklerin kullanılması, okuyucu açısından anlaşılmayı kolaylaştırıcı bir yaklaşımdır. Tablo ve
    grafiklerin başlıkları, araştırmanın kişi – yer ve zaman özelliklerini içermeli, gerekiyorsa açıklayıcı
    sembol ve işaretler kullanılmalıdır.
    Tartışma bölümü araştırıcının konuya hakimiyetinin ve araştırmacılık ve yazarlık
    konusundaki hünerinin sergilendiği yerdir. Bu bölümde bulguların anlamı, gerektiğinde literatür
    bilgileri ile birlikte değerlendirilerek yazılmalıdır. Bu konuda daha önce yapılmış olan çalışmaların
    sonuçları ile olan benzerlik ve ayrılıklar, nedenleri ile birlikte tartışılmalıdır. Tartışma sırasında
    bulgulara yorumlar katılabilir, istatistik önemlilik testleri ve sonuçları irdelenir. Bu makalede yer
    alan bilgilerin bilim alanına veya günlük yaşama yansımalarının neler olabileceğine de değinmek
    yararlı olabilir.
    Tartışmanın bitiminden sonra araştırmanın ortaya koyduğu başlıca sonuçların kısaca
    tekrarlandığı “Sonuçlar” bölümü ile bu sonuçlara dayalı olarak belirtilmek istenen “Öneriler” yer
    alır. Öneriler, bu konuda çalışma yapmak isteyen diğer araştırmacılara yönelik olabileceği gibi,
    araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlardan yararlanmak isteyecek yöneticilere de yönelik olmalıdır.
    Makalenin sonuna yararlanılan başlıca kaynakların listesi eklenir, ayrıca gerekiyorsa ek tablolar
    halinde (araştırmada kullanılan formlar, izin belgeleri, etik kurul raporu, bazı tabloların ayrıntılı
    durumu vs.) gerekli bilgi ve belgeler konabilir.
    Bir makalenin en önemli bölümlerinden birisi de özet bölümüdür. Okuyucunun genellikle
    makaleyi okumaya özet bölümünden başladığı bilindiğinden, bu bölümün en iyi bir şekilde
    yazılması için bütün özen gösterilmelidir. Özet bir anlamda yazarın bulgularını sunma bakımından
    reklamını yaptığı bölüm olarak algılanabilir. İyi bir özet okuyucunun ilgisi çekme bakımından
    önemlidir. İyi bir özet, verilmesi gereken bütün bilgileri içerecek kadar uzun, ancak okuyucuyu
    sıkmayacak kadar da kısa olmalıdır. Genellikle 250 kelimelik bir özetin istenen bilgileri vermek için
    yeterli olduğu kabul edilir
    iremdenizz bunu beğendi.
  5. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    MAKALE DİLİ VE YAZIM KURALLARI

    Makale Dili ve Genel Kurallar
    • Makale taslakları WORD yazım dilinde, Times New Roman yazı tipinde, 12 punto büyüklükte, satırlar arasında bir satır boşluk bırakılarak yazılmalı, şekil ve grafikler JPG dosyaları olarak hazırlanmalıdır

    • Sayfa boyutunda; soldan 3,5 cm, sağdan, yukarıdan ve alttan 2,5 cm boşluk bırakılmalıdır

    • Ana bölüm başlıklarının tümü büyük harf, 12 punto büyüklükte, koyu, ortalı ve rakamlarla numaralandırılarak; alt bölüm başlıklarında ise sadece kelimelerin baş harfleri büyük digerleri küçük harfle, 12 punto büyüklükte, koyu, sola dayalı ve ana bölüm başlıgına endeksli olarak rakamlarla numaralandırılarak yazılmalıdır

    • Makale taslagı yazımında, okuyucunun, çalışmanın her aşamasını anlama ve egerlendirmesine olanak verecek bir anlatım ve plâna uyulmalıdır.

    • Anlatım olabildigince sade, anlaşılabilir, öz ve kısa olmalıdır. Gereksiz tekrarlardan, desteklenmemiş ifadelerden ve konu ile dogrudan ilişkisi olmayan açıklamalardan

    • Yazımda çok genel ifadeler kullanılmamalıdır. Yargı veya kesinlik içeren ifadeler mutlaka verilere/ referanslara dayandırılmalıdır.

    • Araştırmacı/araştırmacılar tarafından probleme, hangi kuramsal/kavramsal açıdan yaklaşıldıgı, gerekçeleri ile birlikte belirtilmelidir

    • Kullanılan araştırma yönteminin seçilme gerekçesi açıklanmalıdır. Bütün veri toplama araçlarının geçerliligi ve güvenilirligi belirtilmelidir.

    • Araştırma sonucunda elde edilen veriler bir bütünlük içinde sunulmalıdır

    • Sadece elde edilen verilere dayanan sonuçlar sunulmalıdır

    • Sonuçların yorumları, varsa, literatürdeki diger kaynaklarla desteklenerek, degerlendirilmelidir.

    • Yararlanılan kaynaklar, çalışmanın kapsamını yansıtacak zenginlik ve yeterlikte olmalıdır.

    • Türkçe ve Ingilizce özetler; çalışmanın amacı, yöntemi, kapsamı ve temel bulgularını

    Makale Yazım Kuralları

    • Makaleler, “Publication Manual of the American Psychological Association”ın (American Psychological Association, (APA), 2001) 5. baskısında tanımlanan APA’ya uygun olarak

    • Türkçe makale metinlerinde, Türk Dil Kurumu’nun Imlâ Kılavuzu’na uyulmalıdır.


    • Makale taslagının kapak sayfasında; makalenin başlıgı, yazar/ların ad ve soyadları bilgilerine yer verilmelidir. Yazar/ların; unvan, kurum kuruluş ve elektronik posta adresleri özel im kullanılarak, kapak sayfasında dipnot olarak verilmelidir. Dipnotların yazımında, yazı büyüklügü 10 punto ve normal olmalıdır. Kapak hariç makale metninin hiçbir yerinde yazar adı veya onu çagrıştıracak ifadelere yer verilmemelidir.

    • Makale Türkçe yazılmış ise İngilizce özeti anahtar kelimeleri ile birlikte, Ingilizce yazılmışsa, Türkçe özeti anahtar kelimeleri ile birlikte, makalenin en sonunda verilmelidir

    • Makale taslagının yazım dili Türkçe ise makale başlıgı Türkçe olarak, Ingilizce ise makale başlıgı Ingilizce olarak; 14 punto büyüklükte, koyu, kelimelerin tümü büyük harf olmak üzere, ortalı yazılmalıdır. Makale taslagının başlıgı en fazla 15 kelimeden oluşmalıdır

    • Makale yazarı/larının adının ilk harfi büyük, digerleri küçük, soyadının tümü büyük harfle, koyu ve 12 punto büyüklükte ve ortalı olarak verilmelidir. Yazar soyadlarından sonra (*) özel imi kullanılarak, dipnotla yazarın; unvanı, kurum kuruluşu ve elektronik posta adresi 10 punto büyüklükte, normal olarak verilmelidir

    • Makale Türkçe yazılmış ise öncelikle “ÖZET” başlıgı, Ingilizce yazılmış ise “ABSTRACT” başlıgı, makale yazarlarının isimlerinden hemen sonra 1 satır boşluk bırakılarak, büyük harflerle, 10 punto büyüklükte, italik ve ortalı verilmelidir. Makalenin ana hatlarını içerecek şekilde en çok 200 kelimelik Türkçe/Ingilizce özet, 10 punto yazı büyüklügünde, iki yana yaslı olarak, italik yazılmalıdır. Soldan 5,5 cm, sagdan 4,5 cm boşluk bırakılmalıdır. Türkçe özetin hemen ardından, Türkçe anahtar kelimeler verilmelidir. Makalenin İngilizce özeti ise anahtar kelimeleri ile birlikte, makalenin en
    sonunda verilmelidir

    • Anahtar kelimeler, Türkçe/Ingilizce özetin hemen ardından bir satır boşluk bırakılarak, en çok beş kelimelik, 10 punto büyüklükte, alfabetik dizinli olarak, sadece ilk kelimenin ilk harfi büyük digerleri küçük olmak üzere (özel isimler hariç), kelimeler arasına (,) noktalama işareti konularak, koyu ve iki yana yaslı olarak verilmelidir. Makalenin sonunda verilen, Ingilizce/Türkçe özetin ardından da anahtar kelimeler Ingilizce/Türkçe olarak aynı yazım kurallarına göre verilmelidir

    • Makale Bölümleri; Türkçe ve Ingilizce olarak hazırlanabilecek makalelerde; 1. Giriş, 2. Yöntem, 3. Bulgular, 4. Tartışma ve Sonuç, 5. Kaynaklar gerektiginde de 6. Ekler olmak üzere 5/6 ana bölüm halinde verilmelidir. Ana bölüm başlıkları altında alt bölüm başlıkları açılabilir

    • Giriş bölümünde; araştırmanın problem durumu, kavramsal ya da kuramsal çerçevesi tartışılarak, açıklanmalıdır. Alanda daha önce yapılmış olan çalışmalarla ilişki kurulmalı, araştırmanın önemi ve bu araştırmaya neden gereksinim duyuldugu belirtilmelidir. Çalışmanın sınanacak varsayımları ya da amacı ifade edilmelidir. Gerekirse sınırlılıklara, varsayımlara, tanımlara ve kısaltmalara da yer verilebilir.

    • Yöntem bölümünde; çalışmanın nasıl yapıldıgı ayrıntılı bir biçimde anlatılmalı, okuyuculara bulguların güvenilirligini, geçerligini ve kullanılan yöntem/lerin uygunlugunu degerlendirme olanagı verilmelidir. Ayrıca yöntem, araştırmanın tekrar edilebilmesine de olanak tanıyacak biçimde açık olmalıdır. Bu ana bölüm; kitle ve örneklem, veri toplama yöntemi, veri degerlendirme, veri analizi gibi alt bölümleri de içerebilir.

    • Bulgular bölümünde; toplanan veriler ve kullanılan istatistiksel analizler özetlenmelidir. Veriler sonuçları dogrulayabilmede yeterli olacak gerekli ayrıntılar ile rapor edilmelidir. Verilerin rapor edilmesinde tablo veya şekiller kullanılabilir. Tablo ve şekiller metin içinde geçtigi yerde verilmeli ve açıklamaları da yer almalıdır. Tablo ve şekil sayısının çok fazla olması durumunda, bunların bir kısmı metin içerisinde referans verilmek koşulu ile Eklerde de yer alabilir.

    • Tartışma ve Sonuç bölümünde; bulgular sunulduktan sonra araştırmacı özgün varsayımlarına göre yorumlarını ve degerlendirmelerini yapmalıdır. Araştırmacı, bulguların tartışılmasında, yorumlanmasında ve çıkarımlarda bulunmada özgürdür. Bu bölümde yorumlar yapılırken başka araştırma bulgularının farklı ve benzer yönleri de verilebilir. Bulguların ışıgında sonuçlara yer verilmeli, ayrıca ulaşılan sonuçlara göre uygulama ve araştırma önerilerinde bulunulmalıdır.

    • Metin İçinde Kaynak Vermedeki Kurallar; metin içinde gösterilen bütün kaynaklar, “Kaynaklar” listesinde yer almalıdır. Kaynaklar yazarların soyadlarına göre alfabetik dizinli olarak verilmelidir. Metin içinde kaynak gösterilirken, başka eserlerden yapılan alıntılar kaynaklar ayıracı ile gösterilmelidir. Kaynak baglacında; yazarın soyadı, eserin yayım tarihi ve dogrudan aktarımlarda da sayfa numarası verilmelidir. Örnegin dogrudan aktarımlarda; Okut (2001, 18)’e göre ya da kaynak baglacı cümle sonuna konulacaksa; yazarın soyadı, eserin basım yılı ve sayfa numarası ayıraç içinde verilmelidir. (Okut, 2001, 18). Dolaylı aktarımlarda ise sayfa numarası verilmemelidir. Okut (2001)’e göre ya da (Okut, 2001) biçiminde gösterim esas alınmalıdır. Metin içerisinde tek veya iki yazarlı makalelerde, yazarlara (parantez içinde, yayın tarihi ile birlikte) atıfta bulunulmalıdır. Örnegin; Barka ve Cadinsky-Cade (1988); Hudson (1997) gibi. Ikiden fazla yazarlı makalelerde ilk yazarın adının yanına “vd.” (makale Türkçe ise), veya “et al.” (makale Ingilizce ise) eki ve yazar adlarıyla, yayım tarihi arasına (,) noktalama işareti konulmalıdır. Örnegin, (Vendeville vd., 1995) veya (Vendeville et al., 1995) gibi. Metin içinde kaynaklara atıfta bulunulurken, kaynaklar en eski tarihliden başlayarak, en güncele dogru tarih sırası ile verilmeli ve her kaynagın arasına da ( noktalama işareti konulmalıdır. Örnegin; (Komar ve Li, 1986; Schmit ve Gintz, 1995) veya (Komar and Li, 1986; Schmit and Gintz, 1995) gibi.

    •Kaynaklar Bölümünde, Kaynakların Verilme Kuralları; makalenin hazırlanmasında faydalanılan kaynakların, Kaynaklar bölümünde verilmesinde yararlanılan kaynağın türüne göre (kitap, dergi, internet vb.) farklılık gösteren yazım kurallarına uyulmalıdır.

    Dergiler için,Yazar/lar, Tarih. Makalenin başlığı. Derginin açık adı, Cilt (No), sayfa no.
    Örneğin; Barka, A.A., ve Kadinksy-Cade, K., 1988. Strike-slip fault geometry in Turkey and its
    influence on earthquake activity. Tectonics, 7, 663-684.

    Bildiri Tam Metinleri ve Bildiri Özetleri için,
    Yazar/lar, Tarih. Bildirinin başlığı. Sempozyum veya Kongrenin başlığı, Editör/lerin Adı
    (eds), Basımevinin Adı ve Yeri, (Cilt no, verilmişse), sayfa no.
    Örneğin; Stephansson, O., 2003. Estimation of virgin state of stress and determination of final
    rock stress model. Proceedings of the 3rd International Symposium on Rock Stress-RS Kumamoto’03, K.Sugawara,Y.Obara and A.Sato (eds.), A.A.Balkama, Tokyo.

    Kitaplar İçin,
    Yazar/lar, Tarih. Kitabın Adı. Basımevinin Adı ve Yeri.
    Örneğin; Turcotte, D.L., 1975. Fractals and Chaos in Geology and Geophysics. Cambridge University Press, Cambridge.

    Yayımlanmış Rapor ve Tezler için,
    Yazar/lar, Tarih. Raporun Başlığı. Kuruluşun Adı, Rapor No, Yer adı (raporun dili).
    Yazar/lar, Tarih. Tezin Başlığı. Kuruluşun Adı, Yer adı (tezin dili).
    Örneğin; Fairhurst, C., Brown, E.T., Marsly, G., Detornay, E., Nikolaevskiy, V., Pearson, J.R.A.,
    and Townley, L., 1998.Underground nuclear testing in French Polynesia: Stability and hydrogeology issues. Report of International Geomechanical Commission to the French Government, Vols. I and II. (in Turkish)

    Yayımlanmamış Rapor ve Tezler için,
    Yazar(lar), Tarih. Raporun başlığı. Kuruluşun Adı, Rapor No, Kent Adı (yayımlanmamış).
    Yazar(lar), Tarih. Tezin başlığı. Kuruluşun Adı, Kent Adı (yayımlanmamış).
    Örneğin; Deere, D.U., and Miller, R.P., 1966. Engineering classification and index properties for
    intact rock. Air Force Weapons Laboratory, Technical Report No. AFWL-TR-65-116, Kirtland
    Air Force Base, New Mexico (unpublished).

    İnternetten İndirilen Bilgiler İçin,
    Kuruluş Adı, Tarih. Web adresi, web sitesine giriş tarihi.
    Örneğin, ERD (Earthquake Research Department of Turkey), 2005.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , 3
    April 2005.


    • Makalede Eşitlik ve Formüllerin Verilmesi; makale içinde geçen eşitlik ve formüller, bir tab tuşu içeriden, times new roman yazı tipinde, 12 punto büyüklükte, koyu ve Denklem Düzenleyicisi (Equation Editor) kullanılarak yazılmalıdır. Formüllere, makalenin bütününde 1’den başlanarak, ardıl formül numaraları eşitligin hizasında ve saga dayalı olarak ( ) ayıraç içerisinde verilmelidir. Formül numaralarında bölüm içi endeksli numaralama sistemi kullanılmamalıdır. Cümle içerisinde formüller verilmemeli, ayrı bir satırda verilmelidir. Iç içe çoklu ayıraçların aynı formül içinde yer alması durumunda, sıra düzeni için { [ ( ….) ] } gösterimi esas alınmalıdır. Verilen formüllerde çarpım işareti için (x) kullanılmalı, (.), (*) işaretleri kullanılmamalıdır. Kesirler metin içerisinde ( / ) işareti ile gösterilmelidir. Metin içerisinde geçen eşitlikler için, formül numaraları referans verilerek açıklamalar yapılmalıdır
    • Makalede Tablo ve Şekillerin Verilmesi; tablolar, metin içerisinde geçtigi yerde verilmelidir. Tablo, metinden sonra 1 satır boşluk bırakılarak, her tabloya 1’den başlayarak, ardıl Arap numaraları verilerek, numaralandırılmalıdır. Tablo başlıgı ve tablo içi, times new roman yazı tipi, 10 punto büyüklükte, tablo başlıgı koyu, tablo içi normal olarak yazılmalıdır. Tabloda dikey çizgi kullanılmamalı, sadece tablonun en alt ve en üstünde koyu yatay çizgi kullanılmalıdır. Tablo ismi, numarası ile birlikte tablonun üzerinde, sadece ilk kelimenin baş harfi büyük digerlerinin tümü küçük harf olmak üzere (özel isimler hariç) koyu olarak ve sola dayalı yazılmalıdır. Tablo numarasından sonra da (.) noktalama işareti konulmalıdır. Metin içinde, tablo numaralarına, “Tablo 7’ye göre” biçiminde referans verilmelidir. Şekiller de, metin içerisinde geçtigi yerde verilmelidir. Şekil, metinden sonra 1 satır boşluk bırakılarak, her şekle 1’den başlayarak ardıl Arap numaraları verilerek, numaralandırılmalıdır. Şekil başlıgı ve şekil içi, Times New Roman yazı tipi, 10 punto büyüklükte, şekil başlıgı koyu, şekil içi normal olarak yazılmalıdır. Şekil ismi, numarası ile birlikte şeklin altında, sadece ilk kelimenin baş harfi büyük digerleri küçük olmak üzere, koyu olarak ve ortalı yazılmalıdır. Şekil numarasından sonra, (.) noktalama işareti konulmalıdır. Metin içinde şekil numaralarına, “Şekil 1’de görüldügü” gibi biçiminde, referans verilmelidir

    • Eklerin Verilmesi; makalede yöntemlere ilişkin özel ayrıntılar veya matematiksel işlemlere ait ayrıntılı bilgiler eklerde verilebilir. Bilgisayar programı listeleri, tablolar, şekiller eklerde yer alabilir. Eklere de 1’den başlayarak, ardıl numara verilmeli ve metin içerisinde göndermeler de, Bkz, Ek.1, biçiminde yapılmalıdır. Eklerin numaraları ile birlikte başlıgı olmalıdır. Eklerin başlıgında da her kelimenin ilk harfi büyük (baglaç ve edatlar küçük harf olmak üzere) digerleri küçük olmak üzere, Times New Roman yazı tipinde, 10 punto büyüklükte, koyu ve ortalı olarak verilmelidir. Ek numarasından sonra, (.) noktalama işareti kullanılmalıdır. Örnegin: ”Ek 1. Cinsiyete ve Yaş Gruplarına göre Ücretli Sayıları” gibi.

    Örnek makale

    Emek Kavr***** Farklı Bir Bakış

    Emek, varlığın kendisiyle bir bütündür. Varolan her birey emeğin birer parçasıdır. Okuluna giden öğretmenin sınıfta ders anlatması bir emek olduğu gibi, onu dinleyen öğrencinin sarfettiği çaba da bir emektir, aynı zamanda öğretmeni dinlemeyip başka birşey ile meşgul olan öğrencinin sarfettiği çaba da bir emektir.

    Emek her alandadır, benim bu yazıyı yazarken, sizin okurken ayırdığınız vakitte emek ile ilintili bir durumdur.

    Yukarıda bahsettiğim konular, emeğin hizmet yönünden anlaşılabilmesi için genel ve basit örneklerdi, birde emeğin üretim alanında yeri vardır ki, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir durumdur.

    İlk önce Meta kavramını açıklayalım,

    Meta: İnsan gereksinimini karşılayan maldır, yalnız bunu şöyle ifade e****m, insan gereksinimi derken burada bahsi geçen üretilen malın başkasına satılmasıdır, peynirden yola çıkalım, evde yenilen peynir meta değildir, tüketim maddesidir, üretilip satılan peynir metadır. Metanın satılması karşılığında alınan ücret illaki para olmayabilir, bir meta başka bir meta ile takas yapılabilir.

    Şöyle düşünün lütfen, bir adamız olsun, komün hayatı yaşansın, diğer bir ifadeyle Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen insanların oluşturduğu topluluk. Burada herkes eşit ücret alacak, çünkü gelir havuzda toplanıp ortakça her bireye dağıtılacak. Herkes emek harcacayak, emeğinin karşılığında toplum gereksinimleri için meta üretecek ve meta karşılığında ortak emek ortakça emek sahiplerine paylaştırılacak. Burada emek sahibi diye bahsettiğimiz proletarya değildir, çünkü proleteryanın olduğu yerde mutlaka bir üst sınıfta kendisini varedecektir. Marksist tutumda proleteryanın gücünden bahsedilir, sınıf dayanışması üst safhadadır, ancak görülmüştür ki, her sınıf kendisine bir ad veridiği ve o adı imgeleştirdiği vakit bir üst sınıfta kendiliğinden oluşmuştur. Ben bu durumda proleterya demek yerine "emek sahibi"
    sözünü kullanmayı daha uygun buluyorum.

    Peki, şimdi siz diyeceksiniz, "emek sahibi" ile "proleterya" aynı kapıya çıkmıyor mu, ne farkeder biri diğerini aynısı değil mi diye? Çok haklı bir soru olmakla çok haklı da bir cevabı olduğunu belirtmek isterim.

    Emek sahibi, meta üreten herkesi kapsar ve üst sınıfı oluşturmaya olanak tanımaz, tek bir sınıf vardır, toplumda bölünme söz konusu olamaz böylelikle kapitalizme karşı bir duruş gösterir. Proletarya ise işçi sınıfını oluşturur ve iyi niyetli bir kavramdır, ancak kapitalizm bölünmeleri sevdiği için ve emperyalist tutum sinsice planlar yaptığı için, başka bir sınıfın oluşmasına da olanak tanır. Bunun adı da burjuvadır, sermaye sahibidir.

    Bizim için önemli tanımlamaları yaptık, şimdi gelelim "Emek" kavramının kapitalist düzende ne denli kutsallığından uzaklaştığına.

    Sizlere bir örnek vermek istiyorum, sokaklarda ayakkabı boyayan, elleri nasır toplamış, yüzleri esmer, kaşları, gözleri, saçları, kara çocukların yaptığı işe saygı duyan onların önünde eğilen kaç kişi var dersiniz. Lütfen gerçekçi olup bu soruyu kendimize soralım, malesef yok denecek kadar az, o varolanların bir kısmıda acıma duygusu içindeler, oysa alınterini döken herkes kutsal bir iş yapıyordur, onlara acımak yapılan haksızlığın en büyüğü olur. Asıl acınacak birisi varsa o da onların okula gitmelerini engelleyen, küçük yaşta ezilmelerine olanak tanıyan, her fırsatta onları itip kalkan toplumun ta kendisidir.

    1800 lü yılların sonlarına doğru sermaye kendisini hissetirmiş, sanayi devrimiyle kadın ve çocukların iş gücünde çalışmalarına olanak tanınmıştı, işte o zamanlarda bugün belliydi, kadın ve çocukları daha çok sömürecekler ve daha çok kar elde edeceklerdi ve bunu başardılar, özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde başarıyla uygulanan bir sistem halindedir. Çocuklar bir toplumun geleceğidir, kadınlar birer annedir, bu iki grubu ezik yetişmesinen ne denli başarılı olacaklarının bilinciydeydiler ve gerekeni sistematik bir biçimde halka sinsice uygulamışlardır.

    Emek sahibinin bu durumdan hiç mi kabahati yok? Diye, sorarsanız vereceğim cevap "tabiki var" olacaktır. Çünkü emek sahibi yeteri kadar örgütlenmemiş, sınıf dayanışmasına gereken özeni göstermemiş, toplum menfeatinin gücüne yeteri kadar inanmamıştır. Burjuvanın içine bir kısmı entegre olmuş, durduğu yer ile arzuları çatışmıştır. Bireysel menfaatler ön plana çıkmıştır.

    Şimdi aynada herşey oldukça net gözüküyor, bugün Küba'da halen herkes eşit ücret alıyor, Chavez Venezuella'da bir akım başlatmış ve son olarak bu 1 Mayıs'ta işçilerine %30 zam yapmıştır. Latin Amerika ülkeleri Küba örneğiyle emeğe doğru bir yürüyüş gerçekleştirmişlerdir. Dünya uyanıyor, kapitalizm çürümeye mahkum ve mutlaka bir gün çürüyecektirde...
    Nurullah Güngör



    Daha fazla bilgi icin asagidaki linke tiklayiniz...

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    iremdenizz bunu beğendi.
  6. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    yukarıda yazdıklarımda örnek var canım sen onlardan al yaz işine yararsa ne mutlu bana ;)
    iremdenizz bunu beğendi.
  7. 'FirarPerest'

    'FirarPerest' Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    1.646
    Ödül Puanları:
    0
    MAKALE
    Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler öne sürmek ya da bir tezi savunmak, desteklemek için yazılan yazılara makale denir .Yani

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir fikir veya bir konuya açıklık getirmek, yeni bir görüş ve düşünceyi ileri sürmek, ele alınan konu üzerinde yapılan inceleme ve araştırma sonuçlarına göre ****ller göstererek, bu yeni görüş ve düşünceleri desteklemek ve ispatlamak gayesi ile yazılan ilmî

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    yazılarıdır

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ın gelişmesine paralel olarak ortaya çıkmış ; gazete ve dergiler de güç kazanıp gelişmiştir.

    Makaleleri “gazete makaleleri” ve “dergi makaleleri” olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Gazete makalelerinin konusunu sosyal, siyası ve toplumsal sorunlar gibi

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    olaylar oluşturduğu için uzmanlık aranmaz konu ile ilgili bilgisi olan herkes yazabilir. Sade akıcı. Samimi bir dil kullanıldığı için fıkra türüne yakındır ,

    Dergi makalelerinin konusunu akademik konular oluşturur. Uzmanlık gerektirir Ancak o konunun uzmanı olan kişiler yazar daha bilimsel ve alanın gerektirdiği terimlerle yüklü ağırbaşlı bir anlatımı vardır. Bu makaleleri , “genel makaleler” ve “bilimsel makaleler” şeklinde gruplama yapanlar da vardır.
    Gazetelerin çoğunlukla ilk sayfasında yer alan ve o gazetenin genel fikrî yapısını temsil eden yazılara başmakale, bu yazıyı yazan kişiye de başyazar denir.
    Özellikleri
    * Amaç bilgi ve fikirleri başkalarına açıklamak olduğu için ağırbaşlı, ciddi , kolay anlaşılır, yalın, pürüzsüz bir dil kullanılır.
    *Öne sürülen düşünce ve tez nesnel bir nitelikle ele alınıp birtakım bilgi, belge ve araştırma verilerinden yararlanılarak kanıtlanır.
    *Söz

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ına baş vurulmaz, süslü anlatımdan uzak durulur.düşünceler doğrudan aktarılır.

    * Sosyal, edebî,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , din, teknik vs. olmak üzere her türlü konuda makale yazılabilir

    * Öğretici bilgilendirici fikir yazısı olduğu için daha çok

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    kullanılır.

    * Gazete ve dergilerde yayımlanır.
    Makalede Plan :
    Her yazıda olduğu gibi makalelerin de belli bir plan dâhilinde yazılması gerekir. Doğru planlanmamış bir makale yanlış sonuçlara ulaşacaktır. Kaynaklarda klasik makale planı; giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
    Giriş Bölümü : Öne sürülecek sav, görüş ya da düşünce yazının girişinde sergilenir. Makalenin en kısa bölümüdür. Makalenin geneline göre bir iki,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ı geçmez. İyi bir giriş makalenin oluşmasını sağlayabilir. Giriş bölümünde, yazıdaki fikir gelişiminin hangi yönde olacağı saptanır. Okuyucu bilgi ve fikir atmosferine yavaş yavaş sokulur.

    Genellikle okuyucu ilk bakışta bu bölümü okur; sararsa, ilgisini çekerse yazıyı sonuna değin okumaya karar verir. Bu yönden makalelerde girişin çok ustaca ve özenle biçimlendirilmesi gerekir. Bu bölümde konu hiçbir ayrıntıya girmeden ortaya konulur.. Bunun aşırı dolaylamalara kaçılmadan yapılması gerekir. Neyin üzerinde durulacağı, ne hakkında söz söyleneceği bir iki parağraf içinde ortaya konulmalıdır

    Gelişme bölümü: Gelişme bölümünde, giriş bölümünde dile getirilen konu açıklanır, makalenin yazış amacı ve bu amaca yönelik bilgi, belge ortaya konularak tez savunulur, antitezler çürütülür. Konu ile ilgili bilgi ve belgelerin ele alınıp işlendiği, konunun genişletildiği ve ortaya konmak istenen fikrin doğruluğuna ****ller gösterildiği bölüm, gelişme bölümünü oluşturur (Korkmaz 1995:220). Gelişme bölümü, derlenen, ortaya atılan fikirlerin çeşitli yönlerden genişletilmesi, desteklenmesiyle meydana gelir. Bütün fikir yazılarında olduğu gibi makalede de gelişme bölümünde açıklanacak fikirlerin derli toplu olması lazımdır. Dile getirilen fikirlerin inandırıcı, iddiacı kesin bir karaktere sahip olması için onları uygun yollarla açıklamak, desteklemek ve yerine göre de ispatlamak gerekir.

    Gelişme bölümü makale yazarının inandırıcı olabilmek için tüm gücünü ortaya koyduğu alandır Bu bölümde ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu ispatlamak için kanıtlar gösterilir, karşılaştırmalar yapılır, sayılar ve örnekler verilir. Öne sürülen sav, görüş ya da düşüncenin açımlanması, kanıtlanması bölümü makalenin gövdesini oluşturur. Yazar bu bölümde düşüncelerini açacak, geliştirecek, boyutlandıracaktır. Bunun için de tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanıklama, nesnel verilerden yararlanma gibi yollara sık sık başvuracaktır. Böylece okuyucuyu söylediklerinin doğruluğuna ve geçerliğine inandırmış olacaktır
    Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü; bir bakıma özetleme bölümü sayılabilir. Başta ileri sürülen, sonra açıklanan görüş, sonuç bölümünde -genellikle- bir paragrafta yinelenir. Ama asıl işlev burada yazının etkisinin doruğa ulaştırılmasıdır Ele alınıp işlenen, geliştirilen konunun hükme varıldığı ve o konunun ana fikrini oluşturan kısım sonuç bölümüdür. Bu bölümde yazar söylediklerinin tümünü belli bir sonuca ulaştıracak biçimde bir iki cümle ile sonucu vurgular.
    Genellikle makale

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ı seçtikleri konu üzerinde söylediklerini bu bölümde bir yargıya dönüştürerek derleyip toparlarlar. Ancak bu bölüm her zaman için gerekli olmayabilir, yazar söylediklerini makalenin gelişme bölümünde iyice aydınlığa kavuşturmuşsa, konuyu dağıtmamışsa, yazısını, ayrıca özetlemeyi amaçlayan bir sonuca bağlamayabilir

    Makalenin etkili olabilmesinde sadece bu planı uygulamak yeterli değildir. Makaleye işlenen fikre uygun bir başlık atmak gerekir. “Makalelere genellikle kısa ve çarpıcı başlıklar konması gerekir. Makalede okuyucunun asıl ilgisini çeken şey, makalenin başlangıç ve sonuç kısımlarıdır Bunun için bu kısımlara anlamlı bir fıkra, çarpıcı bir diyalog veya bir hatıranın yerleştirilmesi makalenin etkili olmasını sağlar.
    Makale yazmak uzun bir araştırma ve bilgi toplama aşaması gerektirir. Bu yüzden süre olarak sabır ister. Yazmaya başlamadan önce, makale yazılacak konu ile ilgili olarak geniş bir araştırma yapmak, tüm kaynakları taramak, bilgi fişleri oluşturmak gerekir.
    Batıda çok eski örnekleri bulunan bu tür bizde ilk örneklerini

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    nde vermiştir. Şinasi’nin Agah Efendi ile birlikte çıkardığı ilk özel gazete “Tercüman-i Ahval’in ilk sayısında yayınlanan “ Mukaddime “ ( ön söz ) başlıklı yazı bizde ilk makale olarak kabul edilir. Ancak bu makale bugünkü anlamda çağdaş makalenin tüm özelliklerine sahip değildir.

    Gerek Tanzimat döneminde, gerekse

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ve

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    döneminde yazılan makaleler, eleştiri- polemik karışımı ürünler olduğundan gerçek anlamda

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    nden uzaktırlar. Bu tür bizde ancak cumhuriyet döneminde çağdaş bir kimlik kazanmıştır bu gün bir çok yazar ve bilim adamı çeşitli konularda ve çeşitli dergi ve gazetelere bu türde yazılar yazmaktadır

    Bu alanda ilk ünlülerimiz ise

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’dir.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ile Makale Arasındaki Farklar :

    sohbet ile makale arasındaki farkları üç madde etrafında toplamaktadır:
    1 - Makalenin konuyu derinlemesine incelemesine karşılık, sohbetlerde konu yüzeyden incelenir.
    2 - Makalelerde işlenen fikir savunularak ispatlanır. Sohbetlerde ise, ispat gayesi yoktur.
    3 - Makalelerde daha ciddi ve sağlam ilim dili kullanıldığı halde, sohbetlerde samimi bir konuşma dili kullanılır.
    Makaleile Fıkra Arasındaki Farklar:
    1 - Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    yazarı yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler.
    2 - Makalede yazar fikirlerini kanıtlamak zorundadır. Bunun için sağlam güçlü kanıtlar göstermesi gerekir. 3 - Fıkrada ise böyle bir zorunluluk yoktur. Fıkra yazarı isterse ispatlama yoluna gider isterse gitmez, her türlü örneği kul1anabilir.
    4 - Makale bilimsel bir yazı olduğu için resmi ve ciddi bir anlatım kul1anılır.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    da ise samimi, rahat ve içten bir anlatım vardır.

    Makale ile

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Arasındaki Fark

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ci özgürce seçtiği bir konu üzerinde kişisel görüşlerini okurlarıyla dostça paylaşırken okuyucuyu düşündürme amacı taşır. Yazınsal bir dil kullanarak toplumun geneline hitap eder
    .
    Makaleci ise öğretmeyi, bilgilendirmeyi amaçladığı için bilimsel belge, anket ve istatistikler gibi verilerle savını kanıtlama yoluna gider. Bilimsel ve terimsel bir dil kullanarak konuyla doğrudan ilgisi olan sınırlı bir okura seslenir.
    iremdenizz bunu beğendi.
  8. 'FirarPerest'

    'FirarPerest' Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    1.646
    Ödül Puanları:
    0
    SÖYLEŞİ Bir yazarın, kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmeden, muhatabıyla konuşuyormuş hissini verecek bir üslûpla makale plânında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir.
    sohbet, makaleden üslûp yönüyle ayrılır. çoğunlukla, günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan, halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.Fıkraya benzeyen bu türün, ondan farklı olan yönü, “konuları” dır. Sohbetin konuları her zaman günlük olaylar değildir.

    Sohbetlerde ilginç konular ve çeşitli kişilerin düşünceleri de ele alınır.

    Anlatımı fıkra ve makaleden farklıdır; sohbetlerde, senli benli, konuşur gibi bir anlatım görülür.
    iremdenizz bunu beğendi.
  9. 'FirarPerest'

    'FirarPerest' Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    1.646
    Ödül Puanları:
    0
    BİLİMSEL BİR MAKALE ÖRNEĞİ

    MISIR ÖZÜ KARIŞTIRILMIŞ DANA GÖZÜ EKSTRELERİNDEKİ KARAMUK PARÇACIKLARININ KÜME KESİŞİMLERİNE OLAN ETKİLERİNİN HALİM SELİM BİR TARZDA İNCELENMESİ

    Özet: Kabız bir insanın kolay kolay "yapamadığı" uzun yıllardan beri bilinmektedir. Bu uzun yıllar, eskiden 441 gün sürerdi. Fakat şu anda bir yılın 365 küsür gün çekiyor olması, bu kabızlık konusundaki fikirlerimizde belirgin bir değişme yapmamıştır. Biz çalışmamızda, kabızlığa ait bu temel önermeyi bilmeyen iki adet sosyal demokrat ele geçirip, onları analarından doğduklarına pişman olana kadar buharlı bir mikrodalga fırında beklettik. Hafifçe pembeleştiklerinde ise gördük ki, bu durum bunlara az bile... Yani daha yapılacak çok işimiz vardı. Ben de yarım saat kadar önce bizim asistanı kivi falan almaya gönderdiğimden dolayı, tek başıma bu işin altından kalkamayacağımı anlayarak, "keşke laboratuarda bir pandamız olsaydı" diye hayaller kurmaya başladım. İşte öyle dalmış gitmişim. Bu arada, fırının düğmesini kapatmayı da unutmuşum haliylen. Sonuçta, ıyyy... Allah vermesin...(4)
    Anahtar kelimeler: Anahtar; Kelime; Ler; Kik; Uburtos; Kalaramık; Tarkan; Fındıkkıran.

    GİRİŞ:
    Bilindiği gibi, kimya bilimi, jeoloji ile birlikte kullanıldığında botanik adını alır ve geometri problemlerinin çözülmesinin ardından ortaya saçılan eğri ve dik açı parçaları gibi artıklardan kurtulmak için yaygın olarak kullanılır(1). Bu noktadan hareket eden bazı araştırıcılar, öbür noktaya henüz varamadan, fark edemedikleri bir takım bariz yanlışlıkların psikolojik ve terliksi baskısı altında inim inim inlemişlerdir (İnlerini istemişlerdir) (2,5). Netekim, 1875 yılında, 75 yaşında olan Danimarkalı araştırıcı Oha Ra Böğk, 1866 yılında 76 yaşına basmıştır. Bu problemi irdeleyen bir çok araştırıcı da benzer problemler yüzünden zührevi hastalıklar hastanesine ve çeşitli veteriner ve emlakçi kliniklerine sevk edilmişlerdir. Sevkten gerçekten zevk alan bir kaçı dışında tamamı kurda kuşa ve hatta geyik ve koalalara yem ve de çerez olmuşlardır. Biz buradaki çalışmamızda, bu ve benzeri sorunlar ile ilgili olarak kılımızı bile kıpırdatmazken, yan laboratuardaki herifler asetatlı suda zambak yetiştirmeyi başararak malı götürmüşlerdir.

    MATERYAL VE METOT:
    Yapılan çalışma gereği kılımızı bilem kıpırdatmadığımız için, en önemli materyalimiz, Japon malı bir kıl stabilizatörü idi. Söz konusu stabilizatör, Şarkışla şoförler derneği tarafından yaşlı ve kimsesiz ve fakat siyah kuşak sahibi bir kadıncağızdan gasp edildiğinden dolayı kendilerine buradan hörmetlerimizi sunmayı bir görev telakki ediyoruz.
    Stabilizatörü kullanarak kılları sabit bir hale getirdikten sonra, yirmi kadar civcivin kulak zarlarına ihtiyacımız olduğu kanısına vardık. Daha sonra, bir Afrika fili boğazlayarak bu sorunu da kökünden hallettik. Daha doğrusu, hallettiğimizi zannettik. Önceden tahmin edemeyeceğimiz bir biçimde, filimiz azgın bir heavy-metal dinleyicisi olduğundan, kulak zarı hafifçe bollaşmıştı. Biz de onu iki gece boyunca tuz ruhunda beklettikten sonra, geride kalan ruhsuz tuzu bir miktar vişne suyu ve de gergedan çişi ile muamele ettik. Daha sonra, tuzun ısrarı üzerine, iki buçuk gün süresince, rendelenmiş karpuz kabuklarını cımbızlarla itekledik. Baktık ki tuzun istekleri bitmek bilmiyor, onu camdan attık ve bölüm başkanına da "Haşmet abi'yle reaksiyona girip camdan düştü" dedik. Ee tabi bölüm başkanımız bunu yemedi yedirdi, giymedi giydirdi... Eh, sonuçta biz de laboratuara geri döndük.

    DENEY-GÖZLEM OLAYI:
    Önce ne yapacağımıza kesin karar verebilmek için potu 250'den 5 el poker oynadık. Kendisi ne derse desin, Haşmet abinin evine gelen hacizin bununla bir ilişkisi yoktu (12). Sonra biri ortaya bir bit attı. Ben tüfeğimle biti vurmaya çalışırken, etrafa saçılan saçmalar saçma sapan saçaklar saçarak sıçradılar. İlk başta, çalışma grubumuz bu olaya bir mana veremeyerek bön bön bakarken, ilerleyen dakikalarda, dakikalardan biri biraz fazla hızlı gittiğinden, hissedilir bir huzursuzluk göze çarpmaya başladı. Tabi göze çarpan bu huzursuzluk oldukça can yakıyordu. O anda bir an içimden dedim ki, " lan şimdi şeytan diyo, şöyle bi tane oturttur..." Sonra bir ara bağlantı kesilir gibi oldu. Şeytanı net duyamıyordum. Tam alıcılarımın ayarıyla oynamak üzere harekete geçmiştim ki, aniden bir çığlık işittim. Gidip televizyonu kapattıktan sonra telsizi açtım ve tüm grup adına "mayday-tuuzdey-hamdi-" diyerek yardım istedim. Az sonra altı adet mantarlı, bir tane de çelik cantlı pizza geldi. Bu arada Allah sizi inandırsın, Haşmet abi, pizzası tuzsuz olduğundan, şu anda ruhsuz da olsa, az önce camdan attığımız tuzu bulup pizzasına serpiştirmek üzere camdan atladı. E, öldü tabii (13). Bu arada araştırma grubumuzun diğer elemanları da, pizzalarını bitirmelerinden kaynaklanan şen geğirikler arasında işlerinin başına döndüler. Baş asistan Cevval, az önce Kerim'in kulağına soktuğu kütle ölçüm spektrometresini, ikinci asistan Sururi annesini, en küçük asistan Keykavus ise hayatın amacını aramaya koyuldu. Ben de en sonunda biti vurdum.
    Çalışmanın ilerleyen evrelerinde bize en çok sorun çıkaran konu, bütün çabalarımıza karşın istediğimiz tarzda tepkime vermeyen iki element arasındaki sürtüşmeydi. 1 mol solaryum ile, 2.7 mol Kayınçoredüktaz aynı kaba konduklarında, içinde bulundukları kap da dahil olmak üzere sille yumruk birbirlerine giriyorlardı. Bu durumun, kayınçoredüktazın kovalent bağlanmaya olan alerjisi ile ilgili olabileceğini düşünerek, ortama katalizör olarak 4 tane mısırözü tabletiyle, 2.5 gram Bülent Ecevit nektarı ilave ettik. Biz bu ilaveyi eder etmez, Söyemez çetesi laboratuarı bastı. Sonrasını ise hiç birimiz net olarak hatırlayamıyoruz.

    SONUÇLAR ve HAVUÇLAR:
    Yapılan sayımlar ve yapılması düşünülen gaflar göz önüne alındığında, ortaya oldukça ilginç bir tablo çıktı. Sağ alt köşesinde "Picasso" diye bir şey yazan bu tablo, daha sonra çişinin geldiğini bahane ederek çaktırmadan laboratuardan sıvıştı. Peşinden saldığımız Tayvan tazılarından ondördü, kül tablası olarak geri dönünce, sonuçları bir başka açıdan değerlendirmemiz gerektiğini gördük. Çünkü kağıdı ters tutuyorduk. Düzeltme işlemini "el" adı verilen bir organla gerçekleştirdikten sonra, okuma işlemi için bir dana gözü kullanmaya karar verdik. Fakat bu kez de tüm sonuçlar "tren"e eşit çıktı (7). Son çare olarak Fato'yu aradık ama o da programının son bölümünün çekiminde, yanan bir helikopterden dramatizasyon icabı olarak atlayıp, 200 *****n fertten oluşan bir orangutan sürüsü içine düştüğünden, telefonu meşgul ve bir tarafları dümbelek çalıyordu (10). En sonunda ben de dedim ki, "lan ben böyle laboratuarın da, böyle deneyin de taaa..."

    iremdenizz bunu beğendi.
  10. 'FirarPerest'

    'FirarPerest' Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    1.646
    Ödül Puanları:
    0
    BİR SOHPET (SÖYLEŞİ) ÖRNEĞİ:

    Sözden Söze

    Mektuptan açılmış talihim, bir tane daha geldi. Öteki gibi değil bu. Bir kere yazan gizlemiyor kendini, kim olduğunu söylüyor: İsmet Zeki Eyüboğlu adında bir genç. İstanbul Bilim Yurdunda yani Üniversitesinde okuyormuş. Sonra da benimle eğlenmiyor, alaya almıyor beni, över gibi gözüküp alttan alta iğnelemeğe kalkmıyor. Çıkışıyor bana, çıkışıyor ya, haklı olarak çıkışıyor. Eski yazılarımı, şu Öz Türkçe yazılarımı beğenirmiş, yenilerine sinirleniyor, şöyle diyor:

    “Geçen günkü Nokta dergisinde Ulus’tan aktarılmış bir yazınızı okudum. Ne çok üzüldüm bilseniz! Yoksa sizi de mi elden kaçırdık? Nerde o eski güzelim Öz Türkçe sözler, nerde o yazınızdaki edebiyat, ahlâk, hak, sanat, merak, şiir gibi tatsız tutsuz Osmanlıca sözler. Niçin şunun bunun sözüne bakıp da düşüncelerimizi değiştiriyorsunuz? O yeni sözleri beğenmeyenler var diye mi yazmak istemiyorsunuz? Günün birinde bir kişi çıkıp size: “Beğenmedim bu sesinizi” dese ona bakıp da sesinizi değiştirecek misiniz? Ne derse desin el gün. Biz yolumuza bakalım.Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi


    Daha böyle çok şeyler söylüyor. O mektubu okurken tatlı bir duygu sardı içimi, “mektup” değil de “beti” dediğim günleri andım. Doğru söylüyor, iyi söylüyor o genç. Utandım kendi kendimden inandığım yoldan dönmenin yeri mi vardı? Bu çıkışmalarına karşılık ne diyeyim de bağışlatayım suçu mu? Var benim de bir özrüm, gelgelelim gençler anlamaz, anlamamaları daha da iyidir. Gene söyleyelim ben.

    A çocuğum, ben yaşlandım, kocadım da onun için saptım yolumdan. Bilin ki sevinerek olmadı bu. Gene durup durup o yola özlemle bakıyorum. Bir sevgilinin bir daha evine varamayacağınız bir sevgilinin yoluna nasıl bakılırsa öyle bakıyorum. Biliyorum ki doğru oradadır; güzel oradadır, ancak ben yoruldum, dizlerim kesildi. Bir de o işi başaramayacağımı anladım. Yalnızdım, pek yalnız kaldım. Beni tutanlar, benim o yolda gitmemi dileyenler vardı, uzaktan seslenmekle yetiniyorlardı. Beni özendirmek istemelerine ne denli sevinirsem sevineyim, yanımda kimseyi görememek üzüyordu beni.

    Doğrusu, büsbütün de bırakmadım o yolu. Böyle Arapça, Farsça tilcikleri kullandığım yazılarımda gene o sevdiğim, kimini de kendim uydurduğum tilciklere yer veriyorum. Biliyorum, yetmez bu, en doğrusu gene eskisi gibi özTürkçe yazmaktır. Onu yakında, bir dergide gene deneyeceğim.

    Çok sevindim o mektuba. Birkaç yıl benim yürüdüğüm bir yolu bırakmak, istemeyenler olmasına çok sevindim. Gençler unutsun benim emeklerimi, onları hiçe saysınlar, Arapça, Farsça tilciklerden kaçınmadığım bir suda sevgiliden geliverecek bir esenleme gibi yüreğimi aydınlatır, güneşler doğurur gönlümde.


    İtalyan yazarı Luigi Pirandello’nun bir iki oyununu görmüşsünüzdür, hikâyelerini okudunuz mu? Bay Feridun Timur onlardan otuz altısını dilimize çevirmiş, Millî Eğitim Bakanlığı da bastırmış. Hepsini okumadımsa da okuduklarım çok hoşuma gitti, diyebilirim ki o yazarın oyunlarından daha çok beğendim hikayelerini. Oyunlarında yüksekten atmayı andırır bir hal vardır. Hikâyeleri öyle değil, Pirandello onlarda kişilerini daha iyi gösteriyor, canlandırıyor. Oyunlarında hep bir görüşü savunmak, okuyanları, yahut seyircilerini düşündürmek ister. Hem de çözümlenemeyeceğini söylediği meseleler üzerinde düşündürmek ister. Bir gerginlik vardır oyunlarında, hikâyeleri ise öyle değil, onlardaki kişiler daha canlı, okuyana daha yakın. Herhalde bana öyle geldi.

    Bay Feridun Timur da iyi çevirmiş dilimize. Belli ki İtalyanca cümleye bağlı kalmak istememiş, her yerde değilse bile çok yerde: “Bizim dilimizde nasıl söylemeli?” diye düşünmüş. Örneğin bir yerde: “Don Lollo hiddetten küplere biniyordu.” diyor. “Küplere binmek” deyimi sanmam ki İtalyancada olsun. Daha böyle çok buluşlar var Bay Feridun Timur’un çevirisinde.

    Ama belli ki daha genç bir yazar, o cesareti daima gösteremiyor, bazan acemiliklere düşüyor. İşte bir örnek: “Don Lollo bu sözlere olmaz diyordu. Nafile; olan olmuştu; fakat nihayet kabul etti ve ertesi sabah şafakla beraber, âlet ve edevat torbası s ırtında olduğu halde, Zi Dima Locası Primosole’ye geldi. Nihayet kabul etti.” den önce bir “fakat” koymanın ne yeri var? Hele: “avandanlığı s ırtında” demek dururken “âlet ve edevat torbası s ırtında olduğu halde” demenin cümleye bir ağırlık verdiğini nasıl anlamıyor? Daha böyle kusurlar var Bay Feridun Timur’un çevirisinde, “haykırmak” sözünü çok kullanıyor, hem de “bağırmak” yerine kullanıyor. Gene o hikâyenin bir yerinde: “Küpten olmamak için ihtiyarı orada mevkuf mu tutacaktı?” diyor. Burada “mevkuf” sözü hiç yakışıyor mu? “kendisi küpten olmasın diye ihtiyarı hürriyetinden mi edecekti” diyemez miydi?

    Bir de şunu söyleyelim. “Ciddi Bir Şey Değil” adlı hikâyede şöyle bir cümle var: “Her defasında bir daha aynı hataya düşmeyeceğine dair yemin üstüne yemin ediyor, ahdü peyman ediyor, yeniden âşık olmamak için kahraman bir deva araştıracağını söylüyordu.” Bay Feridun Timur böyle konuşmaz elbette “düşmeyeceğine yemin etti .”der. Düşmeyeceğine dair yemin etti.” demez. Belki İtalyanlar öyle der, biz demeyiz. “Kahraman deva” da ne oluyor? belli, Fransızların “remède hèroique” dedikleri, İtalyancada tıpkısı olabilir, Türkçede öyle denmez, başka bir şey arasın.

    Luigi Pirandello’dan “Seçme Hikâyeler” de böyle ufak tefek kusurlar var, gene de o kitap tatlı tatlı okunuyor, Bay Feridun Timur’u iyi çevirmenlerimizden, yani mütercimlerimizden sayabiliriz. Hele bir şeye çok sevindim: ikinci ciltte dil birinci cilttekinden çok daha iyi. Demek ki Bay Feridun Timur’un çevirileri günden güne iyileşecek. Ben adını yeni duyduğuma göre kendisinin bir genç olduğunu sanıyorum, bundan sonraki çevirileri elbette daha kusursuz olur. Siz de okuyun o hikâyeleri, eğlenirsiniz, hele ikinci cildin başındaki Donna Mimma’dan başlarsanız, bütün kitabı okumak hevesi uyanır içinizde.

    iremdenizz bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş