Mantık ve Felsefe

Konu 'Felsefe' bölümünde EsrarLı_GözLer tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36

    Örneğin: "isbata çalışılan şeyi doğru varsayma";yani kendisi isbata muhtaç bir şeyi, başka bir şeyin isbatına dayanak olarak kullanmak; mantığa değil, mutlaka inanca çağrı yapmak zorunda kalır. "Tabiat-üstü" savunucuları, argümanlarda varolan bir kuvveti, her nasılsa kendilerinin görebildiğini, fakat bu kuvveti algılamak için "inanç"ın bir önşart olduğunu öne sürerler. Yani, "tabiat-üstü"nün varlığı için öne sürülen argümanların mantık kuralları açısından geçerli olmayabileceğini (dolayısiyle inanmayan bir insanı ikna etmeyeceğini), fakat inanmış olsa bu argümanların kuvvetini göreceğini iddia ederler.
    Bu yaklaşımın irrasyonelliği aşikardır. Bir fikrin doğruluğu, ancak onun doğruluğunu isbat eden deliller ortaya konduktan sonra kabul edilebilir. Bir fikri önce kabul edip, sonra onu isbat edecek delil aramak anlamsızdır; böyle bir tavır, birazdan sokuşturulacak bir mantıksızlığı gizlemek için yapılmış bir elçabukluğundan başka birşey değildir. Bu, rasyonellik değil, rasyonelizasyondur. Bu argüman, öne süren insanın herhangi bir psikolojik ihtiyacını tatmin ediyor olabilir; fakat, rasyonel olmaktan uzaktır. Rasyonel bir izah, bilinenden bilinmeyene doğru kavramsal bir köprüdür; bilinmeyeni, bilgi sisteminde mevcut bilinenler yoluyla anlayarak onu bilgi sistemi içine bir bilinen olarak bütünleştirmektir. Bir bilinmeyeni başka bir bilinmeyenle ("tabiat-üstü"yle) izaha kalkışmak, o konuda herhangi bir izahın hiçbir zaman mümkün olmayacağını iddia etmekten veya zihin sağlığından yoksun olmaktan başka birşey değildir.
    Mistizm nedir? Mistizm, kişilerin duyularını ve aklının dışında olan veya onlara karşı olan, kanıtsız ve delilsiz iddiaların kabul edilmesidir. Mistizm içgüdü, içine doğma, ilham gelmesi veya herhangi bir tip öylesine biliyor olma gibi bazı duyusal olmayan, akıldışı, tanımlanamayan, belirsiz bilgilere sahip olma iddiasıdır.
    Akıl realitenin algılanmasıdır ve tek bir aksiyoma dayanır: A=A
    Mistizm ise, içinde yaşadığımız realite dışında bir başka realite iddiasındadır. Mistizm doğa üstüdür ve bir tür doğal olmayan, doğaüstü yolla algılanır. Yani, insanın yaşama hakkından soyutlamak isteyenler:"ceninin" hakkını talep ediyorlar!
    Akıl insan duyularınca sağlanan materyali algılayan, tanımlayan ve onu işleyen melekedir. Mistizm duyusal olmayan bir bilgi elde etme yolu iddiasıdır.. Mistizmin önerisi: " Pes edin, aklınız yetersizdir, hayat sadece bir sığınaktır."
    Mistik: acıdan, cezadan ve ölüm korkusundan kaçar.
    Objektivist ise: Mutluluğu başarmak, ödüller kazanmak ve mutluluğunu yaşamak için koşar.
    Aklın sınırlı olduğunu, bizi dayanılmaz çelişkilere götürdüğünü, bizim algıladığımız herşeyin bir illizyon olduğunu ve bizim realiteyi veya "olayları olduğu gibi" asla algılayamayacağımızı iddia eden mistiklerin, akıldışı ahlak anlayışları, işte bu nedenle uygulanamaz ve uygulanamamaktadır.
    Aklı savunur görünen, fakat aklın altını oymaktan başka bir amaçları olmayan yeni mistiklere göre: insan asla kendini düşünmemelidir.
    Onlara göre bir davranış ancak bir görev hissiyle yapılırsa ve ondan maddi veya manevi herhangi bir fayda elde edilirse, davranışınız artık ahlaki değildir. Bunlara göre insanların kendi çıkarlarını savunması kötü, başkalarının çıkarları için kendini feda etmesi iyi bir işdir.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş