matematik iklim kuşakları

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde beguush_35 tarafından paylaşıldı.

  1. beguush_35

    beguush_35 Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2008
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0

    İKLİM KUŞAKLARI

    MATEMATİKİ İKLİM KUŞAKLARI

    Eksen eğikliği etkisiyle aydınlanma süreleri birbirinden farklı olan ve her iki yarımkürede birbirinin simetriği şeklinde ortaya çıkan alanlara matematiki iklim kuşakları denir.

    Matematiki iklim kuşakları ile sıcaklık kuşakları birbirinden farklıdır. Çünkü matematiki iklim kuşaklarında eksen eğikliği, sıcaklık kuşaklarında ise sıcaklıklar esas alınmıştır.

    Ekvator’la Ekliptik arasındaki açı 23°27’ dan daha büyük olsaydı;

    Dönenceler Ekvator’dan uzaklaşırdı. Kutup daireleri de Kutup noktalarında uzaklaşırdı.

    Tropikal kuşak ve Kutup kuşağı genişler, Orta kuşak daralırdı.

    Güneş ışınlarının dik geldiği alanlar genişlerdi.

    Gece ve gündüz arasındaki zaman farkı artardı (Ekvator hariç).

    Mevsimlik sıcaklık farkları artardı.

    Ekvator çevresinde ortalama sıcaklık azalırdı.

    Ekvator’la ekliptik arasındaki açı 23°27’ dan küçük olsaydı yukarıdaki sonuçların tam tersi olurdu.

    Eksen eğikliği olmasaydı;

    Güneş ışınları sadece Ekvator’a dik açıyla gelirdi.

    Mevsimler oluşmazdı.

    Gece gündüz süreleri her yerde yıl boyu eşit olurdu.

    Dünya’nın yaşanabilir alanı daralırdı.

    Orta kuşak sürekli bahar mevsimini yaşardı.

    Kutuplar sürekli alacakaranlığı yaşardı.

    Ekvator daha sıcak, kutuplar daha soğuk olurdu.

    SICAKLIK KUŞAKLARI

    Sıcaklık kuşaklarının sınırları deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklık esas alınarak belirlenir. Sıcaklık kuşaklarının oluşmasında Yer’in şekli, kara ve denizlerin dağılışı, sıcak ve soğuk su akıntıları ile genel hava dolaşımı etkili olmuştur.

    Sıcak Kuşak: Yıllık ortalama deniz seviyesi sıcaklıklarının 20°C ve üzerinde olduğu alanları kapsar. Sıcak kuşakta yaz şartları egemendir.

    Orta Kuşak: Yıllık ortalama deniz seviyesi sıcaklıklarının 10°C ve 20°C arasında olduğu alanları kapsar. Yılda dört mevsimin belirgin şekilde yaşandığı tek kuşaktır. Her türlü yaşam faaliyetine en uygun şartları taşır.

    Soğuk Kuşak: Yıllık ortalama deniz seviyesi sıcaklıklarının 10°C’nin altında olduğu alanları kapsar. Soğuk kuşakta kış şartları egemendir. Bu nedenle, her türlü yaşam faaliyeti açısından en olumsuz kuşaktır.

    Sıcaklık kuşaklarının Kuzey ve Güney Yarımkürelerde farklı genişlikte olmasının temel nedeni; kara ve denizlerin dağılışıdır. Esasen, eksen eğikliğinin doğurduğu sonuçlar istisna kabul edilirse, Kuzey ve Güney Yarımküre arasında oluşan farklılıkların tamamının sebebi de kara ve denizlerin dağılışıdır.

    Ilıman İklim Kuşağı

    Herdemyeşil ormanlarla kutupaltı tundraları arasında kalan bölgeye ılıman iklim kuşağı denir. Bu kuşak aşırı olmayan sıcaklığının yanı sıra, iklim özelliklerinin çeşitliliğiyle de kendini belli eder. Dünya'nın yüzde 15'ini oluşturan bu kuşakta toplam nüfusun yüzde 48'i yaşar. Ekonomik ve teknolojik açıdan en güçlü ülkeler bu kuşak üzerinde yer alır.

    Bu kuşak aşırı olmayan sıcaklığının yanı sıra, iklim özelliklerinin çeşitliliğiyle de kendini belli eder. Dünya'nın yüzde 15'ini oluşturan bu kuşakta toplam nüfusun yüzde 48'i yaşar. Ekonomik ve teknolojik açıdan en güçlü ülkeler bu kuşak üzerinde yer alır.
    · Geçiş Bölgesi
    Soğuk Kuzeyin Ormanları

    İskandinavya, Sibirya ve Kanada’nın büyük bölümlerini kaplayan ormanlar başta kızıl ve kara çam olmak üzere iğneyapraklı ağaçlardan ve bunların arasına karışan kayın ve akkavak ağaçlarından oluşur. Kışın uzun sürmesi nedeniyle yavaş büyüyen bu ağaçların odunu çok değerlidir. İğneyapraklı ağaçlar yazın kısa süren sıcak günlerinden en çok yararı sağlayacak biçimde kendilerini bu iklime uydurmuşlardır. Eğer yaprakları su kaybına yol açmayacak biçimde incelmemiş ve mumsu bir maddeyle kaplanmamış olsaydı, büyük olasılıkla kışın donan toprak kurumalarına neden olurdu. Bu ormanlardan çeşitli amaçlarla kullanılan kerestenin yanı sıra kağıt hammaddesi olan selüloz elde edilir.

    Savanlar ve Stepler
    Tropik yağmur ormanları ile kuru çöller arasındaki geçiş bölgesinde yer alan geniş çayırlara savan denir. Bu bölge dünyanın en ilginç yabanıl hayvan türlerinden bazılarının yaşaması için uygun bir ortam sağlar. Avrupa ve Asya'nın görece kurak stepleri ile Kuzey Amerika'nın geniş çayırları da otlak olarak kullanılan alanlardandır. Savanlar ve Stepler

    Coğrafi bölgelerin kesin sınırları olmadığından bunlar geçiş bölgeleriyle çevrilidir. Bu durum bitki örtüsü kuşakları için de geçerlidir. Büyük ormanların yetişmesi için yeterli olmamakla birlikte belirli ölçüde yağış alan bölgelerde geniş çayırlar uzanır. Bu çayırlara tropik bölgelerin daha az yağış alan kesimlerinde ve astropik bölgelerde savan (Karayip Yerlileri’nin dilindeki bir sözcükten türetilmiştir), kıtaların iç kesimlerinde ise step denir
    Tarım

    Savan bölgeleri tarih öncesi dönemlerden beri insanlara içine girilmesi zor tropik yağmur ormanlarından daha uygun yaşama koşulları sunmuştur. Bugün savanlarda yaşayanların büyük bölümünü yerleşik köylüler oluşturmaktadır. Bu köylüler daha çok buğday, mısır, darı, yam ve manyok ekmekte, ırmakların bulunduğu vadilerde pirinç de yetiştirmektedirler. Tropik yağmur ormanı bölgelerinde sürekli aynı bitkiyi yetiştirerek toprağı yormamak için üstünde tarım yapılan arazi değiştirilirken, savan bölgelerinde tarımı yapılan bitki değiştirilmektedir. Eğer bitki tarımının yanı sıra hayvancılık da yapılıyorsa, bu yoldan doğal gübre de elde edilmektedir. Tahıl gibi taneli bitkilerin yetiştirilmesi için toprağın uzun bir süre önce hazırlanması gerekir. Bu nedenle Afrika’nın savan bölgelerinde Avrupa’dan çok önce yerleşik tarım toplulukları ortaya çıkmış ve bunlar zamanla kalabalık kentlere dönüşmüştür. Savan bölgelerinde yerleşik köylülerin yanı sıra, çobanlık ve hayvancılıkla geçinen göçebeler ve yarı göçebeler de yaşar. Sınırlı olan otlakların aşırı kullanımı çoğu kez ekolojik dengenin bozulmasına yol açarak, aşınmalara, toprak kaymalarına ve bunun sonucunda çöl alanlarının genişlemesine neden olmaktadır.


    çöller
    Yeryüzünün yedide birini kaplayan çöller yaşamın olanaksız olduğu bölgelerden sayılır. Bununla birlikte yeryüzünün en etkileyici doğa parçaları arasında bazı çöller de vardır. Buralarda yaşayan hayvan ve bitkiler bölgeye uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır. Bölgede yaşayan insanlar ise vahalar oluşturarak ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. Bu kurak arazide sulama yoluyla gerçek cennetler oluşturmak olanaklıdır. Bugün pek çok çölden petrol ve değerli madenler çıkarılmaktadır.

    Yaşama Düşman Bir Ortam
    Yeryüzünün en kurak, bitkileri çok az ya da hiç olmayan bölgelerine çöl denir. Çölün en önemli özelliği buharlaşmanın yağış miktarından daha çok oluşudur. Tam çöllerde 11-12 ay süren bir kuraklık döneminden sonra 10 mm’den az bir yağış görülür. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok büyüktür; bu fark +58 derece ile –10 derece arasında değişir. Bu yüksek sıcaklık farkı kayaların parçalanmasına yol açar. Böylece dağlar giderek birer moloz yığınına dönüşür. Sıcaklık değişmeleri kum ve toz fırtınalarına neden olur. Kum tanecikleriyle yüklü rüzgarlar önlerine çıkan kayaları yontup biçimlerini değiştirir. Yağmur yağdıktan sonra suların akıp gideceği yataklar olmadığından bunlar çeşitli yerlerdeki düzlüklerde birikir ve güçlü buharlaşmanın etkisiyle Cezayir ve Namibia’daki gibi tuz gölleri ortaya çıkar.Çöllerin Dağılımı

    Çölün en ayırt edici özelliği olan kuraklık çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Çöller bulundukları yerlere göre alize ya da dönence çölleri, iç çöller ya da kıta çölleri ve kıyı çölleri biçiminde sınıflandırılır. Alize çölleri neredeyse tüm yeryüzünü çepeçevre saran bir kuşak oluşturur. Bunlar ekvatoral alçak basınç kuşağının her iki yanında uzanan yüksek basınç bölgesinde yer alır. Ekvator’da ısınan hava yükselerek kuzey ya da güneydoğuya yönelirken karşı akımlara yol açar. Bunların bir bölümü yere doğru inerek alçalır ve böylece içlerindeki nem oranı yüzde 10’un altına düşer. Bunlar üstünden geçtikleri alanlara kuraklık getirir. Büyük Sahra ya da Arabistan Yarımadası’ndaki çöllerde sürekli bu tür rüzgarlar eser. Denizden esen alize rüzgarları ise Antiller’de olduğu gibi, yüksek oranda nem taşır ve yağışa neden olur.

    Kıtaların içindeki çöllerin az yağış almasının nedeni denize çok uzak olmaları ve önlerinde bulunan sıradağların yağış yüklü bulutların ilerlemesini engellemesidir. Kışların çok soğuk geçtiği bu tür çöllere örnek olarak Gobi verilebilir. Kıtaların batısında yer alan kıyı çöllerinin ortaya çıkış nedeni soğuk okyanus akıntılarıdır. (Örneğin Afrika’nın güneybatısındaki Benguela Akıntısı ile Güney Amerika’nın batısındaki Humboldt Akıntısı.) Bu tür soğuk okyanus akıntıları hava sıcaklığının 6° C’ye kadar düşmesine neden olur; bu nedenle denizden esen rüzgarlar içlerindeki nemi kıyıya ulaşamadan deniz üstünde boşaltmak zorunda kalır. Bu tür çöllere örnek olarak Namib ve Atacama verilebilir

    Uygarlık Geliyor

    Uçak ve öteki ulaşım araçlarının ortaya çıkmasıyla kervanlarla yapılan ticaret ve taşımacılık önemini yitirmiş ve Sahra’daki göçebelerin çoğu yerleşik yaşama geçmiştir. Ekolojik dengeleri çok duyarlı olan ve gitgide kalabalıklaşan vahalar çölün genişleyerek kendilerini yutma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bir zamanlar çöl şövalyeleri olarak adlandırılan insanlar artık ya petrol kuyularında, kömür, uranyum ocaklarında ya da çöl kıyısında kurulmuş sanayi tesislerinde çalışmaktadır. Yabancı gezginler de çölü keşfetmiştir. Eski çağlarda insanlar düşünceleriyle başbaşa kalmak için çöllere çekilirken, bugün uygarlık yorgunu Avrupalılar çölde serüven gezilerine çıkmaktadır.
    2009_daml bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş