Matematik TerimLeri SözLüğü

Konu 'Bilgi Köşesi' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    a tabanlı sayma sistemi. [İng. numeration system to the base a ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. a-lı sistem.

    a-lı sistem [İng. a-nary numeration system ] [Alm. ] [Fra. système numération a-naire ] : Bir sayının a tabanına göre yazılışı: Bir r gerçel sayısı için, ci ve bm sayıları 0,1,2,3, ... , a-1 rakamlarından birisi olmak üzere, r = cnan + cn-1an-1 + ... + c1a + c0 + b1a-1 + b2a-2 + b3a-3 + ... biçiminde a 'nın artı ve eksi güçlerinin kimi katlarından oluşan bir seri olarak yazılması. Bu sayı cncn-1...c1c0.b1b2b3... simgesiyle gösterilir. anlamdaşı: a tabanlı sayma sistemi. bkz. onlu sistem.

    A-Modül [İng. A-module ] [Alm. A-Modul ] [Fra. A-module ] : bkz. modül.
    AAA benzerlik teoremi [İng. similarity theorem ] [Alm. Ähnlichkeitssatz ] [Fra. théorème de similitude ] : 'İki üçgenin, köşeleri arasında kurulan birebir bir eşlemede, karşılıklı açıların ölçüleri eşit ise bu üçgenler benzerdir' önermesi.

    abaküs [İng. abacus ] [Alm. Abaküs ] [Fra. ab**ue ] : Her birisine dokuzar hareketli boncuk geçirilmiş birbirine paralel çubukları tutan bir çerçeveden oluşan hesap yapma aygıtı. An. sayı boncuğu.

    Abel grubu [İng. Abel group ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. değişmeli grup.
    açı [İng. angle ] [Alm. Winkel ] [Fra. angle ] : 1- Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun oluşturduğu geometrik şekil. 2- Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. 3- Ortak bir doğrudan geçen iki yandüzlemin oluşturduğu geometrik şekil. 4- Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği.

    açı koruyan dönüşüm [İng. angle-preserving map ] [Alm. winkeltreue Abbildung ] [Fra. représentation isogonale ] : Düzlemden düzleme giden ve her bir açıyı, bu açıya eş bir açıya dönüştüren fonksiyon.

    açık aralık [İng. open interval ] [Alm. offene Intervalle ] [Fra. intervalle ouvert ] : a, b R sayıları verildiğinde {x R:a<x<b} kümesi.
    açık birim yuvar [İng. open unit ball ] [Alm. Scheibe, Flächenstück ] [Fra. disque ] : Normlu uzayda 0 merkezli 1 yarıçaplı yuvarın iç noktalarının oluşturduğu küme. anlamdaşı: açık birim küre, açık hiper birim küre.

    açık bölge [İng. open region ] [Alm. ] [Fra. ] : Düzlemde açık ve bağlantılı olan küme.

    açık daire [İng. open disk ] [Alm. offene Kreisscheibe ] [Fra. disque ouvert ] : Bir dairenin iç noktaları kümesi: a, b gerçel iki sayı, r pozitif bir sayı olmak üzere, düzlemde (x - a)2 + (y - b)2 < r2 eşitsizliğini sağlayan (x, y) noktalarının kümesi. v: açık disk.

    açık dikdörtgen [İng. open rectangle ] [Alm. ] [Fra. ] : Dikdörtgenin iç noktalarının oluşturduğu küme, dikdörtgenin içi.

    açık disk [İng. open disc ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. açık daire.

    açık dönüşüm [İng. open mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: açık fonksiyon

    açık fonksiyon [İng. open mapping ] [Alm. offene Abbildung ] [Fra. ] : X, Y topolojik uzayları verildiğinde, X içindeki her bir açık kümenin f altındaki görüntüsü Y içinde bir açık küme olan f : X → Y dönüşümü.

    açık göze [İng. open cell ] [Alm. offene Zelle ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında birim açık yuvara eşyapılı olan topolojik uzay.

    açık komşuluk [İng. open neighborhood ] [Alm. offene Umgebung ] [Fra. voisinage ouvert ] : Topolojik uzaydaki bir noktanın açık küme olan bir komşuluğu.

    açık kutu [İng. open box ] [Alm. ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında, n sayıda açık aralığın dik çarpımından oluşan altküme.

    açık küme [İng. open set ] [Alm. offene Menge ] [Fra. Ensemble; ouvert ; ouvert ] : Bir topolojik uzayda topolojiyi oluşturan kümelerden her biri.

    açık küp [İng. open cube ] [Alm. offen Kubus ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında eşit uzunluklu n sayıda açık aralığın dik çarpımı.

    açık Öklit yuvarı [İng. open Euclidean ball ] [Alm. ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında açık yuvar. bkz.açık yuvar.

    açık önerme [İng. open sentence ] [Alm. offener Satz ] [Fra. proposition ouverte ] : Değişkenler içeren ve bu değişkenlere farklı değerler verildiğinde farklı önermeler oluşturan ifade.

    açık örtü [İng. open cover ] [Alm. offene Uberdeckung ] [Fra. recouvrement ouvert ] : Topolojik uzaydaki bir A kümesi için, bileşimleri A 'yı kapsayan açık kümeler ailesi.

    açık soru [İng. open question ] [Alm. ] [Fra. ] : Cevabı bilinmeyen soru.

    açık yuvar [İng. open ball ] [Alm. offene Kugel ] [Fra. boule ouverte ] : (X,p) metrik uzayında a bir nokta, e pozitif bir sayı olmak üzere {x : p(x,a) < e} altkümesi.
    açıkorur dönüşüm [İng. conformal mapping; isogonal transformation ] [Alm. konforme Abbildung; winkeltreue Transformation ] [Fra. représentation conforme ] : Açıları değiştirmeyen dönüşüm : öteleme, dönme,simetrik, benzerlik, inversiyon dönüşümleri veya bunların kimilerinin bileşkesi.

    açılım [İng. expansion ] [Alm. Entwicklung; Entwickelung ] [Fra. expansion ] : 1 - Bir öğeyi kimi özellikleri daha iyi bilinen öğelerin bir toplamı olarak belirleme. 2 - Bu iş için elde edilen toplam. Örn. onlu açılım, seri açılımı.

    açılımın katsayıları [İng. coefficient of expansion ] [Alm. Entwicklungskoeffizient ] [Fra. coefficient de dévelopement ] : Bir açılımda terimlerin çarpanları. Örn. Fourier katsayıları, Taylor katsayıları.

    açınım [İng. development ] [Alm. Abwicklung; Entwickelung ] [Fra. développement ] : Bir yüzeyin bir düzlem üzerine serilmesi.

    açının derece ölçüsü [İng. degree measure of an angle ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir açının köşesi merkez alınarak çizilen bir çemberin çevresi 360 eşit parçaya bölündüğünde, açının içinde kalan yay parçasının bölüntü sayısı.

    açının grad ölçüsü [İng. grade measure of an angle ] [Alm. Gradmaß eines Winkels ] [Fra. ] : Bir açının köşesi merkez alınarak çizilen bir çemberin çevresi 400 eşit parçaya bölündüğünde, açının içinde kalan yay parçasının bölüntü sayısı.

    açının içi [İng. interior of an angle ] [Alm. Winkelinneres ] [Fra. interior d'un angle ] : Bir AOB açısında, OA 'nın belirttiği B 'yi içeren yarıdüzlemle OB 'nin belirttiği A 'yı içeren yarı düzlemin arakesiti.

    açının radyan ölçüsü [İng. radian measure of an angle ] [Alm. Bogenmaß eines Winkels ] [Fra. measure d'angle en radians ] : Bir açının köşesi merkez alınarak bir çember çizildiğinde, açının içinde kalan yayın yarıçap cinsinden uzunluğu.

    açınır yüzey [İng. developable surface ] [Alm. abwickelbare Fläche; Torse ] [Fra. surface développable ] : Genleşmeden ve büzülmeden bir düzlem üzerine, yayılabilen yüzey.

    açıortay [İng. bisector; bisectrix ] [Alm. Winkelhalbierende; Winkelsymmetrale; Bisektrix ] [Fra. bissectrice ] : Bir açının köşesinden geçen ve kollara eşit uzaklıkta kalarak açıyı eşit iki açıya bölen yarıdoğru.

    açıortay düzlemi [İng. bisecting plane ] [Alm. Halbierungsebene ] [Fra. plan bissecteur ] : Kesişen iki düzleme eşit uzaklıkta bulunan noktaların oluşturduğu düzlem.

    açıölçer [İng. protractor ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. iletki.

    adım fonksiyonu [İng. step function; ladder function ] [Alm. Treppenfunktion; Stufenfunktion ] [Fra. fonction en escalier ; fonction en gradins ] : Yalnızca sonlu sayıda değişik değerler alabilen fonksiyon.

    adi diferensiyel denklem [İng. ordinary differential equation ] [Alm. gewöhnliche Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle ordinaire ] : Bir veya daha çok bağımlı değişkenin bir tek bağımsız değişkene göre türev(ler)ini içeren diferensiyel denklem. anlamdaşı: yalın diferensiyel denklem.

    adjoint matris [İng. adjoint matrix; adjugate ] [Alm. adjungierte Matrix ] [Fra. matrice adjointe ] : Bir A = (aij)nxn matrisi için her bir aij öğesi yerine eşçarpanı konularak kurulan matrisin devriği. Simgesi : A*.

    afin fonksiyon [İng. affine function; affine mapping ] [Alm. affine Abbildung ] [Fra. transformation affine ] : İki vektör uzayı arasında, bir doğrusal dönüşüm ile bir ötelemenin bileşkesi olan fonksiyon.

    afin geometri [İng. affine geometry ] [Alm. affine Geometrie ] [Fra. géométrie affine ] : Afin dönüşümler grubu altında korunan özelikleri inceleyen geometri.

    afin grup [İng. affine group ] [Alm. affine Gruppe ] [Fra. groupe affine ] : Afin dönüşümlerin oluşturduğu grup.

    afin hiperdüzlem [İng. affine hyperplane ] [Alm. affine Hyperebene ] [Fra. hyperplan affine ] : Afin uzayda eşboyutu 1 olan eşküme.

    afin uzay [İng. affine space ] [Alm. affiner Raum ] [Fra. espace affine ] : Başnoktası (sıfır) yokedilen bir vektör uzayında iki noktanın farkı bir vektör ve bir nokta ile bir vektörün toplamı bir nokta olacak biçimde tanımlanan işlemlerle donatılan matematiksel yapı. Formal tanımı şudur: Bir S kümesi, bir V vektör uzayı ve aşağıdaki koşulları sağlayan bir f: S x S → V , f(a,b) = a-b dönüşümünden oluşan (S,V,f) yapısı: 1- Her b S için f(a,b) = a-b dönüşümü birebirdir; 2- Her a,b,c S için (a-b) + (b-c) = a-c dir.
    ağ [İng. net; network ; reticle ] [Alm. Netz ] [Fra. suite généralisée ] : 1- Yönlü bir kümeden başka bir kümeye tanımlı olan fonksiyon. 2- Böyle bir fonksiyonun görüntüsü.

    ağaç [İng. tree ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir çizge veya yapılandırılmış küme olarak düşünülebilen matematiksel yapı.

    ağırlık fonksiyonu [İng. **ight function ] [Alm. Gewichtsfunktion ] [Fra. fonction de poids ] : Bir (a,b) aralığında, negatif olmayan, integrallenebilen ve integrali pozitif olan fonksiyon.
    ağırlık merkezi [İng. barycentre ] [Alm. Sch**rpunkt ] [Fra. Barycentre; centre de gravité ] : Bir Öklit uzayında eşit kütleli ve konum vektörleri doğrusal bağımsız olan, sonlu sayıda noktadan oluşan bir sistemin kütle merkezi.
    ağırlıklı aritmetik ortalama [İng. **ighted arithmetic mean ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ağırlıklı ortalama.

    ağırlıklı ortalama [İng. **ighted mean ] [Alm. gewogenes Mittel ] [Fra. moyenne poudérée ] : (pi) , (i = 1,2,...,n) pozitif sayılardan oluşan sonlu bir dizi, (xi) , (i = 1,2,...,n) ise gerçel sayılardan oluşan sonlu bir dizi olmak üzere, [p1x1 + p2x2 + ... + pnxn) ] / [p1 + p2 + ... + pn ] sayısı. anlamdaşı: ağırlıklı aritmetik ortalama.

    aile [İng. family ] [Alm. Familie ] [Fra. famille ] : Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi. örn. yüzeyler ailesi, operatörler ailesi. anlamdaşı: takım.

    akış diyagramı [İng. flowchart ] [Alm. Flussdiagramm ] [Fra. ] : Bilgisayar izlencelerinde, yapılacak işleri ve sıralarını oklar ve geometrik şekillerle gösteren çizenek.

    aksiyom [İng. axiom ] [Alm. Axiom ] [Fra. axiome ] : anlamdaşı: belit.
    aksiyomatik metot [İng. axiomatic method ] [Alm. axiomatische Methode ] [Fra. methode axiomatique ] : bkz. belitsel yöntem.

    alan I [İng. domain ] [Alm. Bereich; Gebiet ] [Fra. domaine ] : Bir topolojik uzayda açık ve bağlantılı olan altküme.

    alan II [İng. area ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yüzölçümü.
    alan koruyan dönüşüm [İng. area preserving transformation ] [Alm. flächentreue Abbildung ] [Fra. application conservant les aires ] : Tanım uzayındaki her bölgeyi, alanı bu bölgenin alanına eşit olan bir bölgeye dönüştüren dönüşüm.

    alanölçer [İng. planimeter ] [Alm. Planimeter ] [Fra. planimetre ] : Düzlemsel alanları ölçmeye yarayan aygıtlardan biri.

    alanölçü [İng. planimetry ] [Alm. Planimetrie ] [Fra. planimétrie ] : Düzlemsel yüzeylerin ölçüsü. anlamdaşı: yüzölçü.

    alef sıfır [İng. aleph-null; aleph zero ] [Alm. Aleph Null; Alef-Null ] [Fra. aleph-null; aleph zéro ] : Doğal sayılar kümesinin nicelik sayısı.

    algoritma [İng. algorithm ] [Alm. Algorithmus ] [Fra. algorithme ] : Kimi sorunların çözümünde izlenen sonlu sayıda ardışık usavurma veya işlemler dizisi.

    almaşık [İng. alternate ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: alterne.

    almaşık grup [İng. alternating group ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: alterne grup.

    almaşık seri [İng. alternating series ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: alterne seri.
    alt üçgensel matris [İng. lo**r triangular matrix ] [Alm. untere Halbmatrix, untere Dreieckmatrix ] [Fra. matrice triangulärere inférieure Ing. lo**r triangular matris ] : Köşegen ve üstündeki tüm elemanları sıfır olan karesel matris.

    alt yarıdüzlem [İng. lo**r half plane ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- R2 uzayı için, y pozitif olmamak üzere bütün (x,y) noktaları. 2- C karmaşık düzleminde, y pozitif olmamak üzere bütün z = x + iy noktaları. bkz. yarıdüzlem.

    altdamga [İng. suffix ] [Alm. unterer Index ] [Fra. suffixe ] : Bir terimin veya öğenin sağ altına vurulan damga. örn. a i deki i damgası. anlamdaşı: alttakı.

    altdizi [İng. subsequence ] [Alm. Teilfolge, Teilsequenz ] [Fra. sous-suite ] : Verilen bir (xi) , n N , dizisi için, k1 < k2 < ... < kn < ... olmak üzere, (xkn) dizisi.

    altdizisel limit [İng. subsequential limit ] [Alm. ] [Fra. limite sous-séquentielle ] : Bir dizinin yakınsak olan bir altdizisinin limiti.

    altdoğrusal fonksiyon [İng. sublinear function ] [Alm. ] [Fra. fonction sous-linéaire ] : Gerçel doğrusal E uzayının her x,y öğesi ve her a sayısı için, p(a, x) = |a| p(x) , p (x + y) ≤ p (x) + p (y) koşullarını gerçekleyen negatif olmayan p : E → R fonksiyonu.

    alterne grup [İng. alternating group ] [Alm. alternierende Gruppe ] [Fra. ] : Çift permutasyonların oluşturduğu grup.

    alterne seri [İng. alternating series ] [Alm. alternierende Reihe ] [Fra. série alternée ] : Ardışık terimleri ters işaretli olan seri.

    altgrup [İng. subgroup ] [Alm. Untergruppe ] [Fra. sous-groupe ] : Bir grubun aynı işlemlere göre grup olan alt kümesi.

    althalka [İng. subring ] [Alm. Unterring; Teilring ] [Fra. sous-anneau ] : Bir halkanın aynı işlemlere göre halka olan alt kümesi.

    altıgen [İng. hexagon ] [Alm. Sechseck; Hexagon ] [Fra. hexagone ] : Altı kenarı olan çokgen.

    altın kesit [İng. golden ratio ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. altın oran.

    altın oran [İng. golden ratio, golden mean; mean section ] [Alm. goldenes Verhältnis ] [Fra. ration d'or, proportion divine ] : |AB| doğru parçası üzerinde seçilen bir C noktası için |AB| / |AC| = |AC| / |CB| eşitliğini sağlayan oran.

    altıyüzlü [İng. Hexahedron; hexahedrons; hexahedra ] [Alm. Hexaeder; Sechsfläch; Sechsflächner ] [Fra. hexaèdre ] : Altı yüzü olan çokyüzlü. örn. küp.

    altküme [İng. subset ] [Alm. Teilmenge ] [Fra. sous-ensemble ] : A kümesine ait her öğe B kümesine de aitse, A kümesi B nin alt kümesi, B kümesi de A nın üst kümesidir.

    altlimit [İng. lo**r limit ] [Alm. unterer Limes ] [Fra. limite inférieure ] : Bir dizinin alt dizilerinin limitlerinin en küçüğü.

    altmodül [İng. submodule ] [Alm. Untermodul ] [Fra. sous-module ] : Bir modülün aynı işlemlerle modül olan altkümesi.

    altörgü [İng. sublattice ] [Alm. Untergitter ] [Fra. sous-treillis ] : Bir örgünün, aynı bağıntılara göre kendisi de örgü olan altkümesi.

    altsınır [İng. lo**r bound ] [Alm. untere Schranke; Minorante ] [Fra. borne inférieure ] : E kısmi sıralı kümesinin A altkümesine ait hiç bir öğeden büyük olmayan ve E ye ait olan bir b öğesi.

    alttakı [İng. subscript ] [Alm. unterer Index ] [Fra. souscrit ] : Bir imlecin sol veya sağ altına, ötekilerden ayırt etmek için veya işlevsel bir özellik taşıdığını belirtmek için konulan damga.

    alttakım [İng. subfamily ] [Alm. Teilklasse ] [Fra. sous-famille ] : Bir takımın altkümesi olan takım.

    alttan sınırlı [İng. bounded below ] [Alm. von unten beschränkt ] [Fra. bornée inférieurement ] : En az bir altsınıra sahip olma özelliği.
    alttan sınırlı fonksiyon [İng. function bounded below ] [Alm. ] [Fra. fonction limitée en bas ] : f (X) görüntüsü R içinde alttan sınırlı olan f : X → R fonksiyonu.

    alttan sınırlı küme [İng. set bounded below ] [Alm. Menge von unten beschränkt ] [Fra. ensemble minoré ] : Bir kısmi sıralı kümede bir altsınır varlayan altküme.

    alttoplam [İng. lo**r sum ] [Alm. Untersumme ] [Fra. ] : [a,b] aralığında tanımlanan f sınırlı gerçel fonksiyonu verildiğinde, [a,b] nin B ile gösterilen bir a = x0 ≤ x1 ≤ ... ≤ xn = b bölüntüsü için, mi = inf {f(x) : xi-1 ≤ x ≤ xi} ve Δxi = (xi - xi-1) olmak üzereΣ mi Δxi , (i = 1,2,...,n) toplamı.

    alttoplamsal fonksiyon [İng. subadditive function ] [Alm. subadditive Funktion ] [Fra. fonction sous-additive ] : Her x, y için f (x + y) ≤ f (x) + f (y) koşulunu sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: alttoplamsal dönüşüm.

    altuzay [İng. subspace ] [Alm. Unterraum ] [Fra. sous-espace ] : Bir uzay üzerindeki matematiksel yapıyı kendisi için de varlayan altkümesi. örn. doğrusal altuzay.

    altvektör uzayı [İng. vector subspace ] [Alm. Untervektorraum ] [Fra. Sous-espace vectoriel ] : Bir vektör uzayının, aynı işlemlere göre vektör uzayı olan bir alt kümesi. anlamdaşı: alt doğrusal uzay.

    analitik [İng. analytic ] [Alm. analytisch ] [Fra. analytique ] : Analiz ile ilgili, analiz yapan yöntem. anlamdaşı: çözümsel.

    analitik devam [İng. analytic continuation ] [Alm. analytische Fortsetzung ] [Fra. continuité analytique ] : 1- Bir analitik fonksiyonun tanım bölgesinin genişletilmesi. 2- Tanım bölgesi genişletilmiş analitik fonksiyon. anlamdaşı: çözümsel uzanım.

    analitik eğri [İng. analytic curve ] [Alm. analytische Kurve ] [Fra. courbe analytique ] : anlamdaşı: çözümsel eğri.

    analitik fonksiyon [İng. analytic function ] [Alm. analytische Funktion ] [Fra. ] : 1- Türetilebilir karmaşık fonksiyon, anlamdaşı: türeyen fonksiyon, düzenli fonksiyon. 2- Bir açık kümenin her bir noktasında kuvvet serisine açılabilen gerçek veya karmaşık fonksiyon. anlamdaşı: çözümsel fonksiyon.

    analitik fonksiyonel [İng. analytic functional ] [Alm. analytisches Funktional ] [Fra. fonctionnel analitique ] : Karmaşık n-değişkenli tam fonksiyonlar uzayında tanımlanmış doğrusal sürekli fonksiyonel.

    analitik geometri [İng. analytic geometry; analytical geometry ] [Alm. analytische Geometrie ] [Fra. géométrie analytique ] : Bir koordinat sistemi ve cebirsel yöntemler yardımıyla geometrik şekilleri ve eğrileri inceleyen geometri dalı.

    analitik manifold [İng. analytic manifold ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Çözümsel katmanlı uzay.

    analiz [İng. analysis ] [Alm. Analysis; Analyse ] [Fra. analyse ] : Limit ve yakınsama olgularını dört işleme katarak fonksiyon, türev, integral, dizi ve serileri inceleyen matematik dalı. anlamdaşı: çözümleme.

    anlamlı rakam [İng. significant digit ] [Alm. bedeutsame Ziffer ] [Fra. chiffre significatif ] : 1- Tersüstelin (logaritma) onlu parçasında, solda sıfır olmayan ilk rakamdan başlayarak sağda sıfır olmayan rakama dek olanların her biri. 2- İşlemde istenen duyarlığa göre onlu parçada gözetilecek rakam.

    antisimetrik bağıntı [İng. antisymmetric relation ] [Alm. antisymmetrische Relation ] [Fra. relation antisymmetrique ] : X kümesi üzerinde, her a,b için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ve bRa ise a = b olur (antisimetriklik). anlamdaşı: ters simetrik bağıntı.

    antisimetrik fonksiyon [İng. antisymmetric function ] [Alm. schiefsymmetrische Funktion ] [Fra. function antisymètrique ] : Herhangi iki değişkenin yerleri değiştiğinde, işareti değişen çok değişkenli fonksiyon.

    apaçık çözüm [İng. trivial solution ] [Alm. triviale Lösung ] [Fra. solution triviale, solution banale ] : Tüm bilinmeyenleri için sıfır değerini alan özel çözüm.

    apsis [İng. abscissa ] [Alm. Abszisse ] [Fra. abscisse ] : Bir P noktasının düzlemdeki (x,y) koordinatları veya uzaydaki (x,y,z) koordinatları için x sayısı.

    arakesit [İng. intersection ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kesişim.
    aralarında asal polinomlar [İng. relatively prime polynomials ] [Alm. relativ prime Polynome ] [Fra. polinomes premiers entre eux ] : En büyük ortak bölenleri sıfırıncı dereceden bir polinomu olan polinomlar, göreceli asal polinomlar.

    aralarında asal sayılar [İng. relatively prime numbers ] [Alm. relativ prime Zahlen ] [Fra. nombres premiers entre eux ] : En büyük ortak bölenleri 1 olan doğal sayılar. anlamdaşı: göreli asal sayılar.

    aralık [İng. interval ] [Alm. Intervall ] [Fra. intervalle ] : Gerçel eksen üzerindeki dışbükey küme. ay. baz. açık aralık, kapalı aralık, yarıaçık aralık.

    arap rakamları [İng. arabic numerals ] [Alm. arabische Ziffer ] [Fra. nombre arabique ] : 10-lu sayma sisteminde sayıları göstermek için kullanılan 0,1,2,3,4,5,6,7,8,9 rakamları.
    arc [İng. arc ] [Alm. Bogen ] [Fra. arc ] : anlamdaşı: yay. Trigonometrik ve hiperbolik fonksiyonların ters fonksiyonlarını göstermek için kullanılan bir önek. örn. arcsin(x), arccos(x).

    arccos fonksiyonu [İng. arccosine function ] [Alm. Arkuskosinus ] [Fra. arc cosinus ] : Kosinüs (cos) fonksiyonunun tersi, ters kosinüs fonksiyonu. Simgesi: arccos.

    arccot fonksiyonu [İng. arccotangent function ] [Alm. Arkuskotangens ] [Fra. arc cotangente ] : Kotanjant (cotan) fonksiyonunun tersi, ters kotanjant fonksiyonu Simgesi: arccotan, arccot.

    arccsc fonksiyonu [İng. arc cosecant; inverse cosecant; anticosecant ] [Alm. Arkuskosekans ] [Fra. arc cosécante ] : 1- cosec (cosecant) fonksiyonunun tersi. 2- Arcosecant'ı verilen bir sayıya eşit olan yay veya açı.

    arcsec fonksiyonu [İng. arcsecant function ] [Alm. Arkussekans ] [Fra. arc sécante ] : Sekant (sec) fonksiyonunun tersi, ters sekant fonksiyonu. Simgesi: arcsec.

    arcsin fonksiyonu [İng. arcsinefunction ] [Alm. Arkussinus ] [Fra. arc sinus ] : Sinüs (sin) fonksiyonunun tersi, ters sinüs fonksiyonu. Simgesi: arcsin.

    arctan fonksiyonu [İng. arc tangent; inverse tangent; antitangent ] [Alm. Arkustangens ] [Fra. arc-tangens ] : 1- tanjant fonksiyonunun tersi. arctan . 2- Tanjantı verilen bir sayıya eşit olan yay veya açı. Simgesi : tan-1x, arctan x.

    ardıl [İng. successor ] [Alm. Nachfolger ] [Fra. successeur ] : 1- Bir n tamsayısı için n + 1 sayısı. 2- Bir K kümesi için, K U {K} kümesi. 3- Bir sıralamada, verilen bir öğeden sonra gelen bir öğe. kar. öncül.

    arg I [İng. arg ] [Alm. arg ] [Fra. arg ] : Karmaşık sayıların genliğini (argumetini) gösteren simge.

    arg II [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir ters hiperbolik fonksiyonu göstermek için, hiperbolik fonksiyon adının önüne konulan önek. örn. argsinh (x).

    argcosh fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic cosine ] [Alm. Areacosınus hiperbolicus ] [Fra. argument cosinus hypirboltque ] : Ters hiperbolik kosinüs: argcosh x = cosh -1 x .

    argcoth fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic cotangent ] [Alm. Aracotangens hyperbolicus ] [Fra. argument cotangente hyperbolique ] : Ters hiperbolik kotanjant: argcoth x = coth -1 x .

    argcsch fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic cosecant ] [Alm. ] [Fra. ] : Ters hiperbolik kosekant: argcsch x = csch -1 x .

    argsech fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic secant ] [Alm. ] [Fra. ] : Ters hiperbolik sekant: argsech x = sech -1 x .

    argsinh fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic sine ] [Alm. Areasinvs hyperbolicus ] [Fra. argument sinus hiperbolique ] : Ters hiperbolik sinüs: argsinh x = sinh -1 x .

    argtanh fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic tangent ] [Alm. Areatangens hyperbolicus ] [Fra. argument tangente hyperbolique ] : Ters hiperbolik sinüs: argsinh x = sinh -1 x .

    argument [İng. argument ] [Alm. ] [Fra. ] : Kanıt. Genlik. Bağımsız değişken.

    arı matematik [İng. pure mathematics ] [Alm. reine Mathematik ] [Fra. mathématique pure ] : bkz. soyut matematik.

    aritmetiğin temel işlemleri [İng. fundamental operations of arithmetic ] [Alm. Fundamenteloparationen der Arithmetik ] [Fra. opérationes fondamentales d'arithmétique ] : Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri.

    aritmetiğin temel teoremi [İng. fundamental theorem of arithmetics ] [Alm. Fundamentalsatz der Arithmetik ] [Fra. théorème fondamental de l'arithmétique ] : 1 den büyük her tamsayının asal sayıların bir çarpımına eşit olduğunu belirten teorem.

    aritmetik [İng. arithmetic ] [Alm. Aritmetik ] [Fra. arithmétique ] : 1- Tamsayılar kümesi üzerinde toplama, çıkarma, çarpma, bölme, üst alma, kok alma işlemleriyle yapılan işlemler bütünü. 2- Gerçel sayılar kümesi üzerinde sayıbilgisel işlemlerle yapılan işlence. 3- Sayıbilgisi kitabı.

    aritmetik dizi [İng. arithmetic sequence ] [Alm. arithmetische Folge ] [Fra. suite arithmétique ] : Her bir terimi bir önceki terime sabit bir sayı eklenerek elde edilen dizi. anlamdaşı: aritmetik dizi.

    aritmetik ortalama [İng. aritmetic mean ] [Alm. aritmetisches Mittel ] [Fra. moyenne arithmétique ] : n tane gerçel sayı için, bu sayıların toplamının n sayısına bölümü.

    aritmetik seri [İng. arithmetic series ] [Alm. aritmetische Reihe ] [Fra. serie arithmetique ] : Bir aritmetik dizinin terimlerinden oluşan seri. anlamdaşı: aritmetik seri.

    Arşimet beliti [İng. Archimedean axiom ] [Alm. archimedisches Axiom ] [Fra. axiom d'Archimède ] : Seçkisiz a, b doğal sayıları verildiğinde a < nb eşitsizliği sağlanacak biçimde bir n doğal sayısının varlığını koyan belit. anlamdaşı: Arşimet özelliği.

    artan dizi [İng. İncreasing sequence ] [Alm. zunehmende Folge ] [Fra. suite agrandissante ] : Her i < j için xi < xj koşulunu sağlayan (xi) gerçel sayılar dizisi.

    artan fonksiyon [İng. strictly increasing function ] [Alm. zunehmende Function ] [Fra. fonction agrandissante ] : Tanım kümesindeki her a,b için, a < b olduğunda f(a) < f(b) bağıntısını sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: kesin artan fonksiyon, monoton kesin artan fonksiyon.

    artan zincir [İng. ascending chain ] [Alm. aufsteigende Kette ] [Fra. chaîne ascendante ] : Bir kısmi sıralı kümede a1 ≤ a2 ≤ ... an ≤ ... koşulunu sağlayan (an ) dizisi.

    artan zincir koşulu [İng. ascending chain condition ] [Alm. ] [Fra. condition de la chaine ascendante ] : Bir kısmi sıralı kümedeki artan her zincirin sonlu olması koşulu.

    artı I [İng. positive ] [Alm. Positiv ] [Fra. positif ] : Sıfırdan büyük olan, pozitif.

    artı II [İng. plus ] [Alm. Plus ] [Fra. plus ] : 1- Toplama işlemi. 2- Toplama işleminin (+) simgesi. 3- Eksi karşıtı. 4- Sıfırdan büyük nicelik.

    artı sonsuz [İng. plus infinite, pozitively infinite ] [Alm. plus Undendlich ] [Fra. plus infini ] : Her sonlu sayıdan daha büyük kalan özlek nesne. Simgesi : + ∞.

    artım [İng. increment ] [Alm. Zunahme ] [Fra. incrément ] : f gerçel fonksiyonunun tanım kümesindeki bir x sayısı için, h > 0 olmak üzere f(x + h) - f (x) sayısı, artı değişim.

    artmaz fonksiyon [İng. non-increasing function ] [Alm. ] [Fra. fonction nonagrandissante ] : Tanım bölgesindeki her x,y için, x < y olduğunda f (x) ≥ f (y) koşulunu sağlayan f fonksiyonu, artmayan fonksiyon.

    asal cisim [İng. prime field ] [Alm. Primkörper ] [Fra. ] : Ast altcismi var olmayan cisim.

    asal eksen [İng. transverse axis; principal axis ] [Alm. Hauptachse ] [Fra. axe focal ] : Hiperbolün ve elipsin odaklarından geçen doğru. Bu doğrunun tepeler arasında kalan parçası. Bu doğru parçasının uzunluğu.

    asal ideal [İng. prime ideal ] [Alm. Primideal ] [Fra. ] : A halkasının, her a,b öğesi için, a.b çarpımı I ya ait olduğunda ya a nın veya b nin I ya ait olmasını gerektiren I ideali.

    asal sayı [İng. prime number ] [Alm. Primzahl; einfache Zahl ] [Fra. nombre premier; nombre primaire ] : Kendisinden ve 1den başka böleni olmayan 1 'den büyük tamsayı. örn. 2, 3, 5.
    asimetrik bağıntı [İng. asymmetric relation ] [Alm. asymmetrische Relation ] [Fra. relation asymétrique ] : X kümesi üzerinde, her a,b için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ise bRa olamaz (asimetriklik).

    asimtot [İng. asymptote, asymptotic ] [Alm. Asymptote, asymptotisch ] [Fra. asymptote, asymptotique ] : Bir eğriye sonsuzda teğet olan başka bir eğri.

    asli eğri [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. eğrilik çizgisi.

    asli normal [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: esas normal.

    astideal [İng. proper ideal ] [Alm. ] [Fra. ideal propre ] : Bir halkanın kendisine eşit olmayan alt ideali.

    astküme [İng. proper subset ] [Alm. echte Untermenge; echte Teilmenge ] [Fra. ] : bir kümenin kendisine eşit olmayan alt kümesi. anlamdaşı: has altküme.

    aşikar çözüm [İng. trivial solution ] [Alm. triviale Lösung ] [Fra. solution trivialle ] : Sıfır çözüm, apaçık çözüm.

    aşkın fonksiyon [İng. transcendantal function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant fonksiyon.

    aşkın genişleme [İng. transcendantal extention ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant genişleme.

    aşkın öğe [İng. transcendantal element ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant öğe.

    aşkın sayı [İng. transcendantal number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant sayı.
    ayak [İng. foot ] [Alm. Fusspunkt ] [Fra. pied ] : Bir doğrunun bir düzlemle veya öteki bir doğruyla kesiştiği nokta.

    ayırtık cisim [İng. discrete field ] [Alm. diskreter Körper ] [Fra. corps discret ] : Ayırtık topoloji ile donatılmış cisim.

    ayırtık grup [İng. discrete group ] [Alm. diskrete Gruppe ] [Fra. groupe discret ] : Ayırtık topolojiyle donatılmış grup.

    ayırtık olmayan topoloji [İng. indiscrete topology ] [Alm. ] [Fra. topologie indiscrête ] : Bir X kümesi üzerindeki {Ø, X } topolojisi.

    ayırtık topoloji [İng. discrete topology ] [Alm. diskrete Topologie ] [Fra. topologie discrète ] : Bir X kümesi için, X in tüm altkümelerinden oluşan topoloji. anlamdaşı: ayırtık topolojik yapı, apaçık topoloji.

    aykırı cisim [İng. skew field ] [Alm. Schiefkörper; nichtkommutativer Körper ] [Fra. corps noncommutatif ] : Değişmeli olmayan bölme halkası.

    aykırı doğrular [İng. skew lines ] [Alm. windschiefe Gemden ] [Fra. droites gauches ] : Aynı düzlemde olmayan doğrular.

    aykırı Hermitsel matris [İng. skew Hermİtian matrix ] [Alm. schief-hermitesche Matrix ] [Fra. ] : Karmaşık eşleniğinin devriği, kendisinin eksi işaretlisine eşit olan karmaşık kare matris.

    aykırı simetrik matris [İng. skew-symmetric matrix ] [Alm. schiefsymmetrische Matrix ] [Fra. matrice gauche-symétrique ] : A = - Ad eşitliğini gerçekleyen A karmaşık kare matrisi.

    ayrık çevrimler [İng. disjoint cycles ] [Alm. elementfremde Zyklen ] [Fra. cycles disjoints ] : Ortak öğesi bulunmayan çevrimler.

    ayrık kümeler [İng. disjoint sets ] [Alm. elementfremde Mengen; disjunkte Mengen ] [Fra. ensembles disjoints ] : Kesişimi boş kümeye eşit olan kümeler ailesi.

    ayrılabilir polinom [İng. separable polynomial ] [Alm. separables Polynom ] [Fra. polynôme separable ] : Çokkatlı kökleri var olmayan polinom.

    ayrılabilir uzay [İng. separable space ] [Alm. ] [Fra. espace separable ] : Sayılabilir bir yoğun altkümesi varolan topolojik uzay.

    ayrılmış uzay [İng. separated space ] [Alm. separierter Raum ] [Fra. espace séparé ] : bkz. Hausdorff uzayı.

    ayrışım [İng. decomposition ] [Alm. Zerlegung ] [Fra. décomposition ] : bkz. küme ayrışımı.

    ayrıt [İng. edge ] [Alm. Kante ] [Fra. arête ] : 1- Bir katı cismin düzlemsel iki yüzünün arakesit doğrusu. 2- Bir çizgede köşeleri veya boğum noktalarını birleştiren doğru parçası. 3- Bir geometrik şeklin kenarının bir parçası olan doğru parçası.

    azalan fonksiyon [İng. decreasing function ] [Alm. abnehmende Funktion ] [Fra. fonction diminuante ] : Tanım kümesindeki her a,b için, a < b olduğunda f(a) > f(b) bağıntısını sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: kesin azalan fonksiyon, monoton kesin azalan fonksiyon.

    azalan zincir [İng. descending chain ] [Alm. absteigende Kette ] [Fra. chaine descendante ] : Bir kısmi sıralı kümede a 1≥ a2≥ ... ≥ an ≥ ... koşulunu sağlayan (a n) , n N , zinciri.

    azalım [İng. decrement ] [Alm. Verminderung; Abnahme; Dekrement ] [Fra. decrement ] : f gerçek işlevinin tanım kümesindeki bir x sayısı için, h > 0 olmak üzere f (x) - f(x-h) sayısı.

    azalmayan fonksiyon [İng. non-decreasing function ] [Alm. nichtfallende Funktion ] [Fra. fonction nondiminuante ] : x < y olduğunda f (x) ≤ f (y) olan f fonksiyonu. anlamdaşı: azalmayan fonksiyon.
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    bağdaşmaz denklemler [İng. incompatible equations ] [Alm. unverträgliche Gleichungen ] [Fra. équations incompatibles ] : Bir tutarsız denklemler sistemindeki denklemler.
    bağdaşmazlık [İng. incompatibility ] [Alm. Unverträglichkeit; Unvereinbarkeit; Widersprüchlichkeit ] [Fra. incompatibilité ] : Bağdaşmaz olma durumu. Tutarsızlık.
    bağımlı değişken [İng. bound variable, dependent variable ] [Alm. gebundene Variable ] [Fra. variable liée ] : Bir f fonksiyonu için, x bağımsız değişkenine bağlı olan y = f (x) değişkeni.
    bağımlı vektör [İng. bound vector ] [Alm. gebundener Vektor ] [Fra. vecteur lié ] : Başlangıç noktası sabit olan vektör.
    bağımsız değişken [İng. independent variable ] [Alm. unabhängige Veränderliche ] [Fra. variable indépendante ] : Bir fonksiyon için, tanım kümesini taradığı var sayılan ve belirli bir imle gösterilen öğe. örn. y=f(x) bağıntısında x değişkeni y ye göre bağımsız, y değişkeni ise x 'e bağımlıdır. anlamdaşı: serbest değişken.
    bağımsız olaylar [İng. independent events ] [Alm. unabhängige Ereignisse ] [Fra. événements indépendants ] : İkisinden birisinin oluşu veya olmayışı ötekinin oluş olasılığını değiştirmeyen iki olay.
    bağıntı [İng. relation ] [Alm. Beziehung. Relation ] [Fra. relation ] : Bir Ç E x F çizgesi için (E, F, Ç) sıralı üçlüsü.
    bağlaç [İng. connective ] [Alm. Junktor; Verbindung; Verknüpfung ] [Fra. Connecteur; opérateur proposttionnel ] : Önermeleri birbirlerine bağlayan "veya, ve, ise, ancak ve ancak, değil" sözcüklerinden her biri.
    bağlantılı uzay [İng. connected space ] [Alm. zusammenhängender Raum ] [Fra. espace connexe ] : Boş olmayan açık ve birbirlerinden ayrık iki altkümenin bileşimine eşit olmayan topolojik uzay.
    bağlantısız uzay [İng. disconnected space ] [Alm. unzusammenhangender Raum ] [Fra. ] : Bağlantılı olmayan topolojik uzay.
    basaklı biçim [İng. echolon form ] [Alm. ] [Fra. forme echelonnée ] : Bir matrisin, satır işlemleri ile dönüştürüldüğü, şu dört koşulu sağlayan biçimi: 1. Sıfır satırlar en aşağıda bulunur. 2. Sıfır olmayan her satırın sıfırdan farklı ilk girdisi 1 dir. 3. Sıfırdan farklı bir satırın sıfır olmayan ilk girdisini içeren bir sütunun diğer bütün girdileri sıfırdır. 4. Birinci satırdan itibaren her satırın sıfırdan farklı ilk girdisi, kendisinden önceki satırın sıfırdan farklı ilk girdisinin sağındadır. anlamdaşı: Eşolon form.
    basamaklı sayma sistemi [İng. positional principle; positional system; place -value system ] [Alm. ] [Fra. ] : Sayıların gösteriminde rakamların bulundukları ve adına mertebe denilen yere göre, sayma tabanının bir kuvvetini belirledikleri sayma türü. örn. Onlu sayma sistemi, basamaklı bir sayma türüdür; Roma sayma sistemi, basamaklı değildir.
    basit bağlantılı bölge [İng. simply connected region ] [Alm. einfach zusammenhängendes Gebiet ] [Fra. domaine connecté simplement ] : içindeki her bir kapalı eğri söz konusu kümeden ayrılmadan içinde bulunan bir noktaya sürekli olarak büzülebilen bölge.
    basit bağlantılı uzay [İng. simply connected space ] [Alm. einfach zusammenhängender Raum ] [Fra. espace simplement connexe ] : Her kapalı yolu bir noktaya büzülebilen yay bağlantılı uzay.
    basit cebirsel genişleme [İng. simple algebraic extension ] [Alm. einfache algebraische Er**iterung ] [Fra. extension algébrique simple ] : Bir cisme bir cebirsel öğe eklenerek oluşturulan cisim genişlemesi
    basit cisim genişlemesi [İng. simple extension of a field ] [Alm. einfache Körper**iterung ] [Fra. extension simple d'un corps ] : Bir cisme bir öğe eklenerek oluşturulan cisim genişlemesi.
    basit fonksiyon [İng. simple function ] [Alm. einfache Funktion ] [Fra. ] : bkz. adım fonksiyonu.
    basit grup [İng. simple group ] [Alm. einfache Gruppe ] [Fra. groupe simple ] : Kendisinden ve { e } altgrubundan başka hiçbir normal altgrubu bulunmayan grup.
    basit kapalı eğri [İng. simple closed curve ] [Alm. einfach geschlossene Kurve ] [Fra. courbe fermée simple ] : Kendi kendini kesmeyen kapalı eğri. Birebir sürekli dönüşüm altında bir çemberin görüntüsü. anlamdaşı: Jordan eğrisi.
    basit kesir [İng. proper fraction ] [Alm. echter Bruch, eigentlicher Bruch ] [Fra. fraction propre; fraction pure ] : 1- Terimleri R den alınan ve payı salt değerce paydasından daha küçük olan kesir. 2- iki polinomun bölümü olarak yazılan ve paydasının derecesi paydadakinden daha küçük olan kesir.
    basit kök [İng. simple root ] [Alm. einfache Wurzel ] [Fra. racine simple ] : Çokkatlı olmayan kök.
    basit küresel üçgen [İng. oblique triangle ] [Alm. schiefwinkliges Dreieck ] [Fra. triangle obliquangle ] : Küre üzerinde alınan üç noktanın, büyük çember yayları boyunca birleştirilmesiyle elde edilen üçgen. Bu üçgenin kenarlarını gören merkez açıların herbiri 180 dereceden küçüktür.
    basit modül [İng. simple module ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yalınç modül.
    baskılama [İng. majorization ] [Alm. majori***rung ] [Fra. majoration ] : Bir f fonksiyonu için g(x) ≥ f(x) koşulunu sağlayan g fonksiyonunun bulunması işlemi.
    başkatsayı [İng. leading coeficient ] [Alm. Anfangskoeffizient ] [Fra. coefficient dominant ] : Bir değişkenli bir polinomda en yüksek dereceli terimin katsayısı.
    başlangıç değer problemi [İng. initial value problem ] [Alm. Anfangs**rtproblem ] [Fra. problème de valeur initiale ] : Süreye bağlı bir diferensiyel denklemin genel çözümleri arasından, süre başlangıcında istenen koşulları sağlayan özel çözümünü bulma sorunu. anlamdaşı: sınır değer problemi.
    başterim [İng. leading term ] [Alm. höchstes Glied ] [Fra. terme directeur ] : Bir polinomda en yüksek dereceli değişkeni içeren terim.
    başvuru koordinat sistemi [İng. frame of reference; reference frame ] [Alm. Bezugsystem ] [Fra. système de référence ] : Fizikte olayın oluş süresini ve konumunu göstermek amacıyla kurulan koordinat sistemi.
    bayağı kesir [İng. simple fraction; common fraction; vulgar fraction ] [Alm. gewöhnlicher Bruch; gemeiner Bruch ] [Fra. fraction ordinaire ] : Hem payı hem de paydası birer tamsayı olan kesir.
    bayağı nokta [İng. ordinary point; simple point ] [Alm. gewöhnlicher Punkt ] [Fra. point ordinaire ] : Bir f fonksiyonu için, bir komşuluğunda f nin türeyen olduğu nokta.
    beklenen değer [İng. expected value ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. beklenti.
    beklenti [İng. Expectation; expected value ] [Alm. Erwartung; Erwartungs**rt; Hoffnung; Hoffnungs**rt ] [Fra. expectation ] : Bir rasgele değişkenin mümkün bütün değerleri ile karşı gelen olasılıklarının çarpımlarının toplamı. anlamdaşı: beklenen değer.
    belirli integral [İng. definite integral ] [Alm. bestimmtes Integral ] [Fra. intégrale définie ] : f: [a,b] → R sınırlı fonksiyonu için , a = x0 < x1 < x2 < ... < xn = b, Δxi = xi - xi-1 ve xi≤ ti≤ xi-1 olmak üzere, en büyük Δxi nin uzunluğu sıfıra giderken ∑i=0n f(ti) Δxi toplamının ereyi. Simgesi : ∫ab f(x)dx.
    belirsiz biçimler [İng. indeterminate forms ] [Alm. unbestimmte Formen ] [Fra. formes indéterminées ] : Tanımsız olan ∞ - ∞, 0/0, ∞/0, 0.∞, ∞0, 00, 1∞ biçimleri.
    belirsiz integral [İng. indefinite integral ] [Alm. unbestimmtes Integral ] [Fra. intégrale indéfinie ] : Bir f fonksiyonu için, türevi f ye eşit olan fonksiyonlar ailesi. Simgesi : ∫ f(x) dx. anlamdaşı: terstürev, ilkel.
    belirsiz katsayılar yöntemi [İng. method of undetermined coefficients ] [Alm. Methode der unbestimmten Koeffizienten ] [Fra. ] : Belirli koşulları gerçeklemek üzere saptanması gereken bilinmeyenlerin bulunması yöntemi.
    belit [İng. axiom ] [Alm. Axiom; Grundsatz ] [Fra. axiome ] : Bir matematik sistem kurulurken doğru olduğu varsayılan, buna karşın söz konusu sistem içinde kanıtlanamayan ifade, ilke veya önerme, anlamdaşı: aksiyom.
    belitke [İng. axiomatics ] [Alm. Axiomatik ] [Fra. axiomatique ] : Bir bilimde veya bilimler derleminde belirtileri araştıran ve bunları bir sistem içinde toplayan dal.
    belitsel kümeler kuramı [İng. axiomatic set theory ] [Alm. axiomatische Mengenlehre ] [Fra. theorie axiomatique des ensembles ] : Kümeler kuramını belitsel yolla araştıran mantık kuramı. anlamdaşı: aksiyomatik kümeler kuramı.
    benzer geometrik şekiller [İng. similar figures ] [Alm. ähnliche Figuren ] [Fra. figures semblables ] : Bir benzerlik dönüşümü altında birisi ötekine dönüşebilen iki geometrik şekil.
    benzer matrisler [İng. similar matrices ] [Alm. ähnliche Matrizen ] [Fra. matrices semblables ] : B = C-1AC eşitliğini gerçekleyen ve tekil olmayan bir C karesel matrisi varlayan A, B karesel matrisleri.
    benzer üçgenler [İng. similar triangles ] [Alm. ähnliche Dreiecke ] [Fra. triangles semblables ] : Aralarında bir benzerlik eşlemesi kurulabilen iki üçgen.
    benzerlik dönüşümü [İng. similarity transformation ] [Alm. Ähnlichkeitstransformation ] [Fra. transformation par similarité ] : Bir dönme ile bir benzeşimin bileşkesi olan dönüşüm.
    benzerlik merkezi I [İng. centre of similarity ] [Alm. Symmetriezentrum ] [Fra. centre de symetrie ] : Benzer iki üçgen için, eşleşen köşeleri birleştiren doğruların kesiştiği nokta.
    benzerlik merkezi II [İng. center of similitude ] [Alm. Ähnlichkeitspunkt; Ähnlichkeitszentrum ] [Fra. centre de similitude ] : İki düzlemdeş çemberin birbirlerine paralel birer yarıçaplarının karşılıklı uçlarından geçen doğruların kesişme noktası.
    benzeryapı dönüşümü [İng. homomorhism; homomorphic mapping ] [Alm. Homomorphismus; Homomorphie; homomorphe Abbildung ] [Fra. homomorphisme; homomorphie; représentation homomorphe ] : Tanım kümesindeki matematiksel yapıyı, değer kümesindeki yapıya benzeten dönüşüm. anlamdaşı: homomorfizm.
    benzeryapılı [İng. homomorphic ] [Alm. Homomorph ] [Fra. homomorphique ] : Aralarında bir benzeryapı dönüşümü var olan. anlamdaşı: homomorf.
    benzeşim merkezi [İng. center of perspectivity ] [Alm. Perspektivitätszentrum ] [Fra. ] : Benzer iki geometrik şekil için, benzeşik noktalardan geçen doğruların ortak kesişim noktası.
    Bernoulli dağılımı [İng. Bernoulli distribution ] [Alm. bernoullische Verteilung ] [Fra. distribution de Bernoulli ] : bkz. İkiterimli dağılımı.
    beşgen [İng. pentagon ] [Alm. Pentagon; Fünfeck ] [Fra. pentagone ] : Beş kenarı olan çokgen.
    beşyüzlü [İng. pentahedron ] [Alm. Pentaeder; Fünfflach ] [Fra. pentaèdre ] : Beş yüzü olan çokyüzlü.
    bileşen [İng. component ] [Alm. Komponente ] [Fra. composante ] : Bir vektörün bir tabana göre açılımında terimlerin katsayıları.
    bileşik kesir [İng. improper fraction ] [Alm. unechter Bruch ] [Fra. fraction impropre ] : Payı paydasından büyük veya eşit olan kesir.
    bileşik önerme [İng. compound proposition ] [Alm. zusammengesetzte Aussage ] [Fra. énoncé composé ] : İki veya daha çok sayıda önermenin bağlaçlarla birbirlerine bağlanmasıyla oluşan önerine.
    bileşik sayı [İng. composite number ] [Alm. zusammengesetzte Zahl ] [Fra. ] : Asal olmayan ve 1 den büyük olan tamsayı.
    bileşke fonksiyon [İng. composite function; compound function; product function ] [Alm. zusammengesetzte Funktion ] [Fra. fonction composée ] : f: E → F ve g:F → G fonksiyonları için, E kümesinden G kümesine tanımlı ve her x öğesini g(f(x)) öğesine gönderen fonksiyon. anlamdaşı: fonksiyon fonksiyonu.
    bilimsel gösterim [İng. scientific notation ] [Alm. wissenschaftliche Schreibung ] [Fra. notation scientifique ] : Onlu çekesinin solunda bir rakam bırakarak bir sayıyı 10 un üstü ile çarpım biçiminde gösterme.
    bilineer form [İng. bilinear form ] [Alm. bilineare Form ] [Fra. forme bilineaire ] : E, K cismi üzerinde bir vektör uzayı olmak üzere, E x E 'den K 'ya giden ve her iki değişkene göre doğrusal olan bir fonksiyon anlamdaşı: çiftdoğrusal biçim.
    bilinmeyen [İng. unknown ] [Alm. Unbekannte ] [Fra. inconnue ] : Bir sorun'un çözümünde aranan.
    bilişim kuramı [İng. information theory ] [Alm. Informatik ] [Fra. théorie d'information ] : Olasılık kuramının, bildirileri oluşturan parçacıkların çeşitli değişme olasılıkları altında belirli sınırlar içinde doğru olarak aktarılma olasılıklarını araştıran dalı.
    binom açılımı [İng. binomial expantion ] [Alm. ] [Fra. ] : İkiterimlinin kuvvetlerinin açılımı.
    binom formülü [İng. binomial formula ] [Alm. binomische Formel ] [Fra. formule du binôme ] : bkz. binom teoremi.
    binom teoremi [İng. binomial theorem ] [Alm. binomischer Satz ] [Fra. théorème du binome ] : (a+b)n = ∑ cn,k an-k bk eşitliğini kanıtlayan önerme.
    birebir eşleme [İng. one to one correspondence ] [Alm. eineindeutige Korrespondenz ] [Fra. correspondence biuni-voque ] : İki küme arasında bire bir ve örten fonksiyon.
    biricik çözüm [İng. unique solution ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tek çözüm.
    birim [İng. unity ] [Alm. Einheit ] [Fra. unité ] : bkz. birim öğe.
    birim daire [İng. unit disc ] [Alm. Einheitskreis ] [Fra. cercle unite ] : Düzlemde 0 merkezli 1 yarıçaplı çemberin içi ve kenar noktalarının oluşturduğu küme. anlamdaşı: birim yuvar, kapalı birim yuvar.
    birim dikey dizi [İng. orthonormal sequence ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ortonormal dizi.
    birim dikey takım [İng. orthonormal system ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ortonormal takım.
    birim dönüşüm [İng. orthogonal mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. birim fonksiyon.
    birim eleman [İng. identity element ] [Alm. neutrales Element ] [Fra. element neutre ] : anlamdaşı: birim öğe.
    birim fonksiyon [İng. unit function ] [Alm. Einheitsfunktion ] [Fra. fonction unité ] : Tanım bölgesindeki her x için f(x) = x eşitliğini sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: birim dönüşüm.
    birim küre [İng. unit sphere ] [Alm. Einheitssphäre ] [Fra. sphere unite. ] : anlamdaşı: birim yuvar.
    birim matris [İng. unit matrix; identity matrix ] [Alm. Einhetsmatrix ] [Fra. matrice unite ] : Asal köşegen üzerindeki bütün bileşenleri 1, öteki bileşenlerinin hepsi 0 olan matris.
    birim öğe [İng. unit element, identity element ] [Alm. Einzelement ] [Fra. element unité ] : 1- Bir cebirsel yapıda, öteki öğelerle ikili işleme girdiğinde bir değişim yaratmayan öğe. 2- Bir kümeden kendisine tanımlı özdeşlik dönüşümü. anlamdaşı: etkisiz öğe.
    birim vektör [İng. unit vector ] [Alm. Einheitsvektor ] [Fra. vecteur unité ; vecteur unitaire ] : Uzunluğu bire eşit olan vektör.
    birim yuvar [İng. unit ball ] [Alm. Einheitskugel ] [Fra. boule unite ] : Normlu uzayda merkezi 0 noktası ve yarıçapı 1 olan yuvar.
    birimin kökleri [İng. roots of unity ] [Alm. Einheitswurzel ] [Fra. racine de l'unite ] : n > 1 tamsayısı için zn = 1 eşitliğini sağlayan karmaşık sayılar.
    birimli cebir [İng. algebra with unity ] [Alm. Algebra mit Eins ] [Fra. algèbre avec unité ] : Çarpma işlemine göre birim öğesi var olan cebir.
    birimli halka [İng. ring with identity ] [Alm. Ring mit Einselement ] [Fra. anneau à élément unité ] : Üzerindeki çarpma işlemine göre birimi var olan halka.
    birimsel dönüşüm [İng. unitary transformation ] [Alm. unitäre Transformation ] [Fra. ] : H Hilbert uzayı verildiğinde her x,y için < T (x), T (y) > = < x, y > olan T : H → H doğrusal dönüşümü.
    birimsel grup [İng. unitary group ] [Alm. unitäre Gruppe ] [Fra. groupe unitaire ] : Matris çarpımına göre C sayı cismi üzerindeki n inci mertebetan tüm birimsel matrislerin oluşturduğu grup.
    birimsel matris [İng. unitary matrix ] [Alm. unitäre Matrix ] [Fra. matrice unitaire ] : Tersi, karmaşık eşleniğinin devriğine eşit olan karmaşık tersinir matris.
    birimsel uzay [İng. unitary space ] [Alm. unitarër Raum ] [Fra. espace unitaire ] : Bir iççarpım ile donatılmış karmaşık doğrusal uzay.
    birler basamağı [İng. units ] [Alm. Einerstelle ] [Fra. ] : Onlu sistemde, sayağın 1 katını belirleyen ve onlu çekesinin solunda yer alan ilk mertebe.
    birleşim simgesi [İng. union sign ] [Alm. Zeichen der Einigungsbildung ] [Fra. signe de reunion ] : Kümelerin birleşimi için kullanılan U simgesi.
    birleşme özelliği [İng. associative property ] [Alm. Assoziativität ] [Fra. associativite ] : * işleminin tanım bölgesindeki her a,b,c için a * (b * c) = (a * b) * c eşitliğini sağlaması.
    birleşmeli cebir [İng. associative algebra ] [Alm. assoziative Algebra ] [Fra. algèbre associative ] : Üzerindeki çarpma işlemi birleşmeli olan cebir.
    birleşmeli işlem [İng. associative operation ] [Alm. assoziative Operation ] [Fra. opération associative ] : bkz. birleşme özelliği.
    birodak [İng. equifocal ] [Alm. ] [Fra. ] : Odakları aynı olan.
    birterimli [İng. monomial ] [Alm. Monom; eingliedriger Ausdruck ] [Fra. monome ] : Sayıların ve değişken(ler)in çarpımlarından oluşan cebirsel ifade.
    biryanlı yüzey [İng. unilateral surface ; one-sided surface ] [Alm. einseitige Fläche; unilaterale Flache ] [Fra. surface unilatérale ] : Yalnızca bir kenarı var olan yüzey.
    Borel ölçümü [İng. Borel measure ] [Alm. Borel-Mass ] [Fra. mesure de Borel ] : Yerel tıkız bir uzay üzerindeki Borel cebiri üzerinde tanımlı olan ve tıkız her K kümesi için sonlu değer alan ölçüm.
    boş küme [İng. empty set; null set ] [Alm. leere Menge ] [Fra. ensemble vide ] : Hiç öğesi olmayan küme.
    boş matris [İng. null matrix; empty matrix ] [Alm. Nullmatrix; leere Matrix ] [Fra. matrice nulle; matrice vide ] : bkz. sıfır matrisi.
    boylam [İng. longitudinal curve ] [Alm. geographische Länge ] [Fra. courbe longitudinals ] : Küre yüzeyinin kutup noktalarını birleştiren büyük çember yaylarından biri.
    boyut [İng. dimension ] [Alm. Dimension ] [Fra. ] : E doğrusal uzayının bir tabanının nicelik sayısı.
    bölen [İng. Divisor ] [Alm. Teiler ] [Fra. diviseur ] : a ile b birer tamsayı ve a sıfırdan farklı olmak üzere, b sayısı için, b = ac olacak biçimde bir c tamsayısı varlayan a sayısı. Simgesi : a | b.
    bölge [İng. region ] [Alm. Gebiet; Bereich ] [Fra. région ] : Düzlemde açık ve bağlantılı bir küme ile bu kümenin kenarının bir altkümesinin bileşimi.
    bölme [İng. Division ] [Alm. Teilung ] [Fra. division ] : 1 - Çarpma işleminin tersi olan ikili işlem. 2 - Bu işlemi yapma.
    bölme algoritması [İng. division algorithm ] [Alm. ] [Fra. ] : a ve b tam sayıları verildiğinde, r < |b| olmak üzere, a = qb + r biçiminde negatif olmayan q ve r sayılarının varlığı üzerine kurulu bölme yöntemi.
    bölme halkası [İng. division ring ] [Alm. Divisionsring ] [Fra. anneau de division ] : Sıfırdan farklı tüm öğelerinin kümesi çarpma işlemine göre bir grup oluşturan birimli halka.
    bölü [İng. divided by; over ] [Alm. Durch; dividiert Durch; geteilt Durch ] [Fra. divisé par; pour ] : Bölme işlemini gösteren simge. Simgesi: / , - , :.
    bölüm [İng. quotient ] [Alm. Quotient; Teilungszahl ] [Fra. ] : Bir çokluğun bir ötekine bölünmesiyle oluşan çokluk.
    bölüm dönüşümü [İng. quotient transformation ] [Alm. ] [Fra. transformation quotient ] : bkz. doğal benzeryapı dönüşümü, kanonik dönüşüm.
    bölüm grubu [İng. quotient group ] [Alm. Quotientengruppe ] [Fra. groupe quotient ] : G grubunun bir N normal altgrubu için, G/N bölüm kümesi üzerinde oluşturulan grup.
    bölüm halkası [İng. quotient ring ] [Alm. Quotientenring ] [Fra. anneau quotient ] : A halkasının bir I ideali için, A/I bölüm kümesi üzerinde oluşturulan halka.
    bölüm kümesi [İng. quotient set ] [Alm. Quotientenmenge ] [Fra. ensemble quotient ] : X kümesi üzerindeki bir B denklik bağıntısı için, tüm denklik sınıflarından oluşan küme. Simgesi : X/B.
    bölüm uzayı [İng. quotient space ] [Alm. Quotientenraum ] [Fra. espace quotient ] : 1- E doğrusal uzayının bir M alt uzayı için, E/M bölüm kümesi üzerinde oluşturulan doğrusal uzay. 2- X topolojik uzayındaki bir B denklik bağıntısı için, bölüm topolojisine göre X / B bölüm kümesi üzerinde oluşan topolojik uzay.
    bölünebilir grup [İng. divisible group ] [Alm. teilbare Gruppe ] [Fra. groupe divisible ] : G nin her x öğesi ve her n doğal sayısı için yn = x olacak biçimde bir y öğesi içeren G grubu.
    bölünebilme kuralları [İng. divisibility rules ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir doğal sayının 2, 3, 4, 5, 7, 9, 10, 11 sayılarına bölünebilmesi için bilinen özel kurallar.
    bölünge [İng. segment ] [Alm. ] [Fra. segment ] : E iyi sıralı kümesinin bir a öğesi için, {x | x < a} kümesi.
    bölüntü [İng. partition ] [Alm. Partition ] [Fra. partition ] : 1- Bir [a,b] aralığı için, a = x0 < x1 < ... < xn = b bağıntısını sağlayan (xi) noktalarının oluşturduğu {[xi-1 , xi] : i = 1,2,...,n} kapalı aralıklar takımı. ay. bkz. küme ayrışımı.
    Briggs logaritması [İng. Briggs garithims ] [Alm. Briggscher Logaritmus ] [Fra. logarithme de Briggs ] : On tabanına göre logaritma. anlamdaşı: Briggs tersüsteli.
    bulanık küme [İng. fuzzy set ] [Alm. ] [Fra. ensemble flou ] : X kümesi verildiğinde I= [0,1] olmak üzere μA : X → I gibi bir öğelik fonksiyonu ile belirlenen A kümesi.
    burgu eğrisi [İng. helix ] [Alm. Schaubenlinie, Helix ] [Fra. hélice ] : Bir silindir veya koni üzerinde kalan ve bunların üreteçlerini sabit bir açıyla kesen eğri.
    burgu yüzeyi [İng. helicoid ] [Alm. Helikoid, Schrauben-Fläche ] [Fra. hélicoide ] : Eksen adını alan sabit bir doğru çevresinde, eksen boyunca ötelenişinde seçkisiz iki değişkeninin oranı sabit kalacak biçimde bir düzlemsel eğrinin veya bir burgu eğrisinin ürettiği yüzey.
    burulma [İng. torsion ] [Alm. Torsion ] [Fra. torsion ] : Bir C yönlendirilmiş uzay eğrisi üzerinde sabit bir P noktasında eğrinin bükülmesininin ölçüsü.
    bükülme [İng. inflection ] [Alm. Biegung; Beugung; Inflexion ] [Fra. inflexion ] : Bir eğri için, bükeyliğinin yön değiştirmesi, anlamdaşı: büküm.
    bükülme noktası [İng. inflection point; point of inflection ] [Alm. **ndepunkt, **ndestelle, Inflexionspunkt, Beugunspunkt ] [Fra. point d'inflexion ] : Bir eğri üzerinde bükeyliğin yön değiştirdiği nokta. anlamdaşı: büküm noktası.
    büküm noktası [İng. inflection point ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. bükülme noktası.
    bütünler açılar [İng. supplementary angles ] [Alm. Supplementwinkel ] [Fra. angle supplémentaire ] : bkz. düzler açılar.
    büyük çember [İng. great circle ] [Alm. grösster Kreis; Grosskreis ] [Fra. grand cercle ] : Bir kürenin, kendi merkezinden geçen bir düzlemle kesişimi.
    büyük eksen [İng. major axis ] [Alm. große Achse ] [Fra. grand axe ] : Bir elipsin eksenleri arasında uzunluğu daha büyük olanı. Asal eksen. kar. küçük eksen.
    büyük O simgesi [İng. big O symbol ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. O Landau simgeleri.
    büyük ve küçük simgeleri [İng. inequality signs ] [Alm. Ungleichungzeichen ] [Fra. signe d'inégalité ] : Büyüklüğü ve küçüklüğü ifade eden '>' ve '<' simgeleri.
    büyüklük [İng. magnitude; greatness ] [Alm. Grosse ] [Fra. grandeur ] : 1- Uzunluk, alan, hacim gibi bir ölçüye göre sıralanışta, söz konusu öğenin yeri. 2- **çüce büyük olma.
  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    çakışık [İng. coincident ] [Alm. Koinzident, Deckung, Zusammenfaltung ] [Fra. coïncidence ] : Eş iki geometrik şekil için, birisinin ötekinin üzerine gelmiş olması.

    çan eğrisi [İng. bell-shaped curve ] [Alm. Glockenkurve ] [Fra. courbe en cloche ] : Normal dağılımı gösteren çan biçimli eğri.

    çap [İng. diameter ] [Alm. Durchmesser; Diameter ] [Fra. diamètre ] : 1- Bir çemberde merkezden geçen bir kiriş. 2- Bu kirişin uzunluğu. 3- Bir kürede merkezden geçen bir doğrunun kürenin içinde kalan parçası veya bu doğru parçasının uzunluğu 4- (X, d) metrik uzayının bir A altkümesi için, sup{d(x,y) : x,y öğeleri A içinde} sayısı. Simgesi : d (A).

    çapraz [İng. transversal ] [Alm. Transversale ] [Fra. transv&rsale, transverse ] : îki doğruyu kesen üçüncü bir doğru. anlamdaşı: kesen.
    çapraz açılar [İng. angles made by a transversal ] [Alm. winkel einer Transversale durch z**i Gerade ] [Fra. angles transversaux ] : İki doğruyu üçüncü bir doğru kestiğinde oluşan sekiz açı.

    çapraz çarpım [İng. cross product ] [Alm. äusseres Produkt ] [Fra. produit extérieur ] : bkz. vektörel çarpım.

    çapraz oran [İng. cross ratio; anharmonic ratio ] [Alm. anharmonisches Verhältnis, Doppelverhältniss ] [Fra. birapport; rapport anharmonique ] : Birbirinden farklı A, B, C, D doğrudaş noktalan için, bu noktaların verilen sıralamasına göre AB doğru parçasını bölen |AC| / |CB| = |AD| / |DB| oranı. anlamdaşı: çifte oran.

    çapucu noktaları [İng. antipodal points ] [Alm. ] [Fra. points antipolaires ] : 1- Bir çemberle bir çapının kesişme noktaları. 2- Bir küreyle bir çapının kesişme noktaları.

    çarpan [İng. factor ] [Alm. Faktör ] [Fra. facteur ] : 1- Bir niceliği kalansız bölen nicelik. 2- Bir çarpma işlemine giren öğelerden her biri.

    çarpanlara ayırma [İng. factorisation; factorization ] [Alm. Faktorenzerlegung, Faktoration ] [Fra. décomposition; factorisation ] : Bir niceliğin çarpanlarını bulma eylemi.

    çarpılabilir matrisler [İng. conformable matrices ] [Alm. multiplizierbare Matrizen ] [Fra. matrices correspondantes; matrices conformables ] : Birincisinin sütun sayısı ikincisinin satır sayısına eşit olan iki matris.

    çarpılan [İng. multiplicand ] [Alm. Multiplikand; vervielfältigende Zahl ] [Fra. multiplicande ] : Bir çarpma işleminde çarpanlardan her birinin öteki çarpan(lar)a göreli adı.

    çarpım [İng. product ] [Alm. Produkt ] [Fra. produit ] : 1- Çarpma işleminin sonucu. 2- Çarpma işlemi.

    çarpım kümesi [İng. product set ] [Alm. Produktmenge ] [Fra. ensemble produit ] : Bir kümeler takımının kartezyen çarpımı. bkz. Dekart çarpımı.

    çarpım tablosu [İng. multiplication table ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. çarpma tablosu.

    çarpımsal birim [İng. multiplicative identity ] [Alm. ] [Fra. ] : Çarpma işlemine göre birim öğe.

    çarpınım [İng. factorial ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. faktöryel.
    çarpma [İng. multiplication ] [Alm. Multiplikation; Vervielfachen ] [Fra. multiplication ] : Bir küme üzerinde ikili bir işlem.

    çarpma tablosu [İng. multiplication table ] [Alm. Einmaleins ] [Fra. table de multiplication; table de Pythagore ] : 1 den 10 a dek tamsayıların birbirleriyle çarpımlarının sergilendiği tablo.

    çarpmaya kapalılık özeliği [İng. closure property of multiplication ] [Alm. ] [Fra. ] : " A ya ait her a,b öğe çifti için a*b tanımlı ve A kümesine aitse, A kümesi * işlemine kapalıdır. " önermesi.
    çatışkı [İng. paradox ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. paradoks.
    çekirdek [İng. kernel ] [Alm. Kern ] [Fra. noyau ] : Bir gruptan ötekine tanımlı benzeryapı dönüşümü için, hedef grubun birim öğesi üzerine resmedilen öğelerin oluşturduğu altgrup.

    çelişik önermeler [İng. contradictory propositions ] [Alm. kontradiktorische Aussagen ] [Fra. propositions conctradictoires ] : Birisi ötekinin olumsuzu durumunda olan iki önerme.

    çelişki [İng. contradiction ] [Alm. Widerspruch; Kontradiktion ] [Fra. contradiction ] : 1- Ne doğru ne de yanlış olan önerme. 2- Hem doğru hem yanlış olan önerme. Tutarsız formül.

    çember [İng. circle ] [Alm. Kreis; Zirkel ] [Fra. cercle ] : Sabit bir noktaya eşit uzaklıkta bulunan düzlemdeş noktaların oluşturduğu geometrik şekil.

    çemberin karelenmesi [İng. squaring the circle, quadrature of the circle ] [Alm. Quadratur des Kreises ] [Fra. quadrature du cercle ] : Alanı, verilen bir çemberin alanına eşit olan karenin çizilmesi.

    çemberölçü [İng. cyclometry ] [Alm. Zyklometrie; Kreismessung ] [Fra. cyclométrie ] : Çemberin yay uzunluğunun ölçülmesi.
    çembersel çokgen [İng. circular polygon ] [Alm. Kreisbogenpolygon ]
    [Fra. polygone d'arcs circulaire ] : çember yaylarından oluşturulmuş çokgen.

    çevre uzunluğu [İng. perimeter ] [Alm. Umfang ] [Fra. périmètre ] : Kapalı eğrinin uzunluğ. Çevrel uzunluk. Düzlemsel bir şekli sınırlayan kenarların toplam uzunluğu.

    çevrel çember [İng. circumscribed circle ] [Alm. Umkreis ] [Fra. crconscrit ] : Varsa, bir çokgenin köşe noktalarından geçen çember.

    çevrel merkez [İng. circumcenter ] [Alm. Umkreismittelpunkt ] [Fra. centre de cercle circonscrit ] : Bir üçgende kenarların orta dikmelerinin kesişme noktası.

    çevrel uzunluk [İng. perimeter ] [Alm. Umfang; Perimeter ] [Fra. périmètre ] : Kapalı bir eğrinin uzunluğu. Çevre uzunluğu.

    çevrim [İng. cycle ] [Alm. ] [Fra. ] : i1 , . . . , ik sayıları {1, . . . ,n} kümesinin öğeleri olmak üzere, her j = 1, . . . , k-1 için ij yi ij+1 e, ik yı i1 e dönüştüren ve {1, . . . ,n} nin diğer öğelerini sabit bırakan permutasyon.

    çevrimsel permütasyon [İng. circular permutation ] [Alm. zyklische Permutation ] [Fra. permutation circulaire ] : S = {1 ,2 , ... , n} kümesinin permütasyon grubunun p : S → S , p(m) = m+k( mod n) koşullarını sağlayan öğesi.(1 ≤ k ≤ n) .

    çeyrek düzlem [İng. quadrant ] [Alm. Quadrant ] [Fra. quadrant ] : Düzlemde Dekart koordinat sistemini oluşturan eksenlerin düzlemi ayırdığı dört bölgeden her biri.

    çıkan [İng. subtrahend ] [Alm. Subtrahend ] [Fra. nombre à soustraire ] : Bir ötekinden çıkartılacak olan nicelik. a - b işleminde b öğesi.

    çıkarma [İng. subtraction ] [Alm. Subtraktion ] [Fra. soustraction ] : Toplama işlemine göre grup olan bir kümede (a,b) → a + (-b) işlemi. İşlem sonucu, kısaca, a-b biçiminde gösterilir. Simgesi: - .
    çift sayı [İng. even number ] [Alm. Binär; Z**izahlig ] [Fra. nombre binaire ] : 2 ile kalansız bölünebilen tam sayı.

    çiftdoğrusal biçim [İng. bilinear form ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. bilineer form.
    çifte oran [İng. cross ratio ] [Alm. Doppelverhältnis ] [Fra. birapport ] : bkz. çapraz oran.

    çiftedoğrusal dönüşüm [İng. bilinear mapping ] [Alm. bilineare Abbildung ] [Fra. application bilinéaire ] : X, Y, Z birer doğrusal uzay olmak üzere X x Yden Z 'ye tanımlı olan ve her iki bileşenine göre ayrı ayrı doğrusal olan dönüşüm.

    çiftfonksiyon [İng. even function ] [Alm. gerade Funktion ] [Fra. fonction paire ] : Tanım kümesindeki her x için f(-x)=f(x) olan f fonksiyonu. kar. tek fonksiyon.

    çiftsayı [İng. even number ] [Alm. gerade Zahl ] [Fra. nombre pair ] : İkiye bölünebilen tamsayı. kar. tek sayı.
    çizenek [İng. diagram ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. diyagram.

    çizge kuramı [İng. graph theory ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. grafik teorisi.

    çizgesel çözüm [İng. graphical solution ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. grafik çözüm.

    çizgi [İng. line ] [Alm. Linie ] [Fra. ligne ] : 1- bkz. doğru. 2- Sürekli bir fonksiyonun grafiği.

    çizgisel geometri [İng. line geometry ] [Alm. Liniengeometrie ] [Fra. géométrie réglée ] : Yüzey şekillerini ve yüzey problemlerinin araştırılmasını ve çözüm yöntemlerini düzlem üzerindeki çizgilerle inceleyen bir geometri dalı.

    çizgisel hesaplama [İng. calculation using diagrams ] [Alm. ] [Fra. ] : çeşitli problemlerin sayısal çözümlerinin çizgisel kurgularla elde edilmesi yöntemi.

    çizgisel integral [İng. line integral ] [Alm. ] [Fra. ] : xOy düzleminde y=f(x) fonksiyonunun [a,b] aralığı üzerinde tanımlanan Riemann integralinin düzlemde veya uzayda belirli koşulları sağlayan bir eğri üzerine genellenmesi. anlamdaşı: eğrisel integral, yol integrali.

    çokbağlantılı bölge [İng. multiply connected region ] [Alm. mehrfach zusammenhängendes Gebiet ] [Fra. domaine connecté multiplement ] : Basit bağlantılı olmayan bölge.

    çokdeğerli fonksiyon [İng. many valued function ] [Alm. mehrdeutige Funktion; vieldeutige Funktion; mehr**rtige Funktion ] [Fra. fonction multiforme; fonction poly-drome ] : Tanım kümesindeki bir öğeyi değer kümesinde birden çok öğeye eşleyen bağıntı. anl, çokdeğerli dönüşüm.
    çokdeğişkenli fonksiyon [İng. function of several variables ] [Alm. Funktion mehrerer Variabler ] [Fra. fonction de plu***urs variables ] : Birden çok değişkene bağlı fonksiyon.

    çokgen [İng. polygon ] [Alm. Vieleck; Polygon ] [Fra. polygone ] : Köşeler adını alan P1 , P2 , ... , Pn gibi n sayıda nokta ile kenarlar adını alan [P1 , P2] , [P2 , P3] , [P3 , P4] , ... , [Pn-1 , Pn] , [Pn , P1] doğru parçalarından oluşan düzlemsel geometrik şekil.

    çokgensel bölge [İng. polygonal region ] [Alm. vieleckiges Gebiet ] [Fra. ] : Sınırı bir çokgen olan bölge.
    çokkatlı integral [İng. multiple integral ] [Alm. mehrfaches Integral; vielfaches Integral ] [Fra. integrale multiple ] : Bir değişkenli fonksiyonlar için kurulan integral kavramının yüksek boyutlu uzaylara genellemesi.

    çokkatlı kök [İng. multiple root ] [Alm. vielfache Wurzel ] [Fra. racine multiple ] : Bir f (x) = 0 polinom denklemi için, n > 1 olmak üzere, f(x) = (x - a)ng(x) eşitliği sağlanacak biçimde bir g(x) polinomu varlayan a sayısı. anlamdaşı: katlı kök.

    çoklu doğrusal biçim [İng. multilinear form ] [Alm. Multilinearform ] [Fra. forme multilinéaire ] : E1 , E2 , ... , En ler birer A-modül olmak üzere her bir değişkene göre doğrusal olan L : E1× E2 × ... × En → A fonksiyonu.

    çoklu doğrusal cebir [İng. multilinear algebra ] [Alm. ] [Fra. algèbre multilinéaire ] : Çoklu doğrusal dönüşümleri konu edinen cebir dalı.

    çokterimli [İng. polynomial ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. polinom.

    çokyüzlü [İng. polyhedron ] [Alm. Polyeder; Vielflach ] [Fra. polyèdre ] : Her biri yüz adını alan düzlemsel çokgenlerle sınırlanan katı cisim.

    çokyüzlü açı [İng. polyhedral angle ] [Alm. Winkel des Polyeder ] [Fra. angle polyèdre ; angle polyédrique ] : Ortak bir köşede kesişen üç veya daha çok düzlemin oluşturduğu geometrik şekil.

    çözen [İng. resolvent ] [Alm. Resolvente ] [Fra. resolvente ] : Matrisin çözeni veya dönüşümün çözen kümesi.

    çözen kümesi [İng. resolvent set ] [Alm. ] [Fra. ] : E doğrusal uzayından kendisine tanımlı T doğrusal dönüşümü için, I birim dönüşüm olmak üzere, (aI - T)-1 dönüşümünü sınırlı ve yoğun tanım kümeli olurlayan bütün a sayılarının oluşturduğu küme.

    çözme [İng. solving ] [Alm. lösen ] [Fra. résolution ] : Bir sorun için yeterli yanıt veya açıklama verme. Matematikte bir problemin çözümünü bulma.

    çözülebilir grup [İng. solvable group, soluble group ] [Alm. ] [Fra. ] : Her i=0, 1, . . . , n-1 için Hi , Hi+1 in normal altgrubu ve Hi+1/Hi Abel grubu olacak biçimde H0={e}, H1, . . . , Hn-1, Hn = G altgruplarına sahip olan G grup.

    çözüm [İng. solution ] [Alm. Lösung ] [Fra. solution ] : Bir denklemin veya bir denklemler sisteminin tüm köklerinin veya bilinmeyenlerinin saptanan değerleri.

    çözüm kümesi [İng. solution set ] [Alm. Menge der Lösungen ] [Fra. ensemble de solutions ] : Bir denklemin veya denklemler sisteminin çözümlerinden oluşan küme.

    çözümleme [İng. solution ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: analiz.
    çözümsel eğri [İng. analytic curve ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: analitik eğri, çözümsel yay.

    çözümsel uzanım [İng. analytic continuation ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: analitik uzanım.
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    dağılım [İng. distribution ] [Alm. Verteilung ] [Fra. distribution ] : Rn içinde B açık bir altküme olmak üzere, D(B) denek uzayı üzerinde tanımlı sürekli doğrusal dönüşüm. anlamdaşı: genelleşmiş fonksiyon.
    dağılma yasası [İng. distributive law ] [Alm. distributives Gesetz;

    Distributivgesetz ] [Fra. loi distributive ] : Dağılmalı ikili işlemlerin sağladığı soldan ve sağdan dağılım eşitlikleri.
    dağılmalı ikili işlemler [İng. distributive binary operations ] [Alm. ] [Fra. opérations binaires distributives ] : Bir E kümesi üzerinde tanımlanan, E nin her x, y, z öğesi için x * (y + z) = z * y + x * z (soldan dağılım); (x + y) * z = x * z + y * z (sağdan dağılım) eşitliklerini gerçekleyen (+) ve (*) ikili işlemleri.

    daire [İng. circle; circular region; closed circular region; closed disc ] [Alm. Kreis; Zirkel ] [Fra. cercle; disque ] : Bir çemberle içinin bileşiminden oluşan kapalı bölge. anlamdaşı: disk.
    dairesel halka [İng. annulus; circular ring ] [Alm. Kreisring ] [Fra. anneau circulaire; anneau de cercles ] : Düzlemde iki merkezdeş çemberin küçük yarıçaplısının dışında, büyük yarıçaplısının içinde kalan bölge. anlamdaşı: çembersel halka.

    dairesel koni [İng. circular cone ] [Alm. Kreiskegel ] [Fra. cône circulaire ] : Tabanı bir daire olan koni.
    dairesel silindir [İng. circular cylinder ] [Alm. Kreiszylinder; Walze ] [Fra. cylindre circulaire ] : üreteçlerine dik düzlemlerle kesitleri birer çember olan silindir.

    dakika [İng. minute ] [Alm. Minute ] [Fra. minute ] : 1- Bir derecenin altmışta biri. 2- Bir saatin altmışta biri.
    dal [İng. branch ] [Alm. Z**ig ] [Fra. branche ] : Belirli bir bölgede, çokdeğerli karmaşık bir fonksiyonun değerlerinden birisini alan türetilebilir karmaşık fonksiyon.

    damga [İng. index ] [Alm. Index; Zeiger ] [Fra. indice ] : 1- Bir kümenin öğelerini belirlemek, sıralamak veya birbirlerinden ayırt etmek amacıyla öğelerin üst veya alt köşelerine konulan imlerden her biri. 2- Bir küme üzerindeki yapıyı belirlemek amacıyla bir bağıntıdan çıkarılan sayı. 3- G grubunun bir H altgrubu için, G/H sol veya H/G sağ eş-kümeler uzayının nicelik sayısı. Simgesi : (G:H).

    damga kümesi [İng. index set ] [Alm. Indexmenge ] [Fra. ensemble d'index ] : Belirli bir yolla bir kümeden seçilen öğeleri belirlemek amacıyla bu öğelerin bir yanlarına konulan imlerin oluşturduğu küme.
    dar açı [İng. acute angle ] [Alm. spitzer Winkel ] [Fra. angle aigu ] : **çüsü 90 dereceden küçük olan açı.

    dar üçgen [İng. acute triangle ] [Alm. spitzwinkelig Dreieck ] [Fra. triangle aigu ] : Tüm iç açıları dar olan üçgen.
    dayanak [İng. support ] [Alm. Stütze; Träger ] [Fra. support ] : X topolojik uzayı ve f : X → K fonksiyonu için {x | f(x) sıfırdan farlı} kümesinin kapanışı. Simgesi : day (f).

    değer [İng. value ] [Alm. **rt ] [Fra. valeur ] : Bir simgenin karşılık geldiği nicelik veya tutar.

    değer kümesi [İng. range ] [Alm. **rtebereich; **rtemenge ] [Fra. domaine de valeurs ] : Bir fonksiyonun aldığı değerlerin oluşturduğu küme.

    değişeç [İng. commutator ] [Alm. Kommutator ] [Fra. commutateur ] : bkz. komütatör.
    değişken [İng. variable ] [Alm. Veränderliche; Variable ] [Fra. variable ] : Bir kümenin belirsiz veya gezgin bir öğesini gösteren simge.
    değişken değiştirme [İng. change of variable ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matematiksel çokluk yerine bir başkasını yerleştirmek.
    değişmeli cebir [İng. commutative algebra ] [Alm. kommutative

    Algebra ] [Fra. algèbre commutative ] : Çarpma işlemine göre değişmeli olan cebir.

    değişmeli grup [İng. Abelian group ] [Alm. Abehche Gruppe ] [Fra. groupe Abelian ] : İşleme giren öğeleri kendi aralarında yer değiştirebilen grup. anlamdaşı: Abel grubu.

    değişmeli halka [İng. commutative ring ] [Alm. kommutativer RIng. Fr. anneau commutatif ] [Fra. ] : çarpma işlemi değişmeli olan halka.

    değişmeli işlem [İng. commutative operation ] [Alm. kommutative Operation ] [Fra. opération commutative ] : Bir küme üzerinde her x,y için xTy = yTx özelliğini sağayan T ikili işlemi.

    değişmez altgrup [İng. invariant subgroup ] [Alm. invariante Untergruppe ] [Fra. sous-groupe invariant ] : bkz. normal altgrup.

    değme noktası [İng. point of contact ] [Alm. Berührungspunkt ] [Fra. point de contact ] : 1- Bir eğriye teğet olan bir doğrunun eğriyi kestiği nokta. 2- Bir yüzeye teğet olan bir doğru veya düzlemin yüzeyi kestiği nokta.

    Dekart çarpımı [İng. Cartesian product ] [Alm. kartesisches Produkt ] [Fra. produit carté***n ] : 1- Boş olmayan (Xi) , i = 1,2,...,n kümeleri için, xi öğesi Xi kümesinde olmak üzere (x1 , x2 , ... , xn) biçimindeki tüm n-sıralılardan oluşan küme. Simgesi: X1 x X2 x ... x Xn. 2- A bir damga kümesi olmak üzere, A nın öğeleriyle damgalanmış bir (Xa) ailesi için, damga kümesinden ailenin bileşimine giden ve A daki her a öğesini Xa içine gönderen tüm fonksiyonların oluşturduğu küme. anlamdaşı: dolaysız çarpım, çarpım kümesi.

    Dekart ekseni [İng. Cartesian axis ] [Alm. kartesische Achse ] [Fra. axe -carté***n ] : Dekart koordinat sistemini belirleyen sayı eksenlerinden her biri.

    Dekart koordinat sistemi [İng. Cartesian coordinate system ] [Alm. ] [Fra. système de coordonnées carté***nnes ] : Baş noktalarında kesişen sonlu sayıda sayı ekseninin bir Dekart çarpımı.

    Dekart koordinatları [İng. Cartesian coordinates ] [Alm. kartesische Koordinaten ] [Fra. coordonnées carté***nnes ] : X1 x X2 x ... x Xn Dekart çarpımındaki bir x = (x1 , x2 , ... , xn) öğesi için x1 , x2 , ... , xn öğeleri.

    denk denklemler [İng. *****alent equations ] [Alm. äquivalente Gleichungen ] [Fra. théorèmes identique ] : çözüm kümeleri eşit olan denklemler.

    denk formüller [İng. *****alent formulae ] [Alm. äquivalente Formeln ] [Fra. formule identique ] : 1- Doğruluk değerleri aynı olan formüller, eşdeğer formüller. 2- Denk önermeleri ifade eden formüller.

    denk kümeler [İng. *****alent sets ] [Alm. gleichmächtige Mengen ] [Fra. ensemble équipotent ] : Eşsayılı kümeler. Nicelik sayıları eşit olan kümeler. anlamdaşı: eşgüçlü küme.

    denk matrisler [İng. *****alent matrices ] [Alm. äquivalente Matrixen ] [Fra. matrice équivalente ] : P ve Q karesel tersinir matrisler olmak üzere, aralarında A = PBQ biçiminde bir ilişki bulunan A ve B matrisleri.

    denk öğeler [İng. *****alent elements ] [Alm. äquivalente Elemente ] [Fra. élémentes équivalentes ] : Bir denklik sınıfındaki öğeler.
    denk tabanlar [İng. *****alent bases ] [Alm. gleichberichtigle Basis ] [Fra. base *****alent ] : Aynı topolojiyi üreten tabanlar.

    denklem [İng. equation ] [Alm. Gleichung ] [Fra. équation ] : En azından koşullu olarak eşit olan iki önerme arasına ' = ' imi konularak elde edilen yeni önerme. Bilinmeyen içeren eşitlik.

    denklem sistemi [İng. system of equations ] [Alm. Gleichungssystem ] [Fra. système des équations ] : Denklemlerden oluşan sistem.
    denklemin basamağı [İng. order of equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz.
    diferensiyel denklemin mertebesi.

    denklemin indirgenmesi [İng. reduction of an equation ] [Alm. Reduction einer Gleichung ] [Fra. réduction d'une équation ] : Çözüme ulaşmak için, bir denklemin, kendisinden küçük dereceli veya mertebelı denk denklemlere dönüştürülmesi.

    denklemin sağlanması [İng. satisfying an equation ] [Alm. befriedigen eine Gleichung ] [Fra. vérifier une équation ] : Denklemde, belirsiz değişkenin yerine bir değeri yazıldığında, doğru bir önerme elde edilmesi.

    denklemin tanım bölgesi [İng. domain of an equation ] [Alm. Definitionsbereich der Gleichung ] [Fra. domaine d'un équation ] : f(x) = g(x) biçimindeki bir denklemde hem f(x), hem de g(x) fonksiyonlarının tanımlı olduğu x noktalarının kümesi.

    denklik bağıntısı [İng. *****alence relation ] [Alm. Äquivalenzrelation ] [Fra. relation d'équivalence ] : Bir küme üzerinde yansımalı, simetrik ve geçişli olan ikili bağıntı.

    denklik sınıfı [İng. *****alence class ] [Alm. Äquivalenzklasse ] [Fra. classe d'équivalence ] : E kümesi üzerinde bir B denklik bağıntısı verildiğinde, E ye ait bir x öğesi için {y : xBy} kümesi. Simgesi [x], [x]B .

    derece [İng. degree ] [Alm. Grad; Winkelgrad; Bogengrad ] [Fra. degré ] : 1- Birim çemberde tüm yayı gören merkezi açının üç yüz altmışta biri. 2- Bir polinomda bilinmeyenin üstlerinden en büyüğü. 3- Bir diferensiyel denklemde en yüksek mertebelı türevin üstü.
    deskriptif geometri [İng. descriptive geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tasarı geometri.

    destek [İng. support ] [Alm. Stütze ] [Fra. supportare ] : bkz. dayanak.
    determinant [İng. determinant ] [Alm. Determinante ] [Fra.

    déterminant ] : Karesel matrisler üzerinde tanımlanan ve doğrusal cebirde önemli işlevleri olan bir fonksiyon.
    devam [İng. continuation ] [Alm. Forsetzung ] [Fra. prolongement ] : bkz. analitik devam.

    devirli grup [İng. cyclic group ] [Alm. Zyklische Gruppe ] [Fra. groupe cyclique ] : Bir öğesi tarafından üretilen grup.

    devirli modül [İng. cyclic module ] [Alm. zyklischer Modul ] [Fra. module cyclique ] : Bir öğesince üretilen modül.
    devrik eşlenik matris [İng. associate matrix ] [Alm. assoziierte Matrix ] [Fra. matrice associée ] : Bir matrisin karmaşık eşleniğinin devriği. anlamdaşı: Hermit eşleniği.

    devrik matris [İng. transpose of a matrix ] [Alm. transponierte Matrix, gestürzte Matrix ] [Fra. transpose d'une matrice ] : A, mXn matris olmak üzere, İ-nci satırı A matrisinin i-inci sütunu olan nXm matris.

    devrinim [İng. transposition ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transpozisyon.

    devrişim [İng. permutation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. permutasyon.

    dış çarpım [İng. exterior product ] [Alm. äußeres Produkt ] [Fra. produit exterior ] : anlamdaşı: vektörel çarpım.

    dışaçı [İng. exterior angle ] [Alm. äusserer Winkel ] [Fra. angle extérieur ] : 1- İki doğru ve bunları kesen bir çapraz için, çapraz açılardan söz konusu doğruların arasında bulunmayanlardan her biri. 2- Bir üçgendeki açılardan biri için, bu açının kenarlarından biriyle öteki kenarın uzantısı arasında oluşan açı.

    dışbükey bölge [İng. convex domain ] [Alm. konvexer Bereich ] [Fra. domaine convexe ] : Dışbükey küme olan bir bölge.
    dışbükey cisim [İng. convex field ] [Alm. konvexer Körper; Eikörper ] [Fra. corps convexe ] : Öklit uzayında dışbükey, kapalı ve sınırlı olan altküme.

    dışbükey çokgen [İng. convex polygon ] [Alm. konvexe Polygon; konvexes Polygon ] [Fra. polygone convexe ] : Hiçbir iç açısının ölçüsü 180 dereceyi aşmayan çokgen. Kenarlardan farklı herbir doğru ile en çok iki noktada kesişen çokgen.

    dışbükey çokyüzlü [İng. convex polyhedron ] [Alm. konvexe Polyeder ] [Fra. polyèdre convexe ] : Her bir düzlemsel kesiti birer dışbükey çokgen olan çokyüzlü.

    dışbükey eğri [İng. convex curve ] [Alm. konvexe Kurve ] [Fra. courbe convexe ] : Kendini kesen her doğruyla en çok iki noktada kesişen eğri.

    dışbükey fonksiyon [İng. convex function ] [Alm. konvexe Funktion ] [Fra. fonction convexe ] : Bir dışbükey küme üzerinde tanımlı ve 0 ile 1 arasındaki her a sayısı için f[ax + (1-a)y] ≤ af(x) + (1-a)f(y) eşitsizliğini sağlayan f fonksiyonu.

    dışbükey küme [İng. convex set ] [Alm. konvexe Menge ] [Fra. ensemble convexe ] : Bir doğrusal uzayda 0 ile 1 arasındaki her r sayısı için rA + (1-r)A kümesini kapsayan A kümesi.

    dışbükey yüzey [İng. convex surface ] [Alm. konvexe Fläche ] [Fra. ] : Tüm düzlemsel kesitleri birer dışbükey eğri olan yüzey.
    dışbükeylik [İng. convexity ] [Alm. Konvexität; Wölbung ] [Fra. convexité ] : Dışbükey olma durumu.

    dışçapraz açılar [İng. exterior angles ] [Alm. Aussenwinkel ] [Fra. angles extérieurs ] : İki doğru ve bunları kesen bir çapraz için, söz konusu iki doğrunun oluşturduğu ara bölge dışında kalan dört çapraz açı.

    dışdeğerbiçme [İng. extrapolation ] [Alm. Extrapolation ] [Fra. extrapolation ] : Bir fonksiyonun verilen bir aralığın belirli noktalarındaki bilinen değerlerinden kalkarak bu aralığın dışında kalan bir noktadaki değerini yaklaşık olarak elde etme.

    dışlama simgesi [İng. non-membership sign ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir x öğesinin A kümesince içerilmediğini belirten simge.
    dışlar [İng. extremes ] [Alm. ] [Fra. extrêmes ] : a/b=c/d orantısında a, d sayıları.

    dışmerkez [İng. excenter ] [Alm. Ankreismittelpunkt ] [Fra. excentre ] : Bir üçgende iki dış açıortayın kesiştiği nokta.

    dışmerkezlik [İng. exceniricity ] [Alm. Exzentrizität ] [Fra. excentricité ] : Bir konik üzerinde bulunan seçkisiz bir noktanın odağa olan uzaklığının, doğrultmana olan uzaklığına oranı.

    dışters açılar [İng. alternate-exterior angles ] [Alm. äussere **chselwinkel ] [Fra. angels alternés extérieurs ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve ayrı yanlarında oluşan dış çapraz iki açı.

    diferensiyel [İng. differential ] [Alm. Differential ] [Fra. différentiel ] : 1- Değişkende sonsuz küçük artma :dx. 2- Fonksiyonun türevi ile değişkenin sonsuz küçük artımının çarpımı: f'(x)dx.

    diferensiyel denklem [İng. differential equation ] [Alm. Differentialgleichung ] [Fra. equation differentielle ] : Bilinmeyeni fonksiyon olan ve bu fonksiyonun en az bir türevini içeren denklem.

    diferensiyel form [İng. differential form ] [Alm. Differentialform ] [Fra. forme différentielle ] : Diferensiyellerin bir türdeş polinomu.

    diferensiyel geometri [İng. differential geometry ] [Alm. Differentialgeometrie ] [Fra. géométrie différentielle ] : Diferensiyel hesap yardımıyla eğrileri ve yüzeyleri inceleyen matematik dalı.

    diferensiyel hesap [İng. differential calculus ] [Alm. Differentialrechnung ] [Fra. calcul différentiel ] : Türev ve diferensiyel kavramlarına bağlı olarak eğim, hız, ivme, maksimum, minimum gibi özellikleri inceleyen çözümsel matematik dalı.

    diferensiyel manifold [İng. differential manifold ] [Alm. Differentialmannigfaltigkeit ] [Fra. variété différentielle ] : Rn normlu uzayına göre üzerinde bir diferensiyel yapı bulunan katmanlı uzay.

    diferensiyel operatör [İng. differential operatör ] [Alm. Differentialoperator ] [Fra. opérateur differentiel ] : Bir fonksiyonlar uzayı üzerinde tanımlanan ve her fonksiyonu kendi türevlerinin bir doğrusal bileşimine gönderen operatör.

    diferensiyel topoloji [İng. differential topology ] [Alm. Differentialto-pologie ] [Fra. topologie différentielle ] : Diferensiyel katmanlı uzayları konu edinen matematik dalı.

    diferensiyel ve integral hesap [İng. Calculus ] [Alm. ] [Fra. ] : Türev ve integral işlemleriyle uğraşan matematik dalı. Kalkülüs.

    diferensiyel yapı [İng. differentiate structure ] [Alm. differenzierbare Struktur ] [Fra. ] : Türetilebilir katmanlı uzay.
    dik açı [İng. right angle ] [Alm. rechter Winkel ] [Fra. angle droit ] : **çüsü 90 derece olan açı.

    dik çarpım [İng. cartesian product ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- bkz. Dekart çarpımı. 2- (Xi) kümeler takımı üzerinde birer metrik varken, üzerinde bunlarla uyumlu olarak kurulan metrik yapısı ile birlikte X1 x X2 x ... x Xn çarpım kümesi, ay. bkz. Dekart çarpımı.

    dik dairesel koni [İng. right circular cone ] [Alm. gerader Kreiskegel ] [Fra. cône circulaire droit ] : Tabanı bir daire olan ve tepesi daire merkezinden çıkılan dikme üzerinde bulunan koni.

    dik dairesel silindir [İng. right circular cylinder ] [Alm. gerader Kreiszylinder ] [Fra. cylindre circulaire droit ] : Üreteçleri tabanlarına dik olan dairesel silindir.

    dik doğru [İng. perpendicular line ] [Alm. Senkrechte Gerade ] [Fra. droite perpendikulaires ] : Verilen bir doğruya veya düzleme dik olan doğru.

    dik doğrular [İng. perpendicular lines ] [Alm. senkrechte Geraden ] [Fra. droites perpendiculaires ] : Doğrultuları arasındaki açı 90 derece olan doğrular.

    dik düzlem [İng. normal plane ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. normal düzlem.
    dik düzlemler [İng. perpendicular planes ] [Alm. senkrechte Ebenen ] [Fra. planes perpendiculaires ] : Kesişen ve belirttikleri iki düzlemli açılardan biri dik olan iki düzlem.

    dik kenar [İng. leg ] [Alm. Kathete ] [Fra. cote de l'angle droit ] : Dik üçgende, dik açıyı oluşturan kenarlardan herbiri.

    dik kesit [İng. cross section ] [Alm. Normalschnitt ] [Fra. section droite ] : Bir geometrik şekillerin simetri eksenine dik bir düzlemle kesişimi.

    dik koordinat sistemi [İng. rectangular coordinate system ] [Alm. rechtwinkliges kartesisches Koordinatensystem ] [Fra. Systeme des coordonnes rectangulaires ] : Tüm eksenleri birbirine dik olan koordinat sistemi.

    dik paralelyüzlü [İng. right parallelepiped ] [Alm. rechtwinkliges Parallelepiped ] [Fra. ] : Tabanları yanal yüzlerine dik olan paralelyüzlü.
    dik prizma [İng. right prism ] [Alm. gerades Prisma ] [Fra. prisme droit ] : Tabanı bir ayrıtına dik olan prizma.

    dik silindir [İng. right cylinder ] [Alm. gerader Zylinder ] [Fra. cylindre droit ] : Üreteçleri tabanlarına dik olan silindir.

    dik üçgen [İng. right-angled triangle ] [Alm. rechtwinkliges Dreieck ] [Fra. triangle rectangle ] : İç açılarından biri dik olan üçgen. anlamdaşı: dik açılı üçgen.

    dik vektörler [İng. orthogonal vectors ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. İkişer ikişer birbirlerine dik olan vektörler takımı.

    dikdörtgen [İng. rectangle ] [Alm. Rechteck ] [Fra. rectangle ] : Tüm iç açılan birer dik açı olan paralelkenar.

    dikdörtgen prizma [İng. rectangular parallelepiped ] [Alm. Quader; rechtwinkliges Parallellepipedon ] [Fra. paralléllépipède rectangle ] : Tabanları birer dikdörtgen olan dik paralelyüzlü.

    dikey [İng. orthogonal ] [Alm. Orthogonal; rechwinklig ] [Fra. orthogonal ] : 1- Dik açılı. 2 - Birbirlerine dik olan. 3- İç-çarpım uzayında iç çarpımları 0 olan iki vektör.

    dikey çemberler [İng. orthogonal circles ] [Alm. orthogonale Kreise; senkrecht scheidende Kreise ] [Fra. circonférences orthogonales; cercles orthogonaux ] : Kesiştikleri noktalardaki teğetleri birbirine dik olan çemberler.

    dikey dönüşüm [İng. orthogonal transformation ] [Alm. orthogonale Transformation ] [Fra. transformation orthogonale ] : Uzaklıkları koruyan dönüşüm.

    dikey fonksiyonlar [İng. orthogonal functions ] [Alm. orthogonale Funktionen ] [Fra. fonctions orthogonales ] : Bir iç-çarpım ile donatılmış fonksiyon uzayında, iç-çarpımları ikişer ikişer 0 olan fonksiyonlar takımı.

    dikey grup [İng. orthogonal group ] [Alm. orthogonale Gruppe ] [Fra. ] : n inci mertebeden tüm dikey matrislerin çarpma işlemine göre oluşturduğu grup.

    dikey izdüşüm [İng. orthogonal projection ] [Alm. senkrechte Projektion, Orthogonalprojektion ] [Fra. projection orthogonale ] : Bir kümenin her noktasından bir doğruya veya düzleme inilen dikmelerin ayaklarının oluşturduğu küme.

    dikey köşegenlenebilir matris [İng. orthogonally diagonalizable matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir köşegenel matrise dikey benzeşen kare matris.
    dikey küme [İng. orthogonal set ] [Alm. orthogonale Menge ] [Fra. ] : Bir iç-çarpım uzayında, iç-çarpımları ikişer ikişer 0 olan altküme.

    dikey matris [İng. orthogonal matrix ] [Alm. orhogonale matrix ] [Fra. matrice orthogonale ] : Tersinir olan ve tersi devriğine eşit olan gerçel kare matris.

    dikey polinomlar [İng. orthogonal polynomials ] [Alm. ] [Fra. polynômes orthogonales ] : Bir dikey fonksiyonlar takımı oluşturan polinomlar.
    dikey taban [İng. orthogonal base ] [Alm. orthogonale Basis ] [Fra. base orthogonale ] : Bir iç çarpımlı uzayın, öğeleri birbirine ikişer ikişer dik olma koşulunu gerçekleyen tabanı.

    dikey takım [İng. orthogonal family ] [Alm. orthogonale Schar ] [Fra. ] : E iç çarpım uzayının öğelerinden oluşan ve birbirlerinden farklı her i, j ikilisi için < xi , xj > = 0 eşitliğini, i = j olduğunda < xi , xi > = ||xi||2 eşitliğini sağlayan (xi) takımı.

    dikey tümleyen [İng. orthogonal complement ] [Alm. orthogonales Komplement ] [Fra. orthocomplément ] : Bir iç-çarpım uzayındaki bir A altuzayı için, A 'ya dik olan tüm öğelerin oluşturduğu küme.

    dikey vektörler [İng. orthogonal vectors ] [Alm. orthogonale Vektoren ] [Fra. ] : bkz. dikey takım.

    dikkenar [İng. cathetus, leg ] [Alm. Kathete ] [Fra. cathète; côté droit ] : Bir dik üçgende dik açının kenarlarından her biri.

    dikler açılar [İng. complementary angles ] [Alm. Komplementwinkel; Ergänzungwinkel ] [Fra. angles complémentaires ] : **çüleri toplamı 90 derece olan iki açı. anlamdaşı: tümler açılar.

    dikme [İng. normal; perpendicular ] [Alm. Normale; Senkrechte; Lot ] [Fra. normale; perpendiculaire ] : 1- Bir doğru için, belirli bir noktadan geçerek doğruya inilen veya çıkılan dik doğru. 2- Bir düzlem için, belirli bir noktadan geçerek düzleme inilen veya çıkılan dik doğru.

    Dirak delta fonksiyonu [İng. Dirac delta-function ] [Alm. Diracsche delta-Funktion ] [Fra. delta-fonction de Dirac ] : R üzerinde tanımlı, sıfırdan farklı her x noktasında 0 değerini alan, 0 noktasında sonsuz değerini alan, R üzerindeki integrali 1 'e eşit olan ve delta simgesiyle gösterilen fonksiyon.

    disk [İng. disc ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. daire.
    diskriminant [İng. discriminant ] [Alm. Diskriminante ] [Fra. discriminant ] : ax2 +bx + c polinomu için b2 - 4ac niceliği.

    diyagram [İng. diagram ] [Alm. Diagramm ] [Fra. diagramme ] : 1- Belirli bir ölçeğe göre bir çokluğu göstermek için çizilmiş çizgi. 2- İki değişken arasındaki bağıntıyı gösteren çizenek. anlamdaşı: çizenek.

    Diyofant analizi [İng. Diophantine analysis ] [Alm. Diophantische Analyse ] [Fra. analyse de Diophant ] : Katsayıları tamsayılar olan cebirsel denklemlerin veya sistemlerin tam veya rasyonel sayılar kümesinde çözümlerini inceleyen sayılar kuramı dalı.

    Diyofant denklemi [İng. diophantine equation ] [Alm. diophantische Gleichung ] [Fra. equation diophantine ] : Tamsayı çözümleri istenen tamsayı katsayılı ve çok değişkenli denklem.

    dizi [İng. sequence; progression ] [Alm. Folge; Progression ] [Fra. suite; progression ] : 1- Öğeleri sayılabilir bir kümeyle damgalanmış olan küme. 2- Doğal sayılar kümemsi üzerinde tanımlı bir fonksiyon.

    dizi uzayı [İng. sequence space ] [Alm. Folgenraum ] [Fra. espace de suites ] : Öğeleri dizi olan uzay. örn. tüm sınırlı diziler uzayı.
    doğal benzeryapı dönüşümü [İng. natural homomorphism; canonical homomorphism ] [Alm. ] [Fra. homomorphisme canonique ] : G grubunun bir H normal altgrubu için, f : G → G/H , x → xH olarak tanımlanan f benzer yapı dönüşümü. anlamdaşı: bölüm dönüşümü, kanonik dönüşüm.
    doğal biçim [İng. normal form ] [Alm. ] [Fra. forme normale ] : Bir A matrisi için, A üzerinde yapılan yalın işlemler sonucunda elde edilebilecek daha yalın biçimli matrislerden birisi, kanonik biçim, normal form.

    doğal dönüşüm [İng. natural mapping; canonical mapping ] [Alm. kanonische Abbildung; natürliche Abbildung ] [Fra. application canonique ] : 1- E kümesi üzerinde tanımlı olan bir B denklik bağıntısı için, f(x) = [x]B biçiminde tanımlanan f : E → E/B dönüşümü. anlamdaşı: bölüm dönüşümü. 2- < E,F > dual sistemi için, Tf(x) = < x , f > olmak üzere T : F → E* , T : f → Tf dönüşümü.
    doğal koordinat fonksiyonları [İng. natural coordinate functions ] [Alm. natürliche Koordinatenfunktionen ] [Fra. functions des coordonnees intrinseques ] : Rn den R ye her i = 1, 2, ..., n için pi(x1, x2, ... , xn) = xi biçiminde tanımlı (pi) fonksiyonları.

    doğal logaritma [İng. natural logarithm; Napierian logarithm ] [Alm. natürlicher Logarithmus ] [Fra. logarithme naturel ] : Bir t > 0 sayısı için 1 den t ye kadar y= 1/x fonksiyonunun integrali. Simgesi : ln t anlamdaşı: e tabanlı logaritma, Napier logaritması, doğal tersüstel.

    doğal sayı [İng. natural number ] [Alm. natürliche Zahl ] [Fra. nombre naturel ] : Sonlu kümelerin nicelik sayılarından oluşan N = {0,1,2,3,...,n,...} kümesinin öğelerinden her biri. anlamdaşı:sayma sayısı.
    doğal taban [İng. canonical basis ] [Alm. ] [Fra. base canonique ] : n boyutlu Öklit uzayında e1 = (1, 0 , 0, ... , 0) , e2 = (0, 1 , 0, ... , 0) , ... , en = (0, 0 , 0, ... , 1) öğelerinden oluşan cebirsel taban.
    doğal tersüstel [İng. natural logarithm ] [Alm. natürlicher Logarithmus ] [Fra. logarithme naturel ] : anlamdaşı: doğal logaritma.
    doğan üstel fonksiyon [İng. exponential function ] [Alm. Exponentialfunktion ] [Fra. fonction exponentielle ] : Tabanı e olan üstel fonksiyon, x → ex fonksiyonu.

    doğru [İng. line; straight Une; straight ] [Alm. Gerade; gerade Linie ] [Fra. ligne droite; droite ] : 1- Düzlemde koordinatlara göre denklemi, m2 + n2 sayısı sıfırdan farklı olmak üzere mx + ny + k = 0 olan düzlemsel eğri. anlamdaşı: çizgi. 2- R 3 uzayında (a, b, c) sabit bir nokta ve m2 + n2 + k2 sayısı sıfırdan farklı olmak üzere denklemi (x - a) / m = (y - b) / n = (z - c) / k olan düzlemsel eğri. anlamdaşı: çizgi.

    doğru açı [İng. straight angle; flat angle ] [Alm. gestreckter Winkel ] [Fra. angle plat ] : **çüsü 180 derece olan açı. anlamdaşı: düz açı.
    doğru orantılı çokluklar [İng. directly proportional quantities ] [Alm. direkt proportionale Grossen; gerade proportionale Grossen ] [Fra. grandeurs directement proportionnelles ] : Oranları bir sabite eşit olan iki çokluk.

    doğru parçası [İng. line segment ] [Alm. geradlinige Strecke ] [Fra. ] : Verilen bir doğru üzerinde bulunan ve söz konusu doğru üzerindeki iki nokta arasında kalan parça.

    doğrudaş düzlemler [İng. collinear planes ] [Alm. durch dieselbe Ebenen, kollineare Ebenen ] [Fra. plans colinéaires ] : Ortak bir doğruya sahip olan düzlemler. bkz. eksendeş düzlemler.

    doğrudaş noktalar [İng. collinear points ] [Alm. kollineare Punkten ] [Fra. points rectilignes; points colinéaires ] : Bir doğru üzerinde bulunan noktalar.

    doğrudaş vektörler [İng. collinear vectors ] [Alm. kollineare Vektoren ] [Fra. vecteurs collineaires ] : Aynı veya parelel doğrular üzerinde yer alan vektörler.

    doğrultma düzlemi [İng. rectifying plane ] [Alm. rektifizierende Ebene; Streckebene ] [Fra. plan rectifié ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki teğet ile ikincil normalden geçen düzlem.

    doğrultman [İng. directrix ] [Alm. Direktrix; Leitline ] [Fra. directrice ] : Bir geometrik şeklin oluşumuna dayanak olan doğru veya eğri. bkz. konik, koni doğrultmanı, silindir.

    doğrultman çemberi [İng. director circle ] [Alm. Leitkreis; Richungskreis ] [Fra. cercle directeur ] : Bir elips veya hiperbole çizilen dik teğet ikililerinin kesişme noktalarının gezeneği.

    doğrultman kosinüsleri [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. cosinus directeur ] : Uzayda bir doğru için, yönelti açılarının kosinüsleri.

    doğrultu açıları [İng. direction angles ] [Alm. Richitngswinkel ] [Fra. angles de direction; angles directeurs ] : bkz. yönelti açıları.

    doğrultu kosinüsleri [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. ] : bkz. yönelti kosinüsleri.
    doğrultulur eğri [İng. rectifiable curve ] [Alm. rektifizierbare Kurve ] [Fra. courbe réctifiable ] : Tam değişimi sonlu olan eğri.

    doğruluk değeri [İng. truth value ] [Alm. Wahrheits**rt ] [Fra. valeur de verite ] : Bir p önermesi doğru olduğunda, bu önermeye karşılık getirilen 1 sayısı ile, yanlış olduğunda, bu önermeye karşılık getirilen 0 sayılarından biri.

    doğruluk kümesi [İng. truth set ] [Alm. Wahrheitsmenge ] [Fra. ensemble de verite ] : Bir açık önermedeki değişkenin yerine konulduğunda açık önermeyi doğru yapan öğelerin kümesi.

    doğruluk tablosu [İng. truth table ] [Alm. Wahrheitstafel ] [Fra. ] : Bir bileşik önermenin basit bileşenlerinin bütün değerlemelerine karşılık aldığı doğruluk değerlerini gösteren tablo.

    doğrusal altuzay [İng. linear subspace ] [Alm. lineare Unterraum ] [Fra. sous-espace linéaire; sousespace vectoriel ] : Bir doğrusal uzayın gene doğrusal uzay olan altkümesi.

    doğrusal bağımlı küme [İng. linearly dependent set ] [Alm. linear abhängige Menge ] [Fra. ] : Bir doğrusal uzayda enaz bir öğesi öteki öğelerinin bir doğrusal bileşimi olarak yazılabilen sonlu alt küme.

    doğrusal bağımlı sistem [İng. linearly dependent system ] [Alm. linear abhängiges System ] [Fra. Systeme lineaire-ment dependent ] : bkz. doğrusal bağımlı küme.

    doğrusal bağımlı vektorler [İng. linearly dependent vectors ] [Alm. linear unabhängige Vektöre ] [Fra. vecteurs lineairement dependants ] : Bir doğrusal uzayda doğrusal bağımlı bir küme oluşturan vektörler.

    doğrusal bağımsız küme [İng. linearly independent set ] [Alm. Linear unabhängige Menge ] [Fra. ] : Enaz bir öğesi ötekilerin sonlu bir doğrusal bileşimi olarak yazılamayan küme.

    doğrusal bağımsız vektörler [İng. linear independent vectors ] [Alm. ] [Fra. ] : Doğrusal bağımsız bir küme oluşturan vektörler kümesi.

    doğrusal biçim [İng. linear form ] [Alm. lineare Form ] [Fra. forme linéaire ] : 1- Bir A-modülünden kendisi içine doğrusal dönüşüm. 2- Bir doğrusal uzaydan kendi sayı cismine doğrusal dönüşüm. anlamdaşı: doğrusal fonksiyonel.

    doğrusal bileşim [İng. linear combination ] [Alm. Linearkombination ] [Fra. ] : E vektör uzayının bir (xi) takımı için, (ai) sayılar takımı olmak üzere [a1x1 + a2x2 + ... + anxn] toplamı. anlamdaşı: lineer bileşim.
    doğrusal cebir [İng. linear algebra ] [Alm. lineare Algebra ] [Fra. algèbre linéaire ] : Doğrusal uzayların ve doğrusal dönüşümlerin özelliklerini inceleyen cebir dalı.

    doğrusal denklem [İng. linear equation ] [Alm. lineare Gleichung ] [Fra. équation linéaire ] : (xi) ler bir vektör uzayındaki bilinmeyenleri göstermek üzere, b bir sayı ve (ai) sayılardan oluşan bir takım olduğunda [a1x1 + a2x2 + ... + anxn] = b biçimindeki eşitlik.

    doğrusal denklem sistemi [İng. system of linear equations ] [Alm. linearer Gleichungensystem ] [Fra. système d'équations linéaires ] : Doğrusal denklemlerden oluşan sistem.
    doğrusal diferensiyel denklem [İng. linear differential equation ] [Alm. lineare Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle linéaire ] : İçerdiği bilinmeyen fonksiyonun ve türevlerinin derecesi 1 olan denklem.

    doğrusal dönüşüm [İng. linear transformation ] [Alm. lineare Transformation ] [Fra. transformation linéaire ] : Düzlemde veya uzayda grafiği bir doğru olan fonksiyon. E, F birer doğrusal uzay olmak üzere E nin her x , y öğesi ve her a sayısı için, f (x+y) = f(x) + f(y), f(ax) = af(x) koşullarını gerçekleyen f : E → F dönüşümü, anlamdaşı: doğrusal fonksiyon, lineer dönüşüm.

    doğrusal dönüşüm [İng. linear mapping; A-homomorphism; homomorphism ] [Alm. lineare Abbildung ] [Fra. application linéaire ] : E, F birer doğrusal uzay olmak üzere E nin her x , y öğesi ve her a sayısı için, f (x+y) = f(x) + f(y), f(ax) = af(x) koşullarını gerçekleyen f : E → F dönüşümü, anlamdaşı: doğrusal fonksiyon, lineer dönüşüm.

    doğrusal eşyapı dönüşümü [İng. linear isomorphism ] [Alm. linear Isomorphismus ] [Fra. ] : İki doğrusal uzay arasında birebir-örten doğrusal dönüşüm. anlamdaşı: doğrusal izomorfizm.

    doğrusal fonksiyon [İng. linear mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal dönüşüm.

    doğrusal izometri [İng. linear isometry ] [Alm. lineare Isometric ] [Fra. isometrie lineaire ] : bkz. Metrik ya da normlu azaylarda doğrusal eşyapı dönüşümü.

    doğrusal izomorfizm [İng. linear isomorphism ] [Alm. lineare Isomorphic ] [Fra. isomorphie lineaire ] : bkz. doğrusal eşyapı dönüşümü.

    doğrusal katman [İng. linear manifold ] [Alm. lineare Mannigfaltigkeit ] [Fra. ] : E doğrusal uzayının bir H altuzayı ile E nin bir x öğesi için x + H altkümesi.

    doğrusal latis [İng. linear lattice ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerindeki sıraya göre örgü yapısı olan kısmi sıralı doğrusal uzay. anlamdaşı: Riesz uzayı.
    doğrusal manifold [İng. linear manifold ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: doğrusal katman.

    doğrusal programlama [İng. linear programming ] [Alm. lineare Programmierung ] [Fra. programmation linéaire ] : Bir doğrusal denklemin, doğrusal denklemlerden oluşan kısıtlayıcılar altında, minimum veya maksimum değerine ulaşmasını konu edinen programlama dalı.

    doğrusal sıralama [İng. linear order; total order ] [Alm. linear Ordnung ] [Fra. ordre lineaire ] : bkz. tam sıralama.

    doğrusal sıralı küme [İng. linearly ordered set ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tam sıralı küme.

    doğrusal temsil [İng. linear representation ] [Alm. lineare Darstellung ] [Fra. ] : G grubu ile C üzerinde bir E doğrusal uzayı verildiğinde, tanım kümesi G ve değer kümesi GD (E) olan benzer yapı dönüşümü.

    doğrusal uzay [İng. linear space ] [Alm. linearer Raum ] [Fra. espace linéaire ] : Bir Abel grubu üzeride belli özeliklere sahip bir skaler çarpım işlemi tanımlanmasıyla oluşturulan matematiksel yapı. anlamdaşı: lineer uzay, vektör uzayı.

    doğrusal uzay tabanı [İng. basis of a linear space ] [Alm. Basis eines linearem Raums ] [Fra. base d'un espace linéaire ] : Bir doğrusal uzay için, onu üreten minimal doğrusal bağımsız bir alt küme.
    doğrusal yineleme [İng. linear iteration ] [Alm. lineare Iteration ] [Fra. ] : f (x) = 0 ile verilen bir denklemin bir köküne, önce x = g(x) biçimine getirilen söz konusu denklemin x0 gibi bir yaklaşık kökünden kalkarak xn+1 = g (xn) (n doğal sayı) ile tanımlanan (x n) yinelemeli dizisiyle yaklaşma yöntemi.

    doğrusallaştırma [İng. linearization ] [Alm. Lineari***rung ] [Fra. linearisation ] : Doğrusal olmayan problemlerin çözümünü benzer doğrusal problemlerin çözümüne indirgeyen yöntem

    dokunum düzlemi [İng. osculator plane ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. oskülator düzlemi.

    dokuzgen [İng. nonagon ] [Alm. Neuneck ] [Fra. nonagone ] : Dokuz yüzlü çokgen.

    dolanım sayısı [İng. winding number ] [Alm. Windungszahl ] [Fra. nombre tordu ] : Düzlemde, bir kapalı eğrinin belirli bir nokta çevresinde artı yöndeki geçiş sayısı.

    dolay [İng. entourage ] [Alm. ] [Fra. entourage ] : Bir düzgün uzayda düzgünlük içinde bulunan kümelerden her biri.

    dolaylı kanıt [İng. indirect proof ] [Alm. indirekter Be**is ] [Fra. démonstration indirecte ] : (p=>q) ≡ (q'=>p') eşdeğerliğini kullanarak kanıtlanacak şeyin doğru olmadığı varlandığmda, varsayımın da doğru olmadığı sonucuna gidileceğinin gösterilmesiyle yapılan kanıtlanma, ay. bkz. olmayana ergiyle kanıtlamm, kar. dolaysız kanıtlanım.

    dolaysız çarpım [İng. direct product ] [Alm. directes Product ] [Fra.
    produit direct ] : Modüllerin bir dik çarpımı üstünde tanımlanan uygun işlemlerle oluşturulan modül.

    dolaysız kanıt [İng. direct proof ] [Alm. ] [Fra. ] : Yalnızca varsayımdan ve önceden bilinenlerden kalkarak yapılan kanıtlanım yöntemi, kar. dolaylı kanıtlanım.

    dolaysız toplam [İng. direct sum ] [Alm. direkte Summe ] [Fra. somme directe ] : Direkt çarpımın başka bir adı. anlamdaşı: Dolaysız toplam, cebirsel dolaysız toplam.

    doruk noktası [İng. apex ] [Alm. Spitze ] [Fra. sommet ] : Sabit bir doğru veya düzleme göre en yüksek nokta. anlamdaşı: tepe.

    dönel elipsoit [İng. ellipsoid of revolution ] [Alm. Drehellipsoid ] [Fra. ellipsoide de revolution ] : Bir elipsin eksenlerinden biri çevresinde döndürülmesiyle elde edilen yüzey.

    dönel hacım [İng. volume of a solid of revolution ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir düzlemsel alanın bir eksen çevresinde dönmesiyle oluşan katı cismin hacmi.

    dönel katı cisim [İng. solid of revolution ] [Alm. Drehkörper; Rotationskörper; Umdrehungskörper ] [Fra. solide de révolution ] : Bir düzlemsel alanın dönme ekseni adını alan bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan katı cisim.

    dönel paraboloit [İng. paraboloid of revolution ] [Alm. Drehparaboloid ] [Fra. paraboloide de revolution ] : Bir parabolün kendi ekseni çevresinde dönmesiyle oluşan yüzey.

    dönel yüzey [İng. surface of revolution ] [Alm. Rotationsfläche; Umdrehungsfläche; Drehfläche ] [Fra. surface de révolution ] : Bir düzlemsel eğrinin bir eksen çevresinde dönmesiyle oluşan yüzey.

    dönem [İng. periot ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: periyot.





  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    e sayısı [İng. e number ] [Alm. e-Zahl ] [Fra. nombre de Neper ] : Genel terimi (1 + 1/n)n olan dizinin limiti olan ve bilimsel hesaplamalarda önemli olan bir transandant sayı.

    ebas [İng. infimum ] [Alm. infimum ] [Fra. infimum ] : anlamdaşı: infimum. bkz. en büyük altsınır.

    ebob [İng. gcd ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. en büyük ortak bölen.

    eğeç [İng. evolute ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: evolüt.

    eğik [İng. oblique ] [Alm. schief; schräg ] [Fra. oblique ] : Ne dik ne de yatay olan.

    eğik açı [İng. oblique angle ] [Alm. schiefer Winkel ] [Fra. ] : **çüsü 90 derecenin katı olmayan açı.

    eğik dairesel koni [İng. oblique circular cone ] [Alm. schiefer Kreiskegel ] [Fra. cone circulaire oblique ] : Tepe noktasının taban düzlemine izdüşümü tabandaki dairenin merkezinde olmayan dairesel koni.

    eğik dairesel silindir [İng. oblique circular cylinder ] [Alm. ] [Fra. ] : Üreteçleri tabanlarına dik olmayan çembersel silindir.

    eğik doğru [İng. inclined line ] [Alm. geneigte Linie ] [Fra. ligne inclinée ] : Ne dikey ne de yatay olan doğru.

    eğik koordinat sistemi [İng. oblique coordinate system ] [Alm. schiefwinkliges Koordinatensystem ] [Fra. système de coordonnées en axes obliques ] : Eksenlerinden en az ikisi birbirine dik olmayan Dekart koordinat sistemi.

    eğik prizma [İng. oblique prism ] [Alm. schräges Prisma; schiefes Prisma ] [Fra. prisme oblique ] : Tabanı yanal yüzlerine dik olmayan prizma.

    eğik silindir [İng. oblique cylinder ] [Alm. ] [Fra. ] : Üreteçleri tabanlarına dik olmayan silindir.

    eğik üçgen [İng. oblique triangle ] [Alm. schiefwinkeliges Dreieck ] [Fra. triangle oblique ] : Bir dik açısı olmayan üçgen.

    eğim [İng. slope; gradient ] [Alm. Steigung; Anstieg ] [Fra. coefficient directeur; pente ] : Bir doğrunun X-ekseniyle yaptığı artı yönlü açının tanjantı.

    eğim açısı [İng. inclination; angle of inclination; slope angle ] [Alm. Neigungswinkel; Neigung; Richtungswinkel ] [Fra. inclination; inclinaison; angle d'inclination ] : 1- Düzlemde bir doğrunun yatay koordinat ekseninin artı yönüyle yaptığı açı. 2- Uzayda bir doğrunun bir düzlem üzerindeki izdüşümüyle yaptığı en küçük açı. 3- Uzayda bir düzlemin verilen bir düzlemle yaptığı ikidüzlemli açılardan küçük olanı.

    eğri [İng. curve ] [Alm. Kurve ] [Fra. courbe ] : 1- Sürekli bir fonksiyon. 2- Sürekli bir fonksiyonun görüntüsü. 3- Sürekli bir fonksiyonun grafiği.

    eğri uydurumu [İng. curve fitting ] [Alm. Anpassung einer Kurve ] [Fra. ] : Verilen sonlu bir sıralı ikililer kümesi içindeki noktalara uyan yaklaşık eğrilerin denklemlerini bulma sorunu.

    eğri uzunluğu [İng. length of a curve ] [Alm. Länge einer Kurve ] [Fra. ] : A ve B noktalarını birleştiren bir C eğrisi için, eğri üzerinde A dan B ye doğru sıralanan sonlu sayıda A = P1, P2, ...,Pn = B noktaları değiştikçe, varsa, |P1P2| + |P2P3| + ... + |Pn-1Pn| toplamının en küçük üst sınırı.

    eğrilik [İng. curvature ] [Alm. Krümmung; Raumkrümmung ] [Fra. courbure ] : C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki teğet ile gezgin bir P' noktasındaki teğet arasındaki açının PP' yayına oranının, yay uzunluğu sıfıra giderken limiti.

    eğrilik çemberi [İng. circle of curvature ] [Alm. Krümmungskreis ] [Fra. cercle de courbure ] : Düzlemde bir eğriye bir noktasından eğrinin içbükey yanında teğet olan ve teğet oluş noktasındaki eğriliği, eğrinin söz konusu noktadaki eğriliğine eşit olan çember.

    eğrilik çizgisi [İng. line of curvature; principal curve ] [Alm. Krümmungslinie ] [Fra. ligne de courbure ] : Bir M yüzeyi içinde, her noktasındaki hız vektörü, yüzeyin bir eğrilik vektörü olan düzenli eğri, aslı eğri, baş eğri.

    eğrilik merkezi [İng. center of curvature ] [Alm. Krümmungsmittelpunkt ] [Fra. centre de courbure ] : Eğrilik çemberinin merkezi.

    eğrilik yarıçapı [İng. radius of curvature ] [Alm. Krümmungsradius ] [Fra. rayon de courbure ] : Eğrilik çemberinin yarıçapı.

    eğrinin eğimi [İng. slope of a curve ] [Alm. seîgung einer Kurve ] [Fra. pente d'une courbe ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki teğetin eğimi.

    eğrinin normali [İng. normal to a curve ] [Alm. normale einer Kurve ] [Fra. normale à une courbe ] : Eğrinin bir noktasındaki teğetine dik olan doğru.

    eğrisel integral [İng. line integral; curvilinear integral ] [Alm. Kurvenintegml; Linienintegral; krummliniges Integral ] [Fra. intégrale curviligne ] : bkz. çizgisel integral, yol integrali.

    eğrisel koordinatlar [İng. curvilinear coordinates ] [Alm. krummlinige Koordinaten ] [Fra. coordonnées curvilignes ] : İkişer ikişer birbirine dikey olan üç yüzey için, uzayda bir noktadan başlayarak bu yüzeyleri belirleyen üç parametrenin değerleri.

    eigen değer [İng. eigen value ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: özdeğer, karakteristik değer.

    eigen vektör [İng. eigen vector ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. özvektör, karakteristik vektör.

    ekli matris [İng. adjoint matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ilaveli matris.

    ekok [İng. lcm ] [Alm. ] [Fra. ] : en küçük ortak katın kısaltması, anlamdaşı: okek.

    eksen [İng. axis ] [Alm. Achse ] [Fra. axe ] : Uzayda veya bir geometrik şekillerde yön, uzaklık, açı, simetri, konum veya devinimleri ölçmek için kullanılan sabit bir doğru, yandoğru veya doğru parçası.

    eksendeş [İng. coaxial ] [Alm. gleichächsig, koaxial ] [Fra. coaxial ] : Eksenleri bir olan.

    eksene göre simetri [İng. axial symmetry ] [Alm. Axialsymmetrie ] [Fra. symétrie a regard d'un axe ] : Simetri ekseni denen bir doğruya göre simetri.

    eksi I [İng. negative ] [Alm. negativ ] [Fra. négatif ] : Sıfırdan küçük olan.

    eksi II [İng. minus; less ] [Alm. minus; **niger ] [Fra. moins ] : 1- Çıkarma işlemi. 2- Çıkarma işleminin (-) simgesi. 3- Artı karşıtı. 4- Sıfırdan küçük nicelik.

    eksi sayı [İng. negative number ] [Alm. negative Zahl ] [Fra. nombre négatif ] : Sıfırdan küçük gerçel sayı.

    eksi sonsuz [İng. minus infinite; negatively infinite ] [Alm. minus Unendlich ] [Fra. moins infini ] : Her sonlu sayıdan daha küçük kalan nesne . Simgesi : -∞.

    eksilen [İng. minuend ] [Alm. Minuend; Minuendus; zu vermindernde Zahl ] [Fra. minuende ] : Kendisinden başka bir çokluk çıkartılan nicelik; a-b çıkarma işleminde a sayısı. kar. çıkan.

    eksisiz sayı [İng. nonnegative number ] [Alm. ] [Fra. ] : Negatif olmayan gerçel sayı.

    ekstremum [İng. extremum ] [Alm. ] [Fra. ] : Minimum veya maksimum değer.

    ekstremum değeri [İng. extreme' value ] [Alm. Extrem**rt ] [Fra. valuer extreme ] : Gerçel değerli bir f fonksiyonun en küçük (minimum) veya en büyük (maksimum) değerlerinden biri.

    ekstremum noktası [İng. extreme point ] [Alm. Extremalpunkt ] [Fra. point extrême ] : 1- Fonksiyonun ekstemum değere ulaştığı değişken değeri. 2- Fonksiyonun değerler kümesinde ulaştığı ekstremum değeri. 3- Fonksiyonu grafiği üzerinde eksremum değere karşı gelen nokta.

    eküs [İng. supremum ] [Alm. Supremum ] [Fra. supremum ] : bkz. en küçük üst sınır.

    eleman [İng. element ] [Alm. Element ] [Fra. élément ] : Öğe.
    elips [İng. ellipse ] [Alm. Ellipse ] [Fra. ellipse ] : 1- Dışyarıçapı 1 den küçük olan konik. Denk tanım: düzlemde verilen iki F ve F' odak noktalarına uzaklıklarının toplamı sabit olan noktalar kümesi. 2- Bir elips ile içinde kalan bölgenin bileşimi.

    elipsin merkezi [İng. center of an ellipse ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir elipsin odaklarını birleştiren doğru parçasının orta noktası.

    elipsin tepe noktaları [İng. vertices of an ellipse ] [Alm. ] [Fra. ] : Eksenlerinin elipsi kestiği noktalar.

    elipsoit [İng. ellipsoid ] [Alm. Ellipsoid ] [Fra. ellipsoïde ] : Dikdörtgenel koordinatlara göre denklemi x2/a2 + y2/b2 + z2/c2 = 1 olan yüzey.

    eliptik geometri [İng. elliptic geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Riemenn geometrisi.

    eliptik koni [İng. elliptic cone ] [Alm. elliptischer Kegel ] [Fra. cône elliptique ] : Tabanı bir elips olan koni.

    eliptik paraboloit [İng. elliptic paraboloid ] [Alm. elliptisches Paraboloid ] [Fra. paraboloide elliptique ] : Dik koordinatlara göre denklemi x2/a2 + y2/b2 = 2cz olan yüzey.

    eliptik silindir [İng. elliptic cylinder ] [Alm. elliptischer Zylinder ] [Fra. cylinder elliptique ] : Dik koordinatlara göre denklemi x2/a2 + y2/b2 = 1 denklemiyle verilen yüzey.

    en [İng. width,size ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: genişlik .
    en büyük alt sınır [İng. greatest lo**r bound ] [Alm. untere Grenze; gros*** untere Schranke ] [Fra. borne inférieure ] : E kısmi sıralı kümesinin bir A altkümesi için, A nın tüm altsınırlarından oluşan kümenin en büyük öğesi: Simgesi : ebas (A), inf (A). anlamdaşı: ebas.

    en büyük ortakbölen [İng. greatest common divisor ] [Alm. grösster gemeinsamer Divisor ] [Fra. le plus grand commun diviseur ] : İki veya daha çok çokluk için, tüm öteki ortakbölenlerle bölünebilen ortakbölen. Simgesi : ebob, obeb.

    en büyük öğe [İng. greatest element ] [Alm. gras***st Element ] [Fra. le plus grand élément ] : Kısmi sıralı kümenin bir A altkümesi için, A kümesinin hiç bir öğesinden küçük olmayan ve A kümesine ait olan öğe .

    en kaba topoloji [İng. coarsest topology ] [Alm. gröberest Topologie ] [Fra. topologie le plus gros***r ] : Bir küme üzerinde, boş küme ile kümenin kendisinden oluşan topoloji.

    en küçük ortakkat [İng. lo**st common multiple ] [Alm. ] [Fra. le plus petit commun multiple ] : İki veya daha çok sayıdaki niceliğin ortakkatlarının en küçüğü. Simgesi : ekok , okek.

    en küçük öğe [İng. least element; smallest element; lo**st element ] [Alm. kleinstes Element; erstes Element ] [Fra. le plus petit élément ] : Kısmi sıralı kümenin bir A altkümesi için, A kümesinin hiç bir öğesinden büyük olmayan ve A kümesine ait olan öğe .

    en küçük üst sınır [İng. least upper bound; smallest upper bound ] [Alm. kleinste obere Schranke; Finishsuperior ] [Fra. borne supérieure ] : Kısmi sıralı kümenin bir A altkümesi için, A nın tüm üst sınırlarından oluşan altkümenin en küçük öğesi. Simgesi : eküs (A), sup (A). anlamdaşı: eküs.

    esas dal [İng. principal branch ] [Alm. Hauptprinzipale ] [Fra. branche principale ] : Çokdeğerli karmaşık bir fonksiyonun istenilen kimi iyi koşulları sağlayan bir tekdeğerli fonksiyon olarak belirlendiği değerler.

    esas ideal [İng. principal ideal ] [Alm. Hauptideal ] [Fra. ] : anlamdaşı: tek üreteçli ideal.

    esas köşegen [İng. main diagonal ] [Alm. Hauptdiagonale ] [Fra. diagonale princjfale ] : Karesel [aij] matrisinde a11, a22 , ... , ann öğelerinden oluşan küme. anlamdaşı: birinci köşegen, asıl köşegen.

    esas minör [İng. principal minor ] [Alm. Hauptunterdeterminante ] [Fra. mineur principal ] : Satır ve sütun damgaları eşit olan minör.

    esas normal [İng. principal normal ] [Alm. Hauptnormale ] [Fra. normale principale ] : Normal düzlem ile dokunum düzleminin arakesiti. anlamdaşı: asli normal.

    esas yöneltiler [İng. principal directions ] [Alm. ] [Fra. ] : S yüzeyi üzerindeki bir P noktası için, normal eğrilikleri en büyük ve en küçük olurlayan iki yönelti.

    eş normlar [İng. *****alent norms ] [Alm. äquivalente Normen ] [Fra. normes équivalentes ] : Bir doğrusal uzay üzerinde oluşturdukları ilingeler özdeş olan düzgeler.

    eş şekiller [İng. congruent figures ] [Alm. kongruente Figuren ] [Fra. figures congruentes ] : Bir katı hareketle (ötelemeler ve dönmelerin bileşkesi) birisi ötekiyle çakışabilen şekiller, kongruent şekiller.

    eş üçgenler [İng. congruent triangles ] [Alm. gleiche Dreiecken ] [Fra. ] : Karşılıklı açıları ve kenarları eş olan üçgenler.

    eşaçılı [İng. isogonal; isogonic ] [Alm. isogonal ] [Fra. isogone;
    isogonal ] : Açıları eşit olan.

    eşaltıyüzlü [İng. rhombohedron ] [Alm. Rhomboeder; Raut enf lächer ] [Fra. rhombohédrone ] : Her yüzü birer paralelkenar olan prizma.

    eşanlı denklem sistemi [İng. system of simultaneous equations ] [Alm. Simultangleichungensystem ] [Fra. système d'équations simultanées ] : Eşanlı denklemlerden oluşan sistem.

    eşanlı denklemler [İng. simultaneous equations ] [Alm. gleichzeitige Gleichungen ] [Fra. équations simultanées ] : Birlikte sağlanması gereken iki veya daha çok sayıda denklem.

    eşartanlı dizi [İng. arithmetic sequence; arithmetic progression ] [Alm. arithmetische Progression; arithmetische Folge ] [Fra. suite arithmétique; progression arithmétique ] : Ardışık terimlerinin kalanı sabit olan dizi.

    eşartanlı seri [İng. arithmetique series ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: aritmetik seri.

    eşbenzeti [İng. cohomology ] [Alm. ] [Fra. cohomologie ] : bkz. eşbenzeti kuramı.

    eşbenzeti kuramı [İng. cohomology theory ] [Alm. ] [Fra. théorie de cohomologie ] : Benzeti kuramıyla yakın ilişkisi olan ve topolojik uzayların geometrik özelliklerini cebirsel gruplar yardımıyla inceleyen matematik dalı. anlamdaşı: kohomoloji.

    eşboyut [İng. codimension ] [Alm. Defekt; Codimension ] [Fra. ] : E doğrusal uzayının bir F doğrusal altuzayı için, E/F bölüm uzayının boyutu.

    eşçarpan [İng. cofactor ] [Alm. ] [Fra. cofacteur ] : anlamdaşı: kofaktör.

    eşçarpanlı dizi [İng. geometric sequence ] [Alm. geometrishe Folge ] [Fra. progression géométrique ] : anlamdaşı: geometrik dizi.

    eşçarpanlı seri [İng. geometric series ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: geometrik seri.

    eşgörüntü [İng. coimage ] [Alm. ] [Fra. coimage ] : E, F modülleri ve f :
    E →F doğrusal dönüşümü için, E / ker(f) bölüm doğru uzaysısı.
    eşgüçlü [İng. idempotent ] [Alm. idempotent ] [Fra. idempotent ] : Güçleri eşit olan.

    eşgüçlü çokluk [İng. idempotent quantity ] [Alm. idempotente Quantität ] [Fra. quantité idempotente ] : Kendisiyle çarpıldığında yine kendisine eşit olan çokluk. anlamdaşı: idempotent.

    eşgüçlü kümeler [İng. idempotent sets ] [Alm. gleichmächtige Mengen ] [Fra. ensembles équipotentes ] : bkz. eşsayılı kümeler.

    eşgüçlü matris [İng. idempotent matrix ] [Alm. idempotente Matrix ] [Fra. matrice idempoiente ] : A2 = A eşitliğini gerçekleyen A kare matrisi.

    eşgüçlü öğe [İng. idempotent element ] [Alm. idempotentes Element ] [Fra. élément idempotent ] : (E , *) yarıgrubunun x * x = x eşitliğini gerçekleyen x öğesi. idempotent öğe.

    eşit [İng. equal ] [Alm. gleich ] [Fra. égal ] : 1- Geçişli, yansımalı ve simetrik bir ikili bağıntı türü. 2- Eş. 3- Yapısı, niteliği, değeri, ölçüsü, niceliği vb. bir olan.

    eşit kümeler [İng. equal sets ] [Alm. gleiche Mengen ] [Fra. ensembles égales ] : A 'nın her bir öğesi B içinde ve B nin her bir öğesi A içinde olacak biçimdeki A ve B kümeleri.

    eşit matrisler [İng. equal matrices ] [Alm. ] [Fra. matrices égales ] : Basamakları ve karşılıklı öğeleri eşit olan matrisler.

    eşitliğin geçişlilik özelliği [İng. law of transivity of identity ] [Alm. Transitivität der Gleichheit ] [Fra. raisonnement d'égalité ] : x = y ve y = z ise x = z olma özeliği.

    eşitlik [İng. equality ] [Alm. Gleicheit ] [Fra. égalité ] : Eşit olma durumu.

    eşitlik bağıntısı [İng. equality relation ] [Alm. Gleichheitsrelation ] [Fra. relation de égalité ] : İki nesnenin eşit olduğunu ifade eden, genellikle '=' simgesi ile gösterilen bir denklik bağıntısı. bkz. eşit.

    eşitsizlik [İng. inequality ] [Alm. Ungleichheit ] [Fra. inégalité ] : Bir çokluğun bir diğerinden küçük, küçük veya eşit, büyük, büyük veya eşit olduğunu bildiren önerme.

    eşitsizlik simgesi [İng. inequality sign ] [Alm. ] [Fra. signe d'inégalité ] : Bir eşitsizliği belirten imlerden biri. Simgeleri : <, >, ≠ .

    eşitsizlikler sistemi [İng. system of inequalities ] [Alm. Ungleichungssystem ] [Fra. système d'inégalités ] : Ortak çözümleri aranan eşitsizlikler takımı.

    eşkenar çokgen [İng. equilateral polygon ] [Alm. gleichseitiges Vieleck ] [Fra. polygone equilateral ] : Eşkenarlı çokgen.

    eşkenar dörtgen [İng. rhomb; lozenge; rhombus ] [Alm. Rhombus; Raute ] [Fra. losange; rhombe ] : Tüm bitişik kenarları birbirine kongrüent olan paralelkenar.

    eşkenar üçgen [İng. equilateral triangle ] [Alm. gleichseitiges Dreieck ] [Fra. triangle equilateral ] : bkz. eşkenarlı üçgen.

    eşküme [İng. coset ] [Alm. Nebenklasse; Nebengruppe; Restklasse ] [Fra. ] : G grubunun bir H altgrubu ile G nin bir a öğesi için aH=Ha olacak biçimde aH altkümesi. bkz. sağ eşküme, sol eşküme.

    eşlek [İng. dual ] [Alm. Dual ] [Fra. dual ] : bkz. dual.
    eşlenik açılar [İng. conjugate angles; explementary angles ] [Alm. Winkel die sich zu einem Vollwinkel ergänzen ] [Fra. angles conjugués; angles explémenîaires ] : bkz. tümler açılar.

    eşlenik cebirsel sayılar [İng. conjugate algebraic numbers ] [Alm. ] [Fra. nombres algébriques conjugués ] : Katsayıları rasyonel sayılar kümesinden seçilen bir polinomun kökleri.

    eşlenik çaplar [İng. conjugate diameters ] [Alm. konjugierte Durchmesser ] [Fra. diamètres conjugués ] : Bir konikte, birisi ötekine paralel bütün kirişleri kesen iki doğru.

    eşlenik sayılar [İng. conjugate numbers ] [Alm. konjugierte komplexe Zahlen ] [Fra. nombres complexes conjugués ] : z=a+ib karmaşık sayısı için, z ile z¯ = a-ib olarak tanımlanan iki karmaşık sayı. Simgesi : z ile z¯.

    eşmetrel dönüşüm [İng. isometric embedding ] [Alm. isometrische Einbettung ] [Fra. prolongement isométrique ] : bkz. izometri.

    eşmetrel uzaylar [İng. isometric metric spaces ] [Alm. isometrische metrische Räume ] [Fra. espaces métriques isométriques ] : Birinden ötekine tanımlı bir eşmetrel fonksiyon varlayan iki metrik uzay. anlamdaşı: izometrik uzaylar.

    eşolon form [İng. echolon form ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. basaklı biçim.
    eşsayılı kümeler [İng. equipotent sets; *****alent sets ] [Alm. gleichmächtige Mengen ] [Fra. ensembles équipotents ] : Nicelik sayıları eşit olan kümeler.

    eştersüstel [İng. cologarithm ] [Alm. Kologarithmus ] [Fra. cologarithme ] : x sayısı için 1/x in logaritması.
    eşyapı dönüşümü [İng. isomorphism ] [Alm. Isomorphismus ] [Fra. isomorphisme; İsomorphie ] : Tanım bölgesindeki matematiksel yapıyı değer bölgesindeki yapıya dönüştüren bire-bir ve örten dönüşüm. anlamdaşı: izomorfizm.

    eşyapılı [İng. Isomorphic ] [Alm. isomorph ] [Fra. isomorphe ] : Aralannda bir eşyapı dönüşümü var olan. anlamdaşı: izomorf.
    evirtim [İng. inversion ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: inversiyon.
    evolüt [İng. evolute ] [Alm. Evolute; Krümmungsmittelpunktskurve ] [Fra. êvolute d'une courbe ] : 1- Bir eğri için, eğrilik merkezlerinin gezeneği. 2- Bir yüzey için, onun esas eğrilik merkezlerinin gezeneği olan iki yüzey. anlamdaşı: eğeç.

    evrensel küme [İng. universal set; universe ] [Alm. universale Menge ] [Fra. ensemble universel ] : Özel bir sorunda veya tartışıda ele alınan tüm öğelerin kümesi.

    evrensel niceleyici [İng. universal quantifier ] [Alm. Allquantor; universaler Quantor ] [Fra. quantificateur universel ] : P(x) önermesinden, yalnızca bu açık önermenin özellemelerinin tümü doğru olduğunda doğru olan önermeyi oluşturan değişken bağlayıcısı. Simgesi : ∀x [P (x)].






  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    faktorizasyon [İng. factorization ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. çarpanlara ayırma.

    faktör uzayı [İng. factor space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. bölüm uzayı.

    faktöryel [İng. factorial ] [Alm. Faktorielle ] [Fra. factorielle ] : 0! = 1 ve sıfırdan büyük her n tamsayısı için n!= n (n-1) (n-2) ... 2.1 kuralıyla tanımlı fonksiyon. Simgesi : n!. anlamdaşı: çarpınım.

    fark [İng. difference ] [Alm. Differenzmenge ] [Fra. différence ] : A kümesinden B kümesinin ayrımı, A kümesinden B 'ye ait öğelerin atılmasıyla oluşan altküme.

    fark denklemi [İng. difference equation ] [Alm. Differenzgleichung ] [Fra. équation aux différences finies ] : Belirsiz fonksiyonun sonlu farklarını içeren denklem.

    Fermat problemi [İng. Fer-mat's problem ] [Alm. Fermat-Problem ] [Fra. problème de Fermât ] : n sayısı 2 den büyük bir tam sayı olmak üzere, xn + yn = zneşitliğini sağlayan x, y, z pozitif tam sayılarının olup olmadığı problemi.

    Fields ödülü [İng. Fields' prize ] [Alm. ] [Fra. ] : 1932 yılında Kanada'lı matematikçi J. Ch. Fields tarafından oluşturulan ve Uluslararası Matematik Birliği tarafından önemli bulgusu olan matematikçilere verilen ödül. Ödül her dört yılda bir kez verilir. Ödüle aday olanlar 40 yaşını geçmemiş olmalıdır.

    fonksiyon [İng. function ] [Alm. Funktion ] [Fra. fonction ] : X içindeki her bir x öğesine Y içinde f(x) ile gösterilen bir ve yalnızca bir öğe karşılık getiren f=(F,X,Y) bağıntısı. anlamdaşı: dönüşüm, operatör.

    fonksiyon fonksiyonu [İng. function of a function ] [Alm. Funktionsfunktion; Funktion einer Funktion; Kettenfunktion ] [Fra. fonction de fonction ] : anlamdaşı: bileşke fonksiyon.

    fonksiyon serisi [İng. functional series ] [Alm. Funktionenreihe ] [Fra. série de fonctions ] : Terimleri fonksiyonlardan oluşturulmuş bir seri.

    fonksiyonel [İng. functional ] [Alm. Funktional ] [Fra. fonctionnel ] : 1-- Değer kümesi fonksiyonlardan oluşan bir küme olan dönüşüm. 2- Değer kümesi bir sayı cismi olan dönüşüm. 3- Bir doğrusal uzay üzerinde tanımlanan ve değer kümesi bir sayı cismi olan doğrusal dönüşüm.

    fonksiyonel analiz [İng. functional analysis ] [Alm. Funktionenreihe ] [Fra. analyse fonctionelle ] : Bir topolojik vektör uzayından bir başkasına tanımlı olan fonksiyonların veya dönüşüm gruplarının özelliklerini inceleyen matematik dalı.

    fonksiyonlar teorisi [İng. theory of functions; functions theory ] [Alm. Funktionentheorie ] [Fra. théorie des fonctions ] : Gerçel veya karmaşık değişkenli fonksiyonları konu edinen kuram.

    fonksiyonun seriye açılımı [İng. series expansion of a function ] [Alm. Entwicklung in eine Reihe ] [Fra. développement en série ] : Belli koşullar altında fonksiyona denk bir seri elde etme eylemi. örn. Taylor serisi, Fourier serisi.

    fonksiyonun sıfıryeri [İng. zero of a function ] [Alm. Nullstelle einer Funktion ] [Fra. racine d'un fonction ] : Verilen f fonksiyonu için f(a) = 0 eşitliğini sağlayan a noktası.

    formal kuvvet serisi [İng. formal po**r series ] [Alm. formale Potenzreihe ] [Fra. série entière formelle ] : Yakınsaklığı araştırılmadan açılımı yazılan ve üzerinde işlemler yapılan kuvvet serisi.

    formül [İng. formula ] [Alm. Formel ] [Fra. formule ] : Simgelerden oluşan, belli bir çerçevede anlamlı olan veya belli kurallara göre oluşturulan bir ifade, bağıntı.

    Fourier serisi [İng. Fourier series ] [Alm. fouriersche Reihe ] [Fra. série de Fourier ] : Hilbert uzayında bir fonksiyonun, bir dikey sistem takımı cinsinden seriye açılımı.

    fraktal [İng. fractal ] [Alm. Fractal ] [Fra. fractal ] : Kesir boyutlu küme.





  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Galois cismi [İng. Galois field ] [Alm. Galois-Feld ] [Fra. corps de Galois ] : Katsayıları F cisminden alınan bir p polinomu için, F yi kapsayan ve "p katsayıları F* da olan doğrusal çarpanlara ayrılabilir" koşulunu gerçekleyen en küçük F* cismi.

    Galois kuramı [İng. Galois theory ] [Alm. galoissche Theorie ] [Fra. théorie galoi***nne ] : F* Galois cismi ile katsayıları F den alınan p polinomunun Galois grubunu konu edinen cebir kuramı.

    geçişli bağıntı [İng. transitive relation ] [Alm. transitive Relation ] [Fra. relation transitive ] : X kümesi üzerinde, her a,b,c için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ve bRc ise aRc olur (geçişlilik).

    genel çözüm [İng. general solution; primitive; integral curves ] [Alm. allgemeine Lösung ] [Fra. solution générale; intégrale primitive; courbe intégrale ] : n inci mertebetan bir diferensiyel denklemi sağlayan ve n tane parametreye bağlı fonksiyon. anlamdaşı: genel integral.

    genel integral [İng. general integral ] [Alm. allgemeines Integral ] [Fra. intégrale générale ] : bkz. genel çözüm.

    genel terim [İng. general term ] [Alm. allgemeines Glied ] [Fra. terme général ] : İçinde parametreler bulunan ve parametrelere özel değerler verildiğinde bir özel terime indirgenen terim.

    genelleşmiş fonksiyon [İng. generalized function ] [Alm. verallgemeinerter Funktion ] [Fra. fonction généralisée ] : bkz. dağılım.

    geniş açı [İng. obtuse angle ] [Alm. stumpf Winkel ] [Fra. angle obtus ] : **çüsü dik açıdan daha büyük ve doğru açıdan daha küçük olan açı.

    geniş üçgen [İng. obtuse triangle ] [Alm. stumpf winkelig Dreieck ] [Fra. ] : İç açılarından biri geniş açı olan üçgen. Geniş açılı üçgen.

    genişleme [İng. extension ] [Alm. ] [Fra. extension ] : f : A → Y fonksiyonu verildiğinde, f~|A = f olacak biçimde bir X ⊃ A üstkümesi üzerinde tanımlı bir f~ : X → Y fonksiyonu.

    genişletilmiş gerçel doğru [İng. extended real line ] [Alm. ] [Fra. ] : Gerçel sayılar kümesi ile eksi sonsuz ve artı sonsuzun birleşimi olan küme.

    genişletilmiş gerçel sayı sistemi [İng. extended real number system ] [Alm. abgeschlossene Zahlengerade ] [Fra. extension d'un idéal droite achevée ] : Gerçel sayı doğrusu üzerinde bilinen aritmetik işlemlerin genişletilmiş gerçel sayı doğrusuna genişletilmesiyle elde edilen sayı sistemi.

    genişletilmiş karmaşık düzlem [İng. extended complex plane ] [Alm. ] [Fra. ] : Karmaşık sayılar düzlemine sonsuzun eklenmesi ve topolojinin bu yeni kümeye genişletilmesiyle elde edilen matematiksel yapı.
    genişlik [İng. width; breadth; ] [Alm. breite ] [Fra. largeur ] : 1-Bir geometrik şeklin belirli iki ucu, iki kenarı ya da iki yüzü arasındaki uzaklık. 2- Genişliği belirten nicelik. anlamdaşı: en.

    genlik I [İng. amplitude; argument; azimuth; anomaly ] [Alm. Amplitude; Argument; Schwingungs**ite ] [Fra. amplitude; argument ] : Karmaşık düzlemde başnoktayı bir karmaşık sayıya birleştiren ışın ile gerçel eksen arasındaki artı yönlü açı. anlamdaşı: amplitut, argument.

    genlik II [İng. argument ] [Alm. ] [Fra. ] : Kutupsal koordinat sisteminde, bir noktayı kutba birleştiren ışın ile kutup ekseni arasındaki artı yönlü açı. anlamdaşı: argüment.

    geometri [İng. geometry ] [Alm. Geometrie ] [Fra. géométrie ] : 1- Nesnelerin biçim, uzunluk, alan, hacim v.b. özellikleriyle ilgilenen matematik dalı. 2- Belirli dönüşüm grupları altında kalıcı özellikleri inceleyen matematik dalı.

    geometrik dizi [İng. geometric sequence ] [Alm. geometrishe Folge ] [Fra. progression géométrique ] : Ardışık iki teriminin oranı sabit olan dizi. anlamdaşı: eşçarpanlı dizi.

    geometrik ortalama [İng. geometric mean; geometric average ] [Alm. geometrisches Mittel ] [Fra. moyenne géométrique ] : Sonlu n sayıda pozitif sayının çarpımının n-inci kökü.

    geometrik seri [İng. geometric series ] [Alm. geometrische Reihe ] [Fra. série géométrique ] : Geometrik dizinin terimlerinden oluşturulmuş seri. anlamdaşı: eşçarpanlı seri.

    geometrik şekil [İng. figure ] [Alm. Figur ] [Fra. figure ] : Nokta, doğru, düzlem, eğri, yüzey ve benzeri geometrik varlıkların kimisinin bileşimiyle oluşan nesne. anlamdaşı: şekil.

    geometrik şekil [İng. geometric figure ] [Alm. geometrische Figur ] [Fra. figure géométrique ] : Nokta, doğru, düzlem, eğri, yüzey ve benzeri geometrik varlıkların kimisinin bileşimiyle oluşan nesne. anlamdaşı: şekil.

    geometrik yer [İng. geometric locus ] [Alm. geometrischer Ort ] [Fra. lieu géométrique ] : Belirli koşulları saplayan noktaların oluşturduğu küme. anlamdaşı: gezenek, yörünge.

    gerçel değerli fonksiyon [İng. real valued function ] [Alm. reelle Funktion ] [Fra. fonction de valeur réelles ] : Değer kümesi gerçel sayılar kümesinin br altkümesi olan fonksiyon. Anl. gerçel fonksiyon.

    gerçel dizi [İng. real sequence ] [Alm. ] [Fra. ] : Terimleri gerçel sayı olan dizi.

    gerçel doğru [İng. real line ] [Alm. reelle Linie ] [Fra. droite réelle ] : Gerçel sayı ekseni.

    gerçel doğru [İng. real line ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sayı ekseni.

    gerçel doğrusal uzay [İng. real vector space ] [Alm. reeller linearer Raum; reeller Vektorraum ] [Fra. espace linéaire réel ; espace vectoriel réel ] : R cismi üzerindeki doğrusal uzay.

    gerçel düzlem [İng. real plane ] [Alm. reelle Ebene ] [Fra. plan réel ] : İki gerçel eksenin başlangıç noktasında kesişmesiyle oluşan koordinat sistemi ile donatılmış düzlem.

    gerçel eksen [İng. real axis ] [Alm. reelle Achse ] [Fra. axe réel ] : 1- bkz. sayı ekseni. 2-Karmaşık düzlemde gerçel sayıların üzerinde bulunduğu eksen. anlamdaşı: gerçel sayı ekseni.

    gerçel fonksiyon [İng. real function ] [Alm. reelle Funktion ] [Fra. fonction réelle ] : bkz. gerçel değerli fonksiyon.

    gerçel matris [İng. real matrix ] [Alm. reelle Matrix ] [Fra. matrice réelle ] : Her terimi bir gerçel sayı olan matris.

    gerçel parça [İng. real part ] [Alm. ] [Fra. partie réelle ] : z=a+ib karmaşık sayısı için, a gerçel sayısı. anlamdaşı: reel kısım.

    gerçel sayı [İng. real number ] [Alm. reelle Zahl ] [Fra. nombre réel ] : Gerçel sayılar kümesinin öğesi.

    gerçel sayı ekseni [İng. real number axis ] [Alm. Achse von reelle Zahlen ] [Fra. axe des nombres réels ] : Üzerinde bir başlangıç noktası, bir yön ve bir birim tanımlanarak gerçel sayı kümesine cebirsel ve topolojik olarak eşyapılı kılınan doğru.

    gerçel vektör uzayı [İng. real vector space ] [Alm. Reellevektorraum ] [Fra. espace vectoriel réel ] : bkz. gerçel doğrusal uzay.

    gezenek [İng. locus ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. geometrik yer.

    girdi [İng. entry ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matrisi oluşturan öğelerden her biri.

    gömme [İng. inclusion map, embedding ] [Alm. Einbettung ] [Fra. application d'inclusion ] : Verilen A ve B gibi iki küme için A dan B ye bir birebir fonksiyon.

    göreli asal polinomlar [İng. relatively prime polynomials ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. aralarında asal polinomlar.

    göreli asal sayılar [İng. relatively prime numbers ] [Alm. relative Primzahlen ] [Fra. nombres premiers entre eux ] : bkz. aralarında asal sayılar.

    grad [İng. grade ] [Alm. Grad ] [Fra. grade ] : Bir dik açının ölçüsünün yüzde biri. Bir tam açının dörtyüzde biri. bkz. açının grad ölçüsü.

    gradyant [İng. gradient ] [Alm. Gradient ] [Fra. gradient ] : R3 uzayındaki bir f fonksiyonu için grad f = ifx + jfy + kfz vektörü. anlamdaşı: düşüm.

    grafik [İng. graph ] [Alm. Graph ] [Fra. graphe ] : 1- E, F kümeleri verildiğinde, ExF çarpım kümesinin altkümelerinden her biri. 2- Bir f : E → F dönüşümü için, E x F içindeki {(x,f(x)) : x E} altkümesi. 3- Sayısal verileri veya değişimlerini gösteren biçim. anlamdaşı: çizge.

    grafik çözüm [İng. graphical solution ] [Alm. graphische Lösung; zeichnerische Lösung ] [Fra. solution graphique ] : Çizgesel veya geometrik yöntemlerle yaklaşık olarak elde edilen çözüm.

    grafik teorisi [İng. graph theory ] [Alm. ] [Fra. théorie des graphes ] : Grafikleri konu edinen matematik dalı.

    grup [İng. group ] [Alm. Gruppe ] [Fra. groupe ] : Üzerinde birleşme özeliğine sahip bir ikili işlem tanımlı olan ve bu işleme göre bir birim öğe ile her öğenin tersini içeren bir küme.

    grup etkisi [İng. group action ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grubun bir küme üzerine etki etmesi.
  8. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    ıraksak dizi [İng. divergent sequence ] [Alm. divergente Folge; divergierend Folge ] [Fra. suite divergente ] : Yakınsak olmayan dizi.

    ıraksak integral [İng. divergent integral ] [Alm. divergentes Integral ] [Fra. intégrale divergente ] : Sonlu bir değeri olmayan integral.

    ıraksak seri [İng. divergent series ] [Alm. divergente Reihe; divergierende Reihe ] [Fra. série divergente ] : Kısmi toplamlar dizisi ıraksak olan seri.

    ışın [İng. ray; closed half-line ] [Alm. Strahl; Halbstrahl ] [Fra. rayon; demi-droite ] : Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. anlamdaşı: yarıdoğru.


  9. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    içaçı [İng. interior angle ] [Alm. innerer Winkel ] [Fra. angle intérieur ] : Bir çokgenin iç bölgesine sınır olan bitişik iki kenarın oluşturduğu açı.

    içbükey çokgen [İng. concave polygon ] [Alm. konkaves Vieleck ] [Fra. polygone concave ] : En az bir iç açısı 1800 'den büyük olan çokgen.

    içbükey fonksiyon [İng. concave function ] [Alm. konkave Funktion ] [Fra. fonction concave ] : Bir dışbükey küme üzerinde tanımlı ve 0 ile 1 arasındaki her a sayısı için f(ax+(1-a)y) ≥ af(x)+(1-a)f(y) eşitsizliğini sağlayan f fonksiyonu.

    içbükeylik [İng. concavity ] [Alm. Konkavität; Hohlheit ] [Fra. concavité ] : İçbükey olma durumu veya koşulu.

    iççapraz açılar [İng. interior angles ] [Alm. ] [Fra. angles intérieurs ] : Bir çaprazla kesilen iki doğrunun oluşturduğu ara bölgede bulunan dört çapraz açı. anlamdaşı: içaçı.

    iççarpım [İng. inner product ] [Alm. inneres Produkt ] [Fra. produit intérieur ] : E bir K cismi üzerinde doğrusal uzay olmak üzere E x E den K cismine tanımlı olan ve belirli koşulları sağlayan bir dönüşüm. anlamdaşı: skaler çarpım.

    iççarpımlı uzay [İng. inner product space ] [Alm. Innerproduktraum ] [Fra. espace de produit intérieur ] : Bir iç çarpımla donatılan doğrusal uzay.

    içdeğerbiçim [İng. interpolation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. interpolasyon.
    içerik [İng. content ] [Alm. ] [Fra. ] : Katsayıları bir tamlık bölgesinde olan bir polinomun katsayılarının en büyük ortak böleni.

    içerme [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kapsama.

    içler [İng. means ] [Alm. ] [Fra. ] : a/b=c/d orantısında b, c sayıları. ay. bkz. dışlar.

    içnokta [İng. interior point ] [Alm. innerer Punkt ] [Fra. point intérieur ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, A yı bir komşuluk olarak varlayan nokta.

    içters açılar [İng. alternate-interior angles ] [Alm. innere **chselwinkel ] [Fra. angles alternés intérieurs ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve ayrı yanlarında oluşan iççapraz iki açı. İki doğruyu üçüncü bir doğru kestiğinde oluşan açılardan kesen doğrunun ters tarafında kalan iki açı.

    ideal [İng. ideal ] [Alm. Ideal ] [Fra. ideal ] : 1- H halkası için, 0 öğesini içeren ve I - I , I.H , H.I kümelerini kapsayan I altkümesi (althalka). anlamdaşı: ikiyanlı ideal. 2- E cebiri için, 0 öğesini içeren ve E.I , I.E kümelerini kapsayan I altkümesi (altcebir).

    ideal nokta [İng. ideal point ] [Alm. ] [Fra. point ideal ] : Belirli bir paralel doğrular kümesinin yöneltisi. anlamdaşı: sonsuzdaki nokta.

    ifade [İng. statement ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir önermenin belli bir kişice belli bir anda belli bir teoremi dile getirmek ereğiyle kullanılması edimi.

    ikidüzlemli açı [İng. dihedron; dihedral ] [Alm. dieder; Z**iflach; Z**iflachner ] [Fra. dièdre; angle dièdre ] : Bir doğrudan çıkan iki yarıdüzlemin oluşturduğu geometrik şekil.

    ikili bağıntı [İng. binary relation ] [Alm. z**istellige Relation; binare Relation ] [Fra. relation binaire ] : İki kümenin dik çarpımının bir altkümesi.

    ikili işlem [İng. binary operation ] [Alm. binare Operation ] [Fra. opération binaire ] : ExE kümesinden E kümesine tanımlı dönüşüm.

    ikili sayma sistemi [İng. binary number system; binary system; dyadic number system ] [Alm. Z**iersystem; dyadtsches Zahlensystem ] [Fra. système des nombres binaires; système binaire; système des nombres diadiques ] : Taban olarak 2 sayısını kullanan sayma sistemi.

    ikinci dereceden denklem [İng. quadratic equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. karesel denklem.
    ikiterimli [İng. binomial ] [Alm. Binomial ] [Fra. binomial ] : İki terimi olan polinom, binom.

    ikiterimli dağılımı [İng. binomial distribution ] [Alm. binomische Verteilung, Binomialverteilung ] [Fra. distribution binomiale ] : İki seçkisiz değişkenin dağılımı anlamdaşı: Bernoulli dağılımı.

    ikizkenar [İng. isosceles ] [Alm. gleichschenklig ] [Fra. isocèles ] : Eşit iki kenarı olan geometrik şekil. örn. ikizkenar üçgen, ikizkenar yamuk.

    ilaveli matris [İng. augmented matrix ] [Alm. enveierte Matrix ] [Fra. matrice complète; matrice augmentée ] : Bir doğrusal denklem sistemini temsil eden AX = B matris çarpımındaki A katsayılar matrisinin sağına en son sütun olarak B sütun matrisinin eklenmesiyle oluşan matris. anlamdaşı: ekli matris. Simgesi: [A | B] .

    iletki [İng. protractor; anglemeter ] [Alm. Winkelmesser ] [Fra. rapporteur; transporteur ] : Açı ölçmeye ve çizmeye yarayan araç. anlamdaşı: açıölçer.

    ilkel [İng. primitive ] [Alm. Primitiv ] [Fra. primitif ] : bkz. belirsiz integral.

    ilkel geometri [İng. elementary geometry ] [Alm. elementare Geometrie ] [Fra. géométrie élémentaire ] : Bir koordinat sistemine başvurmadan geometrik şekillerlerin özelliklerini doğrudan doğruya inceleyen sınırlı kapsamlı geometri dalı.

    İlkel kök [İng. primitive root ] [Alm. ] [Fra. ] : Birimin n-inci kökü olup 0 < k < n için k-ıncı kuvveti 1 olmayan kök.
    ilmik [İng. loop ] [Alm. Loop ] [Fra. loop ] : Bir noktadan başlayıp aynı noktada biten bir yol.

    indeks [İng. index ] [Alm. ] [Fra. ] : G bir grup ve H onun bir altgrubu ise, H nin G içindeki sol(veya sağ) eşkümelerinden oluşan kümenin nicel sayısı. Simgesi [G:H].

    indirgeme [İng. reduction ] [Alm. Reduktion; Zurückführung ] [Fra. réduction ] : 1- Terimlerin derlenmesi, üstlerin alınması, oranların basitleştirilmesi, değişken değiştirme ve benzeri yöntemlerle eldekini bir başka biçime sokma eylemi. 2- Azaltma, küçültme, yalınç biçime dönüştürme.

    İndirgenebilir öğe [İng. reducibleelement ] [Alm. ] [Fra. ] : İndirgenemez olmayan öğe.

    İndirgenemez öğe [İng. irreducible element ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir tamlık bölgesinde, iki tersinmez elemanın çarpımı olarak yazılamayan sıfırdan farklı, tersinmez öğe.

    İndirgenmiş ikili işlem [İng. induced binary operation ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerinde bir ikili işlem ve bir denklik bağıntısı bulunan bir kümenin bölüm kümesinde doğal olarak ortaya çıkan ikili işlem.

    infimum [İng. infimum ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. en büyük altsınır. Simgesi: inf.

    integral [İng. integral ] [Alm. Integral ] [Fra. intégrale ] : bkz. belirli integral, belirsiz integral.

    integral denklem [İng. integral equation ] [Alm. Integralgleichnung ] [Fra. équation intégrale ] : Bilinmeyen fonksiyonu integral imi altında içeren denklem.

    integral eğrileri [İng. integral curves ] [Alm. ] [Fra. courbes d'intégrale ] : bkz. genel çözüm.

    integral hesap [İng. integral calculus ] [Alm. Integralrechnung ] [Fra. calcul intégral ] : Integrallerin ve integrallerle ilgili dönüşümlerin özeliklerinin incelendiği matematik dalı.

    interpolasyon [İng. interpolation ] [Alm. Interpolation ] [Fra. interpolation ] : Bir fonksiyonun bilinen iki değeri arasında kalan bir noktadaki değerini bulma işi. anlamdaşı: içdeğerbiçim.

    inversiyon [İng. inversion ] [Alm. Inversion ] [Fra. inversion ] : k ≠0 bir gerçel sayı, O bir sabit nokta ve C bir eğri olmak üzere, M noktası C eğrisi üzerinde gezdiğinde |OM|.|OM'| = k eşitliğini sağlayan M' noktasının gezeneği. anlamdaşı: evirtim.

    irrasyonel fonksiyon [İng. irrational function ] [Alm. irrationale Funktion ] [Fra. fonction irrationnelle ] : Rasyonel olmayan fonksiyon. İki polinomun oranı biçiminde yazılamayan fonksiyon.

    irrasyonel sayı [İng. irrational number ] [Alm. irrational Zahl ] [Fra. nombre irrationnel ] : Rasyonel olmayan gerçel sayı. anlamdaşı: oransız sayı.

    ispat [İng. argument ] [Alm. Argument; Be**is ] [Fra. argument ] : Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını göstermek için izlenen yöntem. anlamdaşı: kanıt.

    işlem [İng. operation ] [Alm. Operation; Rechnungart; Verfahren ] [Fra. opération ] : Bir A kümesi için, tanım kümesi AxAx...xA, değer kümesi A olan fonksiyon. Hesap. örn. birli işlem, ikili işlem.

    iterasyon [İng. iteration ] [Alm. Iteration ] [Fra. itération ] : Herhangi bir matematiksel işlemin tekrar uygulanması. anlamdaşı: yinelemeli süreç.

    iyi sıralama [İng. **ll-ordering ] [Alm. Wohlordnung ] [Fra. bon ordre ] : İyi sıralama bağıntısıyla belirlenen sıralama türü.

    iyi sıralama bağıntısı [İng. **ll-ordering relation ] [Alm. Wohlordnungsrelation ] [Fra. ] : Bir küme üzerinde tanımlanan ve boş olmayan her bir altkümesi bir en küçük öğe varlayan tam sıralama bağıntısı.

    izdüşüm [İng. projection ] [Alm. Projection; Riss ] [Fra. projection ] : Projeksiyon.

    izdüşümsel geometri [İng. projective geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. projektif geometri.

    izole küme [İng. isolated set ] [Alm. isolierte Menge ] [Fra. ensemble isolé ] : Bir topolojik uzayda hiçbir yığılma noktasını içermeyen altküme.

    izole nokta [İng. isolated point ] [Alm. isolierter Punkt ] [Fra. point isolé ] : Topolojik uzayın bir A altkümesine ait bir a öğesi için, a nın bir V komşuluğunun A ile arakesitinin yalnızca {a} dan oluşması durumunda a noktası.

    izometri [İng. isometrie transformation ] [Alm. isometrische Transformation ] [Fra. transformation isométrique ] : İki metrik uzayın birisinden ötekine tanımlı olan ve uzunlukları koruyan dönüşüm. anlamdaşı: eşmetrel dönüşüm.

    izometrik uzaylar [İng. isometric spaces ] [Alm. isometrische Räume ] [Fra. espaces isométriques ] : bkz. eşmetrel uzaylar.

    izomorfizm [İng. Isomorphie mapping ] [Alm. isomorphe Abbildung ] [Fra. application isomorphe ] : bkz. eşyapı dönüşümü.

    izotropik [İng. isotropic ] [Alm. isotropisch ] [Fra. isotropique ] : Her yönde eşit olan, yöne bağlı olarak değişmeyen. Eşyönlü.
  10. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    jeodezik [İng. geodesic ] [Alm. Godate, Extremale ] [Fra. ligne géodésique ] : bkz. jeodezik çizgi.

    jeodezik çizgi [İng. geodesic line ] [Alm. gedatische Linie, kürzeste Linie ] [Fra. ligne géodésique ] : Bir yüzey üzerinde kalarak yüzey üzerindeki iki noktayı birleştiren en kısa yol.
    beanatolia bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş