Mehmet Emin Yurdakul Şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Berkay VARANGEL tarafından paylaşıldı.

  1. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29



    Anadolu


    Gençliğe

    Yürüyordum: Ağlıyordu
    ırmaklar;
    Yürüyordum: Düşüyordu yapraklar;
    Yürüyordum: Sararmıştı yaylalar;
    Yürüyordum: Ekilmişti tarlalar.

    Bir ses duydum, dönüp
    baktım, bir kadın:
    Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın;
    Derileri
    çatlak, bağrı kapkara,
    Sağ elinin nasırında bir yara

    Başında bir eski
    püskü peştemal
    Koltuğunda bir yamalı boş
    çuval...
    ........................
    -Ne o bacı?
    - Ot yiyoruz,
    n'olacak!..
    -Tarlan yok mu?
    - Ne öküz var, ne
    toprak...
    Bugüne dek ırgat gibi didindim;
    Çifte gittim, ekin biçtim,
    geçindim,
    Bundan sonra...
    - Kocan nerde?
    - Ben
    dulum;
    Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.
    - Soyun,
    sopun?
    - Onlar dahi hep yoksul!
    Ah Efendi, bize karşı
    İstanbul
    Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi?
    Taşraların hayvanlık mı
    nasibi?..
    ........................
    Hayır hayır, bu nasibi almak için
    doğmadın.
    Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkiyle
    Ocağının karşısında
    saadete eresin,
    Göğsünü kabarttıran anneliğin aşkiyle
    Evladına südün gibi
    pak duygular veresin.
    Sen bir aziz yoldaşsın:
    Senin sesin
    hayat için dövüşmeğe koşturur;
    Senin sevgin vatan için fedakarlık
    öğretir;
    Senin yüzün insan için bir merhamet duyurur;
    Senin ile insanoğlu
    yeryüzünü şenletir.
    Lakin bizler bu hakları unuttuk;
    Kadınlığı hayvanlıkla bir tuttuk;
    Ninen
    gibi sana dahi hor baktık;
    Seni dahi garip, yoksul
    bıraktık!..
    ........................
    Kinler için karaları
    bağlıyan,
    Zevkler için zelil sefil ağlıyan.
    Acı
    gören, cefa çeken, ezilen,
    Irzdan başka her şeyini veren
    sen!
    Sen şu güzel vatanında cehennemde gibisin;
    Gözyaşınla ıslattığın
    kanlı toprak üstünde
    Sana her yer bir çöl gibi cıvıltısız,
    çiçeksiz;
    "Ekmek" diye ağladığın sağır bir halk önünde
    Sana herkes bir
    kurt gibi merhametsiz yüreksiz.
    Senin herbir
    ümidin
    Ayrılıksız, yoksulluksuz bir dünyaya kalmıştır,
    Oraya ki masum
    çiftler hıçkırıksız yaşarlar;
    O melekçe sevgilerle birbirini okşarlar;
    Ve
    burada Allah bütün dilekleri yaratır?
    Ne vakte dek gençliğine hakaret,
    Bu
    ayrılık, bu gözyaşı bu ölüm?..
    Bu sert demir, bu ağır yük. bu
    zulüm?
    Yazık, sana ağlamıyan şiire;
    Yazık, sana titremiyen
    vicdana;
    Yazık, sana uzanmayan ellere;
    Yazık, seni kurtarmıyan
    insana!..
    ........................
    Ey vatanın bağrı yanık bucağı.
    Hani
    senin bereketli hasadın,
    Yeşil yurdun, mesut çatın, şen çiftin?
    Hani senin
    medeniyyet hayatın,
    Yolun, köprün, kazman, iğnen, çekicin?
    Ey
    Türklüğün otağı!
    Ne vakte dek bu acıklı sefalet,
    Bu viranlık, bu inilti,
    bu kaygu?
    Ne vakte dek bu uğursuz cehalet.
    Bu taassup, bu görenek, bu
    uyku?
    ........................
    Yazık, sana ağlamıyan şiire;
    Yazık, sana
    titremiyen vicdana,
    Yazık, sana uzanmayan ellere;
    Yazık, seni kurtarmıyan
    insana!..
    HaSrEt nİl bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş