Merve Ceylan Şiirleri & Sözleri..

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Özlem tarafından paylaşıldı.

  1. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya

    Gidersen,
    Her şey ayrı yazılır.
    İlk önce ismin ayrılır ismimden,
    Sonra ellerin ellerimden,
    Gözlerin, gözlerimden...
    Ve yüreğin yüreğimden göç eder,
    Başka yüreklere...

    Gidersen,
    Her şey ayrı yazılır.
    Ortak bir kaderimiz olmaz mesela,
    Ya da ortak herhangi bir şeyimiz.
    Ben hala 'iz'le biten cümleler kurarken,
    Sen iz'ini bile bırakmayabilirsin.

    Gidersen,
    Her şey ayrı yazılır.
    Küçük bir kız çocuğu intihar eder,
    Oğlansa yedi ceddine söver.
    Konumuz, aşk.
    Konu, komşuya ayıp olur,
    Hepsi hayata küser.

    Gidersen,
    Her şey ayrı yazılır.
    Bu bir Türkçe aşk kuralıdır.




    Merve Ceylan Şiirlerini , bulduklarınızı burada paylasın Lütfen ;)
    EdaaB, Piraye| ve Rüzgar bunu beğendi.
  2. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Mutsuzluğumu sana anlatmak için çok geç, yıpranmışlığımı, aldanmışlığımı, gözyaşlarımın anlamsızlığını, kulaklarımın sağırlığını söylemek için çok geç.
    Çok geç, bir kere daha ellerini tutmak için, belki tokalaşmak, değmek sana, o an mutluluğa uçmak, kanatsız, arsız, umarsızca...
    Umut etmek için, umudu insanlara anlatmak için, öğretmek için, herkesi affetmek için çok geç.
    Annesini hiç görememiş, babasından bir haber sokak çocuğunu 'seni leylekler getirdi' yalanına inandırmak için,
    Parmakların arasından çıkıp giden parmaklara elveda demek için,
    Bütün mucizeleri reddedip, bütün katliamları görmezden gelip, ölümleri, yaşayan ölüleri es geçmek için,
    Rüzgarın bütün ihtiş***** inat, ona doğru, ondan sonrasına, şevkle, acıyla koşmak için,
    Gitmek, gelmek gibi, vurmak, acıtmak, kanatmak ve kaçmak gibi bütün eylemleri bir bir yok etmek için çok geç.
    Çok geç iç içe geçmiş yalnızlıklardan çoğul kişilikler çıkarmak ve hepsini inkar etmek, rafa kaldırmak için..
    Çok geç benliğimizden oyulmuş bütün duyguları yok pahasına satmak için.

    Hayat;
    Bir şiirin en can alıcı yerinde ölmek kadar,
    Bir müziğin kulakları sağır eden en tiz notası kadar,
    Bir gizemin çözülmeye yüz tutmuş sırrı kadar,
    Tek sayıların, çift sayılara inat, hala varolmaları kadar,
    Bir ağıtın dudak burkan hüznü kadar,
    Emsali görülmemiş, o hiç olmayan, bulunmayan aşk kadar,
    Gittiğin yolların, sen gittikten sonra tedavülden kaldırılması kadar
    Anlamsız, yalnız, imkansız, sürdürülmesi zor, anlaşılması zor, her zaman ve her durumda, mütematiyen zor...
    Hayat sensin, seni yaşamak çok zor, seninle yaşlanmak için çok geç...

    Çok geç, bunları yazmak için...
    Çok geç, bunları yakmak için...
    Çok geç, bunları söküp atmak için...
    Çok geç, yanmak, kül olmak ve tekrar toparlanmak için...
    Hepsinden önce;
    Çok geç, 'Hiçbir şey için çok geç değildir!' demek için...

    Saçlarından yapılmış sıratın üzerinde durmaya çalışırken bedenim,
    Sen bunların hepsini boş ver.
    Çok geç olmadan, hayatımdan sadece bir kere değil, olabildiğince çok geç...

    Merve Ceylan.
  3. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    ikliminden bir haber ülkenin işgalindeyim,
    düşük hükümetin yüksek gelirli acılarını çekiyorum bankadan,
    analı babasız büyüyen çocukların eşliğinde,
    sokaklarda konuşup duran bayramlık ağızların açılışı var.
    annesinden oğluna bir adet 24 ayar tokat eşliğinde kopuyor alkış kıyamet.
    'rabbim' diyorum, 'hürmetin çoktur, sen bu çocukların kıyamını affet!'
    dini bir inanç gibi sorgulanıyor ömrüm,
    mühim değil.
    başkasına bırakılan şeylerden hüküm giyilmeyeceğine eminim.
    benimkileri boşver, sende.
    -de ayrı.

    sen yoksun,
    vatan haini ilan edilen bütün vatanseverler gibi mahur yüreğim,
    yorgun, bitkin, çaresiz...
    bir başkasının yurdunda gözüm yok,
    bir başkasının toprağında,
    bir başkasının mezarında,
    bir başkasının bakışında değil ızdırabım.
    kovulmuşluğum bayram yeri,
    yıkılmışlığımda adaklar,
    dilekler ve niceleri...
    aldanmışlığım küsüyor,
    ve bütün inançlarım üşüyor burda.
    senden uzakta ne varsa, sende.
    -de ayrı.

    martılara doğru savrulmuş bir simit parçasının özgürlüğünden sesleniyorum sana,
    biteceğimi bile bile özgürüm,
    tutsak olacağımı bile bile..
    seni es geçmemin bir önemi yok,
    önemli olan tek şey sana değerek geçmiş olmam
    ve bunun senin umrunda bile olmaması.
    ve bunun basit bir 'geçmiş olsun' dileğine sığdırılması.
    önemli olan tek şey sende.
    -de ayrı.

    sen yoksun,
    celladını bilen ruhun bedenine hapsolmak değil derdim.
    ölümü ekmek arası yapıp yemişliğim vardır ellerinden,
    zehrini akıttığım bir sürü yaban çiçeğim
    ve gözleri oyulmuş minik kuklalarım da...
    bunların anlamı yok,
    sen yoksun,
    gururum yok, kadınlığım satıyor kendini üçüncü el tezgahlarda,

    yokluğunun inadına var olmak yalnızca.
    sen yoksun,
    müebbet hüzne mahkum gözlerim,
    ağlamak yok.
    gelmişine, geçmişine sövdüren isyandır şarkılar,
    onlara dil uzatma,
    dilin kemiği yok,
    bükülüyor dudaklarında.
    dilde ne varsa, bizde.
    -de ayrı değil.

    Merve Ceylan.
  4. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Ve gece
    Hiç bitmedi...

    Zihnimde canlandırdığım ölü bedenleri izliyorum duvarda,
    Siz buna gölge oyunu diyorsunuz,
    Ben, ölü kalpler ritüeli.
    Çocukluğumdaki gibi...

    Masumiyet;
    Resim dersinde çizdiğim 'ev, dağ, ağaç ve top oynayan kardeşler' gibi,
    Hayat;
    Matematik dersindeki 2+2 ve 2x2 arasındaki farkı anlamaya çalışmak kadar saçma.
    Ki yalnızlık,
    Sosyal bilgisi dersinde kıyıya paralel uzanan dağların ta kendisi.
    Bir harita üzerinde hükmü kalmıyor hiç birinin, adından başka.
    Ki kimin umrunda Everest'in en tepesi, müptezel bir dağcı
    Ya da aklını şırıngada kaybetmiş intihar bağımlısı dışında?
    Gözleri dolan yağmur ormanlarının görevi de zordur,
    Dertlenmedikçe ağlar, dertlendikçe sel basar dünyanın tabakasını,
    Bulutların hükmünü görene dek...
    Ki bu alemde bütün yalanlar hükümsüzdür adelet önünde,
    Eşitlik sadece masal içinde.

    Gece hiç bitmedi.
    Gündüzü hiç göremedik, güneşe hasret kaldığımızdan yaktık canımızı.
    Sigaramızın üstünlüğü kalmadı, dumansız hava sahasında mağlup geldi ciğerlerimiz.
    Biz hep öldük, biz hep öldükçe dirilttik derimizi.
    Bizden giden ne varsa, bize uğramadı bir daha.

    Unutmayın, körün kalbinde gece bitmez,
    Martılar sırf siz mutlu olun diye simit yemez,
    Gemiler hiçbir limanı benimsemez,
    Babalar halden anlamaz,
    Annelerin hakkı haram olmaz.

    Unutmayın, herkesin parmak izi farklıdır, dokunduğu yarada,
    Biri dokundu diye, eskisi etkisini kaybetmez.

    Merve Ceylan.
  5. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Kime ne diyeceğimizi bilmediğimizden, ayıya hep dayı diyen nesildeniz biz. Köprüden geçene kadar değil ama, atlayana kadar.
    Ölüp, dirilmeyi bekleyecek kadar inançlı yüreklerimiz. Dirilip tekrar ölmeyi bekleyecek kadar umutlu.
    Gözyaşlarımızdan haberi olmaz gözlerimizin çoğu zaman. İçimize akıttığımız milyonlarca yaştan biri galip gelir ve doldurur göz bebeklerimizi.
    Allah analı babalı değil, kanlı bıçaklı büyütüyor genelde, ama olsun haktır deyip geçiyoruz biz.
    Haktır elbet, hatta müstehaktır bize. Elmayı seviyoruz belki ama bir cebimizden armudu da eksik etmiyoruz.
    Biri yer tokatı, diğeri bakar mutlaka ve hiçbir zaman kıyamet kopmaz evlerimizde.
    Patlak ampullerimiz vardır ayrıca, nereye patlayacağını şaşırmış, oraya buraya saçılmış duygu yetimleridir onlar.
    Galibiyetleri olmaz, miğferleri yoktur, korunamazlar. Hiçbir feri söndürmezler ama yakmazlar da. Uzaktaki köyün en pahalı yolculuğudur onlar.
    Muavin hep şofördür. Yenilen hep başkasıdır, 'iskender'dir mesela. Ama öyle isimli değil, yoğurtlu, salçalı.
    Kadın gibi, onun da salça olanı makbul artık bu devrin herhangi bir zamanında.
    Yaralarımız pek bizim, pak, tertemiz, ipince ama büsbüyük.
    Saç telimizden tırnak ucumuza kadar abdestsiziz ki kanayan bedende abdest tutmaz dinimizce.
    Gerçi ondan da pek anlamayız, bütün bildiğimiz; Allah birdir, küfür günahtır, güzele bakmak sevaptır, İslam’ın şartı beştir ve ilkokulda oynanan en güzel oyun birdir birdir.
    Kimseye lafımız yoktur ayrıca, ama affımız boyumuzu aşmıştır her zaman.
    2 metrelik aflar tanıyorum mesela, bir tahtanın içinde, hiç baş koyulmamış omuzlar üstünde, toprak yolunda..
    Bizim okuduğumuz kitaplarda ölenle ölmüyor hiçbir mecnun ama birisinin uğruna ölen ***** da çoktur.
    Dedim ya haktır, müstehaktır aşık adama Azrail'in elini tutmak, bir el gitmişse ellerinden, başka tutulacak bir şeyi kalmamıştır onun.
    Gözden ırak olan, yüreğimizin en gizli yerlerinden petrol çıkartır bizim. Yok pahasına satar, kime sattığını sormayın, ona henüz rastlamadık.
    Yoldan geçenlerimiz de, yolumuzu kesenler de, tükürenler de vardır elbet, haddinden fazladır hepsi, hadsizliklerinin dibine gömmüşlerdir saygılarını, sevgisiz mahlukların tümüdür onlar.
    Kervansız, dermansız, anlamsız bütün cümlelerin gizli kalmış bütün öznelerini üstümüze alınmakta üstümüze yoktur.
    Bir palto sıcaklığına muhtaç olduğumuzdandır bedava bulduğumuz her şeyi üstümüze alınmak. Ki siz bilmezsiniz, bir insanı en çok ısıtan, şairin kalbindeki alevin saçtığı cümlelerdir.
    O kalbin alevinin korlarıyız biz. Delikanlı çağımızın iyimserliği, masumluğu ve içimizde patlayan bütün duyguların yalpalayan ayaklarıyız.
    Yalnızlıklar çağının en kalabalık kentidir bizim kalplerimiz. İçine giren çıkan belli değildir belki ama, liderimiz tektir. Ki hepimizin yönetim şekli, hasrettir.
    Biz... Boşverin, siz kimin kaçıncı yüzünden fırlayan çelimsiz hislersiniz?
    Ve son soru: Nasıl bilirdiniz?

    Merve Ceylan
  6. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    anlıyorum ki;
    sana dair yazılan bütün cümlelerin bir gün anlamını yitirme olasılığı çok yüksek. buna rağmen, durmuyor kalem ve bitmiyor kağıt. bilirim, ben ne zaman adını kazısam kağıdın zeminine, canı yanar ağaçların.

    anlıyorum ki;
    bitip tükenmek bilmeyen bir yalanın, yatsıdan sonraki zamanıyım. çoktan geçti vakit benden, içimden ve her zerremden... ve ben ölümlerden ölüm beğenmekle uğraşmadığım hiç seni severken...

    anlıyorum ki;
    omurgalarından yapılma bir merdivenin zirvesinde kesiliyor nefesim. ve tam düşecekken dudaklarına, bir uçurum gibi, bir uçuruma itilmiş gibi ürperiyor ruhum. düşmekten korkmuyorum, ya sana dokunduğum anda incinirse herhangi bir yanın?...

    anlıyorum ki;
    bir rüyanın içindeymiş gibi, bir rüyanın ta kendisiymiş gibi kapatacaksın gözlerini ve bir rüyadan uyanırmış gibi bakacaksın, mahur, yorgun, bitkin ve hatta soysuz gibi... ellerin.. ellerin bu dünyayı döndüren bütün sistemlerin en iyisiymiş gibi..

    anlıyorum ki;
    bir sonumuz yok bizim, kurulacak hayalimiz, çalınacak kapımız, çat kapı gelinecek evimiz, geleceğimiz yok. sende ben yok. yoktan var edecek gücün hiçbir harfi, bende yok.

    anlıyorum ki;
    sevmek, bir ormanı yok sayıp, bir ağacın gölgesine aşık olmak gibi, ona gölgeyi bahşeden güneşe sövmenin, ondan başka her şeyi inkar etmenin ta kendisi.

    anlıyorum ki;
    sevmek, bir piyanistin bütün parmaklarını kaybetmesi kadar acıklı ve net.

    anlıyorum ki;
    sevmek, kulaksız bir müzisyenin dünyanın en mükemmel müziğini yapamayacak olması kadar can sıkıcı.

    anlıyorum ki;
    sevmek, senden çok uzağa atılmış bir benin, türkçedeki bütün varlığını inkar etmek kadar sıradan.

    anlıyorum ki;
    sevmek, gökyüzüne asılmış birkaç bulutun arasına geçip 'şimşeğinizin ben!' diyebilmek kadar hayal.

    anlıyorum ki;
    sevmek, bir ip cambazının, cambazlığının sıratta hiçbir işe yaramayacağını bilmesi kadar acınası.

    anlıyorum ki;
    sevmek, gözlerinden başlayıp şahadete, günahların hepsini kucaklayıp yanında çırılçıplak kalabilecek kadar cesur ve sergüzeşt.

    anlıyorum ki;
    sevmek, senden çok daha öte, benden hiçbir parça almamış, yaralanmamış, hırpalanmamış, yeşil bakan ve yeşil gören başkasının çocuğu.

    anlıyorum ki;
    dönmek yok senin kaderinde ve beklemenin en alası işlenmiş kaderimin keder bölümüne.

    anlıyorum ki;
    anlamı yok bu satırların, gözlerinin, ellerinin, dudaklarından dudaklarıma süzülen nefesinin, özlemin, hasretin ve hatta ölümün ve aşkın...

    ve sen her zaman anlamsızlaştığın kadar yanımdasın.

    Merve Ceylan.
  7. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Ölmesinden korktuğumuz ne varsa, hepsinin bir gün öleceği fikrine kendimizi alıştırmalıyız.
    Sevdiklerimizin mesela...
    - Onlar öldüklerinde, elimizi kolumuza bağlayan görünmez iplerin olduğunu öğreniyoruz. Bizi hayatta tutan bağların yavaş yavaş çözüldüğünü, gevşediğimizi ve artık daha kolay savrulduğumuzu hissediyoruz. Rüzgâr kıpırtısında yıkılacağımızı, yaprakların birbirine çarpışının deprem etkisi yaratacağını, kuş gölgesinin, ağaçtan daha büyük olabileceği telaşına kapılıyoruz. Ayaklarımız yerden kesiliyor, yer çekimine meydan okuduğumuzun farkında bile olmuyoruz o sıra. Olumsuzca kurduğumuz her cümlenin yalanında, yüklemimizin boğulmasına göz yumuyor ve gözümüzü açtığımızda bir bakıyoruz ki, eylemimiz kendini çoktan asmış...
    - Ben henüz kimseyi kaybetmedim, kendim dışında.
    Ölmesinden korktuğumuz ne varsa, hepsinin bir gün öleceği fikrine kendimizi alıştırmalıyız.
    Zamanın mesela...
    - Saniyeyi, dakikayı, saatleri tüketerek, tükeniyoruz... Bir saniyede değişen hayatları, bir dakikada gelişen olayları, bir saatlik koca zaman diliminde payımıza düşen intiharları es geçiyoruz... Bir'in hayatımızdaki önemini, birinin değerini unutuyoruz. Belki de bu dünyaya unutmak için getirilmiş nefesdaşlardan başka bir şey değiliz. Kimin umurunda?
    - Ben, çaldığım bütün zamanların vebalini, vicdan hapishanesinde ödüyorum.
    Ölmesinden korktuğumuz ne varsa, hepsinin bir gün öleceği fikrine kendimizi alıştırmalıyız.
    Duyguların mesela..
    - En kötüsü de budur işte! Duygularımız öldüğünde, elimizde hiçbir şey kalmaz. Ne dost, ne sevgili, ne aşk, ne aile... Yaşamak, nefes almaktan ötesi olmaz. Ölmekse, kolay yola kaçmak ki o yol, yol olmaz. Sevginin öldüğü gün, ızdırap tek sırdaşımızdır. Neler çektiğimizi bir o bilir, kendinden. Bütün güvencemiz, bütün hırslarımız, bütün kaygılarımız... Hepsi ızdırabın bir parçasıdır ve bizi bizden uzaklaştırır. Ruhumuzu bedenimizden, gözlerimizi renginden, dudaklarımızı kelimelerden uzaklaştırır. Farkında mısınız bilmiyorum ama, uzaklaşıyoruz canlar! Bizi biz yapan her şeyden, her zerreden uzaklaşıyoruz. Ve işte en büyük mesafe burada çıkıyor ortaya. En büyük mesafe; insanın duygularının öldüğü yerde çıkıyor ortaya!
    - Duygularımı öldüren katilin ellerini tutmama ramak kala, nefesim kesiliyor. Adaletinden öpeyim dünya!
    Ölmesinden korktuğumuz ne varsa, hepsinin bir gün öleceği fikrine kendimizi alıştırmalıyız.
    - Ki ölenle yaşanmıyor.


    Merve Ceylan
  8. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    'Ben, gözlerinden başladım seni sevmeye, kalbin hep ikinci planda kaldı.'

    Harfleri içinde hapseden kelimelerim yok ya da annesinin makyaj malzemelerini çalmış masum, ucuz, süslü cümlelerim.. Üzerime dikilmiş çuvaldızım ve iğnemi batıracak kimsem yok. Gözlerimi kaçıracağım başka bir çift göz yok. Son sözümü bekleyen hikayelerim, mutlu masallarım yok. Yoksulluğum yok. Senle başlayan ve senle biten eylemlerim yok. Anlıyor musun? İstediğim bir şey de yok!
    - Sadece, beni biraz daha az unut...

    'Ben, gözlerinle başladım hayata, yaşamak hep ikinci planda kaldı.'

    Hayatım yok. Basamaklarını çıkarken yorulacağım ve dinleneceğim merdivenim yok. Ulaşılması kolay hayallerim ya da (içine) edecek hayalim yok. Gülmeyi hatırlayan dudaklarım, duymayı bilen kulaklarım, adından öte adım yok. Bir dilin ekmeğe ihtiyacım yok. Anlıyor musun? İstediğim hiçbir şey yok.
    - Sadece, beni biraz daha az unut...

    'Ben gözlerine kazıdım küfürlerimi, günah hep ikinci planda kaldı.'

    Üstüste konulduğunda bütün bir ömrü resmeden tablolarım yok. Dilencinin duasına amin diyecek kudretim yok. Konuşacak, koşacak, yürüyecek, bağıracak, bakacak dermanım yok. İnsanları anlamak isteyen bir aklım ya da kalbim ya da ruhum ya da duygularım yok. İnancım yok, inanacağım hiç kimse yok. Anlamıyorsun!
    - Sadece, beni biraz daha az unut...

    'Ben başladım gelmişine, geçmişine. Şimdiki zaman hiç olmadı.'

    Halim yok, isyanım, sitemim yok. Sevecek bir yanım, tamamlanacak bir yarım ya da görmezden gelinecek kadar saf, temiz günahlarım yok. Birinci planlarım, ikinci baharlarım yok. Nefesim yok. Anlıyor musun? Nefes alacak param yok. Unutacak aklım, hatıralarını yaşatacak kalbim yok. Sana 'unutma' diyecek cesaretim yok.
    - Beni unut! Sadece, biraz daha az...

    Merve Ceylan
  9. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113
    Konu için teşekkürler Özlem :))

    -



    lütfen,
    beni kırdığın yerden toplamaya çalışma,
    içimde yok ettiğim hükümeti,
    hiçbir hücre halkı kabul etmez artık.

    ... lütfen,
    bana biraz sarıl,
    soğuktan ölsem de ısınmış gibi yapacağım.
    iliklerime kadar titrersem, korkma,
    -mış gibi yapacağım.

    lütfen,
    beni biraz önemse,
    herhangi bir yerde olmam gerekmiyor,
    eğer ki bütün derdimiz önemse,
    bir az, anlasana, yetmiyor.

    lütfen,
    kulaklarımdan çıkanı ağzın duysun artık,
    sağır sevişmeler değil istediğim, öpüşmek
    hiç değil.
    yetim kalmış bütün çocukların sevgisiyle geldim kucağına,
    sadece başımı okşa...

    lütfen,
    benden nefret et,
    en azından ne hissettiğini bileyim.
    gerek yok masum numaralarına,
    ikimizde, şeytandan halliceyiz yalan sıralamasında.

    lütfen,
    bir medet um,
    tanrının doğaya attığı dilek ağaçlarından.
    şarkıda geçen 've o ben olayım..' zırvalığına aldırma,
    benim çocuklarıma yaptığımı, sen yapma.

    lütfen,
    beni sev-me.
    beni biraz sev-me.
    biraz daha çok sev-me.
    başlamak zor, alışmak zor,
    tam da vazgeçmişken tanrıdan, inanmak zor.
    beni sev-me,
    biliyorum, incinirim ve
    inceldiğin yerden kopmanı beklemeden, incitirim...

    lütfen,
    pişmanlıklardan söz etme,
    ne yaşadıysak beraber,
    günahından sevabına hepsi yarı yarıya.

    lütfen,
    bana ölmekten bahsetme.
    yalnızlıktan bahset,
    ikisinin arasındaki farktan bahset.
    bulamayacağına eminim,
    yalnızlık bile ölüme hasret.

    lütfen,
    beni unuttuğun kadar büyüt içinde.

    lütfen,
    biraz hapset gözlerinde.

    lütfen,
    benden vazgeç-me...

    Merve Ceylan.
    Özlem ve anonim34 bunu beğendi.
  10. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    uyudu güneş,
    kırk yıllık hasretle...
    cephesini aldı son güz,
    yürekler kabuklarına çekildi
    ve çelimsiz bir sokak çocuğu daha doğdu,
    herhangi bir çıkmaz sokağın,
    herhangi bir kuytu köşesinde.
    başladı savaş
    ve dağıtıldı son aş.
    yine çocuklar yenildi
    yine aç olan çocuklar...
    ve bir dilden söylendi; Benim Hala Umudum Var...

    sen bahar olup gelirsin,
    bir kuş göç eder başka şehre.

    söndü hayat,
    bin yıllık aldanmışlıkla...
    kemanını ütülemeye başladı bir anne,
    gece bekçisi oğlunun,
    kırışıklıklarını düzeltti
    ve alnına kondurduğu minnet öpücüğüyle,
    uğurladı onu, sahnesine...
    dudaklarında tebessüm,
    kulaklarında hüsran..
    ve bir ilahın parmaklarından dökülür, Robabeh Jan...

    sen bahar olup gelirsin,
    bülbüleri kıskandırır minik bir serçe.

    bir halk kıyam etti,
    yalan yanlış anlatımlarla...
    isyanından kırılmış hayaller satıldı bit pazarında,
    yok pahasına..
    mutluluk çiçekleri kurutuldu,
    hepsi ticari mal şimdi.
    parayı veren, kaptı kuru mutluluğu,
    arda kalanlara, yaşı kaldı.
    ve bir elin kaleminden çıktı, İstanbul Ağrısı...

    sen bahar olup gelirsin,
    son bahar terk eder şehri...

    gitme türküleri yazıldı,
    kaf dağının ardında gizlenen umuda.
    eflatun geceleri biriktirdi bir dilenci ceplerinde,
    okumayı bilmediği mektupları yazıp, astı
    yırtık paltosunun, sağlam kefenine...
    yoldan geçenler vardı,
    yoldan geçenler hiç oralı olmadı.
    ve bir kalbin çarpmasıyla başladı; Resimdeki Gözyaşları...

    sen bahar olup gelirsin
    ve devrilir bir ülke...

    Merve Ceylan

Sayfayı Paylaş