Metin ve Zihniyet

Konu 'Edebiyat 9.Sınıf' bölümünde MAHMUT123 tarafından paylaşıldı.

  1. MAHMUT123

    MAHMUT123 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Ocak 2011
    Mesajlar:
    129
    Beğenileri:
    106
    Ödül Puanları:
    0

    "Zihniyet" terimi ile bir dönemdeki sosyal, siyasî , idarî, adlî, askerî, dinî güçlerin, sivil toplum örgütlerinin, ticarî hayatın, eğitim etkinliklerinin birlikte oluşturdukları ortam ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu, anlayış ve zevk bütünü kastedilmektedir.
    [​IMG]
    Her sanat eseri yazıldığı dönemin izlerini taşır. Sanatçılar da sosyal bir çevre içerisinde yaşarlar ve içinde yaşadıkları sosyal ve kültürel olaylardan etkilenirler. Şiirlerinde içinde yaşadıkları çağın zihniyetini yansıtırlar.
    Bir toplumun bireyleri, o toplumun kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle, değer yargılarıyla yetişir. Bu yetişme sonucunda da bireyler, ortak bir zihniyete ulaşırlar. Böylece o toplumun bireyleri, olaylar ve durumlar karşısında benzer tepkiler ortaya koyarlar, benzer davranışlar sergilerler. Yazar ve şairlerin edebî metinlerinde, doğal olarak bu zihniyetin yansıması da görülür. Sanatçılar, yaşamdan aldıkları konuları işlerken, toplumu zihniyetiyle birlikte ele alırlar. Bu zihniyet de dönem dönem değişim gösterir.
    Türk edebiyatı başlangıçtan bu güne gelinceye dek kültür, sanat, siyasî ve sosyal alanda pek çok aşamalar geçirmiştir. Bunlar arasında en önemlisi İslamiyetin kabulü (1071) ve Batı uygarlığına dönüş (1860) hareketidir. Bu iki olay toplumun yaşamında sosyal, siyasî kültürel ve ekonomik değişikliklere neden olmuştur. Başlangıçtan bu güne dek gelişen Türk edebiyatı şöyle sınıflandırılır:
    a)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (5.yy.-10.yy.)
    b)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (10.yy.-19.yy.)
    c)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (19.yy. ve 20.yy.)
    Ayrıca bkz.->

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    a) İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı ( 5. yy. -10. yy.)

    İslâmiyet öncesi Türk Edebiyatının ne zaman başladığı hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak diğer ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatında da destan devrine dayanan zengin sözlü bir edebiyatın olduğu bilinmektedir. 5. yy.- 10. yy. arasını kapsayan bu dönem edebiyatı ürünleri destanlar, koşuklar, sağular ve savlar ile (5.y.y. ile 9. yy. arasında yazılan) Yenisey mezar taşları, Göktürk Anıtları ve Uygur Türklerine ait metinlerdir.
    Bu dönem edebiyatı sözlü ve yazılı edebiyat olmak üzere ikiye ayrılır.
    1. Sözlü Edebiyat

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Türkler arasında yazının kullanılmadığı devirlerde başlayan, ağızdan ağıza ve kuşaktan kuşağa sürüp giden bir edebiyattır. Belli başlı ürünleri şunlardır:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , koşuk, sagu ve sav.
    2. Yazılı Edebiyat

    Yazılı edebiyat Türkler arasında yazının kullanıldığı devirlerde başlayan bir edebiyattır. Elimizdeki en eski örnekler 8. yüzyılda diktirilen Göktürk Yazıtları ile Uygurlar döneminden kalan bazı metinlerdir. Göktürk Yazıtları şunlardır: Tonyukuk Anıtı (720), Kül Tiğin Anıtı (732) ve Bilge Kağan Anıtı (735)'dır.
    b) İslâmî Devir Türk Edebiyatı (10. yy. -19. yy.)

    Türkler 10. yüzyıldan itibaren topluluklar hâlinde İslamiyeti kabul etmeye başladılar. Özellikle Karahan hükümdarı Abdulkerim Satuk Buğra Han'ın 932 yılında İslamiyeti kabul etmesiyle daha da yayıldı. Bu hareket 11. ve 12. yüzyıllarda da sürdü. Türkler yeni din ve kültürün etkisinde mimarî, bilim, edebiyat ve sanat alanında önemli eserler ortaya koydu. Edebiyat alanında,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    "Kutadgu Bilig",

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    "

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ",
    Edip Ahmet Yükneki "Atabetü'l Hakayık",

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    de "Divan-ı Hikmet" adlı eserini bu dönemde yazdı.
    Anadolu sahasında ise

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    da Ahmet Fakih "Çarhname", Şeyyat Hamza "Yusuf ile Züleyha",

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    "Risaletün Nushiye " ve "

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    " adlı eserlerini yazdı.
    Türkler yeni dini öğrenmek amacıyla Arapça, Farsça öğrendiler.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    e bu dillerden din yoluyla çok sayıda sözcük girmeye başladı. Bu tutum ileriki yüzyıllarda daha da arttı.
    İslamî Devir Türk Edebiyatı:
    1.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (Klasik Edebiyat) (13. yy. - 19. yy.)
    2.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (13. yy. - 19. yy.)
    a)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    b)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    c)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (Dini-Tasavvufi Türk Halk Ed.) (11. yy. - 19. yy.)
    c. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (19.yy. ve 20. yy.)

    Osmanlı Devleti,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    dan başlayarak yönetim, siyaset, eğitim ve askerlik alanlarında hızla gerilemeye başlamıştır. Bu çöküşü önlemek için 19. yüzyıldan itibaren zaman zaman birtakım düzenlemeler (ıslâhat) yapılmıştır. Eğitim, ordu, maliye gibi kurumlarda yapılan bu düzenlemeler yeterli olamamıştır.
    I. Abdülmecit (hüküm. 1839-1861) devrinde Hariciye Nazırlığına (Dışişleri Bakanlığı) getirilen Mustafa Raşit Paşa, devletin bütünlüğünü ve gücünü koruyabilmesi için içinde yaşanan devrin ihtiyaçlarına uygun Batı esasları doğrultusunda yeniden yapılanması gerektiğini dile getirmiştir. Bunun için yapılması gereken yenilikleri belirten bir fermanı, 3 Kasım 1839'da Gülhane Parkı'nda (İstanbul) halka okumuştur. Bu fermana, Tanzimat Fermanı ya da Gülhane Hattı Hümâyûnu adı verilmektedir.
    İşte bu fermanla o güne kadar dağınık olarak yapılan düzenlemeler derli toplu hâle getirilerek, devlet kurumları Batı esaslarına göre yeniden yapılandırılmıştır.
    Toplum hayatındaki bu değişiklikler kısa bir süre sonra kültür, sanat ve edebiyata da yansımıştır.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    yle yetişen kuşak, yeni bir

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    çığırını başlatmıştır.:264:

Sayfayı Paylaş