metindeki fiilimsileri bulma

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde *ilayda* tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. *ilayda*

    *ilayda* Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2010
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar bir metin bulcaz ve o metinde fiilimsileri bulucaz.yapanlara şimdiden teşekkür ediyorum:):)

  2. *ilayda*

    *ilayda* Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2010
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    0
    iyide ben metin bulamadım siz bulabilirmsiniz acaba:)
  3. *ilayda*

    *ilayda* Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2010
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    0
    ALIŞKANLIK Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış; sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikayeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlatmış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...

    Bence en büyük kötülüklerimiz, küçük yaşımızda belirmeye başlar ve asıl eğitimimiz bizi emzirip büyütenlerin elindedir. Çocuk bir tavuğun boynunu sıkar, kediyi, köpeği oyuncak edip yara bere içinde
    bırakır; anası da ona bakıp eğlenir. Kimi baba da, oğlunun savunmasız bir köylüyü, bir uşağı öldüresiye dövdüğünü, bir arkadaşını kurnazca ve *****ce aldattığını gördüğü zaman, bunu yiğitlik belirtisi sayarak sevinir. Oysa bunlar zalimliğin, zorbalığın, dönekliğin asıl tohumları, kökleridir; çocukta filizlenirler, sonra alışkanlığın kucağında, alabildiğine büyüyüp gelişirler. Bu kötü yönsemeleri yaşın
    küçüklüğüne ve işin önemsizliğine bakarak hoş görmek tehlikeli bir eğitim yoludur. Önce şu bakımdan ki, çocukta doğa egemendir ve doğa asıl yeni tomurcuk salarken katıksız ve gürbüzdür; sonra da,
    hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki: Ha altın çalmışsın, ha bir iğne. «İğne çaldı, ama altın çalmak aklına bile gelmez» diyenlere benim diyeceğim şudur: «İğneyi çaldıktan sonra niçin altını da çalmasın?


    Acaba burdaki fiilimsileri bulabilirmisiniz?
  4. integral1993

    integral1993 Üye

    Katılım:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    47
    Beğenileri:
    41
    Ödül Puanları:
    6

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ALIŞKANLIK Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış; sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikayeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlatmış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...

    Bence en büyük kötülüklerimiz, küçük yaşımızda belirmeye başlar ve asıl eğitimimiz bizi emzirip büyütenlerin elindedir. Çocuk bir tavuğun boynunu sıkar, kediyi, köpeği oyuncak edip yara bere içinde
    bırakır; anası da ona bakıp eğlenir. Kimi baba da, oğlunun savunmasız bir köylüyü, bir uşağı öldüresiye dövdüğünü, bir arkadaşını kurnazca ve *****ce aldattığını gördüğü zaman, bunu yiğitlik belirtisi sayarak sevinir. Oysa bunlar zalimliğin, zorbalığın, dönekliğin asıl tohumları, kökleridir; çocukta filizlenirler, sonra alışkanlığın kucağında, alabildiğine büyüyüp gelişirler. Bu kötü yönsemeleri yaşın
    küçüklüğüne ve işin önemsizliğine bakarak hoş görmek tehlikeli bir eğitim yoludur. Önce şu bakımdan ki, çocukta doğa egemendir ve doğa asıl yeni tomurcuk salarken katıksız ve gürbüzdür; sonra da,
    hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki: Ha altın çalmışsın, ha bir iğne. «İğne çaldı, ama altın çalmak aklına bile gelmez» diyenlere benim diyeceğim şudur: «İğneyi çaldıktan sonra niçin altını da çalmasın?


    Acaba burdaki fiilimsileri bulabilirmisiniz?
    Genişletmek için tıkla...
    kırmızıyla yazdıklarımın hepsi fiilimsi.. -mış ekinde de sıfat fiil oluyor ama ben pek yetkin değilim o ekte o yüzden onları ayırt edemediğimden işaretlemedim.
    *ilayda* bunu beğendi.
  • *ilayda*

    *ilayda* Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2010
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim:):)
    kırmızıyla yazdıklarının hepsi fiilimsiyse ben sıfat,isim,zarf mı olduğunu ayırt ederim :)yine de yardım ettiğin için teşekkür ederim:)
  • Konu Durumu:
    Mesaj gönderimine kapalı.

    Sayfayı Paylaş