milli edebiyat konu anlatımı

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde clever tarafından paylaşıldı.

  1. clever

    clever Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    9 Kasım 2008
    Mesajlar:
    241
    Beğenileri:
    52
    Ödül Puanları:
    0

    Milli Edebiyat Dönemi Konu Anlatımı
    MİLLİ EDEBİYAT





    1) 1789 Fransız Burjuva Devrimi'nin etkileriyle,

    2) Tanzimat dönemindeki dil ve tarih alanındaki çalışmaların etkileriyle,

    3) Mehmet Emin Yurdakul'un şiirlerinin etkisiyle





    XX. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış, Türkçülük anlayışına göre oluşmuş ve yerli (ulusal) kaynaklara yönelmiş bir edebiyattır.



    Bu gelişmeler sonunda Genç Kalemler, Türk Yurdu, Yeni Mecmua gibi dergilerde yayımlanan yazı ve manzumelerle Türkçülük, dil ve edebiyatta da bir akım olarak ortaya çıkmıştır. 1911'de Selanik'te yayımlanmaya başlayan Genç Kalemler dergisi, bu akımın resmi yayın organı olarak kabul edilir.







    GENEL ÖZELLİKLERİ

    Genç Kalemler dergisi çevresinde toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp gibi yazarlarca oluşturulan bu edebiyat anlayışının başlıca özellikleri şunlardır:





    1) Her alanda "ulusal kaynaklara yönelme" vardır. Bu nedenle, konu olarak "milli tarih, yurt ve toplum sorunları" işlenmiştir.

    2) Halk edebiyatı ürünleri değerlendirilmiş; şiirde nazım birimi olarak dörtlük, ölçü olarak da hece gibi ulusal biçimler kullanılmıştır.

    3) Edebiyat dili "sade Türkçe"dir.





    Ulusal Edebiyat akımı yazarlarının "Yeni Lisan" adını verdikleri sade Türkçenin özellikleri ise şöyle belirtilebilir:



    Arapça-Farsça dil kuralları, tamlamalar kullanılmayacaktır.
    Yazı dili ile konuşma dili arasındaki ayrım ortadan kaldırılmaya çalışılacak; bunun için İstanbul halkının konuştuğu Türkçe, yazı diline esas alınacaktır.
    Türkçe karşılığı bulunan yabancı sözcükler dilimizden atılacak; gece varken "şeb" ya da "leyl", güneş varken "şems" ya da "hurşit" kullanılmayacaktır.
    ÖRNEK



    "1911 yılında, o zaman bizim olan Selanik'te, Ömer Seyfettin ve Ali Canip'in çıkardıkları Genç Kalemler dergisinin edebiyat tarihimizde büyük bir önemi vardır."



    Bu derginin edebiyat tarihimizdeki önemi, nereden kaynaklanmaktadır?



    A) Yazarlarının, sanatta "toplumculuk" fikrini savunmalarından

    B) "Sade Türkçe"nin bir dava olarak ilk kez bu dergide ele alınmış olmasından

    C) Milli edebiyat döneminin ilk yayın organı olmasından

    D) Ömer Seyfettin'in sade Türkçe ile yazdığı hikâyelerinin yayımlandığı bir dergi olmasından

    E) Bugünkü ulusal sınırlarımız dışında yayımlanan Türkçe, edebi ve bilimsel bir dergi olmasından

    (1982-ÖYS)





    ÇÖZÜM



    Parçada sözü edilen "Genç Kalemler" dergisinin edebiyat tarihimizdeki önemi, Milli Edebiyat akımının önemle üzerinde durduğu "dilin sadeleştirilmesi" ilkesini ilk kez ele almasından kaynaklanmaktadır.



    Yanıt: B







    ULUSAL EDEBİYAT AKIMI YAZARLARI ÖMER SEYFETTİN (1884-1920)

    Klasik öykü türünün Türk edebiyatında ilk büyük temsilcisidir. Serim, düğüm, çözüm bölümleriyle geliştirilen, olaylara dayanan ve genellikle beklenmedik sonuçlara ulaşan öyküleriyle Türk edebiyatında Maupassant tarzını temsil eder. Öykülerinin bir bölümünde, kendine güvenini yitirmiş Türk toplumuna moral vermek amacıyla milli tarihin kah- ramanlık sayfalarından alınmış konuları işlemiştir. Türkçülük akımının öncülerinden sayılan Ömer Seyfettin, Türkçenin sadeleşmesi için büyük çaba harcamıştır.

    Yapıtları: Bomba, Yüksek Ökçeler, İlk Düşen Ak, Gizli Mabet, Asilzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale (öykü); Efruz Bey (roman)...







    ALİ CANİP YÖNTEM (1887-1967)

    Sanat yaşamı Fecr-i Âti topluluğunda başlamıştır. Ulusal Edebiyat Akımı'na manzume ve makaleleriyle katılmıştır. Okul kitaplarıyla ve edebiyat tarihimiz üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmıştır.

    Yapıtları: Geçtiğim Yol (şiir); Milli Edebiyat Meseleleri ve Cenap Bey'le Münakaşalarım; Ömer Seyfettin Ha- yatı ve Eserleri (inceleme)...









    ZİYA GÖKALP (1876-1924)

    Türkçülük akımının düşünce önderi olarak tanınır. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde halkın eğitimini amaçlayan didaktik özellikler ağır basar. Manzumelerinin bir bölümü ise konularını folklordan, Türk tarihinden ve destanlardan alır. Her sorunu Türkçülük anlayışıyla ele alan Ziya Gökalp, Türk toplumuyla ilgili görüş ve önerilerini "Türkçülüğün Esasları" adlı yapıtında belirtmiştir. Sade Türkçenin gerçekleşmesi ve milli bir edebiyatın oluşması için "yazı dili", "konuşma dili" ayrımının kalkmasını savunan Ziya Gökalp'in diğer önemli özelliği de Durkheim'ın "içtimai mefkûrecilik" (toplumsal ülkücülük) diye tanımlanan görüşlerini Türk toplumunun koşullarına uygulayan ünlü bir toplumbilimci oluşudur.



    Yapıtları: Kızılelma, Yeni Hayat, Altın Işık (şiir); Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak, Türk Medeniyeti Tarihi (toplumsal araştırma ve in- celeme)...





    FUAT KÖPRÜLÜ (1890-1966)

    Sanat yaş***** Fecr-i Âti topluluğunda başlamıştır. Tarih ve edebiyat tarihi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınmış bir bilim adamıdır. Türk edebiyatı tarihini bilimsel yöntemlerle incelemiş; geniş alanlara ve dallara ayrılmış olan Türk edebiyatını bütünleştirmiş ve bir bütün olarak bilim dünyasına tanıtmıştır.

    Yapıtları: Edebiyat Araştırmaları, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Türk Edebiyatı Tarihi, XVI. Asır Sonuna Kadar Türk Saz Şairleri, Türk Saz Şairleri Antolojisi (inceleme kitapları, makaleler)...





    MEHMET EMİN YURDAKUL (1869-1944)

    Servet-i Fünuncularla yaşıt olduğu halde onlara katılmayarak hece ölçüsüyle ve sade bir dille yazdığı yurt ve kahramanlık şiirleriyle tanınmıştır. 1897 Türk-Yunan Savaşı'yla ilgili yazdığı "Cenge Giderken" adlı şiiriyle ün kazanmıştır. Ulusal Edebiyat Akımı'nın yolunu açan Mehmet Emin Yurdakul, sade dille ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerle edebiyatımızda önemli bir yer tutar. Türkçülük akımının öncülerinden sayılır. Batı şiirinden alınan nazım şekillerini de kullanan Mehmet Emin Yurdakul, şiirde iç ahengi göz ardı ettiği, hece ölçüsünü yalnız dizelerdeki hecelerin sayıca eşit olması biçiminde mekanik bir anlayışla kullandığı, şiirselliği yakalayamadığı için eleştirilmiştir.



    Yapıtları: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Turan'a Doğru, Zafer Yolunda, Mustafa Kemal, Ankara (şiir)...





    RIZA TEVFİK B**ÜKBAŞI (1869-1949)

    Başlangıçta Servet-i Fünun şairleri tarzında yazmışsa da asıl ününü Halk edebiyatı tarzında yazdığı şiirleriyle kazanmıştır. Sade bir Türkçe ile yazılmış bu şiirler; ölçü, biçim, dil, anlatım ve mecazlar bakımından Âşık ve Tekke edebiyatlarının özelliklerini taşır. Şiirlerinde ünlü halk ozanlarının (Karacaoğlan, Bayburtlu Zihni, Dertli...) açık etkisi görülür. Rıza Tevfik, Halk şiirini örnek tutarak "neo - klasik" bir şiir akımı yaratmak istemiş, hece ölçüsüyle şiir yazma yolunu geliştirecek olan "Hececi Şairler"e önayak olmuştur.

    Yapıtları: Serab-ı Ömrüm (şiir); Abdülhak Hâmit ve Mülahazat-ı Felsefiyesi (eleştiri); Ömer Hayyam ve Rubaileri (çeviri)...





    Uyarı: Mehmet Emin Yurdakul ve Rıza Tevfik Bölükbaşı, Ulusal Edebiyat Akımı'nın yayın organı olan Genç Kalemler'in yazı kadrosuna doğrudan katılmamışlardır. Fuat Köprülü de, önceden karşı çıktığı bu akıma Ziya Gökalp'in etkisiyle sonradan katılmıştır.

    ÖRNEK



    Aşağıdakilerden hangisi, M. Emin Yurdakul, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin'in ortak özelliğidir?



    A) Fecr-i Âti topluluğuna dahil olmaları

    B) Genç Kalemler hareketinin başında bulunmaları

    C) Hem nesir hem de nazım alanında eser vermeleri

    D) Fikir adamı kişiliklerinin, sanatçı kişiliklerinden güçlü olması

    E) Türkçülük akımının öncüleri sayılmaları

    (1991 ÖYS)



    ÇÖZÜM



    Bu sanatçılardan hiçbiri Fecr-i Âti topluluğunda yer almamıştır. Mehmet Emin Yurdakul, Genç Kalemler hareketinin başında değildi. Bunlar arasında fikir adamı kişiliği ağır basan, Ziya Gökalp'tir. Ömer Seyfettin nazım alanında, Mehmet Emin Yurdakul da nesir alanında söze değer ürün vermediler.

    Yanıt: E













    MİLLİ EDEBİYAT AKIMININ ETKİLERİ



    a. Şiirde: "Beş Hececiler"

    Birinci Dünya Savaşı yıllarında, devrin yöneticileri tarafından ulusal coşkuyu artıracak şiirler yazmaları için teşvik edilen ve destek gören genç şairler topluluğuna (Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon) "Beş Hececiler" denmiştir. Ulusal Edebiyat akımı, şiir alanında hedefine, Ziya Gökalp'in de büyük destek sağladığı bu genç şairler aracılığıyla ulaşmıştır. Bu şairler, Cumhuriyet döneminde, çeşitli alanlarda etkinliklerini sürdürmüşlerdir.







    FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898-1973)

    Hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazmıştır. Asıl ününü heceyle yazdığı şiirlerle sağlamıştır. Şiirlerinde, duygu ve düşünceyi bir arada yürütmeye çalışmış; Anadolu gerçek- lerinden izlenimler, günlük yaşam, yolculuklar gibi konuları işlemiştir. Dili, tekniği ve -romantik bir İstanbullu kişiliğiyle de olsa- Anadolu gerçeklerine açılmasıyla Türkçenin ge- lişme aşamasındaki yeri önemlidir. "Onuncu Yıl Marşı"nın söz yazarlarından birisidir (öteki: Behçet Kemal Çağlar).

    Yapıtları: Çoban Çeşmesi, Han Duvarları, Gönülden Sesler, Bir Ömür Böyle Geçti (şiir); Canavar, Akın, Özyurt, Yayla Kartalı (manzum ve nesir oyun)...





    b. Öykü ve Romanda: "Memleket Edebiyatı"

    Öykü ve roman türünde, Ulusal Edebiyat akımının etkilerini taşıyan bazı yazarlar, sade bir dille yurt gerçeklerini ve insanımızın özelliklerini yansıttıkları yapıtlarıyla bir "Memleket Edebiyatı" meydana getirmişlerdir. Cumhuriyet döneminde de etkinliklerini sürdüren bu yazarlar şunlardır:



    HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964)

    Halide Edip Adıvar, İzmir'in işgalinden sonra yapılan Sultanahmet ve Fatih mitinglerinde etkili konuşmalar yapmış, daha sonra aktif olarak Kurtuluş Savaşı'nda da görev almıştır. 1926'dan 1939'a dek İngiltere, Fransa ve Amerika'da yaşamış olan Halide Edip Adıvar, sonraki yıllarda üniversitede profesör olarak çalışmış, bir dönem milletvekilliği de yapmıştır.



    İlk romanını 1910'da yayımlayan Adıvar, başlangıçta bireysel duygulara, kadın ruhunun özelliklerini yansıtmaya ağırlık verir. Kurtuluş Savaşı yıllarında toplumsal alana yönelir. Vatan sevgisini, kurtuluş davasını destanlaştırır. Türkçesi pürüzlü ve anlatımı az çok savruk, özensizdir.



    1942'de, gelenek ve göreneklerin yön verdiği toplum düzenini konu alan bir "töre romanı" sayılan Sinekli Bakkal'ı yazdı. Kadın psikolojini öne çıkaran Seviye Talip, Handan, Kalp Ağrısı; Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan Ateşten Gömlek, Vurun *****ye, töre romanları olarak gruplayabileceğimiz Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır önemlidir.



    Yapıtları: Ateşten Gömlek, Vurun *****ye, Handan, Tatarcık, Sinekli Bakkal (roman); Dağa Çıkan Kurt (öykü); Mor Salkımlı Ev, Türk'ün Ateşle İmtihanı (anı)...







    YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1889-1974)

    Gençlik döneminde Fecr-i Âti topluluğu yazarlarından olan Yakup Kadri, Türk edebiyatındaki yerini, daha sonraki dönemlerde yazdığı romanlarıyla kazanmıştır. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat'tan günümüze değin geçirdiği siyasal ve toplumsal gelişimleri, birbirini tamamlayan "nehir roman" tanımına uyan bir bütünlük içinde yansıtmıştır. II. Abdülhamit'in baskısına karşı çıkarak Avrupa'ya kaçan Türklerin yaşamını "Bir Sürgün", Tanzimattan Birinci Dünya Savaşı'na kadar geçen sürede yetişen üç kuşağın çatışmalarını "Kiralık Konak", Meşrutiyet dönemi parti kavgalarını "Hüküm Gecesi", Mütareke İstanbul'unun yozlaşmış yaşamını "Sodom ve Gomore", Kurtuluş Savaşı yıllarının Anadolu köyünü "Yaban" romanında anlatmıştır. Pek çok yabancı dile de çevrilmiş olan Yaban, edebiyatımızda köy konusuna bilinçle ve "İstanbul aydını"na Anadolu gerçeği konusunda eleştirel bir tutumla yaklaşan ilk romandır. Yakup Kadri, güçlü üslubuyla da tanınmış bir yazarımızdır.



    Yapıtları: Yaban, Kiralık Konak, Hüküm Gecesi, Hep O Şarkı, Sodom ve Gomore, Bir Sürgün, Nur Baba, Ankara, Panorama (roman); Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikâyeleri (öykü); Vatan Yolunda, Zoraki Diplomat, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (anı); Okun Ucundan, Erenlerin Bağından (mensur şiir)...





    REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1956)

    Adını "Çalıkuşu" romanıyla duyurmuştur. Bir aşk öyküsü gibi görünen yapıt, ülkücü bir aydın olan Feride'nin kişiliğinde toplumcu bir idealizmin de kaynağı olmuştur. Yazar, romanlarında Anadolu'nun şehir ve kasabalarını, buralardaki insanlarımızın yaşamını anlatarak edebiyatımızda "Anadolu atmosferi"ni yaşatır. Yapıtlarını açık bir konuşma diliyle ve yalın bir üslupla yazmıştır.



    Yapıtları: Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Acımak, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Bir Kadın Düşmanı (roman); Sönmüş Yıldızlar, Tanrı Misafiri (öykü); Anadolu Notları (gezi); Taş Parçası, Hançer, Balıkesir Muhasebecisi, İstiklal (tiyatro)...

    REFİK HALİT KARAY (1888-1965)



    Öykü, roman, deneme türlerinde çeşitli yapıtlar veren Refik Halit, yalın Türkçenin başarıya ulaşmasında büyük payı olan yazarlardan sayılmaktadır. Ününü, siyasal yergi ve mizah yazılarıyla sağlayan sanatçı, Türk öykücülüğünü (Nabizade Nazım'ın Karabibik ve Ebubekir Hazım Tepeyran'ın Küçük Paşa gibi yapıtları sayılmazsa) Anadolu'ya yönelterek edebiyatımızda yeni bir ufuk açmıştır. Anadolu'daki sürgün yıllarının ürünü olan öykülerine "Memleket Hikâyeleri" adını vermesi bu nedenledir. Roman çalışmalarıyla da tanınan Refik Halit Karay, yapıtlarını yalın bir dille yazmış; fakat Anadolu yaşamını anlatan yapıtlarında bile şive taklidinden kaçınmış, kişilerini düzgün bir İstanbul Türkçesiyle konuşturmuştur.



    Yapıtları: Sürgün, İstanbul'un Bir Yüzü, Yezidin Kızı, Bugünün Saraylısı, Çete (roman); Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri (öykü)...







    FALİH RIFKI ATAY (1894-1971)

    Makale, anı, gezi yazısı, söyleşi türlerinde yapıtlar veren Falih Rıfkı Atay, gazeteciliği yanında Birinci Dünya Savaşı'ndan günümüze değin yaşanan olay ve çalkantıları anlatan anılarıyla da tanınmış bir yazardır. Batılılaşma ve Atatürk Devrimleri konusunu başlıca siyasi ve ulusal bir dava olarak benimsemiştir.

    Yapıtları: Zeytindağı, Ateş ve Güneş, Çankaya (anı); Denizaşırı, Bizim Akdeniz, Taymis Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri (gezi); Roman (röportaj-roman)...



    AHMET HAŞİM (1885-1933)

    Sembolizmin Türk edebiyatındaki en ünlü temsilcisidir. Haşim'in "saf şiir" adını verdiği şiir anlayışına göre; "şiir, düzyazı gibi, anlaşılmak üzere değil, duyulmak üzere vücut bulmuş musiki ile söz arasında, sözden çok musikiye yakın ortalama bir dildir." Ahmet Haşim, şiirde açıklıktan kaçar, maddenin nesnel görünümünden ve anlatımından hoşlanmadığı için yarı karanlık ortamları ve akşam saatlerini şiirine dekor olarak seçer. Hayale büyük önem veren Haşim, en soyut kavramları bile renkleri ve biçimleri değişmiş nesneler olarak anlatır. Fecr-i Âti döneminde yazdığı şiirleri dil bakımından ağırdır. Birinci Dünya Savaşı ve Cumhuriyet dönemi şiirleri ise dil bakımından daha yalındır. Düzyazı türündeki yapıtlarında da yalın bir dil ve anlatım görülür. Bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.



    Yapıtları: Göl Saatleri, Piyale (şiir); Gurabahane-i Laklakan, Bize Göre (söyleşi, fıkra); Frankfurt Seyahatnamesi (gezi)...











    ÖRNEK 4



    "Paul Valéry ‘Bir edebi eserin değeri, her kişiye göre ayrı bir yoruma meydan vermesindedir.' demiştir."



    Aşağıdaki şairlerimizden hangisi, Paul Valéry ile aynı anlayıştadır?



    A) Tevfik Fikret B) Cenap Şahabettin

    C) Yahya Kemal D) Ahmet Haşim

    E) Orhan Veli



    (1982 ÖYS)





    ÇÖZÜM

    Ahmet Haşim de şiir konusunda Paul Valéry gibi düşünmektedir. Bu, aslında "sembolizm"in şiir anlayışıdır. Bu anlayışa göre şiir, okuyanda kalan tat, okuyanın ondan çıkardığı yorumdur.



    Yanıt: A





    DÖNEMİN BAĞIMSIZ ŞAİRLERİ

    Türk edebiyatındaki yerlerini herhangi bir akımın ya da topluluğun üyesi olmadan kazanan, aruz ölçüsünü sürdüren, kendilerine özgü bir tutumla ürünler veren bağımsız sanatçılar şunlardır:





    MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936)

    Milli ve dini nitelikli manzumeleriyle tanınan Mehmet Akif Ersoy, edebiyatımızda "toplum için sanat" anlayışının başlıca temsilcilerinden biridir. Konuşma üslubuyla yazılmış manzumelerinde toplum sorunları üzerinde durmuştur. Bu konudaki görüşleri, Batı'nın yayılmacı siyasetine karşı koyabilmek için İslam dünyasının uyanması ve bir İslam birliği kurulması düşüncesine dayanır. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sıralarında yazdığı yurt şiirlerinde coşkun bir söyleyiş ve lirizm görülür. Yalnızca gördüğünü yazan ve "hayal ile alışverişi olmadığını" söyleyen Akif, manzum hikâyelerini gözleme dayalı realist bir yöntemle yazar. Tevfik Fikret'le başlayan "nazmı nesre yaklaştırma ve sözcüklerin söyleniş biçimlerini bozmadan yazma" yolunu geliştirmiş, Türkçeyi aruza uydurmakta büyük bir başarı göstermiştir. "İstiklal Marşı" şairimizdir.



    Yapıtları: Şiirlerini Safahat başlığı altında yedi cilt olarak yayımlamıştır: 1. Safahat, 2. Süleymaniye Kürsüsünde, 3. Hakkın Sesleri, 4. Fatih Kürsüsünde, 5. Hatıralar, 6. Âsım, 7. Gölgeler.




    YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

    Edebiyatımızda neo-klasisizmin temsilcisidir. Türk şiirinin klasik dönemi kabul ettiği, "Divan şiiri" zevkini esas alarak şiirler yazmıştır. Tevfik Fikret ve Mehmet Akif'in yazdıklarını şiir olarak kabul etmeyen Yahya Kemal, "nazmın nesre yaklaştırılması"na karşı çıkar. "Şiirin nesirden başka bir kişilikte, musikiden başka bir musiki" olduğunu ileri sürerek Ahmet Haşim'in "saf şiir" anlayışına çok benzeyen "halis şiir" adını verdiği bir anlayış geliştirir. "Aşk, sonsuzluk, ölüm, İstanbul'un güzellikleri, Türk uygarlığına hayranlık" gibi konuları işleyen Yahya Kemal, toplumsal sorunlar ve olaylar karşısında genellikle duyarsızdır. Şiirlerindeki biçim ve kompozisyon kusursuzluğuyla, dil ve söyleyişiyle usta bir şair olan Yahya Kemal'in, edebiyatımızda özgün bir yeri vardır. Hece ölçüsüyle bir şiir (Ok) yazmış, öteki şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır.



    Yapıtları: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Rubailer (şiir); Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (çeviri şiir); Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Edebi ve Siyasi Portreler (makale, anı)...

Sayfayı Paylaş