miskinler tekkesi ve yaşar ne yaşar ne yaşamaz özetleri

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde crazy_gençlik tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0

    miskinler tekkesi adlı kitabın özetini yapabilirmisiniz acaba.......:307::cry:
  2. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    lütfen yardım edin arkadaşlar :)
  3. -LeTHe-

    -LeTHe- Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    KİTABIN ADI : Miskinler Tekkesi
    KİTABIN YAZARI : Reşat Nuri GÜNTEKİN
    YAYIN EVİ ve ADRESİ: İnkılap Kitabevi Yayın Sanayi ve Ticaret A.Ş Ankara Cad.NO:95 İSTANBUL
    BASIM YILI : 1999

    ÖZETİN PLANI
    1. Kitabın Konusu
    2. Kitabın Özeti
    3. Kitabın Ana Fikri
    4. Kitap Hakkında Şahsi Görüşler
    5. Kitabın Yazarı Hakkında Kısa Bilgi


    1. Kitabın Konusu: Kitap, Türkiye’deki dilencilerin dünyasını ve cahil hocaları başarıyla tasvir eder. Yazarın en dikkate değer eserlerinden biridir. Padişah II.Mahmut dönemi ileri gelenlerinden olup padişaha yakınlığıyla tanınan Kocabaş Kazasker Şemsettin Molla’ nın torununun hayatı üzerine kurulmuş bir kitaptır. Padişahın ekmek kırıntılarının kat kat işlemeli bohça ve sedef kutularda saklandığı bir ortamda, padişah dilencisi bir dedenin torunu olan ve hem meşrutiyet hem cumhuriyet dönemlerinde yaşayan roman kahramanı, bir çeşit soya çekimle dilenciliği meslek edinir.
    2. Kitabın Özeti: Küçük yaşlarda ev halkının kızmasına rağmen dilenci taklidi yapmasıyla başlayan dilencilik özentisi, ona hayatının sonuna kadar götürür. Çocukluğunda oyunlar oynamayı sevmeyen, oturduğu yerden kalkmak istemeyen bir yapıya sahipti.
    Korkak ******* bir kişi olan daha sonra yaş onyedi onsekiz olunca ****kanlılığında verdiği cesaretle, biraz havalanıyor. Kolalı gömlekler, ütülü pantolonlar giyip dışarı çıkıyor, ama yine de rüyasında kendisini Don Kişot gibi görmekten alamıyor. Evine giren hırsızı yakalayıp polise teslim ediyor, piyangodan çıkan parayla babannesinin borçlarını kapatıyor, gibi rüyalar biraz daha cesaretlendiriyor.
    Mahallesinde çıkan yangında içeridekileri kurtarmaya gitmek istiyor fakat bacısı izin vermiyor.Bunlar umursamaz bir tavırla evde oyun oynamaya başlıyorlar, arada bir yukarı çıkarak yangının sönüp sönmediğine bakıyorlardı. Ama sabaha karşı evlerinin de yanmasına mani olamadılar.
    Burdan başka bir mahalleye taşınırlar. Yeni evleri eski evleri kadar güzel olmamasına rağmen tek tesellisi bir görüşte aşık olduğu komşu kızı Mesrure’ dir. Mesrure’ yi evin bir köşesinden izliyor, ama bir türlü cesaretini toplayamıyordu. Biraz da korkuyordu. Çünkü kafası çok büyük olduğu için mesrure’ nin cevabının ‘hayır’ olabileceği endişesi vardı. Mesrure’ nin babası aile dostu olmaya başladı. Akşamları evlerine gelir, oturur, muhabbet ederlerdi. Mesrure’ nin babası şiiri çok severdi. Ve arada bir dörtlükler okuyordu. Babasını etkilemek için kendini şiire adamıştı. Mesrure’ nin babası şiir okumaya balayınca o da sonunu getiriyordu. Babası gerçekten etkilenmişti. En sonunda dadıların da aracılığıyla Mesrure’ ye teklif götürdüler. Sonunda kabul etti. Ama meşrutiyet inkılabının olduğu yılda, dayısı yüzünden evleri dağılır. Büyükannesi ve bacısıyla birlikte başka bir eve taşınırlar. Babaannesini kaybeder. Artık evden ayrılma zamanı gelmiştir. Sakallı Talat diye biriyle tanışır, arkadaşlık kurar. Talat memurdur. Talat’ ın tavsiyesiyle Zeynep Hanım Konağı’ nda eğitim almaya başladı. Edinmiş olduğu çevre yüzünden Sinop’ a gönderilir. Salıverilmesiyle, kendisine kalacak bir yer bulup burayı arzuhal ve köylü mektupları yazmaya başlar.
    Düşüncesiz bir şekilde İstanbul’ a döner. Talat’ la tekrar karşılaşır. Talat yine elinden tutar ve bir iş bulur. Mektepte yazı hocalığı ve katiplik yapacak, mektepte kalacaktı. Askerlik yaşı glmişti. Ama bütün yoklamalarda kafası büyük olduğu için sorun çıkıyordu. Bugün git yarın gel diyorlardı. Sonradan askere de alındı ve Mısır’ a yolculuk başladı. Yolculukta kargaşa çıktı ve yürüyerek memlekete geri dönmeye başladı. Yürüye yürüye Konya’ ya geliyor, kendini biraz toplayarak İzmir’ e hastaneye gidiyor hiç parası kalmadığı için taburcu bile edilemiyor. Hastane müdürü, **müş bir kişinin elbselerini vererek taburcu eder. İzmir işgal altında olduğu için tütün deposunda kalıyordu. Günleri artık çok daha kötüye gidiyordu. Cami önünde beklerken kadının birinden ilk sadakasını alıyor. Bu parayla akşama yiyecek alıyor ve kaldığı yere götürerek oradakileri sevindiriyor.
    Dilenciliğe başlamasıyla kazanci bayağı artıyor. Artık doktorlara büyük belediye memurlarının maaşına yaklaşmaya başlamıştı. Kendine bir ev bile tutmuştu. Arap komşuları vardı çevresinde. Kaldığı yerdeki Arap komşuları, sabah erkenden çıkıp akşam geç dönmesini merak etmişler, iş arıyorum cevabını almışlardır. İş istediği yerlerden aldığı cevaplar üzüyor fakat yılmıyordu. Sonunda dilediği oldu ve iş buldu. Sevinçliydi. Çünkü başkaları gibi çalışarak ekmeğini kazandığı gündü.

    3. Kitabın Ana Fikri: ‘İnsan yedisinde ne ise; yetmişinde de o olur’ derler, ama insanın ne olursa olsun, her türlü durumda kendini bırakmamalı, hayata iki elle sarılmalıdır.

    4. Kitap Hakkında Şahsi Görüşler: Kitap okumaya değer bir kitap olarak Türk eserler kitaplığında yerini almıştır. Olaylar gerçeğe yakın, kişileri çok mükemmel şekilde tahlil etmiştir. Bu yönüyle kitap çok akıcı ve sürükleyici bir hale gelmiştir. Kitaptan gerçekten de memnun kaldım ve tavsiye etmekteyim.

    5. Yazar Hakkında Kısa Bilgi: 1889 yılında İstanbul’ da doğan Reşat Nuri GÜNTEKİN, ilk öğrenimini Çanakkale’ de yaptı.Çanakkale İdadisi’ nde, Mekteb-i Sultani’ de (Galatasary Lisesi) ve İzmir’ de bir Fransız okulunda okudu. 1912’ de Edebiyat Fakültesini bitirdi.
    1916-1919 yılları arasında İstanbul’ da Vefa ve Erenköy Liseleri’ nde öğretmenlik yaptı. 1931’ e kadar çeşitli liselerde Türkçe, Fransızca, edebiyat, felsefe ve pedagoji dersleri verdi. Ardından Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi oldu. 1939’ a kadar Anadolu’ yu dolaştı.
    1939 –1943 yılları arasında Çanakkale milletvekili, 1950’ de Paris’ te kültür araşesi ve Türkiye’ nin UNESCO temsilcisiydi. 1954’ te emekli oldu. İstanbul Şehir Tiyatroları edebi kurul üyeliğine seçildi. 1956 yılında aralık ayında tedavi için gittiği Londra’ da kanserden **dü.
  4. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederim :)
  5. -LeTHe-

    -LeTHe- Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Rica ederim.:)
  6. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    -lethe- arkadaşım çok teşekkür ederim . senden bir iyilik daha isteyebilirmiyim ..yaşar ne yaşar ne yaşamaz adlı kitabında özetini bulabilirmisin.........
  7. -LeTHe-

    -LeTHe- Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    -lethe- arkadaşım çok teşekkür ederim . senden bir iyilik daha isteyebilirmiyim ..yaşar ne yaşar ne yaşamaz adlı kitabında özetini bulabilirmisin.........
    Genişletmek için tıkla...
    Tabii ki :)


    Buyur;

    Kitap, Yaşar Yaşamaz adlı karakterin hapse girmesinden sonra mahkum arkadaşlarına hayat hikayesini anlatmasıyla başlar. yaşar gelir düzeyi düşük ama çom iyi bir ailenn çocuğudur. Devlet, Yaşar Yaşamaz'ın bir **ü olduğunu söylemektedir. ama yinede askerlik görevini yerine getirir. Yaşar nüfus kağıdı çıkaramaz ve olaylar hem güldürü hem de düşündürücü şekilde gelişir.

    Yaşar'ın maceraları okula gitmesi için babasının ona nufüs kağıdı çıkarmak istemesiyle başlar. Nufüs dairdesindeki kütüğe göre 12 yaşındaki Yaşar Çanakkale'de şehit düşmüştür. Nufüs kağıdı Yaşar'a verilmez. Zaman geçer ve Yaşar asker kaçağı olarak adlandırılıp askere çağrılır. Terhis olma zamanı geldiğinde de Yaşar devlete göre yaşamadığı için terhis edilemez. Zar zor terhis edilir. Bu sefer Yaşar'ın babasının **düğü öğrenilir. Yaşar babasının borçlarını ödemek zorunda kalır ama yine yaşamadığı öne sürüldüğü için mirası alamaz. İstanbul'a gelir ve köyden tanıdığı olan Satı Bey'in yanına gider. Satı Bey çok saygı duyulan bir adam olduğundan onun bir kağıdıyla istediği işe girebileceğini öğrenir. Satı Bey'in yazdığı kağıtla müzeye iş bulma ümidiyle gider ama bu seferde yazı silinir. Zaman geçer ve birisiyle manavcılık yapar. Manav işi ilerler fakat bir gün adamın tüm parayı alıp kaçtığı öğrenilir...Yaşar düş kırıklığına uğrayıp bunu köyden gelen ve bir hanımın evinde çalışan sevgilisine söyleyip yeniden para ister. Nüfus kağıdı olmadığı için Ayşe'yle de evlenememektedir. Yaşar ın aklını yitirdiğini düşünenler ona inanmazlar. işte yaşar da zaten bu olayların sonucunda kendini kaybedip devlete hakaret ettiği için hapislik olmuştur. hapisteki cezası bitince yaşarın yüreği hapis yattığı için yaşadığı ispat edilebilir ümidiyle dolar. ve yaşar artık serbesttir ama dışarda onu ne beklediği artık tahmin edilemez değildir...

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş