Modern Sanat Düşüncesi

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Modern Sanat Düşüncesi
    Sanat - Sanat Yazıları

    Sanat eserlerinde hayallerin oynamış olduğu rolü herkes bilir. İnsanların pek büyük bir kısmı, etraflarını saran bir sis ve bulut içinde yaşarlar. Bugünkü' psikoloji, bu hayallerin insan hayatına dış dünyada mevcut varlıklardan çok daha fazla tesiri olduğunu ortaya koymuştur. Biz daha çocukluktan itibaren, dış dünyaya, insanlara ve hattâ kendi varlığımıza bir takım hayaller arkasından bakarız. Fakat bunların hayal olduğunu umumiyetle fark etmeyiz. Hakikat sanılan birçok vehimler ve zanlar ömür boyu devam eder. Bazan da derin bir ihtiyaçla içimizde veya etrafımızda teselli edici hayalleri besleriz. Beşeri kültürün pek büyük bir kısmı, hakikat zannedilen hayallerden ibarettir. İlim, bu zan ve hayallerin düşmanıdır. O kendisine has tahkik vasıtalarıyla bunların boş olduklarını ortaya koyar. Fakat insanoğlu uyumaya ve rüya görmeye ne kadar muhtaç ise, hayallere de o kadar muhtaçtır :

    Ancak hayâlden gelir inşâna tesliyet

    Hep ibirârdır yüzü gülmez hakikatin.

    diyen Abdülhak Hâmid, derin bir hakikati ifade etmiştir.

    İtiyadlar, örf ve âdetler, naslar ve ideolojiler, insanların duygu, düşünce ve hayal güçlerini kökleştirirler, basma ıkalıp hale getirirler. Doğru olsalar bile, kitaptan öğrenilen fikirler de etrafımızda bir duvar örerler. Hakikî ilim adamlarında görülen canlılık, sahip oldukları doğru fikirlerden değil, araştırma iştiyakından ileri gelir. îlim adamı da sanatçı gibi, meçhuller peşindedir. Yahya Kemal ne güzel söylemiştir : «Ruh ufuksuz yaşamaz.» Can sıkıntısı, bezginlik, bedbinlik; hayalî veya hakikî maceralar vadeden meçhul bir ufka doğru gidememekten kararmaktan doğar.

    Sanatın rolü, bize o ilk çocukluğa has şiir ve esrar dolu dünyayı vermektedir. Güzel bir şiir adetâ kanımızı tazeler. Güzel bir resimde dünyayı başka bir renk, başka bir ışık içinde görürüz. Musikinin bizi çağırdığı âlemleri ise dil ile tasvire imkân yoktur. İhtişamlı bir mabede girince, bütün benliğimiz değişir. Insan ruhu mahiyeti itibariyle metafizik bir varlıktır. Alelade hayat onu tatmin etmez. Bütün dünya dinlerinde bir «öte» fikrinin bulunması bundan dolayıdır. Ekzistanyalist filozoflar, insan varlığındaki bu, «kendi kendini ve varlığı aşma» meselesi üzerinde çok durmuşlardır.

    İşte sanat eseri, insan ruhundaki bu derin temayülü tatmin eder. Bu manada her sanat eseri metafiziktir. Modern resim, modern musiki, modem şiir, modern roman, modern mimarî, modern teknik ve modern ilim hep böyle alelade gerçeği aşma çabasiyle doludur.

    Gerçek diye alelade hayat manzaralarım tasvir edenler, tarihî ve çağdaş sanatın mânasını anlamamış insanlardır. Kalıplaşmış ideolojiler, basma kalıp ifadeler sanatın düşmanıdır. Sanatçı, Yunus'un söylediği gibi, «her gün yeni doğan», bıkmayan ve bıktırmayan yaratıcı şahsiyettir. Onu ne örf ve âdet, ne din, ne ideoloji, ne ilim, hattâ ne de dil bağlar. O, kelimenin en geniş mânasle hürdür.


    Eğer yaratıcı dehalar olmasaydı, insanlar da nebatlar ve hayvanlar gibi aynı şeyi tekrarlardı. Halbuki insanoğlu bu dünyaya kâinatın sırlarını keşfe ve yeni dünyalar yaratmaya gelmiştir. İlk çağlarda olduğu gibi bugün de sanatçının vazifesi; karanlığın, bilinmeyenin içine dalmak ve meçhullerden haberler vermektir.

Sayfayı Paylaş