Mustafa kutlu

Konu 'Yazarlar' bölümünde REYY@N tarafından paylaşıldı.

  1. REYY@N

    REYY@N Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    394
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0

    Büyülü dünya ve gezgin çocuk

    Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947'de Erzincan'ın Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Çocukluğu, babasının işi nedeniyle dolaşmakla geçer. Bu gezginlik 1953 yılında, babasının emekli olup Erzincan'a yerleşmesiyle sona erer. Çocuk Kutlu, hayatının bu devresinde, yeni yerlerle tanışır. Kemerik'te, "bâkir tabiat ortasında yalnız bir çocuktur." Bir kırevinde oturur, toprakla hemhal olur, börtü-böceğin ismini ezberler. Cebesoy İstasyonu'nda "kara tiren"lere âşık olur. Fırat'ı tanır; karanlık geceleri süsleyen tiren düdüklerini ve kurt ulumalarını. Gazocağı, radyo ve onların büyüsü süsler çocuk dünyasını. Hikâye böyle başlar...
    Kütüphaneden futbola
    Kutlu, ilk arkadaşlarını yeni taşındıkları Erzincan'da edinir ve onlarla kapıları kitaplara açılan bir dünya kurar. İki arkadaşı vardır: Ercüment ve Çağlayan. Bu arkadaşlarıyla kendilerine göre bir kütüphane kurar; orada, kitap okur, Karagöz oynatır, tiyatro denemelerinde bulunurlar.
    Daha sonra Atalay'la tanışır. "Mahallenin tek meşin topu onundur; daha da önemlisi, haftalık Pekos Bil dergisine abonedir." Atalay'ı kaptan yapıp tekkale maç yaparlar. (Meşin top önemlidir çünkü o yıllarda top günümüzdeki kadar yaygın değildir. O yılların çocukları barut torbalarının içini doldurarak elde ettikleri toplarla oynarlar futbolu.)
    İlkokul üçüncü sınıfta da savcının oğlu Tunç ile tanışır. Tunç'ta da Kutlu'nun rüyalarını süsleyen kalemlerden bir takım boya kalemi vardır. Hikâye kütüphaneden futbola doğru evrilir...

    Zor yıllar; 35 kuruşa sinema, sağ haflık ve Yılmaz abi
    Ortaokul ikinci sınıftayken babasını kaybeder. Annesine yardımcı olmak için yazları sebze halinde çalışır. "Karpuz indirir ve kasa başına yüz para olmak üzere domates dizer." Sinemayla da bu yıllarda tanışır. Tercihi yerli filmlerdir. (O günlerde bir filmi 35 kuruşa seyrederler ve film seyredecek sinema salonları vardır). Yine bu yıllarda futbola merak sarar. Mahalli Lig'de futbol oynar (sağ haf). Bu merakı bu güne kadar devam eden Kutlu, Yeni Şafak'ta futbol yazıları yazmakta ve sıkı bir Fenerbahçe'li olarak bilinmektedir. Fenerbahçeli olmasını mahallenin bıçkınlarından "Yılmaz abi"ye borçludur. Yılmaz abi'nin süslü bir bisikleti vardır ve o bisiklete binmek için Fenerbahçeli olmak şarttır. Liseye başladığı yıllarda, kimsenin tesiri olmaksızın namaz kılmaya başlar. Hikâye derinlik kazanır...
    Erzurumlu yıllar; Hareketli yıllar
    1963 yılında liseyi bitirir. Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmek ister, tam kaydolacakken bundan vazgeçer. Güzel sanatlar iyidir ve fakat oranın atmosferi Kutlu'nun bünyesine pek uyacak gibi değildir. Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır; halk kültürünü temsil eden İsmail Usta, Hatem Em(m)i, Meddah Behçet Efendi ve sahasında kendini ispatlamış Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Resim merakı bu yıllara kadar devam etmiştir. İki arkadaşıyla birlikte Halk Eğitim Salonu'nda bir resim sergisi açar.
    "O"
    Bir gün Orhan Okay Hoca'nın odasında Hareket dergisinin sahibi Ezel Erverdi'yle karşılaşır. Bu karşılaşma Mustafa Kutlu'nun yeni ufuklara açılmasını sağlar çünkü Ezel Erverdi, Mustafa Kutlu'dan "desensiz mesensiz" diye eleştirdiği Hareket'e desen göndermesini ister. Gönderilen ilk desen Hareket'in 28. sayısının kapağında yayımlanır. Fakat, Kutlu'nun bu dergide daha çok hikâyeleri yeralır (öne çıkar). Uzunca bir süre, desenleri ve özellikle de hikâyeleri bu dergide gözükür. Yayımlanan ilk hikâyesinin adı "O..."dur. (Hareket sayı: 29 Mayıs 1968).
    Kısa süren memuriyet
    Üniversiteyi 1968 yılında bitiren Kutlu, 1969 yılında, Erzincan'da Sevgi Hanım'la evlenir. Evlilikle beraber mesleğine, öğretmenliğe başlar. Tunceli ve İstanbul Vefa Poyraz Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapar. 1974 yılında öğretmenliği bırakır. 1979-1982 yılları arasında Hareket'in yazıişleri müdürlüğünü yapar. Kutlu'nun hikâyeleri, desenleri ve diğer yazılar Hareket'in yanısıra, Adımlar (Bu dergide şiirleri de vardır, 1970-1972), Düşünce, Hisar, Türk Edebiyatı, Yönelişler gibi dergilerde yayımlanır. Bu yıllarda hikâyeleri kitaplaşmaya devam eden Kutlu, Yoksulluk İçimizde (1981) ve Ya Tahammül Ya Sefer (1983) ile Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "Yılın Hikâyecisi" seçilir. Hikâye yazılmıştır...
    Hareket'ten Dergâh'a; İçimizdeki yoksulluktan Sır'ra
    Bunların yanısıra Kutlu, 1977'de kurulan Dergâh Yayınları'nda da çalışmaktadır. Bu yayınevinin yayımladığı sekiz ciltlik Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nin 2. cildinden itibaren yayım yönetimini üstlenir, bu ansiklopediye maddeler yazar. Bir taraftan da yayımlanan birçok kitabın kapak tasarımını yapar, çeşitli kitapların hazırlanmasına katkısı olur, öte yandan da hikâyelerini yazmaya ve yayımlamaya devam eder. Kendi ifadesine göre hikâyelerini bir oturuşta; kahvehanelerde yazar. Yazdığı hikâyelere daha sonra müdahale etmeyi sevmez.
    Dergah'ın doğuşu
    1990 yılında, arkadaşlarıyla, Sultanahmet'teki Derviş Çay Bahçesi'nde bugün yüzüncü sayıyı aşmış olan Dergâh dergisinin çıkmasını kararlaştırırlar. Kutlu, bu derginin yazıişleri müdürü olur. Yazıları ve hikâyeleri bu dergide de yayımlanır. Dergi ve yayınevi işlerinin yanısıra Kutlu, İstanbul gezmelerinde bulunur (10 yıl) ve bu gezilerde edindiği intibaları Zaman gazetesinde, önce "Bir Demet İstanbul" (1992) daha sonra da "Şehir Mektupları" (1993) başlığıyla yayımlar. Onunkisi yaşayan İstanbul'a, İstanbul'un problemlerine naif bir bakıştır ve "Şehrimizi tanımadan kendimizi, birbirimizi tanımamız zor"dur. "Hele sevmek büsbütün müşkül"dür. Bu yazıların bir kısmını "Şehir Mektupları" adıyla kitaplaştırır (1995).
    Gazeteci, yazar ve televizyoncu
    Kutlu, gazete yazılarına Yeni Şafak'ta devam eder. Yeni Şafak'ta yazdığı futbol yazıları yüzünden ilginç tepkiler alır. O hikâyeci Mustafa Kutlu'dur ve bazı okuyucuları futbol yazılarına devam etmesi halinde kitaplarını yakacaklarını bildirirlerse de bu yazıların devam ettiğini görürüz. Ekrem Işın ile beraber Kanal 7 Televizyonu'nda "İstanbul Tekkeleri" adıyla bir program yapar. (Kutlu, Kanal 7'de danışmanlık da yapmaktadır.) Büyük emek verdiği ve "Çölde açılan bir şemsiye" olarak nitelediği Dergâh dergisindeki yönetimiyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "En İyi Dergi Yönetimi"yle ödüllendirilir (1997). Son zamanlarda eski sevdası resme yeniden başlar. Ve hikâye burada bitmez...
  2. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Mustafa Kutlu
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Mustafa Kutlu 1947 (Erzincan / Ilıç / Kuruçay) doğumludur. Çocukluğu babasının nahiye müdürlüğü yaptığı Erzincan köylerinde geçti. Orta öğrenimini Erzincan Lisesi'nde (1964), yüksek öğrenimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı (1968). Tunceli ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği yaptı. (1968-1974).

    Görevinden ayrılarak kuruluşuna katkıda bulunduğu Dergâh Yayınları'nda çalışmaya başladı (1974). Sanat hayatına İstanbul'da çıkan "Fikir ve Sanatta Hareket" dergisinde yayımladığı hikâyeler ile girdi (1968). Ayrıca Adımlar (Erzurum 1970-72), Hisar , Türk Edebiyatı , Düşünce , Yönelişler gibi dergilerde yazdı. 1990 Mart'ından itibaren yönettiği Dergâh dergisinde hikâye ve yazıları çıktı.

    Türk dili edebiyatı ansiklopedisi (8c. 1976-98)nin III. ciltten itibaren yayım yönetimini üstlendi ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazdı. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde "Bir demet İstanbul" başlığı altında şehir yazıları yayımladı, daha sonra bu faaliyetini Yeni Şafak gazetesinde sürdürdü. (1995).

    Sinema ve televizyonla ilgilenerek senaryolar yazdı, Kanal 7 televizyonuna programlar hazırladı. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

    Yayınevimiz tarafından yayımlanmış eserleri:
    Hikâyeler: Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1987), Sır (1990), Arka Kapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1999), Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Yoksulluk Kitabı (2003), Rüzgârlı Pazar (2004), Chef (2005), Menekşeli Mektup (2006).
    Denemeler: Şehir Mektupları (1995), Akasya ve Mandolin (1999).
    İnceleme: Sait Fâik'in Hikâye Dünyası (1968), Sabahattin Ali (1972).

Sayfayı Paylaş