Nağmeler

Konu 'Alıntı Yazılar' bölümünde begüm sude tarafından paylaşıldı.

  1. begüm sude

    begüm sude Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2008
    Mesajlar:
    81
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    6

    Ünlü bir şair olacağını kendi de biliyordu.Ama hayatı, şiirleri kadar kafiyeli olmadı ya da olamadı.Hep aradığını yazdı satırlara...Aşk,yalnızlık,hayat ve daha nice cevabını bulamadığı yaşam kesintileri..
    Yalnız bir adam olmak onun için acınacak bir durum değildi.Yine her geçen sıradan günden bir gündü.Yine sıradan evinin sıradan odasında oturuyor ve insanların karmaşık dünyasını izliyordu penceresinden.Çocuğuna kızan anneler,sevgilisine yalandan da olsa tebessüm eden gençler ve akşam alması gereken tüp için çalışan sokak satıcıları-geleceği için çalışmadıklarını biliyordu-,ama bir sorun vardı bu insanlar bu adama ilham vermiyordu,sadece dünyanın ne kadar boş olduğunu ve bir Bülent Ersoy şarkısı gibi inip çıkan nağmelerden farklı olmadığını hatırlatıyordu..Tebessüm ediyordu kendi kendine..

    Pencerenin önünden ayrıldı ve yavaşça koltuğuna oturdu, her zaman ki gibi belki bir ilham gelme ihtimaliyle kalemini ve kağıdını eline aldı.Aslında onun kalemini ve kağıdı eline alması sadece o an için dosta ihtiyacı olduğunu gösteriyordu.Yoksa elbette yazıya bir sigara kadar bağımlı değildi.. Dost karşısına oturmuştu hayalde de olsa..Ama bu dost o kadar eskiydi ki onunla tanıştığı zamanlarda kalem kağıt yabancıydı ona.Ve dost kendini tanıttı,o hayalden de olsa elini uzattı,adam ise kalemini eline götürdü..Ve mazilerden belki bir dost,arkadaş,sevgili gibi gelirken ona,her şey canlandı o dost değildi o onu yıllar önce terk eden bir tanesi hayalleri, umutlarıydı..sevgilisiydi..
    Onu unutalı yıllar olmuş,unutturan ise ondan sonra insanlardan hiçbir zaman alamadığı ve onu yalnızlığa iten güvensizliği olmuştu..Garip olan ise adam tebessüm ediyordu, sanki yine o nağme dolu hayatlar gelirmiş gibi.Ama öyle değildi, bu tebessüm yıllarca üzerine yazılar yazdığı kavramların dışındaki ve belki de yazmaya hiç cesaret edemediği kavramı bulmasından kaynaklandı..Yazıyordu adam durmadan yazıyordu ama yazdığı ne anıları ne gözyaşları ne de insanlar için sıradan, kendisi için hayatına değmiş olan hikayesiydi..
    Yazdığı şey onun bu adama bıraktığı en güzel şey olan hikayesiydi..Ama O, kadın için yazmıyordu, O terk edilmek kavramını dağarcığına ve darağacına bırakalı yıllar olmuştu..O zaten hayatın nağmelerden ibaret olduğunu biliyor ve onu terk etmesini hiç içerlemiyordu..İşte bu olgun adamın o dostun hayalden de olsa elini uzattığında yaptığı ilk şey onun hikayesini oluşturan şey oldu..kalemi..​
    pelinsu55 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş