Nasıl Bir Yarış?

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde P!NqUeEn <3 <3 tarafından paylaşıldı.

  1. P!NqUeEn <3 <3

    P!NqUeEn <3 <3 Üye

    Katılım:
    29 Mart 2010
    Mesajlar:
    747
    Beğenileri:
    168
    Ödül Puanları:
    0

    Allah'ın Kuran'da, "... Artık hayırlarda yarışınız ..." (Maide Suresi, 48) emri ile bildirdiği yarış, Kuran ahlakından uzak toplumlarda yaşanan türde "birbirini ezme" yarışı değil, tam aksine güzellikleri ve hayırları artırma yarışıdır. Çünkü müminlerin yarışmaktaki amaçları dünyevi bir çıkar elde etmek ya da insanlar arasında bir üstünlük oluşturmak değildir. Onlar sadece Allah'ın emirlerini yerine getirmekte, O'nun beğendiği ahlakı yaşamakta ve Rabbimiz'i razı etmekte yarışırlar. Nitekim Kuran'da müminleri Allah Katında öne geçiren unsurun böylesine bir çaba ile hayırlarda yarışmaları olduğu bildirilmiştir:

    "İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler." (Müminun Suresi, 61)

    Müminler Ne İçin Yarışırlar?

    Kin ve Öfkeyi Kalplerden Atmak için Yarışmak

    Kimi insanlar, birbirlerine karşı kolaylıkla kızgınlık duyabilir, hemen kinlenebilirler. Bunun nedeni, Kuran ahlakı yaşanmadığında, insanların affedicilik, hoşgörü, sabır, sevgi gibi üstün ahlak özelliklerinden uzak bir yaşam sürmeleridir.

    Müminin en önemli özelliği ise kinden arınmış olması ve öfkesini yenmesidir. Yaşadığı her olayın Allah'ın izniyle gerçekleştiğini ve her şeyin bir kader üzerine yaratıldığını bilir, davranışlarını bu bilinçle belirler. Allah bir Kuran ayetinde affetmenin ve bağışlamanın önemini şöyle bildirmiştir:

    " … öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir." (Al-i İmran Suresi,134)

    Ayette bildirildiği üzere müminlere, haklı oldukları konularda dahi insanları affetmeleri emredilir. Bu nedenle müminlerin yaşam boyu süren yarışlarının bir parçası da affetmenin, kin ve öfkeyi kalplerinden arındırmanın yarışıdır.

    Tevazu ve Alçakgönüllülükte Yarışmak

    Mümin, gerçek tevazunun sadece Allah'a kul olmakla elde edilebileceğini bilir. Çünkü ancak Allah'ın gücünü takdir edebilen akıl sahibi bir insan, Allah'ın karşısındaki aczinin farkındadır. Dolayısıyla büyüklenmenin son derece yersiz olduğunun da bilincindedir. Bundan dolayı müminler büyüklenmekten şiddetle sakınır ve Allah Katında üstün olan alçak gönüllülüğe sahip olmak için birbirleriyle yarışırlar. Müminlerin sahip olduğu bu ahlak bir ayette şöyle bildirilir:

    "O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler…" (Furkan Suresi, 63)

    Sevgi, Şefkat ve Fedakarlıkta Yarışmak

    Sevgi, Allah'ın kalplere yerleştirdiği güzel bir duygudur. Gerçek sevgi, ancak sevginin önündeki bencillik, çıkarcılık, samimiyetsizlik, kibir ve gurur gibi engellerin kaldırılmasıyla yaşanabilir. Şefkat ise sevgiyi ifade eden en sıcak ve samimi hislerden biridir. Müminler Allah'a, elçilerine ve mümin kardeşlerine duydukları sevgide ve birbirlerine gösterdikleri şefkatte de yarışırlar.

    Dünya hayatının geçici değerlerini elde etmek için çabalayan ve din ahlakından uzak yaşayan insanların bencil ve cimri tutumlarına karşılık müminler, diğer mümin kardeşlerini ve onların ihtiyaçlarını kendi nefislerinden daha önde tutarlar. Bu tavırlarıyla, fedakarlıkta da çok farklı bir yarış içinde oldukları Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

    Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)

    Sabır ve Kararlılıkta Yarışmak

    Din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda sabır ve tahammül kavramları çoğu zaman birbirine karıştırılır. Tahammül, hoşa gitmeyen, acı veren bir sıkıntıya katlanmadır. Oysa Kuran'da bildirildiği üzere sabır, mümin için bir sıkıntı kaynağı değildir.

    Mümin, çoşkulu bir aşkla sevdiği Yüce Allah'ın rızasını kazanmak için sabreder, dolayısıyla sabrından dolayı bir sıkıntıya kapılmaz, aksine manevi bir haz duyar. Kuran'da, müminlerin sabırda yarışmaları şöyle bildirilmiştir:

    "Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah'tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz." (Al-i İmran Suresi, 200)

    Güzel ahlak sahibi müminler, Allah yolundaki fikri mücadelelerinde kararlılıkta da birbirleriyle yarışır, insanlara iyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve güzel ahlaka davet ederler. Allah Kuran'da, müminlerin kalplerine kararlılığı ve sabrı verdiğini şöyle bildirmiştir:

    "Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik…" (Kehf Suresi, 14)

    Güzel Sözlerde Yarışmak

    Din ahlakından uzak yaşayan insanlar arasında rekabetin en belirgin gözlendiği yerler sohbet ortamlarıdır. Bu insanlar, birbirlerine sözle üstün gelmenin, iğneleyici ve incitici sözler kullanmanın yarışı içindedirler. Özellikle de haklı, üstün olduklarını ya da iyi bildiklerini düşündükleri konularda bu üslupları çok daha belirgin hale gelir. Oysa Allah Kuran'da insanlara her zaman sözün en güzelini kullanmayı emreder:

    "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle." (İsra Suresi, 53)

    Allah'ın bu hükmünü uygulamakta yarışan müminler konuşurken sözün en güzelini kullanmaya gayret eder, insanları onore eden bir üslupla konuşur, yanlış anlaşılmaya meydan vermeyecek sözler kullanırlar.

    Salih Amellerde Yarışmak

    Allah Katında yaratılmışların en hayırlısının, dünyada salih ameller işleyenler olduğu Kuran'da şöyle bildirilir:

    "İman edip salih amellerde bulunanlar ise; işte onlar da, yaratılmışların en hayırlılarıdır." (Beyyine Suresi, 7)

    Salih amel, Allah rızası için faydalı işler yapmak anl***** gelir. Allah'ın Kuran'da emrettiği güzel ahlakın yeryüzünde yaygınlaşması için tüm imkanları ile çaba harcayan müminler, bütün yaşamlarını da bu şerefli sorumluluğun üzerine kurmuşlardır. Allah'ın rızasını kazanmak için çalışır ve yalnızca bu amaç için yaşarlar. Kuran'da bu amaç şöyle bildirilmiştir:

    "De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" (En'am Suresi, 162)

    Hayırlarda Yarışanları Ahirette Bekleyen Güzel Karşılık

    Müslümanlar sahip oldukları şevk ve kararlılıkla, Allah'ın "Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et." (İnşirah Suresi, 7) ayetindeki emrini en güzel şekilde yaşayan yeryüzündeki en değerli insanlardır. Bir an bile boş vakit geçirmemeye çalışır, insanın hiçbir zaman için Allah'ın rızasını kazanma konusunda kendisini yeterli göremeyeceğini bilerek şevk ve istekle hayırlarda yarışırlar. Bu salih kullar, Allah'ın izniyle, dünyada iken durmaksızın çaba harcayarak yarışıp öne geçmelerine karşılık olarak ahirette sonsuza kadar en güzel mekanlarda konaklayacak ve nimetler içerisinde ağırlanacaklardır:

    "Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, Birazı da sonrakilerden. 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. Karşılıklı yaslanmışlardır." (Vakıa Suresi,10-16)

Sayfayı Paylaş