nasrettın hocanın

Konu 'Dil ve Anlatım 12. Sınıf' bölümünde samsungapps tarafından paylaşıldı.

  1. samsungapps

    samsungapps Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2015
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    7

    nasrettin hocanın hayatın fıkralarından örnekler 5 tane
    Son düzenleme: 30 Mart 2016
  2. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana
    Hoca, bir yabancı kasabada misafirken heybesini çaldırmış. Heybe de heybe hani, az bulunur cinstenmiş. O önemli değil de adamcağız eşyasını neye koysun. Başla, mış tehdide:

    – Heybemi bulmazsanız ben ne yapacağımı bilirim.

    Bir değil, beş değil, Hoca heybe bulunana kadar ya. pacağını yalnızca kendisinin bildiğini söyleyip durmuş. Çok şükür, sonunda heybe bulunmuş.

    – Hocam, demişler, heybe buiunmasaydı ne yapa çaktın?
    – Ne mi yapacaktım demiş, Hoca, eski kilimi bozup heybe yapacaktım!


    Hoca, Timur’a hediye etmek için bahçesindeki ağaçtan, en güzel ayvaları bir sepete koyup düşmüş yola. Hoca’yı üstünde bayramlık kıyafeti, kolunda sepetle görenler, merakla sormuşlar:

    – Hayırdır, Hoca, nereye gidiyorsun?

    Hoca böbürlene böbürlene cevaplamış:

    – Hünkâr’a hediye götürüyorum. Bakın mübarekler ay parçası gibi.

    Muzibin birisi:

    – Aman Hocam sen ne yapıyorsun, demiş, Timur’a hiç ayva götürülür mü? Her şeyden nem kapan bir adam. Al Hünkâr’ım, ayvayı ye mi diyeceksin?

    Hoca’nın canı sıkılmış, hak vermiş. Peki, demiş:

    – Ne götüreyim o zaman?

    Timur’un aşçısını tanıyan birisi:

    – İncir götür, demiş.

    Hoca sepetteki ayvaları sokaktakilere dağıtıp incir almış, Timur’un huzuruna çıkmış:

    – Akşehir’in en güzel incirlerini getirdim, sıhhatinize iyi gelir, deyince, Aksak Timur Hazretleri:
    – Getir bakalım şu sepeti önüme koy, geç karşıma dikil demiş.

    Hoca, memnun karşısına dikilince Timur, incirleri Hoca’ nın kafasına kafasına fırlatmaya başlamış. Bir yandan da bağırıyormuş:

    – Hiç kimse sana incirden nefret ettiğimi söylemedi mi?

    İncirler kafasına geldikçe Hoca da:

    – Çok şükür Allah’ım!

    deyip duruyormuş. Timur şaşırmış:

    – Adama bak, demiş, üzüleceğine şükrediyor!

    Hoca şükretmeye devam ederek söylenmiş:

    – Ya ayva getirseydim!


    Hoca, bir gece sohbetinden dönerken kestirmeden gideyim diye mezarlıktan geçiyormuş. Karanlıkta boş bir mezara yuvarlanmış. Bir miktar korkmuş ama aklına bir hinlik de gelmemiş değil. “Dur bakalım,” demiş, kendi kendine: “şurada biraz yatayım Münker-Nekir gelecek mi gelecekse bana ne sual edecek?” derken, dışarıdan çan sesleri, deh, çüş, sesleri duyunca: “Ne oluyor?” diye mezardan kafasını kaldırmış. Kafasını kaldırmasıyla kızılca kıyametin kopması da bir olmuş. Onlarca katır sağa sola çifte atarak kaçışmışlar. Meğer mezarlığın kenanndaki yoldan fincancı katırlan geçiyormuş. Fincan bu, böylesj bir hengâmede sağlam kalır mı? Fincancılar öfkeyle Hoca’nın yanına gelip sormuşlar:

    – Kimsin sen bre adam, ne arıyorsun burada?

    “Ben Nasreddin Hoca yım,” diyecek değil ya:

    – Ben, demiş, ahiret kişisiyim, dünyaya gezmeye çıkmıştım.

    Fincancılar Hocayı bir güzel benzetmişler. Ahiretin değil ama dünyanın kaç bucak olduğunu Hoca’ya iyice göstermişler. Hoca, yüzü gözü morarmış, yaralar ve çürükler içinde eve gelince karısı telaşla:

    – Efendi, kurban olayım, demiş, ne bu hâlin?

    Hoca zar zor konuşmuş:

    – Deme hatun, öbür dünyadan geliyorum!

    Karısı şaşkın:

    – Eee, ne var ne yok oralarda, deyince:
    – Fincancı katırlarını ürkütmezsen, demiş, iyilik güzellik!


    Bir gün Hoca, Timur’la hamamda yıkanırken Timur sormuş:
    Pazar olsa, köle diye satılsam.
    Kaça akçe verirler, ederim nedir? diye biten bir dörtlük okuyup,

    – Hoca demiş, sahi, ben kaç akçe ederim?

    Hoca, ilk defa görüyormuş gibi Hünkâr ı süzdükten sonra:

    – Elli akçeden fazla değil, demiş.
    – Ne diyorsun demiş, Timur, üstümdeki peştamal elli akçe eder!

    Hoca ne cesaretle cevap verdiyse vermiş:

    – İyi ki üstünde o elli akçelik peştamal var, ya olmasaydı!


    Nasreddin Hoca, hanımının eğirdiği iplikleri pazarda satmaya başlamış. Lâkin, esnaflık bu, sanıldığı kadar kolay değil. Nasip kısmet mi, Hoca’nın acemiliği mi ne zaman pazara gitse, astarı yüzünden pahalıya mal oluyormuş. Elinde avucunda ne varsa yok pahasına veriyormuş.
    Bir gün, kurnaz iplikçiye bir ders vermek istemiş. İplikleri deve başına sarıp kocaman bir yumak yapmış. İplikçi işkillenmiş. Hoca’ya:

    – Yumak da pek ağır, içinden başka bir şey çıkmasın, deyince, Hoca ne dese beğenirsiniz:
    – Yok devenin başı! demiş.

    Ertesi gün pazarda iplikçi Hoca’nın yakasından tutup:

    – Sakalından utan, diye azarlayacak olmuş. Hoca bu, hiç altta kalır mı?
    – Ne diyorsun birader, demiş, sen yumağın içini sordun ben de “Yok devenin başı.” dedim.


    Nasreddin Hoca, kansıyla yatak paylaşımı konusunda bir türlü anlaşamazmış. Bir gün kansı sertçe:

    – Efendi, öteye git! deyince. Hoca, erinip üşenmeden giyinmiş kuşanmış, sabaha kadar yol yürümüş. Yolda rastladığı bir tanıdık:
    – Nereye böyle Hocam, demiş, buralara yolun düşer miydi?
    – Sen bırak bunlan da, demiş Hoca, bir zahmet bize uğrayıp hanıma sor bakalım; daha “öte” gideyim mi?

    Bizim Hoca Akşehir pazarında dolaşırken bir de ne görsün, minicik bir kuşa bir eşek yükü para isteniyor. Merakla pazarlığı seyretmiş. Kuşun tek meziyetinin konuşması olduğunu öğrenince koştura koştura eve gelip baba hindisini kaptığı gibi tekrar pazara dönmüş. Hindinin fiyatını sormuşlar. Hoca ne eksik ne fazla, papağana biçilen fiyatın aynısını söyleyip izahını yapınca:

    – Onun özelliği var, o konuşur demişler. Hoca düşünmeden:
    – Bu da düşünür, demiş.


    kaynak:nasrettinhoca.info

  3. samsungapps

    samsungapps Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2015
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    7
    fıkralarında örnek 5 tane yok nasrettin hakkında çok az olmus
    Son düzenleme: 2 Nisan 2016

Sayfayı Paylaş