Nazım Hikmet ve Aşık Olduğu Kadınlar

Konu 'Şairler' bölümünde Piraye| tarafından paylaşıldı.

  1. Piraye|

    Piraye| Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    160
    Ödül Puanları:
    0

    Bugün duydum ki 58 yıl önce vatandaşlıktan çıkarılan Nazım Hikmet'in vatandaşlığa kabul edilmesine karar verilmiş. Vatandaşlıktan çıkardık demekle ne oluyor ki? Gönüllerden çıkarmak mümkün olabildi mi?İşte bunca yıl hep dilimizde değil mi şiirleri? Olsun bu günleri de gördük ya... Çok şükür... Nazım Hikmet... Gençliğimin yasaklı sevdalısı... Benim gençliğimde yasaktı onun adını anmak,şiirlerini okumak... Hep gizli gizli okudum ve yazdım herkesten sakınarak.


    Sait Faik "Bir insanı sevmekle başlar herşey " demiş ya... Ne güzel söylemiş... Ben de sevdiğim bir sevgi ve aşk adamından bahsetmek istedim bu akşam... Gençliğimdi benim... Bir memleket sevdalısı. Harikuladedir memleketine dair şiirleri.


    Nazım Hikmet ve Nüzhet Hanım


    [​IMG]

    Nazım ve Nüzhet çocukluk arkadaşıdırlar. Moskova’da üniversite öğrencilikleri devresinde evlenirler. Nüzhet’in ailesi razı değildir bu evliliğe. Mektuplar yağdırırlar Moskova’ya. “ Her sözüyle,her hareketiyle,her şeye isyan etmiş,hatta saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bu adamla senin gibi munis ve uysal bir kız geçinemezsiniz!” derler.




    Bir ara Nüzhet’in sağlığı bozulur ve memlekete döner. Ne kadar tedavi olup iyileşmiş olsa bile, bu bünyesi ile Nazım’a yoldaşlık yapamayacağını düşünür, belki de ailesinin etkisi ile ayrılmaya karar verir.Zaten Moskova nikahı yapılmış olduğu için, boşanmak gibi hukuki bir sorunları da yoktur. Yıkılır şairimiz bu karar üzerine...Bu evlilik iki yıl sürmüştür. Bu ayrılıktan sonra Şair’in şu şiiri yazdığı söylenir:

    MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ


    O mavi gözlü bir devdi, /Minnacık bir kadın sevdi. /Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruli hanımeli açan bir ev. /Bir dev gibi seviyordu dev, /Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin, /yapamazdı yapısını, /çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin. /O mavi gözlü bir devdi, /Minnacık bir kadın sevdi. /Mini minnacıktı kadın. /Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda./Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, /girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde/ ebruliiii hanımeli açan eve. /Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: /bahçesinde ebruliii hanımeli açan ev..
    Persephone bunu beğendi.
  2. Piraye|

    Piraye| Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    160
    Ödül Puanları:
    0
    Nazım Hikmet ve Piraye Hanım

    [​IMG]

    Piraye ,Nazım Hikmet’in kız kardeşinin arkadaşıdır. Kocasından ayrılmış, bir erkek ve bir kız çocuğu sahibi dul bir kadındır. Şairimiz’in Piraye’ye yazdığı ilk şiirinin hikayesinin şöyle olduğu söylenir:


    Şair, sevgilisine bir demet mor menekşe ile gitmeye niyetlenmiştir. Ama dostlarının karnını doyurması gerekmektedir. Altın gözlü çocuğun menekşe parasını harcar. 1930 da yazdığı o güzelim şiiri de şöyledir:

    Mor Menekşe, Aç Dostlar ve Altın Gözlü Çocuk


    Abe şair, /bizim de bir çift sözümüz var /«aşka dair.» /O meretten biz de çakarız biraz.. /Deli çığlıklar atıp avaz avaz /burnumun dibinden gelip geçti yaz sarı tahta vagonları ter, tütün ve ot kokan bir tren gibi. /Halbuki ben istiyordum ki gelsin o kırmızı bakır bakracında bana sıcak süt getiren gibi... /Fakat neylersin, /yaz böyle gelmedi, /yaz böyle gelmiyor,/ böyle gelmiyor, hay anasını... sey!.. /EEEEEEEEEY... /kızım, annem, karım, kardeşim /sen başında güneşler esen altın gözlü çocuk, /altın gözlü çocuğum benim; /deli çiğlıklar atıp avaz avaz burnumun dibinden gelip geçti de yaz, /ben, bir demet mor menekşe olsun getiremedim sana! Ne haltedek, /dostların karnı açtı kıydık menekşe parasına!

    [​IMG]

    1935’de kimseye haber vermeden evlenirler. İstanbul’a yerleşirler. Ama rahat olamazlar ki… Nazım Hikmet’in mahpusluk günleri başlayacaktır. O kadar çok şiir yazmıştır ki Piraye’ye… Okadar çok mektup yazmıştır ki “Karıcım, canım karıcığım” hitapları ile başlayan… Misal, "Karıcığım, Bu seferki ilk mektubuma senin için yazdığım bir şiir ile başlıyorum:



    Saat dört yoksun, Saat beş yok / Altı,yedi ertesi gün ve belki kimbilir... /Hapishane avlusunda bir bahçemiz vardı. /Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı./Gelirdin,yan yana otururduk, Kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde..."


    Bu şiir böyle devam etmektedir... Şiirin sonundaki mektup ise şöyle bitmektedir:
    "Kuzum karıcığım,bu şiirleri iyi oku.Yazdıklarımın en ustaları değilse de en yalansızlarıdır.Seni nasıl yalansız, süssüz,sanatsız seviyorsam,bunlar da öyle... "
    Yada ,”Karıma Birinci Mektup” şiirini şöyle bitirmektedir:
    ……………………………………………...

    Düşmanara gam. /Dostlara selam. /Kalbimde çocuklarım. /Seni kucaklarım. /Canın sıkıldıysa bu mektuptan beni affet!... /Kocan: Nazım Hikmet

    [​IMG]

    “Karıma 2. Mektubumdur” diye yazılan ve Portreler kitabında yayımlanan en ünlü şiir de şu değil midir?

    Bir tanem! /Son mektubunda: "Başım sızlıyor /yüreğim sersem!" /diyorsun. /"Seni asarlarsa seni kaybedersem;"/diyorsun; /"yaşayamam!"/Yaşarsın karıcığım, /kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; /yaşarsın, /kalbimin kızıl saçlı bacısı /en fazla bir yıl sürer /yirminci asırlarda ölüm acısı. /Ölüm /bir ipte sallanan bir ölü. /Bu ölüme bir türlü /razı olmuyor gönlüm. / Fakat emin ol ki sevgili; /zavallı bir çingenenin /kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli / geçirecekse eğer / ipi boğazıma, /mavi gözlerimde korkuyu görmek için /boşuna bakacaklar Nâzım'a! /Ben, /alaca karanlığında /son sabahımın /dostlarımı ve seni göreceğim,/ve yalnız
    yarı kalmış bir şarkının acısını /toprağa götüreceğim... /Karım benim! /İyi yürekli, /altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim; /ne diye yazdım sana /istendiğini idamımın, /daha dava ilk adımında /ve bir şalgam gibi koparmıyorlar /kellesini adamın. /Haydi bunlara boş ver. / Bunlar uzak bir ihtimal. /Paran varsa eğer /bana fanila bir don al, /tuttu bacağımın siyatik ağrısı, Ve unutma ki /daima iyi şeyler düşünmeli /bir mahpusun karısı.


    Bir Cezaevinde,Tecritteki Adamın Mektupları” şiiri ise şöyle başlamaktadır:



    “Senin adını /Kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım.
    Malum ya,bulunduğum yerde /Ne sapı sedefli bir çakı var,
    (bizlere alatı katıa verilmez), /Ne de başı bulutlarda bir çınar.”


    Durmaksızın yazar Piraye’ye Nazım Hikmet, sürekli yazar… 1945 lerde gene mahpushanede Piraye hanım’a hergün bir şiir yazmaya başlar. “Piraye için yazılan saat 21-22 şiirleri”dir bunlar.


    “Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…..”


    Yıllar yılları kovalar hasret ve sevi dolu mektup ve şiirlerle... Amaaa her aşkın bir sonu vardır galiba...

    [​IMG]

    1946 da Bursa Mahpushanesi’nde yatarken dayısının kızı Münevver’in ziyaretleri sıklaşmaya başlamıştır. Gönlüne sual olunmuyordu şairimizin ve artık Nazım Hikmet ile Münevver aşkı başlıyordu. Şair mektup yazar Piraye’ye ve anlatır durumu tüm açık yürekliliği ile… Piraye Hanım yıkılır ama kimseye belli etmez. Bu arada Münevver bir çocuk sahibi evli bir kadındır. Kocası ayrılmak istemez. Nazım- Münevver aşkı içinden çıkılmaz hale gelir. Nazım Hikmet bu aralar bir mektup yollar Piraye hanım’a. Şöyle der:


    “Yeryüzünde hiçbir insan,hiçbir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır.Bütün bunlara rağmen gel. Sana “gel” diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam ne halt edeyim,öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek,beni hor hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!"

    Gelmezse intihar edeceğini söyleyen mektuplar yazar karısına... Haberler gönderir...Piraye dayanamaz gider. Daha sonra da Nazım Hikmet’in Piraye Hanım’a yazıları devam eder. Nazım Hikmet açlık grevi yapmıştır mahpushanede ve rahatsızlandığı için hasteneye yatırılmıştır. Piraye Hanım’la son görüşmelerinin hikayesi de şöyledir: Özel bir bağışlanma bekleyen şair serbest bırakılacağını düşünmektedir ve gene Münevver Hanım’la görüşmelere başlamıştır. Piraye Hanım bilir durumu ama gene de hastaneye gider ve Nazım Hikmet'e çıktığında evine gelebileceğini söyler. Tam bu konuşma sırasında, kapısı açılır görüşme odasının ve içeriye Nazım Hikmet’in kızkardeşi ile Münevver Hanım girerler. Şairimiz iki arada kalmıştır ve durumu oldukça sevimsizdir. Piraye Hanım çıkar odadan. Bu Piraye ve Nazım’ın son görüşmesidir.


    1930 da başlayan aşk 1950 de noktalanır. Bu 20 yıl hep tutuklanmalar ve mahpuslukla geçmiştir. Piraye Hanım kocasını hiç yanlız bırakmamış ve sabırla beklemiştir. Boşandıktan sonra da 1995 yılında ölene kadar da hiç bir gazeteciye tek bir laf etmemiş ve kimseyle bir daha evlenmemiştir.


    Nazım Hikmet ve Piraye Hanım aşkından geriye, uzun mahpusluk yılları boyunca yazılan yüzlerce şiir, mektuplar ve kitaplar kalır... Hayranlıkla okumamız için!


    1946 da "Piraye'me Rubailer" yazmıştır Nazım Hikmet... Bir tanesi şöyleydi:


    "hatunumun gözleri eladır da /içinde hareler var yeşil yeşil /altın varak üstüne yeşil yeşil meneviş /Kardeşlerim,bu ne biçim iş /şu dokuz yıldır eli elime değmeden /ben burda ihtiyarladım /o orda /Kalın,beyaz boynu kırışan kızım, /imkansızdır ihtiyarlamamız bizim,
    etin gevşemesine bir başka tabir gerek, /zira ki ihtiyarlamak:
    kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek."
    Persephone bunu beğendi.
  3. Piraye|

    Piraye| Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    160
    Ödül Puanları:
    0
    Nazım Hikmet ve Münevver Hanım

    [​IMG]

    1938 de Nazım Hikmet Bursa Mapushanesindedir.Bir gün dayısının kızı Münevver gelir ziyaretine. Bir güzellik girmiştir içeriye,üzerinde Fransız parfümleri kokusu. Kendine güvenli şen şakrak bir kadındır. Münevver le yaşamaya karar verirler.

    “ Sen esirliğim ve hürriyetimsin, /Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, /Sen memleketimsin.
    Sen ela gözlerinde yeşil hareler, /Sen büyük,güzel ve muzaffer /Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin…”

    Evli ve bir çocuk annesidir Münevver. Önce Nazım Hikmet’in hapisten çıkacağı düşünülmektedir. Ama mümkün olmayınca çıkması ve kocası Münevver’den ayrılmaya ikna olmayınca bir pusula gönderir şaire kocasından ayrılamsının imkansız olduğunu bildirir. Açlık grevine başlar Nazım Hikmet.

    “yapraklara,dallara,yeşillere,allara, /Nice nice yıllara gülüm,nice nice yıllara.
    Yaprak dala,al yeşile yaraşır, /Gayrı bundan böyle vermem seni ellere.”

    [​IMG]

    1950 de giren af kanunuyla Nazım Hikmet özgürlüğüne kavuşur. Çıkınca hapisten Münevver le evlenir. 1951 de oğulları Mehmet dünyaya gelir. “Nazım’ın kopyası,mavi gözlü,sarı saçlı,gürbüz bir oğlandı.” demektedir Vala Nurettin. Nedense Nazım Hikmet'in askere gitmesi istenmektedir. Nazım Hikmet 49 yaşındadır ve 1918 de Bahriye Mektebini bitirmiştir. İkna edemez kimseyi ve askere sevk kararı çıkartılmıştır. Şair 1951 Haziran’ında Tarabya’dan bindiği bir sürat teknesiyle önce Romen şilebine biner, ordan Varna’ya,sonra Bükreş’e ve nihayetinde Moskova’ya gidecektir. Bundan sonraki yıllar memleket hasreti başlayacaktır.

    “Sevgilim,gonca gülüm /Başladı Lehistan ovasında yolculuğum.
    …………….
    Sevgilim,dayı kızım,Memed’imin anası, /Dedelerimizden biri /1848 Polonya muhaciri.
    Belki o Varşovalı güzel kadına,senin /İkizmişsiniz gibi benzeyişiniz bundandır,
    Belki ben bu yüzden böyle sarı bıyıklı /Böyle uzun boyluyum, /Oğlumuzun gözleri böyle kuzek mavisi.”

    Memed’e yazar:

    “ Ana.nı üzme oğlum, /Ben güldürmedim yüzünü /Sen güldür. /Anan /İpek gibi kuvvetli,ipek gibi yumuşak; /Anan, /Nineliğinde bile güzel olacak /On ilk gördüğüm günkü gibi, /Boğaziçi’nde
    Onyedisinde, /Ay ışığı,gün ışığı,caneriği, /Dünya güzeli.”

    1958 de paris’tedir nazım Hikmet.

    “Sensiz Paris gülüm, /Bir havai fişeği /Bir kuru gürültü /Kederli bir ırmak. /Yıktı mahvetti beni
    Paris’te durup dinlenmeden, gülüm /Seni çağırmak.”

    [​IMG]

    1961 de Münevver,oğlu Memed'le birlikte kaçak yollarla Varşova'ya gitmeyi başarır. Yıllardan sonra Nazım Hikmet’le bir otelde biraraya gelirler. Sonra bir ev tutarlar. Münevver Varşova Üniversitesinde bir iş bulacaktır. Ama Nazım bu yıllar zarfında yeni bir aşk bulmuştur kendine… Vera.. Durumu Münevver’e açıklar. Bir süre sonra Münevver oğlunu alıp Fransa’ya geçer. Orada da bir Fransızla evlenir daha sonra. 1998 tarihinde Fransa’da vefat eder.
    Persephone bunu beğendi.
  4. Piraye|

    Piraye| Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    160
    Ödül Puanları:
    0
    Nazım Hikmet ve Vera

    [​IMG]

    “Saçları saman sarısı,kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” diye 1961 de yazdığı “Saman sarısı” şiiri ile ölümsüzleştirdiği kadının adı Vera’dır. Nazım Hikmet’ten otuz yaş küçük, evli ve bir çocuk annesidir. İlk gördüğü andan itibaren aşık olmuştur şair, Vera’ya. Evli ve çocuklu olması umrunda değildir. Vera'yı sürekli aramaktadır. Sonunda muradına erer Nazım Hikmet ve Vera’nın gönlüne girmeyi başarır. Evlenirler.Bundan sonra şiirler Vera için yazılacaktır.


    [​IMG]

    “Seher vaktı habersizce girdi /gara ekspres kar içindeydi /ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım/peronda benden başka da kimseler yoktu/durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri/perdesi aralıktıgenç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada/saçları saman sarısı kirpikleri mavi/kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı/üst ranzada uyuyanı göremedim/habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres/bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini/baktım arkasındanüst ranzada ben uyuyorum/Varşova’da Biristol Oteli’nde/yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu…”

    ”Vera’nın Resmi” adlı şiiri de şöyledir:


    “Kimseler yapamaz senin resmini /Sen kendi resmini kendin de yapamazsın /Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde /Senin resmini ben yapacağım.”

    [​IMG]

    Giitiği her ülkeden her şehirden arar Veya’yı şair. Her yerden kartlar yazar sevda dolu... Gönderir Vera’ya usanmadan…


    “Selam.Öpüyorum seni.Raya’yı ve tüm dostları.Korkunç hasret içindeyim.Bir an önce, bir an önce dönmek istiyorum,işte bu kadar. Nazım.”

    Bazı yolladıkları da sadece dört satırdır. Şöyle:


    “Durmadan seni düşünüyorum. / Durmadan seni düşünüyorum. / Durmadan seni düşünüyorum. / Durmadan seni düşünüyorum.
    Nazım Hikmet “


    Nazım Hikmet en son şiirini gene Vera'ya yazmıştır.


    "Gelsene dedi bana / Gülsene dedi bana / Ölsene dedi bana / Geldim / Kaldım / Güldüm / Öldüm."

    [​IMG]


    Nazım Hikmet 3 Haziran 1963 günü memleket hasretiyle ölür. Vera, Şairin ölümünden sonra kimseyle evlenmez bir daha. Vera da 2001 de öldüğünde Moskova'dadır.
    M.Evrem ve Persephone bunu beğendi.
  5. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    Bu sözü seviyorum. Kısa ve öz..

    Aklıma Canan Tan'ın kitabı geldi :( O ne müthiş kitaptı.


    Not:Nazım Hikmet'in en çok "Hoşgeldin Kadınım" şiirini seviyorum :) O kime acaba, yazı arasında umarım gözümden kaçmamıştır. (:)

    Dipnot: Bu konu okunur, çok sevilir. Konuyu açana teşekkür edilir. =))
    Piraye| bunu beğendi.
  6. Piraye|

    Piraye| Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    160
    Ödül Puanları:
    0
    Konuyu açarken de ilk aklıma sen geldin biliyor musun? :)

    Ben de sana teşekkür ederim, senin gibi şair ruhlu insanlar olduğu sürece sırtımız yere gelmez
    :))

    Ben tekrar göz gezdirdim ama o şiirini kime yazdığını bilmiyorum.
    Ama araştıracağım onu
    :)

    Sağ ol ilgin için tekrardan :)
  7. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    Çok sevindim buna :) :D

    Senin gibi yazarları da unutmayalım tatlım :)

    Piraye| bunu beğendi.
  8. Piraye|

    Piraye| Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    160
    Ödül Puanları:
    0
    * * *​
    1902’de doğdum
    doğduğum şehre dönmedim bir daha
    geriye dönmeyi sevmem
    üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim
    on dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliği
    kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu
    ve on dördümden beri şairlik ederim
    kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
    ben ayrılıkların
    kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
    ben hasretlerin…


    [​IMG]

    Yaşamak şakaya gelmez,
    Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    Bir sincap gibi mesela,
    Yani, yaşamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak
    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    Yani o derecede, öylesine ki,
    Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    Yahut kocaman gözlüklerin,
    Beyaz gömleğinle bir laboratuarda
    İnsanlar için ölebileceksin,
    Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    Hem de en güzel, en gerçekçi şeyin
    Yaşamak olduğunu bildiğin halde.​




    ***

    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
    hainiyim, ben vatan hainiyim.
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmihalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
  9. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113
    Kitapta şöyle diyor; "Düşlerinde Piraye'yi görüp bunu acıyla şiirleştiren Nâzım, artık oniki yılını geçirdiği cezaevindeki odasında Münevver'e hoşgeldin demektedir"
    Yani Münevver'e yazmış. :)
  10. kitapkurdu

    kitapkurdu İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.283
    Beğenileri:
    1.586
    Ödül Puanları:
    113

Sayfayı Paylaş