neoklasisizm

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 10. Sınıf' bölümünde merveck tarafından paylaşıldı.

  1. merveck

    merveck Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    neoklasisizm nedir genel özellikleri ve dönemin sanatçıları kimdir lütfen çok ayrıntılı olmadan cevaplarmısınız?
  2. capakcur

    capakcur Üye

    Katılım:
    19 Mart 2009
    Mesajlar:
    36
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    18. yüzyılda Barok ve Rokoko'ya tepki olarak çıkmış olan Avrupa sanat akımıdır. Antik Yunan ve Roma eserlerinin konu ve stillerini kullanır.
    Sanat ile ilgili bu madde bir taslaktır. İçeriğini geliştirerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.
    NEO KLASİZM "Sanatın en arı kaynakları önümüze açılmaktadır. Bu kaynaklardan nasibini alabilenlere ne mutlu. Bizler için büyük olabilmenin taklit edilemez düzeye gelebilmenin tek yolu eskileri taklit etmektir" diyen Werke in der Malerei und Bildhauedrei Klasik Yunan heykeltıraşlığının soylu sa****ği ve huzur veren büyüklüğü telkin ettiği tezini savunmuştur. Bu aynı zamanda, Neo - Klasizm'in de kuralıdır. Neo - Klasik Stil'in kurucuları mevkiinde olan resim sanatçılarının örnek olarak gözleri önünde ancak, yunan vazoları üzerindeki resimlerle Pompei ve Hercılanum'da ortaya çıkarılan ikinci derecede önemli fresklerdir. Buna göre; resim sanatçıları Neo - klasik kavramını zihinlerinde yaratmak zorunda idiler. O zamanki toplum, artık Fetes Galantes'lerin kır eğlencelerini konu edinmiş bulunan eserleri beğenmez olmuştu. İhtilâl fikri neo - klasik sanatın konu ve ifadelerinde yerini bulmalıydı. Yeni sanat ilkesi; sanatın herkes tarafından kolaylıkla anlaşılır olmasını, beşeri ideali, ruh yüceliğini güçlendirmesini ve yaşatmasını istiyordu. Resimde en geniş ölçüde açıklık elde edebilmek için desene büyük önem veriliyor; renk, boya ikinci plâna düşüyor ve ancak tuvalin konusunu anlatan deseni daha belirgin hale getirmek için kullanılıyordu. Konular genelde eski Yunan ve Roma ozanlarının, tarihçilerinin eserlerinden aktarılmıştır. Eski heykeltıraşlıktan esinlenerek, doğayı ya düzelterek ya da idealleştirerek ifade etmişlerdir. Aynı zamanda harekete önem vermişlerdir. Onlara göre gerçek resim sanatçısı tarihsel konuları değişik boyutlardaki tuvallerine aktaran sanatçılar olabilmekte idi.

    ANNE - LOUİS - GİRODET DE ROUCY - TRIOSON (1767 -1824) "Endymion'un Uykusu" tablosu sanatçının gösterişe önem verdiğini belgeler. Yumuşak, fakat oldukça yapay bir ışık, figürleri okşamaktadır. Bu sanatçı zamanın edebi eserlerinden aldığı konuları değerlendirmiştir. Kuzey Homeroslu sayılan İskoçyalı Macpherson'un yarattığı Ossion, Lamartine'in roman kahramanı Atala, sanatçının iki tablosuna konu olmuştur. Böylece Ossion tarafından "Fransız Muhariplerin Kabulü" ve "Atala'nın Gömülmesi" tabloları meydana gelmiştir.
    ATALA'NIN GÖMÜLMESİ Sanatçı, Lamartine'in roman kahramanı Atala'nın gömülmesini tablosuna konu olarak almıştır. Tuvalin boyutları 2,07 x 2,67 'dir. Dışa kapalı bir kompozisyondur. Figürlerin yanındaki kürek, kompozisyonu tamamlamıştır. Olay sanki bir tiyatro sahnesinden yansıtılmış gibidir. Buna bağlı olarak hareketlerde ve yüzdeki ifadelerde biraz yapaylık vardır. Hac işaretleri, kızın ellerini karnında birleştirmesi dini nitelikli bir tablo olduğunu kanıtlamaktadır. Sanatçı tablolarında gösterişe de büyük önem vermiştir. Kumaştaki kıvrımlar, yüzlerdeki ifade, figürlerdeki hareket en ince ayrıntısına kadar işlenmiştir. Erkeğin üzerindeki kırmızı örtü ve onu tamamlamada kullanılan aynı tondaki çiçekler başlangıçta göze çarpmaktadır. Ama bunun yanında tablonun genelinde renksizlik hakimdir. Sanatçı ışığı büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Işık daha çok mağaranın içerisinde, Atala'nın ve sevgilisinin üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Sonuç olarak desendeki ustalık, konudaki çekicilik ve yüzlerdeki ifadeyle birlikte oldukça etkili bir tablodur.
    ANTONİO ALLEGRİ CORREGGİO (1489/94 - 1534) İtalyan ressam Parma yakınlarındaki Cooregio'da doğdu. Monta'ya gitmiş ve ressam Mantegna'dan etkilenmiştir. Dinsel konular yanında mitolojik konular da yönelen Correggio, Parma'da, St. Paul Manastırındaki Kubbe resimlerinde cüretli bir perspektif anlayışıyla çalışmıştır. Bu sanatçının eserleri büyük bir hareket fantezisine ve erotik yönelişlere sahiptir.
    İSA'NIN DOĞUŞU Ahşap üstüne yağlı boya 256 x 188 cm (1530) En ünlü yapıtlarından biri olan İsa'nın Doğuşu'nu gösteren Çoban, meleklerin "Yücelerdeki Tanrı'ya Övgü" ilâhisini söyledikleri, ardına dek açılmış göklerin görüntüsünü daha henüz görmüş. Melekler bulutun içinde neşeyle dolanıyorlar ve çobanın elindeki uzun değnekle koşup gelmiş olduğu aşağıdaki sahneye bakıyorlar. Ahırın karanlık yıkıntıları arasında çoban, mucizenin gerçekleşmesini görüyor. Yeni doğmuş çocuk İsa, tüm çevreye ışıklar saçarak, mutlu annesinin güzel yüzünü aydınlatıyor. Çoban birden duruyor; diz çöküp tapınmaya hazır bir biçimde, beceriksizce takkesini çıkarıyor. İki hizmetçi kız var. Birinin yemlikten gelen ışıkla gözleri kamaşmış, ötekisi mutlu bir şekilde çobana bakıyor. Aziz Yusuf ise, dışarının karanlığında eşeğiyle uğraşıyor. Kompozisyon ilk bakışta oldukça sıradan ve düzensiz görünüyor. Soldaki kalabalık sahne, sağ tarafta ona karşılık olabilecek herhangi bir grupla dengelenmemiş. Soldaki kalabalığı dengeleyen tek şey, Meryem ve çocuk İsa grubuna ışığın verdiği vurgulama. Correggio renk ve ışıkla biçimleri dengeleyerek bakışlarımızı belirli çizgilere yönlendirme konusunda Tiziano'dan çok daha ileri gitmiştir. Çobanla birlikte sahneye doğru koşan; onun gördüğünü, yani Yahya İncil'inde sözü edilen, karanlıkları aydınlatan o ışık mucizesini gören biziz aslında. Hz. İsa bu resmi kutsal bir ışıkla aydınlatıyor; bu öyle parlak bir ışık ki ayak ucundaki kadın gözlerini örtmek zorunda kalıyor. Sahnenin asimetrik kompozisyonu hareket dolu. Çobanın asası izleyiciyi kompozisyonun içine, oradan da üstteki meleklere yöneltiyor; onlarda bebeğe işaret ediyorlar. Coşku dolu bu resim Correggio'nun geç üslubunun tipik bir örneğidir. Yapıttaki hareket ve öyküsellik 17. yy. Barok üslubuna işaret eder. En çok kilise tavan ve kubbelerine yaptığı resimlerle tanınan Correggio izleyiciye cennetin görkemini arama duygusu vermek istiyordu. En güzel yapıtlarından biri Parma'daki S. Giovanni Evangelista Kilisesi Kubbesinin içine yaptığı, döner figürlerden oluşan fresktir. Correggio, yaşamının büyük bölümünü, en ünlü ressamlardan biri olduğu Parma'da geçirmiştir.
    Resimde konu bitmişliği sağlanmış olsa da mekanda ve özellikle meleklerde bir bitmemişlik hissi ve açıklık (açık kompozisyon) özelliği göze çarpar. Ayrıca arka fon yani dışsal mekanda da bu özellik var. Işık bebekten yayılıyor. Mekandaki ışıkta da bebeğin ışığının yansımaları vardır. Arka fonda dışsal mekandaki manzaradan karanlık bir hava hakimdir. Gökyüzü de bizde bu hissi uyandırıyor, bir aydınlık söz konusu fakat yine de akşam üstü aydınlığı yani hafif kararmış bir hava dikkati çekiyor. Bu kararmışlıktan amaç bebek İsa'nın ışığının öne çıkması ve dikkati o bölgede yoğunlaştırmasıdır.

Sayfayı Paylaş