Nerden Çıktı Bu Ahlak

Konu 'Felsefe Kulübü' bölümünde P!NqUeEn <3 <3 tarafından paylaşıldı.

  1. P!NqUeEn <3 <3

    P!NqUeEn <3 <3 Üye

    Katılım:
    29 Mart 2010
    Mesajlar:
    747
    Beğenileri:
    168
    Ödül Puanları:
    0

    Toplumumuz öylesine bir hal aldı ki, bu çağın sosyal dinamiği, rekabet ve sahip olma adıyla ifade edilebilir. İnsanlar; ün, prestij, nüfuzlu olmak ve insanları kullanmak için kendi öz-benliklerini yitirmişlerdir. Bunu şöyle açıklamak daha kolay olacaktır; sistem bireye mutluluğun kapısının anahtarının, maddi kaynaklara... sahip olma olduğunu empoze etmiştir.

    Buna paralel olarak bireyde daha çok mal mülk elde etmek için günümüzde mubah olan fakat insanlığın özüne aykırı yollar deneyerek öz-bilincini kaybetmeye başlamıştır. Daha çok paraya ve sonucunda ayrıcalığa ulaşan insan kendisini en mutlu ve en zirvede hisseder. Buna karşılık gerçek insani ahlak bireyin yetileri arasında olmadığından; hakikati anlaması pek mümkün değildir. Ayrıca ahlakı bilen ama fiilen gerçekleştirmekten aciz olan insanlar-ki bunlar günümüzde zeki, aklını iyi kullanan ve zümresinin reklamını üst düzeyde yapan kesimdir, medya aracılığı ile toplumun çomak sokulunca hatırladığı yardım etme, sadece kendisi için yaşamama, başkaları için de düşünme gibi erdemlerini bir an için tüketip kendi çıkarlarını hissettirmeden filizlendirirler.

    Tüm bunlar, işin aslında, insanın değil sistemin ihtiyaçlarıdır. Sistem, tümevarım yöntemini en iyi bir şekilde kullanabilmektedir: Birey doğduktan sonra kendini fark edebildiği ilk andan itibaren hırsı, başarı için kini, sürekli kazanma isteğiyle öne geçme duygusunu güzel bir sistematikle öğrenmeye başlar. Ahlakı tamamen silip süpüren bu tepkilerden yoksun olduğunda sürekli ezileceğini, başkaları tarafından dışlanacağını anlayan birey artık bunları kendisine silah olarak takınmıştır. Başka bir ifadeyle günümüzde insan özde kötü sayılan bu eylemleri istediği için değil tehlikeden kaçınmak için sürekli tekrarlayıp ruhuna adapte etmektedir. Böylece zaman ilerledikçe insanın öz-benliği bozulur ve toplum kendisine yakışmayan bir ahlak yapısı, yeni bir öz-ihtiyaçlar bütünü meydana getirir. Yani birey hırsın ve maddi kusursuzluğun asıl ulaşmak istediği şeyler olduğuna bilinç üstünde inansa bile, bilinçaltında bunlara itilmiştir.

    Öte yandan şu unutulmamalıdır ki, sahip olduğumuz sistem herkesin değil, toplumun çok küçük bir kısmının otoriter olabilmesine uygun olarak kurulduğundan maddi doyuma (maddi kusursuzluğa) ulaşma yolunda başarının adil dağıtılmasına imkân yoktur. Çağın mutluluk aracı olan maddeden yoksun toplumda da depresyon, umutsuzluk, aşırı öfke gibi haller kaçınılmaz sonuçlardır. Bu da "düzen" in kurallarının sonuçlarını en somut bir biçimde görselliğe dökmesi halidir.

    Toplum gelişimini iyi ruhla, düşünceyle gerçekleştirmeyip madde ve makineleşme ile yaptığı sürece birey insani açıdan bir şey olmak yerine, toplum otoritesine sahip olup, toplum içinde bir "şey" olarak görünmek için yaşayacaktır. Bu da çağın insanının öz istek ve arzularını çoktan bir kenara itip, kendisi için iyi olanı değil de, sistem için iyi olanı aradığının güzel bir kanıtıdır.

    Kaynak:Genbilim.com/
    Serdar Ağbaba

Sayfayı Paylaş