Niyazi sanlının aşka son bakış romanı

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde kalpsiz38 tarafından paylaşıldı.

  1. kalpsiz38

    kalpsiz38 Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2009
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    KİTABIN ÖZETİ :shy:
    Bu destan, Batumlu Cemâl ile Hatice’ye ait... Evlenmişler; fakat dört beş ay geçmeden Stalin siyaseti gereği, bir kış gecesi evlerinden toplanıp kamyonlara bindirilmişler ve sıkış tepiş hayvan vagonlarına bindirilip bilinmez bir yere doğru yola çıkarılmışlardı. Geri dönüş bir işe yaramasın diye de hayvanları birer birer kurşun sıkılarak öldürülmüştü. Pencereleri kırık vagonlarda giderken pek çok insan soğuktan ölmüştü. Cemâl’in annesi de ölenler arasındaydı. Yol boyunca onlar gibi zavallı insanlar vagonlara dolduruluyordu. Tam bir mahşerdi. Herkes birbirini kaybetmişti.



    Ama Cemâl ve Hatice hep el ele beraberdi. Kaçmaya karar verdiler. Akşam tren yavaşlayınca askerlerin gafletinden istifade ile kaçacaklardı. İlk fırsatta Cemâl atladı; ama Hatice belki de karnındaki bebeğin korkusu ile bunu başaramadı. Hatice’yi yakalayıp komutana götürdüler. Sonra da ağır hakaret ve küfürler altında vagon vagon dolaştırdılar. Sonunda herkesin önünde subay silahını çıkarıp “Son duanı et!..” diye bağırdı. Hatice bir eliyle tren kapısının kolundan tutuyor öbür eliyle karnındaki bebeğini tutuyordu. Subay, onun alnının ortasına nişan aldı. Fakat gözü karnındaki eline kaydı. Hamile olduğunu fark edince silahını indirdi.

    Asıl macera bundan sonra başlamıştı. Cemâl, bir yolunu bulup Türkiye’ye gitmiş, Hatice de yurdundan çok uzak bir yere yerleştirilmişti. Hatice, doğan çocuğuna İsrafil ismini verdi... İsrafil okula, çoğunluğu Kazak, Rus, Yahudi, Alman, Koreli ve Ahıska Türk’ü olan çocuklarla başladı.

    Cemâl döne dolaşa İstanbul’a geldi. Uzun bir direnmeden sonra Müşerref ile nikah masasına oturdu. Mustafa, Kemal ve Canan isminde üç çocukları oldu.

    Hatice’nin oğlu İsrafil, büyüyüp Sabriye ile hayatını birleştirdi. İlk çocukları olunca Hatice, torunu bir elçi olup kendisini Cemâl’e kavuşturması için ona Resul ismini verdi. Resul ortaokulu bitirdiği sene Kazakistan’a Türk kolejleri de açılmıştı. Bunu duyan Resul “Nine Türkler gelmiş!..” diye bağıra bağıra evlerine geldi. Öğretmenleri evlerine davet edip ağırladılar. Bu arada Hatice ninenin hayat hikayesini de öğrenmiş oldular. Sonra Türk kolejine gidip mezun olan Resul, İstanbul’a YÖS’e (Yabancı Öğrenci Sınavı) gelmişti. Muhsin öğretmene sohbet sırasında kendi geçmişini, Hatice nineyi, Cemâl dedeyi anlatmış. “Ninem bana Cemal’imin ölüsünden veya dirisinden mutlaka bir haber getir, diye beni buralara gönderdi.” demişti.

    Öbür taraftan Canan’ın oğlu da Mustafa Bey’in talebesiydi. Müdür de Muhsin Bey’di. Canan’ın ağabeyi Kemal, Muhsin Bey’e teşekküre gelince babası Cemâl’in başından geçenleri anlattı. Annesi Müşerref vefat etmişti; ama Cemâl Bey yaşıyordu. Muhsin hemen Resul’ü hatırladı. İşte böylece Cemal dede ile Hatice ninenin kavuşma ümitlerinin gerçekleşmesinde gerçek adım atılmıştı.
    sumeyye@ bunu beğendi.
  2. kalpsiz38

    kalpsiz38 Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2009
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    çoök güzzel bir kitap tavsiye ederim mutlaka okumalısınız:d
  3. xEAx

    xEAx Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    tesekkurler kanka iyi birşeye benziyor
    Son düzenleyen: Moderatör: 18 Şubat 2009
  4. senaysu

    senaysu Üye

    Katılım:
    23 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    bi bakayım;)

Sayfayı Paylaş