Nutuk

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde cagla_1994 tarafından paylaşıldı.

  1. cagla_1994

    cagla_1994 Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    16
    Ödül Puanları:
    0

    NUTUK

    SAMSUNA ÇIKTIĞIM GÜN GENEL DURUM VE GÖRÜNÜŞ
    Osmanlı ordusu dağılmış bayağı ağır bir ateşkes antlaşması imzalanmış Damat Ferit Paşanın başında bulunduğu hükümet güçsüz,onursuz, korkak ve yalnız padişahın isteklerine uyulmuş Ordunun silahları elinden alınmıştır Azınlıklarda dahil olmak üzere devleti herkes çökertmeye çalışıyor
    BUNLARA KARŞI KURTULUŞ YOLLARI
    Durumun korkunçluğu ve ağırlığı karşısında, her yerde, her bölgede birtakım kişilerce kurtuluş yolları düşünülmeye başlanmıştı Bu düşünceyle girişilen çalışmalar, birtakım örgütler doğurdu Örneğin: Edirne ve çevresinde Trakya-Paşaeli adlı bir dernek vardı Doğuda, Erzurumda ve Elazığ'da, genel merkezi İstanbulda olmak üzere Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti kurulmuştu Trabzon'da Muhafazai Hukuk adlı bir dernek bulunduğu gibi İstanbulda da, Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti vardı Bu dernek merkezinin gönderdiği delegeler, Of ve Rize çevresinde şubeler açmışlardı Yunanlıların İzmire gireceğinin açık belirtilerini Mayısın on üçünden beri gören, İzmirde birtakım genç yurtseverler, ayın 14/15 inci gecesi, bu acıklı durumu aralarında görüşmüşler; bir olupbittiye geldiği kuşku götürmeyen bu girişin, katma (ilhak) ile sonuçlanmasını önlemek düşüncesinde birleşmişler ve Reddi İlhak ilkesini ortaya atmışlardır Bu ilkenin yayılması için aynı gece İzmirde Yahudi Maşatlığına toplanabilen halkça bir gösteri toplantısı yapılmışsa da ertesi gün sabahleyin Yunan askerlerinin rıhtımda görülmesiyle bu toplantıdan umulduğu ölçüde sonuç alınamamıştır

    ULUSAL KURULUŞLAR, SİYASAL AMAÇLARI
    Bu derneklerin kuruluş amaçları ve siyasal erekleri üzerine kısaca bilgi vermek uygun olur düşüncesindeyim
    Trakya-Paşaeli Cemiyeti'nin ileri gelenlerinden kimisiyle daha İstanbul'da iken görüşmüştüm Osmanlı Devletinin çökeceğini kesinliğe yakın bir olabilirlik içinde görüyorlardı Osmanlı Yurdunun parçalanacağı korkusu karşısında Trakyayı, olabilirse Batı Trakya ile birlikte, İslâm ve Türk topluluğu olarak bütünüyle kurtarmayı düşünüyorlardı Bu amaca ulaşmak için o zaman akıllarına gelen tek çıkar yol, İngilterenin, olmazsa Fransanın yardımını sağlamaktı Bu düşünceyle kimi yabancı devlet adamlarıyla ilişki kurmak ve konuşmak yollarını da aramışlardı Amaçlarının bir Trakya Cumhuriyeti kurmak olduğu anlaşılıyordu
    Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacı da (tüzüklerinin ikinci maddesi), doğu illerindeki bütün halkın dinsel ve siyasal haklarının özgürce gelişimini sağlayacak yasa ve töre içi yollara başvurmak; adı geçen illerdeki müslüman halkın tarihsel ve ulusal haklarını, gerektiğinde, uygar toplumlar önünde savunmak; doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin nedenleriyle etmenleri ve bunları yapanlar ve yaptıranlarla ilgili tarafsızca soruşturma açarak suçluların tez günde cezalandırılmalarını istemek; Türklerle azınlıklar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesine ve eskisi gibi iyi bağların pekiştirilmesine çaba göstermek; doğu illerindeki, savaştan doğma yıkım ve yoksulluğu, hükümet katında girişimlerde bulunarak elden geldiğince giderme yollarını aramaktı
    İstanbuldaki yönetim merkezlerinden verilmiş olan bu yönerge gereğince, Erzurum şubesi, doğu illerinde Türklerin haklarını korumakla birlikte, Ermenilerin göçü sırasında yapılan kötü işlerle halkın hiç ilgisi bulunmadığını ve Ermeni mallarının, buralara Ruslar girinceye dek korunduğunu; buna karşılık, müslümanlara çok kıyasıya davranıldığını ve dahası, buyruk dışı olarak göçten alıkonulan kimi Ermenilerin, koruyucularına yaptıkları kötülükleri, kanıtlanmış belgelerle uygarlık dünyasına sunmaya ve bildirmeye ve doğu illerine dikilen tutkulu bakışları söndürmek için çalışmaya karar veriyor (Erzurum Şubesinin Bildirisi)
    Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin ilk Erzurum Şubesini kuran kişiler, doğu illerinde yapılan propagandaları ve bunların ereklerini, Türklük - Kürtlük - Ermenilik sorunlarını, bilim, teknik ve tarih bakımından inceleyip araştırdıktan sonra, gelecekteki çalışmalarını şu üç noktada topluyorlar (Erzurum Şubesi'nin basılı raporu):
    Hiç göç etmemek;
    Hemen bilim, iktisat, din örgütleri kurmak;
    Saldırıya uğrayacak doğu illerinin herhangi bir bucağını birlikte savunmak
    Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin İstanbuldaki yönetim merkezinin, bilim ve uygarlık yöntemleriyle amaca ulaşabileceği konusunda çokça iyimser olduğu anlaşılıyor Gerçekten bu yolda çaba göstermekten geri durmuyor Doğu illerinde Müslüman halkın haklarını savunmak için Löpeyi (Le Pays) adında Fransızca bir gazete yayımlıyor Hâdisat gazetesinin sahipliğini üzerine alıyor Bir yandan da İtilâf devletleri başbakanlarına ve İstanbuldaki temsilcilerine birer andırı veriyor Avrupaya bir kurul yollamaya girişiyor
    Bu açıklamalardan kolaylıkla anlaşılacağını sanırım ki, Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kurulmasına yol açan önemli kaygı ve nedenler, doğu illerinin Ermenistana verileceği sanısına dayanıyor Bu sanının da, Doğu illeri nüfusunda Ermenileri çoğunlukta göstermeye ve tarihsel haklar bakımından öncelikli saydırmaya çalışanların, bilimsel ve tarihsel belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmaları; bir de Müslüman halkın Ermenileri toptan öldüren yırtıcılar olduğu iftirasını doğruymuş gibi kabul ettirmeleri ile gerçek olabileceği inancı üstün geliyor Bundan dolayı dernek, aynı gerekçe ve araçlarla donanmış olarak tarihsel ve ulusal hakları savunmaya çalışıyor
    Karadeniz kıyılarındaki bölgelerde de, bir Rum Pontus hükümeti kurulacağı korkusu vardı Müslüman halkı Rumların boyunduruğu altında bırakmayıp yaşama haklarını ve varlıklarını koruma amacıyla, Trabzonda da birtakım kişiler ayrıca bir dernek kurmuşlardı
    Merkezi İstanbulda olan Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti'nin siyasal erek ve amacı, adından anlaşılmaktadır Her halde merkezden ayrılmak amacını güdüyor

    ORDUMUZUN DURUMU
    Genel durumu belirtmek için ordu birliklerinin nerelerde ve ne durumda olduklarını açıklamak isterim Anadoluda, başlıca iki ordu müfettişliği kurulmuştu Ateşkes Anlaşması yapılır yapılmaz birliklerin savaşçı erleri koyverilmiş, silâh ve cepanesi elinden alınmış; bu birlikler, savaş gücünden yoksun birtakım kadrolar durumuna getirilmiştiMerkezi Konyada bulunan ikinci Ordu Müfettişliğine bağlı birliklerin durumu şöyle idi:Bir tümeni (41 Tümen) Konyada ve bir tümeni (23 Tümen) Afyonkarahisarında bulunan 12 Kolordu, karargâhıyla Konyada bulunuyordu İzmirde düşman eline düşen 17 Kolordunun, Denizlide bulunan 57 Tümeni de bu kolorduya bağlanmıştıBir tümeni (24 Tümen) Ankarada ve bir tümeni (11 Tümen) Niğdede bulunan 20 Kolordu, karargâhıyla Ankarada idi
    İzmitte bulunan 1 Tümen, İstanbuldaki 25 Kolorduya bağlanmıştı İstanbul'da da 10 Kafkas Tümeni vardıBalıkesir ve Bursa bölgesinde bulunan 61 ve 56 Tümenler, karargâhı Bandırmada bulunan İstanbula bağlı 14 Kolorduyu meydana getiriyorlardı Bu kolordunun komutanı, Meclisin açılışına dek, rahmetli Yusuf İzzet Paşa idiÜçüncü Ordu Müfettişliği, ki müfettişi bendim, karargâhımla Samsuna çıkmış bulunuyorum Doğrudan doğruya buyruğum altında iki kolordu bulunacaktı Biri, merkezi Sıvasta bulunan 3 Kolordu Komutanı, yanımda getirdiğim Albay Refet Bey Bu kolorduya bağlı bir tümenin (5 Kafkas Tümeni) merkezi Amasyada, öteki tümeninin (15 Tümen) merkezi Samsunda idi Öbürü, merkezi Erzurum'da bulunan 15 Kolordu idi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa idi Tümenlerinden birinin (9 Tümen) merkezi Erzurumda, komutanı Rüştü Bey; ötekisinin (3 Tümen) merkezi Trabzon'da idi, komutanı Yarbay Halit Bey idi Halit bey, İstanbula çağrılmış olduğundan komutanlıktan çekilerek Bayburtta saklanmış; tümen, vekillikle yönetiliyor; kolordunun öbür iki tümeninden 12 Tümen, Hasankale doğusunda sınırda, 11 Tümen Bayazıtta bulunuyordu
    Diyarbakır bölgesinde bulunan iki tümenli 13 Kolordu bağımsızdı, İstanbula bağlıydı Bir tümeni (2 Tümen) Siirtte, öbür tümeni (5 Tümen) Mardinde idi

    DÜŞÜNÜLEN KURTULUŞ YOLLARI
    Üç türlü kurtuluş yolu düşünülmüştüBunlardan:
    Birincisi;İngilterenin koruyuculuğunu istemek,
    İkincisi;Amerikanın mandasını istemek,
    Üçüncüsü;Bölgesel kurtuluş yollarına başvurmaktır

    YUNAN ORDUSUNUN MANİSA VE AYDIN ÇEVRESİNE GİRİŞİ
    Bu tarihe değin Yunan ordusunun Manisa ve Aydın çevrelerine de girdiğini öğrendim Ama İzmirde ve Aydında bulunduklarını bildiğim kuvvetlerin ne durumda olduklarını gösterir açık bir bilgiyi daha hiç bir yerden elde edemiyordum Doğrudan doğruya bu kuvvetlerin komutanlarına da bazı emirler yazmıştım Bunun üzerine, 29 haziranda, 56 Tümen Komutanı Bekir Sami Beyin, iki gün önceki tarihi taşıyan, bir kapalı telini aldım 56 Tümene İzmirde Hurrem Bey adında bir kişi komuta ediyormuş Bu komutan ve İzmir’deki iki alayın kılıç artıkları, subaylarıyla birlikte, hemen hepsi tutsak olmuşlar Yunanlılar bunları gemilerle Mudanya’ya götürmüşler Bekir Sami Bey bu kılıç artıklarının komutasını üzerine almak için gönderilmişBekir Sami Bey 27 haziran 1919 günlü telinde, 22 haziran 1919 günlü iki buyruğumu ancak 27 haziranda Bursa’ya vardığında alabildiğini söylüyor ve verdiği bilgiler ve yaptığı açıklamalarda: «Ulusal amaçları gerçekleştirecek yeter araçları bulamadığımdan, tümenimi düzene sokmayı başarırsam daha iyi hizmetler yapılabileceği kanısında olduğumdan, 21 haziran sabahı Kuladan Bursaya doğru yola çıkmak zorunda kaldım Bununla birlikte, birçok engeller olduğu halde, ulusal ayaklanmanın yurdun kurtarılması için çok gerekli olduğu düşüncesini her yana yaymayı başardım» diyor Düşündüklerimin ve yaptıklarımın doğruluğuna sağlam inancı olduğunu bildiriyor ve bu konuda hemen işe giriştiğini; Çin’de bulunan 57 Tümene de buyruk vermemi ve kendisine de buyruk vermeyi sürdürmemi istiyordu

    SİVAS’TA GENEL BİR ULUSAL KONGRE TOPLAMA KARARI
    Amasya’da söylenip yazdırılan genelgenin başlıca noktaları şunlardı:
    1- Yurdun bütünlüğü,ulusun bağımsızlığı yok edilmektedir
    2- İstanbul’daki hükümet,üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirmemektedirBu durum,ulusumuzu yok olmuş gibi gösteriyor
    3- Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kararı ve direnişi kurtaracaktır
    4- Ulusun durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurulun varlığı çok gereklidir
    5- Anadolu’nun her yönden en güvenli yeri olan SİVAS’ta ulusal bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır
    6- Bunun için tüm illerin her sancağından , halkın güvenini kazanmış 3 delegenin olabildiğince çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir
    7- Herhangi bir kötü durumla karşılaşılabileceği düşünülerek bu iş,ulusal bir sır gibi tutulmalı ve delegeler gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmelidirler
    8- Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kurultay toplanacaktır O güne değin öteki il delegeleri de Sivas’a ulaşabilirse Erzurum kongresinin üyeleri de Sivas’ta yapılacak genel toplantıya katılmak üzere yola çıkarlar

    ERZURUM KONGRESİNİN BİLDİRİSİ VE KARARLARI
    1- Ulusal sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür;birbirinden ayrılamaz
    2-Hangi türden olursa olsun,yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşı ve Osmanlı Hükümeti’nin dağılması halinde ulus,birlikte direnecek ve savunacaktır
    3-Yurdun ve bağımsızlığın korunmasına ve güvenliğinin sağlanmasına İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmezse,amacı gerçekleştirmek için ,geçici bir hükümet kurulacaktırBu hükümet üyeleri ulusal kongrece seçilecektirKongre toplanmamışsa bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır
    4-Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak temel ilkedir
    5-Hıristiyan azınlıklara siyasal üstünlük ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez
    6-Yabancı devletlerin güdümü ve koruculuğu kabul olunamaz
    7-Millet Meclisi’nin hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır

    SİVAS KONGRESİNİN UĞRAŞTIĞI İŞLER
    1-Derneğin adı “ŞARKİ ANADOLU MÜDAFAAİ HUKUK CEMİYETİ” idi , ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAAİ HUKUK CEMİYETİ “oldu
    2-“Temsilciler kurulu,Doğu Anadolu’nun bütününü temsil eder”sözü yerine,”Temsilciler kurulu yurdun bütününü temsil eder”dendiÜyeler arasına da daha 6m kişi katıldı
    3-Nasıl olursa olsun,yurdumuza girmeyi ve işimize karışmayı,Rumluk ve Ermenilik örgütleri kurma amacıyla yapılmış sayacağımızdan elbirliğiyle savunma ve direnme ilkesi benimsenmiştir””yerine “Nasıl olursa olsun,yurdumuza girmenin ve işimize karışmanın ve özellikle Rumluk ve Ermenilik örgütleri kurma amacını giden davranışların durdurulması için el birliğiyle savunma ve direnme ilkesi benimsenmiştir”denildi
    4-“Osmanlı Hükümeti’nin yabancı devletler baskısı karşısında Doğu illerine bırakmak ve bunlarla ilgilenmemek gereğinde kaldığı anlaşılırsa ,yönetim, siyaset ,askerlik bakımından nasıl davranılacağının belirtilmesi ve saptanması”,yani geçici yönetim kurma sorunu
    İşte Sivas Kongresinin uğraştığı işler bunlardır

    PADİŞAHIN BİLDİRİSİ
    Padişahı bildirisi şöyleydi:
    1- Hükümetin güttüğü politika sonucunda,İzmir’de geçen acıklı olaylar,Avrupa’daki uygar devlet ve ulusların dikkatlerini çekti ve kardeşlik duygularını uyandırdı
    2- Bir özel kurul,olay yerinde tarafsız olarak soruşturmaya başladıHakkımız, uygarlık dünyasının gözleri önünde belirlenmektedir
    3- Ulusal birliğimizi bozacak hiçbir karar ve öneri olmadı
    4- Bazı kimselerce, sözde halk ve hükümet arasında karşıtlık olduğu ilan ediliyor
    5- Bugün,bütün ulusumdan beklediğim,hükümetin buyruklarına tam uymaktır
    Padişah bunları bildirmişti fakat yine de bunların gerçeği yansıtmadığı açıkça belliydi

    AMASYA GÖRÜŞMELERİ
    Amasya görüşmelerinde anlaşmaya varılan maddeler şunlardır:
    1- Türklerin bulunduğu illerin düşmana bırakılmaması ve hiçbir devletin koruyuculuğuna sığınılmaması,
    2- Azınlıklara Türkiye’nin egemenlik ve toplum dengesini bozacak ayrıcalıklar verilmemesi,
    3- Sivas Kurultayı’nda alınan kararların benimsenmesi,
    4- Millet Meclisinin İstanbul’da toplanmasının gerekliliği olmadığı,
    Salih Paşa bunu bir türlü hükümete kabul ettirememiştir

    CUMHURİYET:
    İnsanlar bu yönetim şeklinde kendilerini temsil edecek şahısları kendileri seçecekler herkes çoğu konuda özgür kalma hakkına sahip olacaktır

    ULUSAL EGEMENLİK TEMELLERİNE DAYANAN HALK HÜKÜMETİ: CUMHURİYET
    Cumhuriyet rejimindeki bir hükümetin temel ilkeleri:
    1- Hükümet kurmak zorunludur
    2- Geçici olduğu bildirilerek bir hükümet başkanı tanımak ya da bir padişah vekili ortaya çıkarmak uygun değildir
    3- Mecliste beliren ulusal iradenin,yurt alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul etmek temel ilkedir TBMM üstünde bir güç yoktur
    4- TBMM yasama ve yürütme yetkilerini kendi üzerinde toplamıştır

    İLK ANAYASANIN TEMEL MADDELERİ
    1- Egemenlik , kayıtsız şartsız ulusundur
    2- Yürütme gücü ve yasama yetkisi Büyük millet meclisinde belirir
    3- Türkiye Devleti, büyük millet meclisince yönetilir
    4- Büyük Millet Meclisi , iller halkınca seçilen üyelerden kurulur
    5- Büyük Millet Meclisi genel kurulu , Kasım ayı başında çağrısız toplanır
    6- Anayasanın işbu maddelerle çelişmeyen hükümleri eskiden olduğu gibi yürürlüktedir

    Mustafa Kemal ATATÜRK





    ATATÜRK 'ün GENÇLÍĞE HÍTABESÍ


    Ey Türk Gençliği!

    Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilirİstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler Cebren ve hile ile aziz vatanin bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her kösesi bilfiil işgal edilmiş olabilir Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler Millet, fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir
    Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur

    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK




    NUTUK DA GEÇEN ÖNEMLİ KİŞİLER VE ÖZELLİKLERİ

    Abdülkerim Paşa: Mustafa Kemal’in eski arkadaşıdırMustafa Kemal Selanik’te iken O binbaşıdırOnurlu ve milliyetçi bir kişiliğe sahipti
    Abdülmecit Efendi: Padişah Abdülaziz’in oğludur Türkiye Büyük Millet Meclisine halife olarak seçilmiştirHalifelik kaldırılınca yurt dışına çıkarıldı
    Ahmet Rıza: Abdülhamit yönetimine karşı çıkmıştırİttihat ve Terakki cemiyeti-
    nin temsilciliğini yapmıştır
    Ali Çetinkaya Bey: İttihat ve Terakki cemiyetine üye oldu1Dünya Harbine ve Trablusgarp savaşına katıldı1920’de Afyon’dan Milletvekili seçildiBayındırlık bakanlığı,Ulaştırma bakanlığı yaptı 1949’da öldü
    Ali Fuat Cebesoy: Atamızın Harp okulundayken sınıf arkadaşıdırKolordu komutanlığı yapmıştırTerakkiperver Cumhuriyet Partisinin kurucularındandırÜnlü bir asker ve devlet adamımızdır
    Ahmet İzzet Paşa: Osmanlı mareşalidirBazı askeri görevlerde bulunmuştur
    Ali Kemal: Gazeteci ve yazardır Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkmıştırMahkeme edilmek için götürülürken İzmit’te linç edilmiştir
    Ali Rıza Paşa: Osmanlı mareşalidirDamat Ferit’in düşürülmesi üzerine sadrazam olmuştur
    Bekir Sami Bey: Osmanlı da valilik yapmıştırTemsil Heyetine seçilmiştir Dışişleri Bakanlığı yapmıştır
    Celal Bayar Bey: 1883’te doğmuşturİttihat ve Terakki Cemiyetine katıldıİş Bankasının kurulmasında görev aldıMustafa Kemalin çevresine girdiİktisat Bakanlığı yaptı1986’da öldü
    Celalettin Arif Bey: 1875’de doğduAvukatlık yaptıAdalet Bakanı oldu ve 1930’da öldü
    Çerkez Ethem: 1885’te doğdu Düzce , Adapazarı , Yozgat isyanlarını bastırdıKardeşleriyle birlikte isyan ettiyenileceğini anlayınca Yunanlılara sığındı Suriye’ye yerleşti ,1948’de öldü
    Demirci Mehmet Efe: Aydın Nazilli’de doğmuşturEfe olmadan önce demircilik yapmıştırİzmir’in Yunanlılar tarafından işgali sırasında büyük rol oynamıştır
    Halide Edip Adıvar: Ünlü bir yazarımızdırHalkın bilinçlenmesine yardımcı olmuşturAnadolu Ajansının kurulmasında görev almıştırOnbaşı rütbesi almıştır
    Hüseyin Avni Bey: Milletvekillikleri yapmıştırAtatürk’e karşı olanların liderliklerini yapıyordu
    İsmet İnönü Bey: Harp okulunu bitirmiştirUlusal Kurtuluş Savaşında aktif görev yapmıştırLozan Görüşmesinde Heyete Başkanlık yapmıştır Cumhurbaşkanlığı yapmıştırÜnlü asker ve devlet adamımızdır
    Kara Vasıf: Kurmay albaydırSivas Kongresine KatılmıştırÜnlü Karakol Cemiyetinin kurucusudur
    Kazım Özalp: 1882’de doğdu1968’de öldüHarp Okulu mezunudurBalkan ve Birin-
    ci Dünya Savaşlarına katıldıUlusal kuvvetleri örgütlediMillet vekili seçildi Milli
    Savunma bakanlığı ve meclis başkanlığı yapmıştır
    Kılıç Ali Bey: 1899’da doğdu Mülkiye ‘de okuduKurtuluş Savaşında Antep yöre-
    sinde Kuvay-i Milliye’yi kurduAtatürk’ün yakın çevresinde bulundu1971’de öldü
    Köprülü Hamdi Bey: 1886’da doğduSiyasal Bilgiler okulunu bitirdiKaymakamlık
    yaptı 1920’de Anzavur çeteleri tarafından şehit edildi
    4Mehmet(Vahdettin): Osmanlının son padişahıdır1861’de doğduÜlkenin 1Dünya
    Savaşından sonra işgal edilmesine seyirci kalmışdırÜçlü itilafların isteklerini yerine getirmiştirKurtuluş Savaşını desteklemediİngiliz Komutanına mektup yazıp İngiltere’ye sığınmak istediğini bildirdi1926’da öldü
    Sait Molla: İngiliz Muhipleri Cemiyetinin kurucusu ve İstanbul gazetesinin sahibidirAnadolu’daki mücadelenin amansız düşmanıydı
    Tevfik Paşa: 185’de doğup , 1936’da ölmüştürDışişleri bakanlığı ve büyükelçilik yapmıştırOsmanlı da beş kez sadrazam olmuşturOsmanlının son sadrazamıdır
    Yahya Kaptan:İzmit bölgesinde Kuvay-i Milliye’nin güçlenmesini sağladıİstanbul’dan gönderilen askeri güçle yakalanıp şehit edilmiştir

    NUTUK HAKKINDAKİ ELEŞTİRİM

    Nutuk, Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’nı, ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatan Atatürk’ün en mükemmel eseridir Atamız bu eseri bizlere verirken “Geçmişini bilmeyen ,geleceğe ilerleyemez” sözünü esasa almış ve Bize ve inanıyorum ki bizden sonraki nesillere de Türkiye Cumhuriyetinin karşılaştığı güçlükler ve bu zorluklarla nasıl başa çıkmamız gerektiğini göstermiştir Ayrıca Türkiye’nin işgal halinden kurtuluşu için hazırlanan ve Türk Milletinin içten benimsediği mücadelenin ana kesimlerini de çok açık olarak bildirmiştir

    Nutuk’ u okurken bazı yerlere inanamazsınızfakat o inanmadığınız yerlerle ilgili bir yığın belge Nutuk’ ta mevcutturBu şahane eser Osmanlı İmparatorluğunun Düşman güçler tarafından nasıl etkisi altında kaldığı ve kurtulamadığı hakkında da bilgilendiriyor bizleri

    Atatürk bu zaferi silah arkadaşları ve Güçlü bir millet olan Türk milleti sayesinde kazanmıştırZaten kendi de büyük bir alçakgönüllülükle bu olayı “Zafer benim değil Türk Milletinin zaferidir diyerek de vurgulamıştırNutuk adlı eserde de bu geçmektedir

    Atamız bu eşsiz eserini ve yüce Türk Cumhuriyetini biz gençlere emanet etmiştir Bizede bu emaneti Atamızın koruduğu gibi sahip çıkma görevi kalıyorVe bizde bu güzel vatanı bu cumhuriyeti sonuna dek hatta ve hatta kanımızın son damlasına kadar koruyacağız

    Bu muhteşem eseri de her Türk çocuğunun okumasını tavsiye ederim hatta kesinlikle okumalılar Böylelikle Mustafa Kemali akıl , fikir ve azim yönünden örnek alırlar çünkü bu eseri okurken insanın bazen içi titriyor ve o zorluklar içinde yapılan işler inanılmaz geliyor


    “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE”

Sayfayı Paylaş