Okumak ; Ayrıcalıktır.

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Hera. tarafından paylaşıldı.

  1. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.

    o da


    kapıyı ört.
    şu salaş kızıldan kurtar perdeleri.
    üstünü başını boşalt. şu masayı kenara al…
    şişelere değ…dağıt dünyanın sana kalmış yanını

    öfff de…yırtık örtüleri tortop sepete at
    devam et…habersizsin…çünkü
    çekilip odanın içine sığıyorsun…küçücük
    ziftini çektiğin sigara
    ciğerlerini boşaltıyor odaya

    oysa suskun…süratle şarampole çıkmış bir hayatsın…artık
    dengesini senin insafına bırakmış…rüzgar
    saçlarını döverken…sen de bırak
    gün ellerini bileklerinden kanırtsın
    acı badem kokusu yayılsın…her yere…hırsız
    gözlerinin çaldığı şişe
    likörden aksın…çık artık
    çık…o da ortada kalsın

    Ruhi KONAK
  2. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Her çocuk bir Filistindir.

    Bedenim oyundan çok toprağa yaklaşıyor
    acıyan kalbinde bir vatanın
    masallar yok hafızamı süsleyen
    gördüğüm her rüya bahşişidir kanımın

    içimde zerredir gülücük çıkrıkları
    el kadar saraylarda büyüdüm ben
    büyüdükçe çoğalır sandığım oyuncaklarım
    bir anıya hapsoldu ben daha büyümeden

    bir melek korudu çocukluğumu bunca yıl benim
    bulutlar suyla sakındı bir sıkımlık canımı
    tanesi omuzlarda tüy olan ölümlerim
    yığar içime donuk bir insanlığı

    acıdan çıkardım ben bu haylazlığı ey!
    bir yere çarpıyor attığım taş mutlaka
    kayboldum sanıyor beni insanlık heyyy
    kimse bilmiyor bekleyen kim son burçta

    ben bir vatanın kumandanıyım
    yaşına bulandı kalbim annemin gözlerinin
    ıslak bir mendile döküldüm yabancı gözlerden
    karşılığı olmadı kanım bir yudum merhametin

    Çağan Sefa
  3. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    O akşamlar iyi akşamlardı önce

    Şu belini bükmüş yollar karardı önce
    çocukları öldürdü kapkara soğuk eldivenler
    yanlarında olsam yanardım onlara
    küllerim savrulurdu sırtını bir samyeline dayayıp
    pencereleri aşardım surları aşar gibi
    ya da üzerimde tek katlı bir ilkgüz olur
    çıkartırdım takvimlere görünmeden
    üflerdim bir başka ben ile beraber
    o akşamlar iyi akşamlardı önces
    kaybolmazdı ay kaybolmazdı aydınlıklar
    bak gemisiyiz şu titreyen alevin
    bu dalgalar yakıcı bu dalgalar tenimize vuruyor
    ha battık ha batacağız
    çekiliyoruz rıhtımlara dev römorkörlerle
    saatler bir şeyi göstermiyor parmaklar gibi
    uyuşan sadece dizlerim olsaydı şayet
    belki sarılırdım lacivertine göğün
    karanlık fazlasıyla karanlık
    zaman fazlasıyla gece
    o akşamlar iyi akşamlardı önce
    kaybolmazdı ay kaybolmazdı aydınlıklar
    kan topluyor parmaklarım bu kıyımdan
    kör bir talihe bağlı güzel insanlar uykuda
    siz bir serçeye bağlayın şu düşen saçlarımı
    ayaklarımı kaldırın artık yeter süründüğü
    lâl şehirlerde açamayan çiçeklere ağlamanın
    yağmur olup da o sarkmış bulutlardan damlayamamanın
    verdiği acıyı hisseden kimse yok
    sade siyah sade simsiyah
    o akşamlar iyi akşamlardı önce
    kaybolmazdı ay kaybolmazdı aydınlıklar
    kıvrımları leylak kokar yalnızlığımın
    oysa ben tenhalarda bitiveririm çiçeksiz ve yeşil
    sade pervazları kaldı içimin içi boş
    düşmesin diye ellerimi bağladım
    o yabancı ve kızıl ufka
    içtiği şaraptan değil sevdiğinden sarhoş
    gün doğarsa adı yine bugün olmasın
    yarın diyelim bu defa ey korkan ama
    korkusunu yarınlara bırakmış insan
    o akşamlar iyi akşamlardı önce
    kaybolmazdı ay kaybolmazdı aydınlıklar

    Muhammet Karaca

  4. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Yürümek

    Pencerelere çektik geceyi
    Kapılara vurduk pas kokulu kilidi
    Sürme gözlerden düştük…
    Bir sabah vakti gölgesizdik, yürüdük…
    Ay ayağımıza dolandı, güneş boynumuza
    O günden bu yana pas koktu ellerimiz hep.
    Kazanlarda gül kaynattık
    Amber ağacı altında uyuduk
    Irmaklar geçtik boydan boya…
    O günden bu yana pas koktu ellerimiz hep.
    Güneşi gözledi ‘er’ler savaşmak için
    Geceyi gözledi ‘er’ler ağlamak için
    Adın geçti yapraklar arasından,
    Sustuk…

    Atların soluğunda dinledik kaderimizi
    Kaçıncı hicretti bu takvimsiz…
    Ve Cahiliye denilen devr-i daim içinde, hangi zamandı bu?
    Veda toprağın kutsalına
    Veda insanın kutsalına, İbrahim’in mak*****
    Ebabil kuşlarına veda.
    Yürüdük
    Ellerimizde rüzgâr yarası
    Yürüdük…

    Hünkar Karaca
  5. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Ahuramazda

    Yitik bir mevsimdir aşk senin gözlerinde
    eylül kokar
    muzdarip iniltilerle beslenir gamzelerin
    yüzünün kıraç yerlerinde gezinir veya.
    ahuramazda,biraz bakılsan ağlayacaksın.
    Şehre sığmaz giydiğin güzellikle bedenin
    sen ülkeler tahtındasın
    izlerinden tanıdım yolların öyle benimki…
    ahuramazda.
    gece yarılarından sonra anlarım seni
    dilimde karıncalar kaynaşır
    müstesna şiirler yazamam sana
    süleyman dili bildeydim güzel anlatırdım
    utanıyorum
    aşk daha beter ama…

    Çetin ALPAGUT
  6. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Kalem bitince şairlik nereye gider ?

    muhteşem kuşlar, muhteşem kanatlarla uçar
    bin semayı da alsam ayaklarımın altına
    yine de tırtılım,
    en fazla pırtıl
    hep verip alamadığım o meşhur
    sübliminal mesajlar
    kaygımı da aldım güdüyorum.
    Hadi bana bir akıl verin de yapmayayım
    dizerken şiirim yarım kalsın, çaydanlığım yansın
    Yemeğin dibi aklımın dibi
    Bana bir sır verin de tutmayayım.
    Açık konuşuyorum ( parantez aralarım bundan boş )
    Bir cümle yazayım hiç biriniz anlamayın
    Anlamayın havalı oluyor
    furuğ’dan farkım, saçlarımda gezen alnım
    Ama ben şiirleri, müsveddeler boşa gitmesin
    Dilim intihar etmesin diye,
    -hem niye- yazıyorum
    Ben bazen kitaplarımı balkondan
    Kıyafetlerimi çatıdan, kendimi dünyadan
    Aşağı fırlatmak
    istiyorum
    Bir yuvarlansam diyorum yalnışlıkla ya da yalnızlıkla
    Bir masalın tam ortasına, can simidi gibi
    Ve allahım neden?
    On parmağım var da bir tanesinde bile
    hadi bana bir sevap: onu da yok etmek için
    yapamadığım ne varsa elime yüzüme,
    beni ulaşamayacağım yerlere, kendimin uzağına sakla
    sırtımdan uzay yüklü bulutlar geçsin
    kalemim tükenmesin
    bir şiir böyle bitmez ki
    Hani kivi…

    Esma Koç
  7. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Ağzın ne güzel memleket

    Kalkıp yürüdük seninle.
    Kimsenin buna itirazı olmadı.
    İyi ki de bir peygamber değilsin.
    Yenikte olsak, incecik bir boynun var.
    İki kişiyiz.
    Her şeye yetecek kadar çoğuz.
    Birikmiş tüm sulara deniz demek için bile yeteriz.
    Ellerin var sonra, hiçbir işe yaramasa da yanında getiriyorsun onları.
    Gel şöyle soluklanalım az.
    Ağzından bahsedelim.
    Ki tanınmış bir kırmızı olacak bu olsun.
    Bu bize doğanın başka bir oyunu olur olsun.
    Ben diyorum ki yeni bir dil daha öğrenilir ağzında.
    Yanağına al geldim ama niyetim ağzına kalsın.
    Nasılsa bin yıllık bir kölesi değil miyim ağzının.
    Dil aramızda mektepler açtırır.
    Bir tehdit bile oluruz devlete.
    Yürümemizde başka bir dildir diyorum aramızda.
    Kalkalım, oturmaya devam edersek,
    ülkeler arası bir sorun çıkaracağım ağzında.
    Edebiyattan haberi olmayan kabileler bile geleceklerdir.
    Ve bizden silah diye ağzını isteyecekler.
    Kalk, yürüyelim, herkesi düşman ettim bize.

    Ceyhun Konak
  8. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Kararmış gök kadar yalnızım

    Saçlarım kapanamaz bir yara gibi
    Döverken omuzlarımı
    Kımıldamayan
    Ağır
    Kuru
    Canhıraş
    Bu ağrıyı kemirsin diye
    Saçlarıma
    Hırçın
    azgın
    Bir makasın paslanmış dişlerini taradım
    Saçlarım kararmış gök kadar yalnızken
    Kötürüm yüzümü arandım durdum
    Arandım durdum gecikmiş sesinle
    Küflenen
    Yüzümü
    ağlayan bir göçtü yüzüm
    yoktu yüzüm
    çünkü
    Göçmeye
    saçlarından başlıyordu bir kadının
    ağlayan yüzü
    Kederi ağlayan ellerimi
    Saçlarımın uzayan ağrısına
    Ördüm

    Rukiye Bayır
  9. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Kirpiklerin gölgesinde

    Kirpiklerinin gölgesine uzanasım var
    Dilsiz dillerinden öpesim
    Issız kalsın gözyaşların
    Gamzende dirilesim var
    Hiç ölmeyesim
    Kentlerin tenhalığı vurmasın civciv yüreğini
    Lokmacık dudaklarından
    Kirli sözler dökülmesin asfaltlara
    Gözlerin arsız ateşler doğurmasın
    Başıboş heveslerde
    Bırak
    İçi hep boş kalsın
    İncir çekirdeğinin
    Ufak tefek taşkınlıkların olsun
    İsyan bazen lazımdır
    Hem de elzem
    Yüreğini uyutma yavrum
    Sadrını açık tut uçurtmalara
    Kelebekler konduğunda avuçlarına
    Hırçın davranma kanatlarına
    Renkler ve desenlerle yıkan
    Taze bir gusül al usulünce
    Çünkü sever Allah temizleri
    Çokca temizlenenleri
    Ki sen tertemiz bir muştuydun
    Doğumundan çok önce
    Usulca ilişmiştin
    Ademin sülbünden
    Babanın gölgesine
    Kucak kucak sevinç taşıyan ayet
    İman ettik seni verene
    Sorgusuz
    Teslimiyetle

    Asude Bircan
  10. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Başka benden başla

    bazen sabah iplerini balığımsı
    kulaklara dolar
    su düğümleri atılır üç vakti
    öten horozların dillerine
    ben tırnaklarımı gecenin suyuna
    batırır koparırım
    tavanarası kokar burnum bir
    karıncayı uçurunca rüzgar
    karalahana rengine ithaf olunur
    şakaklarım…
    harflerin sayfada bıraktığı
    boşluktan bir aralık bulup kapıyı
    bir kapatsam kibrit çakmaktan
    yorulan iki parmağımı uyuturdum
    uykusuz bir ninenin dizinde
    biliyorsun karga burunlu
    sokaklardan geçtim diye
    iki eli yakamdaydı uykuların
    ikindiye kadar öl gibiydi ellerim
    el gibiydi ölülerimse
    onları mum ışığında ıslatıyor
    sabah güneşiyle yakıyordum,
    kadifemsi çeliklerin taktukalarında
    hişt çiçeklerinin açmasına
    şaşmayın sonra
    çünkü ancak ıslak bir dumanla
    demleniyor çayım
    sol taraftan bir örgücü tüylerimin
    dökülmesine
    isabettiriyor gözlerini şamkşamk
    . .
    ne aydırıcı bir bardaksa elimde
    dökülmesi mümkün halının
    motiflerine
    bunu ben çizmedim ama evimin
    her yerinde
    ne bozdurucu bir desense elimin
    her yerinde
    bir çaput bağlarım belime ve
    çekerim barutları belkemiğimden
    tak tak
    horoz ötmeyi kesince su akmıyor
    damlarından söğüdün
    öt öt horozum bana gözleri aç
    getir
    karınları tok getir diyemem;
    ‘beyaz ekmekten vazgeçtim çünkü
    toprak buğdayı kara veriyor
    ne iş karıştırılıyor her yerde
    sabah okunuyor karışmadan işlere’
    bir bebek gülümserse yüzüm
    onun olur
    bir çocuk ağlarsa huysuzca..
    çikolata verebilirim annesine
    ve
    bana bir perde açma şerefi verir
    mi aydınlık
    yoksa bu perde hiç kalkmayacak
    mı yumruğumdan
    ne çünküyüm ben ellerinde silah
    olmayanların nede süngüyüm
    mermisi biten tüfeklere
    kapıyı açık bıraktığıma takıldılar
    ama sürgü yoktu takılacak
    kumbara sahipleri gibi kırdım kapıyı
    ayakları mıknatıs olanlar daldı içeri
    kargaların süt değmemiş
    gagalarına
    karıncaların el değmemiş
    ayaklarına
    gecelerin uyku sıçramamış
    yakınlığına
    kollarımın köprü olmamış
    uzaklığına
    yapıştılar…
    şarkı söylemek lazım bulutlar
    çekilirken dağlara
    güneş kozasından bir kelebek
    olup çıkarken
    güller şükrederken…
    bin minareli göz çukurlarıma..
    bir gün düşer umarım
    dallarımdan payıma

    Betül Aydın

Sayfayı Paylaş