orhan veli kanık

Konu 'Şairler' bölümünde gece-yagmuru tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. gece-yagmuru

    gece-yagmuru Üye

    Katılım:
    7 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    orhan veli kanık ın edebi yönü
  2. manic_bjk

    manic_bjk Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    14
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Temalarını da umutsuzluk, yalnızlık, tabiat sevgisi ve hâtıraları teşkil eder. 1941′den İtibaren duygudan çok akla hitab eden, ince alay bulunduran, sıradan insanların hayatı*nı, ümitlerini, ümitsizliklerini anlatan, ölçüsüz, yalın üslûp ile ifade edilmiş şiirler söyler. Son şiirlerindi ise. yaşama sevinci ve tabiat sevgisi temasım işler; kafiyi ve edebiyat sanatlarına yer verir. Her şiirinde yalm bir halH Türkçesİ kullanmıştır Nasreddin Hoca fıkraları ile La Fontaine’nin fabllerini naz men söyleyen en başarılı şairdir.
    bu kadr inş. işine zada olsa yarar
  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    orhan veLi kanık-
    kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.

    1 Ocak 1949 tarihinden itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak dergisini çıkarmaya başladı. 28 sayıyı tamamen kendi çabası ile çıkardı. 15 Haziran 1950'ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara'dan ayrılıp, İstanbul'a döndü.

    1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Ölümü, Türkiye'de o güne kadar hiçbir şairin ölümünde görülmemiş bir yankı buldu. Orhan Veli Kanık geniş katılımlı bir cenaze töreninin ardından Rumelihisarı Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir. Eserleri:

    Garip (1941 – Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte)
    Garip (1945 – Yalnız kendi şiirlerinden oluşan genişletilmiş 2. baskı)
    Vazgeçemediğim (1945)
    Destan Gibi (1946)
    Yenisi (1947)
    Karşı (1949)
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş