ORMAN FORMASYONLARI

Konu 'Coğrafya (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    Yağış, sıcaklık ve toprak şartlarının elverişli, yetişme devresinin uzun olduğu her yerde ağaç yetişir. Bunun aksine yağış azlığı ve yetersizliği fazla sıcaklığın sebep olduğu şiddetli buharlaşma ağaç yetişmesini engeller. Aralarında farklar olmakla beraber yeryüzünün büyük kısmı ağaç yetişmemesine uygun şartlardadır. Böyle olunca yeryüzünün büyük kısmının bugün ormanlarla kaplı olması gerekir. Kürenin büyük kısmını bugün ormanlarla kaplı görmüyorsak bu, insanın bitki örtüsüne müdahale etmesinin, diğer bir deyişle ormanları çeşitli sebeplerle ortadan kaldırılmasının, hudutları değiştirmesinin bir neticesidir. Bunun içindir ki orman formasyonlarının bugünkü dağılışı coğrafi eyleme tam uymaz. Yukarıda sayılan şartlar içinde ağaç yetişmesine birinci derecede yağış ve sıcaklık ile bu iki iklim elemanının karşılıklı münasebeti sayesinde ortaya çıkan su bilânçosu tesir ettiğinden bu faktörler orman formasyonlarının belirlenmesinde ve yayılışında büyük rol oynarlar.

    İklim ve toprak şartlarına bağlı olarak gelişmiş başlıca roman formasyonları şunlardır;



    DAİMA YEŞİL TROPİKAL YAĞMUR ORMANLARI



    Tropikal bölgede yaygın olan ve balta girmemiş orman adı da verilen bu ormanlar, içlerine girilemeyecek derecede, yeryüzünün en sık bitki formasyonudur. Yetişme devresi bütün sene devam eden yani daima büyüme halinde olan bu bitki formasyonu, hem tür hemde bitki şekilleri bakımından son derece çeşitlidir. Ot katı, ağaççık katı gibi üç, bazı hallerde dört kattan meydana gelirler. Ağaç boylarına göre kendi aralarında katlar teşkil eder. Çoğunluğu 40–50 m.arasındaki ilk katın üzerinde 60–70 m. ye kadar boylanabilen ikinci ağaç katı bu ormanlarda çok rastlanan bir özelliktir. Yine bu ormanlar, kapalı bir çatı sistemine sahiptirler ve bu yüzden ışığın, ormanın tabanına sızması güçlükle olur. Ağaçlar her tarafta lian denen sarmaşıklar ve ağaçların üzerine yerleşmiş epitiflerle kaplanmıştır. Çapları 20 cm. yi bulan lianlar daha ziyade odunsu, epitiflere ise otsu bitkilerdir. Tropikal yağmur ormanlarının tabanlarında yetişen bitkiler, buraların çok gölgelik oluşu yüzünden az gelişebilmişlerdir.



    Tropikal bölgelerin dağlık kesimlerinde, daima yeşil tropikal yağmur ormanları 3000–3500 m. Ye kadar çıkabilirler. Buralarda da bitkilerin yaşama faaliyeti bütün yıl devam eder. Ancak yükseldikçe sıcaklığın azalmasına bağlı olarak, tropikal bölge dağlarında büyüme daha ağırlaşır ve bitkiler tür çeşitliliğinden kaybeder. Ağaç boyları 15–20 m. yi aşmaz. Bu sonuncu hususta rüzgârın da rolü vardır. Orman en fazla iki kattan, çoğu kere de bir kattan ibarettir. Tropikal dağ ormanlarında sarmaşıklar da azalmıştır.

    Daima yeşil tropikal yağmur ormanları, çok nemli ve kurak mevsimi hiç olmayan iklim kuşağının ormanlarıdır. Küre üzerinde en yaygın oldukları yerler, bu iklimin hüküm sürdüğü Güney Amerika’da Amazon Havzası, Afrika’da Senegal’den Gine körfezine kadar olan saha ile Kongo Havzası ve Cava, Borneo, Sumatra ve Filipin adalarıdır.


    DAİMA YEŞİL SUBTROPİKAL YAĞMUR ORMANLARI



    Bu ormanlar, daima yeşil tropikal yağmur ormanları ile Orta Kuşağın aynı cins ormanları arasında bir geçiş formasyonu teşkil ederler. Ancak sıklık derecesi ve boy bakımından Orta Kuşak ormanlarından ziyade, tropikal yağmur ormanlarına benzerlik gösterirler. Lianlar ve epitifler yine çoktur. Bu ormanları teşkil eden ağaçların boyları çoğunlukla 25–30 m. arasındadır. Subtropikal yağmur ormanları sahasında, araya kuraklığın ve don olaylarının sebep olduğu, kısa bir dinlenme devresi girer. Bunun neticesi olarak, yetişme devresi bütün sene devam etmez. Yetişme devresinin az da olsa kısalması, bu bölgelerde ağaç katında tür zenginliğinin azalmasına sebep olur. Subtropikal yağmur ormanlarının, tropikal yağmur ormanlarından diğer bir farkı, bu ormanların elemanları arasına iğne yapraklı ağaçların girmesidir.



    Daima yeşil subtropikal yağmur ormanları, nemli fakat araya kısa bir kurak devrenin girdiği iklim kuşağının ormanlarıdır. Küre üzerinde yaygın oldukları yerler, tropikal yağmur ormanlarının yakın çevresidir.

    ORTA KUŞAĞIN DAİMA YEŞİL YAĞMUR ORMANLARI



    Orta Kuşağın daima yeşil yağmur ormanları, subtropikal yağmur ormanlarına benzerlik gösteren bir bitki formasyonudur. Çoğunlukla 20–30 m. boyundaki ağaçlardan meydana gelir. Orta Kuşak yağmur ormanlarının karakteristik sarmaşık tipini yine lianlar teşkil eder. Yüksek enlemlere doğru, bu ormanları teşkil eden ağaçların boyları kısaldığı gibi orman katı da azalır; bir yahut iki kata iner. Orman türce de fakirleşir. Bütün bunların sebebi, tropikal yağmurlu ormanlar sahasında hiç görülmeyen, subtropikal yağmurlu ormanlar sahasında ortaya çıkan, fakat kısa süren kurak devrenin, Orta Kuşak’ta devam etmesi ve don olayının artmasıdır. Bu sayılan faktörler Orta Kuşak’ta, yetişme devresinin daha da kısalmasına ve büyümenin ağırlaşmasına sebep olur. Orta Kuşağın daima yeşil yağmur ormanları, küre üzerinde en iyi olarak, Kuzey Yarımküre’sinden çok, Güney Yarımküre’sinde (Güney Şili ve Patagonya ‘da, Tasmanya Adası’nda ve Avustralya’nın güney doğusunda) gelişmişlerdir. Bilindiği gibi, denizlerin fazla yer tutmasına bağlı olarak Güney Yarımküre’sinde don olayları daha az görülür ve kurak devre daha kısadır. Buna karşılık Kuzey Yarımküre’sinde Orta Kuşağında don olaylarının fazlalaşmasına kurak devrenin uzamasına sebep olur ki, Orta Kuşağın daima yeşil yağmur ormanlarının, Kuzey Yarımküre’sinde iyi gelişmemeleri bundan ileri gelir.





    DAİMA YEŞİL SERT YAPRAKLI ORMANLAR



    Daima yeşil sert yapraklı ormanlar, subtropikal bölgelerin kışı yağışlı, yazı kurak geçen yerlerinin bitki formasyonudur. Boyları 15–20 m. yi bulan ağaçlardan meydana gelmiş bu ormanlar, bundan evvel sayılan orman tiplerinden farklı olarak devamlı bir kuşak halinde olmaktan çok, arada boşlukları bulunan parçalı bir bitki formasyonudur. Bu ormanlarda ağaççıklar ve fundalıklar geniş yer kaplar. Ağaçların yapraklarının sertliği, yetiştikleri bölgelerde hüküm süren iklimin bir neticesidir. Yazların kurak geçmesi, buralarda yetişen ağaçların buharlaşmayı azaltmak için yapraklarının sertleşmesine, bazılarının balmumum yahut reçineli maddelerle örtülmesine yahut alt yüzlerinin tüylenmesine, yaprak kenarlarının dikenleşmesine sebep olmuştur. Kışların sert geçmemesi, dolayısıyla don olaylarının olmayışı, ağaçların yaşama faaliyetlerini engellemez. Diğer bir ifadeyle araya dinlenme devresi girmediğinden, yetişme devresi bütün seneyi kaplar. Ancak yazların çok kurak geçtiği ve kışların serinleştiği bazı kesimlerde, belli belirsiz kısa bir dinlenme devresi kendini gösterir. Bu ormanlarda, sarmaşıkları artık, otsu cinsler teşkil ederler. Orman altı sık, fakat yarı kurakçıl karakterdedir.



    Daima yeşil sert yapraklı ormanlar, bu bitki formasyonunun istediği iklim şartlarının (subtropikal yahut Akdeniz iklimi) hâkim olduğu yerlerde görülürler. Bunun içindir ki, küre üzerinde bugün en fazla, Akdeniz İkliminin var olduğu sahalarda yaygındırlar. Akdeniz memleketleri ve Kuzey Amerika’da California bu tür bitki formasyonlarının iyi geliştiği yerlerdir.



    İĞNE YAPRAKLI ORMANLAR



    Bilindiği gibi iğne yapraklı ormanlar da yaz-kış yapraklarını dökmeyen yani daima yeşil ağaçlardan meydana gelirler. Küre üzerinde en geniş yer kaplayan ormanlar bunlardır. Bu ormanların başlıca yayılış sahaları, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarının kuzey kesimleri ile hemen her iklim bölgesindeki dağlık alanların yüksek kısımlarıdır. Adı geçen sahalarda (dağlık alanlar hariç) iğne yapraklı ormanlar, hiçbir bitki formasyonunda görülmeyen devamlılık ve genişlikte kuşaklar teşkil ederler; genişlikleri 1000–2500 km. arasında değişir. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarının en kuzeyinde yer alan tundralar sahasının hemen güneyinden başlayan bu ormanlar, Orta Kuşağın yapraklarını döken ormanlar sahasına kadar devam ederler ve sadece okyanuslara rastlayan kısımlarda kesintiye uğrarlar.



    İğne yapraklı ormanların yayılış gösterdikleri sahalarda şiddetli don olaylarının görüldüğü ve kar örtüsünün uzun süre yerde kaldığı, kışları soğuk, yazları sıcak fakat kısa, kontinental bir iklim hüküm sürer. Bu soğuk ve sert kışlara her ağaç türü dayanamadığından iğne yapraklı ormanlar, türce fakirdirler ve ancak birkaç iğne yapraklı ağaç türünden meydana gelirler. İğne yapraklı ormanlar kuşağının en yaygın iğne yapraklı ağaç türleri ladin(Picea), gök nar(Abies), melez(Larix) ve çamdır(Pinus). Bu sert iklime uyabilen ve iğne yapraklı ağaç türleri içine yer yer karışan başlıca yayvan yapraklı ağaç türleri ise huş ağacı(Betula), kızılağaç(Alnus) ve titrek kavak(Populus tremula) tır. Ladin, gök nar, melez ve çamlardan meydana gelmiş iğne yapraklı ormanlara, Sibirya’da, bilindiği gibi “tayga” adı verilir. Tayga bitki topluluğunun yaygın olduğu sahalarda fizyolojik kuraklık kendini gösterir. Bu sahalarda kâfi derecede yağış olmasına rağmen, senenin büyük kısmında toprak donmuş halde bulunduğundan, bitkiler topraktaki sudan tam olarak faydalanamazlar.



    KIŞIN YAPRAKLARINI DÖKEN ORMANLAR



    Kışın yapraklarını döken ormanlar, Orta Kuşağın kış mevsimi soğuk geçen yerlerinin hâkim bitki formasyonudur. En iyi geliştikleri yerler ise, bu kuşağın her mevsimi yağışlı serin bölgeleridir. Güney Yarımküre’si Orta Kuşağında bu ormanlar geniş bir kuşak teşkil ederler. Kuzey Yarımküre’sinde en yaygın oldukları sahalar Batı ve Orta Avrupa, Kuzey Anadolu, Asya ve Kuzey Amerika kıtalarının doğu kesimleridir. Yetişme devresinin kısalmış olmasına bağlı olarak, bu ormanları teşkil eden ağaçlar, türce çok zengin olmadıkları gibi, boyları da tropikal yahut subtropikal orman ağaçları kadar fazla değildir. Ağaç katı, ağaççık katı ve ot katı olmak üzer çoğunlukla üç katlıdırlar. Kışın yapraklarını döken ormanların çoğunda bir veya iki ağaç türü, o ormanın esas ağacını teşkil eder, diğer türler ise orman içinde dağınık olarak azınlıkta bulunurlar. Mesela Trakya ‘da Istrancalar’ın kuzey yamaçlarındaki kışın yapraklarını döken ormanların esas ağacı kayındır. Kayın, bu ormanlarda hâkim durumdadır. Meşe ve gürgen gibi diğer ağaç türleri, kayın ormanları içinde azınlıkta ve dağınık olarak bulunurlar.



    Kışın yapraklarını döken ormanların, daima yeşil iğne yapraklı ormanlar kuşağıyla temas sahalarında, araya iğne yapraklı ağaç türleri de karışır. Böylelikle bu sahalarda, daima yeşil iğne yapraklı ağaçlarla kışın yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçların bir arada bulundukları değişik bir bitki formasyonu görülür ki, bu tür ormanlara “karışık ormanlar” adı verilir.



    MUSON ORMANLARI



    Muson ormanları, tropikal bölge içinde muson yağmurlarının görüldüğü sahalarda tipik bitki formasyonudur. İçlerinde daima yeşil yapraklı ağaçlar bulunursa da, esas olarak yapraklarını döken ağaçlardan meydana gelirler. Çok gür ve sık oluşları bakımından tropikal ve subtropikal yağmur ormanlarına benzerlik gösterirler. Buna karşılık türce fakir ve çok katlı olmamalarıyla onlardan ayrılırlar. Muson ormanları en çok iki katlıdır. Üst kat, su istekleri yüksek yahut orta derecede olan ve yapraklarını döken ağaçlardan meydana gelir. Alt kat ise kurakçıl ve her zaman yeşil yapraklı ağaçlardan müteşekkildir.



    Muson ormanları, yıllık yağış tutarının 1000–1500 mm. Civarında olduğu yerlerde daha kurakçıl bir karakter taşırlar ve bu gibi yerlerde kuru ormanlara doğru bir geçiş teşkil ederler. Yıllık yağışı 1500–2000 mm. Arasında olan muson sahaları ise nemcil muson ormanlarıyla kaplıdır ve buralarda tropikal yağmur ormanlarına geçilir.



    Muson ormanlarının küre üzerinde yaygın oldukları yerler, Musonlar Asyası (Hindistan, Hindi çini, Avustralya’nın kuzeyi ve kuzeydoğusu) dır. Adı geçen yerlerde muson ormanları bütün bölgeyi kaplamaktan ziyade, muson yağmurlarını alan yamaçlarda gelişmişlerdir. Buna karşılık aynı sahalarda muson yağmurlarına karşı olmayan yerler, muson ormanları ile tezat teşkil edecek derecede fakir olan kuru olan ormanlarla yahut savanlarla kaplıdır. Mesela Hindistan’da kıyı dağları ile Himalayaların güneye bakan yamaçları kesif muson ormanları ile kaplı olduğu halde, iç kısımda bulunan ve dolayısıyla muson yağmurlarını almayan Dekan yaylasında ancak savanlar gelişebilmiştir. Muson ormanlarının hâkim ve tipik ağacı Teak ağacıdır.



    TROPİKAL VE SUBTROPİKAL KURU ORMANLAR



    Tropikal ve subtropikal bölgelerin, 5–6 ayı kurak geçen ve yıllık yağış tutarı 800–1200 mm. civarında olan yerleri, kışın yapraklarını döken kuru ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar türce fakirdirler. Ağaçların boyu çoğunlukla 8–10 m. yi geçmez. Gövdeleri kısa, çok dallanmış ve top ağaç biçimindeki bu ağaçlarda gelişme uzunluğuna olmaktan çok, genişliğinedir. Kuru ormanlar, ağaç ve çalı katı olmak üzere en çok iki katlıdırlar. Üst kat yapraklarını döken ağaçlardan, alt kat ise daima yeşil çalılardan meydana gelir. Orman altı ağaççıkları ya hiç yoktur yahut dikenli çalılıklar halindedir. Lian ve epitifler bu ormanlarda görülmezler.



    MANGROV ORMANLARI



    Nemli tropikal bölgelerin sığ deniz kıyılarında ve bataklıklarında gelişmiş ve çok sık ağaçlardan meydana gelmiş bitki formasyonuna “mangrov ormanları” denir. Mangrov ormanları, adı geçen sahalarda tuzlu çamurlar içinde büyürler; buralardaki ağaçların boyları 10–15 m. yi bulur. Küre üzerinde yaygın oldukları yerler tropikal yağmur ormanları sahasıdır.







    GALERİ ORMANLARI



    Akarsu boylarında, devamlı bir şerit halinde uzanan ormanlara “galeri ormanları” denir. Bunlar çoğunlukla daima yeşil yapraklı ağaçlardan meydana gelirler. Boyları daha kısa olmakla beraber tropikal ve subtropikal yağmur ormanlarında görülen ağaçların özelliklerini taşırlar. Onlar gibi gür, sık ve türce zengindirler; lian ve epitifler çoktur. Yetiştikleri yerlerde toprak, kalın bir çamur tabakasından müteşekkildir. Yeryüzünde en iyi olarak görüldükleri yerler, Gine Körfezi ile Sudan arasında kalan sahadır. Buralardaki galeri ormanlarının hâkim ağaç türünü, palmiyeler teşkil eder.



    Tropikal ve subtropikal bölgelerin yukarıda belirtilen galeri ormanları dışında, Orta Kuşağın orman örtüsünden mahrum yerlerinde de akarsular boyunca galeri benzeri ormanlar mevcuttur. Ancak bunlar esas galeri ormanlarından farklıdırlar. Bu ikincilerde akarsu boyunca uzanan ağaç şeridi daha dar ve türce daha fakirdir. Galeri ormanlarında, daima yeşil yapraklı ağaçlar hâkimken, bunlarda geniş yapraklı ve kışın yapraklarını döken ağaçlar çoğunluktadır. Epitif ve lianlar yoktur. Bundan dolayı Orta Kuşağın bu tür ormanlarını, galeri ormanı yerine, akarsu boyu ormanları diye adlandırmak daha doğru olur.

    BATAKLIK ORMANLARI



    Taban suyunun yüzeye çıktığı yahut üstte geçirimsiz tabakaların bulunduğu ve bu sebepten zeminin daima nemli olduğu yahut çukur sahaların zaman zaman su baskınlarına uğradığı yerlerde gelişmiş, gür ve boylu bitki formasyonuna “bataklık ormanları” denir. Bu tip ormanların asıl geliştikleri sahalar, tropikal yağmur ormanlarının bataklık kısımlarıdır. Bununla beraber, türce fakirleşmiş olarak Orta Kuşağın bataklı sahalarında da geniş yer tutarlar.



    Trakya’nın Karadeniz kıyılarında İğne ada ile Midye arasında, ağızları kumullarla tıkanarak göl ve bataklık haline gelmiş nemli vadi tabanlarında bu tip bataklık ormanları mevcuttur. Başlıca ağaçları; kızılağaç(Alnus), dişbudak(Fraxinus), karaağaç(Ulmus) ve söğüt(Salix) olan ve içlerine girilemeyecek kadar sık bir orman altına sahip bu ormanlara “Longos” adı verilir.

Sayfayı Paylaş