orta asya uygarlığı,mısır,iran,çin hint uygarlıklarının özellikleri

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 9. Sınıf' bölümünde an4gel tarafından paylaşıldı.

  1. an4gel

    an4gel Üye

    Katılım:
    18 Mart 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    arkadaşlar 9.sınıf tarih kitabından 48 49 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 özellikleri maddeler halinde acil lazım yarına kadar :cry::cry::cry:

  2. --LeGoLaS--

    --LeGoLaS-- Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    Bu orta asya uygarligi

    Orta Asya'da kurulan kültür merkezlerinin tarihi m.ö.5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Burada yapılan kaılar sonucu Yontma Taş Çağına uzanan gelişmiş kültür bölgeleri ortaya çıkarılmıstır. Kazılarda elde edilen bulgular bu kültürlerin Orta Asya'da kurulan Türk devletlerini birçok yönden etkilediği alasılmıştır.

    Anav kültürü Türkistan'da Aşkabat yakınlarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış en eski kültürdür. Afanesyevo kültürü ise Altay - Sayan dağlarında kuzey batısında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Türklerin en eski kültürüdür. Andronova kültürü, Hazar Denizi'nin kuzeydogusundanUral Dağlarına kadar uzanan bölgede en geniş yayılma alanına sahip kültürdür. Tunçtan ve altından yapılmıs eşyalar ilk defa bu kültür bölgesinde bulunmuştur. Bu bölgede yapılan kazılarda ok ucları, iğne, bilezik, küpe, tarak vb, eşyalar buşunmuştur.

    Bu mısır !

    Mısır Uygarlığı

    Uygar toplum biçimlerinin İ.Ö. 2500 dolaylarından önceki dönemde yayılması son derece özel coğrafya koşullarını gerektirdi. Uygar zanaat ve bilgi düzeylerine ulaşmak için gerekli olan uzmanlar ordusu, yalnızca sulama yapılabilen ırmak vadilerinde, o tarihlerde bilinen tekniklerle beslenebilirdi. Sümer'e oldukça yakın çevrelerde bulunan birkaç küçük ırmak, bu özel koşulları yerine getirdi.

    Örneğin Ürdün Irmağı ve bugün denize yakın bir yerde Dicle'ye karışan, ama eski zamanlarda doğrudan Basra Körfezi'ne akan Karun Irmağı kıyıları boyunca çok eski kentlerin doğduğu görüldü. Arkeologların ilerde başka yerlerde bunlara benzeyen öteki kentleri de gün ışığına çıkarmaları olasılığı var. Ancak bu ırmak vadileri, büyük toplumların ülkeleri haline gelme yolunda, Sümer'le ya da Nil ve İndüs vadilerinde birbiri ardı sıra ortaya çıkmakta olan öteki eski uygarlıklarla karşılaştırılamayacak kadar küçük yerlerdi.

    1930'lara kadar Mısır'ın yeryüzünün en eski uygarlığı olduğuna inanıldı. Fakat günümüzün Mısırbilimcileri, eskiliği ilk olarak 1920'lerde ortaya çıkarılan Sümer'in Mısır uygarlığından önce doğduğu konusunda görüş birliği içindeler. Yukarı Mısır'la Aşağı Mısır'ın Kral Menes yönetiminde birleştirilmesi, Mısır tarihinin geleneksel başlangıç noktası olarak alınır. Bu birleşmenin gerçekleştiği İ.Ö. 2850 dolaylarında, Sümer kentleri birkaç yüz yıllık gelişme dönemlerini geride bırakmıştı bile.

    Sümer'in Mısır uygarlığının gelişmesinin ilk evreleri üzerindeki etkilerinin, küçük, fakat şaşmaz izleri saptanmıştır. Bu nedenle, Basra Körfezi'nin başından yola çıkan denizcilerin, Arabistan kıyılarını dolaşıp Kızıldeniz'e ulaşmaları ve burada dar Nil Vadisi'nde oturan halklarla karşılaşmaları olası görünüyor. Sümerlilerin o tarihlerde bildikleri tekniklerin ve düşüncelerin, aşağı Dicle-Fırat bölgesindeki çevreye benzer bir çevre içinde yaşayan eski Mısırlılar için özel bir önemi vardı. Menes'in yaşadığı tarihlerde Mezopotamya'da sulama, metalürji, yazı, saban, tekerlekli araçlar ve anıtsal yapılar ortaya çıkmış bulunuyordu. Bunların hepsi, son derece hızlı bir öykünme ve uyarlanma süreciyle, Mısırlıların yararlanacakları biçime sokuldu.

    Mısır'ın siyasal birliğinin gerçekleşmesi, Sümer araç takımının içindeki öğelerden Mısır yerel gelenekleriyle ya da coğrafya koşullarıyla uyuşmayanların bir yana bırakılarak, Mısır'a uygun görülenlerin hızla benimsenmesi sürecini daha ileri noktalara taşıdı. Bir başka deyişle, Mısır uygarlığı, kendine özgü biçem (üslup) birliğiyle ve kurumsal yapısıyla, hızla ortaya çıktı. Mısırlıların Sümer deneyiminden yararlanabilmelerinin sağladığı üstünlükle, Mezopotamya'da bin yıl ya da daha uzun bir sürede olanların Mısır'da gerçekleştirilebilmesi için bunun yarısı kadar az bir süre yetti.

    Mısır ve Sümer toplumsal yapıları arasındaki önemli farklılıklar, Mısır uygarlığını hem daha yetkin hem daha dayanıksız kılan farklılıklardı. Mısır'da her şey tanrı-kralın yani Firavun'un sarayı çevresinde odaklaştı. Sümer'de, tanrıların, gereksinimleri, karakter özellikleri ve davranışları bakımından insanlara benzedikleri sanılmakla birlikte, göze görünmez olduklarına inanılmıştı. Mısırlılar ise, krallarının bir tanrı olduğunu ilan ettiler.

    Kendisi ölümsüz olduğu gibi, öteki insanlara da ölümsüzlük bağışlayabilirdi. Bu inancın altında Firavun'a boyun eğilmesini sağlayacak güçlü bir güdüleme yatar. Çünkü değerbilir bir tanrı-kraldan, bu dünyada kendisine iyi hizmet etmiş olanları, kendi tanrısal ölümsüzlüğü sırasında sadık hizmetçileri olarak yanında bulunmalarına izin vererek ödüllendirmesi umulabilir. Öte yandan Firavun'a karşı çıkmanın cezası öteki dünya yaş***** ilişkin tüm umutların yitirilmesi anl***** gelecektir.


    Bu hint

    Hindistan, Çin’den sonra dünyanın en kalabalık ülkesidir. Dünya üzerindeki en eski uygarlıklardan birine sahip olan Hindistan’ın ilk dönem tarihine ait bilgiler arkeolojik verilere dayanır. Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, İndus Vadisi’nin batısında M.Ö. 3500′lerde yaşamış yarı göçebe topluluklar ortaya çıkmıştır. Daha sonra toprak ekiminin gelişmesiyle M.Ö. 2500′lü yıllarda yerleşik köy yaş***** geçilmiştir.

    M.Ö. 2300′lerde İndus Vadisi çevresinde gelişmiş kentlerin ortaya çıktığı bir uygarlık yükselmiştir. Bu dönemde düzenli bir plâna göre kurulan kentlerde, evlerin yanı sıra, tapınak, hamam, dükkân ve atölye gibi yapılar bulunuyordu. İndus Irmağı’nın çevresindeki verimli ovalarda buğday, arpa, pirinç, hurma, susam, kavun ve pamuk yetiştiriliyordu. Ayrıca, komşu uygarlıklarla ticaret de yapılıyordu. İndus bölgesinin uygarlık merkezi olma özelliğini kaybetmesinin ardından, Ganj Vadisi’ne yönelik göçlerle yeni bir uygarlığın temelleri atıldı. Burada kabile sisteminin yerleşmesiyle birlikte, toprak sahibi kralların, rahiplerin ve aristokrat sınıfının önemi arttı. Bu dönemde kast sistemi biçimlenmeye başladı. Kast sisteminde toplumsal sınıfları; brahmanlar (din adamları), kşatriyalar (asker ve asiller), vaysiyalar (sanatçı, tüccar ve köylüler), südralar (işçiler) ve paryalar (köleler) oluşturmaktaydı.

    M.Ö. 6. yüzyılda büyük din reformcusu Buda, yeni bir inanç sistemi geliştirdi. Ona göre ruhun ölümsüzlüğünü sağlamak için, karşılık beklemeden iyilik yapmak, temiz yürekli olmak ve maddî tutkulardan uzak durmak gerekiyordu. Buda’nın yeni öğretisi tüm Hindistan’da hızla yayıldı. Budacılık misyonerler aracılığıyla Çin, Tibet ve Tayland gibi ülkelere de yayıldı.

    Eski Hint uygarlığı, M.S. 4. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar egemen olan Gupta krallarının küçük krallıkları ortadan kaldırmasıyla geniş bir alana ulaştı. Guptalar, 6. yüzyılda Orta Asya’dan gelen Hunların saldırısına uğradı. Bu saldırı sonucunda Guptalar zayıfladılar. Bu kargaşa ortamında Racput adı verilen “kralların oğulları”, yönetimi ele geçirdi. Racputlar kendi aralarında iyi anlaşamadıklarından, sürekli birbirleriyle mücadele ediyorlardı. Racputların kendi aralarındaki mücadelelerinden dolayı Kuzey Hindistan, dışarıdan gelen saldırılara karşı savunmasız kalıyordu. Bu durumdan yararlanan Gazneliler 10. yüzyılın ikinci yarısında Hindistan’a girdiler. Gazneli Sultan Mahmut, Hindistan’a düzenlediği seferler sonucunda burada büyük bir devlet kurdu. Bu seferler sonucunda İslâmiyet Hindistan’da hızla yayıldı. Gaznelilerden sonra Gurlular Hindistan’a uzun süre egemen oldular.

    1526 yılında Babür Şah’ın Kandehar’dan Bengal’e kadar olan sınırları ele geçirmesiyle Hindistan’da Moğol kökenli Babür egemenliği başlamış oldu. Babür Devleti’nin en ünlü hükümdarı olan Ekber zamanında devletin sınırları genişledi. Ayrıca, Müslüman ve Hindu halklarını birbirine kaynaştırmaya çalıştı. Ekber’in torunu olan Şah Cihan’ın Agra kentinde yaptırdığı Tac Mahal dünya kültürel mirasının en önemli eserleri arasındadır. Babür Devleti’nin sonlarına doğru Müslümanlar ile Hindular arasında anlaşmazlıklar çıktı. Bu anlaşmazlıklar sonucunda zayıflayan Babür Devleti yıkıldı.


    Bu iran

    İRAN UYGARLIĞI

    A) Medler
    1. Aslen Avrupa kökenli bir kavim olup, bölgede ilk kültürü oluşturdular.
    2. M.Ö. 550'de Persler tarafından ortadan kaldırıldılar.
    B) Persler
    1. Avrupa kökenli bir kavimdir
    2. Ülke yönetimi merkezi ve mutlak monarşiye dayanıyordu.
    3. Kral, tanrı Ahuramazda'nın yeryüzündeki temsilcisi.
    4. Ülke toprakları Satraplık denen eyaletlere ayrılır ve başlarına merkezden bir vali gönderilirdi.
    5. İlk divan teşkilatını kurdular.
    6. Mezopotamya'dan aldıkları çivi yazısını kullandılar.
    7. İlk posta ve istihbarat teşkilatını kurdular.
    8. Mısır, Mezopotamya ve Anadolu kültüründen etkilendiler.

    9. Zerdüştlük (Mecusilik) denen bir dine inanıyorlardı.
    10. Mezopotamya ve Mısır'ın tam***** Hindistan'ın bir kısmına hakim oldular.
    11. Anadolu'yu egemenlik altına alıp İyon şehir devletlerini ele geçirmek istemeleri İskender'in Pers (İran) seferine çıkmasına neden oldu.
    12. Bu sefer sonunda da Persleri M.Ö. 330'da Büyük İskender yıktı.

    C) Sasaniler
    İran'da kurulan üçüncü devlet olup Hz. Ömer zamanında sona erdiri


    Buda Çin

    Çin dünyanın en uzun tarihine sahip devletlerindendir. Çin'de ilk uygarlık Çov (Chou) hanedanı tarafın*dan kurulmuştur. M.Ö. 2000 Çin'de birlik sağlanmıştır.
    · Temelinde Türk, Moğol, Tunguz ve Tibetlilerin et*kisi vardır.
    · Araba, Tunç ve çömlek yapımını Türklerden öğ*renmişler, Türk askerlik sisteminden etkilenmiş*lerdir.
    · Maden az olduğu için porselen sanatı oldukça ilerlemiştir.
    · ipek ve ipek böcekçiliği alanında ilerlemişlerdir.
    · M.Ö. XIV. yüzyılda yazıyı kullanmaya baş*lamışlardır.
    · M.Ö. XI. yüzyılda mürekkebi bulmuşlar ve ya*zılarını ipek üzerine yazmışlardır. M.Ö. 105 yı*lında kağıdı icat eden Çinliler, M.S. 650 yılında ise tahta baskı kalıpları ile ilk matbaayı kur*muşlardır.
    · Barut ve pusula Çinliler tarafından icat edilmiştir.
    · Tao, Lao-çe, Konfiçyüs ve Budizm en yaygın din*lerdir.
    · Halk soylular ve köylüler olmak üzere ikiye ayrılır.
    · Budizm tapınakları ve Çin Şeddi, Çin'e ait dünya*ca ünlü eserlerdir.
    · Asya kıtasının Paleolitik Döneme ait en eski in*san fosilleri Çin'de bulunmuştur.
    · Neolitik devirde tarıma dayalı bir kültür oluşmuş*tur. (M.Ö. 4000)
    yağmur_97, sisisisi33, feyza beyza ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  3. --LeGoLaS--

    --LeGoLaS-- Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    Çok Uzun oldu.İşine yaramistir umarim :
    sisisisi33 bunu beğendi.
  4. nanatam

    nanatam Üye

    Katılım:
    14 Ekim 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    orta asya uygarlıklarının isimlerini madde olrak yazar mısın LÜTFEN ( arkadaşımı buraya yönlendiricem de ) :eek::eek:
    sisisisi33 bunu beğendi.
  5. 12 dev adam

    12 dev adam Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2010
    Mesajlar:
    38
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    1. ötüken hangi türk devletlerine başkent olumştur?
    2.istemi yabgunun türk tarihindeki önemi?
    3.roma siyasi tarihi hangi aşamalardan geçmiştir?
    4.roma imparatorluğunun günümüz uygarlığına katkıları nelerdir?
    5.mezpotamya uygarlıkları nelerdir?
    6.tarih niçin bölümlere yada çağlara ayrılarak incelenmiştir?
    yerleşik hayata hangi devirde geçilmiştir?
    7.kask sisteminin önemi nedir?

Sayfayı Paylaş