Orta asyadan günümüze türk dili

Konu 'Türkçemiz' bölümünde Moderatör Gül tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0

    ORTA ASYADAN GÜNÜMÜZE TÜRK DİLİ




    Türk edebiyatı; Türk dilinin yarattığı edebiyattır. Türk dili ise, Orta Asya’daki ana yurdundan dünyanın her yanına dalga dalga yayılan, sayısız büyük devletler kuran, tarihin gidişine defalarca yön veren; bugün Balkanlardan Çin içlerine kadar yerleşmiş bulunan büyük Türk ulusunun konuştuğu dildir. Böyle bir dilin yarattığı edebiyatın da doğal olarak, çok büyük ve çok geniş olması gerekir.
    Türk edebiyatı; Türk dilinin varlığıyla yaşıttır. Türkçe, edebiyatımızın temelidir. İlk çağlardan bu yana Türklük dünyası, ulusal diline sıkı sıkıya bağlı kalmıştır.
    Orta Asya’dan dünyanın dört bir yanına dağılan, akınlarla göçlerle Avrupa içlerine dek ilerleyen Türkler, öz yurtlarından uzaklaştıkça dillerinde de değişmeler, karışmalar olmuştur.
    Başlangıçtan zamanımıza değin gelen, Türkçe söylenmiş, Türkçe yazılmış tüm sanatlı metinleri, sözlü ve yazılı edebiyatımızın kaps***** alabiliriz.
    Türk dili; ana kaynağından bugünkü şivelerine varıncaya kadar birçok gelişme dönemleri göstermiştir: Altay; En eski Türkçe; Hun, Hazar Türk lehçelerini içerisine alan İlk Türkçe dönemleri gibi. Bunlar hakkında hiçbir edebi bilgimiz yoktur. Bugünkü Türk edebiyatına kaynaklık eden dönemler:
    Eski Türkçe; bu dönem hakkında elimizde bol bilgi vardır. «Göktürk – Uygur Türkçesi» dediğimiz bu dönem, zaman bakımından V. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar devam eder.
    Orta Türkçe; «Müşterek Orta Asya Türkçesi»nin hüküm sürdüğü bu devir; Karahanlılar, Selçuklular, Moğollar ve Osmanlılar zamanına rastlar. Bu dönem, X. – XV. yüzyılları içine alır.
    Yeni Türkçe; Osmanlı, Çağatay, Özbek, Azeri edebiyatlarını meydana getiren bu Türkçe XV. – XX. yüzyıllar arasında konuşulan Türkçe’dir.
    Modern Türkçe; bugün bütün Türk halkları ağzında yaşayan Türkçe’dir. Türkçe, dünyada konuşulan diller arasında, konuşanların sayısına göre Çince, İngilizce, Hintçe, İspanyolca, Almanca, Rusça, Japonca, Arapça ve Bengalce’den sonra 10. sırayı almaktadır. Türkçe konuşanlar; Fransızca, İtalyanca, Portekizce... konuşanlardan daha fazladır.
    Bugün, Orhun’dan Tuna boylarına, Adriyatik kıyılarından Himalaya eteklerine, Çin seddinden Alaskalara, Kuzey denizinden Hint Okyanusu’na değin uzanan geniş ülkelerde Türkçe konuşarak anlaşabiliriz.
    Türkiye Türkçesi; eski Anadolu Türkçesi, Osmanlıca’dan sonra, İstanbul Türkçesi temel olarak alınan Türk yazı dilidir. Eski Anadolu Türkçesi, Selçuklular, Anadolu beylikleri, ilk Osmanlıların yazı dili; Osmanlıca ise İstanbul’un alınışından Türkiye Türkçesine geçiş, yazı dilini konuşma diline yaklaştırmak gayesinden doğmuştur.
    Cumhuriyet çağı; Türkçemizin temiz örnekler kazandığı; Arapça, Farsça tamlamalardan arındığı; cümle yapısının büyük bir aydınlığa kavuştuğu, kısa, derli toplu, yanlışsız bir duruma geldiği çağdır. Yazmakta, konuşmakta olduğumuz Türkiye Türkçesi, bugün, tam bir özleşme, güzelleşme ve gelişme içerisindedir.
    Sanat, bireyi toplumsal yapar. Sanatın bir kolu olan edebiyatta bireyin toplumlaşmasını sağlayan «dil»dir. Bir ulus kendi edebiyatını anlamak için bir başka dil öğrenmek zorunda bırakılamaz. Temiz Türkçe örnekler üzerinde çalışmakla dilimizi zenginleştirebiliriz.
    Türk, kendi öz dilinin sütüyle beslenmedikçe, insanlığa seslenen yapıtlar veremez. Dilimiz; her geçen gün, çeşitlenen insan ilişkilerini yansıtabilecek biçimde zenginleştirmekte, akıcılık kazanmaktadır.
    Murat AKSOY bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş