Osmanlı Merkez Teşkilatı

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde DWL tarafından paylaşıldı.

  1. DWL

    DWL Üye

    Katılım:
    27 Ekim 2007
    Mesajlar:
    339
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    16

    OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

    MERKEZ TEŞKİLATI

    PADİŞAH

    A)-PADİŞAHLARIN BAŞA GEÇMESİ (VERASET SİSTEMİ):

    Osmanlı Devletinde kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural yoktu. Osmanlı ailesinin bütün erkekleri taht üzerinde hak sahibi idiler. Onun için padişah ölünce oğullarının hangisinin tahta geçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili grupların(ümera,ulema vb.) tercihleri önemli rol oynuyordu. Eski Türk Devlet geleneğinden kaynaklanan bu sistem(Kut anlayışı)taht kavgalarına neden oluyordu.

    Veraset Sistemindeki Değişmeler:

    * Fatih Sultan Mehmet bu sakıncayı ortadan kaldırmak için tahta geçme yöntemini belirleyen bir kanunname düzenledi.

    Bu kanunla Fatih'in amacı:

    1 -Taht kavgasına son vererek,ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak,

    2- En GÜÇLÜ olanın padişah olmasını sağlamaktı.

    * I.AHMET zamanında yapılan değişiklikle EN YAŞLI ve AKILLI olanın (EKBER VE ERŞED) padişah olması esası benimsendi.

    AÇIKLAMA: Ekberiyet sistemi Şehzadeler arasındaki rekabet duygusunu ortadan kaldırması bakımından OLUMSUZ,taht kavgalarına son vermesi bakımından da OLUMLU sonuçlar doğurmuştur.

    B)-PADİŞAHLARIN YETİŞMESİ:

    16. yüzyılın sonlarına kadar şehzadeler 14-15 yaşlarına gelince, Anadolu’daki sancaklara SANCAKBEYİ olarak gönderilirlerdi. Burada bir LALA'nın yanında devlet yönetiminde tecrübe kazanmaları sağlanırdı.

    NOT: Lala'yı Büyük Selçuklular'daki ATABEYLERE benzetebiliriz.

    III. Mehmet'ten sonra şehzadelerin SANCAĞA ÇIKMA usulü kaldırıldı. (Şehzadeler sarayda KAFES HAYATI yaşadılar.)

    C)-PADİŞAHLARIN ÜNVANLARI:

    Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında başta bulunan hükümdarlara BEY denilmiştir. Yine Hristiyanlara karşı savaştıklarından GAZİ de denilmiştir.(Örneğin:Osman bey,Osman Gâzi,Orhan Bey,Orhan Gâzi gibi..) Hükümdarların aldığı diğer başlıca ünvanlar; Han, Hakan, Hünkâr, Sultan ve genellikle Padişah'dır.

    NOT: Yavuz Sultan Selimin 1517 Mısır seferi sonucu HALİFELİK Osmanlı padişahlarına geçmiştir. Böylelikle Osmanlı hükümdarları padişah olarak Devletin Başı, halife olarakta müslümanların başı olma özelliği taşımışlardır.



    SARAY

    Padişahın hem özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray ENDERUN ve BİRUN olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.Bu iki bölüm BAB'ÜS-SAADE(Orta kapı) denilen kapıyla birbirine bağlanmıştı.

    1)- ENDERUN :padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetine bakan güvenilir kimselerin bulunduğu hizmet ve eğitim odaları ve harem bulunuyordu. Enderundaki odalar şunlardır:

    a)-HASODA:padişahın günlük hizmetine bakarlardı.

    b)-HAZİNE ODASI:padişahın özel hazinesine bakarlardı.

    c)-KİLER ODASI:Yemek ve sofra hizmetlerini yaparlardı.

    d)-SEFERLİ ODASI:Berber, terzi, müzisyen gibi görevliler bulunurdu.

    Enderun, devlet adamı yetiştiren ve bugün bile dünyada benzerine pek rastlanmayan bir yüksek okuldu. Enderun talebesi, uzun süreli bir eğitim ve öğretimden sonra, devlet kademelerinden birinde görev alırdı.



    Devşirme usulüyle toplanan oğlanlar, Acemi oğlanlar ocağına götürülmeden önce, içlerinden seçilenler Topkapı sarayına alınarak, sıkı bir disiplin altında yetiştirilirlerdi. Bunlara dini bilgiler, Arapça, Farsça gibi dersler ve pratik el sanatları öğretilirdi.Bunlara İÇOĞLANI denilirdi. Amaç saraya alınan bu içoğlanlarını gerçek bir dindar, devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli bir kişi olarak yetiştirmekti. Hasoda, kiler odası, hazine ya da seferli odalarında hem hizmet ederler, hemde eğitim ve öğretimlerini sürdürürlerdi. Daha sonra ÇIKMA denilen bir atama usulüyle Birun da görevlendirilir, bu odaların başındaki ağalar da sancak beyliği gibi önemli görevlere tayin edilirlerdi.

    ENDERUN TALEBESİ





    HAREM: Sarayda kadınların yaşadığı bölüme denirdi.Saraya alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkı bir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa Çıkma ile saray dışında görevlendirilen Kapıkullarıyla evlendirilirlerdi.



    Darüssaade Ağası (Kızlar Ağası)

    Kızlar Ağası, Cüce ve Ak Ağa
    Osmanlı Sarayında Harem-i Hümayun'un amiriydi. Bu siyahi hadım, aynı zamanda Haremeyn ( Mekke ve Medine ) vakıfları ve selatin camilerin işlerinede nezaret ederdi.
    Ak Ağalar, Babüssaade'yi beklemeye memur beyaz hadımlardı




    2)- BİRUN: Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndaki görevliler ve teşkilatları şunlardı:





    a)-Yeniçeriler

    b)-Altı Bölük halkı (sipahiler, silahdar, sağ ve sol garipler, sağ ve sol ulûfeciler.)

    c)-Topçular ve Cebeciler





    Yabancı ( Melchior Lorck'un ) çizgileri ile bir yeniçeri

    Ulufeci

    d)-Mehterler



    Mehterhane, musikiye meyilli olanların yetiştirildiği okuldu. Buradan yetişenler, mehter takımında görev alırlardı. Soldan sağa: Baş Mehter, Zilzen, Boruzen, Mehter Başı, İçoğlan Başçavuşu.




    e)-Müteferrikalar: (Enderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları, devlet ileri gelenlerinin çocukları.) Birunda başka görevlilerde vardı. Başlıcaları:

    Padişah Hocası: Şehzadelerin eğitimiyle meşgul olur.

    Hekimbaşı: Cerrahbaşı da denilen doktor.

    Çavuşlar ve Çavuşbaşı: Haberleşme ve elçilik görevini yapar.





    Ayrıca Müneccimbaşı, Mimarbaşı, seyisler, okçular, rikabdarlar, Darbhane emini vb...

    Üstün başarı gösterenler, saray dışındaki görevlere atanarak ödüllendirilirlerdi.





    Müneccimbaşı

    Para basımı ile ilgili işleri yürüten Darphane Emini


    NOT: Osmanlılar'da ilk saray Bursa da yapılmıştı. Başkent Edirne olunca burada daha büyük bir saray yapılmış, İstanbul'un fethiyle Fatih Beyazıt'taki mevcut sarayda oturmuş, buranın yeterli gelmemesi üzerine aynı yerde başka bir saray yaptırılmıştı. Eski Saray denilen bu sarayın da yeterli olmaması üzerine Topkapı Sarayı (yeni saray) yapılmıştır. Padişahlar 19. yüzyıla kadar burada oturmuşlar, 19. yüzyılda Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız sarayları yapılmıştır.

    Zülüflü Baltacı: Osmanlı ordusu sefere çıktığında otuz kadar baltacı devamlı olarak sancak-ı şerif altında Kur'an-ı Kerim okurlar; din düşmanlarının kahrı ve Müslümanlar'ın muzafferiyeti için dua ederlerdi.




    DİVAN-I HÜMAYUN

    Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divan-ı Hümayun önceleri DİVANHANE'de toplanırken, Kanuni zamanında yapılan KUBBEALTI denilen yerde toplanmaya başlamıştır. Divan teşkilatı ilk defa ORHAN BEY zamanında kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet padişahların divân toplantılarına katılma geleneğine son vererek, toplantıları kafesli bir pencerenin arkasından takip etmiştir.

    DİĞER DİVANLAR:

    Sefer Divânı: Vezir-i azam sefere çıkarken toplanan divan

    Ulufe Divânı: Yeniçeri maaşları için toplanan divan

    Galebe Divânı: Yabancı elçilerin kabulü sırasında toplanır

    Ayak Divânı: Olağanüstü durumlarda toplanan divan.

    At divânı: Sefer sırasında at üzerinde yapılan toplantı.

    DİVANIN-I HÜMAYUN ÜYELERİ:

    PADİŞAH



    VEZİR-İ AZAM(SADRAZAM)



    1-Kubbealtı 2-Nişancı 3-Kazaskerler 4-Defterdarlar

    Vezirleri (Kalemiye) (İlmiye) (Kalemiye)

    (Seyfiye) | |

    | | | |

    Rumeli Anadolu Rumeli Anadolu

    Kazaskeri Kazaskeri Defterdarı Defterdarı

    (başdefterdar)

    NOT: Bunlardan başka eğer vezir rütbesine sahiplerse YENİÇERİAĞASI ve KAPTAN-I DERYA da divan üyesi olur ve görüşmelere katılırlardı.



    Bunlar askeri,idari,adli,mali ve bürokrasinin en üst yetkilileriydi. Buradan da anlaşıldığı gibi Divan-ı Hümayûn devlet teşkilatının esasını oluşturan Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye kollarının temsil edildiği bir kuruluştu.

    DİVANIN YAPISI:

    Osmanlılarda padişahın yetkilerini kullanmak yada emirlerini uygulamak için görevlendirilmiş üç temel sınıf bulunuyordu. Bu sınıfların en üst yetkilileri divânda temsil edilirdi. Bu sınıflar şunlardı:

    1-Seyfiye (Ehl-i Örf)

    2-İlmiye (Ehl-i Şer)

    3-Kalemiye (Ehl-i Kalem)

    1)- SEYFİYE (Ehli Örf):

    Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf,ehli seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam ve vezirlerdi. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler bu grubun içindedir.

    VEZİR-İ AZAM(Sadrazam):Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun başına geçer, bu görevi sırasında SERDARI EKREM sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.

    KUBBE ALTI VEZİRLERİ: Bugünkü devlet bakanları durumunda olan kubbe altı vezirlerinin sayıları 5-7 arasındaydı.

    2)- İLMİYE (Ehli Şer)

    Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet,eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu. Ulema da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:

    a)-Tedris Görevi:Eğitim-Öğretim görevidir. Bu görevi müderris,muâllim gibi kişiler yürütürdü.

    b)-Kaza Görevi:Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna göre davalara bakar ve karar verirlerdi.

    c)-İfta Görevi: Fetva görevidir.Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan etme görevidir.

    Fetva verme yetkisine sahip olanlara MÜFTİ denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam ve kazaskerlerdi.



    ŞEYHÜLİSLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhülislamın protokoldeki sırası veziri azamla aynıydı.Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı.

    Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası gerekiyordu. Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17. yüzyıla kadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimattan sonra şeyhülislamların yönetimdeki önemi azalmaya başladı.

    ŞEYHÜLİSLAM: Şeyhülislam, hakanın danışmanı gibidir ve hakanın talebiyle istenilen konularda fetva verir.






    KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Humayun üyesi olan kadıaskerler şer'i hükümler veren en yüksek görevlilerdi. Fatihten itibaren Anadolu ve Rumeli kadıaskerleri olmak üzere sayıları ikiye çıkarıldı. Rumelideki kadılar Rumeli, Anadoludaki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar.

    KADILAR: Başlıca görevleri şunlardı:

    a)-Merkezden gelen emirleri halka iletmek, halkın şikayetlerini merkeze bildirmek.

    b)-Her türlü davaya(miras,ticaret,ceza) bakarak karar vermek.(Yargıçlık)

    c)-Nikah sözleşmesi, şirket kurulması, Vakıf kurulması gibi sözleşmeleri yapardı.(Noterlik)

    d)-Avarız denilen olağanüstü durumlardaki vergileri toplar, merkeze gönderirdi.



    Kazasker

    Rumeli Kazaskeri, protokolde daha önde gelirdi.

    Kadılar: Tarihimizin süper yargıçları


    PADİŞAH HOCALARI: Osmanlı şehzadelerine ulemadan bir kimse hoca olarak tayin edilirdi. Şehzadeler hükümdar olduklarında onları PADİŞAH HOCASI olarak tayin ederlerdi.



    SEYYİD VE ŞERİFLER: Hz.Peygamberin torunları Hz.Hasanın soyundan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyinin soyundan gelenlere ise Seyyid denirdi. Seyyid ve şerifler Osmanlı toplumunda büyük saygı görürlerdi. Devlet de bunların işleriyle meşgul olmak için NAKİB'ÜL EŞRAFLIK denilen bir kurum kurmuştu.

    Nakib'ül-eşraf ve Rumeli Kazaskeri




    Yukarıdaki görevlilerden başka ilmiye zümresi içinde müderrisleri, müneccimleri, hekimleri, tarikat şeyhlerini, imam ve müezzinleri sayabiliriz.

    3)- KALEMİYE(Ehli Kalem):

    Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri NİŞANCI VE DEFTERDARLAR'dır.





    NİŞANCI(TEVKİİ=TUĞRAİ): Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişan olan TUĞRA 'yı çektiği için TUĞRACI'da denirdi. Nişancı kendisine bağlı REİSÜL KÜTTAB başkanlığında çeşitli kalemler vasıtasıyla merkez bürokrasisinin her türlü işlemlerini yapardı.

    Reisülküttab'a bağlı kalemler şunlardı:

    a)-Beylikçi Kalemi b)-Tahvil Kalemi c)-Ruus Kalemi d)-Amedi Kalemi

    Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanısıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu görevleri yapardı:

    A)- Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak MÜHİMME DEFTERİNE(Divan Defteri) kaydetmek.

    B)- Ferman,berat gibi belgeleri hazırlamak.

    C)- Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak.

    D)- Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.



    Nişancı


    Tuğra




    DEFTERDAR:

    Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İç ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerli eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemde defterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye yükselmiştir.Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı Başdefterdar idi.

    Defterdara bağlı kalemler şunlardı:

    a)-Ruznamçe kalemi b)-Maliye emirleri kalemi c)-Tarihçi kalemi d)-Gelir ve gider kalemi

    Defterdara bağlı üst düzey görevliler şunlardı:

    a)-Başbakı kulu b)-Veznedarbaşı c)-Sergi nazırı d)-Sergi halifesi



    Osmanlı hazinesi ve arazisinin sorumlusu Defterdar Efendi



    MERKEZ TEŞKİLATINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER:

    1)- 18. yüzyılda değişmeler:

    a)- Tahta Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesinin geçmesi, zamanla devlet işlerinin sadrazamlara bırakılması sonucun doğurmuştur. Sadrazamların güçlenmesi ile Divan BAB-I ALİ'de (Sadrazam kapısı=Yüksek Kapı)toplanmaya başlamıştır

    b)- 18. yüzyılda devletlerarası ilişkiler ön plana çıkınca diplomasi önem kazanmaya başlamış, böylece kalemiye sınıfının özellikle de REİSÜL KÜTTAB'ın etkinliğ artmıştır. Reisülküttab dış ilişkileri düzenleyen bir nitelik kazanmıştır.

    2)- II.Mahmut Döneminde değişmeler:

    a)- 1826'dan itibaren BAB-I ALİ sadrazamın özel ikametgahı olmaktan çıkmış, devletin hükümet binası haline gelmiştir.

    b)- II.Mahmut zamanında Divân Batı ülkelerinde olduğu gibi yeniden düzenlenmiştir. Divân-ı Hümayûn yerine nezaretlerden (nazırlıklar=bakanlıklar) oluşan yeni bir hükümet modeli oluşturulmuştur. Bu hükümet modeline Meclis-i Vükela, Heyeti Vükela(bakanlar kurulu) veya Meclis-i Has denir. Böylelikle Sadrazamın yetkileri nazırlar arasında dağıtılmıştır. Bu nazırlıklar şunlardır



    ESKİ YENİ

    Divan-ı Hümayun -----> Heyeti Vükela (Bakanlar Kurulu)

    Sadrazam -----> Başvekil (Başbakan)

    Sedaret Kethüdası -----> Dahiliye Nazırı (İçişleri)

    Reisülküttab -----> Hariciye Nazırı (Dışişleri)

    Defterdar -----> Maliye Nazırı

    Kazasker -----> Adalet Bakanlığı (Nezareti Deavi=Davalar bakanlığı)

    c)- II.Mahmut zamanında yeni meclis ve komisyonlar kuruldu.Bunlar;

    1-Dar-ı Şura-i Askeri:(Askeri işleri düzenlemek)

    2-Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali(İdari ve bürokratik işler

    3-Meclis-i Vala-i Ahkam-ı Adliye(Adalet işleri)

    Bunların dışında II.Mahmut zamanında şu ıslahatlar gerçekleştirildi:

    a)-1826 da Yeniçeri ocağı kaldırıldı,Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kuruldu.

    b)-Tımar ve zeamet kaldırıldı. Başta valiler olmak üzere devlet memurları maaşa bağlandı.

    c)-Müsadere usulü kaldırıldı.(Görevden alınan yüksek dereceli memurun malına devletin elkoyma usulü)

    d)-İlköğretim mecburi kılındı.

    e)-İlk resmi gazete ( TAKVİM-İ VEKAYİ) çıktı.

    f)-İlk defa nüfus sayımı yapıldı.

    g)-Kıyafet değişikliği yapıldı.(Memurlara fes,ceket,pantolon giyme zorunluluğu)

    h)- Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı.

    ı)- Mahalle ve köylere MUHTARLIK teşkilatı kuruldu.

    3)-Tanzimat Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:

    3 Kasım 1839 da ilan edilen Tanzimat fermanıyla devlet teşkilatında yeni düzenlemelere gidilmiştir. 1876'ya kadar süren dönemde yeni meclis ve komisyonlar kurulmuştur.

    Bunlar; a)-Meclis-i Ali Tanzimat, b)-Şura-i Devlet c)-Divan-ı Ahkam-ı Adliye'dir.

    Ayrıca Tanzimat Döneminin bir başka yeniliği de SERASKERLİK makamının kurulmasıydı. Kara kuvvetleri komutanlığı olan bu makam, Sadrazam ve şeyhülislama eşit tutuldu.

    4)-Meşrutiyet Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:

    1876'da Kanuni Esasi'nin ilan edilmesiyle Meşrûtiyet dönemi başlamıştır. Yapılan seçimlerle iki meclis oluşturulmuştur:

    a)- Meclisi Mebusan:Hırıstiyan,Yahudi ve müslüman halkın seçtiği milletvekillerinden oluşuyordu.

    b)- Ayan Meclisi: Padişah tarafından tayin edilen 26 kişiden oluşuyordu.

Sayfayı Paylaş