osmanlıda vakıf sistemi

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde cnw01 tarafından paylaşıldı.

  1. cnw01

    cnw01 Üye

    Katılım:
    30 Mart 2008
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1

    osmanlıda vakıf sisteminin özeti varsa yazarmısınız?
  2. sevgi

    sevgi Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    6
    Osmanlıda Vakıf Sistemi

    Osmanlı Devlet geleneğinde dini hizmetler, eğitim, sağlık ve kültürel faaliyetler, bayındırlık hizmetleri açısından; merkezi devlet bütcesinden doğrudan ve ağırlıklı bir rol üstlenmediği görülmektedir. Ancak Bu durum, sözü edilen hizmet ve faaliyetlerin aksamasına yol açmadığı gibi; ortaya konulan çözüm şekli, bu faaliyetlerin daha etkin bir şekilde yürütülmesine imkan sağlayacak bir ortamın oluşmasını sağlamıştır. Bu nevi faaliyetler devletin en üst makamında yer alan padişahdan, sıradan vatandaşa kadar toplumun bütün bireylerinin gönüllü katılımı ile vakıf geleneği içinde istikrarlı bir şekilde yürütülme imkanına sahip olmuştur.




    Vakıf geleneğinin ortaya koyduğu eserlerin en güzel örneklerini daha çok padişahların ve yüksek dereceli devlet adamlarının ya da diğer saray mensuplarının himmetleriyle kurulan külliyeler oluşturmaktadır. Osmanlı tarihinde kendi adına bir vakıf kurmayan padişah, devlet adamı veya saray mensubunun sayısı yok denecek kadar azdır. Bunların önemli bir kısmı da külliye olarak ifade edilen kombine bir hizmet müessesesi şeklindedir.

    İşte bu geleneksel hayır anlayışının bir neticesi olarak, tarihinin herhangi bir devrinde Osmanlı Devleti’nin idaresi altında bulunan şehir ve kasabaların hemen hemen hepsinde görülen ortak özellik bir külliyeye sahip olmasıdır. Osmanlı şehrilerinin karakteri haline gelen bu külliyeler, bir yerin şehir veya kasaba sayılmasının da ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Nitekim Evliya Çelebi’nin gezdiği Osmanlı şehirlerini önemine göre bedesteni olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırdığı nakledilmektedir. (Nakleden: Aydın Yalçın, Türkiye İktisat Tarihi, Ankara 1979, s. 277.)

    Mimar Sinan’ın elinde Süleymaniye, Selimiye gibi örnekleriyle mimarinin zirvesine ulaşan külliyelerin şehrin oluşmasında ve şehir hayatının işleyişinde oynadıkları rol itibariyle de önemle incelenmesi gerekmektedir. Bünyesinde yer alan kurumları ve işleyişini sağlayan vakıflarıyla çok yönlü ve çok fonksiyonlu bir manzume teşkil eden külliyelerin, şehirlerin çekirdeğini teşkil ettiği ve şehir hayatında ihtiyaç duyulan temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli altyapıyı oluşturdukları görülmektedir.


    Bir vakıf bünyesinde yer alan ve külliyeyi oluşturan yapılar birbirlerini tamamlayan bir manzume oluşturmaktadır. Bu manzumede iki grup yapı yer almaktadır. Birinci grupta yer alan yapılar vakfın gelir kaynaklarını teşkil eden ve aynı zamanda ticarî, sınaî, sıhhî vb. faaliyetlere altyapı oluşturan çarşı, bedesten, han, hamam gibi kurumlardır. İkinci grupta ise cami, mektep, medrese, imaret, dergah, darüşşifa vb’den oluşan ve dinî-kültürel faliyetlere, eğitim ve sağlık hizmetlerine altyapı oluşturan müesseseler yer almaktadır. Birinci grupta yer alan kurumlardan elde edilen muhtelif gelirler vakfın gelir kaynağını oluşturmakta, ikinci grupta yer alan kurumların faaliyetlerinin icrası bu kaynakla mümkün olabilmektedir.

    Külliyelerin kuruluşunda malî kaynağın ilgili vakfın kurucusu tarafından karşılandığı görülmektedir. Bu nevi vakıfların kurucularını ise daha çok padişahlar ve saray mensupları ile yüksek dereceli devlet adamlarının teşkil ettikleri belirtilmişti. Bu noktada konunun bir devlet politikası olarak da benimsendiği ve desteklendiği, yapılan tahsislerle de teşvik edildiğini söyleyebiliriz. Vakıf kurucuları tarafından birtakım gelirlerin tahsisi ve vakfı suretiyle kurulan bu vakıflar bünyesinde külliyenin bağımsız ve kendi kendine yeten bir iktisadî bütün oluşturarak faaliyetlerini devam ettirdiği görülmektedir. Vakfiyede ortaya konulan şartlar çerçevesinde idarî bağımsızlığa sahip bulunan vakıflar eliyle hizmetlerin etkin bir şekilde yürütülmesi mümkün hale gelmektedir.

    Vakıfların Gelir Kaynakları

    Vakıfların giderleri içinde, kuruluş aşamasında yapılan inşa faaliyetleri önemli bir yer tutmaktadır. Külliyelerin banilerinin inşaat için gerekli masrafları karşıladıkları gibi, oluşturulan kurumların icra edecekleri fonksiyonları da dikkate almak suretiyle kuruluş amacına uygun olarak yapacağı faliyetler içinde yeterli derecede fon temin edecek bir gelir kaynağı sağladıkları müşahade edilmektedir. Vakıf formunda teşekkül ettirilen bu gelir kaynakları, vakfın kurucusunun mal varlığına ve günün iktisadî şartları

Sayfayı Paylaş