öss de çıkmış felsefe soruları

Konu 'Felsefe Dersi Yazılı ve Test Soruları' bölümünde 17kanarya17 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. 17kanarya17

    17kanarya17 Üye

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    47
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0

    öss de çıkmış;
    sanat (estetik) felsefesi
    din felsefesi
    siyaset felsefesi soruları çok acele lazım.. Yardım edenlere şimdiden teşekkürler..:(:(
  2. nil_k

    nil_k Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2007
    Mesajlar:
    348
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    16
    1)Birçok filozof kendinden önce gelenlerin görüşlerinden farklı, kimi zaman onlara zıt bir görüşle ortaya çıkmış; kendinden sonra gelen filozoflar tarafından reddedilme kaderiyle de karşılaşmıştır. Bir bakıma, filozofun, felsefede kendisine kadar olan gelişmeleri ve savları gözden geçirerek yeni bir felsefe sistemine ulaşma çabası içinde olduğu söylenebilir.

    Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi vurgulan-
    maktadır?
    A) Felsefi görüşler, evreni ve varlığı bir yönüyle değil bütünüyle açıklamaya çalışır.
    B) Her felsefe sistemi onu oluşturan düşünürün kişiliğini yansıtır.
    C) Her felsefe akımı kendi içinde düzenli ve tutarlı bir bilgi bütünüdür.
    D) Felsefede üretilen bilgiler, doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmaz niteliktedir.
    E) Filozoflar, felsefedeki bilgi birikimini sorgulayarak kendi görüşlerini oluşturmaya çalışırlar.

    2. Sofistler, düşünürlerin o zamana kadar üzerinde durmadıkları kültür, ahlak ve siyasetle ilgili sorumları ele alıp tartışmış, bu konuları felsefeye kazandırmışlardır. Bu, felsefenin gelişmesi açısından büyük bir katkıdır.

    Bu parçada felsefi düşünmenin gelişmesinde aşağıdaki- lerden hangisinin öneminden söz edilmektedir?
    A) Bir konuda, diğer filozofların da onaylayacağı görüşler oluşturmanın
    B) Bir felsefi soruna yeni bir cevap aramanın
    C) Felsefi sorunları birden fazla yöntemle incelemenin
    D) Felsefenin tartıştığı konular evrenini genişletmenin
    E) Bir felsefi konuyu tüm yönleriyle ele almanın

    3. Thales’e göre evrendeki her şey tek bir ana maddeden türemiştir. Anaximenes ve Anaximandros, Thales’in bu görüşünü paylaşmakla birlikte, ana maddenin konusunda onunkinden çok farklı görüşler ortaya atmışlardır. Burada asıl önemli olan, Anaximenes ve Anaximandros’un Thales’in savını herhangi bir otoriteye ters düştüğü gerekçesiyle reddetmek yerine, mantık ve deneyimlere aykırı olduğunu göstererek çürütmeye çalışmalarıdır. Bu tavır o dönem için çok yenidir. Çünkü o güne kadar evrenle ilgili her şey doğaüstü güçlere bağlanarak inanç konusu kabul edilmiş ve hiçbir zaman tartışılmamıştır.

    Bu parçaya göre Anaximenes ve Anaximandros

    aşağıdakilerden hangisine öncülük etmiştir?
    A) Akılcı gerekçelere ve olgulara dayalı eleştiriye
    B) Deneysel yöntemle yapılan araştırmalara
    C) Bilgiye değer veren toplum düzeni arayışlarına
    D) Devlet otoritesine karşı çıkan görüşlere
    E) Meslektaşlar arasında dayanışmaya

    4. Sokrates, konuşmalarında, kendisinin hiçbir şey bilmediği gerekçesiyle, karşısındaki kişiye sorular yöneltir. Bu sorular ve onlara aldığı cevaplarla, önce o kişinin ortaya koyduğu düşüncenin üstünkörülüğünü, temelsizliğini gösterir. Sorularına devam ederek, konuştuğu kişinin doğru düşünceye ulaşmasına yardımcı olur. Kendi deyişiyle “ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri doğurtmaya” uğraşır.
    Sokrates’in bu yaklaşımının temelinde aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?
    A) Bilgiye, o konuda uzman kişilerin görüşleri alınarak ulaşılır.
    B) Bilgi, karşıt görüşlerin uzlaştırılmasıyla oluşur.
    C) Saklı olan doğrular, insanın sorgulama yoluyla düşündürülmesi sonucu ortaya çıkarılabilir.
    D) Apaçık olmayan gerçeklere, erdemli kişiler gibi, erdemsiz kişiler de ulaşabilir.
    E) Doğrular, duyularımızın ve aklımızın kavrayabilme gücüyle sınırlıdır.

    5. Bir düşünür, duyuları küçümseyen salt akılcı görüşe karşı, duyuların ağzından şöyle söylemektedir: “Zavallı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtları yine benden alıyorsun."

    Düşünürün bu sözle anlatmak istediği aşağıdakilerden
    anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İnsan, duyularından gelen bilgiyi edilgin biçimde almaz; onları şüphenin ve aklın süzgecinden geçirerek yorumlar.
    B) Duyulardan gelen bilginin doğru olup olmadığı, yine duyulardan gelen başka bilgilerin kullanılmasıyla anlaşılır.
    C) Duyular, duyu organlarına yani bedenimize bağlı olduğu için sınırlıdır; akıl ise maddesel olmadığı için sınırsızdır.
    D) Duyular bize olayların gerçek nedenlerini söyleyemez; olayların özü ancak akılla kavranabilir.
    E) Doğadaki her şey, duyularla algılanması olanaksız olan ve hiçbir zaman değişmeyen bir ilk maddeden oluşmuştur.

    6. Bir bilimsel bilgi ürettiğini iddia eden kişi, iddiasını bilimle uğraşan başka kişilerin de gerçekleştirebileceği gözlem ve deneylere veya onaylayacağı mantıksal çıkarımlara dayanarak belgelemekle yükümlüdür. Bilim çevrelerinin yeterince belgelenmiş saymadığı hiçbir iddia, bilimsel bilgi olarak kabul edilmez.

    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine

    varılabilir?
    A) Bilimsel bilgi olgulara dayalı, tekrarlanabilir ve ölçütlerle denetlenebilir niteliktedir.
    B) Bilim, insanın çevresinde olanları anlama ve açıklama ihtiyacından doğmuştur.
    C) Bilim genelleyicidir; tek tek olgularla değil, aynı türden olguların ortak yönleriyle ilgilenir.
    D) Bilimsel bilgi, olaylar arasındaki ilişkileri açıklayarak bu olayların kontrol edilebilmesini sağlar.
    E) Bilimsel bilgiler doğru olarak kabul edilen bir takım temel varsayımlara dayanır.

    7. Bir düşünüre göre, ahlaki değerler doğru ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak belirler. Örneğin “Öldürmek kötüdür.” yargısı, tıpkı “Üçgenin iç açılarının toplamı 180° dir.” Yargısı gibi, doğruluğunu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen bir yargıdır.

    Bu düşünür, ahlak değerlerinde hangi özelliğin
    bulunduğunu öne sürmektedir?
    A) Erdemli yaşamanın bir aracı olma
    B) Tanımlanamaz nitelikte olma
    C) Zamanla değişme
    D) Nesnel olma
    E) İnsanlar arasındaki ilişkileri yönlendirme

    8. Stoacı görüşe göre, insan dünya sahnesinde yalnızca bir oyuncudur. Oynayacağı rolü seçemez, oyuna müdahale edemez. Her insanın bu sahne içinde ne yapacağını evrensel akıl belirler. Kişinin kontrol edebileceği tek şey vardır; kendi tavırları ve tutkuları. İnsan kendisine ne rol verilmişse onunla yetinmeli, sahip olamayacağı şeyler için açlık ve kıskançlık duymamalıdır.

    Stoacıların bu görüşünün dayandığı temel varsayım
    aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İnsanlar, davranışlarını başkalarına örnek olacak biçimde düzenlemelidirler.
    B) Olayları önceden kestirebilirsek onları yönlendirebiliriz.
    C) İnsanın, kendine bırakılmış küçük bir alan dışında, karşı konulamaz bir yazgısı vardır.
    D) Erdem, özgür iradenin ahlakça iyi olana yönelmesidir.
    E) Duyuların bize sağladığı bilgiler ile aklın sağladığı bilgiler sürekli çatışır.

    9. * Hobbes’a göre, insan bencildir ve onun bütün eylemleri bu bencil doğasının arzularını tatmin etmeye yöneliktir. Bu durum, çıkar çatışması yüzünden insanların birbiriyle sürekli savaş halinde olmasına yol açar. İnsanları bir arada tutabilmek için, devlet tek bir gücün egemenliğine dayanmalıdır.

    * Locke insanların doğaları gereği iyi olduğunu, bunun sonucu olarak, ilişkilerinin iyi niyet, yardımlaşma ve işbirliğine dayandığını ileri sürer. İnsanlar arasındaki iyi ilişkilerin sürdürülebilmesi, tek bir gücün değil, çoğunluğun egemen olduğu bir devlet düzeniyle mümkündür.

    Bu bilgilere göre, Hobbes ve Locke’ın devlet
    anlayışlarındaki fark, aşağıdakilerden hangisinin
    farklı oluşundan kaynaklanmaktadır?
    A) İnsanlığın geleceğiyle ilgili beklentilerinin
    B) İnsanın psikolojik yapısı ve özelliklerine ilişkin görüşlerinin
    C) Yaşadıkları çağa egemen olan siyasi görüşlerin
    D) Toplumsal düzenlemelerin gerekli olup olmadığı
    konusundaki inançlarının
    E) Çevrelerindeki insanlarla karşılıklı ilişkilerinin



    10.Estetik, güzel üzerine düşünme çabasıdır. Refik Fersan’ın bir saz semaisi, Mikelanj’ın bir heykeli güzel olduğu, bizde hoş ve soylu duygular uyandırdığı gibi, bir atın yürüyüşü veya bir kentin sokakları da güzel olabilir ve bizde benzeri duygular uyandırabilir. Estetik, güzeli bütün alanlarda, sanat felsefesi ise yalnızca sanat yapıtları çerçevesi içinde sorgular. Başka bir deyişle, sanat felsefesi, estetiğin kavram ve problemlerini sınırlı bir alanda inceler.

    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
    ulaşılamaz?


    A) Güzellik sanat ile sınırlı değildir; başka alanlarda da söz konusudur.
    B) Estetik, doğadaki veya çevremizdeki bir olayın güzel olup olmadığını sorgulayabilir.
    C) Sanat felsefesinde ele alınan bazı kavramlar, estetiğin kaps***** da girer.
    D) Güzel, hem estetiğin hem de sanat felsefesinin konusu olabilir.
    E) Sana yapıtı doğadaki güzelin, sanatçının yorumuyla yansıtılmasıdır.


    11. Felsefenin insana ve topluma yaptığı katkıları göremeyen kişiler onun boş ve gereksiz bir uğraş olduğunu ileri sürmektedirler. Oysa insan yaşamındaki rolü kolayca gözlenen telefon, bilgisayar veya televizyon gibi nesnelerin üretiminde felsefenin doğrudan katkısı olmasa da değer ve düşüncelerin üretimindeki katkısı yadsınamaz. Ancak değer ve düşüncelerin insan yaşamındaki yansımaları yalnızca dolaylı olarak gözlenebilir.

    Bu parçaya dayanarak felsefe ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
    A) Günlük yaşam üzerindeki etkisini görmek güçtür.
    B) Ürettiği düşünceler arasında tutarsızlıklar bulunabilir.
    C) Ortaya koyduğu idealler konusunda bireylerin uzlaşması zordur.
    D) Her toplumu farklı biçimlerde etkiler.
    E) Sorguladığı kavramlar zamanla değişir.

    12. ● Felsefe, insanı, onu çevreleyen evreni ve toplumu bilmek ve tanımak amacında olduğu için çeşitli bilim alanlarının bu konulardaki bulgularını kullanır.

    ● Bilim, doğru bilginin koşulları, kaynakları ve sınırları konusunda kendisine yol gösterebilecek ve onu eleştirebilecek olan felsefi görüşlerden yararlanır.

    Bu iki bilgiye dayanarak felsefe ve bilimle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir.
    A) Aynı sorulara farklı yanıtlar verirler.
    B) Bilgi edinmede aynı yöntemleri kullanırlar.
    C) Aralarındaki rekabetten güç alırlar.
    D) Toplumsal değişmeden aynı ölçüde etkilenirler.
    E) Birbirlerini karşılıklı olarak beslerler.

    13. Küçük çocuklar bilimin konusuna giren sorular sorduğunda bir çok yetişkinin şaşırdığını gözlüyorum. “Ay neden yuvarlak?” diye soruyor çocuk. Bir çukurun derinliği en fazla ne kadar olabilir? Dünyanın doğum günü ne zaman? Bir çok yetişkin bu soruları tedirgin ya da alaycı bir tavırla yanıtlıyor veya yan çiziyor. “Ne sanıyordun? Ay kare mi olacaktı yani?” Kısa süre sonra, çocuk bu soruların yetişkinleri sıktığının farkına varıyor. Böyle birkaç daha deneyim yaşadıktan sonra da bilimden soğuyor.

    Parçada, çocukların bilimden soğuması aşağıdakilerin hangisine bağlanmıştır?
    A) Çocukların bilimsel konulardan çabuk sıkılmalarına
    B) Yetişkinlerin çocuklara az zaman ayırmalarına
    C) Çocukların uygun soru sormayı bilmemelerine
    D) Çocukların merak duygularının gerektiği gibi karşılanmamasına
    E) Yetişkinlerin, çocukları bilimsel konulardan uzak tutmak istemelerine





    14. * Bir toplumbilimci değerleri veya insanlar arası ilişkileri incelerken bireyleri belli bir biçimde davranmaya yöneltmez. Sadece, olanı olduğu gibi ele alır.

    * Kepler yasaları, gezegenlerin nasıl hareket etmesi gerektiğini değil, nasıl hareket ettiği belirtir.

    Bu iki durum, bilimsel bilginin hangi özelliğine örnektir?
    A) Evrensel olması
    B) Varolan durumu betimlemesi
    C) Mantık ilkelerine dayanması
    D) Birikimli orak ilerlemesi
    E) Olayların denetim altına alınmasına olanak sağlaması

    15. Doğa bilimlerinin kullandığı yöntemlerden biri de tümevarımdır. Bu yöntemle, belirli gözlemlerden yola çıkarak, gözlenmemiş olanları da içine alan genellemelerde bulunulur. Bu akıl yürütme biçiminin güvenilmez olduğunu iddia edenler, pazardan elma alan bir kişinin tavrını örnek verirler. Bu kişi tezgahtaki elmalardan birkaçını inceledikten sonra diğerlerinin de inceledikleri gibi olması gerektiğine karar vererek elmaların tümünü satın alır. Elmaların hepsini incelemediği için, eve geldiğinde bu kişinin beklediğine uymayan, biçimsiz, çürük bir elma ile karşılaşma olasılığı her zaman vardır.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisi tümevarım yönteminin sakıncalı bir yönü olarak ileri sürülmektedir?
    A) Duyulara dayalı bilgi edinme yolu olan gözlemden yararlanılması
    B) Doğanın akışına müdahale edilmeyip, gözlenecek nesnelerin doğanın kendi akışı içinde ortaya çıkmasının beklenmesi
    C) Bütünün sınırlı sayıdaki elemanıyla ilgili deneyimlere dayanarak bütün hakkında yargıya varılması
    D) Genellemenin herhangi bir olguya dayanmadan, akıl ve mantık ilkeleriyle yapılması
    E) Doğadaki her olayın bir nedeni olduğu varsayımının temele alınması


    16. Bir araştırmayı tamamladığım zaman, sonuçlarımı ve dayanaklarımı önce meslektaşlarımın katıldığı bilimsel toplantılarda sunarım. Eğer bir yanlışlık ya da eksiklik bulunmazsa, çalışmamı makale haline getirip bir dergiye yollarım. Derginin editörler kurulu makalemi uygun görürse, iki ya da üç hakemden görüş ister. Her hakem ayrı ayrı, makalemin yayımlanması hakkındaki görüşünü derginin editörüne bildirir. Hakemler araştırmamda yanlış bulursa, editör bu yanlışları bana yazılı olarak iletir. Ben bu yanlışları düzeltebilirsem süreç yeniden başlar. Ancak bunları düzeltemezsem, aylarca uğraşarak bulduğum sonuçları unutup çalışmaya yeniden başlarım.

    Bilimsel çalışmanın bu parçada anlatılan evresi aşağıdakilerden hangisiyle özetlenebilir?
    A) Bilimsel bilgi, bilimsel yönteme uygun biçimde yapılan deneyler sonucunda elde edilir.
    B) Farklı bilim dalları arasındaki dayanışma bilimsel gelişmeyi hızlandırır.
    C) Bilim adamının sahip olduğu dünya görüşü, ne tür bilimsel çalışma yapacağını ve bulgularını nasıl yorumlayacağını etkileyebilir.
    D) Bir bilginin bilimselliğinin yetkili bilim çevresince denetlenip onaylanması gerekir.
    E) Bugün birtakım olguları açıklamada yararlanılan bir bilimsel görüş, zamanla yerini başka bir bilimsel görüşe terk edebilir.
    17. Faydacı ahlak anlayışına göre, en çok sayıda en büyük ölçüde mutluluk sağlayan eylem, ahlaki bakımdan doğru eylemdir. Dolayısıyla bir eylemi doğru veya yanlış olarak değerlendirmek için öncelikle o eylemin, ilgili kişilerin tümüne sağladığı hazlara ve getirdiği acılara bakmak gerekir.

    Bu parçaya göre, faydacı ahlak anlayışı bir eylemin ahlaki bakımdan doğru olup olmadığını değerlendirirken aşağıdakilerden hangisini ölçüt alır?
    A) Eylemin sonuçlarını
    B) Eylemde bulunan kişilerin niteliklerini
    C) Eylemin hangi koşullarda gerçekleştirildiğini
    D) Toplumun eylemde bulunan kişiye karşı tutumunu
    E) Eylemin hangi amaçla yapıldığını

    18. İnsanların düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi, doğruların ve gerçeklerin ortaya çıkmasına ve kavranmasına katkıda bulunur. Bir düşünürün dediği gibi, düşüncelerin savunulmasından gerçekler doğar.

    Aşağıdakilerden hangisi bu görüşü destekler?
    A) Devletin ekonomik alana müdahalesinin azaldığı, bireylerin özgürce ekonomik girişimde bulunduğu dönemlerde toplumsal refah yükselmiştir.
    B) Bilim ve felsefedeki başlıca ilerlemeler, düşünce ve inanç özgürlüğünün olduğu dönemlerde ve ülkelerde gerçekleşmiştir.
    C) Bireyin yeteneklerini özgürce geliştirdiği eğitim ortamlarında, dünyada iz bırakan sanatçılar yetişmiştir.
    D) Bireylerin yurttaş olarak haklarının korunduğu toplumlarda oluşan güven ortamı, insanların daha üretken olmalarını sağlamıştır.
    E) Çeşitli düşünce ve görüşlerin bir arada yaşaması, ilk önce değişik kültürlerle iletişim olanağı bulan toplumlarda görülmüştür.

    19. Aristoteles, yönetim biçimlerini anlatırken şöyle demektedir: “Devlet bir çok kişi tarafından yönetilirse bu ona, tıpkı giderleri toplulukça karşılanan bir şölenin tek kişinin hazırlayacağı şölenden daha üstün olması gibi bir üstünlük sağlar. Onun içindir ki çoğunluk, birçok durumda, her kim olursa olsun tek bir kişiden daha iyi yargıçtır. Ayrıca çokluk daha güç bozulur ve kıstırılır. Kötü bir anında olan ya da konuya ilişkin çok güçlü duyguları bulunan bir kişinin yargısı ister istemez çarpık olacaktır. "Öte yandan, bir kitlenin yargıda bulunması durumunda, kitleyi oluşturan her kişinin aynı anda aynı duygulara kapılmasını ve yargısını çarpıtmasını ayarlamak güçtür.”

    Aristoteles, bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?
    A) Yönetim yetkisinin bir çok kişiye dağıtılmasının iktidar kavgasını önleyeceğini
    B) Devlet işlerinde işbölümünün, halk arasındaki dayanışmayı artıracağını
    C) Yönetim sorumluluğunun bir gruba paylaştırılması gerektiğini
    D) Kişilerin grup içinde, yalnız başlarına olduğundan daha duygulu davrandıklarını
    E) İnsanın mutluluğa ancak toplum içindeyken erişebileceğini

    20. Bir tabloda gökyüzünün mavi, otun yeşil olmasını bekleyen kimseler, tabloda başka renkler görünce şaşırırlar. Oysa, mavi gök ve yeşil çayırlara ilişkin her şeyi unutmayı bile denesek, dünyaya sanki başka bir gezegenden şimdi gelmişçesine bakıp onu ilk görmüş gibi olsak, işte o zaman nesneler değişik renklerle görünürlerdi bize. Ressamlarda bazen başka bir gezegenden gelmiş gibi, dünyayı yepyeni bir gözle görmemizi isterler. Bize, doğadaki varlıkların güzelliklerini görmeyi öğretenler de onlardır. Onları izleyip, onlardan bir şeyler öğrenirsek, pencereden dışarı bakmak bile heyecan verici bir serüvene dönüşecektir.


    Bu parçada, sanat eserinin hangi özelliği vurgulanmaktadır?
    A) Sadece, güzel olması amacıyla yapılması
    B) Bir benzerinin olmaması
    C) Belirli bir sanat akımının izlerini taşıması
    D) Sanatçının öz ve biçim arasında kurduğu bir dengenin sonucu olması
    E) Dünyayı, alışık olunandan faklı bir anlayışla yansıtması


    21. Felsefe, kendine dönük düşünmedir. Felsefe yapan zihin hiçbir zaman yalnızca bir nesne hakkında düşünmez. Herhangi bir nesneyi düşünürken, aynı zamanda hep o nesneye ilişkin kendi düşüncesi hakkında da düşünür. O zaman, felsefeye ikinci dereceden düşünce, düşünce hakkında düşünce denebilir.

    Bu parçada felsefenin hangi özelliğinden söz edilmektedir?
    A) Cevaplarından çok sorularıyla varolduğundan
    B) Düşünme sürecinin her aşamasında yer aldığından
    C) Kendi etkinliği üzerinde yoğunlaşıp kendi kendini sorguladığından
    D) Özgür düşünmenin yöntemi olduğundan
    E) Sorularını bilimsel verileri temel alarak oluşturduğundan

    22. İnsan, yalnızca bir organizma olmaktan öte, zihne ve buna olarak da bilince sahip bir varlıktır.İnsan kimi gereksinimlerini bilincinden bağımsız bir şekilde, başka birçok canlının yaşam işlevleri gibi, içgüdüleriyle sağlayabilir. Yine de onun en belirgin özelliklerinden biri, eylemlerinin büyük bir bölümünü bilerek ve istençle yapıyor olmasıdır. İnsan bilinçli eylemleriyle, içgüdüsel olarak yapabileceklerinden pek çoğunu ve çok daha etkili olanlarını gerçekleştirir. Bu yolla, doğayı, yaşamı açısından daha uygun koşullara doğru değiştirir.

    Bu parçaya göre insanı diğer canlılardan ayıran özellik aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Eylemlerinin, daha çok düşünsel süreçlere dayalı olması
    B) Diğer canlılar üzerinde üstünlük kurması
    C) Çevre koşullarına uyum sağlaması
    D) Diğer canlılarla bir arada yaşayabilmesi
    E) İçgüdülerinin diğer canlılardan daha güçlü olması


    23. Eğer bir bilginin bilimsel olarak ortaya konması gerekiyorsa, her şeyden önce onu diğer bilgilerden ayıranın, yani ona özgü olanın kesinlikle belirlenebilmesi gerekir. Bu belirlemenin yapılmadığı bilgiler çoğaldıkça, terimler, kavramlar birbirine karışır, bilim bundan son derece zarar görür.

    Bu parçada bilimsel çalışma alanında aşağıdakilerden hangisinin önemi üzerinde durulmaktadır?
    A) Kesin bilgiye ulaşma yönteminin
    B) Uygulama alanlarının saptanması
    C) Benzer alanlarla olan etkileşimin
    D) Bilginin sınırlarını belirlemenin
    E) Çalışma etiğinin

    24. Akşam karanlığında eve girdiğinizde her zamanki gibi elektrik düğmesine basıyorsunuz; ama beklediğinizin tam tersine lambanız yanmıyor. Bir an için şaşkınlık içindesiniz. İster istemez çok geçmeden kafanızda birtakım olasılıklar belirecek, şaşkınlığınızı giderecek bir açıklama bulmaya girişeceksiniz. Sigorta atmış olabilir, ampul gevşemiş olabilir vb. Bu olasılıklardan birinin doğru çıkması halinde şaşkınlığınız giderilmiş olacak, beklenmeyen durum sizin için beklenen bir durum niteliği kazanacaktır. Demek oluyor ki açıklama çabası şaşkınlığımızı giderme, beklentilerimizle olup bitenler arasındaki uygunluğu sağlama ihtiyacımızdan doğmaktadır. Bu, günlük düşünme düzeyinde olduğu gibi bilimde de böyledir.

    Bu parçaya göre “açıklama” eylemi aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
    A) Her sorunun cevaplanabilmesi için yeterli bilgiye sahip olunduğu inancından
    B) Beklenmeyen bir durumun yarattığı huzursuzluğu giderme isteğinden
    C) Bilimsel bilginin başkalarına da aktarılması gerektiği düşüncesinden
    D) Günlük düşünce düzeyinden, bilimsel düşünce sürecine geçilmesi gereksiniminden
    E) Çeşitli alanlardaki bilgileri birbiriyle ilişkilendirme çabasından


    25. Filozof, bir temele oturtulmuş ama sonuna kadar geliştirilmemiş bir düşünceden işe başlar ve bu düşünce üzerine çalışmaya devam ederse, bu ışığın ilk kıvılcımlarını borçlu olduğu düşünürün ulaştığı yerden daha ileri gider.

    Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?
    A) Filozof, işine önyargısız ve eskimiş genellemelerden arınarak başlamalıdır.
    B) Filozof, felsefi soruşturmaya başlarken, sorulabilecek tüm soruları öncelikle kendisine sormalıdır.
    C) Filozof, yaşadığı çağın ele alınmamış temel sorunlarından yola çıkmalıdır.
    D) Felsefe etkinliği, filozofların kendi aralarındaki tartışmalarla gelişir.
    E) Filozoflar felsefi düşünce birikiminden beslenir ve bu birikime katkıda bulunur.


    26. Yaptığımız her eylem dünyamızı şekillendirir. Her eylemimizle, aslında ne istediğimize, dünyanın nasıl bir yer olması gerektiğine ilişkin zihinsel tasarımızı ortaya koyarız. Yaptığımız her eylem, insan olmaya ilişkin bir değeri korur veya o değere zarar verir. Örneğin, yoksul birine yardım ederken aslında yaptığımız; “Herkes muhtaç durumdaki kişilere yardım etmelidir.” demektir. Bunu dünyanın her yeri ve herkes için her durumda talep ederiz. Tersine, eğer hırsızlık yapıyorsak veya herhangi bir tür hırsızlığa göz yumuyorsak bu; “Hırsızlık yapmak iyi bir şeydir ve dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kimse hırsızlık yapabilir.” demektir. Bu durumda artık; “Hırsızlık kötüdür.” deme olanağımız ortadan kalkar.
    Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisiyle özetlenebilir?
    A) İnsan, eylemlerinden sorumludur.
    B) Eylemlerimiz bizi mutluluğa götürmelidir.
    C) Eylemin değeri, bireye sağladığı faydayla ölçülür.
    D) Hukuk kuralları ahlak kurallarına uygun olmalıdır.
    E) İyi ve kötü, göreceli kavramlar olduğu için bunlar hakkında yargıya varmak güçtür.
    27. Erdemli insan, yalnızca erdemli olma özelliklerini taşıyıp bunun bilincinde olan insan değildir; eylemleriyle de sahip olduğu erdemleri yansıtabilmelidir. Çağımızda, erdemler üzerine konuşulup, erdemli olmaya ilişkin bilgiler üretilmesine karşın, insanların eylemleri ve sözleri birbirini tutmamaktadır. Erdemli insan, bilgisi ile yaptığı, düşüncesi ile eylemi arasında boşluk olmayan insandır.

    Bu parçada erdemin hangi yönü vurgulanmaktadır.
    A) Gözlemlenebilmesinin çok zor olduğu
    B) Eylem alanına da taşınması gerektiği
    C) Ancak bilgili kimselerin sahip olabileceği
    D) Sonucunun kişiye bir başarı olarak dönmesi gerektiği
    E) Mutluluk verdiği ölçüde değerli sayılacağı


    28. Doktorlar, ateşli hastalıkları, başlangıcında iyileştirmenin hiç de güç bir iş olmadığını, asıl güçlüğün herhangi bir hastalığı saptama konusunda yaşandığını söylüyorlar. Ama zaman geçip de eğer hastalığın ayırdına varılıp gerekenler yapılmazsa, iyileştirilmesi çok güç oluyor. Aynı şey “devlet” için de söz konusudur. Çünkü, herhangi bir yönetimde ortaya çıkma olasılığı bulunan aksaklı ve huzursuzluklar önceden saptandığında, bu tehlikeyi önlemek daha kolaydır. Ancak, bu aksaklıkların herkes tarafından görülecek ölçüde filizlenip büyümesine izin verilecek olursa, olayları kontrol altına almak için etkili çareler bulmakta zorlanılacaktır.

    Bu parçada devletin sorumluluklarının hangisinden söz edilmektedir?
    A) Eğitim seviyesi yüksek yurttaşlar yetiştirmek için politikalar geliştirme
    B) İşleyişiyle ilgili olarak yurttaşlarını bilgilendirme
    C) Varlığını sürdürmek için yurttaşlık bilincini güçlendirme
    D) Kendi yapısını sorgulama ve çıkabilecek sorunlara karşı önlem alma
    E) Kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili uluslararası sözleşmelere bağlı kalma



    29. Estetik beğenilerin tartışılamayacağı sözü doğru olabilir; ama bu, gelişebileceği doğrusunu da dışlamamalıdır. Bunu, herkes, herhangi bir alanda, günlük yaşantısından çıkarabilir. Örneğin, değişik müzik türleri dinlemekten pek keyif almayan birisi, müziğin diğer türlerini inceleyecek vakit, istek ve fırsat bulsa, yeğlediği türü ve tarzları yanılmadan ayırt edecek düzeye gelebilir; artan bilgisi da müzikten daha ince tatlar almasına katkıda bulunabilir. Aynı şekilde bir kişi değişik minyatürleri seyrede seyrede minyatür sanatı konusunda bir anlayışa ve seçiciliğe ulaşabilir.

    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
    A) Sanat hakkında bilgi sahibi olmak için sanata eleştirel bakmak gerekir.
    B) Yapımı çok zaman ve emek gerektiren yapıtlar çoğunluk tarafından beğenilir.
    C) Sanat yapıtları ancak o ürünü yaratan sanatçılar tarafından açıklanabilir.
    D) Üzerinde görüş birliğine varılan yapıtların sanatsal değeri vardır.
    E) Sanattaki beğeni,, karşılaşılan eserler çeşitlendikçe çelişir.



    30. Büyük bir sanat yapıtı karşısında kişi, dünyaya bakış açısının genişlediğini, hem dünyayı hem de kendi benliğini kavrayışının derinlik kazandığını görür. Yeni bir ışık altında bakar her şeye, bir çok şeyi ilk kez görür; ama hep olgunlaşarak bakar. Her yapıtın dünyası, bir bakıma, onu algılayanın dünyasıyla bütünleşir; iki dünyanın karşılıklı alışverişinden kendi benliğinin aydınlandığını gözler kişi.


    Bu parçada bir sanat yapıtının hangi özelliği vurgulanmaktadır.
    A) İnsan doğasını yansıtması
    B) Sanatçının duygularını dile getirmesi
    C) İzleyen kişiyi geliştirmesi
    D) Bir eşinin daha bulunmaması
    E) Bir yarar gözetilerek yapılmaması
  3. nil_k

    nil_k Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2007
    Mesajlar:
    348
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    16
    31. Düşünme, doğuştan gelen bazı yatkınlıklara dayalı olmasına karşın, öğrenmeyle gelişen bir etkinliktir. Bu açıdan, büyük düşünürler de dahil, herkes “düşünme öğrencisi” sayılabilir. Düşünmek bir borçlanmayı da beraberinde getirir. Düşünme sürecinde borcumuzu “yanlış”la öder, karşılığında “doğru”yu alırız.İnsanoğlu yanlış yapmaktan kurtulamayacağına göre, bu süreç asla bitmez. Her seferinde bilginin kristal kalesini yıkar, sonra yeniden daha yükseğini kurmaya başlarız.

    Bu parçada, düşünmeyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
    A) Kesin bilgiye ulaşmanın en etkili yöntemi olduğu
    B) Yapılan hatalardan alınan derslerle sürekli geliştiği
    C) Soyut verilerden yola çıkarak somut sonuçlara ulaşma çabasından kaynaklandığı
    D) Yalnızca özgür ve bağımsız bir ortamda gelişebileceği
    E) Bütün soruların cevaplanabileceği varsayımına dayandığı


    32. Bir masalda, iki terzi, krala diktikleri giysiyi yalnızca akıllı insanların görebileceğini söyleyerek onu kandırırlar. Aslında ortada, dikilmiş herhangi bir giysi yoktur. Kralla karşılaşanlar, akılsız diye damgalanmamak için, onun çıplak göründüğünü söylemez; aksine, olmayan giysiye herkes övgüler yağdırır. Kralın çıplak olduğunu, onu gören bir çocuk söyler yalnızca. Bir düşünür de bir çocuk gibi, gerçeği söyleyebilecek yüreklilikte olmalıdır. Kendi çağının tüm önyargılarına karşın, saygınlığın zedelenmesi pahasına, gerçeği olduğu gibi ortaya koymalı; çocukların yetişkinlikte yitirdikleri bu özelliği korumaya çalışmalıdır.

    Bu parçaya göre, bir düşünürde aşağıdaki özelliklerden hangisinin bulunması gerekir?
    A) Cevaplardan çok, sorulara ağırlık verme
    B) Soruşturmasına, olabildiğince çok soruyla başlama
    C) Bilimsel otoritelerle uyum içinde çalışma
    D) Daha önce cevaplanmamış sorular sorma
    E) Genel görüş ve kabullerin tutsağı olmaktan kaçınma

    33. Filozoflar işlerini yaparken sorulardan yararlanırlar. Filozofun elindeki sorular, probleme çözüm getirmenin bir anahtarıdır.Genellikle, karşılaşılan problemler zaman içerisinde pek fazla değişmez. Zamanla değişen, filozofun problemin çözümünde rol oynayan farklı etkenleri seçebilmesidir. Problemi, farklı sorular sorarak irdelediğinde “varolan”ın daha önce gözden kaçmış olan yanları aydınlanmaya başlar, Böylece her doğru soru, onu problemi çözmeye bir adım daha yaklaştırır.

    Bu parçada filozofun sorduğu soruların hangi yönü vurgulanmıştır?
    A) Problemlerin çözümüne ışık tutması
    B) Olaylarda fazla değişiklik olmadığını göstermesi
    C) Herkes tarafından sorulduğunda önemini yitirmesi
    D) Dünyaya egemen olma isteğinden kaynaklanması
    E) Çözülemeyecek problemler için zaman harcanmasını önlemesi





    34. Bilimin büyük trajedisi, güzelim bir hipotezin güzelim bir hipotezin acımasız bir gerçek tarafından öldürülmesidir.


    Bu görüş, bilimsel hipotezle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?
    A) Hipotez oluşturulurken bilimsel yasalardan yararlanılmalıdır.
    B) Bir hipotezi çürütecek kanıtın bulunamamış olması o hipotezin doğru olduğunu gösterir.
    C) Bilinmeyenin açıklanmasını sağlayan hipotezler güzel görünür.
    D) Bir hipotez doğru görünse de araştırma bulguları onun yanlış olduğunu ortaya koyabilir.
    E) Hipotez hem yalın hem doğru olmalıdır.

    35. Bilim adamı problem çözme sürecinde, önce, problemini aydınlatacak noktaları saptamalı, sonra bu saptamalarda deneysel olarak sınanabilir sonuçlar çıkarmalıdır. İkinci aşama için gereken bilgiyi ona okul öğrenimi vermiştir; bu bilgilere dayalı çalışmaları onun başarılı olmasını sağlar. Ancak ilk aşamada başarılı olabilmesi için bilim adamının elinde ne bilinen bir yöntem vardır ne de okulda öğrendiklerinin ona yararı olacaktır.


    Aşağıdaki yargılardan hangisi, bu parçada öne sürülen görüşü özetlemektedir?
    A) Aynı probleme çözüm arayan bilim adamları, aynı noktadan yola çıksalar bile farklı sonuçlara ulaşabilirler.
    B) Bilim adamı bilimsel kuramlardan yola çıktığında, ulaşacağı sonuçlar bilim çevreleri tarafından kabul edilecektir.
    C) Bilim adamının başarılı olabilmesi, yalnızca eğitim ile değil, probleme çözüm getirecek noktaları fark etme yeteneğine de bağlıdır.
    D) Bilim adamının izlediği yöntem doğruysa ulaştığı sonuç da doğrudur.
    E) Bilim adamı çalışmalarına başlarken kendisinden önceki önemli çalışmaları incelemeli onlardaki eksiklikleri görebilmelidir.

    36. Dünyada kötülük, çoğu zaman bilmemekten kaynaklanır. Tek başına iyi niyet, iyiyi istemek bir eylemin iyi sonuç vermesi için yeterli değildir. Sadece iyiyi istemekten yola çıkan bir eylem, eğer bilgiyle aydınlatılmamışsa kötüyü istemek kadar zarar verebilir.

    Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İyiyi istemek, iyinin gerçekleşmesi için yeterli olmasa da ahlaki bir görevdir.
    B) Kötü niyetle yapılan bir eylem de yarar sağlayabilir.
    C) Bilgiye dayalı her eylem, iyi niyetle yapılmamış olsa da iyi eylemdir.
    D) İyinin gerçekleşmesi için, hem iyinin amaçlanması, hem de bilgiden yararlanılması gerekir.
    E) İnsanlık değerlerini korumak ve yüceltmek amacıyla yapılan her eylem iyi eylemdir.


    37. İnsan değerlidir. Çünkü, doğuştan getirdiği potansiyel ona “iyi insan” olanağı sunar. Yani kişi uygun ortamda yeterli eğitim alarak yetiştiğinde, herhangi bir alanda başarılı olabilir, o alanda yaptıklarıyla insanlığa katkıda bulunabilir.

    Bu parçaya göre, insanı “değerli” yapan aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Hangi alanda uzmanlaşacağına kendi iradesiyle karar verebilmesi
    B) İyi ile kötüyü ayırt edebilmesi
    C) Uygun koşullar sağlandığında insanlığa hizmet edebilecek yetenekte olması
    D) Özelliklerinin bir kısmını doğuştan getirmiş olması
    E) Her koşulda zorlukların üstesinden gelebilecek potansiyele sahip olması


    38. Geometri kuralları belirlenirken nasıl nokta, çizgi, uzay gibi temel kavramlardan yola çıkılıyorsa, hukuk kuralları da hak, adalet, etik gibi temel kavramlara dayandırılır; yasalar bu kavramlardan türetilir. Tarih boyunca ister teokrasiyle, ister otokrasiyle, ister demokrasiyle yönetilsin, tüm devletler hukuka gereksinim duymuşlardır. Bir devletin hukuk sistemi, o devletin yapısının biçimlenmesinde etkilidir. Devletlerin hukuk sistemleri arasındaki farkı belirleyen de yasa yaparken gerekli temel kavramları hangi ilkelerden aldıkları ve o kavramları nasıl kullandıklarıdır.

    Bu parçada hukukun hangi yönünden söz edilmemektedir?
    A) Belirli kavramları temel aldığından
    B) Her tür devlet düzeni için gerekli olduğundan
    C) Devlet düzeni üzerinde etkili olduğundan
    D) Yapısının, dayandığı temel kavramlara göre değiştiğinden
    E) Bilimsel kurallarla uyumlu olması gerektiğinden

    39. İnsan olarak yaşantılarımız ve iç dünyamız bilinmeyenlerle, keşfedilmemişliklerle doludur. Sanat, insanın iç dünyasını keşfetmeye, adlandırmaya çalışır. Sanat yapıtında okura, seyirciye, dinleyiciye sunulan onun için yeni olan bir yorumdur. Bir şiir, bir resim, bir senfoni, insan için hep yeni bir keşif, yeni bir adlandırmadır. Gerçekten de bir sanat yapıtıyla ilk kez karşılaştığında insanı şaşırtan budur.

    Bu parçada, bir sanat yapıtı karşısında duyulan şaşkınlık aşağıdakilerden hangisine bağlanmaktadır?
    A) Dünyayı eleştirel bir bakış açısıyla yansıtmasına
    B) İnsanın anlayamadıkları karşısında duyduğu korkuyu gidermesine
    C) İnsanı önceden farkına varamadığıyla karşı karşıya getirmesine
    D) İnsana hoş duygular yaşatmasına
    E) Başka sanat yapıtlarında ele alınmamış bir konuyu işlemesine


    40. Kitap okuyan bir çocuğun kendisini kitabına konusuna kaptırması, söz gelişi zavallı Robinson’u adadan kurtarmak için kafa yorması, sanat yapıtının doğası yönünden ilginç bir durumdur. Elindeki romana dalmış bir yetişkinin, odaya başka birinin girmesiyle birden irkilmesi, gerçek dünyaya ancak birkaç saniye duraksadıktan sonra uyum sağlayabilmesi de böyle bir durumun sonucudur. Bu iki örnekte de romanın kurmaca yapısı, okuru yaşadığı dünyadan çekip olayların salt duyularla izlenemeyeceği bir dünyaya itmiştir.

    Bu parçaya dayanarak sanat yapıtıyla ilgili aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?
    A) Düş gücüyle keşfedilebilecek ayrı bir dünyası vardır.
    B) Sanatçının dünyaya bakış açısını yansıtır.
    C) Yaşamın değerinin kavranmasına yardımcı olur.
    D) Temel amacı, gerçeğin kavranmasını sağlamaktır.
    E) Gerçek dünyayı yücelterek yeniden kurgular.

    41. Filozof “kavram dostu”dur. Bu, felsefenin yalnızca basit bir kavram derleme, keşfetme sanatı olmadığını söylemek demektir. Çünkü, kavramlar ille de birtakım formlar ya da keşifler değillerdir. Başka bir deyişle felsefe, kavramlar yaratmayı da içeren bir disiplindir. Dost, kendi yaratılarının dostudur. Örneğin; Platon “İdea”, Aristoteles “Töz”, Descartes “Cogito” kavramlarıyla neredeyse birlikte anılırlar. Çünkü felsefelerinin temelini bu kavramlar oluşturur ve bu kavramlar onların tanımlamalarına göre anlam kazanmıştır.

    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
    A) Kavramlar basit bilgilerdir.
    B) Felsefenin temelinde merak vardır.
    C) Felsefe gerçeğe ulaşma çabasıdır.
    D) Kavramlar yaratıcılarının güçlü izlerini taşır.
    E) Düşünme kavramlar arasında ilişki kurmaktır.

    42. Düşünmek, herkesin yürüdüğü yollardan başka yollarda yürüme yürekliliği göstermeyi gerektirir. O yollar bireyi dönüp dolaşıp herkesin gittiği yola götürse bile, hazır yolarlın çok sayıdaki yolcusuyla kendi yolunu kendi açan tek yolcu arasında büyük ayrılıklar vardır.

    Bu parçada sözü edilen “yüreklilik” aşağıdaki düşünme biçimlerinden hangisine ortam hazırlar?
    A) Bağımsız B) Tutarlı C) Çağrışımlı
    D) Eleştirel E) Sistemli

    43. En büyük bilgi, bildiklerimizden başka bilgilerin de olduğunu bilmektir.

    Bu cümlede savunulan görüş aşağıdakilerden hangisiyle paralellik gösterir?
    A) İnsan, aklıyla her şeyi bilebilir.
    B) Bilgiler bizim bildiklerimizle sınırlı değildir.
    C) En doğru bilgi, işimize en çok yarayan bilgidir.
    D) Doğru bilgiye yalnızca sezgilerle ulaşılamaz.
    E) Güvenilir bilgiler kendi deneyimlerimizden edindiklerimizdir.





    44. Gerçek sadece deneyimde vardır, hem de sadece herkesin kendi deneyiminde. Bu deneyimler, bir başkasına nakledildiği an öyküye dönüşür. Olaylardaki gerçeği, kesin gerçeği ispatlama olanağı yoktur. Olsa da bundan kaçınmak gerekir. Hayatın gerçekliği konusunu tartışmayı filozoflara bırakmalıyız. Gerçek olan, benim şu an denizin kıyısında oturuyor olmam, ay ışığının yansımasını denizin sularında görmem Gerçek olan benim.

    Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılamaz?
    A) Yaşantıların öznel olduğu
    B) Gerçekliğin, yaşadıklarımızı fark etmemizle ilgili olduğu
    C) Gerçeğe ancak yaşayarak ulaşılabileceği
    D) Yaşanılanların başkasına aynen aktarılamayacağı
    E) Gerçekliği filozofların dışında kimsenin anlayamayacağı

    45. Dünyanın ya da bilimin bana herhangi bir felsefi sorunun sunacağını sanmıyorum. Bana felsefi sorunlar sunan, diğer filozofların dünya ya da bilim hakkındaki yorumlarıdır. Genelde iki tür sorunla ilgileniyorum: Birincisi filozofun ne demek istediğini tam ve doğru olarak kavramak, ikincisi de söylediklerinin doğruluğuyla ilgili doyurucu dayanak olup olmadığını bulmak.

    Bu parçada sözü edilen iki sorun, sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
    A) Anlama – Temellendirme
    B) Doğrulama – Yanlışlama
    C) Açıklama – Anlama
    D) Yorumlama – Tanımlama
    E) Öndeyide bulunma – Açıklama

    46. İnsan bir fotoğraf makinesi değildir; bütün algılarımız bazı varsayım ve kavramlar çerçevesinde oluşmaktadır. Günlük yaşamda olduğu gibi bilimde de çevremizde olup biten her şeyi değil, ancak bazı şeyleri algılar veya gözleriz. Araştırmasının amacına göre bir ayıklama yapmak, yalnız konusuna ilişkin olgularla ilgilenmek, bilim adamı için hem doğaldır hem de bir zorunluluktur.

    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
    A) Bilimsel çalışmalar birikimli olarak ilerler.
    B) Bilimsel çalışmalarda seçicilik söz konusudur.
    C) Bilimsel yasalar uygulanabilir niteliktedir.
    D) Bilimde amaç, genellenebilir sonuçlara ulaşmaktır.
    E) Bilimsel yasalar evrenseldir.

    47. Bir kişi, bir eylemin kendini haksız duruma düşüreceğini bile bile o eylemi yapıyorsa, bu kişi bilinçli olarak haksızdır. Öte yandan haksızlık alışkanlık haline geldiğinde, haksızlıktan kaçınmanın kişinin elinde olmadığı da bir gerçektir. Fakat yine de kişi alışkanlıklarından sorumludur; çünkü o, alışkanlıklarının gerçek yaratıcısıdır. Her ne kadar eylemin yinelenmesi alışkanlığa neden olsa da eylemin dayanağı özgürlüktür.
    Bu parçada savunulan görüşün temelindeki düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Alışkanlıklar yaşamı kolaylaştırır.
    B) Toplum bireylere sorumluluklarını hatırlatmalıdır.
    C) Haksız eylemleri yapanlar cezalandırılmalıdır.
    D) Sınırsız özgürlük olumsuzlukların nedenidir.
    E) İnsan, ahlakla ilgili eylemlerinde özgürdür.

    48. Brian Redhead’e göre, siyasal düşünce tarihi, belli bir soruyu yanıtlama çabalarının tarihidir. Soru aynen durmakta yalnızca yanıtlar değişmektedir. Verilen yanıtların başlıcaları şunlardır:

    - Çünkü, varlığım devletin varlığına bağlıdır.
    - Çünkü, devlet tanrının iradesidir.
    - Çünkü, devlet ve ben bir anlaşma yaptık
    - Çünkü, devlet ahlaki düşüncenin gerçekleşmesidir.

    Buna göre, siyasal düşünce tarihi aşağıdakilerden hangisinin sorgulanmasına dayanır?
    A) Bürokrasinin gereğinin
    B) Devlet-ekonomi ilişkisinin
    C) Devlete itaat nedeninin
    D) İdeal düzenin olabilirliğinin
    E) Bireyin devlet için vazgeçilmezliğinin

    49. Kimi sanatçılar dünyayı, ona ilişkin her türlü bayat algının, pembe ten, sarı veya kırmızı elmalara ilişkin her türlü önyargının dışında, yepyeni görmemizi isterler. Basmakalıp düşüncelerden kurtulmak kolay değildir elbette; ama bu kalıplardan kutulan sanatçılar, genellikle en ilginç yapıtları veriyorlar. Bize, doğadaki varlıkların hiç düşlemediğimiz, yepyeni güzelliklerini görmeyi öğretenler de onlardır. Eğer onları izleyip onlardan bir şeyler öğrenirsek, pencereden dışarı bakmak bile heyecan verici bir serüvene dönüşecektir.

    Bu parçaya göre, sözü edilen sanatçılar bize aşağıdakilerden hangisini kazandırmaktadır?
    A) Heyecanları denetleme yetisi
    B) Değerleri karşılaştırma yetisi
    C) Renkleri doğadaki gibi algılama gücü
    D) Farklı güzellik anlayışlarını kabul etme eğilimi
    E) Doğadaki güzellikleri resme yansıtma isteği

    50. Hukuk kurumunun var olmasının benim yararıma olduğunu biliyorum. Ayrıca bu kurumun, insanların genel olarak ona saygı duyması sayesinde varolabildiğini de görebiliyorum. Bu durumda, benim bu kuruma,saygı gösterip göstermememin pek de önemli olmadığı düşünülebilir. Ancak, öz çıkar gerektiğinde, herkes benim gibi düşünür ve bu kuruma saygı duymayarak onu zedelerse, yararımıza olan bu kurum yıkılır. Ben bu zedelenmeyi, dolayısıyla kurumun yıkılmasını istemem.

    Bu parçaya göre, hukuk kurumunun varlığını sürdürmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
    A) Toplumsal denetim mekanizmalarının varlığına
    B) Evrensel hukuk kurallarının geçerliliğine
    C) İnsanların bu kurumun gereğine inanıp korumalarına
    D) Öz çıkarların bu kurumun isteklerinden farklı olmasına
    E) Devletin güvence vermesine


    51. Felsefe yapmak dağa tırmanmak gibidir. Sadece doruğu ele geçirmek için dağa çıkanlar, dağdan bir şey anlayamazlar. Gerçek dağcı olanca varlığıyla dağda yaşadığı zamanı üstün tuttuğu içindir ki dağa tırmanır. Doruk ancak dağda yaşanan zamanın bir parçası olarak önemlidir. Dağ, doruk değildir.

    Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Filozof, felsefe yapmanın her aşamasından haz alır.
    B) Filozofun amacı gerçeğin bilgisine ulaşmaktır.
    C) Felsefe, yapmayı öğretir, söylemeyi değil.
    D) Felsefede doruk noktası yoktur.
    E) Sevgi olmadan felsefe olmaz.

    52. Hegel tarihi keşfeder, Schopenhauer ise ondan vazgeçer. Onların bu uyuşmazlığı hala çözüm bekliyor.


    Bu parçadan felsefi düşünce ile ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılabilir?
    A) Soruların kendi cevaplarını içerdiği
    B) Çağın değerlerine bağlı olduğu
    C) Kesin bir doğruya ulaşılamadığı
    D) Bilimsel düşünceden etkilendiği
    E) Doğrusal ilerleme gösterdiği

    53. Bir gün üç kişi İskoçya dağlarında yürüyüşe çıkmış. Bir süre sonra, tek başına otlayan siyah bir koyun gören bu üç kişi arasında şu konuşma geçmiş:

    I. kişi : Demek ki dağlardaki koyunlar siyah.
    II. kişi : Bu kadar çabuk genelleyemezsin. Olsa olsa “İskoçya’da en az bir siyah koyun Vardır.” diyebilirsiniz.
    III. kişi : Söyleyebileceğim tek şey, şuradaki koyunun siyah olduğudur.

    Bu kişilerden hangilerinin söyledikleri, bilimsel yaklaşıma uygundur?
    A) Yalnız I. B) Yalnız III. C) I. ve II.
    D) I. ve III. E) II. ve III.

    54. Kendi yaptığı maymuncukla tüm güçlük kapılarını zorlayan bir filozof, bir süre sonra maymuncuğu kullanabilmek için gereksiz kilit yapımına geçer.

    Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yerilmektedir?
    A) Aşırı kuşkucu olma
    B) Kuramlara körü körüne bağlanma
    C) Gerçekçi tutum takınma
    D) Aracı amaç durumuna getirme
    E) Kendi aklını üstün görme

    55. Varlıklar, sizin onlar karşısında duruşlarınıza göre gösteriyorlar kendilerini. Önümdeki bir demet gül, ona bir botanik uzmanı olarak yaklaştığımda kendini botanik biliminin kavramlarıyla sunar. Bir teorik fizikçi olarak atomlardan, fotonlardan, kuarklardan oluşan bir madde olarak verir kendini. Öte yandan, bir ressam ya da bir şairsem ne denli farklı “yüzleriyle” sunacaktır kendini.


    Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
    A) Her varlık kendini diğer varlıklardan farklı gösterir.
    B) Doğru bilgi, varlığı yansıtan bilgidir.
    C) Bilimler, varlığın özünü anlamamızı kolaylaştırır.
    D) Varlığın algılanışı, algılayana bağlıdır.
    E) Kişisel tutumlar varlığın özünü değiştirir.

    56. Bilim adamları olayları gözlerken çoğu zaman inançlarının benimsedikleri düşüncelerin etkisinde kalmıştır. Örneğin, bazı astronomlar, “Çember mükemmel bir şekildir. Öyleyse gezegenlerin, yıldızların yörüngeleri çember biçiminde olmalıdır.” düşüncesiyle hareket etmişler. Tycho Brahe, 7 sayısının kutsallığına inanmış, 7 gezegen olduğunu düşünerek gözlem yapmıştır.

    Bu parçada sözü edilen bilim adamlarının, bilimsel çalışmayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine sahip olmadıkları kesinlikle söylenebilir?
    A) Açıklık B) Nesnellik
    C) Dakiklik D) Düzenlilik
    E) Seçicilik

    57. Ahlaki yaşamımızda, sezgisel anlayış en yüksek kavrayışlar için zorunludur. Sadece kurallara mekanik bir biçimde uyma ya da kalıplara öykünme bizi uzağa götürmez. Yaşama sanatı, eski rollerin bir provası değildir.

    Bu görüşü benimseyen bir kişinin aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?
    A) Etik yaşamın varlığını
    B) Sezgisel kavrayışların önemini
    C) Yaşama sanatının varlığını
    D) Kuralların zamanla değiştiğini
    E) Evrensel ahlak yasasının varlığını

    58. Toplumun saygın ve demokratik olarak gördüğü kurumlardaki bozulmalar, kamuoyunu böyle görülmeyen kurumlardaki bozulmalardan daha çok rahatsız eder.

    Bu durumun temelinde yatan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Kötü olmazsa iyinin değeri bilinmez.
    B) Saygınlık görecili bir kavramdır.
    C) En iyinin bozulması en kötüdür.
    D) İyi, zamanla değişen bir kavramdır.
    E) Kurumlar toplumun güvencesidir.

    59. Bizleri sanata yönelten güçlü dürtülerden biri de gün****k hayatın acı verici kabalığından, sıkıcı monotonluğundan ve sürekli değişen kişisel istekler zincirinden kaçma gereksinimidir.

    Bu cümlede sözü edilen gereksinim, sanatta özellikle hangi yolla giderilir?
    A) Belirli bir üslubu sürdürme
    B) Alanını sınırlama
    C) Kurmaca dünya oluşturma
    D) Kalıcı yapıtlar verme
    E) Kullanacağı tekniği belirleme
    60. Ben elime fırçayı alıp resim yapan biri değilim. Gene de usta ellerden çıkma görsel yapıtların seyrine öyle kaptırırım ki kendimi… Ama neyleyim, benim konumda birinin eski Çin resimlerine erişme olanağı pek yok. Buna karşılıkelimki uzatır uzatmaz eriştiğim Çin şiirleri var. Bunların çoğu, o resimlerle akraba. Demek ki resim özlemimi şiirle giderebilecek durumdayım.

    Bu parçaya dayanarak sanatla ilgili aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?
    A) Farklı sanat dalları benzer duygu ve düşünceleri yansıtabilir.
    B) Sanat yapıtının ortaya çıkışında izleyicinin de rolü vardır.
    C) Kimi sanatçılar, sanatın birkaç dalıyla ilgilenir.
    D) Sanat yapıtları eskidikçe değer kazanır.
    E) Sanattan anlamak uzmanlık gerektirir.
  4. nil_k

    nil_k Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2007
    Mesajlar:
    348
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    16
    61. Benim gibi düşünmeyenlere çok şey borçluyum. Bana
    taban tabana karşıt olsalar da benim düşündüklerimi
    çürütmekten başka bir amaç gütmeseler de hınca
    kapılmayıp aklımı kullanırsam, düzgün düşünmede
    onlardan büyük ölçüde yararlanabilirim.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin yararı
    vurgulanmaktadır?
    A) Farklı düşüncelere açık olmanın
    B) İncelenen konuya odaklanmanın
    C) Mutlak doğrulara ulaşma çabasının
    D) Bildiklerinin doğru olduğunu savunmanın
    E) Bağımsız olmanın

    62. Gören öznenin kendisi de görülebilirlik alanındadır.
    Bu cümleden çıkan sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Öznenin de nesne olabileceği
    B) Ancak nesnenin nesne olabileceği
    C) Doğru bilginin olabileceği
    D) Gerçeğe ulaşılabileceği
    E) Nesneden uzaklaşılabileceği

    63. Birkaç yıl önceydi, bir duvara doğru yürüyordum.
    Baktım hırpani biri bana doğru geliyor. “Kim bu kılıksız,
    tuhaf adam?” dedim kendi kendime. Sonra bir de
    baktım, duvar meğer aynaymış; kendime bakıyormuşum.
    O adam birden ince, zarif, üzerinden anlayışlılık
    akan biri olup çıkıverdi.
    Bu parçada anlatılan durum, aşağıdakilerden hangisine
    bir örnektir?
    A) Bilgilerimizin dış dünyayı ayna gibi yansıttığına
    B) Algıların duruma bağlı değerlendirmeler olduğuna
    C) Aklın bilgilerimizin tek kaynağı olduğuna
    D) Nesnel bilginin evrensel bilgi olduğuna
    E) Var olmanın algılanmakla eşdeğer olduğuna

    64. Arabamın motoru çalışmıyor. Tamirciye gösterip
    “Karbüratörde ne var?” diye sorduğumda, “Hiç.” diyor.
    Bunun bir önerme olduğunu kabul edersek, bu
    önerme doğru olabilir mi? Elbette doğru olabilir. Ama
    bir önerme doğruysa gerçekliğin de onun söylediği
    gibi olması gerekir. Doğruluğun tanımı bu. Öyleyse
    karbüratörde bir hiç olması gerekir.
    Bu parçaya göre, doğru önermede bulunması gereken
    özellik aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İfadesinin kısa ve basit olması
    B) Yanlış yoruma kapalı olması
    C) Akla uygun olması
    D) Gerçeğe uygun olması
    E) Duruma göre değişebilmesi

    65. Proust, kitapları için şöyle der: “Kitabımı dışarıya
    yönelmiş bir gözlükmüş gibi alın. Size uygun değilse,
    uyanı bulun; tökezlememek için kullanmak zorunda
    olduğunuz aracı, yani kendi gözlüğünüzü bulmayı size
    bırakıyorum.” Proust’un bu görüşü bilimsel kuramlar
    için de kullanılabilir. İlgilendiğiniz konuları, olayları
    açıklamada yetersiz kalan bir kuramı oradan buradan
    çekiştirip uygun hâle getirmeye çalışmak yerine, yeni
    bir kuram oluşturmak gerekir.
    Bu parçaya göre, bir bilimsel kuram aşağıdaki koşullardan
    hangisini karşılamıyorsa yenisini oluşturmak
    gerekir?
    A) Olgularla tutarlı olma
    B) Ekonomik olma
    C) Geniş kapsamlı olma
    D) Yaygın olarak benimsenme
    E) Basit açıklamalar getirme

    66. Fizikçi Richard Feynman, karmaşık fiziksel süreçlerle
    uğraşırken sorunu açık bir şekilde ifade edebildiğinizde
    doğanın size istediğiniz cevabı vereceğini öne sürer.
    Ona göre, iyi bir bilim adamı olmanın sırrı hangi
    soruyu sormak gerektiğini bilmede yatar. Bir sorunu
    araştırırken bir kez doğru yola girdiniz mi çözüm kendiliğinden
    ortaya çıkar.
    Parçaya göre, “doğru yola girme” aşağıdakilerden
    hangisidir?
    A) Çözüm için çaba gösterme
    B) Uygun soruyu sorma
    C) Sorunun cevabını tahmin etme
    D) Konuya odaklanma
    E) Doğruya ulaşacağına inanma

    67. Bir çocuk ağaca çıkmak ister ve siz bunu yasaklarsanız,
    çok öfkelenir. Oysa, deneyip de tırmanamayacağını
    kendisi anlarsa, fiziksel olanaksızlığı kabullenir.
    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki genellemelerden
    hangisine ulaşılabilir?
    A) Özgürlüğün sınırları topluma göre değişir.
    B) Toplumun yararını göz önünde bulundurarak kişisel
    özgürlükleri sınırlandırmak gerekir.
    C) Amaca ulaşmak isteyen kişi her yolu dener.
    D) Yasalar toplumun örflerine göre hazırlanmalıdır.
    E) Özgürlüğün karşısındaki toplumsal engeller tepkiye
    neden olur.

    68. Bergson, okura vermek istediği her şeyi yayımlamış
    olduğunu belirterek bundan sonra yazdıkları arasında
    bulunabilecek her türlü metnin, metin parçasının kendi
    isteği dışında yayımlanmasını yasaklamıştır. Fakat
    ölümünden sonra, bu yasak çiğnenmiştir. Bergson’un
    topluma mal olduğu öne sürülmüş ve bazı konuların
    açıklığa kavuşabileceği düşünülerek birçok yazısı yayımlanmıştır.
    Böyle bir tutum haklı görülebilir; ama
    etik açıdan da bizi rahatsız eder.
    Parçada sözü edilen tutumun etik açıdan rahatsız
    edici olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Tarihi zorunlulukların dikkate alınması
    B) Toplum yararının gözetilmemesi
    C) Bazı konuların açıklığa kavuşturulması
    D) Filozofların topluma mal olmuş kişiler olarak düşünülmesi
    E) Kişi haklarının göz ardı edilmesi

    69. İyiyi isteyen, iyinin ne olduğunu bilenden daha güvendedir.
    Çünkü, ilki hata yapsa da hep hoşgörüyle karşılanır;
    ikincinin hatalarıysa çoğu kez affedilmez.
    İyinin ne olduğunu bilenin hatalarının hoşgörüyle
    karşılanmayışı aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?
    A) Hata yapabileceğini kabullenmesine
    B) Vicdanını rahatlatmaya çalışmasına
    C) Yanlışı bile bile yapıyor olmasına
    D) Başkalarının sorumluluğunu üstlenmesine
    E) Toplumsal değerleri önemsemesine

    70. Sanatta, nesnelerin bildiğimiz anlamından kopabilmemiz,
    onları düşündüğümüz gibi değil, oldukları
    biçimde kabul edebilmemiz gerekir. Örneğin, bir tabloda,
    ekmek fırını camekânında bir dikiş makinesiyle
    bir şemsiye bir arada olabilir. İşlevi saf ve kesin bir
    biçimde saptanmış gerçek bir nesnenin (bir şemsiye)
    kendinden çok uzak bir başka nesneyle (bir dikiş makinesi)
    birlikte, her ikisi için de garip kaçan bir yerde
    (bir fırın camekânı) bir arada olmaları, kendiliğinden
    bu nesneleri işlev ve kimliklerinden ayırır. Bu nesneleri
    eski anlamlarıyla görmek bir yanılgıdır. Artık onlar,
    gerçek, şiirsel, yepyeni bir anlama kavuşmuştur.
    Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi öne
    sürülmektedir?
    A) Var olmanın anlamı sanatçıya göre değişir.
    B) Gerçek sanatçı, yapıtlarında doğanın gizemini
    yansıtır.
    C) Sanatçı, yapıtında kendi kişiliğinin ipuçlarını
    verir.
    D) Sanat, doğadaki gerçekliğe farklı bir anlam kazandırır.
    E) Sanatın amacı güzeli ortaya koymaktır.

    71. Acı çekenlere acımak insanca bir şeydir. Herkese yaraşır
    acımak ve herkes acımasını bilmelidir. Yarası
    olanlarla duygu ortaklığı, gerçekten ahlaki bir yaklaşımdır.
    Bunları söyleyen kişiye göre, ahlaki eylemin
    amacı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Doğru bilgiye ulaşma
    B) Yarar elde etme
    C) Ödevini yerine getirme
    D) Mutluluğa ulaşma
    E) Başkalarını anlama

    72 Toplumsal düzenin yasal olması yeterli değildir;
    toplumsal düzen, aynı zamanda meşru görünmelidir.
    Bireyin, korku içinde yaşayan bir uyruk olarak
    değil, ikna olmuş bir yurttaş, özgür bir birey olarak
    toplumsal normları kendisinin normları diye algılaması
    da zorunludur. İnsanın bu normları içselleştirmesi,
    “rıza” ya da “meşrulaştırma” dediğimiz şeydir.
    Parçaya göre, meşruluğun dayanağı aşağıdakilerden
    hangisidir?
    A) Düzeni sağlayan yasalar bulunması
    B) Normların bütün bireyler için bağlayıcı olması
    C) Normların benimsenmesi
    D) Bireyin isteklerinin göz önünde bulundurulması
    E) Normların başka toplumlar tarafından da kabul
    Görmesi

    73. Epikuros, “Hastalanınca doktora gideriz; çünkü doktorlar
    bedensel hastalıklar konusunda bizden fazla
    şey bilirler. Ruhsal sorunlar yaşadığımızda da aynı
    nedenden ötürü filozoflara yönelmeli ve onları doktorları
    yargılarken kullandığımız ölçütlere benzer ölçütlerle
    değerlendirmeliyiz. Hastalığı iyileştirmediği
    sürece tıp bilimi nasıl faydasızsa, ruhsal acılarımızı
    dindirmediği sürece felsefe de o denli gereksizdir.”
    der.
    Epikuros’un bugün psikolojinin ilgi alanına giren
    ruhsal sorunların çözümünü felsefeden beklemesi,
    aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?
    A) Döneminde, bazı bilgi alanlarının henüz ayrışmamış
    olmasına
    B) Tıbbı, en gelişmiş ve insanlara en yararlı bilgi
    alanı olarak görmesine
    C) Felsefenin sistemli bir bilgi alanı olmasına
    D) Felsefenin evrensel bir bilgi alanı olmasına
    E) Felsefenin eleştirel bir bilgi alanı olmasına

    74. Masal bu ya, yoksul bir köylü kızı padişahın oğluyla
    evlenir. Evlendikleri gün, eşi sarayın kırk odası olduğunu
    söyler. Odaların anahtarlarını ona vererek
    “Otuz dokuz odayı aç; ama kırkıncı odayı açma.”
    der. Yeni gelin hemen ertesi gün, izin verilen odaların
    kapılarını açıp bakar; kiminde para, kiminde mücevher,
    kiminde yiyecekler vardır. Yani, bildik şeyler…
    Dayanamaz kırkıncı odayı da açar. Filozoflar
    da bu gelin gibidir, tüm kapıları açmak isterler.
    Parçadaki benzetmeye göre, filozofu kapıları açmaya
    iten aşağıdakilerden hangisi olamaz?
    A) Merak etme
    B) Bilinenle yetinmeme
    C) Sınırları zorlama
    D) Sorunları çözme
    E) Yeni öğrenmelere istekli olma

    75. Kaf Dağı’nın ardında Zümrüdüanka kuşu var mı yok
    mu? Var dediğimizde de yok dediğimizde de fark etmiyorsa
    bunu bilmenin benim için önemi yoktur. Bununla
    birlikte, “Kaf Dağı var, onun ardında da Zümrüdüanka
    kuşu var.” diyorsam ve bu bilgiler benim
    işime yarıyorsa bunlar doğrudur.
    Bunları söyleyen kişinin görüşü, bilgi kuramıyla
    ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
    A) Kuşkuculuk B) Pragmatizm C) Empirizm
    D) Sezgicilik E) Fenomenolojizm

    76.• “Güzelliğin on par’etmez şu bendeki aşk olmasa.”
    diyen Aşık Veysel ile
    • “Varolmak algılanmış olmaktır.” diyen Berkeley’in
    bu görüşlerinin ortak yönü aşağıdakilerden hangisinin
    vurgulanmasıdır?
    A) Soyut olanın önemsiz olduğu
    B) Somut olanın önemsiz olduğu
    C) Asıl olanın nesne olduğu
    D) Asıl olanın özne olduğu
    E) Değerlerin belirsiz olduğu

    77. Kopernik kuramı, Dünya’nın gerçekte nasıl olabileceğinin
    bir tasviri gibi ele alınmalıdır. Bu kuram, Dünya’nın
    gerçekten Güneş’in etrafında döndüğünü öne
    sürmez. Daha çok, bir gözlenebilir gezegen sisteminin
    diğer sistemlerle bağlantısını kurmayı mümkün
    kılan tahmin cihazıdır. Eğer gözlenebilir sistem, Güneş
    merkezdeymiş gibi ele alınırsa tahminler kolaylaşır.
    Parçadaki yoruma göre, kuramda aşağıdaki özelliklerden
    hangisinin bulunması zorunlu değildir?
    A) Gerçeği açıkladığını iddia etmesi
    B) Ön deyide bulunmaya olanak sağlaması
    C) Gözlemlere dayanması
    D) Açıklama yapmada yardımcı olması
    E) Bilgilerin tutarlı olması


    78. Başkalarının dertlerini inceleyip kendi dertlerini bil-meyen bilginlerle, çalgılarını akort etmesini bilip de yaşayışlarını akort etmeyi bilmeyen müzikçilerle, ada-letten söz etmeyi öğrenip adaletli davranmayanlarla alay edermiş Kral Dionysius. Bu parçada Kral Dionysius’un alay ettiği belirtilen kişilerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Bilgilerinin yetersizliği

    B) Olaylara farklı açılardan bakmamaları

    C) Bildiklerini yaşama uyarlamamaları

    D) Öznel olmaları

    E) Olduklarından farklı görünmeleri

    79. Öklid MÖ 323-285 yılları arasında İskenderiye’de ya-şamıştır ve hâlâ yaşamaktadır. Çünkü adı geometriy-le özdeşleşmiştir. Öklid’in başına gelen, adı bir şeyin adıyla özdeşleşen herkesin başına gelmiştir: O şey tanınır, fakat kişinin kendisi unutulur. Jileti herkes bi-lir. Ama onu icat eden Gillette’i (Jilet’i) kimse bilmez.
    Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşı-labilir?

    A) Bilimsel ürünler yaratıcısından ayrı varlık alanı kazanır.
    B) Bazı bilgiler herkes tarafından bilinir.
    C) Bilimsel bilgileri anlamak için bilginleri tanımak gerekir.
    D) Bilimsel bilgiler doğruluğu test edilmiş bilgilerdir.
    E) Bilimsel bilgiler uygulanabilir bilgilerdir

    80. Yaptığı iyiliği başkaları duysun diye, kendine daha fazla değer verilsin diye yapan veya doğruluğu diller-de dolaşmak koşuluyla doğru olan adamdan pek ha-yır gelmez. Oysa sanıyorum Ahmet birçok onurlu iş gördü. Fakat şimdiye kadar bu işleri o kadar gizli tuttu ki onlardan söz etmiyorsam suç benim değildir. Ah-met’i erdemli kılan parlak görünmek isteği değil, par-lak işler görmesidir.
    Bu parçaya göre, iyi işler yapan birinin erdemli olması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

    A) İyi olarak anılmasına
    B) Gösterişten sakınmasına
    C) Vicdanen rahat olmasına
    D) “İyi”yi istemesine
    E) Doğru adam olmasına

    81.
    • Ressam sadece resim yapar, kendi düşünce-lerini resme yapıştırmaz.

    • Sanatçı eserini gerçekleştirmesindeki niyetiyle değil, yalnızca gerçekleştirdiği eserin niteliğiyle övgüyü hak eder.

    Bu iki yargıdan çıkarılabilecek ortak sonuç aşağı-dakilerden hangisidir?
    A) Sanatçının görevi toplumu aydınlatmaktır.
    B) Sanatçı yaşadığı kültürün etkisindedir.
    C) Sanatta önemli olan, sanat eserinin kendisidir.
    D) Her izleyici sanat eserini kendine göre yorumlar.
    E) Sanatçının niyeti, sanat eserinin niteliğini belirler.

    82. Demokritos, sofrasına gelen incirleri yerken bir bal kokusu almış ve hemen bir araştırmadır başlamış ka-fasında; o güne dek incirlerden almadığı bu koku ner-den gelebilir, diye. Merakını gidermek için, incirlerin toplandığı yeri görmeye gitmek istemiş. Sofradan ni-çin kalktığını anlayan hizmetçi kadın gülmüş: “Boşu-na zaman kaybetmeyin, incirleri bal çanağına koy-muştum toplarken.” demiş. Demokritos’un canı sıkıl-mış bu araştırma fırsatını kaçırdığı, bir merak konusu elinden alındığı için. “Hadi be sen de.” demiş hizmetçi kadına, “Keyfimi kaçırdın ama ben yine de bal koku-su incirde kendiliğinden varmış gibi nedenini araştıra-cağım.” Demokritos’un bu yaklaşımı birçok bilim ada-mı ve filozofta vardır.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada bilim adamı ve filozoflarda var olduğu söylenen yaklaşıma ters düşer?

    A) Olaylara diğer insanlardan farklı bakma
    B) Her şeyin nedenini sorma
    C) Araştırmaktan hoşlanma
    D) Merak duygusunu canlı tutma
    E) Başkalarının düşüncelerini benimseme

    83. İmmanuel Kant “Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çı-kabilecek Her Metafiziğe Önsöz” adlı yapıtında, me-tafiziği uğraşmaya değer bulan herkesi “Acaba meta-fizik gibi bir şey hiç olanaklı mıdır?” sorusunu sorma-sının zorunlu olduğuna ikna etmeyi amaçladığını söy-ler. “Eğer metafizik bir bilimse, nasıl oluyor da diğer bilimler gibi genel ve sürekli onay kazanmıyor? Yok, değilse, nasıl oluyor da bilim kisvesi altında, durma-dan böbürlenerek insanın anlama yetisini oyalıyor? Ayrıca diğer bilimler ilerlediği halde o hep aynı yerde dönüp duruyor.” diye devam eder.
    Parçaya göre, Kant’ın metafiziğe yaklaşımının aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?

    A) Bilimle eş değer görme
    B) Reddetme
    C) Sorgusuz sualsiz benimseme
    D) Eleştirel olma
    E) Sistemli olmasını sağlama

    84. Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok
    Güzel gözler, tatlı diller yok
    Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
    Ben düşündükçe var dünya, ben yoksam o da yok
    Bu dörtlük, varlık felsefesinde öne sürülen aşa-ğıdaki görüşlerden hangisini desteklemektir?

    A) Dış dünya bireyden bağımsız olarak vardır.
    B) “Varlık”ın varlığı onu düşünen bireye bağlıdır.
    C) Bazı şeylerin varlığı somuttur.
    D) Soyut varlıklar düşünülebilir varlıklardır.
    E) Sevgi her şeyi var kılar.

    85. Felsefe yapmanın koşullarından ilki, aklımızı kurcalayan
    her soruyu dile getirme cesareti göstermek; diğeri
    de herkesçe doğal kabul edilen şeyleri tekrar göz
    önüne getirmek ve onlara sorun muamelesi etmektir.
    Ve nihayetinde, felsefe yapabilmek için avare olmalıdır
    tin. Bir hedefin peşinde koşuyor ve istem tarafından
    yönlendiriliyor olmamalı yani hiçbir şey onun dikkatini
    dağıtmamalı, kendini öğrenmeye vermelidir.
    Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi felsefe
    yapmanın koşulları arasında yer almaz?

    A) Özgürce soru sorabilme
    B) Olaylara herkesten farklı bakabilme
    C) Sorularını cesaretle dile getirebilme
    D) Yönlendirmelere açık olabilme
    E) Saplantılardan uzak durabilme

    86. Bir bilim adamı, buluşuyla ilgili olarak “Başkalarının
    otobana dönüştürebilecekleri bir patika açtım.” diyor.
    Bilim adamı bu sözüyle, aşağıdakilerden hangisini
    benimsediğini gösterir?

    A) Bilimin birikimli olarak ilerlediğini
    B) Bilimsel çalışmanın kişiye özgü uğraş olduğunu
    C) Bilimsel çalışmanın, başkalarını düşünerek yapılması
    gerektiğini
    D) Bilimsel çalışmanın sistemli olması gerektiğini
    E) Bilimin teknolojiyle yakından ilişkili olduğunu

    87. Bizim varlık düzenimiz nesneleri kendine uydurur, her
    şeyi kendine göre değiştirir. Aslında dünyanın ne olduğunu
    bilemez oluruz, çünkü her şey bize duyularımızla
    bozulmuş, aslından ayrılmış olarak gelir. Pergel,
    gönye, cetvel bozuk oldu mu onlara göre yapılan
    bütün yapılar da ister istemez kusurlu, sakat olur. Duyularımız
    kesin olmadığı için onların ortaya koyduğu
    hiçbir şey de kesin değildir. Peki ama bu ayrılıklar
    karşısında doğruluk hükmünü kim verecek?
    Bu parçada, “bilgi kuramı” ile ilgili olarak aşağıdakilerden
    hangisine değinilmemiştir?

    A) Bilginin doğruluk değerine
    B) Duyu bilgisinin eleştirisine
    C) Bilginin göreceli oluşuna
    D) Bilginin kaynağına
    E) Bilginin uygulanabilirliğine

    88. Umberto Eco’ya göre insan zihni, kendi dünyasını belirler,
    sonra da bu kendi belirlediği dünya içinde değerlerini
    oluşturur. Küçük bir çocuğun kendi hayalinde
    oluşturduğu canavarlardan korkması gibi, yetişkinler
    de kendi hayalinin ürünü olana, bunun hayal ürünü
    olduğunu bilseler bile inanmayı sürdürürler.
    Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılabilir?

    A)İnançların gizli kalması gerektiği
    B) İnanmanın temelinde korkunun bulunduğu
    C) İnancın nesnesinin, zihnin ürünü olduğu
    D) İnsanın bir şeylere inanmak zorunda olduğu
    E) İnanmanın, insanı diğer canlılardan ayıran özellik
    Olduğu

    89. Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan
    okçudan daha başarılı sayılmaz. İnsanın
    gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da. İyiliğin
    aşırısı olmaz, aşırı oldu mu zaten iyi değil demektir.
    Erdemli kişi bunların farkında olan kişidir.
    Bu parçada sözü edilen “farkındalık” durumu aşağıdakilerden
    hangisiyle ilişkilendirilebilir?
    A) Amaca sahip olmayla
    B) Kötülükten kaçınmayla
    C) İsteklerini bastırmayla
    D) Kendini düşünmeyle
    E) Ölçülü olmayla

    90. Doğalcılığı modern resmin karşıtı olarak görenler var.
    Şimdiye kadar doğal bir sanat eseri gören var mı, bilmek
    isterdim doğrusu. Doğa ve sanat iki ayrı şeydir,
    aynı olamazlar. Doğadan ayrı bir şey olan düşüncemizi
    sanat yoluyla dışa vururuz. Doğayı olduğu gibi
    resimlemeye inanan sanat bile her zaman sanat olmuştur,
    doğa değil.
    Bu parçadan çıkarılacak sonuç aşağıdakilerden
    hangisidir?

    A) Doğa ve sanat özdeş kavramlardır.
    B) Sanat doğanın kopyasıdır.
    C) Sanat doğadan üstündür.
    D) Sanat ve doğa farklı varlık alanlarıdır
    E) Modern resim, resim sanatının son aşamasıdır.

    91. Descartes, mutlak anlamda kesin olan başlangıç doğrusuna
    ulaşabilmek için, doğru olduğu açık ve seçik
    bir biçimde bilinmeyen hiçbir şeyi doğru kabul etmemek
    gerektiğini düşünür. Kuşku duymayacağı açık ve
    seçik bilgiden hareket etmek ister. Bu nedenle her
    şeyden kuşku duymaya, yanlış ya da kuşkulu olması
    muhtemel olduğunu düşündüğü her şeyi reddetmeye
    karar verir. Ancak yine de kuşku duyamayacağı tek
    şey olduğunu söyler. Bu da kuşku duyduğundan kuşku
    duymamasıdır.
    Bu parçaya dayanarak Descartes’la ilgili olarak
    aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?

    A) Açık seçik bilgiye ulaşabildiği
    B) Kuşkuyu sonuna kadar götürdüğü
    C) Akıl bilgisini diğerlerinden üstün gördüğü
    D) Doğuştan fikirlerinin var olduğunu kabul ettiği
    E) Süjeden bağımsız nesneler dünyasının varlığını
    kabul ettiği
  5. nil_k

    nil_k Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2007
    Mesajlar:
    348
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    16
    1
    E
    46
    B
    2
    A
    47
    E
    3
    D
    48
    C
    4
    C
    49
    D
    5
    B
    50
    C
    6
    A
    51
    A
    7
    D
    52
    C
    8
    C
    53
    E
    9
    B
    54
    D
    10
    E
    55
    D
    11
    A
    56
    B
    12
    E
    57
    E
    13
    D
    58
    C
    14
    B
    59
    C
    15
    C
    60
    A
    16
    D
    61
    A
    17
    A
    62
    A
    18
    B
    63
    B
    19
    C
    64
    D
    20
    E
    65
    A
    21
    C
    66
    B
    22
    A
    67
    E
    23
    C
    68
    E
    24
    B
    69
    C
    25
    E
    70
    D
    26
    A
    71
    E
    27
    B
    72
    C
    28
    D
    73
    A
    29
    E
    74
    D
    30
    C
    75
    B
    31
    B
    76
    D
    32
    E
    77
    A
    33
    A
    78
    C
    34
    D
    79
    A
    35
    C
    80
    B
    36
    D
    81
    C
    37
    C
    82
    E
    38
    E
    83
    D
    39
    C
    84
    A
    40
    A
    85
    D
    41
    D
    86
    A
    42
    A
    87
    E
    43
    B
    88
    C
    44
    E
    89
    E
    45
    A
    90
    D
    91
    A



    cevaplar biraz karışık ama umarım işine yarar...
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş