Osteoporoz

Konu 'Biyoloji Ders Notları' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    Osteoporoz



    Düşük kemik kitlesi ve kemiğin mikrimimari yapısının bozulması sonucu kemik krılıganlığı ve kırılganlığa yatkınlıkta artışla karekterize, en sık görüleen ¤¤¤¤bolik kemik hastalığıdır.

    Son zamanlarda oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun en önemli sebepleri teknolojinin bizlere sağladığı imkanlarla daha kolay ve sedanter yaşam sürerken ortalama insan ömrünün de uzamasıdır. Genelde orta ve ileri yaş, postmenapozal kadın hastalığı olan osteoporozla her geçen yıl daha çok insan yüzyüze gelmektedir.

    Sınıflama

    Osteoporozu; açık olarak tanımlanabilen bir etyolojik faktörün var olup olmamasına göre primer ve sekonder osteoporoz olarak sınıflandı-rabiliriz. Bu sınıflama klinik olarak yararlıdır. Çünkü osteoporozun sekonder bir nedeninin tanımlanması spesifik tedavisini mümkün kılacaktır.

    1- Tip I Osteoporoz (Postmenapozal O.P.)

    2- Tip II Osteoporoz (Senil O.P.)

    3- Jüvenil Osteoporoz olarak üçe ayrılır.

    Tip I ve Tip II Osteporoz arasında yaş, seks, kemiğin tutulma yeri, kemik kırıklarının özellikleri, kemik kaybınm hızı, olayın fizyopatolojik özellikleri açısından farklılıklar vardır. Tip I O.P. da kortikal kemiğin rölatifkorunması ile belirgin trabeküler kemik kaybı vardır, îlişkili ol kırık tüm vertebralar ve Colles kırığıdır. Tip II O.P. da ise kortikal kemik kaybı ön plandadır, îlişkili olduğu kırk kalça kırığıdır.

    Sekonder Osteoporoz nedenleri arasında en sık karşılaşılanları tirsek; Hiperkortikolizm, hipogonadizm, hipertiroidizm, antikonvulsanlar, malabsorbsiyon, romatoid artrit..

    Risk Faktörleri ve Korunma

    Aşağıdaki durumların varlığında osteoporoz riski artmaktadır.

    A- Yapısal ve genetik faktörler

    l -Yaşlanma

    2- Düşük kemik kitlesi

    3- Dişi cinsiyet

    4- Beyaz ırk

    5- Annede osteoporoz varlığı

    6- Erken menapoz

    7- Narin-ince vücut yapışı.

    B- Yaşam biçimi ve beslenme:

    l - inaktif ve sedanter yaşam

    2- Kalsiyum ve D vit*****nden fakir diyet

    3-Alkol kullanımı

    4- Sigara kullanımı.

    C- Tıbbi durumlar:

    l - Kullanılan ilaçlar (kortizon, metotreksat gibi)

    2- İmmobilizasyon

    3-Amenore

    D- Düşmeye yönelik kişisel ve çevresel risk/faktörleri:

    1-Dengenin ve normal yürümenin bozulması

    2- Sedatif kullanımı

    3- Kas zayıflığı

    4- Kognitif bozukluklar. Bu risk faktörleri içinde yaşam biçimi ve beslenme özelliklerin! inceleyecek olursak;

    İnaktif ve Sedanter Yaşam:

    Fiziksel aktivite doruk kemik mineral dansitesinin önemli belirleyicilerinden biridir, inaktif ve sedanter yaşam sürdürenlerde kemik mineral yoğunluğu ve aktif kas desteği azalmaktadır. Atlama ve zıplama içeren fiziksel aktiviteler büyük bir osteojenik potansiyele sahiptir. Egzersizlerin özelliği iskelete dik olarak yük bindirici olmalıdır. Yüzme ve bisiklete binme gibi aktiviteler iskelete yük bindirme etkileri az olmakla beraber kemik yoğunluğuna olumlu etkileri vardır. Bunun yanında çok aşırı sportif aktiviteler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler (özellikle kadınlarda amenore ve düşük kiloya yol açması nedeniyle).

    Kalsiyum ve D vit*****

    Büyüme sırasında yeterli kalsiyum ve D vit***** alınmazsa iskelet yapımının doruk noktaya ulaşamayacağı aşikardır. Kalsiyum ihtiyacı sadece büyüme sırasında değil tüm yaşam boyunca devam eder.

    Optimal Kalsiyum (ca) ihtiyacı (günlük)

    1- infantlarda 0-6 ay: 400 mg / 6 ay-1 yaş: 600 mg

    2- Çocuklarda 1-5 yaş: 800 mg / 6-10 yaş: 800-1200 mg

    3- Adolesan - genç erişkinlerde 11-24 yaş: 1200-1500 mg

    4- Erkek 25-65 yaş: 1000 mg / 65 yaş üzeri: 1500 mg

    5- Kadm25-50 yaş: 1000 mg / 50 yaş üzeri ve Östrojen alan: 1000 mg

    / Östrojen almayan: 1500 mg / 65 yaş üzeri ve gebelik laktasyon dönemin-de: 1200 mg

    Optimal kalsiyumun diyetle alınması tercih edilmelidir. Gıdalardaki kalsiyumun biyoyararlanımı %30 civarında olmaktadır. Başlıca kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Ayrıca koyu yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, baklagiller, fındık, pekmez, tahin ve küçük balıklar kalsiyumdan zengin gıdalardır. Günlük kalsiyum ihtiyacı gıdalarla karşılanamıyorsa kalsiyum tuzları şeklinde ilave kalsiyum kullanılmalıdır.

    Alkol Kullanımı;

    Alkol, kalsiyum dengesini sağlayan hormonları etkiler, kemik yapımını azaltır ve osteopeni oluşturur. Alkol sitokrom P 450 enzimini indükleyerek 25 (OH) vit. D nin karaciğerde yıkımını artırmaktadır. Ayrıca hipogonadizm, hiperkortikolizm, ¤¤¤¤bolik asidoz ve ileri dönemlerde karaciğer sirozuna yol açarak osteopeni oluşturur. Yetersiz kalsiyum alımı (yanlış beslenme) ve kalsiyum e-miliminin bozulması da söz konusudur. Aşın alkol tüketimi hem kadın hem de erkekte kemik yoğunluğunu azaltmakla birlikte düşme riskin! de artırdığı için ayrı bir risk faktörü olarak görülmektedir. Sosyal alkol tüketiminin kemik yoğunluğu üzerindeki etkileri çok net değil ise de çoğu veri yoğunluğu azalttığı yönündedir.

    Sigara Kullanımı

    Bir çok araştırma sigara içme alışkanlığı ile osteporotik kırık riski ve sıklığı arasında paralel bir ilişkiyi göstermiştir. Bunun nedenleri arasında nikotin ve diğer toksik maddelerin karaciğerde sitokrom P 450 enzimini indüklemesi yanında sigaranın antiöstrojen etkileri de yer almaktadır. Sigara içenlerde kalsiyum emiliminde azalma gösterilmiştir. Sigara içenler genellikle zayıftır ve daha erken menapoza girerler. Sigara içen kadınlarda osteoporoza bağlı kırıklar 1,5-2,5 kat daha fazladır. Yapılan bir araştırmada erkeklerde l yıl sigara içiminin kalça kırık riskini % l artırdığı gösterilmiştir.

    Klinik Bulgular

    Osteoporozda semptomların ortaya çıkmasından önce tıpkı hipertansiyonda olduğu gibi uzun, sessiz bir dönem vardır. Bulgular kemikte oluşan mikro yada makro fraktürler sebebiyle ortaya çıkar. Ağrı, fonksiyonel kısıtlanma, boy kısalması dorsal kifozun artışı ve deriye yakın kemiklerde presyonla hassasiyet başlıca bulgulardır. Bir kez vertebra cisminde kırık oluştuğunda normal anatominin sağlanması mümkün değildir. Genellikle beklenen sonuç aynı vertebranm yeniden kırılması ve şekil bakımından daha da bozulmasıdır. Dorsal bölgede kifoz artarken lomber bölgede lordoz azalır.TANI

    Tanı

    Klinik bulguların değerlendirilmesi, risk faktörlerine sahip kişilerin betirlenmesi ve laboratuvar bulgularına dayanır. Bugün için osteoporoz tanışı ve tedavisinin takibinde en yaygın kullanılan test DEXA (Dual enerji X-ray Absorbiyometre)

    Dünya Sağlık Örgütünce kabul edilen Kemik Mineral Yoğunluğu ölçümlerine göre tanımlar.

    Normal:

    Genç erişkine göre kemik mineral yoğunluğunun (KMY) l standart (SD) altında olması.

    Osteopeni:

    Genç erişkine göre KMY nin 1SD arasında olması

    Osteoporoz:

    Genç erişkine göre KMY nin 2,5 SD' nin üzerinde olması

    Yerleşmiş Osteoporoz:

    KMY nin -2,5 SD nin üzerinde ve ek olarak bir veya daha fazla kırık olması.

    Tedavi:

    Tedavinin esasını risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, fizik tedavi rehabilitasyon ve medikal tedavi oluşturur. Amaç; kemik mineral yoğunluğunun stabilize edilmesi ve artırılması, kırıkların önlenmesi, iskelet rin deformitelerine bağlı belirtilerin iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.

    Dengeli beslenme ( yeterli kalsiyum ve protein alımı), yeterli fizik aktivite, aşırı alkol ve sigara kullanılmaması tedavide önemli yol almamızı sağlar.

    Hastalar ağır yük kaldırmaktan kaçınmalı, yük taşırken de gövdeye yakın olarak tutmalıdır. Çünkü öne eğilerek kaldırılan yük bel bölgesinde kaldırılan ağırlığın 10-20 kat fazlası yüklenmeye sebep olmaktadır. Kemik mineral dansitesinin devamlılığı ve artması için iskelete yük bindirici egzersizler verilmelidir. Ayrıca fleksiyon egzersizleri yapılmamalı, ekstansiyon egzersizlerine ağırlık verilmelidir.

    Akut ağrının tedavisinde analjeziklerin yanında uygun pozisyonlama, yatak istirahat! ve TENS, hot pack, infraruj gibi fizik tedavi modaliteleri kullanılır.

    Kronik ağrıda kifotik postürün düzeltilmesi için uygun ortez kullanılabilir. Fakat kas güçsüzlüğüne yol açabileceği için kullanım süresi iyi ayarlanmalı ve beraberinde sırt ekstansör güçlendirme egzersizleri verilmelidir. Yine bu dönemde analjezik etkili fizik tedavi modaliteleri kullanılabilir.

    Medikal tedavide kullanılan ilaçlar iki ana grupta toplayabiliriz.

    I- Kemik yıkımım azaltanlar:

    1- HRT (östrojen-progesteron)

    2- Antiöstrojen (raloksifen)

    3- Kalsitonin

    4- Bifosfanatlar

    5- Kalsiyum

    6- Vitamin D ve deriveleri

    7- Tiazid diüretikleri

    II -Kemik yapımını artıranlar:

    l - Florid

    2- Testesteron

    3- Anabolik steroidler

    4- Parat hormon

    Bu çok geniş medikal tedavi seçeneklerinden hastanın yaşı, risk faktörleri, kemik mineral yoğunluğu ölçüm sonuçları ve ülkemizin sosyo ekonomik durumu da göz önüne alınarak (çünkü uygulanan tedaviler genelde pahalı tedavilerdir.) Hasta için en uygun kombinasyon yapılmalıdır. Bugün için tedavinin birinci basamağında HRT, Alendronat, Vitamin D ve deriveleri, Kalsiyum ve Raloksifen görünmektedir. ikinci basamakta Kalsitonin ve Etidronat, üçüncü basamakta diğer tedavi seçenekleri yer almaktadır.

    Uz. Dr. Mustafa Yelkovan
    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
    70.Yıl İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi

Sayfayı Paylaş