öz şiir anlayişini sürdüren şiir (saf şiir)

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde sementa.38 tarafından paylaşıldı.

  1. sementa.38

    sementa.38 Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2009
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    363
    Ödül Puanları:
    64
    Yer:
    kayseri

    ÖZ ŞİİR ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR (SAF ŞİİR)

    Türk edebiyatında "Saf Şiir" (Öz Şiir) eğilimi Ahmet Haşim'in
    "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" adlı makalesiyle (Türk
    edebiyatında ilk poetika örneği kabul edilir.) başlar.
    Sanatın bir form sorunu olduğuna inanan bu şairler için
    önemli olan iyi ve güzel şiir yazmaktır. Bu anlayışla kendilerine
    özgü özel bir imge düzeni oluştururlar.
    Şiirde her türlü ideolojik sapmanın dışında kalarak sadece
    okuyucuda estetik haz uyandıran şiir yazma eğilimi, bu şairleri
    her türlü mektepleşme eğiliminin dışında kalıp müstakil
    şahsiyetler olarak şiir yazmaya yöneltmiştir.
    Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eden bu şairlerde düşsel
    (hayali) ve bireysel yön ağır basar.
    Saf şiir anlayışında estetik tavır ön plandadır. Bu anlayıştaki
    şairler didaktik bilgiden uzak durup; bir şey öğretmeyi değil,
    musikiyle ya da musikinin çağrıştırdığı, uyandırdığı imgelerle
    insanın estetik duyarlılığını doyurmayı amaç edinirler. Kısacası
    bu şairler şiirde anlama fazla önem vermezler. Anlaşılmak
    için değil; duyulmak, hissedilmek için şiir yazarlar.
    Şiirde biçim endişesi duyan bu şairlerde dize ve dil baş tacıdır.
    Disiplinli çalışarak mükemmele varan halis şiir yazma
    endişesi kendini hissettirir.
    Gizemsellik, simgecilik, bireysellik, ruh, ölüm, masal, rüya,
    mit temalarının yoğunca işlendiği bu şiirler zekâ ve bilincin
    disipliniyle bütünleştirilerek yazılmıştır.


    Özellikleri:
     Milli Edebiyat Döneminin şiir hareketleri bu dönemin
    oluşmasında etkili olmuştur.
     Şiir dili her şeyin üzerindedir.
     Şiir bir biçim (form) sorunudur. Ahenk söyleyiş tarzı, ritim,
    kafiye ile sağlanır.
     Amaç iyi ve güzel şiir yazabilmektir.
     Dilde saflaşma, sadeleşme görülür.
     Şiir, soylu bir sanat olarak kabul edilir.
     En değerli şey dizedir.
     Şairlerin kendilerine özgü bir imge düzenleri vardır.
     İçsel bir yaklaşımla insan anlatılır.
     Şiirin toplum için değil sanat için olduğunu iddia ederler
    ve şiirlerini sanat için yazarlar. Şiirler ideolojinin esiri olmamalıdır.
     Güzel şiir ancak çalışarak elde edilir. Şiir emek işidir.
  2. sementa.38

    sementa.38 Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2009
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    363
    Ödül Puanları:
    64
    Yer:
    kayseri
    Öz Şiir Anlayışını Sürdüren Şairler ve Edebi Topluluklar
    1. NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905 – 1983)
     Şiirleri ve tiyatrolarıyla ün kazanmış usta bir yazardır.
     “Büyük Doğu” ve “Ağaç” dergilerini çıkarmıştır.
     Fransız sembolistlerinden ve halk şiirinden yararlanarak
    heceyle kendine has, başarılı şiirler yazmıştır.
     İlk dönem şiirlerinden sonra mistik konuları, madde ve
    ruh ilişkisini, insanın evrendeki yerini konu edinen şiirler
    yazmıştır.
     “Kaldırımlar” şiiriyle geniş bir kesim tarafından tanınmış
    ve sevilmiştir.
     Şiirlerini “Çile” başlığı altında bir kitapta toplamış ve bu
    kitapta şiir anlayışını düzyazı olarak anlatmıştır.
    Eserleri:
    Şiir: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk
    Kervanı, Çile
    Oyun: Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Sabırtaşı, Para,
    Nam-ı Diğer Parmaksız Salih, Reis Bey, Yunus Emre, Abdülhamit
    Han, Ahşap Konak, Siyah Pelerinli Adam
    Öykü: Hikâyelerim
    Roman: Aynadaki Yalan
    Anı: Yılanlı Kuyudan
    2. AHMET HAMDİ TANPINAR (1901 – 1962)
     Şiir, öykü, roman, edebiyat tarihi, makale, deneme alanlarında
    eserler vermiştir.
     Eserlerinde Doğu-Batı çatışması, “rüya” ve “zaman” kavramları,
    “geçmişe özlem”, “mimari” ve “musiki” öne çıkar.
     “Ne içindeyim zamanın! Ne de büsbütün dışında” dizeleri
    onun zamanı kavrayışının özünü vermektedir.
     ‘Bursa’da Zaman’ şiiri geniş bir kesim tarafından sevilmiştir.
     Ahmet Haşim’in özellikle de Yahya Kemal’in etkisinde
    kalmış, Sembolizmden etkilenmiştir.
     Romanlarında psikolojik tahlillere önemle eğilen yazarın;
    kendine has bir üslubu vardır.
     Yazarlığı dışında İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörlüğü,
    milletvekilliği de yapmıştır.
     “Beş Şehir” adlı önemli deneme kitabında Ankara, Erzurum,
    Bursa, Konya ve İstanbul’u anlatmıştır.
     “Huzur” romanı, aşkı, psikolojiyi ve Doğu-Batı karşıtlığını
    içerir; roman kişilerinin adlarının verildiği dört bölümden
    oluşur: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz.
    Eserleri:
    Şiir: Bütün Şiirleri
    Roman: Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Huzur,
    Sahnenin Dışındakiler, Aynadaki Kadın.
    Öykü: Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Yaz Yağmuru.
    Deneme: Beş Şehir, Yaşadığım Gibi.
    Makale - İnceleme: Yahya Kemal, XIX. Asır Türk Edebiyatı
    Tarihi, Edebiyat Üzerine Makaleler.
    3. AHMET MUHİP DIRANAS (1908 – 1980)
     Şiirleriyle tanınmakla birlikte tiyatro eserleri de vardır.
    Fransız sembolizmiyle Türk şiir geleneğini başarıyla kaynaştırmıştır.
     Hece ölçüsüyle biçimsel mükemmelliğe önem verdiği
    şiirler yazmıştır. Aşk, insanın iç dünyası gibi bireysel duyguları
    işlemiştir.
     Kar, Olvido, Ağrı ve Fahriye Abla şiirleriyle sevilmiştir.
    Eserleri:
    Şiir: Şiirler
    Oyun: Gölgeler, O Böyle İstemezdi.
    4. CAHİT SITKI TARANCI (1910 – 1956)
     Otuz Beş Yaş, Desem ki ve Gün Eksilmesin Penceremden
    şiirleriyle tanınır.
     Şiirlerinin çoğunda ölüm konusunu işlemiştir.
     Romantizm ve sembolizmden etkilenmiştir.
     Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri de serbest şiirleri de vardır.
     Şiirde biçime, kafiyeye ve ahenge önem vermiştir.
    Eserleri:
    Şiir: Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Ömrümde Sükût, Sonrası
    Mektup: Ziya’ya Mektuplar
    5. ASAF HALET ÇELEBİ (1907 – 1958)
     Hiçbir akıma girmeyen kendine has bir şairdir.
     Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller
    ve rubailer yazdı. 1937'den sonra serbest ölçü kullanmaya
    ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı.
     Şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan
    çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir
    yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getirdi.
    Eserleri:
    Şiir: He, Lâmelif, Om Mani Padme Hum
    YEDİ MEŞALECİLER
    1928 yılında ortaya çıkan bu topluluk, şiir ve yazılarını "Yedi
    Meşale" adlı kitapta toplamışlardır.
    Türkiye'de Cumhuriyet döneminde "sanat sanat içindir" deyip
    öz şiir anlayışını benimseyen ilk grup Yedi Meşaleciler'dir.
    Bunlara göre şiir hiçbir fikir ve ideolojinin hizmetinde kullanılamazdı.
    Gerçek şiir, sanat için yazılan, samimi ve yenilik
    dolu olan şiirdir.
    Özellikleri:
     Sanat, sanat için olmalıdır.
     Edebiyatta taklitten kaçınılmalı, daima yenilik, içtenlik,
    canlılık aranmalıdır.
     Batılı ilkelerle sanat yapılmalı, geleneksel temalar yerine
    yeni temalar bulunmalıdır.
     Şiirde konu zenginliği sağlamak için hayalden yararlanılmalıdır.
     Şiirde hece ölçüsünü kullanmışlardır.
     Çarpıcı imge ve benzetmelerle zenginleştirdikleri şiirleri,
    ustalıkla yapılmış birer tablo değeri taşır.
     Fransız sembolistlerin etkisinde kalmışlardır.
     Edebiyatımızda kısa süreli bir yankı uyandıran Yedi Meşaleciler,
    hedeflerini gerçekleştiremeden dağılmışlardır.
    Topluluğun Sanatçıları:
    1. SABRİ ESAD SİYAVUŞGİL (1907 - 1968)
    İlgi çeken ev içi eşya ve tasvirlerinden sonra özellikle çevirileri
    ve edebiyatı yakından takip eden denemeleriyle edebiyatla
    olan bağlantısını sürdürdü. Psikoloji profesörü olarak ilmi
    çalışmalara kendisini verdi Şiirlerini Odalar ve Sofalar adlı
    kitapta topladı.
    2. YAŞAR NABİ NAYIR (1908 - 1981)
    Şiirlerini Kahramanlar ve Onar Mısra adlı kitaplarda topladı
    ve diğer edebiyat türlerinde eserler verdi. 1933 yılında çıkarmaya
    başladığı Varlık dergisini ömür boyu devam ettirdi.
    Bu dergi Türk edebiyatının gelişmesinde, yeni kabiliyetlerin
    yetişmesinde ve tanıtılmasında önemli rol oynadı. Ayrıca
    Varlık yayınlarıyla da bir edebiyat kütüphanesi kurdu.
    3. MUAMMER LÜTFİ BAHŞİ (1903 - 1947)
    Topluluğun dağılmasından sonra bütünüyle edebiyattan
    koptu.
    4. VASFİ MAHİR KOCATÜRK (1907 - 1961)
    Şiirlerini Tunç Sesleri, Geçmiş Geceler, Bizim Türküler, Ergenekon
    adlı kitaplarda topladı. Asıl çalışmasını edebiyat
    tarihi ve incelemesine ayırdı.
    5. CEVDET KUDRET SOLOK (1907 - 1992)
    Birinci Perde adlı kitabında şiirlerini topladı. Roman ve tiyatro
    türlerinde de eser veren Cevdet Kudret, okul kitapları ve
    edebiyat tarihimizle ilgili ciddi eserler yazdı.
    6. ZİYA OSMAN SABA (1910 - 1957)
    Grubun şiire en sadık şahsiyeti oldu. Sebil ve Güvercinler,
    Geçen Zaman, Nefes Almak adlı kitaplarında şiirlerini toplayan
    Ziya Osman Saba hikâyeler de yazmıştır. Özellikle ev içi
    şiirler yazdı ve kendisinden daha kabiliyetli bir başka şaire,
    Behçet Necatigil'e örnek oldu. Şair yalnızlık duygusunu ve
    hatıraları şiirlerinde başarıyla dile getirir. Heceyi, duraklarında
    değişiklik yapmadan kılınır. Serbest şiir örnekleri de vermiştir.
    Ziya Osman, bütün insanların mutlu olduğu ve herkesin
    hoşgörü içinde yaşadığı bir dünya özlemiyle yaşar. Bu
    yönüyle Yunus Emre ve Mevlana geleneğinin modern çağdaki
    sesidir.
    7. KENAN HULUSİ KORAY (1906 - 1944)
    İçlerindeki tek hikâye yazardır. Yaşadığı sürede beş hikâye
    kitabı yayınlamış, "Osmanoflar" romanı ve kısa hikâyelerinin
    birçoğu gazete sayfalarında kaybolup gitmiştir.
    Gazeteciliğinin de etkisiyle küçük hikâye tarzını benimseyen
    sanatçı, Cumhuriyet döneminde korku türünde örnekler veren
    ilk hikâyecidir. Önemli hikâyeleri: Bir Yudum Su,
    Osmanoflar, Bahar Hikâyeleri, Bir Otelde Yedi Kişi

Sayfayı Paylaş