'''PARAGRAF'''

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde _essraa_ tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. _essraa_

    _essraa_ Üye

    Katılım:
    15 Mart 2008
    Mesajlar:
    267
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    29

    PARAGRAF

    Paragraf soruları aslında çözümü en kolay olan sorulardır. Doğrudan bilgi gerekmediğinden biraz dikkat, biraz gayret bu soruların çözümünde yeterlidir. Önemli olan her cümlenin ana fikrini bulmaktır. İlk önce soru, sonra parça okunmalıdır. Direkt parçayı okumak bize zaman kaybettirir. Çünkü parçayı neden okuduğumuzu bilemediğimizden amaçsız bir okuma olur. Bu nedenle ilk önce soru, sonra parça, sonra şıklar incelenmelidir. Önce alış veriş sonra fiş. Unutmayalım, paragraf soruları zor sorular değildir. Sorulardan kaçmamalı, onların üzerine gitmeliyiz. Birçok arkadaşımız paragraf sorularını görür görmez başka sorulara geçiyor. Ancak, bu soruların kolay olduğunu bilen diğer arkadaşlarımız hem paragraf sorularını hem de diğer soruları çözdükleri için haklı olarak fark atmaktadırlar.

    Paragraf Sorularının Çeşitleri:

    1. Ana fikir
    2. Yardımcı fikir (olumsuz sorular)
    3. Konu (duygu, kişilik)
    4. Başlık
    5. Paragraf tamamlama/ Araya cümle
    6. Paragraf oluşturma
    7. Paragrafın ikiye ayrılması
    8. Düşüncenin akışını bozan cümle
    9. Anlatım biçimleri
    10. Düşünceyi geliştirme yolları
    11. Paragrafın sorusu
    12. Düşsel Öğeler/ Duyu Aktarımı
    Bu başlıklar içerisinde en önemli olanı Ana fikirdir. Ana fikir halledilirse diğer konular rahatlıkla halledilir. Bazı konulardan seyrek olarak soru çıkmaktadır (paragraf oluşturma, başlık...).

    ANLATIM TEKNİKLERİ:

    a) Açıklama: İlk planda bilgi verme amacı güdülür. Okuyucu bir konuda aydınlatılmaya çalışılır. Makale, deneme, fikir yazıları ve bilimsel yazılarda sıkça kullanılır.

    b) Tartışma: Yazar okura kendi görüşünü benimsetmeye çalışır. Okur bir konuda yönlendirilir. Devrik cümleler ve soru cümleleri hakim olabilir. Bence, bana göre, benim anladığım... gibi ifadelere dikkat edilmelidir.

    c) Öyküleme (Hikaye etme): Olay-kişi-yer-zaman birliğine dikkat edilmelidir. Olay akış halinde verilir. “di’li geçmiş zaman” ve “geçmiş zaman” ifadelerine dikkat edilmelidir.

    d) Betimleme (Tasvir etme): Kelimelerle tablo çizme sanatı da denilebilir. Seçilen kelimelerle anlatılan şey gözümüzde canlandırılır. Ruhi portre ya da dış görünüş portresi çizilir. İzlenimsel veya açıklayıcı olabilir. Sıfatlar ve benzetmeler çok sık kullanılır.

    PARAGRAFTA YAPI:

    Paragraf düşüncenin yoğunlaştığı bölümdür. Fikir bir cümleye ya da paragrafın bütününe sindirilmiş olabilir. Paragraf küçük bir metin olduğu için giriş-gelişme-sonuç bölümleri vardır. Girişte fikir hakkında kısa bilgi verilir. Gelişmede yazdığımız yollarla fikir geliştirilir. Sonuçta yazar bir hüküm verir.
    Giriş: Bu bölümle ilgili çıkan sorular parça başına getirilecek cümle veya giriş cümlesi olabilecek cümle sorulardır.
    Parça başına getirilecek cümle şıklardan bulunurken şık ile parça arasında anafikir, üslup, konu açısından paralellik bulunmalıdır.
    “Aşağıdakilerden hangisi bir parçanın giriş cümlesi olabilir” şeklindeki sorularda nelere dikkat edilmelidir:
    - Giriş cümlesi geliştirilmeye müsait olmalıdır. Açıklanabilmelidir.
    - Daha öncesini hatırlatan ifadeler bulunmamalıdır.
    - Böylece, ama, fakat, lakin, bununla beraber...vs. ifadeleriyle başlamamalıdır.
    - İçinde “de” bağlacı bulunmamalıdır.
    Gelişme: Girişte ortaya atılan fikir açıklanır. Anlatım Teknikleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları’na başvurulur. Düşüncenin akışını bozan cümle, araya cümle alma, iki paragrafa ayırma soruları gelebilir. Düşüncenin akışını bozan cümle sorularında her cümle kendisinden önceki cümleyle bağlantılı olmalıdır. İlgisiz cümle doğru cevaptır. Ayrıca “özel ve genel anlam” olarak da incelenebilir. Araya cümle alma sorusunda “...............” şeklinde verilen cümle “açıklayan mı açıklanan mı” dikkat edilmelidir. “Numaralı yerlerden hangisinden önce, sonra ya da numaralı yerlerden hangisine” noktalarına dikkat edilmelidir. Ayrıca cümlelerin numaralandırılışına dikkat edilmelidir. Numara cümlenin başında mı yoksa sonunda mı? Son numaraya göre hareket edilmelidir.
    Sonuç: Parçanın sonuna getirilebilecek cümle. Son cümledir. Hüküm bildirir. Parçayla anafikir, konu ve üslup açısından paralellik gösterir.

    Örnek:

    1-) (I)Rize’nin Pazar ilçesinde, Verçenik Yaylası’na gidecek minibüse bindiğimizde, uzun süren otobüs yolculuğunun yorgunluğunu unutmuştuk. (II)Yaklaşık beş saat süren minibüs yolculuğundan sonra, kararlaştırılan buluşma noktasına ulaştık. (III)Oradakilerle hoş beşten sonra çadırları kurduk; sırt çantalarımızı boşalttık. (IV)İlk günler için getirilen taze yiyeceklerle, hemen küçük bir ziyafet sofrası kurduk kendimize. (V)Geceleri fark ettik ki, gökyüzü burada her zaman yıldızlarla doluydu. (VI)Hemen her gece yıldızlara bakarak düşler kuruyorduk.
    Yukarıdaki parça iki paragrafa bölünmek istense, ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması uygun olur? Cevap (V) ÖSS-2000
    (I)Umarım siz benden çok daha fazla yaşarsınız; ama bu yaşlara gelince insanda yaşlılığın farklı bir etkisi oluyor. (II)Yeni bir işe başlarken endişeleniyorsunuz, bitirebilir miyim diye. (III) İtiraf edeyim ki “Köleler ve Tutkular”a başlarken bu endişeyi yaşadım. (IV)Romanda her konu, yazılış süresini kendi belirliyor. (V)Hiçbir kitabımın üzerinde bu kadar yoğun çalıştığımı söyleyemem. (VI)Tam bir ağır işçi gibi sabah 8.30’dan akşam 20.00’ye kadar... (VII)Böylesine yoğun çalışmama karşın, kitabı tamamlamam iki yılımı aldı.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
    A) II. B)III. C)IV. D)V. E)VI.
    Cevap: C ÖSS-2000

    2-) Bir öykünün, yer aldığı kitaba adını verebilmesi için kitaptaki öteki öyküler arasında seçkinlik kazanması gerekir. (I)Okuduğum son öykü de bu türden. (II)Olay yine parçalı, kişilerin ağzından tek tek anlatılıyor. (III)Her anlatıcı konunun bir yönünü tamamlıyor. (IV)Kişiler öylesine doğal, içten konuşturuluyor ki hemen her kişi benliğinize girerek sizi zenginleştiriyor. (V)
    Düşüncenin akışına göre, “Böylece siz de öykünün bir parçası oluyorsunuz.” cümlesinin yukarıdaki parçada numaralanmış yerlerden hangisine getirilmesi uygun olur?
    A)I. B)II. C)III. D)IV. E)V.
    Cevap: E ÖSS-2000

    3-) Dil, başkalarının düşüncelerini, duygularını öğrenmede temel araçlarımızdan biridir. Bu, kendi düşüncelerimiz için de geçerlidir. Çünkü düşüncelerimizi dilin toprağında oluşturur, geliştiririz. Geliştirdiğimiz düşünceleri de yine dilin yardımıyla başkalarına iletiriz. Böylece...
    Düşüncenin akışına göre bu parçanın sonuna aşağıdakilerin hangisi getirilmelidir?
    A) hiçbir dil olduğu gibi kalmaz, gelişir ve değişir.
    B) dilin yapısı toplumsal yaşamın koşullarına göre biçimlenir.
    C) duygu ve düşüncelerin iletimi kendine özgü bir dil gerektirir.
    D) dilin, düşünceyi oluşturan ve taşıyıp yayan bir araç olduğu söylenebilir.
    E) dillerin gelişimi toplumdan topluma değişiklik gösterir.
    Cevap: D ÖYS-1995

    4-) Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur?
    A) Yeni öykücüler arasında Türkçeyi bütün güzelliği ile kullananlar var.
    B) Başka öykülerini de dergilerde okumuştum ama bunu hepsinden güzel buldum.
    C) Bunda, tiplerin çok canlı, öykülerinin otobiyografik olmasının da etkisi var.
    D) Bir bakıma, bu son iki kitabı birer dil olayı olarak değerlendirilmelidir.
    E) Birçok yeni öykücünün, buna gereğinden fazla önem verdiğini gördük.
    Cevap: A ÖSS-1987

    5-) Her şeyden önce, sanatçının, baş kişisi kadın olan tek romanıdır. Romanın hemen tümü, kahramanın güncesinden oluşmakta ve yaşadığı olaylar birinci tekil kişi olarak onun bakış açısından anlatılmaktadır. Ayrıca, genellikle ele aldığı kentli aydın tipleriyle tanıdığımız yazarın bu yapıtının kahramanı bir köylü kızıdır. Bu kızın köydeki yaşantısı belgesel sayılabilecek ayrıntılarla işlenmiştir.
    Düşüncenin akışına göre bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
    A) Sanatçı, bu yapıtında yerellikten yola çıkarak evrenselliğe ulaşabilen bir yazar olma özelliğini korumuştur.
    B) Bu roman, birçok yönüyle sanatçının öteki romanlarından oldukça farklı özellikler taşıyor.
    C) Bu romanın kahramanı, gelişme çağında kentli ailelerin yanına evlatlık verilen bir köylü kızıdır.
    D) Bu romanda yazar, eğitim düzeyi çok düşük bir köylü kızının konuşmasını, doğallığını bozmadan, ustalıkla işliyor.
    E) Sanatçı bu romanda, kentin insanıyla kırsal kökenli insanların ilişkilerindeki çelişkileri, iki yüzlülükleri sergiliyor.
    Cevap: B ÖYS-1994

    DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

    a)Tanımlama : Bir kavramın kendine has özelliklerini anlatmaya yarayan,
    ".......... nedir?" sorusuna cevap veren anlatımdır. Müzik, duyguların
    notalarla ifadesidir.

    b)Tanık Gösterme : Bir düşünceyi ünlü kişilerin sözlerinden yararlanarak,
    inandırıcı kılmaktır. Yunus "Benim işim sevgi için" mısraını sanki bugün için
    söylemiş gibidir.

    c)Benzetme: Anlatılan düşünceye güç ve güzellik katmak, bir şeyin niteliğini
    anlatmak için; o niteliği, tam olarak taşıyan bir şeyle göstermektir.
    Salıncak, sonbaharda yere düşerken sallanan bir yaprak gibi sallanıyordu.

    d)Örneklendirme: Düşünceye inandırıcılık kazandırmak için düşünceyi örneklerle
    açıklamaktır. Müzeler, medeniyetleri günümüze kadar taşır. Ankara'daki
    Etnoğrafya Müzesi de onlardan biridir.

    e)Karşılaştırma: Birden fazla varlık ya da kavram arasındaki benzerlik ve
    farklılıklardan yararlanarak düşünceyi geliştirmektir. Edebiyatın konusu
    insan; eleştirinin konusu ise eserdir.

    f)Nesnel Anlatım: Yazar, kendi duygularına ve düşüncelerine yer vermez,
    ispatlanabilir yargılardır. İstanbul, Türkiye'nin nüfus yoğunluğu en fazla
    olan şehridir.

    g)Öznel Anlatım: Yazarın kişisel duygularının ve düşüncelerinin yer aldığı
    anlatımdır. Yazarın yorumunu içerir. Evin yeni boyası eve yeni bir renk ve
    neşe katmıştı.
  2. bilgi küpü

    bilgi küpü Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    inkılap tarihi

    arkadaşlar bana mondros ateşkes antlaşması ile ilgili biraz bilgi verecek olanlardan cavap bekliyorum.:confused:
  3. seven

    seven Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI
    Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu devletler topluluğu, Birinci Dünya Savaşı'nda yenilince, Osmanlı Devleti de savaştan çekildi. İttihat ve Terakki Partisi Üyeleri, gizlice yurdu terkettiler.
    Talat Paşa'nın istifası üzerine iktidara geçen Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, İngilizler aracılığıyla Anlaşma (İtilaf) Devletleri'nden barış istedi. Bahriye Nazırı Rauf Bey'in başkanlığındaki Osmanlı Kurulu ile Anlaşma Devletleri adına İngiliz Amirali Caltrop, Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması, Mebusan Meclisi tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir.
    İMZALANMA NEDENLERİ
    Almanya'nın yenilmesi: Alman desteği olmadan, Osmanlı Devleti'nin savaşı sürdürecek gücünün olmaması.
    Wilson İlkeleri'nin yayınlanması: İngilizlerin hoşgörüsüyle, daha sonra kârlı bir barış antlaşmasının imzalanacağının sanılması.
    Padişahın, İngilizlerin yardımıyla saltanatı ve halifeliği korumak istemesi.
    KOŞULLARI
    İstanbul ve Çanakkale Boğazları açılacak ve bu yerlerdeki askeri üsler, İtilaf Devletleri'nce işgal edilecektir.
    Ordu terhis edilecek, orduya ait silahlar, taşıtlar, cephane ve donatım, İtilaf Devletleri'ne teslim edilecektir.
    Donanma, İtilaf Devletleri'nin gösterecekleri limanlarda gözaltında tutulacaklardır.
    Osmanlı Devleti, müttefikleriyle olan bütün ilişkilerini kesecektir.
    Toros tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir.
    Bütün haberleşme, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletleri'nin denetimi altında bulundurulacaktır.
    İtilaf Devletleri, kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.
    Anlaşma imzalandığında, Anadolu dışında bulunan Türk Askerleri, en yakın İtilaf Devleti askeri birliklerine teslim olacaktır.
    Vilayet-i Sitte denilen Doğu Anadolu'daki 6 ilde (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis) karışıklık çıktığı takdirde İtilaf Devletleri bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.
    ÖNEMİ
    Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, fiilen sona ermiştir.
    Kayıtsız şartsız teslim belgesi özelliği taşıyan bu antlaşma, Osmanlı'nın bütünüyle işgal edilmesine elverişli ortam hazırlamaktaydı.
    Boğazların işgali ile Anadolu ve Rumeli bağlantısı kesilecek, İstanbul'un güvenliği de tehlikeye düşecekti. Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona ermiş olacaktır.
    Ordunun büyük bir bölümü terhis edilip, silahlarına el konulacaktı. Bu uygulama ile Osmanlı Devleti, savunma gücünden yoksun bırakılacaktı.
    7. maddenin uygulanmasıyla, Wilson İlkeleri'ne göre Türklerin denetiminde kalması gereken Anadolu Toprakları da İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir.
    24. maddenin uygulanmaya çalışılması sonucunda, doğudaki Ermeniler, bağımsız bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışlardır.
    Toros tünellerinin işgali, telgraf, telefon ve telsizin denetim altında tutulması, ülkenin tümüne yönelik işgalin ilk işaretleridir.
    UYGULANMASI
    İngilizler; Musul, Antep, Urfa, Maraş, Batum, Kars'ı işgal etmişler, Samsun ve Merzifon'a asker göndermişlerdir. Fransızlar; Dörtyol, Mersin ve Adana Yöreleri ile Afyon'u işgal ettiler.
    İtalyanlar; Antalya, Bodrum, Kuşadası, Marmaris, Konya çevresine asker çıkarmışlardır.
    13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri gemileri İstanbul Limanı'na demir attı.
    İstanbul fiilen işgal edildi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş