peygamber efendimizin hayatından öyküler

Konu 'Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)' bölümünde Persephone tarafından paylaşıldı.

  1. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83

    Cennete Girecek Olan İlk Kadın
    Hz Fâtıma bir gün Efendimiz Aleyhisssalâtü Vesselâm'a:

    "Babacığım, kadınlardan cennete ilk önce girecek olan kimdir?" diye merakla sordu Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:

    "Falan mahallede, falan evde oturan bir kadın var Cennete ilk girecek kadın, işte o kadındır" buyurdular Hz Fâtıma anamız hayretle:

    "Babacığım, o kadın cennete, benden de mi evvel girecek?" diye tekrar sordu Peygamber Efendimiz:

    "Evet! Senden de evvel girecek" buyurdu Ve şayet isterse, gidip o kadınla tanışabileceğini söyledi

    Hz Fâtıma'nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı Bu kadın ne yapıyor, nasıl bir amel işliyordu ki, cennete ilk olarak girmeyi hak ediyordu Bir gün o kadınla görüşüp tanışmak ve onunla konuşmak için evinden çıktı Kadının evini sora sora buldu ve kapısını tıklattı İçeriden yaşlı bir kadın: "Kim o?" diye seslendi Hz Fâtıma anamız da kendisini tanıtarak onunla görüşmek istediğini söyledi Kadın, Peygamber kızının kendisiyle görüşmeye geldiğini duyunca çok sevindi Kapıyı açmadan içeriden seslendi:

    "Ey Resûlullah'ın kızı! Hoş geldin sefalar getirdin! Canım sana feda olsun! Aslında ben de sizinle görüşmeyi çok arzu ediyordum; fakat dışarı çıkmadığım için maalesef ziyaretinize de gelemedim Şimdi sizin gelmeniz beni çok memnun etti Fakat kocamdan izin almadan bugüne kadar ben kimseye kapı açmış değilim Onun için sizden çok özür diliyorum Ben sizin içeri girmeniz için bu akşam eşimden izin alayım ve yarın görüşelim, ne olur, yarın tekrar buyurun" dedi

    Bunun üzerine Hz Fâtıma geri döndü Akşam olunca kadın meseleyi anlatıp kocasından izin aldı Ve ertesi gün Hz Fâtıma o kadınla görüşmek için tekrar geldi Bu sefer yanında oğlu Hz Hasan da vardı Hz Hasan o sıralar henüz küçük bir çocuk olduğu için rahat durmamış, annesi mecburen onu da yanında getirmek zorunda kalmıştı Kadının evine geldi ve kapısını çaldı Tabiî kadın içeriden Hz Hasan'ın sesini duymuştu Hz Fâtıma'nın yanında bir çocuk bulunduğunu farkedince çok üzüldü Hz Fâtıma'ya:

    "Ey Fâtıma! Ben kocamdan yalnız sizin için izin almıştım Çocuk için izin almadığımdan dolayı onu içeri alamam Ne olur beni affedin İsterseniz siz buyurun, çocuk dışarıda kalsın İsterseniz yarın gelin; bu akşam onun için de izin alayım" dedi

    Hz Fâtıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü Ve üçüncü gün tekrar kadına gitmek üzere çıktı Hikmet-i ilâhî bu sefer Hz Hüseyin'i de yanına almak zorunda kalmıştı Tabiî kapıyı çaldığında, kadın Hz Hüseyin'in de olduğunu öğrenince Hz Fâtıma yine dünkü durumla karşılaştı Kadın kocasından onun için de izin alması gerektiğini söyledi Hz Fâtıma bir önceki günkü gibi hiç ısrar etmedi Ve çocuklarıyla beraber mecburen geri dönmek zorunda kaldı Bir sonraki gün üçü birden gittiklerinde kadın kocasından her üçü için de izin almıştı Kapı açıldı ve içeri girdiler Kadın binlerce özürler diledi, affını istedi ve Peygamber çocuklarını en güzel şekilde karşıladı ve ağırladı

    Hz Fâtıma içeriden gelen sese göre kadının gayet yaşlı bir nine olduğunu zannetmişti Fakat bir de baktı ki, kapıyı açıp kendisini karşılayan kadın hem çok genç, hem de çok güzel bir hanımdı Hz Fâtıma hayretle sordu:

    "Sizinle dışarıdan konuşurken sesiniz çok değişik geliyordu Oysa sesiniz hiç de öyle değilmiş, bu nasıl oluyor?" dedi Kadın:

    "Sizinle konuşurken sesim dışarı çıktığı için sesimi yabancı bir erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma küçük bir taş parçası alarak konuşuyordum Şimdi ise o taşı çıkardım" dedi

    Hz Fâtıma Radıyallahu Anhâ, bu cennetlik kadının sözlerinden dolayı çok memnun olmuştu Nâmahrem-den sesini bile böylesine sakınan, kocasına da böylesine itaat eden bu kadının, neden cennete evvelâ gireceğini anladı Onunla bir müddet sohbet ettiler Bazı konuları konuştular Bir ara kadın Hz Fâtıma'ya:

    "Ey Resûlullah'ın kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? Onun bendeki hakları sebebiyle Allah Teâlâ kocama itaatsizlikten dolayı beni hesaba çeker mi? Bundan korkuyorum" dedi

    Hz Fâtıma bu suali tebessümle karşıladı ve babasının yani Peygam-ber Efendimizin müjdesini kendisine bildirdi:

    "Hayır! Sen bilakis babamın, "cennete ilk girecek kadın" diye müjdelediği kimsesin" dedi

    Hz Fâtıma Radıyallahu Anhâ, Resûlullah'ın cennetle müjdelediği bu mübarek kadınla bir müddete daha sohbet ettikten sonra müsaade istedi ve oradan ayrıldı

  2. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Dünyanın, yaşanmış en güzel aşk hikayesi bu

    Ne Leyla diyeceğim size ne de Mecnun, Ferhad, Romeo vs vs





    En güzel aşk hikayesi Efendimiz salallahu aleyhi ve sellem ile Hatice Validemiz'in hikayesidir





    Sanır mısınız ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da diğerleri, aşkları dillere destan olur, günümüze kadar ulaşırdı?




    Hayır tabii ki!




    Belki bir kaç sene sonra bitecekti Yaşanmadığından, kavuşulmadığından hep bunlar




    Ama siz bir bakın Efendimiz’le, Hatice Validemiz'in aşkına ALLAH için!



    Bu, yaşanmış hem de uzun yıllar boyu yaşanmış bir aşk




    Ahla kıssat hub fil âlem




    Mekke fethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında Efendimiz yaşlı bir hanımla karşılasıyor




    O'nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere "Bırakın" diyor gelsin



    Sırtından abâyasını çıkarıp, hanımın altına seriyor ve birlikte oturup 1 saat kadar sohbet ediyorlar




    Âişe Validemiz merak ediyor ve sonrasında;




    "Kimdi O? Neler konuştunuz?" soruyor




    Cevaba bakar mısınız;




    " O, Hatice'nin arkadaşı idi, eski günleri yâd ettik"




    Hatice Validemiz vefat etmiş, aradan yıllar geçmiş, vefayı, sevgiyi, özlemi görüyor musunuz?




    Ve o hengâmede!



    Ve Hatice Validemiz'e bakın;




    Yaşı 55 Efendimiz o sıra Hira Mağarasında, nübüvvetten evvel ibadette




    Her gün O en sevgili'ye yiyecek taşıyor!




    Her gün gidiyor ve O'nunla biraz oturuyor




    Hira Mağarasını bilir misiniz siz?




    Ne kadar yüksektir ve çıkması ne kadar zordur?




    Bugün gençler bile çıkarken ter içinde kalırlar, çok yorulurlar




    Yaşı 55 Hatice Validemizin! ^



    Ve her gün Habibini görmeye gidiyor!




    Yine bakınız ki o asil hanıma, Efendimiz'den daha yaşlı olduğu içın O'na, üstüne evlenmesini teklif ediyor!




    Düşünebiliyor musunuz?



    O'nu öylesine seviyor ki, sadece O'nu mutlu edeceğini düşündüğü için "Evlen" diyor!




    Ama O, reddediyor, asla O'nu incitmek istemiyor




    Hanım'a bakın! Ve sevgisine



    Yine ilk vahiy geldiğinde O'na nasıl destek olduğuna, yüreğini, malını, canını nasıl serdiğine bakın




    Ve Efendimiz'in yüreğindeki Hatice Validemiz’in yerini düşünün, çok hadislerde geçer




    Yine Validemiz'in vefatından çok uzun yıllar sonra kız kardeşi Hale, Efendimiz'in evine gelir ve kapıyı çalar




    Öylesine heyecanlanır ki O, kapıya koşar, eli ayağı dolaşır




    "Neden" derler




    "Hatice'nin çalışı bu" buyururlarVe ardından; "Sanırım Hâle'dır gelen" derler



    En güzel Aşk hikayesi budur!




    Yaşanmış ama eskimemiş, yepyenidir



    Sallallâhu aleyhi ve sellem




    Bizlerin muhterem Validemiz'den alacağı çok dersler var




    O'na, Onlar'a benzeyenlere selam olsun
  3. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Yeni Müslüman olmuştu Peygamberimizin (sav) huzuruna koştu Onu (sav) görecekti ve Ona (sav) bağlanacaktı
    Kalbi heyecanla coştu Peygamberimizin (sav) yüzüne baktı
    Bu nasıl bir güzellikti Bu nasıl bir sevimlilikti
    Onu (sav) o kadar sevdi ki ! her şeyden çok sevdi Tüm sevdiklerini Ona (sav) vermek istedi
    Henüz örtü ayeti gelmemişti Kadınlar erkeklerin yanında oturabiliyordu Aişe de oradaydı
    Bu yeni Müslüman olan kişi Peygambere(sav) öyle bir gönül verdi ki Hz Aişe yi eş olarak Ona (sav) pek yakıştıramadı Güzelliğini uygun bulmadı
    Bir şeyler yapmalıydı Masum dileğini hemen Peygambere (sav) bildirdi
    “ Ey ALLAH (cc) Resulü (sav) benim bu beyaz kadından daha güzel iki eşim var Onlardan birini boşayayım da sen al “ dedi
    Bu nasıl bir sevgiydi ki en sevdiği şeyi Peygamberine (sav) verebiliyordu
    Bu yeni Müslüman Dahhak bin Süfyan el-Kilabi, tüm samimiyetiyle Peygambere (sav) kendisince Hz Aişe den daha güzel bir eş teklif ediyordu Kendi eşini
    Duyduğu nasıl bir sevgiydi ki en değerli ve en sevdiği insandan vaz- geçebiliyordu
    Peygamberimiz (sav) gibi insan haklarına saygılı birinin bu teklifi kabul etmeyeceği açıktı Gülümseyerek reddetti
    Hz Aişe ise bu teklifi pek münasebetsiz buldu Adama kızmıştı Hemde eşinin Aişe den daha güzel olduğunu söylüyordu
    Dahhak ise yaratılışça güzel değildiyüzü ve görünüşü hoş olmayan biriydi
    Hz Aişe hemen Dahhak a sorusunu sordu
    “ söyle bakalım senmi güzelsin Yoksa o boşayacağın kadınmı güzel ? “
    Bu soru Dahhak ı rahatsız etmişti Hemen cevapladı
    “ tabii ki ben güzelim “
    Dahhak ın bu cevabı ve HZ Aişe nin imalı nüktesi Peygamberimizi (sav) güldürmüştü
    O (sav) aynaydı :
    Bütün varlıkların rızasına ermeyi, cemalini görmeyi arzuladıkları Maksud`un…

    _________________


    alıntı
  4. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Peygamberimiz bir gün ashabına oruç tutmalarını emrederek:
    - Ben izin vermeden kimse orucunu açmasın, buyurur
    Herkes orucunu tutar Akşam olunca, teker teker müracaat edenlere, iftar müsaadesi verir Bu arada bir adam gelerek:
    - Ya Resulullah! İki genç kız oruç tuttu ve yoruldular Zat-i alinize gelmeğe utanıyorlar Müsaade buyurursanız iftar etsinler, dedi Resul-i Ekrem (sav) müsaade etmedi Adam iki defa daha geldi Sonunda Resulullah (sav)
    - Onlar oruç tutmadılar Bütün gün insanların etini yiyenler, nasıl oruçlu olurlar? Git onlara söyle: Oruç tuttularsa, istifra etsinler bakalım, buyurdu
    Adamcağız gitti, gerekeni söyledi Onlar da denileni yaptı ve kan parçaları kustular Adam Resülullah Efendimize dönerek vaziyeti bildirdi Bunu üzerine Peygamberimiz (sav):
    - Nefsim kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki; eğer kusmayıp bu kan parçaları midelerinde kalsaydı, onalrı cehennem ateşi yerdi
  5. --su--

    --su-- Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2008
    Mesajlar:
    606
    Beğenileri:
    40
    Ödül Puanları:
    0
    HePSiDe çok güzeL.;)
  6. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Zeyd bin Sabit AnlatıYoR:

    ''Uhud savasında Rasulullah sav beni Sa'ad Bin Ebi Rebii yi aramaya gönderdi Ve bana :

    ''Eğer onu görürsen kendisine seLam söYle ve ''Kendini nasıl hissediyorsun ?'' diye sor dedi Bende gidip onu ölüler arasında arayamaya basladım ve son nefesini vermek üzere iken buldum Kendisine :

    Rasulullah'ın sana selamı var Ey Saad ''kendini nasıl hissediyorsun '' diye soruyor dedim bana:

    Sende benden ALLAH rasulu sav e selam götür ve de ki Saad diyor ki , ''Cennet kokusu hissediyorum!'' dedi ve gözlerini kapattı




    ALLAHU EKBERU KEBİRA!!!!

    Rabbim bize de o kokuyu duyur
  7. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Omuzunda Su Tulumu Olan,Susamış Adam


    Yaz sonlarıydı Havanın sıcaklığı artmıştı Kuraklık ve sıcaklık Medinelileri bezdirmişti Hurma toplama zamanıydı Halk, yeni bir rahat nefes almak istiyordu ki, Resul-i Ekrem (sav) kuzeydoğudan Bizanslılardan gelen tehlikenin tehdit edici olduğunu gösteren, korkunç bir haber üzerine müslümanlara, umumi seferberlik emri verdi Meyvalar yeni olgunlaşmıştı ve havanın sıcaklığı, öldürücüdür

    Halk yeni bir kuraklık senesi geçirmiş şimdi, taze meyvalardan istifade etmek istiyordu O kuraklık senesinden sonra meyvaları ve gölgeleri bırakmak ve o öldürücü sıcağın altında, Medine’den Şam’a kadar, uzun yolu önüne alıp gitmek, kolay bir iş değildi Şimdi ortam, münafıkların bozgunculukları, için hazırlanmıştı fakat ne o sıcaklık ne kuraklık ne de münafıkların bozgunculukları hiç biri otuz bin kişilik bir ordunun, Bizanslardan gelmesi muhtemel olan saldıryı, karşışamak için hareket etmesine engel olamadı

    Çöl yolunu tuttular Güneş başlarına ateş yağdırıyordu Binek hayvanı ve erzak kafi değildi Yiyecek azlığı ve şiddetli sıcak, düşmandan daha tehlikeli değildi Bazı zayıf inançlılar yolun yarısında pişman oldular Kab ibni Malik adında biri, ansızın döndü ve Medine yolunu tuttu Ashab, Resul-i Ekrem (sav)’e “Ya Resulullah’ın, Kab ibni Malik döndü”dediler “bırakın gitsin onu bir iyiliği dokunacaksa eğer, Allah onu hemen geri gönderecektir Yoksa, Allah onun şerrinden, sizi rahat bıraksın” buyurdu Çok geçmedi ashab” “Ya Resulullah’ın Meraretebni Rebi de döndü” dediler Resul-i Ekrem (sav) “Onu da bırakın, bir iyiliği dokunacaksa, Allah hemen onu geri gönderecektir Yoksa, Allah onun kötülüğünden, sizi rahat bıraksın” buyurdu Yine, çok geçmedi, ashab tekrar “Ya Resulullah’ın, Hilal ibni Ümeyye de döndü” dediler Resul-i Ekrem (sav) iki kişi hakkında söylediği aynı cümleyi, tekrarladı

    Bu arada kafileyle birlikte gelen Ebuzer’in devesi geride kaldı Ebuzer kafileye ulaşmak için ne kadar çalışığ çabaladıysa da muvaffak olamadı Ashab bir an geri dönünce Ebuzer’i geride gördüler “Ya Resulallah Ebuzer de döndü” dediler Resul-i Ekrem (sav) yine soğukkanlılıkla “Bırakın dönsün, onda bir hayır varsa, Allah onu size ilhak eder, yoksa eğer, sizi şerrinden, rahat bırakması, daha, iyidir dedi

    Ebuzer ne kadar çalıştıysa da kafileye ulaşması mümkün olmadı Deveden indi, yükleri omuzuna aldı ve yayan yola koyuldu

    Güneş şiddetle Ebuzer’in başında parlıyordu Susuzluktan soluyordu Kendinden geçmişti, peygambere ulaşıp dostlarına kavuşmaktan başka, hedefi yoktu Giderken gökyüzünün bir köşesinde, bir bulut gördü, Ebuzer de o bölgeye taraf yönünü çevirdi Yağmur suyunun toplandığı bir taştan bir miktar su aldı Sudan biraz tattı fakat hepsini içmekten çekindi Çünkü hatırına, bu suyu yanında götürüp, peygambere ulaştırması geldi Zira hazretin susamış olması ve içecek suyunun olamaması ihtimali aklına geldi Suyu yanında getirdiği bir kırbaya döktü Diğer yükleri de omuzuna yüklendi Yanık ciğeriyle, yerdeki iniş çıkışları altına alıp geçti Gözüne, uzaktan müslüman ordusunun karaltısı ilişti Kalbi sevinçten çarptı ve süratini daha da arttırdı

    Karşı taraftan da, müslüman askerlerinden biri; kendilerine doğru gelen bir karaltı gördü Resul-i Ekrem (sav)’e “ya Resulullah’ın, uzaktan, bize doğru bir adam geliyor” dedi

    Resul-i Ekrem (sav) -Ne güzel, Ebuzer ola

    Karaltı daha da yaklaştı Biri “yemin ederim ki Ebuzer, ta yaklaştı” diye bağlardı

    Resul-i Ekrem (sav) -Allah Ebuzer’i bağışlasın, yalnız yaşayacak, yalnız ölecek ve yalnız haşr olacak

    Resul-i Ekrem (sav) Ebuzer’i karşıladı Eşyasını sırtından aldı ve yere bıraktı Ebuzer susuzluktan ve yorgunluktan halsiz, yere hığıldı

    Resul-i Ekrem (sav) - Su getirin ve Ebuzer’e verin, çünkü çok susamış

    Ebuzer yanımda su var

    - Yanında su vardı da, içmedin mi?

    - Evet, anam babam sana kurban olsun bir taşa rasladım Bir taş aldım, gördüm ki üzerinde, tatlı ve soğuk bir su var Biraz tattım, kendi kendime “Ha bibim Resul-i Ekrem (sav) ondan tatmadıkça, içmeyeceğim” dedim[1]

    [1] - Ebuzer Gaffarı, Telif Abdülhamid Cevdet al-Sıhar, tercüme (ilavelerle) Ali Şeriatı



    ____________________________________________________________________________________________alıntı
  8. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Peygamber Efendimiz (SAV) Hz Ali (kv); ye bir gün şu suali sormuşlar: "Ya Ali! ALLAH’ı seviyor musun?""Şüphesiz Ya Resulullah!" "Peki Beni seviyor musun?" "Evet Ya Resulullah!" "Peki Eşini seviyor musun?" "Evet Ya Resulullah!" Peki Çocuklarını seviyor musun?" "Evet Ya Resulullah!" "Peki Kalp bir ; muhabbet beş Bu beş muhabbeti bir kalbte nasıl sığdırıyorsun?"Sorusuna karşı Hz Ali cevap veremediler Sonra bu meseleyi zevce-i muhteremeleri Hz Fatımatu-z Zehraya ilettiler Fatıma Validemiz cevaben "Ya Ali Babama git ve deki: Kişi; ALLAH’ı aklı ve ruhu ile severPeygamberizi sevmek imandanEvladı sevmek tabiattan (şefkatten)
    Zevceyi (eşini) sevmek muhabbettendir"

    Hz Ali (kv) bu doğru cevabı Peygamber Efendimiz (SAV)e arz
    ettiklerinde Resul-u Ekrem Efendimiz (SAV) bu cevabın kendisinden
    olmadığını işareten,

    "Bu meyve (cevap) ancak bir nübüvvet ağacındandır" buyurdular
    alıntı
  9. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    Peygamberimiz (sav) Miraçta cenneti ve cehennemi de gördü

    Resülullah şöyle buyurdular:

    "Bir toplum gördüm ki, dudakları deve dudağı gibiydi Onlara bir takım memurlar görevlendirilmişti; dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlardı Bu taşlar makatlarından çıkıyordu

    —Ey Cibril! Bunlar kim? dedim

    —Onlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir, dedi
    Sonra baktım: Bir toplum vardı ki, derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor Yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyordu

    —Ey Cibril! Bunlar kim? dedim

    —Bunlar o koğucular, fitnecilerdir ki, insanların etlerini yerler ve sövmek ile ırz ve namuslarına saldırırlar, dedi

    Sonra baktım: Bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmuş, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarında da leşler var Onlar, o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeye başladılar

    —Bunlar kim? Ey Cebrail! Dedim

    Cebrail:
    -Bunlar zinakârlardır Allah'ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler, dedi

    Sonra baktım: Bir toplum var ki, karınları evler gibidir Bunlar Firavun ailesinin yolu üzerinde bulunuyor Firavun ailesi sabah ve akşam ateşe atılırken bunlara uğruyor Uğradı mı bunlar bir fırlıyorlar, fırlayınca her biri karnının ağır basması ile düşüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunları ayaklarıyla çiğniyorlar

    —Ey Cibril! Bunlar kim? dedim

    Cebrail:
    -Bunlar, karınlarında faiz yiyenlerdir

    Sonra bir takım kadınları memelerinden asılmış ve birtakım kadınları da baş aşağı ayaklarından asılmış gördüm

    —Ey Cibril! Bunlar kim? dedim

    Cebrail:
    -Bunlar zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır, dedi

    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bir insan gurubu gördü ki; devamlı ekin ekip hasat yapıyor Öyle ki hasadı yapar yapmaz hemen yenisi yerine geliyor, tekrar hasat yapıyorlar Hiç ara vermeden bu durum devam edip duruyordu

    Peygamberimiz sordu:
    -Bunlar kimlerdir?

    Cebrail:
    -Bunlar mücahitlerdir, dedi

    Daha sonra başlarını taşla ezen bir kavme rastladılar, insanların başı eziliyor, tekrar eski haline dönüyordu
    Peygamberimiz sordu:
    -Bunlar kimlerdir?

    Cebrail:
    -Bunlar başları namaza gitmeyen kimselerdir, dedi

    Bir başka insan gurubuna rastladılar ki; avret yerlerinde bir yama var Hayvanlar gibi otluyorlar

    Peygamberimiz sordu:
    -Bunlar kimlerdir?

    Cebrail:
    -Bunlar zekâtlarını vermeyenlerdir

    Pis ve kokuşmuş et yiyen bir gurup insanla karşılaştılar Bunlar temiz ve pişmiş et yemek istiyor, fakat buna imkân olmuyor, pis ve kokuşmuş etleri yiyorlardı

    Peygamberimiz sordu:
    -Bunlar kimlerdir?

    Cebrail:
    -Bunlar zânilerdir

    Bir insan gördüler ki, odun taşımaya çalışıyor; bir demet odun yapıyor, fakat bunu taşımaya muvaffak olamıyor Bu defa demetini arttırıyor, bu sefer de hiçbir şekilde muvaffak olamıyor

    Peygamberimiz sordu:
    -Bu kimdir?

    Cebrail:
    -Bu, nezdinde emanet olup emaneti eda etmeyen, başka emanet talep eden kimsedir

    Bir insan gurubu ile karşılaştılar ki dil ve dudakları kesiliyor ve her kesilmeden sonra tekrar eski haline dönüyordu Bu durum böyle devam edip gidiyordu

    Peygamberimiz sordu:
    -Bunlar kimlerdir?

    Cebrail:
    -Bunlar insanları fitneye çağıran kimselerdir

    Daha sonra küçük bir ****kten çıkan büyük bir öküze rastladılar Bu öküz çıktığı ****ğe tekrar geri gitmek istiyor ama buna muktedir olamıyordu

    Peygamberimiz sordu:
    -Bu kimdir?
    Cebrail:

    -Bu, söz söyleyip pişman olan, fakat istediği halde sözünü geri alamayan kimsedir"

    Evet Gelip de gitmeyecek olan da yok
  10. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    490
    Ödül Puanları:
    83
    yasli kadinlar cennete girmeyecek

    Hz Hasan rivayet ediyor:
    Bir Gün Resûlallâha yalı bir kadı geldi ve:

    "Ya resulallah, beni cennete koyması için Allah'a dua et" dedi Peygamberimiz de :

    "Ey falanın annesi, yaşlı kadınlar Cennete girmeyecek" buyurunca kadın ağlayarak oradan ayrıldı Resulullah (asm) sözündeki inceliği şu açıklamasıyla daha da anlaşılır yaptılar:

    "Ona haber verin, yaşlı kadınlar böyle yaşlı olarak Cennete girmeyecek, genç olarak otuz üç yaşında girecekler"

Sayfayı Paylaş