Peygamberimizin dilinden Sadaka

Konu 'Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)' bölümünde *primadonna* tarafından paylaşıldı.

  1. *primadonna*

    *primadonna* Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2010
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0

    'Arap dilinde doğruluk ve dürüstlük anlamındaki “sıdk” kökünden türetilen “sadaka” kelimesi Kur’an’ın kavramlaştırdığı kelimelerden biridir. Zira klasik Arap dili sözlüklerindeki veriler bu kelimenin İslâm öncesi dönemde dinî bir anlam içeriğine sahip olmadığını göstermektedir. “Sadaka” kelimesi Kur’an’da beş ayette tekil sekiz ayette de çoğul formunda geçmektedir. Bu ayetlerin tümü ise Medine’de vahyedilmiştir. Kur’an’da en genel çerçevede zorunlu veya gönüllü olarak yapılan her türlü maddî harcamayı ifade eden “sadaka” bazı ayetlerde yalnızca zekat gönüllü bağış veya kamu harcamaları ya da fakirler için oluşturulan fonda toplanan bir tür ''vergi'' anlamında kullanılmıştır.Hadislerde çok daha geniş bir kontekstte kullanılan kelime İslâm hukuk terminolojisinde anlam daralmasına uğramış ve bu yüzden İslâmî gelenekte sadece “gönüllü bağış” şeklinde algılanmıştır.'



    1)Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sadakanın en hayırlısı zenginlik halinde verilendir. Nafakasını vermek zorunda olduklarından başlar." (Buhari Zekat 18 Nafakat 2; Ebu Davud Zekat 39 (1676); Nesai Zekat 63 (6 62))


    2)Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Her meşrû ve güzel iş sadakadır. "(Buhârî Edeb 33; Müslim Zekât 53. Ebû Dâvûd Edeb 60; Tirmizî Birr 45)

    3)Ebu Hüreyre den rivayeten; Resulullah (sav) bir gün sadaka (nafaka) vermeyi emretmişti. Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü" dedi "yanımda bir dinarım var!" "Onu kendine tasadduk et (kendi nafakan için harca)!" buyurdu. Adam: "Yanımda bir dinar daha var" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Onu da çocuklarına tasadduk et" buyurdular. Adam tekrar: "Bir başka dinarım daha var deyince: "Onu da zevcene tasaddduk et!"
    emrettiler. Adam bu sefer: "Başka bir dinarım daha var dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Onu da hizmetçine tasadduk et!" deyince adam tekrar atıldı: "Bir başka dinarım var " Aleyhissalatu vesselam: "Onun nereye verileceğini sen daha iyi bilirsin" cevabını verdi.(Ebu Davud Zekat 45 (1691); Nesai Zekat 54 (5 62))


    4)Ebu Saidi'l-Hudri rivayet edildiğine göre;Resulullah (sav) sadaka vermeyi emrettiği sırada mescide düşük kıyafetli bir adam girdi. Halk bağışta bulundu. Resulullah (sav) adama iki parça giyecek verdi. Sonra halka tekrar: "Sadaka verin!" diye hitabetti. Derken o adam üzerindeki iki parçalık elbisenin bir parçasını çıkarıp (sadaka olarak) attı. Resulullah (sav): "Benim kılık kıyafetim düşük görerek iki parça giyecek verdiğim şu adamı siz de görüyor musunuz? "Sadaka verin!" dediğim zaman kendisine az önce verdiğim iki parçadan birini çıkanp (sadaka olarak) attı. "(Resulullah adama yönelip): "Elbiseni al!" dedi ve adamı (niye böyle yapıyorsun? diye) azarladı. (Ebu DavudZekat 39 (1575); Nesai Cuma 26 (3106) Zekat 59 (5 63))

    5)Cabir(r.a) rivayet edildiine göre; Adamın biri yumurta büyüklüğünde bir altın getirip: "Ey Allah'ın Resulü şunu bir madende ele geçirdim bunu alın tasadduk ediyorum! Bundan başka birşeyim de yok" dedi. Aleyhissalatu vesselam (memnuniyetsizliğini ifade için) ondan yüzünü çevirdi. Sonra adam Resulullah'ın sağ tarafından yaklaşıp aynı şeyleri söyledi. Efendimiz yine adamdan yüzünü çevirdi. Adam bu sefer sol tarafından yaklaştı aynı şeyleri söyledi. Resulullah yine adamdan yüzünü çevirdi sonra adam arka cihetinden yine yaklaşıp önceki sözlerini aynen tekrar etti. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam onu aldı ve adama attı. Eğer değseydi canını yakacaktı. Buyurdular ki: "Biriniz bütün sahib olduğu serveti getirip: "Bunu sadaka olarak veriyorum" diyor ve sonra da oturup halka avuç açıyor! Hayır. Sadakanın hayırlısı zengilikten sonrakidir." (Ebu Davud Zekat 39 (1673) )

    6)Aişe(r.a) den rivayet edildiğine göre; Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer kadın evin yiyeceğinden zarar vermeyecek şekilde infak ederse kadın infak ettiği için erkek de kazandığı için sevaba kavuşurlar malı koruyan vekilharç için de aynı şekilde sevab vardır. Bunlardan birinin sevabı diğerinin sevabından hiçbir şey noksanlaştırmaz." (Buhari Zekat 26 17 25 Büyu 12; Müslim Zekat 80 (1024); Ebu Davud Zekat 44 (1685))



    Ebu Ümame (r.a)den rivayet edildiğine göre; Resulullah (sav): "Kadın kocasının evinden onun izni olmadan infak edemez!" buyurmuştu ki sordular: "Ey Allah'ın Resulü! yiyecek de mi veremez?" "Evet" buyurdular "o mallarımızın en kıymetlisidir." (Tirmizi Zekat 34 (670))

    8)Ebu Musa(r.a) dan rivayet edildiğne göre;Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müslüman emin vekilharç kendisine emredilen malı gönül hoşluğu ile verdiği takdirde tasadduk edenlerden biri olur (ve sevaba iştirak eder)."(BuhariZekat 25; Müslim Zekat 79 (1023))

    9)Ömer (r.a) dan rivayet edildiğine göre; Ben Allah yolunda bir at tasadduk etmiş idim. Ona sahip olan kişihayvanın bakımını ihmal etti. Bunun üzerine atı satın almak istedim. Biraz ucuza satar diye düşünüyordum. Önce Resulullah (sav) 'a bir sorayım dedim: "Sakın ha!" buyurdu "ne onu satın al ne de sadakana dön hatta onu sana bir dirheme verse bile. Zira sadakasına dönen kustuğuna dönen gibidir!" buyurdular. (Muvatta'nın bir rivayetinde şu ziyade vardır: "...(Sadakasına dönen) kusmuğuna dönen köpek gibidir.") (Buhari Zekat 59 Vesaya 31 Cihad 119 137; Müslim Hibat 3 (1621); Muvatta Zekat 50 (1 282))



    10)İbnu Abbas(r.a) dan rivayete edildiğine göre; Bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resulü annem vefat etti. Ben onun için tasaddukta bulunsam ona faydası olur mu?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Evet" deyince adam: "Benim bir meyveliğim var. Sizi şahid kılıyorum onu annem için tasadduk ediyorum!" dedi. ( Buhari Vesaya 15 20 26; Ebu Davud Vesaya 15 (2882); Tirmizi Zekat 33 (669); Nesai Vesaya 8)

    11)Sa'd İbnu Ubade(r.a) den rivayet edildiğine göre; Ey Allah'ın Resulü dedim "annem vefat etti (onun adına) yapacağım sadakanın hangisi efdaldir?" "Su" buyurdular. Bu cevap üzerine Sa'd bir kuyu kazdı ve: "Bu kuyu Sa'd'in annesi için" dedi. (Ebu Davud Zekat 42 (1679 1680 1681); Nesai Vesayl 9 (6 254 255))

    12)''Sadaka ile mal eksilmez. Allah affeden kulun şerefini arttırır. Kim yüce Allah için tevazu gösterirse Allah onu yüceltir.”(Müslim Birr 19; Tirmizî Birr 82)



    Ebu Hureyre'nin (r.a.) bildirdiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.): "Her kim helal kazancından bir sadaka verirse (ki Allah helal maldan başkasını kabul etmez) Rahman onu muhakkak sağ eli ile kabul eder. Bu sadaka bir tek hurma da olsa birinizin sütten henüz kesilmiş tayını deve yavrusunu bakıp büyütmesi gibi o bir tek hurma Rahman'ın avcunda dağdan daha büyük oluncaya kadar büyür" buyurmuştur. (Sahih-i Müslim 1684)

    14)''Allah (c.c) kıyamet gününde kulları arasında hükmedinceye kadar herkes sadakasının gölgesi altındadır.”

    Hadisin râvilerinden Yezîd der ki: Ebü’l-Hayr Mersed bir parça kek veya bir soğan olsun muhakkak her gün bir sadaka verirdi.
    (Ahmed Müsned 4/48; İbn Huzeyme Sahîh nr. 2431; İbn Hibbân Sahîh nr. 3299; Hâkim Müstedrek 1/416)

    15)Enes’ten (r.a): Rasûlullah (s.a.v) buyurdu ki:“Bir müslüman bir ağaç dikse veya bir ekin ekse ondan kuşlar insanlar ve hayvanlar yedikçe sahibi için sadaka sevabı yazılır.”

    Câbir’den (r.a) nakledilen hadiste “Bu dikilen ve ekilen şeylerden çalınandan dahi sahibi için sadaka sevabı vardır.” buyrulmuştur.(Buhârî Edeb 27; Müslim Müsâkât 2; Tirmizî Ahkâm 40)




    16)''Kişinin hayatında ve sıhhatli halinde verdiği bir dirhem sadaka öldükten sonra kendisi için verilen yüz dirhem sadakadan daha hayırlıdır.”(Ebû Davud Vesâyâ 3; İbn Hibbân Sahîh nr. 3334)

    17)Ebü’d Derda’dan (r.a): Rasûlullah (s.a.v) buyurdu ki:
    “Kişinin ölüm esnasında vermiş olduğu sadaka veya köle azat etmesi doyduktan sonra hediye eden gibidir.”(Ebû Davud Itk15; Tirmizî Vesâyâ 6; İbn Hibbân Sahîh nr. 3336)

    18)Hz. Peygamber (s.a.s) Ebû Zer (r.a)'i tasaddukta bulunmaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur: "Şu Uhud dağı altın olarak elime geçse üçüncü geceyi ondan bende bir dinar bulunduğu halde geçirmek istemem. Yalnız borç ödemek için ayırdığım dinar bunun dışında olur -Önüne sağına ve soluna saçma işareti yaparak- Onu Allah'ın kullarına bu şekilde dağıtmak isterim. Şüphesiz malı çok olanlar kıyamet günü sevabı en az olanlardır. Yine yoksullara tasaddukta bulunma işareti yaparak bu durumda olanlar müstesnadır" (Müslim Zekât bab: 9 H. No: 32).


    19)''Bir kimsenin sarfedeceği en faziletli dinar kendi aile fertlerine infak ettiği dinarla Allah yolunda hayvanınave yine Allah yolunda cihad edecek olan arkadaşlarına harcadığı dinardır" (Müslim Zekât 38; Tirmizi Birr 42; İbn Mace Cihâd4; Ahmed b. Hanbel V 279 284).

    20)''Sadakanın en sevilen maldan verilmesi daha faziletlidir. Kur'ân-ı Kerim'de; "Siz sevdiğiniz mallardan infâk etmedikçe iyilik ve taate nail olamazsınız" (Âlu İmrân 3192) buyurulur. Bu âyet inince Ebû Talha (r.a) Rasûlüllah (s.a.s)'e gelerek şöyle dedi: "Benim en çok sevdiğim malım Beyrahâ adındaki bahçemdir. Bu malım Allah için sadakadır. Onun Allah nezdinde sevabını ve âhiret azığı olmasını dilerim. Ey Allah'ın elçisi; onu istediğin yere sarfet! ". Bunun üzerine Hz. Peygamber bu kararının çok kârlı bir yatırım olduğunu belirttikten sonra bahçesini hısımlarına vakfetmesini bildirdi. Bunun üzerine Ebû Talha (r.a) onu hısımları ve amcasının oğulları arasında taksim etti.

    Başka bir rivayette bahçenin verildiği kimselerin Hassân b. Sâbit ile Übey b. Ka'b (r.anhumâ) olduğu belirtilir(MüslimZekât 42 43).


    21)Harise b. Vehb (r.a.) anlatıyor:
    Resulüllah'ın (a.s.) şöyle buyurduğunu işittim: "Sadaka veriniz. Çünkü öyle bir zaman yaklaşıyor ki onda kişi sadakası ile dolaşır da kendisine sadaka verilmek istenen her insan: Bu sadakayı dün getirseydin muhakkak ben onu kabul ederdim. Fakat bu gün benim için bu sadakaya ihtiyaç yoktur der. Ve neticede sadakayı kabul edecek bir kimse bulunamaz." (Sahih-i Müslim 1679)

    22)Ebu Musa'nın (r.a.) rivayetine göre:
    Hz. Peygamber (a.s.): "Her Müslüman üzerine sadaka vermek gereklidir." buyurdu. Orada bulunanlar tarafından: "Ey Allah'ın Resulü! Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapar?" denildiğinde Allah Resulü (a.s.): "Çalışır (yani çalışsın)! Elinin emeği ile kazandığını hem kendisi harcar hem de sadaka verir" buyurmuştur. "Çalışmaya gücü yetmezse ne yapar?" denildiğinde: "Yardıma muhtaç zor durumda kalan kimseye yardım eder" buyurmuştur. Böyle bir yardıma da gücü yetmezse ne buyurursunuz? denildiğinde: "İyilik ile veya hayır ile emreder" buyurmuştur. Bunu da yapmaya kudreti yoksa ne dersiniz? Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): "Kötülüklerden uzak durur bu da onun için bir sadakadır" buyurmuştur.
    (Sahih-i Müslim 1676)



    23)Zeyneb'in (r.ah.) bildirdiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.): "Ey kadınlar topluluğu kendi ziynet eşyalarınızdan da olsa sadaka veriniz" buyurdu. Bunun üzerine ben Abdullah'ın (r.a.) yanına dönüp: Sen fakir bir kişisin Resulüllah ise bize sadaka vermemizi emir buyurdu. Sen Peygamber'e git ve ondan şunu sor: Kocama ve ilgililerime infak etmem benden sadaka yerine geçerve kâfi gelir mi? Yoksa sadakalarımı sizden başkalarına mı vereyim? dedim. Abdullah bana Resulüllah'a sen git vebunu sor dedi. Bunun üzerine ben gittim. Resulüllah'ın kapısında Ensar'dan bir kadını (bekler) gördüm. Onun meselesi de benimki gibiydi. Resulüllah kendisine Allah tarafından bir heybet verilmişti de (herhangi bir kimse yanına girmeye cesaret edemezdi). Derken yanımıza Bilâl geldi biz ona: Resulüllah'a git ve ona haber ver ki; kapıda iki kadın var sizden; kocalarına ve himayelerinde bulunan yetimlere sadaka verip infak etmeleri kendilerinden sadaka yerine geçer mi? diye soruyorlar de. Fakat bizim kimler olduğumuzu ona haber verme dedik. Bilâl Resulüllah'ın yanına girip bu hususu ondan sordu. Resulüllah Bilâl'e: "Kim onlar?" dedi. Bilâl de: "Ensar'dan bir kadın ile Zeynep" dedi. Resulüllah: "Zeynep'lerin hangisidir?" diye sordu. Bilâl: "Abdullah'ın hanımıdır." dedi. Bunun üzerine Resulüllah (a.s.) ona: "Evet bunlardan her birinin sadakası için iki sevap vardır: Biri akrabalık (sılayı rahim) ecri öbürü de sadaka sevabı" buyurmuştur.
    (Sahih-i Müslim 1667)



    24)Ebu Hureyre'nin (r.a.) bildirdiğine göre:
    Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları hiç bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde kendi arşının gölgesi altında gölgelendirecektir. Bunlar: Âdil yönetici Allah'a ibadet ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç gönlü mescitlere bağlı olan kimse birbirini Allah için seven ve bu muhabbetle birleşip bu sevgi ile ayrılan iki kişi; Güzel ve ictimai mevkii yüksek bir kadın tarafından davet edilip de kadın kendisini ona arzettiğinde: Ben Allah'tan korkarım deyebilen kişi sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak derecede gizli sadaka veren kimse hiç kimsenin görmediği bir yerde Yüce Allah'ı (lisanen veya kalben) zikredip göz yaşı döken kimse." (Sahih-i Müslim 1712)

    25)Ebu Hureyre'nin (r.a.) haber verdiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.): "Kulların kendisinde sabaha erdiği her bir günde muhakkak iki melek iner. Bunların birisi: Ey Allah'ım! Malından infak edene bir bedel ver diye dua eder. Diğeri de: Ey Allah'ım! (Malı) tutucu olana da telef ver diye beddua eder" buyurmuştur. (Sahih-i Müslim 1678)

    26)Adiy b. Hatim (r.a.) anlatıyor:
    Resulüllah'ın (a.s.) şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden her kim bir hurmanın yarısı ile de olsa kendini ateşten korumaya gücü yeterse bunu yapsın." (Sahih-i Müslim 1687)



    27)Ebu Hureyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:
    Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah yolunda çift sadaka verirse Cennet kapılarında: Ey Allah'ın kulu! Bu kapı daha hayırlıdır diye çağrılır. Çok namaz kılan kimse namaz kapısından davet edilir. Cihat ehlinden olan kimse cihat kapısından davet edilir. Çok sadaka verenler de sadaka kapısından davet edilir. Oruç ehlinden olanlar Reyyan kapısından çağrılır." Ebu Bekr Sıddık: "Ey Allah'ın Resulü! Bir kimsenin bu kapıların hepsinden davet olunması zor mu? Bir kişi bu kapıların hepsinden çağrılır mı?" diye sordu. Resulüllah (a.s.): "Evet hepsinden çağrılır. Senin o bahtiyarlardan olmanı ümit ederim" buyurmuştur.
    (Sahih-i Müslim 1705)

    28)Ebu Hureyre'nin (r.a.) bildirdiğine göre:
    Resulüllah'ın (a.s.) huzuruna bir kimse gelerek: Ey Allah'ın Resulü sevap yönünden hangi sadaka daha büyüktür? diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.): "Senin sıhhatli son derece mala düşkün fakirlikten korktuğun zenginlikten hoşlanır bulunduğun bir durumda verdiğin sadakadır. Can boğaza gelip bu malım filan içindir şu malım da filan kimse içindir deyinceye ve bunlarda mirasçıların oluncaya kadar sadakanı geriye bırakma!" buyurmuştur.
    (Sahih-i Müslim 1713)

    29)Hakim b. Hizam'ın (r.a.) rivayet ettiğine göre:
    Hz. Peygamber (a.s.): "Sadakanın en faziletlisi (veya hayırlısı) bir zenginlik üzerinden ayrılıp verilendir. Veren el alan elden daha hayırlıdır. Sadaka vermeye nafakası üzerine vacip olan kimse ile başla" buyurmuştur. (Sahih-i Müslim 1716)



    30)Ebu Hureyre'nin (r.a.) rivayetine göre:
    Resulüllah (a.s.): "Miskin şu kapı kapı dolaşmayı sanat edinen sadaka için halkı dolaşıp halkın da kendisine bir iki lokmabir iki hurma verdiği dilenci taifesi değildir." buyurdu. Sahabeler: Öyle ise miskin kimdir? Ey Allah'ın Resulü! dediler. Hz. Peygamber: "Miskin kendini geçindirecek zenginliğe sahip olmayan ve buna rağmen (halk tarafından) zarureti bilinmeyenkendisi de kalkıp halktan bir şey istemeyen (afif nezih) kimsedir" buyurmuştur.
    (Sahih-i Müslim 1722)

    31)"İçinde güneş doğan her gün insanların her bir mafsalı için kendilerine bir sadaka gerekir. Meselâ; İki kişinin arasında adaletle hükmetmen bir sadakadır. Hayvanına binmek isteyen bir kimseye yardım ederek hayvana bindirmen veya eşyasını hayvana yüklemen bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım sadakadır. Gelip geçene sıkıntı veren şeyleri yoldan kaldırman bir sadakadır" (Buhârî Sulh 11; Cihâd 72128; Müslim Zekât 56; Müsâfirîn 84; Ebû Dâvud Tatavvu' 12; Edeb160; Ahmed b. Hanbel II 316 350 IV 423 V 178).

    32)''Sadaka vermek; Rabbinin (isyan edenlere karşı) gazabını dindirir ve kötü ölümü de engeller.” (Tirmizî Zekat 28 (664))



    33)“(Din) kardeşinin yüzüne gülmen senin için bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten alıkoyman bir sadakadır. Yabancısı bulunduğu bir yerdeki kimseye yol gösterip yardımcı olman bir sadakadır. Gözünden rahatsız olan bir kimseye yardımcı olman senin için bir sadakadır. Yollardan insanların gelip geçmesine engel olabilecek taş kemik diken (gibi) şeyleri gidermen senin için bir sadakadır. Kendi kabından ihtiyacı olan bir kimsenin kabına bir şeyler boşaltıvermen yine senin için bir sadakadır.” (Tirmizî Birr 36 (1956))

    34)“Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Bir dirhem yüzbin dirhemi geçmiştir."
    "Bu nasıl olur ey Allah'ın Resulü?" diye sordular. Şu cevabı verdi.
    "Bir adamın iki dirhemi vardı. Bunlardan daha iyisini tasadduk etti. Diğeri ise malının yanına varıp malından yüzbin dirhem çıkardı ve onu tasadduk etti."(Nesai Zekat 49 (5 59).

    35)Ebû Zer radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Ümmetimin iyi-kötü bütün amelleri bana gösterildi. İyi işlerinin içinde gelip geçenlere eziyet veren şeylerin yollardan kaldırılmasını da buldum. Kötü amelleri arasında da mescidde temizlenmeden bırakılmış balgamı gördüm. "(Müslim Mesâcid 57. Ayrıca bk. İbni Mâce Edeb 7)



    36)Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bir dinar var Allah yolunda harcadın bir dinar var köle azad etmede harcadın bir dinar var fakirler için tasadduk ettin yine bir dinar var onu da ailen için harcadın. İşte (hep hayırda harcanan) bu dinarların sana en çok sevap getirecek olanı ehlin için harcadığındır."(MüslimZekat 39 (995))

    37)Ebu Mes'ud el-Bedri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Müslüman kişiailesinin nafakası için harcar ve bundan sevap umarsa bu ona sadaka olur."
    (Buhari Nafakat 1 İman 41; Müslim Zekat 48 (1002); Nesai Zekat 60 (5 69); Tirmizi Birr 42 (1966))




    38)Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka vermede acele edin. Çünkü belâ sadakanın önüne geçemez.''
    Rezin tahriç etmiştir. (Cami'u's-Sagir şerh-i Feyzu'I-Kadir'de mevcuttur) 3 195).

    39)İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) minberde sadakadan vedilenmeye tevessül etmemekten bahsettiği sırada:
    "Üstteki el alttaki elden hayırlıdır!'' buyurdu. "Üstteki'' infak eden "alttaki'' de dilenen demektir.''
    (Buhari Zekât 18; MüsIim Zekât 94. (103 3 ); Muvatta Sadaka 8 (2 998) ; Ebu Dâvud Zekât 28 (1648); Nesâi Zekât 52 (5 61))


    40)"İnsan öldüğü zaman amel işlemesi kesilir. Ancak üç şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye kendisinden yararlanılan ilim veya kendisine hayır dua eden salih çocuk" (Dârimi Mukaddime 46).
  2. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    Eline Sağlık , Konu Güzel.

    Sabitlendi.

Sayfayı Paylaş