Platon'un sanat anlayışı

Konu 'Felsefe' bölümünde aynur__11fb tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. aynur__11fb

    aynur__11fb Üye

    Katılım:
    7 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Platon'un sanat anlayışı ?
  2. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    platon'un temelini attığı idealar kuramı, dünyanın ve dünya üzerindeki her bilginin kaynağının değişmez, öncesiz ve sonrasız bir bilginin yansıması ve görünüşü olduğunu öne sürer. herakleitos'un ' evren'de aynı kalan ve değişmeyen hiçbirşey yoktur, herşey akar.' sözünden hareket ederek platon, dünya'daki gelip geçici, değişken ve göreceli bilgilerin, bu evren'in dışında (idealar dünyası'nda) olduğunu savunur.

    platon'un idealar kuramının etkisi altındaki 'devlet' adlı eseri ideal bir devletin nasıl olması ve olmaması gerektiği konusunda 10 bölüm içerisinde bilgiler verir. eserin son bölümünde platon, idealar kuramının ilkelerine dayanarak şiir, tragedya ve benzer sanat dallarının ve bu dallarla ilgili eserlerin yaratıcılar hakkında çıkarımlarda bulunur ve ütopik devletinde yer almalarının ve desteklenmelerinin getireceği zararlar üzerine açıklamalar yapar.

    platon'a göre şiir ve tragedya devlet için iki zararlı sanat türüdür. çnükü bunlar idealar dünyasındaki 'gerçek' formların dünya üzerindeki görüntülerinin yalnızca birer taklitleridir yani yansımanın yansıması ve yazarın öznel bakış açısını ortaya çıkartan, hakikatten uzak hayal ürünleridir. dolayısıyla şiir ve tragedya site halkının rasyonaliteden uzaklaşıp, gerçek olmayan taklitlerin etkisinde kalmasına sebep olur. tragedyaların sahnede yarattığı aşırıya kaçan duygular izleyicilerin de bu tür had safhadaki hisleri dışarı vurmasına ve tragedyadaki kahramanların duygu dışavurumlarını gerçek hayatlarında da uygulamalarına yol açar. böylece izleyici/halk gerçeklik ve değişmezlikten uzaklaşarak, takliklerin değişkenliğine kanıp mantıktan uzaklaşırlar. bu ise devleti kontrolsüzlüğe ve istikrarsızlığa iter.

    platon'un konu ile ilgili argümanları resim sanatı için de geçerlidir. ressam, ideaların dünyadaki yansımalarını resmeder. resmederken de zorunlu olarak yansıyan nesneyi tüm açılardan, eksiksiz olarak çizemez. dolayısıyla çizim gerçek değil, gerçeğin bozulmaya uğramış bir taklididir. bu takliklerin peşinden gidilmesi ve mükemmel olarak görülmesi insanların rasyonel yanının körelmesine ve mevki olarak daha aşağıda olan hayal gücünün insan aklını zaptetmesine yol açar. bu akıl yapısındaki insaların artması da devlet ve onun geleceği için zararlıdır. bu nedenlerle şiir, tragedya, resim gibi sanat dallarının platon'un 'devlet' inde yeri olmamalıdır ve bunları yasaklayan yasalar oluşturulmalıdır.

    peki platon'un bu sanat dallarına idealar kur***** dayanarak karşı çıkmasını ve yasaklamasını atina tarihi içerisinde incelersek karşımıza ne çıkar? platon'un sanat ile ilgili bu katılığına idealar dünyası'na dayanarak öne sürdüğü nedenlerden başka neler sebep olmuştur? idealar kuramı'ndan başka, atina'nın geçmişini ve platon zamanındaki politik ve sosyal durumunu incelemek de kuşkusuz onun bu tavrını anlamamıza yardımcı olacaktır.
  3. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    platon'un temelini attığı idealar kuramı, dünyanın ve dünya üzerindeki her bilginin kaynağının değişmez, öncesiz ve sonrasız bir bilginin yansıması ve görünüşü olduğunu öne sürer. herakleitos'un ' evren'de aynı kalan ve değişmeyen hiçbirşey yoktur, herşey akar.' sözünden hareket ederek platon, dünya'daki gelip geçici, değişken ve göreceli bilgilerin, bu evren'in dışında (idealar dünyası'nda) olduğunu savunur.

    platon'un idealar kuramının etkisi altındaki 'devlet' adlı eseri ideal bir devletin nasıl olması ve olmaması gerektiği konusunda 10 bölüm içerisinde bilgiler verir. eserin son bölümünde platon, idealar kuramının ilkelerine dayanarak şiir, tragedya ve benzer sanat dallarının ve bu dallarla ilgili eserlerin yaratıcılar hakkında çıkarımlarda bulunur ve ütopik devletinde yer almalarının ve desteklenmelerinin getireceği zararlar üzerine açıklamalar yapar.

    platon'a göre şiir ve tragedya devlet için iki zararlı sanat türüdür. çnükü bunlar idealar dünyasındaki 'gerçek' formların dünya üzerindeki görüntülerinin yalnızca birer taklitleridir yani yansımanın yansıması ve yazarın öznel bakış açısını ortaya çıkartan, hakikatten uzak hayal ürünleridir. dolayısıyla şiir ve tragedya site halkının rasyonaliteden uzaklaşıp, gerçek olmayan taklitlerin etkisinde kalmasına sebep olur. tragedyaların sahnede yarattığı aşırıya kaçan duygular izleyicilerin de bu tür had safhadaki hisleri dışarı vurmasına ve tragedyadaki kahramanların duygu dışavurumlarını gerçek hayatlarında da uygulamalarına yol açar. böylece izleyici/halk gerçeklik ve değişmezlikten uzaklaşarak, takliklerin değişkenliğine kanıp mantıktan uzaklaşırlar. bu ise devleti kontrolsüzlüğe ve istikrarsızlığa iter.

    platon'un konu ile ilgili argümanları resim sanatı için de geçerlidir. ressam, ideaların dünyadaki yansımalarını resmeder. resmederken de zorunlu olarak yansıyan nesneyi tüm açılardan, eksiksiz olarak çizemez. dolayısıyla çizim gerçek değil, gerçeğin bozulmaya uğramış bir taklididir. bu takliklerin peşinden gidilmesi ve mükemmel olarak görülmesi insanların rasyonel yanının körelmesine ve mevki olarak daha aşağıda olan hayal gücünün insan aklını zaptetmesine yol açar. bu akıl yapısındaki insaların artması da devlet ve onun geleceği için zararlıdır. bu nedenlerle şiir, tragedya, resim gibi sanat dallarının platon'un 'devlet' inde yeri olmamalıdır ve bunları yasaklayan yasalar oluşturulmalıdır.

    peki platon'un bu sanat dallarına idealar kur***** dayanarak karşı çıkmasını ve yasaklamasını atina tarihi içerisinde incelersek karşımıza ne çıkar? platon'un sanat ile ilgili bu katılığına idealar dünyası'na dayanarak öne sürdüğü nedenlerden başka neler sebep olmuştur? idealar kuramı'ndan başka, atina'nın geçmişini ve platon zamanındaki politik ve sosyal durumunu incelemek de kuşkusuz onun bu tavrını anlamamıza yardımcı olacaktır.

    milattan önce 448 yılından general perikles'in başında olduğu altın çağ'ın, mora savaşları'yla sonuçlandığı döneme kadar (m.ö 427) yaşanan gelişmelerin ve olayların, platon'un 'devlet' eseri üzerindeki etkilerini görebiliriz. platon'un henüz dünya'ya gelmediği ancak hayattayken sonuçlarının doğurduğu etkileri yaşayacağı bu dönem, atina'da demokrasi, felsefe, edebiyat ve birçok sanat alanında gelişmelerin yaşadığı bir periyottur. şehrin başındaki general, perikles, atina halkını sanatsal alanlarda desteklemiş, bu dönemde sanatın zirveye ulaşmasını sağlamıştır. euripides, sophocles gibi önemli tragedya yazarları; socrates, protagoras gibi çağını ve sonrasını etkileyen filozoflar bu dönemde yetişmiştir. perikles çağı olarak da isimlendirilen bu dönemde fakirlere fırsat eşitliği sağlanmış, sosyal sınıflar tamamen ortadan kaldırılmasa da üst sınıfların halkın diğer kesimleri üzerindeki etkisi ve egemenliği azaltılmıştır. yani eşitlik site içerisinde en önemli kanunlardan biri haline gelmiştir. halk zengin değildir, ancak ekonomik olarak da eşit olmayan bir dağılım yoktur. yiyecek üretimi tam olarak yeterli olmayıp, çevre sitelerden dışalım yapılmıştır. sosyal olarak da dış hayatta yer alma konusunda eşitsizlikler bulunmaktadır. kadınların sosyal hayatta yer almasına izin verilmemiş, onların görevleri sadece evi yönetmek ve çocuk bakmak olmuştur. yani perikles çağı son derece ataerkil bir yapıya sahiptir.

    sanat ve demokrasi alanındaki olumlu yönlerine rağmen perikles çağı, atina'nın diğer site devletleri üzerinde kurduğu aşırı ve şiddetli baskı ve tam egemenlik arzusu yüzünden çöküşe doğru ilerlemiştir. çevre site-devletlerinin baskılardan yılarak, bağımsızlıklarını kazanmak isteyip atina'ya karşı ayaklanması üzerine kanlı savaşlar meydana gelmiştir. perikles'in de ölümünden sonra düşüşe geçen altın çağ, atina ve sparta arasında 27 yıl süren savaşlarla birlikte politik ve ekonomik alanlarda büyük sıkıntıların baş göstermesine yol açmış ve sona ermiştir.

    işte bu olayların sona ermesinin ardından dünya'ya gelen platon, atina'da hala etkisini sürdürmeye devam eden düzensizliğin, eksikliklerin ve yanlışlıkların farkına varıp felsefesi ile birleştirdiği, sokrates'in diyaloglarına dayalı olarak kendi düşüncelerini yansıttığı ütopyası'nı m.ö 380 yılında tamamlamıştır.

    'devlet' eserinde atina tarihinde yanlış gördüğü uygulamaların ve kanunların çoğu zaman tam tersini yürürlüğe koyacak yasaların gerekli görüldüğünü görürüz. örneğin eserin v. kısmında platon, altın çağ'daki uygulamanın tem tersi olarak, ideal devletinde savaş zamanında ve barış zamanında çevredeki site-devletlere aşırı baskı yapılmasını ve zarar verilmesini engelleyen bir yasa çıkarılmasını doğru bulmuştur.

    '' ... düşmanlarını güzellikle yola getirecekler, ceza olarak köle etmeye, yok etmeye kalkışmayacaklar, uslanmalarını isteyen dostlar olarak davranacaklar onlara, düşman olarak değil....''
    '' kendileri de yunanlı oldukları için yunan topraklarını yakıp yıkmayacaklar, evleri ateşe vermeyecekler, sadece anlaşmazlığın sorumlusu olan küçük azınlığı hasım belleyecekler...''
    ''....öyleyse koruyucuların toprakları yakıp yıkmasını , evleri ateşe vermesini yasak eden bir yasa da çıkaralım....''

    aynı şekilde sanat konusundaki olumsuz düşünecelerin de perikles çağı'nda yaşanan olayların incelenmesinin ardından verilmiş tepkiler olduğunu görebiliriz. bu çağda atinalıların ekonomik olarak gelişme kaydedememesi ve sonunda yanlış politik uygulamalar yüzünden çöküşe uğraması platon'un argümanlarını geliştirmesine büyük katkıda bulunmuştur. altın çağ'ın nihayetinde yenilgiye yol açışının nedenlerinden birini de edebiyata fazla eğilip, gerçekten uzaklaşıp, mantıkla hareket etme yeteneğini kaybetmesi olarak görmüştür platon. altın çağ'ın bu özelliklerinin, idealar kuramı'na dayanarak platon'un ve sanatın kötü yönlerini ortaya koymasına ve tragedya ile şiiri ideal devletinde yasaklanmasına karar vermesi için yardımcı olduğu açık.

    tarihi arkaplan dahilinde platon'un sanat ile ilgili bu varsayımlarını haklı bulmak doğru olabilir. çünkü daha yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan resim, şiir, tragedya gibi alanların halk üzerinde etkili olacağı oldukça olasıdır. özellikle platon'un yaşadığı dönem içerisinde yönetimsel ve sosyal sorunların olması, site için tehdit oluştırabilecek ve halkı olumsuz etkileyebilecek en ufak tehditlerin varsayımlarının bile yasaklanmasına yol açması doğaldır. çağ bunu gerektirmekte ve tekrar kazanılması gereken düzen için önemsiz gibi görünse de bu gibi önlemlerin alınmasına gereksinim duyulmaktadır.

    peki platon'un sanata karşı çıkan bu fikirlerinin günümüzdeki değeri ve geçerlilği nedir? sanat ve edebiyat hala, gerçekten halkı olumsuz yönde etkilemekte midir, yoksa insanlığın gelişimi üzerinde etkileri var mıdır?

    edebiyat, resim gibi sanat dalları yaratıcısının öznel görüş özelliklerini ve yorumunu ortaya koyan ancak bu haliyle diğer bireylerin anlayışlarına birşeyler katmayı amaçlayan alanlardır. platon sanatsal eserlerin yaratıcılarının yansıttığı şeyler üzerinde doğru bilgilerinin olmadığını ve bunun zararlı olduğunu iddia eder. bu yargı artık geçerli değildir. günümüz insanı sanatın ne olduğunun ve gerçekle ne kadar ilgisi olup olmadığının, sanat eserlerinin yaratıcılarının ele aldıkları konu üzerinde ortaya koydukları görüş ve sanıların kesin bir kural ve gerçekliği öne sürmediğinin farkındadır.

    farklı sanat alanlarındaki farklı eserlerin yaratıcılarının ortaya koyduğu bakış açısı insanların, insan doğasını, insanın düşünce ve duygularını tetkik etmesi ve anlamasına yardımcı olur. insan bu sayede hem kendisi hem de diğer kimselerin düşünce ve duyguları üzerinde çıkarımlar ve incelemeler yapmaya fırsat bulur, insanlık için mevcut sorunların üstesinden gelinmesine rehberlik eder. bu bağlamda sanat aslında insan için zararlı değil, aksine yararlıdır.

    bunlar dışında sanat çok sesliliği ile ve ortaya çıkardığı her sesin incelenmesi ve anlaşılması sonucunda gelişmelerin kaydedilmesine ve birçok alanda ilerlemelerin gerçekleşmesine yardımcı olur. düşünme gücünü destekler ve hem kişisel hem toplumsal olarak farkındalığı arttır. özellikle yaratıcılığın gelimesine katkıda bulunan edebiyat, resim, tiyatro gibi alanların artık günümüzde en üst düzeyde gerekli olduğunu, platon'un zamanının şartlarına dayanarak iddia ettiğinin tersine bu alanın ilerlemesinin değil körelmesinin bir ülke için yıkıcı olduğu rahatlıkla görebiliriz.

    bu çıkarımlar göz önüne alındığında platon'un sanata karşı geliştirdiği argümanların tümü o periyoda ait ve tarihin gerektirdiği zorunluluklar olarak görülmelidir. bu argümanların günümüz için geçerli olmamanın ötesinde zararlı ve gelişmeye engel olan yaklaşımlar olduğu olduğu anlaşılmalıdır. 21. yüzyılda toplum için sanat ve edebiyat alanındaki ilerlemeler salt estetiksel bakış açısının gelişmesi için değil, insanlığın sosyal olarak daha iyi bir konuma gelmesi için de önemli bir zorunluluktur. platon'un kendi zamanı içerisinde değerlendirdiği olumsuzluklara sanat değil, insanın sanat üzerindeki yanlış değerlendirmeleri ve bunların etkileri olduğu anlaşılmalıdır.



    Bu Biraz Uzun Oldu Ama Kısalta Bilirsin... :)
    aynur__11fb bunu beğendi.
  4. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    Özetle; Platon sanatı sanat olarak ele almaktan çok, onun sosyal ve politik yeri ve görevi üzerine düşünmüştür.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş