psikoloji kitabı 26 değerlendirme soruları cevapları

Konu 'Psikoloji' bölümünde derya aylıkcı tarafından paylaşıldı.

  1. derya aylıkcı

    derya aylıkcı Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2008
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar sayfa 26'daki değerlendirme sorularının cevapları acil lazım lütfen yardım edin:(:(
  2. devil

    devil Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    86
    Beğenileri:
    46
    Ödül Puanları:
    6
    Senin için bir sakıncası yoksa soruları yazarmısın?Belki ozaman yardım edebilirim...
    bahar_gözlüm ve acb bunu beğendi.
  3. derya aylıkcı

    derya aylıkcı Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2008
    Mesajlar:
    18
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    1.Psikolojinin gelişmesinde ekollerin etkisi?
    2.psikolog ile psikiyatri arasındaki farkı açıklayınız?
    3.yöntem nedir?bilimsel yöntem denilince ne anlaşılır?
    4.psikolojinin gelişmesinde deneysel çalışmaların önemini örneklerle açıklayınız.
    5.psikoloji bilgileri hangi alanlarla uygulanmaktadır?
    6.psikolojide istatistik yönteminin nasıl uygulandığını açıklayınız.
    7.bilimsel çalışmalarla öncelikle hangi ahlak ilkelerine uyulmalıdır?
    8.bilim etiği,tıp etiği kavramlarından ne anlaşılır?
    9.psikolojinin hangi bilimlere ilişkisi vardır?
    10.psikoloji ile sosyolojinin ortak konuları nelerdir?

    ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER ARKADAŞLAR...
  4. _TutsaK_

    _TutsaK_ Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    281
    Beğenileri:
    87
    Ödül Puanları:
    16
    Başlıca ekol ve yaklaşımlar :



    Yapısalcılık (Strüktüralizm) : Yapısalcı psikologlar, bir kimyacının suyu hidrojen ve oksijen atomlarına ayırması gibi, duyumları, imgeleri, duygulanımları en temel elemanlarına ayırarak incelemeye çalıştılar.



    Yapısalcılık, bireyin iç yaşantısını oluşturan duyumları, imgeleri ve duygulanımları incelemek için iç gözlem (içe bakış) yöntemini kullanır.

    Temsilcileri W. Wundt ve E. Titchener dir.



    UYARI : Yapısalcı ekol, zihnin ne olduğunu araştırırken, işlevselci ekol, zihnin ne için olduğunu araştırır.



    Yapısalcı ekol, zihni statik (durağan) haliyle ele alıp unsurlarına ayırırken , işlevselci ekol, zihni yaşayan, canlı, dinamik işlevleriyle inceler.



    İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) : İşlevselcilik, yapısalcılığa tepki olarak ortaya çıkmıştır. İşlevselciliğin temsilcilerinden William James'e göre davranışın yapı taşlarını araştırmak zaman kaybıdır, çünkü, beyin ve dolayısıyla zihin sürekli değişim halindedir. O halde, psikoloji davranışın işlevi ya da amacı üzerine yoğunlaşmalıdır. İşlevselciliğe göre, psikoloji yaşamı kolaylaştıran bir araç olmalıdır. Bu yüzden işlevselciler, davranışların insanın çevreye uyum sağlamasına nasıl yardım ettiğini öğrenmek istediler.



    Yapısalcıların tersine, işlevselciler iç gözlem, gözlem gibi tüm yöntemleri kullanırlar.



    Temsilcileri : W james ve John De**y dir.



    Davranışçılık (Biheviyorizm) : Zihnin ne olduğu ya da ne için olduğu tartışmalarına tepki olarak doğmuştur.



    Davranışçılığa göre psikoloji, zihin yerine organizmanın doğrudan gözlemlenebilen ve ölçülebilen davranışlarını incelemelidir. Çünkü, davranışçı ekol psikolojiyi, uyarıcı davranış (U - D) ilişkisi çerçevesinde ele alır. Buna göre, insanın içinde yaşadığı koşullar davranışlarını belirler.



    Davranışçı psikologlar zihni inceleyen iç gözlemi reddederler.



    Temsilcileri I. Pavlov, J. Watson ve B.F. Skinner dir.



    Psikodinamik Yaklaşım (Psikanaliz) : Ekoller ve yaklaşımlar arasında davranış bozukluklarını doğrudan ele alan yaklaşımdır.



    Bu ekole göre, davranış bozuklukları bilinçaltına bastırılan istenmeyen duygulardan kaynaklanır.



    Bilinçaltı, yaşadığımız istenmeyen duyguların bilinçte gizlendiği yerdir. İstenmeyen duygular, id, ego (ben), süper ego (üst ben) çerçevesinde bilinçaltına itilir.



    İd, insanın ilkel benliğidir. Psikodinamik yaklaşımın kurucusu Freud'a göre insanın doğuştan getirdiği ve idini oluşturan iki etkili eğilim cinsellik ve saldırganlıktır.



    Ego, insanın psikolojik yanıdır. İnsan kendinin ne olduğunu ne olmak istediğini, çevresini nasıl tanıdığını gösteren bilinç durumudur.



    Süper ego ise, insanın toplumsal yanıdır. Toplumun kuralları ve değer yargılarından etkilenir.



    Temsilcileri S. Freud, A. Adler ve C. Jung dur.



    Gestalt (Bütünlük) Psikolojisi : Yapısalcılığın, zihni öğelerine ayıran anlayışına tepki olarak ortaya çıkmıştır.



    Gestalt psikolojisine göre, bütünü anlamdan parçaları doğru anlamak olanaksızdır. Çünkü "Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamından farklı ve büyüktür. Hiçbir parça, bütünün içerdiği özelliklere sahip değildir."



    Gestalt ekolü, algı ve bellek üzerine çalışmaları ile psikolojiye katkıda bulunmuştur. Bu ekol, psikolojide tümdengelim yöntemini kullanır
    Temsilcileri M. **rtheimer, K. Koffka, W. Köhler'dir.
    Hümanist Yaklaşım : Hümanist yaklaşım, eski ve yeni yaklaşımları birleştirip bunların çağdaş yorumunu yapmaya çalışmıştır.
    Hümanizme göre, her insan kendine göre bir değerdir ve her insan, birey olarak kendi davranışlarından sorumludur.
    Bu çerçevede bilimin daha özelde Psikolojinin görevi bireyi denetim altına almak değil, onu özgürleştirmektir.
    Hümanist yaklaşım insanın cansız bir nesne olmadığını, dıştan bakılarak anlaşılamayacağını ileri sürüp insanın iç gözlemle incelenmesi gerektiğini söyleyerek davranışçı ekole karşı çıkar.
    Temsilcisi A. H. Maslow'dur.
    Bilişsel Yaklaşım (Kognitivizm) : Biliş, insanın dünyayı tanımaya ve anlamaya yönelik zihinsel etkinlikleridir
    Bilişsel yaklaşıma göre insan diğer canlılardan farklı olarak dikkat, algı, düşünme gibi zihinsel süreçlerle etkin bir canlı olarak çevresini anlar ve yorumlar. O halde davranışları biçimlendiren bilişsel süreçlerdir. Bilişsel süreçler insanın gelişim aşamalarına göre sırayla ortaya çıkar.
    İsanı gelişmiş bir bilgisayar sistemi olarak gören bu yaklaşım, insan zihninin bilgi edinmek, bilgiyi işlemek ve depolamak gibi işlemler yaptığı görüşündedir. Bilişsel yaklaşım, kendine özgü eğitim anlayışları da geliştirmiş, öğrenmenin gerçekleşmesi için gelişim aşamalarının tamamlanması gereğini vurgulamıştır.
    Temsilcisi J. Piaget dır
    Biyo-psikolojik Yaklaşım : İnsanı bütünselliği olan biyolojik bir varlık olarak gören bu yaklaşım, akıl hastalıklarının nedenleri üzerinde de durmuştur.
    Biyo-psikolojik yaklaşıma göre insan davranışlarının biçimlenmesinde beyinde meydan gelen biyokimyasal olayların ve genetik özelliklerin etkisi vardır.
    Bu ekol, beyin üzerinde özellikle de gelişmiş hayvanların beyni üzerinde ayrıntılı laboratuvar deneyleri yapmış davranışlarla beynin işleyişi arasında bağlantılar kurmuştur.
    Temsilcisi A. Meyer dir.
    aysun- bunu beğendi.
  5. _TutsaK_

    _TutsaK_ Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    281
    Beğenileri:
    87
    Ödül Puanları:
    16
    8.biyoloji ile psikoloji ilişkisinden biyopsikoloji ve gelişim psikolojisi,

    dil bilim ve psikoloji ilişkisinden dil psikolojisi,

    ekonomi ve psikoloji ilişkisinden endüstri psikolojisi ve ekonomi psikolojisi,

    matematik ve psikoloji ilişkisinden psikometri,

    hukuk ve psikoloji ilişkisinden hukuk psikolojisi,

    tıp ile psikoloji ilişkisinden psikiyatri.

Sayfayı Paylaş