psikolojik kitaplar

Konu 'Kitaplar, Yazarlar, Entellektüel' bölümünde Moderatör Gül tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0

    defne-fikret reyhan

    [​IMG]

    Sürükleyici ve sıradışı bir üslupla yazılmış, okuyucunun durup durup üzerinde düşüneceği psikolojik tahlillerle ve yöresel hikâyelerle bezenmiş bir arayış ve sorgulayış romanı.


    "Ey Defne, Firdevs yurduna adını veren ve yüreğimin ağrısına denk aşkı büyüyen güzel kadın; dinleme ne olursun; yaşlı ve yorgun bedenime derin acılar yaşatan bu uslanmaz ruhumu… Sakın dinleme… Bu ruh değil mi ki; devinim sınırını tanımadan bir bedeni zamanlı zamansız yolculuklara zorlayan ve köhne dalgalar kopartan ta yürekten, geçmişin ırak olduğu bir ömür uzak limanlara? Aman dinleme sakın... Aynı ruh değil mi ki; sinsi bekleyişe duran zemheri zamanın bir anında, tarumar bir ihtiyarı, taze bir bahar aşkının eşiğine düşüren?"

    Elli yedi gün sonra “Medeniyetler Buluşması” projesine ev sahipliği yapacak olan tarihi Antakya kenti, genç psikiyatr Selim’in saplantılı aşkıyla, yaşlı Fabien’in yaşama bağlanış çırpınışlarını bir kadında buluşturuyor.

    "Keşke zerre kadar vicdan azabı çekmeden sapkın düşüncelerimi yaşayabilseydim yahut başka kadınları zerre kadar düşünmeden tek bir kadına bağlı kalabilseydim. Keşke içimde zerre kadar kötülük barındırmayan iyi bir insan ya da zerre kadar iyilik barındırmayan kötü bir insan olabilseydim."</I></B>



    birilerini öldürmek istiyorum-
    hatice akdoğan

    [​IMG]

    Kendi yarattığı bunalımından bir türlü kurtulamayan Ahmet, çocukluğundan beri hayattan hep farklı şeyler beklemiş ve bu beklentilerden uzak yaşamaktan boğulur hale gelmiştir. Kendisiyle ve çevresiyle anlamsız, alay dolu bir savaş başlatan Ahmet, gitgide tuhaf davranışlar sergilemeye başlar. Kavgacı yanları ağır basıyor gibi gözükse de, aslında Ahmet bu yönleriyle gerçek kimliğini aşırı duyarlılığını saklamak ister. Bu kitapta herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Ahmet kimseyi öldüremeyecek kadar iyi biridir aslında. Yoksa “iyi olmak” sonunda bir ölümü kaçınılmaz mı kılmaktadır?</I></B>



    kumarbaz-dostoyevski

    [​IMG]

    Gırtlağına kadar borca batan Dostoyevski, 1867 yılında selâmeti Batı'ya kaçmakta buldu ve dört yıl süreyle orada kaldı. Bu yılla, bir yandan, ona zengin hayat tecrübeleri kazandırırken, bir yandan da korkunç acılar çekmesine yol açtı. Rulet iptilasından kaynaklanan acılardı bunlar. Gerçekten de, kumar, Dostoyevski için, maddî dünyada özgürlüğün en yüce kullanılış şeklini temsil ediyordu. Kumar hayatında, umutsuzluklar, tutkular, sevinçler, zaaflar, nefretler, zaferler-kısaca her şey, ölçüsüz boyutlardadır. Dostoyevski, bizzat yaşadığı bütün bu tecrübeleri kumarbaz (1868) romanında, okuyucularına derinden hissettirecek şekilde dile getirmiştir



    budala-dostoyeski

    [​IMG]

    Bu yazar, konusunun derinliği ve işlediği ahlâkî amaçların genişliğiyle kendine özgü bir tür oluşturuyor... Gerçi, o, günümüz toplumunu sarsan çıkarların meşruluğunu kabul ediyor, ama burada kalmayıp daha ilerlere gidiyor, insanlığın ve yalnız günümüz insanlığının değil, çok uzak zamanlara ait insanlığın arayışlarının amaçlarını içeren öngörüşler ve önseziler alanına giriyior, ve bu çabasını örneklendirmek için, tam bir ahlâk ve ruh dengesine ermiş kâmil bir insan tipinin tasvirini sunuyor. Budala'nın temel düşüncesi işte budur.
    Mhail Saltikov Sçedrin
    Dostoyevski, ruhunun ve yeteneklerinin olanca gücüyle, düşüncesinin ve vicdan huzursuzluğunun olanca çabasıyla trajik bir dönemin karmaşık ve yakıcı sorunlarına tepki gösterdi. Paranın, şiddetin ve ahlâkî değerleri umursamazlığın, halkı, ruhsuz ve anlamsız bir amacın aracı haline getirdiği bir dönemdi bu; ve güç kazanmak için zengin olmak ve zengin olmak için güç kazanmak idi.
    Dostoyevski 'nin yazıları, onun sağlığında olduğu gibi, şimdi de bize, insanın entelektüel başkaldırısının hikâyesini, bir çıkış yolu arayan ruhunun çırpınışlarını anlatır.Meta olmayı kabullenmetense, yok olmak tercihe değer.
    Konstantin Fedin
    Dostoyevski, herhangi bir bilim adamı-düşünürden daha çok şey verdi bana, hattâ Gauss'tan bile fazla.
    Albert Einstein</I></B>





    son nefesim-luis Bunuel

    [​IMG]

    Luis’in kitabında beni etkileyen şey, birçok ülkeye ve birçok kültüre yayılmış bu uzun yaşamın içerdiği zenginlik ve çeşitlilik olmuştur. Bir yaşam ki ortaçağdan modern zamanlara dek ulaşmış. Gerçeküstücülükten geçen, İspanya İç Savaşı’nı yaşayan, oradan Hollywood’a ve Meksika’ya kadar uzanan bu yaşam, yalnızlık ve nüktelerle sürmüş, dostluk ve düş gücüyle sarmalanmış. Kimi zaman melankolik de olabilen bu iyimser ermişin bakışı, günümüzün en keskin ve en derin bakışlarına açık kalabilmiş.


    Kitapta bana ilginç gelen bir başka şey de, pikaresk bir İspanyol romanı gibi, hayatını molaların ve anekdotların tadını çıkararak, keyifli bir şekilde geçirmiş olması... Ama bir an gelir, ansızın durur Luis ve yolunun üstündeki bir ağacın dibine oturarak, önemli şeylerden söz etmeye koyulur: Şarap, Tanrı, düşler ve ölüm gibi. Sonra kalkar ve güneşin aydınlattığı yoluna devam etmeye koyulur.


    Yaşadığı çalkantılı yüzyılda, kimi zaman muzırlıkları da olan şaşırtıcı bir serüveni sergileyen bu kitap, daima geçerli olmuş kalıcı bir yanıtı da içermektedir: Yaşamın dizginlerini elimizde tutabilmemiz için ihtiyacımız olan tek şey, sağlam moral değerlere sahip olmamızdır.

    Peki ama, bizi biz yapan unsurlar nelerdir? İşte, bu ezeli ve ebedi soruya yanıt olabilecek bir girişim. Bu kitap, herkesin yaşamında olduğu gibi, rastlantı ve özgürlük arasında dengesini bulmuş bir yaşam serüveninin gizlerine ve yazgısına tanık ediyor bizi...

    PassionFlower, Özel Üye Esra ve Red94 bunu beğendi.
  2. Red94

    Red94 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    24 Kasım 2009
    Mesajlar:
    88
    Beğenileri:
    143
    Ödül Puanları:
    0
    güzelmiş ama ben psikoloji sevmem:D
    savaş :)
  3. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0



    sokaklardan bir kız
    orhan kemal
    [​IMG]

    Sokaklardan Bir Kız, büyük şehrin arka sokaklarında, hayallerin alınıp satıldığı pavyonlarda, barlarda yaşanan hayatların, muhabbet tellallarının, konsomatrislerin, itilip kakılan, hor görülen küçük insanların ve özellikle konsomatris Leyla'nın kızı Nuran'ın hikayesi.

    Orhan Kemal bu kez, kaderi toplumsal koşullar tarafından çizilmiş genç bir kızın kişiliğini savunarak direnmesini; içine doğduğu cehennemden kurtulmak için mücadelesini anlatıyor. Her zamanki gibi, gerçekleri göz önüne sererken bile umut kapısını kapatmadan...


    apostaz-dünyanın kutsal intiharı
    [​IMG]

    Tanımlayın artık şu özgürlüğü. Nedir özgürlük, özgürlük diye çığıradurduğunuz?Ben, mezarlar gördüm. Bir sürü kadın rahminden, yüzlerce evlilikten, sokakta gezen "kuul" suratlardan çok daha canlıydılar.Muskalar gördüm. Evet evet, bildiğiniz muska. Her türlü kredi kartından daha fazla "limit"leri vardı. Kağıt peçeteler gördüm, üstleri çiziktirilmiş. Bildiğim bütün sınav kağıtlarından daha ağır sorular taşıyordu. Yine ben, yıllarca aynı mapushanede tıkılı kalmış mahkumlar gördüm. Sayısız üniversite profesöründen, milletvekilinden, işadamından çok daha özgürdüler."



    cennetin bir kapı ötesinde-
    dean koontz


    [​IMG]

    California düşünün çok uzağındaki tozlu karavan parkında bir süre kalmaya karar veren Michelina Bellsong, yirmi sekiz yıllık zorlu yaş***** yeni bir yön vermeyi düşündüğü günlerde, komşu karavana yeni bir aile taşınır. Bu ailenin küçük bir de kızı vardır. Engelli sol bacağına protez takmak zorunda kalan ve sol eli de engelli olan dokuz yaşındaki Leilani Klonk, Micky'i derinden etkilemiştir. Ama küçük kızın coşkulu davranışlarının altında, ifade etmeye koktuğu sessiz bir umutsuzluk hissedilmektedir. Leilani'nin annesi uyuşturucu bağımlısıdır. Üvey babası Preston Maddoc ise ürkütücü birisidir. Fanatik bir UFO araştırmacısı olan ve uçan cisimlerle iletişim kurmaya çalışan üvey baba, aileyi oradan oraya sürüklerken, uzaylıların Leilani'yi onuncu yaş gününde ya iyileştireceklerini ya da kendi dünyalarında daha iyi bir yaşama götüreceklerini iddia etmektedir. Zaman içerisinde, Leilani'nin Micky'le sürdürdüğü konuşmalarda daha üzücü ayrıntılar ortaya çıkar. Bunların en ürkütücüsü, küçük kızın kendisi gibi bedensel engelli bir ağabeyinin oluşu ve bu ağabeyin, Maddoc onu bir gece koruluklara götürdükten sonra ortadan kaybolarak "yıldızlara gitmiş" olmasıdır.

    Leilani'nin onuncu yaş günü yaklaşmaktadır ve Micky kızın o gün öleceğine inanmıştır. Çocuk Koruma Programı'nın bürokratik engellen Micky'i zorlarken, Maddoc ailesi bir gece ortadan kaybolur. Onların izlerini bulmak için uzun bir yola koyulan Micky, tek başına olmasına ve korkmasına karşın, ilk kez hayal ettiğinden daha büyük bir amaç için yaşadığını hissetmektedir. Preston Maddoc denilen ürkütücü olduğu kadar kurnaz bir düşmanla karşı karşıyadır artık.



    kızıl damga-
    nathanlel hawthorne


    [​IMG]

    Tutkulu bir genç kadın, onun korkak âşığı ve intikam ateşiyle yanıp tutuşan ihtiyar kocası... Bunlar 17. yüzyıl Boston'unun katı, geleneklerle örülü dünyasında vuku bulan, tutkuyla geleneklerin çatıştığı bir trajedinin başkahramanları. Evli bir kadın olan Hester Prynne işlediği zina suçunun cezası olarak, üzerinde ahlakî düşkünlüğünü simgeleyen kızıl bir 'harf taşımak zorunda bırakılır; bir anlamda, içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını hiçe saydığı için 'öteki' olarak damgalanır. Yaşadığı bu trajedi ile sahip olduğu gücün farkına varan Hester, bu gücü ve duruşu ile doğmakta olan modern Amerikan kadın kahramanının müjdecisidir. O günahıyla tek başına yüzleşirken adlarını açıklamaya yanaşmadığı korkak ve ikiyüzlü âşığı ile intikam hırsının çılgına çevirdiği kocası suçluluk, pişmanlık, intikam duyguları ile kendilerini bekleyen çarpıcı ve hazin sonu kendi elleriyle hazırlarlar.

    Henryjames'in Amerikan edebiyatında şimdiye dek ortaya konan yaratıcı yazılı eserler arasında en iyisi olarak'nitelendirdiği Kızıl Damga, insanoğlunun suç, günah ve gururla giriştiği sonu gelmez mücadelesini ortaya koyan bir başyapıt; NathanielHawthorne da Amerika'nın püriten mirasından evrensel bir klasik yaratmayı başaran ilk Amerikalı yazardır.




    politik psikiyatri-
    kaan arslanoğlu


    [​IMG]

    Yaşadığımız bunca olumsuzluğun, kafa karışıklığının, birbirini anlayamamanın, birbirine karşı aşılmaz duvarlar örmenin bir nedeni olmalı. Bazıları, tüm bu olumsuzlukları çevresel/toplumsal koşullara bağlasa da Kaan Arslanoğlu böyle düşünmeyenlerden. Her insanın değişmeyen ya da çok zor değişen bir genetik yapısının olduğunu, asıl belirleyici unsur olarak bunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri süren Arslanoğlu, çevresel koşulların olsa olsa halihazırdaki mevcut genetik yapının eğilimlerini güçlendirdiğini ya da zayıflattığını savunmakta. Hem de en ağır eleştirileri alma pahasına... Bu görüşlerini kendisinin ya da başkalarının yaşadığı somut olaylar üzerinden temellendiren yazar, kendisiyle birlikte herkese aynı soruları yöneltiyor:Yaşanan bunca olumsuzluğun kaynağı ne olabilir? İnsan, evrimini
    tamamlayamamış bir varlık mı? En aydın geçinen çevrelerde bile zaman zaman görülen tutuculukların, hırçınlıkların, ayak oyunlarının nedeni
    ne? Eğitimsiz ve yoksul halk kitlelerinin, kendilerine yardım eli uzattığını ileri sürenlere yüz çevirmesi nasıl açıklanabilir?Kaan Arslanoğlu'nun, kitap boyunca sorduğu bu ve benzeri sorular belki de yüzyıllar öncesinin bir sorusunda toplanıyor:İnsan insanın kurdu mu? Sizce?
    Özel Üye Esra ve Red94 bunu beğendi.
  4. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0
    genç kızlar-
    nihal yeginobalı


    [​IMG]

    Bir döneme damgasını vurmuş ve hâlâ beğeniyle okunan bir kült roman: Genç Kızlar Vincent Ewing takma adıyla yazmak zorunda kalmış Nihal Yeğinobalı'nın dildeki ve üsluptaki kıvraklığım gösteriyor. Aynı zamanda da döneminin en cesur romanlarından biri.

    "Böylece yayınevine, 'amcamın evinde' çok eski bir Amerikan romanı bulduğumu, çok beğendiğimi, vb anlattım. Çok eski bir moda dergisindeki bir Fransız kontunun resmini kesip romanımın 'yazarı Vincent Eıving olarak sundum. Ve yayınevinden gelecek tepkileri korkulu bir heyecanla beklemeye başladım. Eğer tepkiler olumluysa, 'Bu romanı ben yazdım ahiler V diye, gerçeği gururla açıklayacaktım. Roman aşın erotik bulununca yazdım demeye utandım ve kendi romanımın çevirmeni olarak kaldım" diyor Nihal Yeğinobalı.

    Nihal Yeğinobalı, Manisa'da doğdu. İstanbul'a geldiğinde sekiz yaşındaydı. Orta ve lise öğrenimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde tamamladı. Daha sonra Amerika'ya gitti. New York Eyalet Üniversitesi'nde edebiyat öğrenimi gördü. Usta bir çevirmen olarak sayısız klasik ve çağdaş edebiyatçıyı, romanları ve öyküleriyle dilimize kazandırdı. "Vincent Evving" adını koyduğu sözde Amerikalı bir yazarın imzasıyla yazdığı ilk romanını Genç Kızlar adıyla yayımlattı. Daha sonra Mazi Kalbimde Bir Yaradır adlı ikinci romanı yayımlandı (1988). Sitem yazarın üçüncü, Belki Defne dördüncü romanıdır. Nihal Yeğinobalı, Cumhuriyet Çocuğu adlı bir anı kitabı da kaleme almıştır.




    gri gül-lütfiye aydın

    [​IMG]

    gün gündemimiz nicedir simgeselliğini, kokusunu, doğallığını yitiren gül olmuştu... Bütün renklerini andık tek tek; kırmızı, beyaz, pembe, hatta siyah gülden bile konuştuk. Dahası, olur mu olmaz mı düşünmeden, katmanlı, dikeni çok, altın ışıltılı yaban güllerine bile benzettik seni. Yaban gülünü evcilleştirmeye uğraştığımız yetmezmiş gibi, ‘gri gül niye yok acaba?’ dedin.
    İkili Yalnızlık, Cemre gibi kitaplarıyla tanıdığımız Lütfiye Aydın, yeni öykülerini topladığı Gri Gül ile Can Yayınları’na katılıyor. Lütfiye Aydın, incelikli, duyarlıklı dili ile son dönem gerçekçi edebiyatımız içerisinde önemli yer tutmuş bir yazar. Toplumumuzun hemen her kesiminden insanları ele alıyor öykülerinde. Değindiği konulara hepimiz yakından tanığız; önümüzde kuşaklar yok oluyor, incelikle çöküntü içinde. Gri Gül işte buna dikkat çekiyor; gülümüz solmuş, yakılmış, kül kalmış geriye. Gri Gül, daha kitaplaşmadan, 2005 Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü’nü kazandı.




    Siyah Hatıralar Denizi-
    mehmet açar


    [​IMG]

    Gizemli bir otel... Ennoia... Olağanüstü olayların yaşandığı bu otelin gizemini çözmek için görevlendirilmiş genç bir müfettiş... Kaybolan ajanlar ve memurlar, intihar eden bilim adamları ve hem geçmişe hem de geleceğe açılan gizemli yolculuklar... Düşle gerçeğin birbirine karıştığı, zamanın ve varoluşun temel bir problematik olarak ustaca işlendiği, bilimkurgudan polisiyeye, Kafka'dan Borges'e pek çok göndermesi, kurgusu ve temasıyla kültleşmiş, orijinal bir roman Siyah Hatıralar Denizi...
    "Siyah Hatıralar Denizi, Lars Von Trier'nin Epidemic'i ile Kafka'nın Şato'su arasında bir yerde duruyor..."





    hayat-engin geçtan

    [​IMG]

    Hayat, psikiyatrist Engin Geçtan’ın, uzun yıllardır sürdürdüğü klinik deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getirdiği bir çalışma. Özellikle büyük kent insanının günlük yaşamında hiç düşünmeden gerçekleştirdiği onlarca ayrıntıyı sade bir dille gözlemleyen Geçtan, bunların hayatımızda aslında ne büyük boşluklara karşılık gelebileceğini saptıyor.
    Geçtan terapi deneyimlerinden örneklere de yer verdiği kitabında yabancılaşmadan kuantum kur*****, kaostan “gölgeler”e kadar pek çok konuya değiniyor.




    içten gelen ateş-
    Carlos Castaneda



    [​IMG]

    Carlos Castaneda'nın her kitabı karanlık bir gecede çölün üzerinde çakan şimşek gibi en derin gizlerin aydınlanmasını sağlayan parlak ve şaşırtıcı birer patlama; bize hem çok bildik hem de yabancı olan bir dünyayı gösteriyor—rüyalanmızdaki manzarayı.
    İÇTEN GELEN ATEŞ'te Castaneda, ele avuca sığmaz, zaman zaman alaycı ve sık sık da dehşet salan Nagual don Juan'ın ona aktardığı ve Castaneda'yı bir dağın tepesindeki düzlükten boşluğa atlayabilme noktasına getiren olağandışı bilgi hazinesini anlatmaya başlıyor. Bu akıl almaz eylem, uzun bir çömezlik dönemi ve eşsiz bir algı berraklığında don Juan'ın farkındalıkta ustalaşma gizlerini açıklaması ile olasılaşıyor.
    İÇTEN GELEN ATEŞ, Castaneda'nın şu ana kadar yazdığı en parlak, düşündürücü ve sıradışı kitabı. Kitapta yazar, don Juan'ın öğretilerinin ve kendi deneyimlerinin ışığında, büyücü/erin dünyasının, hem berrak hem başdöndürücü, hem de son kerte kapsamlı iletilerle yüklü bir
    portresini çiziyor.
    PassionFlower, Özel Üye Esra ve Red94 bunu beğendi.
  5. PassionFlower

    PassionFlower Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2009
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0

Sayfayı Paylaş