Radyasyon ve Radyoaktivite

Konu 'Kimya 9. Sınıf' bölümünde Moderatör Taner tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara

    Bilgisayarli Tomografi (BT) Nedir?

    Bilgisayarli tomografi x-isini (röntgen) kullanilarak vücudun incelenen bölgesinin kesitsel görüntüsünü olusturmaya yönelik radyolojik teshis yöntemidir. Inceleme sirasinda hasta bilgisayarli tomografi cihazinin masasinda hareket etmeksizin yatar.Masa manueli ya da uzaktan kumanda ile cihazin ''gantry'' adi verilen açikligina sokulur. Cihaz bir bilgisayara baglidir. X-isini kaynagi incelenecek hasta etrafinda 360 derecelik bir dönüs hareketi gerçeklestirirken ''gantry'' boyunca dizilmis detektörler tarafindan x-isini demetinin vücudu geçen kismi saptanarak elde edilen veriler bir bilgisayar tarafindan islenir. Sonuçta dokularin birbiri ardi sira kesitsel görüntüleri olusturulur. Olusturulan görüntüler bilgisayar ekranindan izlenebilir.Görüntüler filme aktarilabilecegi gibi gerektiginde tekrar bilgisayar ekranina getirmek üzere optik diskte depolanabilir.

    Ayrica görüntüler bilgisayar tarafindan isleme tabi tutularak birbirine dik eksenlerde yeniden yapilandirilmis görüntüler elde edilebilir. Bu görüntülerin de yardimiyla 3 boyutlu görüntüler olusturulabilir. Yeni gelismekte olan teknolojilerle sanal endoskopi yapma olasiligini vermektedir. Bu sekilde soluk borusunun, yemek borusunun, midenin, ince ve kalin bagirsaklarin, damarlarin ve idrar yollarinin içeriden görüntülerini elde etmek mümkün olmaktadir. Bu yeni görüntüleme yöntemleri simdilik endoskopi yöntemlerinin eksikliklerini tamamlamak amaci ile kullanilmaktadir. Bilgisayarli tomografi diger x-isin incelemelerine göre bazi avantajlara sahiptir. Özellikle organlarin, yumusak doku ve kemiklerin sekil ve yerlesimini oldukça net gösterir.Ayrica BT incelemeleri hastaliklarin ayirici tanisini yaparak tedavi yöntemlerini degistirmektedir.Diger görüntüleme yöntemlerinden daha erken ve dogru sekilde birçok hastaligin teshisini saglamaktadir. Hastaliklar erken teshis edildiginde daha iyi tedavi edildiklerinden, BT bu üstün özellikleriyle doktorlarin birçok hayat kurtarmasina yardimci olmustur.



    Inceleme rahatsizlik verici mi? Herhangi bir tehlikesi var mi?

    Incelemenin kendisi tamamen agrisizdir. Inceleme sirasinda hastadan BT cihazinin masasinda hiç hareket etmeksizin yatmasi istenir. Yapilacak incelemenin türüne bagli olarak hastaya kol damarlarindan kontrast madde enjekte edilebilecegi gibi kontrast madde içmesi de istenebilir. Incelemenin bu kismi hasta için biraz rahatsizlik verici olabilir. Kontrast maddeler iyot içerdigi için bazi kisilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Hastanin inceleme öncesinde teknisyen ya da radyologa bu tür maddelere karsi daha önce alerjik bir reaksiyon gösterip göstermedigini ve eger varsa baska maddelere karsi alerjisini bildirmesi gerekir. Hastaya daha önceden yapilmis bir BT incelemesinde, IVP olarak adlandirilan böbrek incelemesinde veya anjiografi sirasinda kontrast madde verilmis olabilir. BT cihazlari X isinlarini kullanir.Hastanin güvenligi için en iyi sekilde dizayn edilmis olup inceleme sirasinda maruz kalinan radyasyon miktari gerekli en az düzeyde olacak sekilde imal edilmistir. X isinlari anne karninda gelismekte olan fetüse zarar verebileceginden inceleme hazirligina baslamadan evvel hasta hamilelik süphesi varsa bu konuda doktora veya teknisyene bilgi verilir.

    Incelemeye hazirlik için yapilmasi gerekenler nelerdir?

    Incelemenin Yapilacagi Gün: Inceleme gününde eger aksi belirtilmezse randevu saatinden 4 saat önce baslamak üzere kati gida yenmemelidir. Bununla birlikte kahve, çay, fazla kati olmayan çorbalar ve meyve suyu çok fazla olmamak kaydiyla içilebilir. Kati gida aliminin sinirlanmasi birçok tibbi islem öncesinde hastanin güvenligi için alinan bir önlemdir. Eger inceleme abdomene yönelik yapilacaksa hastanin 12 saat aç kalmasi gerekmektedir. Bu inceleme için 3 gün önceden itibaren sivi gidalar alinmalidir. Son gece müshil ve inceleme sabahi ise lavman yapilir. Ardindan incelemenin 4 saat öncesinden itibaren kontrast madde içeren su içirilir.
    Incelemenin Yapilacagi Oda: BT teknisyeni hastaya kendini tanitarak islem hakkinda bilgi verir ve hastanin muhtemel sorularini yanitlayarak rahatlamasina yardimci olur. Incelenecek beden bölgesine bagli olarak vücuttaki metal objelerin çikarilmasi istenebilir. Daha sonra hastaya önlük giydirilir.

    Inceleme sirasinda neler olur?

    Teknisyen hastayi incelemenin yapilacagi odaya götürerek yapilacak incelemeye göre hastanin sirt üstü veya yüz üstü masaya yatmasini saglar. Hastanin rahat etmesi önemlidir, çünkü inceleme süresince hastanin hareket etmemesi gerekir. BT incelemeleri hastalarin tibbi problemlerine ve incelenecek vücut kismina göre farkliliklar gösterir. Hastaligin teshisi için incelemenin nasil yapilmasi gerektigine radyolog karar verir. Örnegin eger batin bölgesi incelenecekse gögüs alt kismindan pelvis üst kismina kadar kadar olan kesim taranacaktir. Böyle bir inceleme süresince sizden görüntülerin bulanik çikmamasi için belli araliklarla nefesinizi tutmaniz istenecektir . Makine islem süresince bazi sesler çikarir. Hastanin üstünde yattigi masa her bir görüntü olustuktan sonra bir miktar hareket edecektir. Ayrica teknisyen ya da makine tarafindan nefes tutup vermeyle ilgili hastaya sinyal verilecektir. Kimi incelemelerde islem öncesinde veya sirasinda doktor veya teknisyen tarafindan kontrast madde enjeksiyonu yapilabilir. Bu radyologun görüntüleri daha iyi degerlendirmesini saglayacaktir. Eger islem sirasinda veya enjeksiyon sonrasinda hasta bir rahatsizlik hissederse bunu teknisyene veya doktora bildirmelidir.

    Bir bilgisayarli tomografi incelemesi ne kadar sürer?

    Incelemeler hastalarinin klinik bulgulari göz önüne alinarak her bir hasta için ayri ayri planlanir. Bundan dolayi yapilan BT incelemesi daha önce yaptirmis oldugunuz bir BT incelemesinden farkliysa ya da inceleme sonunda ek görüntüler alma ihtiyaci duyulmussa endiselenmemek gerekir. Baslangicindan bitimine kadar çekim süresi ortalama 15 dakikadir.

    Inceleme bitiminde yapilmasi gerekenler nelerdir?

    Radyolog incelemesi yapilan kisinin hastaligiyla ilgili bir sonuca varmasini saglayacak yeterli bilgiyi elde ettikten sonra inceleme sona erdirilir ve hasta evine gidebilir. Incelemeden sonra herhangi bir kisitlama olmaksizin normal günlük aktivitelerine devam edebilir.
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  2. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    RADYASYONUN KULLANILDIGI TIP CIHAZLARI

    Anjiografi
    Anjiografi vücut damarlarinin görüntülenmesi demektir. Damar içine damarlarin görünür hale gelmesini saglayan ve kontrast madde olarak tanimlanan ilaç verilerek, özel röntgen cihazlari yardimiyla DSA adi verilen filmler elde edilir. Anjiografi sayesinde organlari besleyen damarlar görüntülenerek damar hastaliklari veya bu damarlardan beslenen organlara ait tani koydurucu bilgiler edinilir. Ayrica elde edilen bilgiler dogrultusunda anjiografi tedavi amaçli olarak da kullanilir. Anjioplasti (Balonla daralmis damarlari açma) bunun klasik bir örnegidir. Bu sayede cerrahi tedavi gerektiren birçok hastalik, cerrahi ve genel anestezinin riskleri olmaksizin tedavi imkani bulmaktadir.

    Anjiografi islemleri:

    Taniya yönelik:
    • Kol ve bacak damarlarinin görüntülenmesi
    • Karin içi organ damarlarinin görüntülenmesi
    • Beyin damarlarinin görüntülenmesi
    • Akciger damarlarinin görüntülenmesi
    • Kalp damarlarinin görüntülenmesi

    Tedaviye yönelik:
    Anjioplasti: Dar veya tam tikali damarlarin balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar açilmasi için yapilir. Bacak damarlarindaki tikanmalar, tansiyon yükselmesine neden olan böbrek damari tikanikliklari, beyni besleyen damarlarin tikanikliklari bu yolla radyologlar tarafindan ameliyatsiz tedavi edilebilirler. Islemlerde genel anestezi uygulanmamasi önemli bir avantajdir.
    Anjiyo embolizasyonlar: Anormal damar yumaklarinin, damarlarda olusan baloncuklarin ya da anormal kanlanma gösteren kanser dokularinin damarlarinin çesitli sekillerde tikanmasi islemidir.Yogun olarak beyin kanamalarinin en sik nedenleri olan damarlarda olusan baloncuklarin ve AVM adi verilen anormal damar yumaklarinin tikanmasi amaci ile kullanilir. Kanser dokularinin, özellikle karaciger kanserlerinin, anormal damarlarinin tikanmasi araciligi ile tedavide kullanilir. Radyologlar tarafindan yapilan bu islemlerle de, sadece cerrahi tedavisi olan hastaliklar lokal anestezi ve anjiografi yöntemiyle tedavi edilmis olmaktadirlar. Bununla birlikte bu tedavi yöntemlerinin de cerrahi tedavilerde oldugu gibi belirli riskleri bulunmaktadir.
    TIPS(Transjuguler intrahepatik porto-kaval sant): Son dönem karaciger hastaliginda mide varis kanamasinin tedavisinde kullanilan bir yöntemdir. Boyun damarindan yalnizca bir kateter ile girilerek karacigerdeki damarlar arasinda yapay bir damar yaratarak kan geçisini saglayan ameliyata alternatif bir yöntemdir.
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  3. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    RADYASYONUN GEÇ DÖNEM ETKILER

    Radyasyonun geç dönem etkileri,isinlamadan aylar hatta yillar sonra ortaya çikan ve çogu kez ölümcül olan bir dizi hastalik ve antiteyi kapsamaktadir. Radyasyonun geç etkilerinin basinda kisirlik ve katarakt gelmektedir. Radyasyonun deterministik etkilerinden olan bu belirtiler,canli dokulardaki hücre ölümü sonucunda ortaya çikmaktadir. Radyasyonun deterministik etkilerinin gelisiminde,maruz kalinan radyasyon miktari önemli olup alinan doz arttikça olusacak hücre hasari da buna paralel olarak artmaktadir.

    Yaklasik 15 yil ve üzerinde devamli olarak radyasyona maruz kalanlarda ve korunma sartlarini yerine getirmeyenlerde katarakt riski oldukça yüksektir. Göz mercegi,birçok doku ve organin aksine hücre yenilenmesi ve çogalmasi göstermediginden,maruz kalinmasina müsaade edilen maksimum radyasyon dozu,diger organlar için belirtilen dozlarin %30’u düzeyinde tutulmaktadir.tüm çalisma hayati boyunca,yavas yavas ve tolare edilerek alinacak 15 Sv (1500rem)’lik isinlama dozu katarakt olusturmazken.2Sv(200rem)’lik ani radyasyon dozu,5 yila kadar varan latent bir periyot sonrasinda katarakta yol açar.
    Radyasyonun gecikmis dönem etkileri arasinda dogal yasam süresinin kisalmasi,kromozom aberasyonlari ve kalitsal etkiler,kan yapici organlarda depresyon etkisi ile gelisen lösemi basta olmak üzere tiroit,meme,gastrointestinal sistem ve akciger gibi birçok organda artan kanser riski gelmektedir. Bu türden sonuçlar radyasyonun stokastik etkileri olarak ifade edilmekte,görülme olasiligi sogurulan doz ile artarken,siddeti dozdan bagimsiz olarak gerçeklesmektedir. Stokastik etkiler düsük seviyeli isinlamalarda bile görülebilen radyasyon hasari olarak ifade edilmektedir.
    GÜVENLI RADYASYON DOZU SINIRLARI
    Radyasyonla çalisan personel için 50mSv/yil(5rem/yil),diger bireyler içinse 5mSv/yil(0,5rem/yil)’dir. Ayrica bu dozlar,radyasyonla çalisan personel için 1 saatte yaklasik 2mrem(20 Sv),1 günde 20 mrem(200 Sv),1 haftada 0,1 rem(1000 Sv) sinirini da asmamalidir.bu personelin tüm is yasami boyunca maruz kalacagi maksimum radyasyon dozu ise “D=5 (N-18) rem veya D=50(N-18)mSv” olarak hesaplanmaktadir.
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  4. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    RADYASYONUN ERKEN DÖNEM ETKILER

    Belirtileri,radyasyon alimini takip eden günler hatta saatler içerisinde ortaya çikan etkilerdir. Radyasyonun akut dönem etkileri olarak da adlandirilir. Bunlar arasinda en erken tanimlananlar kanin sekilli elemanlari ile üreme hücrelerinde görülen ve radyasyon alimini takip eden günler içersinde ortaya çikan degisikliklerdir. Isinlamanin erken etkisi olarak,kanin sekilli elemanlarindan lökositlerde azalma tespit edilirken,peri ferik yaymada lenfositlerde oranca artis,granülositlerde ise azalma dikkati çekmektedir. Ancak bu tür bir hematolojik depresyonun saptanabilmesi için asgari 25rem(0,25Sv) tüm vücut i inlamasi gerekmektedir. Eritrositlerde ki azalma ise lökositlere oranla daha sonra ortaya çikmakta ve tespit edildiginde radyasyon hasarinin daha agir oldugunu kanitlamaktadir.

    Üreme hücreleri içinde i inlanmaya en hassas olani spermatogoniumlardir. Bu hücrelerde radyasyona bagli azalim ekspojürdan sonraki saatler içinde gerçeklesmektedir. 1 Sv (100rem) ani radyasyon dozu erkekte sperm,kadinda ise yumurta üretimini yavaslatmakta olup 0,25Sv ani doz seviyesinden itibaren üreme hücrelerindeki degisikler laboratuar bazinda tespit edilebilmektedir. Bu seviyelerdeki i inlama dozlarinda olusan degisiklikler genellikle kisa bir süre içersinde normale dönerken 4Sv(rem) ve üzerindeki dozlardaki i inlamalarda kisirlik mutlaktir.
    Deri;kan ve üreme hücrelerine nispeten radyasyona daha az duyarlidir. Cilt üzerinde i inlamaya bagli gelisen kizarikliklar seklinde tanimlanan eriten,radyasyona maruz kalistan 1-3 hafta içersinde ortaya çikmaktadir. Eritemin ortaya çikis süresi ve derecesi radyasyonun siddeti ve radyasyona maruz kalan alanin genisligine göre degisiklik göstermektedir. Maruz kalinan radyasyon dozu yükseldikçe cildin daha derin tabakalarinin etkilenmesine bagli olarak ülserasyon ve nekrozlar gelismektedir.
    Vücuttaki saç ve killarin radyasyona etkisiyle dökülmesi olan epilasyonun derecesi ayni eritemde oldugu gibi maruz kalinan radyasyonun siddeti ile dogru orantili olup radyasyonun tatbikinden yaklasik iki hafta sonra görülmeye baslar. 300-600rem‘ lik dozlarda (3-6Sv),dökülen kil ve tüylerin yeniden büyümesi için 2-3 ay gerekirken 1000-2000rem ‘lik dozlarda bu süre 6-8 aya dek uzamaktadir. 3000-6000 rem ‘lik lokal dozlar ise kalica epilasyona neden olabilmektedir.
    Uzun zaman zarfinda,sindirerek alinan küçük dozlardaki radyasyon,insanda kisa dönemde belirgin bir rahatsizlik tablosu veya hastalik yaratmazken ani ve yüksek doz i inlama sonrasinda alinan radyasyon,i inlanan vücut parçasi ile iliskili olarak bir dizi rahatsizlik ve hatta ölümle sonuçlanan degisikliklerle sonuçlanmaktadir. Ani doz kavrami Türkiye Radyasyon Güvenligi Yönetmeligi’nce bir kisinin 50mSv(5 rem) ‘den fazla ani bir vücut dozu almasi seklinde tanimlanmaktadir. Hafif radyasyon hasari olarak da nitelendirilen bu düzeydeki doz aliniminin radyasyon güvenligi ulusal merkezine bildirilmesi zorunludur. 0,25Sv(25 rem) ‘e kadar alinan ani tüm vücut dozu i inlamasinda radyasyon klinik bir etki olusturmadi i gibi ne bu dozu alan kisi ne de o kisiyi muayene eden hekim tarafindan fark edilir. 0,25Sv(25-100 rem) ani doz aliminda kisinin kendisi bir sey hissetmedigi halde yapilan kan sayiminda lökositlerin sayisinda azalma ve oraninda degisme tespit edilir. Böyle bir durumda genellikle tibbi tedaviye ihtiyaç yoktur;ancak bir önlem olarak radyasyona maruz kalan kisi birkaç günde olsa gözlem altinda tutulmali ve kisinin radyasyon ile ilgili çalismalari ve hayat dozu dikkate alinarak yeniden düzenlenmelidir. 1 Sv ‘nin üzerindeki dozlarda ise kisi,almis oldugu radyasyonun bünyesinde yaratti i rahatsizliklari hissetmeye baslar. 1-2 Sv(100-200 rem) ani vücut dozuna maruz kalan kisi hafif derecede radyasyon hastasi olarak kabul edilir. Hafif derecede radyasyon hastali inda kisi bir süre mide bulantisi,kusma,istahsizlik ve halsizlik belirtisi gösterir. 1,4 Sv üzerindeki dozlarda ciltte eritem olusabilir. 2 Sv ‘ye kadar olan i inlama dozlarina bagli sikayetler birkaç hafta içinde kendiliginden iyileserek kaybolur.
    2-3 Sv (200-300 rem) ani tüm vücut dozu aliminda bu dozu alan kisi orta derecede radyasyon hastasidir. Sayilan bu rahatsizliklar hem daha agir hem de daha uzun süreli olarak görülürken bunlara ilave olarak bogaz yanmasi,ishal,kilo kaybi,solukluk,ciltte kirmizi lekeler ortaya çikar. Bu tür bulgular tibbi tedaviye ihtiyaç gösterir ve iyilesmeleri için yaklasik 3 aylik bir süre gerektirir. 2-3 Sv ‘lik bir i inlama dozuna maruz kalan kiside çok küçük bir olasilikla da olsa 2-6 haftalik bir süreç içersinde ölüm görülebilmektedir.
    3-6 Sv (300-600 rem )‘lik tüm vücut dozuna maruz kalan kisi agir radyasyon hastasidir. Agir radyasyon hastasi kiside,yukarida sayilan bir dizi rahatsizliklar daha siddetli ve uzun süreli olarak seyrederken,bu rahatsizliklara ilaveten yüksek ates,ciltte morarma ve yaniklar,mukozalarda kanayan yaralar,saç ve killarda dökülme,asiri kilo kaybi görülür. Iyi bir tibbi tedaviye ragmen olgularin yarisinda 2-6 hafta içersinde ölüm kaçinilmazdir. Hele 6 Sv(600 rem) üzerinde tüm vücut dozu almis bir kisi için kurtulus ümidi hiç yok gibidir.
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  5. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    ELEKTROMANYETIK RADYASYON

    Bir tür enerji yayilimi olan elektromanyetik radyasyon,manyetik ve elektriksel olmak üzere iki vektöriyel yöne sahip sinüzoidal bir dalga seklindedir. Yayilmalari sirasinda belirli bir ortama ihtiyaç göstermeyen ve yollari üzerinde bir cisme çarpmadiklari sürece enerjilerinden bir sey kaybetmeyen elektromanyetik dalgalar boslukta yayilimlari sirasinda ayni hiza sahiptir (300.000km/sn). Ancak elektromanyetik radyasyonlar yollari üzerinde bir cisimle çarpistiklarinda enerji transferi gerçeklesir ve çarpisma sonrasi ikinci bir elektromanyetik dalga olustugunda ,ikinci dalganin enerjisi birinciye göre farklilik gösterir. Bütün elektromanyetik dalgalar ayni hiza sahip olmakla beraber frekanslari ile dogru, dalga boylari ile ters orantili olan enerji seviyelerine göre bir spektruma sahiptirler.

    Bu dizilimde dalga boyu en yüksekten en düsüge yada enerji seviyesi en düsükten en yüksege dogru elektrik dalgalari > radyo dalgalari > mikro dalgalar> kizil ötesi(infrared) > görülebilir isik> mor ötesi(ultraviyole) >X-isinlari>gamma isinlari yer almaktadir. Spektrum içinde gamma isinlari,atomun çekirdeginden kaynaklanan radyasyona örnek teskil ederken,X-isini ile kizilötesi isik gruplar arasindaki atomun yörüngelerinden kaynaklanan radyasyonlara örnektir. X ve gamma isinlari iyonlastirici radyasyon olustururken spektrumdaki diger dalgalar iyonlasma yeteneginden yoksun zayif enerjili radyasyon etkisi yaratirlar.
    RADYASYON ILE ILGILI BAZI KAVRAMLAR
    Biyolojik dozun geleneksel birimi Roentgen Equivalent of man” sözcüklerinin bas harflerinden olusturulmus rem’dir. Rem,rad ile KF(Kalite Faktörü)’nün çarpimindan olusmaktadir. Rem’in Sl sistemdeki yeni birimi ***vert (Sv) olup Gray (Gy)’in KF ile çarpimindan elde edilmektedir. Yani Sv=1xGy (Sv=Gy) yada rem=1xrad (rem=rad)’tir. Bu birimlerin birlikte dönüsümü ise 1Sv=100 rem veya 10Sv=1 m rem seklindedir.
    RADYASYONUN ZARARLI ETKILERI
    Ömrü 250 bin yil ile 34 milyon yil arasinda degisen Plütonyum, Trityum, Iyot 129 ve Sezyum 137 gibi radyoaktif elementler tipki Kobalt 60 gibi nükleer reaktörlerin çalismasi sirasinda nükleer atik olarak ortaya çikar. Hepsinin ortak özelligi yaydiklari isinlarla üreme hücrelerinde, kromozomlarda kusaklar boyu süren genetik yikimlara, sakatliklara ve basta kanser olmak üzere birçok hastaliga yol açmalaridir.
    Radyasyonun canlilar üzerindeki zararli etkilerinin bilinmedigi yillarda,bu islerle ugrasanlarin yada radyasyona maruz kalanlarin ellerinde ülserasyonlarin,vücutlarinda geçmeyen yaralarin olustugunun görülmesi,cilt kanserleri ve hematopoetik sistem bozukluklari ile karsilastirilmasi ve iyonize radyasyonun insan sagligina zararli etkilerinin olabileceginin anlasilmasi üzerine radyasyondan korunmak amaciyla Uluslar arasi Radyasyondan Korunma Komitesi olusturulmustur. 1928 yilinda faaliyete geçen bu komite,1950 yilinda Radyolojik Korunmada Uluslar arasi Komisyon (ICRP) adi altinda yeniden sekillendirilerek günümüze kadar gelmistir. Bu komisyonun yaptigi çalismalar neticesinde teshis ve tedavi amaçli radyasyonun deterministik ve stokastik etkilere yol açtigi;bu türden zararli etkilerin olusmasi için kisa veya uzun süreli bir latent periyodun geçmesi gerektigi belirtilmistir. Ayrica radyasyonun,vücudun her doku veya organi üzerinde farkli tesirler yarattigi ve radyasyonun zararli etkilerinin vücudun tümü veya bir bölümünün isinlanmasina göre de degiskenlik gösterdigi ifade edilmistir. Radyasyonun canli dokular üzerindeki etkileri erken ve geç dönem etkiler olmak üzere iki ana baslik altinda toplanmaktadir
    .
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  6. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    PARTIKÜLER(KORPUSKÜLER) RADYASYON

    Alfa( ) ve Beta() isinlari bu tür radyasyona örnektir. Yüklü taneciklerden ibaret olan bu iki örnekten isinlari aslinda bir Helyum (He) atomudur. 2 proton,2 nötrondan olusur. Pozitif yüklüdür. Hizlari 15000-25000km/sn arasinda degisir. ****p geçtigi maddelerde kuvvetli bir iyonizasyona sebep olmaktadir. isinlari ise negatif yüklü olup proton ve nötron ihtiva etmezler. isinlari isinlarina göre hem daha hizli hem de daha penetrandir. Hizlari 120000-299000 km/sn olup hemen hemen isik hizina yakindir. Gamma () isinlari ise kütlesi olmayan yüksek enerjili elektro manyetik bir dalga özelligindedir.
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  7. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Ankara
    RADYASYON VE RADYOAKTIVITE NEDIR?

    Elementlerin kendi özelliklerini tasiyan en küçük parçalari olan atomlar,bir çekirdek ve etrafindaki yörüngelerde dönen elektronlardan meydana gelmis birimlerdir. Atomun çekirdek kismi,pozitif yüklü protonlar ve yüksüz olan nötronlari içerir. Pozitif yüklü protonlarin sayisi atom numarasini (Z) gösterirken,adina nükleon da denilen proton ve nötronlarin toplami atomun kütlesini (A=Atom agirligi)olusturur. Elektronlar bütün elementlerde ayni yapi ve kütle özelliginde oldugundan,degisik elementlerin atomlari arasindaki farklilik tamamen nükleon ve elektron sayilari ile bunlarin dizilislerinin bir sonucudur. Bir elementin,atom numarasi ayni ancak atom agirligi degisik olan çekirdeklerine izotop adi verilir.

    Bütün izotoplar ayni atom numarasina sahip olduklarindan kimyasal özellikler bakimindan birbirlerine benzerler. Izotoplarin radyoaktif sekillerine radyoizotop denir.
    Kararli bir atomda,çekirdekteki pozitif yüklü protonlarin sayisi ile çekirdek çevresindeki yörüngelerde bulunan elektronlarin sayilari esittir. Böyle bir atomdan elektron koparildiginda yada elektron ilave edildiginde mevcut elektriksel yük dengesi bozulacak ve ilgili atom,pozitif(+) veya negatif(-) degerde yüklenerek iyon haline dönüsecektir. Atomda gelisen bu elektriksel yük degisikligine iyonizasyon adi verilir.
    Atomlarin çekirdeklerini teskil eden nükleonlarin orani hafif elementlerde 1 iken,agir elementlere dogru gidildikçe nötronlar lehine artmaya baslar ve bir noktadan sonra çekirdek içindeki kararlilik tamamen bozulur. Radyonüklid adi verilen bu tür çekirdekler bol miktarda nükleonlari nedeniyle kararsizdirlar ve bünyelerindeki fazla enerjiyi radyasyon yayarak düzenlemeye çalisirlar. Iste çekirdeklerin gerek bu dogal yol gerekse disaridan verilen bir uyarimla bombardimani neticesinde suni olarak parçalanmasina radyoaktivite veya radyoaktif parçalanma adi verilmektedir.



    1800'lerin sonlarina dogru, Alman Fizikçisi Wilhelm Röntgen, bir elektron demetinin cama çarpiginda, yeni ve garip bir isinin olustugunu kesfetti. Bu isinlar bilinmeyen bir yapida olduklarindan, "x isinlari" olarak isimlendirildi. Bu kesiften iki ay sonra, Fransiz Fizikçi Henri Becquerel, degisik elementleri siyah foto grafik plakalarla sardigi bir deney yapti. Amaç bu elementlerin isin yayip yaymadiklari idi. Becquerel, uranyum gibi bir kaç elementin herhangi bir enerji girisi olmadan enerjili isinlar yaydiklarini buldu. Becquerel'in deneyinin anlami, bazi dogal olaylarin bazi elementlerin enerjili x isinlari yaymalarindan sorumlu olduklaridir. Bu da göstermektedir ki, bazi elementler natürel olarak kararsizdirlar. Çünkü bu elementler, degisik enerji çesitlerini kendiliklerinden salmaktadirlar. X isinlari gibi, enerjili parçaciklarin kararsiz atomlarin bozunumlarindan salinmalarina radyoaktivite denir. Bundan sonra Fransiz fizikçiler Pierre ve Marie Curie, radyoaktivite üzerine çok egilmislerdir. Uzun seneler süren çalismalar sonunda, radyoaktif olaylardan (radyasyon) olusan birkaç degisik parçacik sinifi tanimlamislardir. Benzer radyoaktif özellikleri bulunan diger elementler üzerinde çalismaya baslamislar ve 1898 yilinda radyumu kesfetmislerdir.
    Radyasyon, dalga, parçacik veya foton olarak adlandirilan enerji paketleri ile yayilan enerjidir. Radyasyon, daima dogada var olan ve birlikte yasadigimiz bir olgudur. Radyo ve televizyon iletisimini olanakli kilan radyo dalgalari; tipta, endüstride kullanilan x-isinlari; günes isinlari; günlük hayatimizda aliskin oldugumuz radyasyon çesitleridir.
    Radyasyon madde içinde sogurulan ve transfer edilen enerjidir. Nükleer bölünme sonucunda ortaya çikan bu enerji partiküler radyasyon ve elektromanyetik olmak üzere iki ana gruba ayrilmaktadir. Radyasyon maddesel ortamlarda yayilirken önüne çikan atomlarla veya moleküllerle çarpisir. Sayet radyasyon fotonu yeterli enerjiye sahip degilse çarptigi atomdan en az bir elektronunu kaybeden atom iyonlasir. Iste bunu gerçeklestirebilecek enerjiye sahip radyasyon,iyonlastirici radyasyon olarak adlandirilir ve radyasyon ailesinin yüksek enerjili grubunu olusturur. Iyonlasma yaratma yeteneginden yoksun radyasyonlar ise zayif enerjili radyasyonlar grubunda siniflandirilirlar.
    kübra963, Özlem ve Red94 bunu beğendi.
  8. Séyma .)

    Séyma .) Üye

    Katılım:
    9 Nisan 2010
    Mesajlar:
    64
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler tatlım:)

Sayfayı Paylaş