radyoaktif elementler

Konu 'Fizik 9. Sınıf' bölümünde deltaxy tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. deltaxy

    deltaxy Üye

    Katılım:
    3 Ocak 2011
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    ülkemizde hangi bölgelerde radyoaktif elementler bulunur??
  2. Okeanus

    Okeanus Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    26 Ocak 2010
    Mesajlar:
    907
    Beğenileri:
    636
    Ödül Puanları:
    0
    URANYUM: Ülkemizde 1953 yılından bu yana MTA Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda; Yozgat-Sorgun (3 850 ton U3O8, % 0,10 U3O8 tenörlü), Salihli-Köprübaşı (2 852 ton U3O8, % 0,04-0,05 U3O8 tenörlü), Aydın-Demirtepe (1 729 ton U3O8, % 0,08 U3O8 tenörlü), Uşak-Fakılı (490 ton U3O8, % 0,05 U3O8 tenörlü), ve Aydın-Küçükçavdar (208 ton U3O8, % 0,04 U3O8 tenörlü) sahalarında ekonomik olabilecek uranyum rezervleri bulunmuştur. Ayrıca Çanakkale-Ayvacık’ta yaklaşık % 0,1 U3O8 tenörlü 250 ton U3O8 tespit edilmiştir. Türkiye’nin toplam uranyum rezervinin 10 000 ton U3O8’in üzerinde olduğu söylenebilir. Kırşehir-Kırıkkale bölgesinde 2005 yılında başlayan uranyum arama çalışmalarına devam edilmektedir.

    TORYUM: 1959 yılı sonlarına doğru MTA tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ilçesinin kuzey batısında, Kızılcaören, Karkın ve Okçu Köyleri arasında yer alan 15 km2‘lik bir sahada, toryumun yanı sıra nadir toprak elementleri, barit ve fluorit de içeren karmaşık yapılı yataklara rastlanmıştır. 1977 yılında MTA tarafından hazırlanan rapora göre bölgedeki cevherin ortalama tenörü % 0,21 ThO2 olup, toplam rezerv yaklaşık 380 000 ton ThO2 civarındadır. Toryum, monazit ve torobastnazit minerallerinin kafes yapısında yer almaktadır. Toryum tenörü, seçme numunelerde % 3′e kadar çıksa da yatağın ortalaması % 0,2′dir. Toryum ihtiva eden Sivrihisar cevher yatağındaki, Yaylabaşı ve Kocayayla bölgelerinde yeterli sayıda sondaj yapılamadığından bu bölgelere ait kesin rezerv tespiti mevcut değildir. Bu bölgelerle birlikte, Malatya-Hekimhan-Kuluncak, Kayseri-Felâhiye ile Sivas ve Diyarbakır il sınırları içinde rastlanan toryum yataklarında gerekli çalışmaların yapılması sonucunda, ülkemiz toryum rezervinin artacağı tahmin edilmektedir. Bulunan ve araştırılmakta olan toryum yatakları ile, Türkiye’nin, dünyanın en büyük toryum rezervine sahip ülkelerden biri konumunda olduğu söylenebilir
  3. Okeanus

    Okeanus Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    26 Ocak 2010
    Mesajlar:
    907
    Beğenileri:
    636
    Ödül Puanları:
    0
    NÜKLEER ENERJİ HAMMADDE KAYNAKLARIMIZ

    Prof. Dr. Halis ÖLMEZ
    Ondokuz Mayıs Üniversitesi

    1. GİRİŞ

    29 Kasım 2007 günü Isparta’da düşen Atlasjet firmasına ait uçakta hayatını kaybeden Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde görevli Prof. Dr. Engin Arık, İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırmalar Konseyi’nde (CERN) çalışmalar yapıyor ve toryum üzerine yaptığı araştırmalarla tanınıyordu. Bu kaza Türkiye’yi çok bilinmeyen bir zenginliğimizle tanıştırdı. Bu zenginliğimiz “toryum yataklarımızdı”. Bu arada Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin 5710 sayılı Kanun‘un TBMM’de 09.11.2007 tarihinde kabul edilmesi ve 2008 yılında Ülkemizde nükleer güç santrallerinin kurulmaya başlanacak olması, Türkiye’nin sahip olduğu uranyum ve toryum maden rezervlerinin değerlendirilmesi konusunu kamuoyunun gündemine taşıdı.
    Uranyum ve toryum bileşikleri nükleer enerji ham maddeleridir ve birçok mineralin yapısında yer alırlar. Her iki radyoaktif element de yer kabuğunda doğal olarak bileşikleri halinde bulunur. Nükleer güç reaktörlerinde yakıt olarak kullanılan uranyum, yer kabuğundan çıkarıldıktan sonra birçok ayırma, saflaştırma ve şekillendirme işlemlerinden geçirilerek yakıt haline getirilir. Toryum bileşikleri ise uranyum gibi yakıt haline getirildikten sonra doğrudan güç reaktörlerinde kullanılamazlar. Ancak uranyumla çalışan bir reaktörde ışınlanarak bölünebilen maddelere dönüştürülürler ve enerji verebilir hale getirilirler. Halen dünyada toryumlu yakıtlarla ilgili çeşitli araştırmalar sürdürülmektedir.

    [​IMG]

    2. URANYUM

    Uranyum elementinin sembolü U, atom numarası 92, atom ağırlığı 238,0289 g / mol’dür. 25 °C’de gri renkli katı bir metaldir. Periyodik cetvelin f-bloğunda yer alır. Uranyum, 1789 yılında keşfedilmiş ve 1896 yılında Henri Becquerel tarafından radyoaktif olduğu bulunmuştur. Yoğunluğu 19,07 g / mL’dir (kurşundan % 65 daha yoğun). Erime noktası 1132 °C, kaynama noktası 3818 °C’dir. Çelikten daha yumuşaktır. Uranyum mineralleri, uraninit (pehblend), autinit, tobernit, koffinittir. Minerallerde bulunan uranyum, kimyasal reaksiyonlar sonucunda uranyum okside (U3O8) veya diğer bileşiklerine dönüştürülür. Metalik uranyum, KUF5 ve UF4 bileşiklerinin elektrolizi ile elde edilir. Uranyum cama katıldığı zaman ilginç sarı-yeşil bir renk verir. Başlıca seramiğe renk vermede, enerji üretim reaktörlerinde, hidrojen bombası yapımında, nükleer yakıt ve nükleer patlayıcı olarak kullanılır. Yaklaşık olarak 1 kg pehblend minerali nükleer güç santralinde kullanıldığında elde edilen enerji, 12 ton kömürden elde edilen enerjiye eşdeğerdir.
    Uranyum fisyon yaparak (bölünerek) enerji veren bir radyoaktif elementtir. Bu özelliği sebebiyle, nükleer güç santrallerinde yakıt olarak kullanılmaktadır. Doğal uranyumlu yakıt, ağır su (D2O, döteryum oksit) ile soğutulan reaktörlerde kullanılırken, hafif su (H2O, normal su) ile soğutulan reaktörlerde ise zenginleştirilmiş uranyumlu yakıt kullanılmaktadır.

    2.1. Dünya Uranyum Kaynakları ve Uranyum Talebi
    Dünyada şu anda bilinen toplam görünür uranyum kaynağı 3 169 238 ton U, muhtemel uranyum kaynağı 3 673 950 ton U ve mümkün uranyum kaynağı ise 7 539 300 ton U’dur. Görünür uranyum kaynaklarının 9 130 tonu (% 0,29’u) ülkemizde bulunmaktadır.
    2005 yılı verilerine göre, dünyada işletme halinde bulunan 367 GWe net üretim kapasitesine sahip 440 nükleer reaktörün uranyum yakıt talebi 70 600 tondur. 2025 yılında net elektrik üretim kapasitesinin 450 000 GWe’e ve uranyum talebinin ise 100 000 tona yükselmesi beklenmektedir. Bu eğilim, dünyada uranyum arama çalışmalarının hızlanmasına ve uranyum üretiminin artmasına yol açmıştır.
    2005 yılı verilerine göre, dünya U3O8 üretiminde ilk sırayı % 28 üretim payı ile Kanada almakta, bu ülkeyi % 23 üretim oranı ile Avustralya izlemekte, daha sonra Kazakistan (% 10), Rusya Federasyonu (% Cool, Namibya (% Cool, Nijerya (% 7) ve diğer ülkeler gelmektedir.

    [​IMG]

    2.2. Ülkemizin Uranyum Rezervi
    Ülkemizde 1953 yılından bu yana MTA Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda; Yozgat-Sorgun (3 850 ton U3O8, % 0,10 U3O8 tenörlü), Salihli-Köprübaşı (2 852 ton U3O8, % 0,04-0,05 U3O8 tenörlü), Aydın-Demirtepe (1 729 ton U3O8, % 0,08 U3O8 tenörlü), Uşak-Fakılı (490 ton U3O8, % 0,05 U3O8 tenörlü), ve Aydın-Küçükçavdar (208 ton U3O8, % 0,04 U3O8 tenörlü) sahalarında ekonomik olabilecek uranyum rezervleri bulunmuştur. Ayrıca Çanakkale-Ayvacık’ta yaklaşık % 0,1 U3O8 tenörlü 250 ton U3O8 tespit edilmiştir. Türkiye’nin toplam uranyum rezervinin 10 000 ton U3O8’in üzerinde olduğu söylenebilir. Kırşehir-Kırıkkale bölgesinde 2005 yılında başlayan uranyum arama çalışmalarına devam edilmektedir.

    2.3. Ülkemizin Uranyum Rezerv Payına Göre Değerlendirilmesi
    Maden rezerv payına göre ülkelerin değerlendirilmesinde kıstas, dünya maden kaynakları içinde ilgili ülkenin sahip olduğu paydır. Ülkemiz dünya kara yüzölçümünün % 0,5’ine, dünya nüfusunun % 1’ine sahiptir. Dünya maden rezervleri içinde Türkiye’nin payı, bu oranlardan seçilen birine göre fazlaysa ülke zengin, az ise fakir demektir. Bu yaklaşımla dünya rezervleri içinde % 0,5’ten fazla paya sahip olduğumuz madenler ülkemiz için önemli madenler olarak nitelenebilir. Ülkemiz uranyum madeni açısından zenginlik sınıflandırılmasında normal-fakir sınıfta yer alır.



    [​IMG]

    [​IMG]

    Türkiye’nin nükleer hammadde rezervleri
  4. Okeanus

    Okeanus Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    26 Ocak 2010
    Mesajlar:
    907
    Beğenileri:
    636
    Ödül Puanları:
    0
    3. TORYUM


    Toryumun sembolü Th, atom numarası 90, atom ağırlığı 232,0381 g / mol’dür. Periyodik cetvelde aktinit serisinin ikinci üyesidir. Yer kabuğunda tabii olarak bulunan zayıfça radyoaktif bir metaldir. Oda şartlarında (25 °C) gümüşümsü beyaz renkli bir katıdır. Havada kararlıdır. Parlaklığını aylarca muhafaza edebilir. Yoğunluğu 11,72 g / mL, erime noktası 1842 °C ve kaynama noktası 4820 °C’dir. 1828 yılında J. J. Berzelius tarafından keşfedilmiştir. Yer kabuğunun % 0,0007′lik kısmını oluşturur. Toryum oksit (ThO2), tüm oksitler içinde kaynama noktası (3 300 °C) en yüksek olan oksittir. Toryum, uranyum gibi, tabiatta serbest halde bulunmaz ve 60 civarında mineralin yapısı içinde yer alır. Monazit, euksenit, allanit, samarskit, bastnasit, serit, polikras, betafit, piroklor ve torit gibi bazı radyoaktif mineraller toryum da içerirler. Toryum üretiminde, bu minerallerden sadece monazit [(Ce, La, Nd, Th, Y)PO4] ve torit [(Th, U) SiO4] kullanılmaktadır. Bu mineraller de genellikle nadir toprak elementleri (lantanitler, skandiyum ve itriyum) ile birlikte bulunurlar.

    [​IMG]
    Toryum, yüksek sıcaklıklarda magnezyumun direncini artırmak amacıyla alaşımlarda, elektronik cihazlarda ve aydınlatmada tungsten tellerin kaplanmasında, yüksek sıcaklığa dayanıklı kroze, pota ve seramiklerin yapımında, yüksek kaliteli kamera merceklerinde, çeşitli endüstriyel üretimlerde katalizör olarak ve nükleer teknolojide kullanılmaktadır.


    [​IMG]
    3.1. Nükleer Enerji ve Toryum
    Toryum kendiliğinden bölünebilme yeteneğine sahip değildir. Bu yüzden doğrudan nükleer yakıt olarak kullanılamaz. 232Th (toryum-232) izotopunun, bir nötron yutarak, fisyon yapabilen (fisil) bir izotop olan 233U ‘e dönüştürülmesi gerekir. 232Th ‘nin düşük enerjili nötronlarla reaksiyonu (nötron yutumu) sonucunda, önce kararlılığı daha az olan 233Th oluşur. Yarılanma süresi 23 dakika olan 233Th ise, bir beta parçacığı (b) yayarak, yarılanma süresi 27 gün olan, 233Pa (protaktinyum–233)’e dönüşür. 233Pa, bir beta ve gama parçacığı (g) yayarak bölünebilen 233U ‘e (yarılanma süresi 163 000 yıl) dönüşmektedir. Böylece 232Th, 235U veya 239Pu (plütonyum-239) gibi bir fisil maddeyle birlikte kullanılarak, aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi üretkenlik döngüsüne başlar.


    [​IMG]
    Toryum yakıt döngüsünde uranyumdan daha az plütonyum ve diğer trans-uranyum elementleri üretildiğinden, toryum, nükleer santrallerin en temiz yakıtı olarak kabul edilir. Çevreye daha az zarar vermesi açısından da ileride nükleer reaktörlerde uranyum yerine kullanılması düşünülmektedir.
    Toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması ile ilgili çalışmalar halen devam etmektedir. Ancak günümüzde toryumla çalışan ticari ölçekli bir nükleer reaktör bulunmamaktadır.
    Toryumlu yakıt denemeleri 1960 yıllarının ortalarında başlamış olmasına rağmen güç reaktörlerinde kullanılmasına 1976 yılında başlanmıştır. Almanya, Hindistan, Japonya, Rusya, İngiltere ve ABD’de araştırma/geliştirme çalışmaları sürdürülmektedir. Almanya’da geliştirilen 300 MWe gücündeki toryum yüksek sıcaklık reaktörü, yarısından fazlası Th/U olan yakıtla 1983 – 1989 yılları arasında başarıyla işletilmiştir. 60 MWe Lingen kaynar sulu reaktöründe ise Th/Pu tabanlı yakıt test elemanı kullanılmıştır.
    Amerika’da Shippingport reaktöründe, toryum tabanlı yakıtların basınçlı su reaktörlerindeki kullanımı incelenmiş ve toryum kullanımının işletme stratejisi veya reaktör kalbi güvenlik sınırlarını etkilemediği sonucuna varılmıştır. 1977 – 1982 yılları arasında hafif sulu üretken reaktör anlayışı da bu reaktörde başarıyla denenmiştir.
    Zengin toryum kaynaklarına sahip olan Hindistan, toryuma dayalı olarak geliştirdiği nükleer programını uygulama safhasında bulunmaktadır.
    Günümüzde geliştirilmekte olan yenilikçi nükleer fisyon teknolojilerinde de toryum önemli bir yere sahiptir. Kanada tarafından geliştirilen Yeni Nesil CANDU Reaktörü (CANDU-X), Rusya tarafından geliştirilen Gaz Türbinli Modüler Helyum Reaktörü (Gas Turbine Modular Helium Reactor, GT-MHR), Japonya-Rusya ve ABD tarafından geliştirilen FUJI Tuz Erimli Reaktör (FUJI Molten Salt Reactor), Güney Afrika tarafından geliştirilen Çakıl Yataklı Modüler Reaktör (Pebble Bed Modular Reactor, PBMR), Rusya, İsrail ve ABD tarafından geliştirilen Radkowsky Toryum Yakıtlı Reaktör (Radkowsky Thorium Fuel Reactor, RTFR) ve Avrupa ülkeleri tarafından geliştirilen Enerji Yükseltici (Energy Amplifier) teknolojileri, yakıt çevrimlerinde toryuma yer veren teknolojiler olarak göze çarpmaktadır.

    3.2 Dünya Toryum Kaynakları
    Toryum tabiatta uranyumdan yaklaşık üç kat daha fazla bulunur. 2006 verilerine göre Dünyada bilinen toplam toryum rezervinin 2,5 milyon ton olduğu ve ortalama % 6–7 civarında toryum oksit içerdiği söylenebilir.

    Dünya Toryum Kaynakları
    [​IMG]



    3.3 Türkiye’nin Toryum Rezervi ve Yapılan Çalışmalar
    1959 yılı sonlarına doğru MTA tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ilçesinin kuzey batısında, Kızılcaören, Karkın ve Okçu Köyleri arasında yer alan 15 km2‘lik bir sahada, toryumun yanı sıra nadir toprak elementleri, barit ve fluorit de içeren karmaşık yapılı yataklara rastlanmıştır. 1977 yılında MTA tarafından hazırlanan rapora göre bölgedeki cevherin ortalama tenörü % 0,21 ThO2 olup, toplam rezerv yaklaşık 380 000 ton ThO2 civarındadır. Toryum, monazit ve torobastnazit minerallerinin kafes yapısında yer almaktadır. Toryum tenörü, seçme numunelerde % 3′e kadar çıksa da yatağın ortalaması % 0,2′dir. Toryum ihtiva eden Sivrihisar cevher yatağındaki, Yaylabaşı ve Kocayayla bölgelerinde yeterli sayıda sondaj yapılamadığından bu bölgelere ait kesin rezerv tespiti mevcut değildir. Bu bölgelerle birlikte, Malatya-Hekimhan-Kuluncak, Kayseri-Felâhiye ile Sivas ve Diyarbakır il sınırları içinde rastlanan toryum yataklarında gerekli çalışmaların yapılması sonucunda, ülkemiz toryum rezervinin artacağı tahmin edilmektedir. Bulunan ve araştırılmakta olan toryum yatakları ile, Türkiye’nin, dünyanın en büyük toryum rezervine sahip ülkelerden biri konumunda olduğu söylenebilir. Anadolu’da, toryumun çıktığı yerde ot bitmediği, söylenir. Teknolojik sorunların çözülebilmesi şartıyla, Türkiye, nükleer enerji hammaddesi olan toryum açısından önemli bir potansiyele sahiptir ve zenginlik sınıflandırmasında toryum madenimiz çok zengin maden sınıfında bulunmaktadır. Dünya maden potansiyeli içerisinde ülkemizin payına bakıldığında ise, toryum (basnazit) madeninde önemli miktarda rezerve sahip olduğumuz görülmekte ve rekabet gücümüzün yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ortalama tenörün düşüklüğü (% 0,2) ve rezervin yapısının karmaşık olması, toryumun tek başına ekonomik olarak çıkarılabilirliğini güçleştirmektedir.
    Eskişehir Sivrihisar yöresi cevherinde bulunan mineraller ile nadir toprak elementleri ve toryumun ayrılma/saflaştırma teknolojisinin geliştirilmesi konusundaki çalışmalar 2003 yılından beri TAEK, MTA ve ETİ-Holding tarafından ortaklaşa yürütülmektedir. Bu çalışmalar sonucunda elde edilmesi planlanan toryum oksidin ayrılma/saflaştırma teknolojisinin geliştirilmesi ile enerji sektöründe kullanılabilirliği araştırmaları, TAEK’de “Nükleer Yakıt Teknolojisi Geliştirilmesi” projesi kapsamında yürütülmektedir. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne ait bu maden sahasında, 9. Kalkınma Planı döneminde (2007 – 2013), gerekli yatırımlar yapılarak üretime geçilebileceği ümit edilmektedir.
    Aralık-2007′de yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, ‘Bakanlık olarak toryumun nükleer enerji üretiminde kullanılması konusunda 90′lı yıllardan beri önemli çalışmalar yaptıklarını, toryumu nadir toprak elementlerinden ayrıştırmayı başardıklarını’ açıklamıştır.
  5. Okeanus

    Okeanus Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    26 Ocak 2010
    Mesajlar:
    907
    Beğenileri:
    636
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]
    Eskişehir-Beylikova cevher sahası galerisi ve cevherin yakından görünümü

    4. NÜKLEER YAKIT VE DIŞ BAĞIMLILIK

    Nükleer yakıt olarak kullanılan uranyumla ilgili yakıt teknolojisi pek çok ülkede mevcuttur. Üretilen yakıt uranyum fiyatları ise düşük oranlarda (Ekim-2005’de 81,25 $ / kgU) seyretmektedir. Dünyadaki uranyum stoklarının ve rezervin fazlalığı nedeniyle görünür gelecekte yakıt maliyetinde fazla bir değişim beklenmemektedir. Ayrıca nükleer enerjide yakıt maliyetinin toplam üretim maliyeti içindeki yeri de oldukça azdır (yaklaşık % 10–12). Bu arada, nükleer santrallerin bir özelliği de taze yakıtın kolayca depolanabilmesidir. Böylelikle uzun süre yakıt üreticilerine bağlı kalmadan enerji üretimi mümkün olmaktadır. Bu gerçekler ışığında, dünyada uranyuma olan talebin devam edeceğinin kaçınılmaz olduğu söylenebilir. Ülkemizde şimdilik bulunduğu tespit edilen toplam 9 129 ton U3O8’e denk uranyum rezervlerinden elde edilecek uranyumun, günümüz şartlarında yakıt olarak kullanılması, dünya piyasalarıyla karşılaştırıldığında, ekonomik gözükmemektedir.
    Uranyumun yanı sıra ülkemizde şimdilik bulunduğu belirlenen toplam 380 000 ton ThO2 ’e eşdeğer toryum rezervinin ise ortalama tenörü (yaklaşık % 0,2) oldukça düşüktür. Unutulmaması gereken bir diğer husus da toryumun tek başına fisil madde, yani nükleer yakıt, olmamasıdır Günümüzde dünyada toryum tabanlı yakıt çevrimi ticari olarak kullanılmamaktadır. Bu nedenle ülkemizde bulunan toryum kaynağının ekonomikliğinin değerlendirilmesi kolay değildir. Ekonomikliği bugün için sorgulansa bile, uranyum ve toryum yerli kaynaklarımızın varlığı, gelecekte nükleer enerji kullanımında ülkemiz için bir güvence oluşturmaktadır.

    5. SONUÇ


    a. Günümüzde dünyada ekonomik olarak kullanılan yakıt teknolojileri dikkate alındığında, Ülkemizin şu anda nükleer enerji hammaddeleri açısından zengin olduğunu söyleyebilmek zordur.

    b. Uranyum yakıt maliyetinin düşük olması, yakın gelecekte nükleer enerji üretimi için uranyum kullanımını en akılcı yol olarak göstermektedir.

    c. Toryumun kendisi doğrudan kullanılabilecek bir nükleer yakıt değildir, yakıt olarak kullanılabilmesi için 235U veya 239Pu gibi fisyon yapabilen maddelere ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzde, toryumun, 235U veya 239Pu ile birlikte kullanıldığında, % 20–30 civarında uranyum tasarrufu sağlayacağı düşünülmektedir.

    d. Dünya toryum rezervi toplam 2,5 milyon ton civarındadır ve ortalama tenörü (% ThO2 miktarı) % 6–7 civarındadır. Ülkemizde ise sadece Eskişehir-Sivrihisar yöresinde yaklaşık 380 000 ton görünür ThO2 ve önemli miktarda nadir toprak elementi cevher rezervi belirlenmiştir. Bu rezerv miktarı ile Türkiye % 15’lik payla dünyada en üst sıralarda bulunmaktadır. Ancak ülkemiz toryum cevherlerinde toryum tenörü, seçme numunelerde % 3′e kadar çıksa da yatağın ortalaması % 0,2′dir. Bu rezervde tespit edilmiş olan ortalama tenörün düşüklüğü ve rezervin karmaşık yapıda olması, toryumun tek başına ekonomik olarak çıkarılabilir olmaktan uzak olduğunu yani rezervin ekonomik olmadığını göstermektedir.

    e. Halen dünyada toryumla çalışan ticari ölçekli bir nükleer santral bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak da toryumun enerji hammaddesi olarak tüketimi yok denecek düzeydedir. Toryum tabanlı nükleer enerji üretimi için, günümüz şartlarında ekonomik olmayan, yüksek yatırım ve işletme maliyeti gerektiren tesislerinin kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle ülkemizde bulunan toryumun mamul veya maden olarak satışı bugün için söz konusu değildir. Ancak bilinen dünya petrol rezervlerinin en çok 50 yıl sonra biteceği, toryum savaşlarının başlayabileceği ve Türkiye’nin çok önemli bir ülke konumuna geleceği dikkate alınarak, ülkemizde mevcut toryum cevherinin nadir toprak elementlerinden ayrılarak toryumun kazanılmasına ve toryum tabanlı yakıt çevrimi konusundaki araştırma ve geliştirme çalışmalarına devam edilmelidir.

    f. Toryumun, gelecekte, nükleer silahların sökülmesinden veya elinde kullanılmış yakıtın ayrıştırılmasından elde edilen plütonyum stoku bulunan ülkelerde, bu stokların tüketilmesi amacıyla ticari olarak nükleer santrallerde kullanılması beklenmektedir.

    g. Gelecekte daha ekonomik, güvenilir ve güvenlik yönünden daha geliştirilmiş nükleer teknolojiler dünyada yaygın olarak kullanılacaktır. Ülkemiz yenilikçi nükleer teknolojileri yakından izleme ve bu gelişmelerden uzak kalmama kararındadır. Bu cümleden olarak, Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA), nükleer enerjinin 21.yüzyıl enerji kaynakları içerisinde yerini alabilmesi için yapılması gerekenleri saptamak ve hem nükleer teknoloji üreticisi hem de nükleer teknoloji kullanıcısı UAEA üyesi ülkeleri bir araya getirerek, nükleer reaktörler ve yakıt çevrimlerinde yapılması gereken yenilikleri belirlemek amacıyla, “Uluslararası Yenilikçi Nükleer Reaktörler ve Yakıt Çevrimi” adında bir proje başlatmıştır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), 2000 yılında bu projeye katılma kararı almıştır ve 2001 yılından bu yana da söz konusu projenin aktif bir üyesi olarak çalışmalarda bulunmaktadır.
    Teknolojik sorunlar çözülerek toryumun yeni tip enerji üretiminde kullanılabilmesi durumunda, toryum, 21. yüzyılın en stratejik elementleri arasında yer alacak, geleceğin enerji kaynağı haline gelebilecek ve Türkiye enerji sorununu tamamen çözerek yabancılara muhtaç olmaktan kurtulabilecektir. Çünkü Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahiptir.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş