Ramazan PsikoLojik Terapi ve Tedavi Ayı

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    [​IMG]

    Ramazan psikolojik terapi ve tedavi ayı
    İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayını pek çok bireysel ve sosyal faydası yanında aynı zamanda bir psikolojik terapi (tedavi) ayı olarak da görebiliriz.



    Nitekim orucun sıhhat bulmaya (sağlığa) vesile olduğu da bir gerçektir. Dinî eğitimin öğrenilenler bilinçli bir şekilde tatbik edildiği takdirde ruhsal problemler ve kişilik bozuklukları üzerindeki faydası da bilinmektedir. Kişilik eğitimine yönelik süreçler orucun farz sünnet ve mekruhlarında kendisini göstermektedir. Açlık davranış kontrolünün ilk aşamasını oluştururken aynı zamanda kişinin biyokimyasal dengesinde de etkili olmaktadır.

    Bundan sonraki aşama kişinin azalarına da oruç tutturmasıdır. Orucun sadece aç kalmak olmadığını bilmek; kişide kendisi hakkında bir özeleştiride bulunuyorsa farkındalık ve bilinçlenme meydana getirir.

    Mü’min insanların elinden ve dilinden emin olduğu kişidir. Yani mü’min kişi kesinlikle şiddetten uzak durur. Kötü söz söylemez. Küfür söylemez. Aynı zamanda müminin hayırlısı ailesine karşı hayırlı davranandır. Eşine çocuğuna iyi muamele eden kişidir. Başkalarının arkasından çekiştirmez (gıybet yapmaz). İnsanlar görürüz. Sosyal hayatta gayet iyidirler.

    İnsanlara karşı gayet nazik davranırlar. Ahlâk kurallarına uygun hareket ederler. Fakat sıra ailelerine gelince aynı hassasiyeti gösteremezler. Yerine göre eşlerine çocuklarına “Beni siz çileden çıkarıyorsunuz.” derler.

    Yerine göre kendilerini kontrol edemedikleri için özür dilerler. Tarık Bey ve eşi Nihal Hanım’ın yaşadıkları vak’a davranışı kontrol edememe sorunundan kaynaklanmaktadır. Oruç insandaki kendini kontrol etmeyi sağladığı için bu çift arasında yaşanan sorun dikkat çekicidir.

    Nihal Hanım ve eşi Tarık Bey 4 senelik evli 2 çocukları vardır. Tarık Bey dindar bir insandır ve eşi Nihal Hanım ile normalde iyi anlaşmaktadırlar. Fakat Tarık Bey yorgun ve stresli olduğunda eşi Tarık Bey’in gelenekçi ailesinin beklentilerini tam karşılayamadığında veya eşi gergin olup kendisini sakinleştiremediğinde çileden çıkmakta eşine son derece kaba davranmakta sonra da özür dilemektedir.


    Tarık Bey eşine aynı zamanda “Beni sen şiddete sevk ediyorsun.” diye sitem etmektedir. Nihal Hanım eşinin arkadaşları arasında çok uyumlu olmasından dolayı zaman zaman kendisini suçlasa da nerede hata yaptığını bulamamaktadır. Şiddetin artmasından dolayı “Ya boşanırız ya da tedavi olursun.” diye ısrar edince Tarık Bey mecburen bir psikiyatri uzmanına gider. Teşhis kişilik bozukluğudur.

    Tarık Bey’in babası da kendisi küçükken annesine aynı şekilde davrandığından Tarık Bey kendisini kontrol etmekte zorluk çekmektedir; fakat bu durumun kendisini etkilediğinin farkında değildir.


    Tarık Bey başka eşlerin konuşarak çözdüğü sorunları şiddete başvurarak çözmeye çalışmakta tabii işler daha da kötüye gitmektedir. Psikolojik problemlerin içinde tedavisi en zor olanı kişilik bozukluğudur. Kişilik bozukluğu ile davranış bozukluğu arasındaki en bariz fark kişilik bozukluğunda kişinin sorununu kabul etmemesi herkesin aynı şekilde davrandığını zannetmesi ya çözüm aramaması ya da kararlılık ve devamlılık göstermemesidir.


    Kişi eğer probleminin farkında olur ve düzelme azmi ve gayreti içinde olursa bu durumda artık kişilik bozukluğundan kurtulmaya başlamış demektir. Geriye kişinin olumsuz davranışlarını düzeltmek için belli bir süreçten geçmesi kalmaktadır. Kişinin kendi kendine gösterdiği gayretlere rağmen durumunda düzelme olmuyorsa yardım alması gerekir.

    Aslında dindar bir insan olan Tarık Bey eşine davranışına dinî açıdan baksaydı bu olayları yaşaması söz konusu olmayabilirdi. Oruç davranış kontrolü için bir antrenmandır Pek çok ruhsal hastalığın temelinde kişinin ailesinde gördüğü kötü örnekler ve aile içi iletişim problemleri görülmektedir. Bununla beraber eğitim ve kişinin problemlerinin farkında olması ve kişilik gelişimi olumsuz tutumların diğer nesillere aktarılmasını engellemektedir. Öğrenmede olduğu gibi kişisel gelişimin sağlanması için de belli süreçler gerekmektedir.


    Oruçta da kişinin davranışlarını kontrol etmesi için böyle bir özellik vardır. Oruç davranış kontrolü için bir antrenman olarak kabul edilebilir. Bu davranış kontrolü açlıktan başlayıp diğer azalara da oruç tutturmak şeklinde yavaş yavaş mümkün olabilmektedir. Orucun bir ay boyunca tutulması kişiyi yalnızlık duygusundan kurtaracak iftar teravih vb. ile sağlanan sosyal birliktelikler bu davranış kontrolüne zemin teşkil edecek diğer şartları da oluşturmaktadır. Kişisel gelişim kişinin hayat boyu kendi gayreti ile devam eder.

    Kişi ahlâki eğitimine ne kadar önem verir ve eksikliklerini düzeltme gayreti içinde olursa; kişisel gelişimi de o kadar hızla gerçekleşir. Organik hastalıklardan korunmak ve kurtulmak için mükemmel bir bağışıklık ve tedavi sistemi bahşedilmiş olan insanlar; psikolojik hastalıklardan kurtulmak için de bir tedavi sistemine sahiptir. Bu sistemi etkileyen en önemli faktörlerden biri zamandır. Zaman pek çok psikolojik problem için dengeli beslenme uyku vb. ile birlikte ilaç yerine geçmektedir.


    Bazı psikolojik hastalıklarda zaman içinde kendiliğinden % 30 % 40’lara varan oranlarda iyileşme görülmektedir. İşte içinde bulunduğumuz Ramazan ayı da -oruç tutan kişiler bilinçli oldukları takdirde- pek çok psikolojik rahatsızlık ve kişilik bozukluğu problemi için güzel bir iyileşme imkanı oluşturmaktadır.

    PSİKOLOG FARİKA TEYMUR ARTIR

Sayfayı Paylaş