Resim sanatinda akimlar

Konu 'Sanat ve Tasarım' bölümünde (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) tarafından paylaşıldı.

  1. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0

    1452 - 1519 yılları arasında yaşamış, Rönesans'ın büyük ressamı Leonardo da Vinci, resim için şöyle demiş;
    Resim, çok geniş, köklü kültüre ve metoda dayanır. İlimsiz pratik yapılabileceği hususunda ısrar edenler, pusulasız, dümensiz bir geminin tayfalarına benzerler. Nereye gittiklerini kesin olarak kestiremezler.


    Resim Nedir?


    Geniş anlamı ile resim; bir ifade ve anlatım vasıtasıdır. Bir şekil sanatıdır. Bunu biraz daha açacak olursak, resim; görülenlerin, duygu düşünce ve intibaların çizgi, şekil ve renklerle ifade edilmesidir.

    Bir ifade vasıtası olan resmin yapısında, anlatımında ressamı etkileyen bir takım felsefi görüşlerin varlığını da dikkate almak gerekir. Güzel Sanatların doğuşundan bu yana her devrin düşünce ve kültür olanaklarına göre bir başkalaşım aşaması geçiren bu felsefi görüşler çok çeşitlidir. Bunlardan en önemlilerini sizlerle paylaşmak isterim.


  2. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    KLASİZM;
    Rönesans sanat geleneklerine uygun resim yapma anlayışının hakim olduğu bir sanat akımıdır. Perspektif, ölçü, plan, kompozisyon ve ışık-gölge gibi ana kurallara bağlı kalınarak daha çok realist anlamda resim yapma olarak tanımlanabilir.
    Klasizm; Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir. Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısaca klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma aristokrasinin akımıdır.
    Bu akımın başlıca temsilcileri; Leonardo da Vinci, Michelangelo Buonarroti ve Raffaello'dur.
    [​IMG]
  3. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    BAROK;

    17. yüzyılın başında Avrupa’da yepyeni bir sanat üslubunun doğduğuna tanık olunur. Bu yeni üslup, Rönesans üslubundan ayrı, hatta ona tümüyle karışt bir sanat üslubudur. Sanat tarihçileri, yalnız resim, heykel ve mimarlığı değil, diğer sanat dallarını da kapsayan, temelde Rönesans’tan farklı, yeni bir dünya görüşüne dayanan bu üsluba “Barok Sanat” adını vermişlerdir. Barok sözcüğü, Portekizce “Barucca” sözünden gelir. Portekizce’de garip biçimli, eğri-büğrü incilere verilen bu küçültücü ad, aradan yüzyıl geçtiği halde Rönesans ilkelerine bağlılıkta direnen tutucu kişilerce konulmuştu.
    Barok döneminde resimler hem duvar, hem de tuval üzerine yapılmaktaydı.
    Bu akımın en büyük ustaları; Caravaggio, Rubens, Rembrandt ve Valezquez'dir.
  4. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    NEOKLASİZM;
    18. Yüzyılda, sanatta bir takım yeni gelişmeler kendini göstermiştir. Örneğin sanatçılar için tabiat, aile, aile hayatı, iyilikseverlik gibi çeşitli duyguların sanatçıları ilgilendirmesi ve bu konuların ele alınıp işlenmesi, bu gelişmelerin kayda değer bir bölümüdür. Fransa'da doğan bu anlayış, Sanat Tarihi dilinde "Neo-Klasik Dönem" olarak adlandırılmıştır.
    Bu dönemde, eski Yunan ve Roma tarzı tekrar canlandırılmıştır. Bu akım özellikle Barok Sanatı'nın aşırı süslemeciliğine duyulan bir tepkidir.
    Neoklasik resmin teknik özellikleri; ışığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren -keskinleşen- çizgilerdir.
    Bu akımın en büyük ustası Jacques Louis David'dir.
  5. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    EMPRESYONİZM;
    İzlenimcilik anla.mına gelen empresyonizmde sanatçılar dış dünyaya ait olanı; ışığı, renkleri, tepkileri, hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir. Bu akım ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır. İzledikleri temel kaynak güneştir. Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur. 17. yüzyılda doğan Barok üslup, hayli değişmiş olarak 18. yüzyılda da varlığını sürdürmüştür. Barok sanatın gölge-ışık karşıtlığına dayanan çarpıcı, içe işleyici dramatik etkisi giderek kaybolmuş ve yerini daha yumuşak bir üsluba bırakmıştır. Bu dönemde ressamlar, atelyelerin loş ortamından çıkıp güneş ışığı altında resim yapmışlardır.
    Bu dönemin en önemli temsilcileri Claude Monet, Auguste Renoir, Vincent van Gogh, Cezzanne, Toulouse Leatrec, Sisley, Camille Pissarro'dur.
    [​IMG]
    Vincent van Gogh'un Arles'de Kahvehane tablosu
  6. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    KÜBİZM;
    Kübizm, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Kübizm'de nesneler parçalanıp, ayrıştırılır ve tekrar düzenlenir. Sanatçı objeyi tek noktadan bakarak resmetmek yerine, pek çok noktadan bakarak objeyi daha geniş bir baglamda gözler önüne serer. Genelde yüzeyler, hiçbir tutarlı derinlik duygusu gözetmeden, görünüşte rastgele köşelerde kesişir. Arka fon ve figür, kübizmin karakteristik özelliklerinden olan belirsiz, sığ alanı yaratabilmek için birbirinin içine işlemiş olarak yer alır.
    Kübizm, Pablo Picasso ve Georges Br**ue tarafından 1907 yılında başlatılmıştır. Picasso ve Br**ue, fovistlerden(fovizm), Afrika heykelinden, ressam Paul Cezanne ve Georges Seurat’tan etkilenmiştir. Kübizm, 1910 yıllarında iyice yaygınlaşmıştır.
  7. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    SÜRREALİZM;

    Sürrealizm (Gerçeküstücülük), 20. yy.’ın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Şair ve ressamlar I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkım karşısında, dehşete kapılmış, akılcı tutuma karşı tavır alarak, bilinç dışının düşsel dünyasına yönelmeye başlamışlardı. 1924’te yayımladıkları Gerçeküstücülük Bildirgesi’nde düşüncenin aklın denetimi olmadan ve ahlâk gibi engelleri hiçe sayarak, ortaya konmasını savundular. Yapıtlarında nesneleri alışılmamış biçimlerde betimleyen Gerçeküstücü sanatçılar, çoğunlukla düşlerin gizli dünyasını dile getirmeye çalıştılar. Bazen de nesneleri kendi doğal ortamlarından çıkartarak şaşırtıcı, düşsel bir ortama taşıdılar.
    Gerçeküstücülük Akımı’nın Belçika’daki en önemli temsilcisi olan René Magritte (1898-1967) akıl ile akıl dışı arasındaki çizgiyi yok eden resimler yaptı. Bacakları kadın, üstü balık bir denizkızı; kartal tepeli bir buzul, eğik Pizza Kulesi’ni destekleyen bir kuş tüyü çarpıcı tablolarında yer alan ilgi çekici görüntülerdendir. 1920’den başlayarak, Gerçeküstücülerle ilişki kuran İspanyol ressamı Ruan Miro (1893-1983) beklenmedik biçimler ve renkler kullandı. Resimlerinde yer alan kadın, kuş, yıldız gibi kendine özgü biçimlerdeki motiflerle düşsel görüntüler yarattı. Bu büyülü motiflerle çocuksu bir dünya kurdu. Gerçeküstücülük Akımı’yla neredeyse özdeşleşen, Salvador Dali’nin (1904-1989) anılarından ve düşlerinden esinlenerek yaptığı resimlerinde eriyip akan saatler, gövdesinde çekmeceler taşıyan insanlar, boşlukta uçan eşyalar yer alır.
  8. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    EKSPRESYONİZM;

    Ekspresyonizm, (Dışavurumculuk) 20. yüzyılın ilk yıllarında, izlenimciliğe tepki olarak doğan bir sanat akımıdır. Romantizmin bir başka şekli olan anlatımcılık, dış dünyanın İnsan üzerindeki etkisini belirtmeyi bir yana bırakır, gerçekçi görüşün yerine, sanatçının kendine özgü görüşü üzerinde durur.
    1900-1935 yılları arasında gelişen akım doğayı ve toplumu nesnel bir bakış açısıyla betimlemeye karşı çıkarak, öznel ya da içsel gerçeğin yansıtılmasını savunmuştur. Özellikle Almanya'da sanat dallarının hepsinde etkili olan akım hem sanatta, hem de toplumda kabul edilmiş biçim ve geleneklere bir başkaldırı niteliği taşımaktadır. Ekspresyonistler ordu, okul, ataerkil aile ve imparatorluk gibi kurumların yerleşik otoritesine karşı çıkarak, toplum dışına itilmiş yoksulların, ezilmişlerin, akıl hastalarının, sokak kadınlarının ve eziyet edilen gençlerin yanında yer almışlardır.

    Akım, özellikle yaratıcı, yetenekli sanatçılara yeni bir düzenin ve yeni bir insanın yaratılmasında öncülük yapma gibi ince bir görev yüklemiştir. Eski dönemlere ait sanat ürünlerinde, nahif ve ilkel sanatta ve çocuk resimlerinde ilk belirtileri görülen, dışavurumculuk; en yetkin ve güçlü anlatıma görsel sanatlarda kavuşmuştur. Çizgi ve renk doğadan bağımsız kılınarak duygusal tepkileri yansıtmak amacıyla olabildiğince özgür bir biçimde kullanılmıştır. Kalın boya hamuru, yoğun renk, karşıt değerler ve biçimleri bozma (deformasyon) dışavurumculuğun en tipik özellikleridir.
    Vincent van Gogh'un resimle birlikte duygularını da anlatması nedeniyle bu hareketin öncüsü kabul edilir. [​IMG]
    Vincent van Gogh'un kendi odasını resmettiği tablo
  9. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    SEMBOLİZM;

    Edebiyetta gerçekçiliğin, resimde Empresyonizmin aşırı gitmelerine bir tepki olarak her iki alanda da 1880'li yıllarda, edinilen intibaların, sanatçıdaki düşünce ve görüşün tabiattan alınmış sembollerle dışa vurulması diyebileceğimiz bir akım başladı. Bu akıma o dönemde "Sembolizm" denildi.
    Sembolizmin öncülerinden Paul Gauguin'in bir hayranı olan eleştirmen Albert Aurier, yazdığı bir makalede Sembolizmi şöyle anlatmıştır;
    "Sanat eserlerinin amacı madem ki bir fikri ifade etmektir, o halde bir eser fikirci olmalıdır. İnsanları düşündürmelidir. Madem ki az çok herkesin anlayacağı bir biçim içinde ifadesini bulacaktır, o halde terkipçi olmalıdır. Düşünceyi, fikri, bir biçim altında dışarı vurduğuana göre semboller kullanılıyor demektir. Subjektiftir. Çünkü nesne, nesne olarak değil, sanatçıda uyandırdığı fikir olarak mevcuttur."
    [​IMG]
    Paul Gauguin'in Tahiti'li Kadınlar tablosu
  10. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    FOVİZM;

    Avrupa Sanatı’nın yirminci yüzyıldaki ilk büyük avangard sanat hareketi olan Fovizm , çoşkulu, doğalcılıkla ilgisi olmayan, keskin bir biçimde canlı renklerin kullanıldığı tablolarla karakterizedir. Tarzları esasen expresyonisttir ve genellikle çalışmalarında formları bozulmuş manzaralar belirleyici rol üstlenir. Fovistler, toplu olarak ilk sergilerini 1905’te Paris’te açtılar. İsimlerini, sergide bir eleştirmenin rönesansa gönderme yaparak, alaycı bir şekilde ‘'Donatello au milieu des fauves!'(Donatello vahşi canavarların arasında)diye bağırmasıyla buldular. Fauves(Fransızca,vahşi canavarlar) ismi tutuldu ve sanatçıların kendileri tarafından memnuniyetle kabul edildi. Bu başlık, sanatçıların kullandıkları keskin, aşındırıcı ve cesur renklerden ötürü uygundu.

    Fovizm, geleneksel resim ve heykel kuramlarını reddetti ve modern kavramlara, özellikle de makinelere ve harekete odaklandı. Cesur renk seçimleriyle sınırları zorlayan Paul Gauguin ve Vincent Van Gogh’un son dönem empresyonist çalışmalarından etkilenen Fovistler, bu etkilenmeyi bir adım ileriye taşıyarak çalışmalarında basitleştirilmiş desenlere de yer verdiler. Fovist hereketin gelişimini post-empresyonizm ve pointilizm etkiledi. Fovistlerin çalışmalarının çıkış noktası primitif sanat olmasına ve kısa sürmesine rağmen, Expresyonistlerin gelişiminde derin bir etki yarattılar. Fovist hareketin odak noktası,doğalcılıkla ilgisiz canlı renklerdir. Amaçları, renk seçimlerinin ışığında duyguların ifadesiydi.

    Ressam Gustave Moreau, öğrencilerini kalıpların dışındakini düşünmeye;bu düşüncelerini takip etmeye iten ve hareketin esin kaynağı olan profesördür. Hareketin liderleri arasında kabul edilen Henri Matisse ve Andre Derain, Moreau’nun önemli öğrencilerindendir. Fovist harekette zamanla daha öne çıkan Matisse, haz için sanat yaratmak istediğini ve sanatı bir dekorasyon ögesi olarak amaçladığını söylemiştir;bundan dolayı da aydınlık renkleri kullanması esasında çalışmalarındaki kompozisyonun huzurunu koruma çabası olarak anlaşılmalıdır.

    Fovizm 1908 yılında fovistlerin farklı hareketlere özellikle de kubizme geçmesiyle sonlanmıştır.

    [​IMG]

    The Dessert Harmony in Red, 1908, Henry Matisse

Sayfayı Paylaş