Romantizm ve realizim ----- realizm ve naturalizm

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde Shockwawe tarafından paylaşıldı.

  1. Shockwawe

    Shockwawe Üye

    Katılım:
    14 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    14
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    Romantizm ve realizim arasindaki farklar ?



    Realizm ve naturalizm arasndaki farklar sinavda cikcak acil ?
  2. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    "cikcak" ne demek?
  3. Moderatör Seher

    Moderatör Seher Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2010
    Mesajlar:
    2.775
    Beğenileri:
    905
    Ödül Puanları:
    113
    Hocam sanırım sınavda çıkıcak demek istemiş.
  • Moderatör Seher

    Moderatör Seher Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2010
    Mesajlar:
    2.775
    Beğenileri:
    905
    Ödül Puanları:
    113
    ROMANTİZM:
    *19 yy'nın ilk yarısında İngiltere'de klasisizme tepki olarak doğmuştur.
    *Duygulara,hayallere,içgüdülereve tutkulara aşırı derecede yer verilmiştir.
    *Dilde ve ifadede serbest davranılmıştır.
    *Klasisizm üstünde durmadığı din duygusuna önem verilmiştir.
    *Yunan mitolojisi bir kenara bırakılmış Hristiyanlık ve milli efsaneler işlenmiştir.
    *Doğa önem kazanmış,tabiat tasvirlerine uzun yer verilmiştir.
    *Sanatçılar kişiliklerini gizlememişlerdir.
    *Romantizmde zıtlıklar önemlidir.
    *Klasisizmdeki üç birlik kuralı kırılmıştır.
    Victor Hugo ''Cromwell'' adlı eserinin ön sözünde Romatizmin kurallarını ortaya koymuştur.


    REALİZM:
    *Romantizme tepki olarak 19.yy'nin ikinci yarısında Fransa'da doğmuş ve gelişmiştir.
    *Daha çok roman ve hikaye türünde kendini göstermiştir.
    *Bu akıma göre ''Sanat sanat içindir.''
    *Tabiatı,toplumu,olayları gerçeği gibi yansıtma yoluna gitmişlerdir.
    *İnsan karakterlerinin oluşumunda önemli yeri olduğu düşünülen çevre tüm yönleriyle işlenmiştir.
    *Karakter tasvirlerine ve törelere de yer verilmiştir.
    *Kahramanlar hemen her yerde karşımıza çıkabilecek nitelikte kimselerdir.
    *Realist santçılar eserlerinde kendini gizlemeyi tercih ederler.
    *Bu akıma göre üslup süsten uzak,yapmacıksız ve kusursuz olmalıdır.


    Realizm (Gerçekçilik)

    Bir estetik kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti.
    Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve edebi eserlerin bir bilim adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneğin, realizmin iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı romanı ile Emile Zola’nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert ile Zola’nın yanısıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya’da Lev Tolstoy, Ivan Turgenyev, Fyodor Dostoyevski, İngiltere’de Charles Dickens ve Anthony Trollope, Amerika’da Theodore Dreiser, İrlanda’da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.

    Doğalcılık (Natüralizm)

    19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olmuştur. Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir. Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir tutum ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar. Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.
    Murat AKSOY bunu beğendi.
  • Sayfayı Paylaş