Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları

Konu 'Psikoloji' bölümünde zombie tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. zombie

    zombie Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    6

    Ruh Sağlığı ve Davranış Bozuklukları



    Ruh Sağlığını Bozan Faktörler



    Ruh Sağlığı ve Korunması



    Beden sağlığı kadar akıl (ruh) sağlığı da önemlidir.

    Akıl sağlığı, bireyin kendi kendisiyle, çevresini oluşturan kişilerle ve toplumla barış içinde olması; sürekli denge, düzen ve uyum sağlayabilmek için gerekli çabayı sürdürebilmesidir.

    İnsan yaşam boyu kaygı, üzüntü, sıkıntı, korku, öfke, kıskançlık, heyecan duyar ve bu duygularına bağlı olarak davranışlarda bulunur.

    Ancak bu duygulardan biri uzun süre devam ederse ya da çok şiddetli olursa, akıl sağlığı bozulur.

    Akıl sağlığını bozan faktörler şunlardır :



    Engellenme

    Elde etmek istediğimiz bir nesneye, ulaşmak istediğimiz belirli bir amaca varmamız engellendiğinde ya da bir gereksinmemizin giderilmesi önlendiğinde, duyduğumuz olumsuz duyguya engellenme denir.

    Engel Türleri : Engelleri üç bölüme ayırabiliriz :

    Fiziksel (nesnel) Engeller : Bireyin amacına ulaşmasını engelleyen yağmur, kar, uzaklık, yangın gibi fiziksel nesne ve olaylara fiziksel (nesnel) engeller denir.

    Sosyal ve yasal engeller : Bireyin amacına ulaşmasını engelleyen toplumsal değerler ve kanunlara sosyal ve yasal engeller denir.

    Kişiden kaynaklanan engeller : Bu engelleme türünde bireyde engellenmişlik duygusu yaratan neden, yine bireyin gerçekçi olmayan beklentilerinden doğar.

    Örneğin, kısa boylu olduğu halde profesyonel basketbolcu olmak isteyen genç, amacına ulaşamayınca kendini engellenme duygusuna kaptırır.



    Hayal kırıklığı

    Engellenmişlik duygusunun çok şiddetli bir şekilde yaşanmasıdır.

    Türk filmlerinde bunun örneklerini çok sık görmekteyiz.

    Erkek sevdiği kızla tam evleneceği sırada kızın ailesi fikir değiştirerek kızı, köyün ağasına verir.

    Kızı seven erkeğin yaşadığı tam bir hayal kırıklığıdır.



    Çatışma

    Aynı anda ulaşılması imkansız iki güdüden bir tanesini seçememenin verdiği kararsızlık halidir.

    İki güdü çatıştığında birinin doyumu diğerinin engellenmesine yol açar.

    Bu nedenle çatışma engellenmeye neden olan bir etken olarak da görülebilir.

    Çatışma üç şekilde görülür :

    Yaklaşma-Yaklaşma çatışması (+, +) : Aynı anda, aynı şiddette istenen iki güdüden bir tanesini seçememenin verdiği kararsızlık halidir.

    Mavi tişörtü mü almalı yoksa yeşil tişörtü mü diye düşünmek yaklaşma-yaklaşma çatışmasına örnektir.

    Kaçınma-Kaçınma çatışması (-, -) : Aynı anda iki istenmeyen durumdan bir tanesini seçmek zorunda kalan kişinin yaşadığı kararsızlık halidir.

    Ne babasının yanında çıraklık yapmak ne de okuma isteyen bir çocuğun yaşadığı kararsızlık hali bu duruma örnektir.

    Yaklaşma-Kaçınma çatışması (+, -) : Bireyin ulaşmaya çalıştığı amacın hem istenilen hem de istenilmeyen yönlerinin aynı anda bulunmasından ortaya çıkan kararsızlık halidir.

    Örneğin, tatlı yemek isterken aynı zamanda da şişmanlamak istememek yaklaşma-kaçınma çatışmasına örnek olarak verilebilir.

    UYARI :

    - Yaklaşma-yaklaşma türü çatışmalarda çatışmaya konu olan seçeneklerden birine yaklaştıkça seçeneğin özendirici özelliği artar.

    - Kaçınma-kaçınma çatışmasında olumsuz bir seçeneğe yaklaşıldıkça o seçeneğin iticiliği artar ve o seçenekten uzaklaşılır.

    - Kaçınma güdüsünün artması ya da azalması yaklaşma güdüsünden daha hızlı olur.

    - Amaçtan uzaklaştıkça, kaçma biçimindeki davranış kalıplarının içerdiği güdülerin gücü artar.

    - Yaklaşma-kaçınma biçimindeki davranış kalıplarının eşit güçte güdüler içermesi, amaca yaklaştıkça güdülerin gücünde eşit biçimde artma olması çatışmanın şiddetini arttırır.



    Kaygı

    Üzüntü, sıkıntı, korku, başarısızlık gibi heyecan oluşumlarının kaynağı bilinmeden uzun süreli yaşanmasına kaygı adı verilir.

    Kaygıyı ortaya çıkaran belli başlı nedenler şunlardır:

    - Bireye verilen desteğin çekilmesi.

    - Olumsuz bir sonucu beklemek.

    - Bireyin düşünceleriyle davranışları arasında bir çelişkinin ortaya çıkması. (bilişsel çelişki)

    - Gelecekte ne olacağını bilmemek.

    UYARI :

    Orta düzeydeki kaygı öğrenmeyi olumlu yönde etkilerken az ya da çok fazla kaygı öğrenmeyi olumsuz yönde etkiler.



    Stres

    Organizmanın uyumunu bozan her türlü dış ve iç etkiye stres denir.

    Stresi ortaya çıkaran etkenler :

    - Dış Etkenler : Hava sıcaklığının artması, nem oranının yükselmesi, gürültü insanın dışında bulunan doğal ortamdan kaynaklanan etkenlerdir.

    - İç Etkenler : Hormon dengesinin bozulması, fizyolojik kaygı, öfke, sıkıntı da iç ortamdan kaynaklanan ruhsal etkenlerdir.

    Dış ve iç etkenlerin belirli bir düzeyin üzerinde olması organizmaya zarar vererek, organizmanın uyumunu bozar.

    UYARI :

    Belirli ölçüler içinde stres, organizmanın çalışması, davranışta bulunması, gelişmesi için gereklidir.

    Buna da "iyi stres" denir.

    Strese yatkın kişilik özellikleri şunlardır :

    - Kaygılı olmak

    - Duygu ve düşünceleri denetlemek

    - Kendine ve başkalarına güven duymamak

    - Başarı güdüsünün çok yüksek olması



    Savunma Mekanizmaları



    Kaygı, engellenme, hayal kırıklığı, çatışma insanın akıl sağlığını olumsuz yönde etkiler. Ancak, insan akıl sağlığını koruyacak mekanizmaları farkında olmadan kullanarak akıl sağlığını korur. İnsanın kaygısını azaltmak için bilinçsizce kullandığı bu mekanizmalara savunma mekanizması denir.



    Kaygıyı gidermenin bilinçli yolu nedir?



    Kaygı veren bir durumla bilinçli olarak başa çıkmak nasıl mümkündür? Derslerinizden birinin sizde kaygı uyandırdığını varsayalım. Öncelikle kaygı durumunun farkına varmalı ve kabul edilmeli. Kaygılı durumdan bir süre uzaklaşılmalı ve üzerinde düşünülmeli. Söz konusu derse karşı geliştirdiğiniz olumsuz tepki büyük olasılıkla bir genellemenin sonucudur.

    Bu kaygının çözülmesi için kısa ve uzun yollar vardır. Problem, bir ders olduğunda kısa süreli çözüm çalışmaktır. Uzun süreli çözüm ise kimlerden ne tür yardımlar alabileceğinizi araştırmak ve bunu uygulamaktır. Kaygılar abartılmamalıdır.



    Savunma Mekanizmasının Özellikleri



    Savunma mekanizması kullanan birey, davranışının gerçek işlevinin farkında değildir. Savunma mekanizmalarına bu anlamda, bilinçsiz davranışlar olarak bakılır. Savunma mekanizmaları, gerçekliğin olduğundan farklı algılanmasına neden olur. Kaygı düzeyini geçici bir süre için azaltır.

    Savunma mekanizmaları herkes tarafından kullanılır ve normal bir davranış biçimleri olarak kabul edilir.



    UYARI : Savunma mekanizmaları aşırı derecede kullanıldığında bireyin gerçeklikle ilişkisini keserek, akıl sağlığının bozulmasına neden olabilir.



    Başlıca Savunma Mekanizmaları



    Mantığa Bürünme (Akla Uydurma – Bahane Bulma) : Birey kabul edilemeyecek davranışlarına akla uygun hafifletici mazeretler bulur. Mantığa bürünme mekanizmasında iki temel savunma öğesi bulunur:



    Kişinin davranışını haklı göstermesine yardımcı öğe.

    Ulaşılamayan amaçlara ilişkin düş kırıklığının etkisini yumuşatan öğe.



    Yansıtma : Kişinin, benliğini tehdit eden yetersizliklerini, suçluluk duygularını başkalarına yüklemesine yansıtma denir.



    Yansıtma mekanizması kişiyi kaygıdan iki biçimde korur :

    Birey, kendi eksikliklerinin ve başarısızlıklarının sorumluluğunu ya da suçunu başkalarına yükler.

    Birey, suçluluk duygusu uyandıracak nitelikteki dürtülerini, düşüncelerini ve isteklerini diğer insanlara maleder.



    Baskı - Bastırma : Belirli duygu ve düşüncelerin, kişinin isteği dışında bilinç altına itilmesi ve bilince çıkmasının engellenmesine baskı, bireyde kaygı uyandıracak istek ve anıların bilinçten uzaklaştırılarak unutulmuş gibi gösterilmesine bastırma denir.

    Örneğin : Bir öğretmen olumsuz duygular beslediği üç yıllık öğrencisinin adını sık sık unutuyorsa bu bastırmadır.



    UYARI : Bastırmanın baskı altına almaktan farkı şudur :

    Baskı altına almada, baskıya alınan ruhsal içerik hiç bir zaman bilinç düzeyine çıkmaz ve kişi bunun farkında değildir. Bastırmada ise anılar önce bilinçli olarak yaşanır, ama hoş olmadıkları için bilinç altına itilerek unutulmuş gibi gösterilir. Öğretmen de öğrencisiyle yaşadığı hoş olmayan anıları bastırmıştır.



    Yön Değiştirme (Yer Değiştirme) : Kişinin, kendisinde kaygı yaratan ve üstesinden gelmeye gücünün yetmeyeceği bir kişi ya da durumla karşılaştığında, kaygısını ve öfkesini gücünün yettiği bir kişiye ya da nesneye yöneltmesidir.

    Örneğin, ofisteki müdürüne kızan bir memur, eve geldiğinde hiç yoktan yere karısına bağırarak, öfkesini karısından çıkarır.



    Yüceltme : Cinsellik ve saldırganlık gibi ilkel nitelikteki eğilim ve isteklerin doğal amaçlarından çevrilerek, toplumca beğenilen etkinliklere dönüştürülmesidir. Örneğin, birey saldırganlık eğilimini boksör olarak doyurabilir.



    UYARI : Yüceltme mekanizmasında diğer tüm başarılı savunma mekanizmalarında olduğu gibi, egonun boşalımı engellenmeksizin, ulaşılmak istenen amaç değiştirilir. Böylece olumsuz bir amaç, yapıcı bir yöne çevrilir.



    Ödünleme : Birey yetersizliğinin ya da eksikliğinin ortaya çıkardığı eksiklik duygusunu, başka bir alandaki üstün başarılarıyla telafi eder. Örneğin, çelimsiz bir delikanlı bedensel yetersizliğini, akademik çalışmalarında üstün başarı sağlayarak ödünleyebilir.



    UYARI : Tüm ödünleme tepkileri olumlu ya da yararlı değildir. Örneğin, sevilmediğine ve istenmediğine inanan bir çocuk, diğer çocuklara zorbalık ederek ezikliğini gidermeye çalışabilir.



    Karşıt Tepki Geliştirme : Bireyin kaygısını azaltabilmek için gerçek duygusunun, tam tersi bir şekilde hareket etmesidir. Örneğin, kişi gerçekte kızgın olduğu birine gülerek davranabilir.



    Yadsıma (İnkar) : Bireyde aşırı kaygıyı uyandıracak olan dış gerçekliğin yok sayılmasına yadsıma denir. Örneğin, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuğun anne ve babası, tanıdan ve beklenen sonuçtan tamamıyla haberdar olmalarına karşın, bir şeylerin kötü gittiğini kabul etmezler.



    UYARI : Yadsıma, dış tehdite karşı bir savunmayken; bastırma, iç tehdite karşı bir savunmadır.



    Özdeşim Kurma (Özdeşleşme) : Birey başkasının davranışlarını taklit ederek ya da özdeşim kurduğu kişilerin ve grupların başarılarından pay çıkartarak değerini korur ve kaygı veren durumdan uzaklaşır. Örneğin, arkadaşları arasında popüler olamama kaygısı taşıyan ergenlik çağındaki genç, bir futbol takımıyla özdeşleşerek bu kaygısından kurtulmaya çalışabilir.



    Gerileme : Bir engelle karşılaşan bireyin çocuksu davranışlarına geri dönmesidir. Örneğin, isteği engellenen bir yetişkin, tıpkı çocukluğunda yaptığı gibi ayaklarını yere vurarak ağlamaya başlayabilir.



    Polyanna Davranışı (Tatlı Limon) : Olumsuz durumlardan iyi sonuçlar çıkarmaya Polyanna davranışı denir. Örneğin, sol kolu kırılan bir kişinin “iyi ki sağ kolum kırılmadı, yoksa yazı yazamazdım” demesi bir Polyanna davranışıdır.



    UYARI : Polyanna davranışı, mantığa bürünme mekanizmasının bir türü olarak değerlendirilebilir.



    Hayal Kurma (Gündüz Düşleri) : Gerçeklere uymayan ya da günlük yaşamda doyum olanağı bulunmayan isteklere, beklentilere, amaçlara düş yoluyla doyum aramaktır. Bu mekanizma fazla kullanılırsa birey gerçeklikten kopar ve akıl sağlığı bozulur. Örneğin, amatör kümede oynayan başarısız bir futbolcu, kendisini dünyaca ünlü bir takımda top oynarken düşleyebilir.



    Şakaya Vurma : Kişide kaygı uyandıran duygu ve düşüncelerin ciddiye alınmamasıdır. Örneğin, yaptığı kek kabarmayan bir ev hanımının “komşular ne de marifetliyim değil mi?” demesi şakaya vurmadır. Şakaya vurma mekanizmasında birey çevreden beklediği eleştirileri şakaya vurarak ya da kendi kusurunu kendisi alaya alarak kaygıdan kurtulur.



    Çilecilik : Kişi kendine zevk veren kişilerden, nesnelerden, olaylardan uzak kalabilmek için çaba harcar. Örneğin, rahibelerin manastıra kapanması.



    Özgeçicilik (Diğerkamlık) : İnsanın bencilliğini bastırarak, ilgi, sevgi ve saygısını başkalarına yöneltmesidir. Bu savunma mekanizmasında birey başkalarının sorunlarıyla ilgilenerek kendi kaygısından kurtulma yolları arar.



    Davranış Bozuklukları ve Akıl Hastalıkları



    Normal Davranış



    Normal davranış, belirli doğal ve toplumsal ortamlarda, dıştan ve içten gelen belirli şiddet ve süredeki uyaranlara, insanın alışılagelen, düzgün, doğru, kurala uygun biçimde cevap verilmesi, tepki göstermesidir.

    Duygusal sağlığı yerinde olan insanların özellikleri şunlardır :

    · Gerçekliği doğru bir biçimde algılamak.

    · Kendi güdülerinin ve duygularının farkında olmak.

    · Davranışlarını kontrol altında tutabilmek.

    · Kendi değerlerini takdir etme ve grup tarafından kabul edildiğini hissetmek.

    · Sevecen bir şekilde ilişki kurabilmek

    · Yeteneklerini üretken alanlara yönlendirebilmek



    Anormal Davranış



    Anormal davranış ise belirli doğal ve toplumsal ortamlarda dıştan ve içten gelen belirli şiddet ve süredeki uyaranlara, insanın alışagelenin dışında hatalı, kurala uymayan, uygunsuz cevap vermesi tepki göstermesidir.



    Kişinin anormal davranış gösterip göstermediğini şu ölçüleri kullanarak anlayabiliriz :

    Davranışları çevresindeki insanların hoşgörü sınırını aşıyorsa
    İnsanlarla ilişkileri ve iletişimi bozulmuşsa
    Kendisinden beklenen beceri ve başarıyı göstermiyorsa
    Davranış, tutum ve düşünceleri gerçek dışı kabul ediliyorsa bu kişinin anormal davranış gösterdiğini söyleyebiliriz.


    UYARI : Her akıl sağlığı bozulmuş kişi anormal davranır ama her anormal davranış gösteren kişi akıl hastası değildir. Bir kişiye akıl hastası tanısı koyabilmek için anormal davranışların ruh hastalığının bilinen belirti, bulgu ve yakınmalarına uyması ve belirti bir şiddet ve sürede devam etmesi gerekir.



    Davranış Bozuklukları ve Akıl Hastalıkları



    Davranış bozukluklarını ve akıl hastalıklarını şu şekilde sınıflayabiliriz :

    Nevrotik Bozukluklar (Nevrozlar) : Kişiliğin ve uyumun tümünü etkilemeyen, genellikle bunalım ve beden işlevleri üzerine yakınmalarla kendini belli eden ruhsal kaynaklı hastalıklardır. Nevrotik bozukluklar iki gruba ayrılır:


    Kaygı Bozuklukları : Kaygı, nedeni bilinmeden yaşanan korkulardır. Genel olarak “gelecekte kötü bir şey olacak” mış gibi algılanır. Kaygının özellikleri şöyle sıralanabilir :
    - Hoş olmayan, insana üzüntü ve sıkıntı veren durum

    - Geleceğe yönelik endişeli beklenti

    - Bedensel gerginlik

    - Ruhsal tedirginlik ve panik

    Kaygı Bozukluklarını üçe ayırabiliriz :

    ü Anksiyete Nevrozu :Kaygı düzeyinin yükselmesi sonucu bedensel gerginliğin ve ruhsal tedirginliğin artmasıyla yaşanan panik durumudur. Bu durum, hasta tarafından ölüm korkusu, sıkıntı, sıkışma olarak anlatılır.

    ü Fobik Nevroz : Gerçekte hiçbir tehlike olmadığı halde mantık dışı duyulan korkulardır. Örneğin, yükseklikten, kapalı yerlerde kalmaktan, asansörden, kalabalıktan, karşı cinsten korkmak fobik nevroz örnekleridir.

    ü Obsesif-Kompülsif Nevroz :

    Obsesyon : Düşüncede ortaya çıkan takıntılardır. Örneğin, bir annenin sürekli çocuğunun başına kötü şeylerin geleceğini düşünmesi obsesyondur.

    Kompülsiyon : Davranışlarda ortaya çıkan takıntılardır. Örneğin, yoldaki çizgilere, karelere basarak yürümek kompülsif bir davranıştır.



    Bedenleştirme Bozuklukları : Bedenleştirme bozukluklarını iki ayrı başlıkta inceleyebiliriz :
    ü Hipokondriyasis : Hastalık hastalığı. Sağlıkla ilgili aşırı kaygı ve kuruntu durumu söz konusudur. Birey duyduğu hastalık belirtilerinin kendisinde de olduğunu zanneder. Kişi, hastalık hastasıdır.

    ü Histerik nevroz : Acı veren duygu yüklü bir düşüncenin baskı sonucunda bedensel işlev kayıplarına neden olmasıdır. Kişinin hiç bir organik bozukluğu olmadığı halde, organlarında işlev kayıpları ortaya çıkabilir. Örneğin, kişinin acı çektiği bir düşüncesi nedeniyle sağır olması histerik nevroz örneğidir.

    Nevrotik ve Psikotik Bozuklukların Karşılaştırılması : Nevrotik bozukluklarla (davranış bozukluklarıyla) psikotik bozuklukların (akıl hastalıklarının) karşılaştırılması şöyle yapılabilir:
    Nevrozlar
    Psikozlar

    Hafif derecedeki davranış bozukluklarıdır
    Ağır derecedeki davranış bozukluklarıdır

    Tedavi edilmeleri kolaydır.
    Tedavi edilmeleri oldukça zordur. Tedavi edilseler bile tedavileri çok uzun sürer.

    Gerçeğe karşı aşırı derecede tepki verirler.
    Gerçekliğe tepki vermeleri tamamen azalmıştır.

    Düşünme bozuklukları söz konusu değildir.
    Düşünceleri mantık kurallarına uymaz.




    Psikotik Bozukluklar = Akıl Hastalıkları (Psikozlar) : Kişiliğin bütünlüğünü ve uyum gücünü geniş ölçüde yıkan ruhsal bozukluklardır. Kişi gerçeklikle bağlantısını kaybeder. Psikotik bozukluklar gerçekliğin çarpıtılmış algıları ve yaşamsal pek çok işlevin yerine getirilememesi olarak kendilerini gösterirler. Psikozlar, nevrozlardan daha ağır bozukluklardır.
    § Şizofren : Şizofreninin anlamı ruhsal yaşamda bölünme, parçalanma, yarılmadır. Bu durum, hastanın gerçeklikle olan bağlantısını bozar. Şizofreni üç temel özelliğe sahiptir:

    Düşünce bozuklukları,

    Hayaller

    Halüsinasyonlar



    Çoğunlukla 20-25 yaşlarında görülür.

    § Paranoya : Bu tür düşünce bozukluğu gösterenlerde büyüklük, üstünlük, zenginlik, aşk, icat, keşif, düşmanlık, kıskançlık gibi konularda gerçekle ilişkisi olmayan düşünceler vardır. Hasta, halüsinasyon görmez ancak; büyüklük, kötülük görme, aşık olma gibi hayaller görür.



    Duygu ve Heyecan Bozuklukları : Duygu ve heyecan bozukluklarının temelinde mizaç ve duygu durumu değişikliği vardır. Kişinin duyguları haz yönünde aşırı artarsa mani, elem ve karamsarlık yönünde aşırı artarsa depresyon adı verilen bozukluklar ortaya çıkar.
    Organik Beyin Hastalıkları : Beyin dokusunun bozulması, yıkılması, yozlaşması sonucu ortaya çıkan hastalıklardır. Duygu ve düşünce alanlında yer alan işlevlerde aksama, algı, dikkat ve bellek azalması, düşüncenin dağılması bu hastalığın temel belirtileridir.
    Psikomatik Hastalıklar : Ruhsal sıkıntı ve gerginliklerin neden olduğu, bitkisel sinir sisteminin işleyişini sağladığı organlarda ortaya çıkan işlev bozukluklarıdır. En sık görülen psikosomatik hastalıklar şunlardır:
    Deri hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları (astım), migren, kalp-damar hastalıkları, mide (ülser), bağırsak hastalıkları, uyku ve cinsel işlev bozuklukları vb.

    Kişilik Bozuklukları : Davranışları toplum düzenini bozucu nitelikte olup çok sayıda kişiye zarar verdikleri halde suçluluk ve pişmanlık hissi duymazlar. Uyum amacıyla esneklik göstermezler. Çevreyi kendilerine uydurmaya çalışırlar. Belli başlı kişilik bozuklukları şunlardır:
    § Psikopatlık : Bir kişinin ruh ya da sinir hastalığına tutulması.

    § Kleptomani (çalma hastalığı) : Hiçbir nesnel gereksinme söz konusu olmadığı halde kişinin çalma zorunluluğu duyması.

    § Sadizm : Başkalarına eziyet etmek, acı çektirmek tutkusu ve eylemi. Cinsellik de içerebilir. Bir cinsel kimlik ve kişilik sapmasıdır.

    § Mazoşizm : Kendine acı verdirerek cinsel doyum sağlama tutkusu ve eylemi olarak kendini gösteren bir cinsel sapıklık (paraphilia) tır. Bir kişilik bozukluğu olarak da görülür. Freud’a göre kişinin yıkıcı ya da yok edici eğilimlerini kendi benliğine yöneltmesi.

    Serserilik

    İçki ve uyuşturucu bağımlılığı.



    Tedavi



    Davranış Bozukluklarının ve Ruh Hastalıklarının Tedavisi : Davranış bozukluklarının ve ruh hastalıklarının tedavisi ikiye ayrılır :



    Biyolojik – Tıbbi Tedavi : Bu tedavi yönteminde davranış bozuklukları ve ruh hastalıklarının tedavisinde psikotrop denilen ilaçlar kullanılır.

    Ruhsal Tedaviler (psikoterapi) : Bunlar şöyle sıralanabilir.

    - Destekleyici Tedavi : Terapist, ideal bir arkadaş gibi koşulsuz olumlu bir tavırla, sempatikçe hastasını dinler. Yönlendirici olmayan bu terapi yöntemi hastanın kendine güvenini artırmak için ne olursa olsun sevildiğini anlamasını amaçlamaktadır.

    - Çözümleyici Tedavi (Psikanaliz) : Psikanalitik terapide, hasta terapistine kendisi ve yaşamı hakkında bir şeyler anlatır. Bu süreçte açığa çıkardığı bilinçaltı çatışmaları daha sonra terapist tarafından yorumlanır ve çatışmaya bağlı duygu ve enerjinin boşaltımı için kullanılır. Hasta serbest çağrışımda hiçbir bilinçli sansür uygulamadan aklına gelen her şeyi söyler. Terapistin de yardımıyla hasta, aralarında bir bağlantı olmasa bile, bir konudan diğerine özgürce atlar. Rüya analizi de psikanaliz terapinin kullandığı diğer bir yöntemdir.

    - Davranışçı Tedavi : Davranışçı terapi öğrenme kuramının yasalarını ve ilkelerini doğrudan uygulayarak davranışın değiştirilmesini amaçlar. Davranışçı terapi, terapist ve hasta tarafından hastanın problemli davranışlarının belirlenmesi ve ardından terapistin öğrenme kuramı hakkındaki bilgisini kullanarak söz konusu davranışları değiştirmek için terapistin ve hastanın birlikte çalışmasına dayanır.

    - Gestalt Tedavisi : Gestalt terapisinin amacı, insanların kendileri ile ilgili bütün yönlerin farkında olmalarını kolaylaştırarak, kendilerine saygı, bağımsızlık ile kararlarının ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlenebilmelerini sağlamaktır.

    - Varoluşçu Tedavi : Varoluşçu terapide insanlar, toplum tarafından kişiliksizleştirilmiş, yaşamlarının anlamını yitirmiş ve yabancılaşmış olarak kabul edilirler. Varoluşçu terapi, hastalarının varoluşun anlamını keşfetmelerine ve yaşam, ölüm, özgür irade gibi büyük sorularla cesaretle yüzleşebilmelerine yardım etmeye çalışır. Varoluşçu terapistler, insanların yaşamlarının geçmiş yaşantılarınca mutlak olarak belirlenmediğine ve insanların kendi kaderlerini belirleme şanslarının olduğuna inanırlar.

    - Grup Tedavisi : 6 ile 12 kişinin bir araya geldiği grup terapilerinde üyeler kendi problemlerinin ve fantezilerinin tek olmadığını öğrenirler; ayrıca diğer insanlarla rahat iletişim kurmayı öğrenirler; sıradan yanlışlarıyla yalnız olmadıklarını, çünkü gruptaki diğer insanların onları anlamaya çalıştıklarını öğrenirler. Bazı gruplar, tek bir problemi paylaşan insanlardan oluşurken diğerleri farklı problemlere sahip insanlardan oluşur. Grup terapilerinde kendi kendini anlatma temel kuraldır.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş