Saati bulan kişinin hakkında bılgıler

Konu 'Sosyal Bilgiler 5. Sınıf' bölümünde sevecen tarafından paylaşıldı.

  1. sevecen

    sevecen Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    6

    arkadaslar bı bulun size zamet :)

  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.268
    Beğenileri:
    6.181
    Ödül Puanları:
    36
    Christaaan Huygens (1629-1695) yılları arsında yaşamış olan bu bilim adamı saatlerin düzenli çalışmasında sarkacı ilk kez kullanan Hollandalı bilim adamıdır.
  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.268
    Beğenileri:
    6.181
    Ödül Puanları:
    36
    Saat Nedir, Kim Buldu?


    Seine kıyısında Adliye Sarayının kare kulesindeki saati bütün Parisliler tanırlar. Birçok kereler (son olarak 1849'da) onarılan bu saat, Fransa'da imal edilen saatlerin ilk örneğidir. X. yüzyıla kadar zamanı bilmenin en pratik yolu, su saatiydi. Suyun sürekli akıtılması esasına dayanan bu araç, zamanla süs kaygısıyla yerleştirilen birtakım mekanizmalarla karmaşık bir hal almıştı. Bunun en tipik örneğinin, 807 yılında Harun Resifin Charlemagne'a (Şarlman) armağan ettiği "saat" olduğu kesindir. Sürekli akan suyun belirli düzeylere gelmesi sonucunda her saat başı bir kapakçık açılmakta ve oradan dökülen bilyeler bir zilin üstüne düşmekteydi. On iki tane olan bu kapacıkların açılıp kapanmalarını birtakım zemberek ve yaylarla hareket edebilen "otomat"lar sağlamaktaydı.

    Su saatinde, millerin ve otomotların suyu sürüklediğini gören biri, bunları sudan başka bir şeyi -sözgelişi antik kum saatlerindeki gibi kumu ya da sicime bağlı bir çakıl parçasını- itemez mi diye kendi kendine sordu. Bu fikir, ancak XIII. yüzyılda, Arşimet'ten beri iyice unutulmuş dişli çarkların ve tokmaklı zillerin kullanılmaya başlanmasından sonra uygulanmaya konulabildi.

    İtici ağırlıkların düşmesini düzenlemek ve ölçülü hale sokmak için "karşılaşma çarkı" kullanılıyordu. O dönemde henüz sarkaç yoktu; bunu daha sonra, XVII. yüzyılda Huygens bulmuştur.

    Bu makinelerden, daha doğrusu bu en ilkel saatlerden bize kadar gelenlerin en eskileri şunlardır: 1324'ten önce imal edilen Beauvais'deki saat ve 1348'den kalma Douvre'daki saat... Birincisinin ne kadranı vardı ne akrebi ne de yelkovanı; yalnız her saat başı çalardı. Kadranlı saatler, XIV. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktı. 1370'de Heinrich von Vic adlı Alman'ın imal ettiği Paris Adliye Sarayındaki saat, daha ilkel başka bir saatin yerine konmuştu. Yalnızca akrebi olan bu saatin, hem durmadan onarılması, hem de kurulması için birinin sürekli yanında beklemesi gerekiyordu. Bu tür saatlerin günde yarım saat geri kalmaları kutlanmaya değer bir başarı sayılıyordu.

    Saatin kaç olduğu, ortaçağda kimsenin aldırış etmediği bir şeydi. Komşu manastırın saatleri günü yeterince bölümlüyordu. Manastırdakilere gelince, tören saatleri, gündüzleri ya güneş kadranı, ya su ya da kum saatiyle ve geceleri de yıldızlara göre ayarlanıyordu.

    Artık mekanik saatçilik, yani itici ağırlıkların kullanılması gelişiyor ve eski yöntemlerin yerini alıyordu. Saatler değişik per**** çan sistemleri ve hareketli sahnelen temsil eden süslemeleriyle anıtsal sanat eserleri halini aldı. 1352-1354'te inşa edilen Strasbourg katedralinin saatinde bir kadran, dişli çark sistemi ve saatte bir gelip Hazreti Meryem heykelinin önünde secde eden ayin alayı heykelcikleri vardı. Frankfurt ve Lund'un dev saatleri da aynı çağın eserleridir. Olağanüstü bir ustalık isteyen bu zanaatın merkezi, Nurenberg'di ve ilk özel saatler XIII. yüzyılın sonlarında burada imal edildi. O zamanın saatleri ancak önemli kişilerin sahip olabilecekleri pahalı şeylerdi. Ne var ki, çok geçmeden itici ağırlıkların yerini zembereğin almasıyla saatler hantallıktan kurtulup taşınabilir hale geldiler; böylece daha geniş halk yığınları saat kullanma imkânına kavuştu.

    Şimdi mekanik saatin icadının uygarlık üzerinde yaptığı paha biçilmez etkilerden söz e****m: Gelişmekte olan sanayinin "yaklaşık" saate 'tahammülü' yoktu. Dakik çalışmak verimliliği her bakımdan artırıyordu. Ayrıca, kutsal hareketlerin dakikliği ancak o zaman daha iyi kavranabilirdi, Bu anlayış insanları, tabiat olaylarının belirli ve şaşmaz nedenlere bağlı oldukları düşüncesine götürdü. "Determinist" (gerekirci) akım, yani tabiat yasalarını matematik güçlerin yönettiği kanısı, başka bir deyişle bilimin temeli, bu gözleme dayanır.
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.662
    Beğenileri:
    4.567
    Ödül Puanları:
    0
    Christian Huygens (d. 14 Nisan 1629, Den Haag - ö. 8 Temmuz 1695, Den Haag), Hollanda'lı gökbilimci, matematikçi ve fizikçi.

    Matematiğe çok küçük yaşta ilgi duymaya başlamıştır. 1656'da De ratiociniis in ludo aleae adını taşıyan ve olasılık hesabını detaylı bir şekilde kapsayan ilk yapıtını yazdı. Açanlar ve açılanlar kuramını ortaya attı; burada eğrilik merkezlerini belirleyerek çevrim eğrisinin özelliklerini açıkladı, sarmaşık eğrisinde düzeltme yaptı ve zincir eğrisi problemini çözdü.

    Huygens, bilimsel çalışmalarına astronomide başlar. Teleskopun daha yeni yeni kullanılmaya başlandığı bu dönemde gözlük camı yaparak yaşamını sürdüren Spinoza ile tanışarak güçlü bir teleskop elde etmeyi başarmıştır. Matematik ve astronomi ile ilgili yazdığı tezler René Descartes'in dikkatini çekmiştir.

    1663'te İngiliz Kraliyet Bilim Akademisi üyeliğine seçilir ve törene gittiği Londra'da Newton'la tanışır. Newton tarafından İngiltere'de kalması yönünde bir istek gelse de, XIV. Louis'in çağrısı üzerine Fransa'ya gitmiştir.


    Çalışmaları Huygens'in en bilinen icadı sarkaçlı saattir. 1657'de yaptığı saat oldukça dakikti. Huygens bu icadı, öncelikle denizcilikteki gereksinimi yüzünden ortaya koymuştu. Fakat sonuç tatmin edici olmamıştı. Yerçekiminin sarkaç üzerindeki etkisi gözden kaçırılmıştı. Saat, dünyanın merkezinden uzaklaştıkça sarkacın salınımı yavaşlıyor ve saat geri kalıyordu.

    1665'te Huygens, Satürn'in uydusu olan Titan'ı keşfetmiştir. Titan o zamana kadar keşfedilmiş en büyük uyduydu. Satürn'ün halkaları ile ilgili çalışmalar yapan Huygens, Mars gezegeniyle de ilgilenmiş ve bir Mars gününün yaklaşık 24 saat olduğunu hesaplamış, gezegenle ilgili çizimlerde yapmıştır.

    Orion takımyıldızını bulmuştur ve buradaki koyu bölge Huygens'in ismiyle anılmaktadır.

    Pi sayısını 35 ondalığa kadar hesaplamış ayrıca Logaritmik eğrinin tanımını yapmıştır. Kare, koni gibi geometrik şekillerde hesaplamalar yapmıştır. Diferansiyel hesap üzerinde çalışmıştır. Bu hesabı Isaac Newton ve Leibnitz’den önceki dönemde en üst seviyeye getirmiştir. Daha sonra Paris’teyken Leibnitz’e matematik dersleri vermiştir. Sarmaşık eğrisi üzerinde düzeltmeler yapmış ve zincir eğrisi problemini çözmüştür. Çekme eğrisini tanımladı. Ayrıca sikloid eğrisini düz bir yolda sabit hızla yuvarlanan bir çemberin üzerindeki noktanın izlediği yol olarak tanımlamış özelliginin ise aynı yükseklikte cisimler içinde, üzerine konulan cisimlerin kayarak en kısa zamanda aşağı vardığı şekil olması olarak açıklamıştır.
  5. sevecen

    sevecen Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    6
    cok sağolun
    Son düzenleyen: Moderatör: 28 Şubat 2009
  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.662
    Beğenileri:
    4.567
    Ödül Puanları:
    0
    Sevecen canım uzatma kullanma ve kısaltma da kullanma..


    Rica ederiz ;)

Sayfayı Paylaş