Şair Evlenmesi

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde --[asLı]-- tarafından paylaşıldı.

  1. --[asLı]--

    --[asLı]-- Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    arkadasLar bana aciLen şinasinin sair evlenmesi adlı kitabındaki zihniyet yer zaman kişiler - özellikleri ve oLay öRgüsü gerekli..yardımcı oLursanız seviniRimm..:confused:

  2. Kazanova

    Kazanova Üye

    Katılım:
    18 Nisan 2009
    Mesajlar:
    162
    Beğenileri:
    92
    Ödül Puanları:
    0
    ŞAİR EVLENMESİ

    ASIL KİŞİLER:

    MÜŞTAK BEY: Güvey ve Kumru Hanımın aşığı. Müştak Bey aşka susamış, aşkla körü körüne hareket eden, sevincin ümitsizliğinde en son derecesine çıkan biridir. Müştak Bey alafranga tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle mahallelinin hoşuna gitmeyen, fakir fakat oldukça kafalı bir insandır.
    KUMRU HANIM: Müştak Beyin sevgilisi ve Sakine Hanımın kız kardeşidir. Kumru hanım çok genç ve güzel bir hanımefendidir. O da Müştak Beye aşıktır.
    SAKİNE HANIM: Kumru Hanımın büyük kız kardeşidir. Sakine Hanım; Kumru Hanıma göre oldukça yaşlı, çirkin, kart, kambur ve evde kalmış bir bayandır. Sakine Hanım eserde Müştak Beyin nikahlısıdır.

    YARDIMCI KİŞİLER:

    HİKMET EFENDİ: Müştak Beyin en iyi dostlarından biridir. Çok pratik zekalı bir kişiliğe sahiptir. Hikmet Efendi; aklı başında, ağırbaşlı ve Müştak Beyi o zor durumdan kurtaran kişidir.
    ZİBA DUDU: Evlenmeye aracılık yapan kılavuz kişidir. Müştak Beyin başına bu derdi açanlardan biridir. Ziba Dudu; çok geveze, laf taşıyan ve ortalığı karıştırmayı seven bir kişiliktir.
    HABBE KADIN: Müştak Beyin yengesidir. Müştak Beyin başına gelenleri duyunca feryadı basıp ortalığı karıştırıyor. Çok aceleci ve panik bir kişiliğe sahiptir.
    EBULLAKLAKATÜL’ENFİ: Sakine Hanımın nikahını kıyan imamdır. O da Sakine Hanımı Müştak Bey’e yamamaya çalışanlardan biridir. Çok düzenbaz, aşağılık ve dini başka şeylere alet eden bir tiptir. Aynı zamanda oldukça geveze, gürültücü, iri ve uzun burunlu çirkin biridir.
    BATAK ESE: Mahallenin bekçisidir. Müştak Beye oynanan bu oyunda onun da çok büyük bir payı vardır. Oldukça cahil biridir ve ne duyarsa duysun, doğruluğunu araştırmadan hemen buna inanır ve mahalleyi karıştırır. Ayrıca her işe burnunu sokan biridir.
    ATAK KÖSE: Mahallenin süprüntücüsüdür. İmama yardakçılık yapanlardan biri de odur. Oyunda arkasında küfe giyer, çok saf ve cahil bir tiptir.
    MAHALLELİ: Eserde mahalleden tiplerde vardır. Bunlar genellikle cahil ve dedikoducu kişilerdir. Bunların çoğu esnaftan seçilmiştir.

    ESERİN ÖZETİ:

    Müştak Bey Kumru Hanımla evleneceği gün çok heyecanlıydı, bir an önce nikahın kıyılıp bitmesini ve Kumru Hanımla baş başa kalmayı istiyordu. Fakat olaylar hiç de onun beklediği gibi gelişmedi. Müştak Bey Kumru Hanıma **** gibi aşıktır ve onu sevdiği için kendini akıllı ve şanslı görmekteydi. Kumru Hanımın dış güzelliği yanında huyunun da güzel olduğunu söyler. Müştak Bey onun ablasını çok çirkin bulmakta ve onun ismini dahi sevmemektedir. Çünkü Sakine Hanım onların evlenmelerine engel olduğu gibi, kırk beş yaşına gelmiş olmasına rağmen ev de kaldığı için aklını yitirmiş olduğunu düşünüyordu. Müştak Bey böyle bir baldızı olduğu için herkesten utanıyordu. Ayrıca Müştak Bey Sakine Hanımı Hikmet Efendiye vermek ister. Çünkü o zamanlarda büyük evde dururken küçüğü evlendirmezlerdi. Hikmet Efendi mahallelinin bir oyun oynayarak Müştak Beye Sakine Hanımı verebileceklerini önceden sezmişti. Müştak Beye bu durumu söyledi fakat o bunu şaka zannediyordu. Daha sonra Müştak Beyin kılavuzu Ziba Dudu gelin odasına doğru geliyordu. Müştak Bey Kumru Hanımın getirildiğini sanıp iyice heyecanlanıyordu. Müştak Bey Ziba Duduya teşekkür ediyordu. Kumru Hanımı beklerken Müştak Bey bazı tereddütlere kapıldı. Zaten maddi durumu da pek iyi değildi. Yüz görümlüğü için ne verebileceğini düşündü. Sonra gelin hanım geldi fakat gelen sakine hanımdı ve Müştak Bey onu görünce kederinden bayıldı. Müştak Bey evleneceği kadının o olduğunu görünce onunla evlenmek yerine ölümü tercih edebileceğini söyledi.
    Habbe kadın ise onun hasretine kavuştuğu için sevinç ****si olduğunu düşünüyordu. Müştak Bey hüzünle ahlayıp, ofluyordu. Ziba Dudu ile Habbe kadın gelinin duvağını açtırmak için uğraşıyorlardı. Müştak Bey istemeyerek elini çekerken, Sakine Hanımın beyaz saçı ve duvağı eline ilişir. Müştak Bey şok olmuştur. Ziba Dudu onu zavallı kadının sırma saçlarını yolmakla suçlar. Sonra mahalleli ve imam aceleyle onları nikahlamak için gelirler ve Müştak Beyi zorla Sakine Hanımla evlendirmek isterler. Müştak Bey ise buna kesinlikle karşıdır ve onunla evlenmektense hapiste dahi yatmaya razı olduğunu söyler. Ziba Dudu İmamın elini öperek ona Müştak Beyi şikayete başlar. Güya Müştak Bey Sırma Hanımın saçlarını yolmuş onlara da küfretmişti. İmam Müştak Beyin konuşmasına hiç izin vermeden onu suçlamaya ve aşağılamaya başlar. Eğer Sakine Hanım ile evlenmezse onun ırzına leke sürmüş olacağını söylüyor ve bunu mahalleliye de onaylatıyor. Müştak Bey kendisine nikah edilenin Sakine Hanım olmadığını söylese de boş. Çünkü imam ille de onu nikahlamak istiyor ve eğer bu gerçekleşmezse Müştak Beyi edepsizlik belgesi alarak köyden dahi uzaklaştırabileceğini söylüyor. Hikmet Efendi devreye giriyor fakat imam onunda aynı suçlardan suçlanabileceğini söylüyor. Fakat Hikmet Efendi gizlice imama para kesesini gösterir ve imam bir anda değişiverir. Rüşveti alan imam bir anda Hikmet efendinin dediklerini yapmaya ve Müştak Beyi savunmaya başlar. Mahalleli ise bu durumun farkına varamamıştır. Zaten onlarda imam ne derse ona itaat eden tiplerdi. İmam güya nikahını kıydığımız kız büyük olandır derken boy olarak uzun olanı yani Kumru Hanımı kastetmek istemişmiş. İmam Habbe Kadına seslenerek bir an önce Kumru Hanımı getirmesini ister. İmam böylece daha önce yaptığı bir yanlışı düzeltmiş olacağını söyler. Hatta Hikmet Efendiye dönerek daha önce yapmış olduğu başka yanlışlar varsa onları da düzeltebileceğini söyler. Bu arada Atak Köse ve Batak Ese bir daha böyle işlere karışmayacaklarına dair kendilerine söz verirler. Habbe Kadın Kumru Hanımı getirir. Kumru Hanım ağlamaktaydı. Habbe kadın onun mutluluktan ağladığını imama söyler.
    İmam Müştak Bey ile Kumru hanımı nikahlayarak, mahalleliden evi boşaltmalarını ister. Mahalleli ve imam evi terk eder fakat Hikmet Efendi evi terk etmemişti. Çünkü Müştak beye görücü usulüyle evlenmenin zararlarını anlatmak istiyordu. Müştak Bey ise onu dinlemiyor, tek istediği şey Hikmet Efendinin bir an önce gidip onları yalnız bırakması. Bir süre sonra Hikmet Efendi de evi terk etti, artık yalnız kalmışlardı. Fakat Müştak Bey için bu evlilik çok iyi bir tecrübe olmuştu.

    OLAYIN GEÇTİĞİ MEKAN: Olayın neredeyse tamamı gelin odasında geçmektedir.
    OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ ZAMAN: Eserdeki olay Tanzimat yıllarında meydana geliyor ve o zamanın en önemli sorunlarından birini anlatıyor.

    ESERİN ANLATIM TARZI:

    ESERİN DİLİ VE ANLATIM ÖZELLİKLERİ: Eserde genelde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Ayrıca o zamanın tabii konuşma dilinden de kelimeler vardır. Bu kelimelerin anlamını bilmeden eseri tümüyle anlamak zordur. Anlatım özelliklerine gelince, şair o zamanın en önemli sorunlarından biri olan görücü usulüyle evlenmeyi en anlaşılır şekilde anlatmıştır. Ayrıca eserin anlatımı oldukça akıcıdır.
    ESERİN TÜRÜ: Eser bir tiyatro ürünüdür. Bu eserde tiyatronun komedi türü işlenmiştir. Komedi de insanları hem güldürmek, hem de düşündürmek esastır. Bu tür bizim edebiyatımıza Tanzimatla girmiştir.
    ANAFİKİR: Eserden çıkarılabilecek ana fikir; görücü usulüyle evlenmenin ne kadar tehlikeli ve yanlış olduğudur
    --[asLı]-- bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş