Sait Faik Abasıyanık

Konu 'Yazarlar' bölümünde HaYaT SéRSéRi tarafından paylaşıldı.

  1. HaYaT SéRSéRi

    HaYaT SéRSéRi Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2011
    Mesajlar:
    2.006
    Beğenileri:
    1.061
    Ödül Puanları:
    114
    Yer:
    uçurumun dibi.

    23 Kasim 1906’da Adapazari’nda dünyaya geldi. Istanbul Erkek Lisesi’nin sonuncu sinifinda iken Bursa Lisesi’ne geçti, buradan mezun oldu. Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre egitim gördü. Ekonomi ögrenimi için Isviçre’ye gitti. Kisa süre kaldi ve Fransa’ya geçti. 3 yil Fransa’da yasadi. Yurda dönüste ticaretle ugrasti. Bir süre Halicioglu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe grup dersleri ögretmenligi yapti. Hikayeleriyle tanindi. Yas***** Sisli’de Bulgar Çarsisi’ndaki apartman ve Burgaz Ada’daki kösklerinde annesi ile geçirdi. Evlenmedi. Ölümünden sonra Burgaz Ada’daki evi müze haline getirildi. 11 Mayis 1954’te sirozdan öldü. Annesi, ölümünden sonra "Sait Faik Hikaye Ödülü" olusturdu. Olayi temel alan geleneksel öykü kaliplarini yikarak Türk öykücülügünde yeni yollar açti. Siirsel bir anlatim, gerçegi çesitli durumlariyla görünür kilan bir gözlem ve izlenim gücüyle kendisinden sonraki öykücülere önderlik etti. Çagdas edebiyata katkilarindan dolayi Amerika’daki Uluslararasi Mark Twain Dernegi’nin onur üyeligine seçildi.




    KIRMIZI YEŞİLKıyısına tuz ileten rüzgarıbalıkların yüzdüğünü duyarımDinlerim yosunların konuştuğunumidyelerin ağladığını.Aşkın bir kanadı vardır kırmızıdırdelinirkan akar.Bir kanadı varzehir yeşili...
    SÖZ AÇINCAFırtınaları ayağınızaMeltemleri saçınıza yollayacağım.Yakamozlar tırmanacak göğsünüzeMartılara söyleyeceğim gelsinler.Sivriada'nın boz tavşanlarıKulağınıza fısıldayacak.Sandalsız balıkçılar da gelecek.Ay ışığınıMartının sırtından alıpAkşam üstleriniKordela balığındanKarabataklardan karanlığıBen alıp getirsem...Nisan yağmurları yağmış Levent'eOnlar tanıklık etsinler olmazsa.Nisan yağmurları tane tane.Benden yana konuşacaklar bakınCümle balıkçılarKaridesler, pavuryalar, böceklerİstakozlar.Akdeniz adalarına haber yolladımSardunya Adası benden yana çıkacakYırtık yelkenler benden yana.Benden yana bu yas dökülmüş sandallarMedarı Maişet, Şemşiri Hücum, Maksut KaptanCeylanı Bahri, Denizkızı, Bereket motorları benden yana.Ama ben yine de tavşanlarıSivriada'nın boz renkli tavşanlarınıKimselere değişmem.Onları göndereceğim kulağınızaFısıldamayaMeremet yapan Ermeni kadınları var ya Kumkapı'da.Arslan gibi kadınlarMemelerinden sert balıkçılar süt emmişAk düşmüş saçlarına erkek yürekleri açılmış.Meremet yapan kadınlarOnlara da açtım bu sevdadan.HepsiMarmaraO canım suSivriadaO yalnızlık, kimsesizlik, balıkçının hürriyet heykeli.Dülger balığıO canavar görünüşlüO uysal balık.O sandallar, o tavşanlar, o motorlarHepsi hepsi gelecekler.Deniz diplerinden yakamozlarDikenleri batan süngerlerHepsi hepsi gelecek.Benim için konuşmaya, dinlersenOnlara da açtım bu sevdadan.
    BİR MASABize bir masa ayır YankimuAleksandra'mla benim içinBir masa.Üstü çiçeksizÖrtüsü gazetedenŞarabı aşktanHem hülyadan.Aleksandra'm mızıka çalsınSiyaha çalar parmaklarıylaGüftesi bayağı şarkılarAdi havalar.Meyhane acı zeytinyağı koksunSen hoşnut ol Yanakimu.
    MEKTUPMEKTUPIVapurun dümen yerinde çaldığım ıslıkYağmurlu güvertedeki türkümSana yaklaşmaya vesiledirYoksa canım, seni unutmak için değil.Senden sonra ancak anlaşılırİnsanoğluna öğretilen yalanlar.Senden sonra anlaşılır ancakBoşluğu herşeyin.Seninle beraberdir dolu kadehlerŞaraplar seninle azizCigaralar seninle tüterOcaklar seninle yanarYemekler seninle yenir.IISenden bahis açılmadıkça susmak isterimSenden bahis açılmaya vesiledir.Kınalıada, vapur, deniz, yunusŞimdiye kadar neden gökyüzü değildiNiye böyle olduNeden kitapları severdim?Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruzYoksa neye yarardı bu garip şehir?Burada senin doğduğun bana malumdurYoksa sever miydim minareleriSüleymaniye'yi?Sen gavur olduğun halde.
    MARİKULA DOĞURİstemem eski rüyalardaki kadın resimleriniTombul ve beyaz.Bana bir taze dişin, yazın kumsalda kızarmışTüylü altın bacağın yeter.Ve tren yollarında tüten öğlelerinKışın şarap içtiğimiz kahvelerdekiBoyalı kadınlar rüyası... bitsin.Ne su başlarında tavus tüyleri gibi çeşitli böceklerin hasretiNe çayır içinde gülüşen çocukların yırtık mintanları.Sen: Taze dişlerinde hıyar kokusu...Ağzında olgun domateslerin çekirdeğiKarpuz ve erik.Doldursun bütün bu sahili MarikulaÇıplak dizlerinde ağları ördüğün zamanBirdenbire sancılanarak yapacağın çocuklar.Vapurlara seslenecekler Marikula:- Hey, kaptan dur!Her dokuz ay on günde ikizleriniSandallar boş bekliyor.Balık yalnız tutulmuyor Marikula.Bacakları çevik çocuklarım sendedir!Doğur Marikula doğur!
    YEİSAkşam üstleri geliyorTam insanlar işten çıkarken.Salkım salkım tramvaylardanBir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyorNamussuz, akşam üstleri geliyor.Neremden yakalıyor, bilmiyorumBen tam sevmeye hazırlanırkenOn altı yaşındaki sevgilimi.Elini elimle tutmakYirmi dört saatte birSıcak bir laf dinlemek isterkenRezil... Tam o saatlerde geliyor.
    ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİÇıplak heykeller yapmalıyımÇırılçıplak heykellerNefis rüyalarınız için.Ey önünden geçen ak sakalli kasketliYırtık mintanından adaleleri gözükenDilenci.Sana önceŞiirlerin tadınıAşkların tadınıKitaplardan tattırmalıyımResimlerden duyurmalıyım. Resimlerden.Şu oğlan çocuğuna bak.Fırça sallıyorKokmuş manifaturacının ayağınaDörtyüzbin tekliğindenOn kuruş verecek.Seni satmam çocuğumDörtyüzbin tekliğe.Ne güzel kaşların varNe güzel bileklerinHele ne ellerin var, ne ellerin.Söylemeliyim.YokYok... meydanlarda bağırmalıyımBu küçükGüllerin buram buram tüttüğüAnadolu şehri kahvesindeKiraz mevsimininSevişme vakti olduğunu.Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.Baygınlık getiren şiirler.Kiraz mevsimi, kirazKüfelerle dolu pazar.Zambaklar geçiriyor bir kadınBir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor.Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını.Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancıO biçimsiz Bizans şarkısı.Sana nasıl bulsam, nasıl bilsemNasıl etsem nasıl yapsam daMeydanlarda bağırsam?Sokak başlarında sazımı çalsamAnlatsam şu kiraz mevsimininPara kazanmak mevsimi değilSevişme vakti olduğunu.Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadınıSonra oturup hüngür hüngür ağlasamBoş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere.Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunOğlu bir şiir okusaKaracaoğlan'danOrhan Veli'denYunus'tan, Yunus'tan...
    O VE BENSana koşuyorum bir vapurun içindenÖlmemek, delirmemek için.Yaşamak; bütün adetlerden uzakYaşamak.Hayır değil, değil sıcakDudaklarının hatırasıDeğil saçlarının kokusuHiçbiri değil.Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerdeBen onsuz edemem.Eli elimin içinde olmalı.Gözlerine bakmalıyımSesini işitmeliyimBeraber yemek yemeliyizAra sıra gülmeliyiz.Yapamam, onsuz edememBana su, bana ekmek, bana zehirBana tad, bana uykuGibi gelen çirkin kızımSensiz edemem.
    [​IMG]
    ayceNuR bunu beğendi.
  2. ayceNuR

    ayceNuR Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    701
    Beğenileri:
    867
    Ödül Puanları:
    0
    Üstad...

Sayfayı Paylaş