SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    XIII. Konstantin ünvanıyla tahta çıkan Yunan Kralı, böylece kendisinin Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi sırasında ölen XII. Konstantin’in halefi olduğuna ve Megalo-İdea’yı gerçekleştireceğine inanmaktaydı. Bu amaçla İzmir’e gelen Kral Konstantin’in kumandasındaki Yunan saldırısına İngiltere’de destek vermekteydi. Konstantin’in l5 Ağustos 1921’de ordusuna “Ankara”ya emrini verdikten bir gün sonra Lloyd George, Avam Kamarasında şunları dile getirmekteydi:
    “Türk ayaklanmasını bastırmak için Anadolu’nun dağlık bölgelerine kadar İngiliz orduları gönderilemeyeceğine göre İngiltere’nin önünde tek bir şık vardır, o da her iki tarafı sonuna kadar vuruşturmaktır”.
    İngiliz desteğini de arkasına alan Yunun ordusu 23 Ağustos 1921’de Haymana’dan genel taarruza geçti. Eskişehir, Kütahya, Afyon’u kaybettikten sonra Sakarya sağına kadar çekilmiş olan Türk ordusunu tamamen imha etmek maksadıyla bütün güçlerini cepheye sevk eden Yunanlıların silah ve cephanesi, Mustafa Kemal komutasındaki ordumuzdan kat kat fazla idi.
    Bir karşılaştırma yaparsak Yunan ordusunun 88.000 tüfek, 7000 makineli, 300 top, 1300 kılıç ve 15ğ20 uçağına karşılık, Türk ordusunun elinde 40.000 tüfek, 700 makineli, 177 top ve 2 uçak mevcuttu.
    Bu savaşta Türk insanı çok büyük fedakarlıklar yapmıştır.. General Kâzım Özalp bu konuda şunları yazmaktadır:
    “...Düşmanı takip edecek ordunun erzak ve cephane kollarına katılmak için günlerce uzak mesafeden yola çıkan kağnı arabaları, ayakları çıplak, kucağında küçük çocukları bulunan Türk kadınları ve genç kızlar tarafından cephelere getiriliyordu. Ankara’da hastahanelerde bulunan ve büyük dikkat ile tedavi edilen yaralıların çoğu, yaraları kapanmadan bir an evvel cepheye gitmek için direniyordu”.
    Vatanını istilacı kuvvetlere vermemek için direnen Türk Milletine Mustafa Kemal bu savaşta, harp san’atına geçecek meşhur emrini verdi.
    “Savunma hattı yoktur, savunma cephesi vardır. O cephe bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez”.
    100 kilometreye uzanan bir cephede yapılan Sakarya savaşı 22 gün 22 gece devam etmiştir. Savaşta kaza sonucunda kaburga kemikleri kırılan Mustafa Kemal’in emriyle 10 Eylül 1921 de taarruza geçen Türk ordusu karşısında, Yunan kuvvetleri komutanı General Papulos 11 Eylül’de geri çekilme emrini verdi. 13 Eylül’de Sakarya sağında Yunan askeri kalmadı.
    Bu savaşta 350 subay, 2900 erimiz şehid olmuş, 800 subay ve 13.000 erimiz de yaralanmıştır.


    Sakarya Savaşının Sonuçları
    1- Sakarya zaferi 1683 II.Viyana bogunundan beri batıda devamlı gerileyen Türk ordusunun, ilerleme hamlesinin başladığı bir savaştır. Sakarya savaşıyla Yunan ordusu karşısında savunma savaşları bitmiş, taarruz savaşları başlamıştır.
    2- Sakarya zaferi sonrasında T.B.M.M 19 Eylül 1921’de çıkardığı bir kanunla M. Kemal Paşa’ya Gazi ünvanını vermiştir. Başkomutanlık kanunundan önce muhalifleri tarafından eleştirilen Mustafa Kemal’in prestiji bu zaferden sonra daha da güçlenmiştir.
    Sakarya savaşı yalnız içerde değil, diplomasi alanında önemli gelişmelere de büyük etki yapmıştır. Bunlar da sırasıyla:
    1- 26 Eylül 1921’de Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve T.B.M.M’nin katıldığı (Kazım Karabekir’in başkanlığında bir hey’et temsil etmiştir) Kars antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmayla 16 Mart 1921 Moskova antlaşması pekiştirilmiş, Karadeniz İran arasında kalan Sovyetler Birliği-Türkiye sınırı çizilmiştir.
    2- Sakarya savaşı sonrasında gerçekleştirilen bir başka siyasi başarı da 20 Ekim 1921’de Fransızlarla yapılan Ankara itilafnamesidir.
    Güney cephemizde, milis kuvvetlerimizle savaşan Fransa, Sakarya savaşından önce, 9 Haziran 1921’de Fransız Senatosu Dışişleri Komisyonu Başkanı M.Henri Franklin-Boullion’u gayri resmi temas kurmak için Ankara’ya göndermişti. Franklin Boullion’un Ankara ziyareti iki hafta sürmüş ve görüşmeleri bizzat Mustafa Kemal yapmıştı”.
    Fransızların Sevr antlaşması çerçevesinde bir antlaşma isteğine karşılık, Mustafa Kemal Paşa Misak-ı Millî’den ödün verilemeyeceğini kesin bir şekilde ifade etmiştir. Sakarya zaferinden sonra Yunanlıların işe yarayamayacağını anlayan Fransa Türkiye ile dostluk kurmak istemiştir.
    Ankara itilafnamesi, 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye adına Hariciye vekilimiz Yusuf Kemal Bey ve Fransa adına da M.Henri Franklin-Bouillon tarafından imzalanmıştır.
    Bu itilafname ile, Türkiye ile Suriye arasındaki yeni sınırlar tespit edilmiş, Kilikya bölgesi ve Bağdat demiryolunun büyük bir kısmı Türkiye sınırları içinde kalması karara bağlanmıştı.
    Ayrıca Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu Caber kalesinde Türk bayrağı dalgalanacaktı. Yine Antakya Sancağı ve İskenderun Türklerine kültürel muhtariyet tanınmıştır.
    Böylece Misak-ı Millîmiz Fransızlar tarafından resmen tanınıp, uygulanmıştır. Bu antlaşma Fransa’nın İngiltere ve Yunanistan ittifakından ayrılmasına sebep olmuştur. Yine Güney cephesinde savaşan kuvvetlerimiz de batı cephesine gönderilmiş, böylece batı cephemiz daha da güçlendirilmiştir.
    3- Yine Sakarya zaferimiz üzerine 23 Ekim 1921’de İngiltere ile İstanbul’da “Esir Değişimi” antlaşması imzalanmıştır. Böylece İngiltere de zımmen Ankara hükümetini tanımış oluyordu. İngilizler bu antlaşmanın neticesinde 25 Ekim 1921’de Malta’dan getirdikleri Türk esirleri İnebolu’da bize teslim ettiler.
    Sakarya savaşındaki askeri zaferi siyasi başarılar takibetmiş, artık T.B.M.M nihai zafer için çalışmalara başlamıştır.






    Afyonkarahisar'ın İstiklâl Savaşı Tarihindeki Yeri

    Adımızı bütün dünyaya altın harflerle yazdıran İstiklal Savaşımızın geçtiği ilimiz, coğrafî
    konumu dolayısıyla her dönem insanların ele geçirmek istediği bir yerdir. Bu sebeple İstiklâl Savaşında Afyonkarahisar'ın önemli ve seçkin bir yeri vardır.
    Afyon, Kurtuluş Savaşı açısından son derece önemli bir bölgedir. Bunun sebepleri şöylece özetlenebilir: Afyon bölgesi, Yunanlıların son durağı olduğundan, istikbâldeki Millî Mücadele bu topraklar üzerinde başlayacaktı. Ayrıca Afyon, Ege Bölgesi'ndeki sivil direnişin temel taşlarından biri olan Afyon Kongresi'ni gerçekleştirmekle Doğu'da yapılan kongrelerle Batı'da yapılan kongrelerin birleşmesini sağlamış, iki bölge arasında çıkması muhtemel sürtüşmeler bu toplantıyla önlenmiştir. Bu kongreyle bütün müdafaa-i hukuk, redd-i ilhak ve kuva-yı milliye harekâtı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetimi altına
    alınmıştır. Ayrıca Afyon, Afyon-Eskişehir, Afyon-Kütahya, Afyon-Uşak demiryollarının odak noktası
    olması hasebiyle silâh, cephane, erzak naklinde son derece önemli rol oynamış, ordumuzun nakliye ihtiyacı daha çok bu demiryolları vasıtasıyla sağlanmıştır. Ayrıca Afyon, İzmir-Afyon demiryolu hattıyla İstanbul-Bağdat demiryolu hattı Afyon'da birleştiklerinden, bölgeler arası nakliyenin büyük yükünü Afyon çekmiştir.

    Yunanlılar, İngilizler tarafından Anadolu'yu işgale teşvik edilmişler ve onlardan büyük destek görmüşlerdir. Yunanlılar Ege Bölgesi'ni, dolayısıyla onun son kalesi ve durağı konumunda olan Afyon'u da bu yüzden işgal etmişlerdir. Afyon, Yunanlılar tarafından iki defa işgal edilmiştir. Birinci işgal pek etkili olmayıp saman alevi biçiminde tezahür etmiş, ikinci işgal ise yaklaşık olarak 14 ay sürmüştür. Afyon, Yunanlılar açısından son derece stratejik öneme sahip bir bölgedir. Bunun sebebi, Afyon'un yolların birleştiği mevkide bulunmasıdır. Afyon-İzmir demiryolu hattının başlangıç noktası Afyon'dur. Bu demiryolu hattına sahip bir Yunan Ordusu iaşe ve ikmalini emniyetli ve süratli bir şekilde karşılama imkânına sahiptir. Ayrıca muhtemel bir geri çekilme harekatında bu demiryolu canlarının güvencesidir. Ayrıca Milli Mücadele'nin kalbi olan Ankara'nın hemen yakınında bulunması onunla komşu olmasıdır. Afyon'un bu yönü, bilhassa Sakarya Muharebesi'nde ortaya çıkmış düşman, Emirdağ (Aziziye) yolu ile Polatlı önlerine kadar geldiğinde önemini göstermiştir. Ayrıca Afyon, muhtemel bir Anadolu harekâtının kilit noktasıdır.

    Yunanlılar, Türklüğü Anadolu'dan silmek sevdasına kapıldıklarından ve Anadolu içlerine yapılacak bir
    askerî harekâtın başlangıç noktası, Afyon'u gördüklerinden dolayı ordularının cephede yerleşmesi bu duruma göre düzenlenmiştir. Afyon'dan kuzeye, Eskişehir'e doğru uzanan ve 300 kilometreyi bulan geniş cephede, daha az kuvvet bırakılmıştı. Afyonkarahisar Bölgesi, Yunanlılar tarafından hem güvenlikleri, hem de muhtemel harekatları açısından son derece öneme haiz bir bölge olarak mütalaa edilmiş, kaderleri de bu topraklarda belirlenmiştir.
    Mondros Barış Andlaşması'ndan (Aralık-1918) hemen sonra İngiliz, Fransız ve İtalyan birlikleri yer yer Osmanlı topraklarına girdiler. Bu arada, 16 Nisan 1919'da Fransızlar Afyonkarahisar istasyonuna yerleşti. 21 Mayıs 1919'da iki subay ve 262 erden meydana gelen bir İtalyan birliği de Afyonkarahisar'a geldi. Bu birlikler, 17 Mart 1920'de buradan çekilerek yerlerini Yunanlılara bıraktılar.
    Çok kısa süren birinci işgalden sonra, 13 Temmuz 1921'de Afyonkarahisar ikinci kez işgal edildi ve tam bir yıl, bir ay, 25 gün Yunan işgali altında kaldı.
    İlimiz topraklarına yerleşmiş bulunan Yunan kuvvetleri, önce Sakarya'da, daha sonra da bu yenilgiden kurtulamadan ve güçlenme fırsatı bile bulamadan Kocatepe-Dumlupınar arasında 26-30 Ağustos 1922 günlerinde "Büyük Taarruz Harekâtı"mızla daha büyük bir darbe yiyerek yurdumuzdan kovulmuştur.
    Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Yunanlılar Afyonkarahisar'da yayılmak ve temelli yerleşmek istediler. Afyonkarahisar'ın Türk Millî Mücadelesinde şeref duyacağı bir husus da, düşmana ilk kurşunun, bir Afyonkarahisarlı Komutan olan Ali Çetinkaya tarafından atılmış olmasıdır. (28-29 Mayıs 1919 172.Alay Komutanı Ayvalık).
    Afyonkarahisar'ın kurtuluş plânları Akşehir'de yapıldı. Daha sonra Şuhut'a gelindi. Atatürk, İnönü ve Fevzi Paşa'nın gizlice hazırladıkları Büyük Taarruz plânları Afyonkarahisar'da eski Belediye Binasında yapıldı. Millî Mücadelenin kazanılmasında Afyonkarahisar halkının büyük katkısı vardır; çünkü Afyonkarahisar halkı, Atatürk ve millî kuvvetlere manen ve maddeten büyük desteklerde bulundu.
    26 Ağustos 1922 günü, saat 05.30 'da top ateşiyle aydınlanan Kocatepe'den fırlayan ordumuz, sıra sıra tel örgülü, makinalı tüfek ve top yuvalarıyla pekiştirilmiş Yunan mevzilerine, büyük bir insan üstü güçle atılarak saldırıya geçmiş, makasla, dipçikle hatta elleriyle, bedenleriyle parçaladıkları tel örgüleri aşıp, mevzileri bir bir ele geçirerek Kurtuluş Savaşı destanını yazdırmıştır. Başkomutanımızın önderliğinde, Milletimizin bütün insanlarının büyük çaba ve destekleri ile yurdumuz içinde bir tek düşman eri bırakılmayıncaya dek bu taarruz harekatımız sürdürülmüş ve İzmir'de noktalanmıştır.
    İlk gün 1 ve 2 nolu tepeler, Tınaztepe, Kılıçarslan 1. ve 2. noktaları, Belentepe, Erkmentepe, ikinci gün Çiğiltepe ve Afyon( 27 Ağustos 1922, saat 17.oo) ele geçirildikten sonra, üçüncü gün Batı Cephesi ve Ordu karargâhları Afyon'a getirilip Belediye Binasında (bugünkü Zafer Müzesi) üslendirilmiş ve 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi buradan yönlendirilmiştir.
    Mustafa Kemal Paşa, 21 Ekim 1925 günü Afyon Türk Ocağında ve Başkomutanlık Savaşının ilk kutlanışında, 30 Ağustos 1924 günü Dumlupınar yakınlarında ki Çataltepe'de öğleden sonra saat 03.30'da söylediği nutkun özetinde:
    "Afyonkarahisar, Son Büyük Zaferin Kilidi Oldu, Esası Oldu, Afyonkarahisar'ın Tarihi Savaşımızda Unutulmaz Parlak Bir Sayfası Vardır."
    "Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebeleri, Türk Ordusunun, Türk Subay ve Komuta Heyetinin Yüksek Gücünü ve Kahramanlığını Tarihte Bir Daha Tespit Eden Çok Büyük Bir Eserdir. Bu Eser Türk Milletinin Hürriyet ve İstiklâl Fikrinin Ölmez Anıtıdır." demiştir.

    Gazi Mustafa Kemal, 26 Ağustos'ta başlayıp 30 Ağustos'ta kesin bir sonuca bağlanan 5 günlük "Başkomutanlık Savaşı" sırasında, 27 Ağustos 1922'de düşmandan temizlenen Afyon'a 23 Mart 1923'te gelmiş, Afyon halkının sevgi gösterileriyle karşılanmıştır.
    Dumlupınar Zaferi'nin 3.yıldönümünde Afyon gençlerinin telgrafına Gazi Mustafa Kemal şöyle cevap veriyor:

    "Dumlupınar'ın 3.Yıldönümünü kutlarken beni hatırladığınız ve hakkımda gösterdiğiniz samimi duygular için teşekkürlerimi sunarım.
    Asrın bütün icaplarını tamamıyla anladıklarına inandığım, Sayın Karahisarlıların askerî zaferimizde olduğu gibi ve sosyal devrimimizin en ön saflarında da kendine yaraşan saygılı yerde yürüyeceklerine eminim. Bu bakımdan bana düşen vazifelerin yerine getirilmesi ve belli edilmesinde bir an bile tereddüt etmeyerek, Milletin güven ve sevgi ile bağışladığı, kuvvet ve yetkiyi iyiye kullanacağımı arz etmekle seviniyorum. Hepinize selâm ve sevgiler."

    Nutuk’ta Sakarya Meydan Muharebesi
    Saygıdeğer Efendiler, olayları Sakaıya Meydan Muharebesi'ne getirmek istiyorum. Fakat, bunun içinmüsaade buyurursanız, ufak bir giriş yapacağım. İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra, üç ay kadar bir zaman geçti. Ondan sonra 10 Tenzmuz 1921tarihinde, Yunan ordusu yeniden cephemize genel taarruza. girişti. Butarihten önceki günlerde tarafların durumu şöyleydi :
    Bîzim ordumuz, başlıca Eskişehir ve Eskişehir'in kuzeybatısındakiİnönü mevzileri ile Kütahya - Altıntaş dolaylarında yığınak yapmıştı. Afyonkarahisar dolaylarında iki tümenimiz vardı. Geyve ve Menderes dolaylarında da birer tümenimiz bulunuyordu.
    Yunan ordusu da, Bursa'da bir, Uşak doğusunda iki kolordusunu toplu olarak bulunduruyordu. Menderes'te de bir tümeni vardı.
    Yunanlıların bu taarruzu ile başlayan ve Kütahya - Eskişehir Muharebeleri adıyla anılan bir sıra muharebeler vardır. Bunlar on beş gün sürmüştür. Ordumuz 25 Temmuz 1921 akşamı büyük kısmıyla Sakarya'nın doğusuna çekilmişti. Ordumuzun çekilmesini zarurî kılan sebeplerin başlıcasına işaret edeyim :
    İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra genel seferberlik yapmış olan Yunan ordusu, insan, tüfek, makineli tüfek ve top sayısı bakımından ordumuzdan önemli derecede üstündü. Temmuzda, Yunan ordusu taarruza geçtiği zaman millî hükûmetin durumu ve Millî Mücadele'nin gelişmesi,bizim genel seferberlik ilân ederek, milletin bütün kaynak ve imkânlarını,başka bir şey düşünmeden düşman karşısında toplamaya daha elverişli ve yeterli görülmemişti. İki ordu arasındaki kuvvet, vasıta ve şartlar bakımından kendini gösteren nispetsizliğin elle tutulur başlıca sebebi budur.Bunun sonucu olarak, biz, daha tümenlerimizin taşıt araçlarını bile tamamlayamadığımızdan, bunların hareket güçleri yoktu. Yunan milletinin bütün kuwetiyle yaptığı bu taarruz karşısında, bizim askerlik bakımından asıl görevimiz, Millî Mücadele'nin başından beri yürütegeldiğimiz görev idi ki, o da, her Yunan taarruzu karşısında kaldıkça, bu taarruzu direnerek ve uygun hareketler yaparak durdurup etkisiz bırakmak ve yeni orduyu kurmak için zaman kazanmak şeklinde özetlenebilir. Son düşman taarruzu karşısında da, bu aslî görevi gözden uzak tutmamak şarttı. Bu düşünceyle, 18 Temmuz 1921 tarihinde, İsmet Paşa'nın Eskişehir'in günebatısında, Karacahisar'da bulunan karargâhına giderek, durumu yakından inceledikten sonra, İsmet Paşa'ya genel olarak şu direktifi vermiştim :"Orduyu, Eskişehir'in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra,düşman ordusuyla aramızda büyük bir açıklık bırakmak gerekir ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya'nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir. Düşman hiç durmadan takip ederse, hareket üssünden uzaklaşacak ve yeniden menzil hatları kurmaya mecbur olacak; herhalde beklemediği birçok güçlüklerle karşılaşacak; buna karşılık bizim ordumuz toplu bulunacak ve daha elverişli şartlara sahip olacaktır. Bu şekildeki çekilişimizin en büyük sakıncası, Eskişehir gibi önemli yerlerimizi ve birçok topraklarımızı düşmana bırakmaktan dolayı kamuoyunda doğabilecek manevî sarsıntıdır. Fakat kısa zamanda elde edebileceğimiz başarılı sonuçlarla, bu sakıncalar kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Askerliğin gereğini kararsızlığa düşmeden uygulayalım. Başka türden sakıncalara karşı koyabiliriz. "
  2. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    Gizem'ciğim paylaşımın için çok teşekkür ederim...
  3. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36
    önemli değil canım

Sayfayı Paylaş