sayfa 103teki 8. etkinlik

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde tokatlıyız tarafından paylaşıldı.

  1. tokatlıyız

    tokatlıyız Üye

    Katılım:
    5 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar sayfa 103teki 8. etkinliği yapan var mı*pazartesine acil...
  2. müdür

    müdür Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Servet-i Fünun Şiiri
    Edebiyat-ı Cedide şiiri, gerek dil, gerek şekil, gerek şiir anlayışı bakımından Tanzimat şiirinden epey farklıdır. Servet-I Fünûn şiirinde her şeyden önce, bir musiki zevki ve kuvvetli bir musiki lisanı vardır. Bu lisan, dış musikisi, vezin ve şekil kusurluğu bakımından en ziyade Fikret'in nazmında gelişmiş; iç musikîsi, yani doyurucu şiir olabilmek özelliğini de en çok Cenab'ın şiirlerinde göstermiştir.
    Edebiyat-ı Cedîde şairleri, açık ve kapalı hecelerden kurulu Türkçe’ye Divan edebiyatı yüzyıllarının kazandırdığı üçüncü heceyi, yani, uzun heceyi mısralarında Türkçe’nin tabiî bir sesi gibi kullanmışlardır.
    Servet-i Fünûn şairleri, aruzun Türk dili musikisine en uygun kalıplarına zevkle ve ihtimamla seçerek kullanmış, Türkçe’yi bu vezinlere yerleştirmekte ustalık göstermişlerdir.
    Edebiyat-ı Cedide şairlerinin nazım şekilleri bakımından yaptıkları değişiklik, Avrupa şiirinin klasik bir nazım şekli olan sonnet'yi kullanmaları ve yine aruz vezniyle bir serbest nazım hareketi yapmalarıdır.
    Onların, Divan şiirindeki müstezat şeklini genişleterek yaptıkları bir serbest nazım cereyanı, bilhassa Fikret ve Cenab gibi şairler tarafından başarıyle yürütülmüştür.
    Kafiye anlayışları da şekilden çok ses benzerliğine dayanır. Servet-i Fünûncular bu anlayışı, Recaîzade Ekrem'in, kafiye göz için değil, kulak içindir• cümlesiyle ifade ediyorlardı.
    Divan şiirinde bir mısra, ya da bir beyitte tamamlanan manzum cümle anlayışı da, kesin olarak Servet-i Fünûncular tarafından değiştirilmiştir. Bir sözün bir beyitte başlayıp, diğer bir -veya birkaç- beyit boyunca devam ederek, bir başka beytin ortalarında bitmesi tarzındaki serbest söyleyişi, kesin olarak -ve âdeta kendi şiirlerinin karakteristik vasfı halinde- tatbik eden şairler, Servet-i Fünûn şairleridir.
    Edebiyat-ı Cedîdecilerin şiirde yaptıkları diğer bir yenilik de, onun mevzuunu genişletmiş olmalarıdır: Şiirimizde önce Hamid'in eserlerinde başlayan bu çeşitlilik, Servet-i Fünûncuların elinde hızla yayılmış ve Türk dilini hayatın iyi, kötü, çirkin, güzel, her hali, her duygusu, her düşüncesi, her sesi, her hadisesi için. şiir söylemek yolunda bir gelişmeye ulaştırmıştır. Ancak bu çeşitlilik, şiirleşen heyecanların yüceliğine engel olmamış, Servet-i Fünûncular, âdî duyguları, âdi sözlerle söyleyip, şiiri bayağılığa düşürmemişlerdir.


    BURDAN YAPABİLİRSİN :) AMA SORUNUN DEV***** BENDE YAPAMADIM :(
  3. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    Servet-i Fünun Şiiri


    Servet-i fünun, dil yabancı sözcüklerle dolu olmasına rağmen, bu şiirler bizde, Batı şiir anlayışına en uygun bir görüşle yazılmışlardır. Edebiyat-ı Cedidecilerden sonra gelenler yabancı sözcükleri ayıklayarak Türk şiirinin bugünkü yolunu açmış oldular. Şiirimizin beyit beyit kurulma ilkesinden ayrılışı Servetti Fünûn şiiriyle başlar.


    Servetti Fünûn şiirinde Divan Şiiri'nin yerini Fransız şiir özelliklen alır; günlük basit olaylar konu olur. Avrupa nazım biçimleri denenir, şiir düzyazıya yaklaştırılır, uyakların kulak için olduğu saptanır.


    Servet-i fünun şiirinde anjambman vardır. Anjanbman; ulantı; bir mısrada anlam tamamlanmadığı zaman onu tamamlıyacak kelimelerin diğer mısralara bırakılmasıdır. Servet-i Fünûnculardan Tevfik Fikret'le Cenap Sahabettin bunu ustalıkla şiirlerinde kullanırlar.


    Servet-i fünun şiirinde şiirin yerini resim alır çoğunlukla. Cenab'a göre şiir: «kelimelerle yapılmış bir resim» dir. Onların biçim ve üslûp titizliği, daha sonra, geniş halk yığınlarının anlıyabileceği bir nitelik kazanır. Tanzimat şiiri olsun Servet-i Fünûn şiiri olsun; Divan şiiri ile Batı şiirinin bileşkesinden doğmuştur denilebilir. Özellikle Tanzimat şiirinin özünde Batı biçiminde Divan; Servetti Fünûn şiirinin biçim ve özünde ise Batı şiir niteliklerini bulmamız buradan gelmektedir.


    Servetti Fünûn şiirini yaratan Tevfik Fikret'tir. Şiirlerinde sağlam bir nesir yapısı; kendinden önceki şairler de görülmeyen iç ve dış yenilikler; toplumsal konular, biçim, kafiye özgürlüğü ustalıklı bir aruz görülür. Türk şiirinde insan, bilim, fen, teknik sevgisi Tevfik Fikret'ten sonra gelişir.
    Tanzimat'tan sonraki şiirimizde bizi öz benliğimizden uzaklaştıran buharlaşma görülür. Bu bilinçsiz Batı hayranlığı, bize öz kişiliğimizi duyuran Yahya Kemal'e kadar süregelir. Tanzimat şiirindeki yalınlık, fikirle yüklü üslûp; Servet-i Fünûn'da mecazlara, benzetmelere, istiareye yerini bırakır. Servet-i Fünûn şairleri, genellikle, gerçeklerden kaçan derin bir melânkolik kötümserlikle yüklü bir ruh hali gösterirler. Bunun için doğa, hayal ve anılar yegâne teselli kaynaklarıdır. Servet-i Fünûncular üslûbu yaratırken çoğunlukla duyguyu çıkış kaynağı olarak alırlar. Dil bu kaynaktan doğar.

    Servet-i Fünûn şairleri, özle biçimin uyumlu bir güzellik taşımasına çalışmakla beraber, Türk diline değer vermezler; büyük hataları buradan doğmaktadır. İzlenimlerin etkisi, mecazlarla, benzetmelerle, iğretilemelerle artırılır. Servet-i Fünûnculara göre, her veznin bir ruhu vardır. Bu görüşle, vezni monotonluktan kurtarırlar. Bunun için Servet-i Fünûn şiirinde sözcüklerin musikisi kuvvetle kendini duyurur.


    Servet-i Fünûncular, metafizik âlemden çok, fizik âlemle; doğanın iç görünüşü ile değil, dış görünüşüyle ilgilenirler. Yalnız Cenap Sahabettin, doğada, insan ruhunu andıran bir ruhu, «ruh-i kâinat» ı arar. Servet-i Fünûn şiiri, çoğunlukla gerçeklerden kaçar, hülyaya dalar.
    Servet-i Fünûncuların şiir sanatında; doğanın dış tasviri, renk, biçim, devinim, resim, musiki, aşk, hayal, «sanat için sanat» yalnız Fikret'te «toplum için sanat» başta gelir. Günlük olaylar, günlük yaşantıdan doğan gözlemler şiirin dokusuna girer
  4. _ShİtLeMbİq_

    _ShİtLeMbİq_ Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    21 Şubat 2009
    Mesajlar:
    414
    Beğenileri:
    75
    Ödül Puanları:
    0
    özlem arkadaşım sen moderatörmüşsün . ne anlama gelio bu moderatör,ne işe yarıyo bir bahsedermisin ??? :):)

    bir de hızır gibi yetişiosun valla :) nasıl bu kadar hızlı olabiliyosun? mesela benim hiç böyle şeyler yapmaya vaktim olmuyo :(
  5. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    özlem arkadaşım sen moderatörmüşsün . ne anlama gelio bu moderatör,ne işe yarıyo bir bahsedermisin ??? :):)

    bir de hızır gibi yetişiosun valla :) nasıl bu kadar hızlı olabiliyosun? mesela benim hiç böyle şeyler yapmaya vaktim olmuyo :(
    Genişletmek için tıkla...
    bana mı dedin ?moderatörler ilgili oldukları bölümlerde konulara bakarlar, ödevlere cevap verirler
    sorunun cevabını biliyorsam hemen cevap yazarım

Sayfayı Paylaş