sayfa 128-129-130-131 arasındaki cevaplar

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde m.merve tarafından paylaşıldı.

  1. m.merve

    m.merve Üye

    Katılım:
    3 Şubat 2011
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    sayfa 128-129-130-131 arasındaki cevaplar
    mehmetyagız bunu beğendi.
  2. enes_951

    enes_951 Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Yardım Edermisiniz Benimde Yapmam Lzım
  3. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113
    SAYFA 127
    TUYUĞ
    18.SORU
    AHENK UNSURLARI
    ölçü Aruz ölçüsünün (fâilâtün / fâilâtün / fâilün ) kalıbıyla…
    Uyak: “az” tam uyak
    redif “olur” redif
    Sese dayalı edebi sanatlar: “m” ünsüzün tekrarıyla aliterasyon; “i” ünlüsünün tekrarıyla asonans

    YAPI UNSURLARI
    Nazım birimi dörtlük
    Nazım birimi sayısı 1
    Uyak şeması aaba
    Tema: Aşk
    Nazım türü: Tuyuğ


    12.ETKİNLİK
    TUYUĞ:
    Tuyuğ, Türklerin Divan şiirine kazandırdığı nazım şeklidir. Maninin Divan edebiyatındaki karşılığı sayılabilir. Klasik Türk Edebiyatında aruzun fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılan dört dizelik milli bir nazım biçimidir. Tek dörtlükten oluşur. Kafiyelenişi rubaiyle aynıdır: aaxa. Genellikle lirik tarzda olan ve aaaa şeklinde kafiyelenen tuyuğlara “Musarra Tuyuğ” denir. Manide olduğu gibi, cinaslı uyak kullanılır. Halk şiirinde 11'li kalıpla söylenen mani biçimindeki şiirlere de tuyuğ denir. Aruzun yalnız “fâilâtün - fâilâtün - fâilün” kalıbıyla yazılır.Rubaide işlenen konular tuyuğda da işlenir. 14. yüzyıl Azerî şairi Kadı Burhanettin bu türün kurucusu sayılır. Çağdaşı Azerî şairi Nesimi ve 15. yüzyıl Çağatay şairi Ali Şir Nevai bu türde çokça ürün vermişlerdir

    Özellikleri:
    1. Divan Edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.
    2. Kafiye düzeni aaxa ya da aaaa şeklindedir. (manide de öyle)
    3. Dört dizeden oluşur.
    4. Tuyuğlarda genellikle cinaslı kafiye kullanılır.
    5. Tuyuğda, mani ve rubaide olduğu gibi önemli bir fikir söylenmeye çalışılır. Bu nedenle zor söylenen şiirlerden sayılır.
    6. Mahlassız bir şiirdir.
    7. Kadı Burhaneddin ve Nesimî bu türün ustalarıdır.
    8.Halk edebiyatındaki maninin karşılığıdır.

    13.ETKİNLİK:
    a) Konu sınırlaması yoktur.Rubaide olduğu gibi şairler dünya görüşlerini, dini-tasavvufi düşüncelerini dile getirirler.
    b) Tuyuğlarda dünya, gelecek ve insanlıkla ilgili evrensel değerler ve bunlarla ilgili tecrüeye dayalı bilgiler ön plandadır.

    RUBAİ İLE TUYUĞ NAZIM ŞEKİLLERİ ARASINDAKİ BENZERLİKLER
    § İkisi de Divan şiiri nazım biçimidir.
    § Tek dörtlükten oluşurlar.
    § Aynı konuları işlerler.
    § Kafiyelenişleri aynıdır.(aaxa)
    § Aruz ölçüsüyle yazılırlar.
    § İkisinde de şair mahlasını kullanmaz.


    RUBAİ-TUYUĞ NAZIM ŞEKİLLERİNİN FARKLILIKLARI
    § Tuyuğ Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı bir nazım şekliyken rubai İran edebiyatından edebiyatımıza geçmiştir.
    § Tuyuğ aruzun yalnızca fâilâtün / fâilâtün / fâilün kalıbıyla yazılır.
    § Manilerde olduğu gibi tuyğlarda genellikle cinaslı kafiye kullanılır.


    SAYFA 129:
    ŞARKI

    AHENK UNSURLARI
    ölçü: Aruz ölçüsü ( fâilâtün / fâilâtün / fâilâtün/ fâilün )
    Uyak: Aşağıdaki gösterilmiştir
    redif:Aşağıda gösterilmiştir.
    Sese dayalı edebi sanatlar: Aliterasyon, asonans…Örneğin İlk bentte “m,n ” tekrarıyla aliterasyon “a” ünlüsünün tekrarıyla asonans yapılmıştır…

    YAPI UNSURLARI
    Nazım birimi: bent
    Nazım birimi sayısı: 5
    Uyak şeması: aAaA/bbbA/cccA/dddA/eeeA (büyük A nakaratı gösterir.)
    Tema: Sevgili (kadın)
    Nazım türü: Şarkı


    Şarkı (KAFİYE VE REDİFLERİ)
    Sevdiğim canım yolunda hâke yeksân olduğum
    İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Ey benim aşkında bülbül gibi nâlân olduğum “olduğum” redif; “ân” zengin uyak
    İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum


    Cümle yâran sana uşşâk olduğun bilmez misin
    Cümlenin tâkatları tâk olduğun bilmez misin “olduğun bilmez misin” redif ; “âk” zengin u.
    Şimdi âlem sana müştâk olduğun bilmez misin
    İyddir çık nâz ile seyrana kurbân olduğum


    Gâhi Feyz-âbâda doğru azm edip eyle safâ
    Âsaf-âbâda gelip gâhi salın ey mehlikâ “â” tam uyak
    Gel hele gör sahn-ı Sa’dâbâd’a hiç olmazsa bahâ
    İyddir çık nâz ile. seyrâna kurbân olduğum


    Kapladıp gülpenbe şâlı ferve-i semmûruna
    0l siyeh zülfü döküp ol sine-ı billuruna “una” redif ; “ûr” zengin uyak
    Itr-ı şâhiler sürüp ol gerden-i kâfûruna
    İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum


    Sen açıl gül gibi zâr ile hezâr olsun Nedim
    Bend bend olsun hâm-i zülfün şikâr olsun Nedim “olsun Nedim” redif ; “âr” zengin uyak
    Sen salın cânâ yolunda hâksâr olsun Nedim
    İyddir çık naz ile seyrâna kurban olduğum

    14.ETKİNLİK
    Şarkı Nazım Şekli Özellikleri:
    Halk edebiyatındaki türkünün karşılığıdır.
    Kuruluşu ve kafiye düzeni yönüyle murabbaya benzer. aaaa, bbba, ccca…
    Bestelenmek için yazıldığından fazla uzun değildir.
    Dörtlüklerden oluşur ve dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir.
    Şarkının konusu genellikle aşk, sevgili, ayrılık, içki ve eğlencedir.
    Geniş halk kitlelerine hitap ettiğinden dili genelde sadedir.
    Şarkının en önemli isimleri Nedim, Enderunlu Vasıf’tır. Yakın dönem şairlerinden olan Yahya Kemâl’in de pek çok şarkısı vardır.
    Günlük dile ait söyleyişler ve halk deyişleri vardır.


    15.ETKİNLİK:

    MİYAN:
    TANIM:Şarkıda her bentin üçüncü mısrasına miyan(orta) denir. Miyan daha çok şarkının en güzel ve dokunaklı bölümüdür.Bestenin en önemli bölümüdür.
    ŞİİRDE GEÇTİĞİ YER:Her bendin 3.mısrası

    NAKARAT
    TANIM: Her bendin sonunda tekrarlanan dizelere denir.
    ŞİİRDE GEÇTİĞİ YER:Son dizeler
    “İyddir çık naz ile seyrâna kurban olduğum”

    MAHLAS
    TANIM:Şairin adının geçtiği yere denir.
    ŞİİRDE GEÇTİĞİ YER:Son birim


    21.1717-1730 yılları arasındaki döneme Lâle Devri denir. Bu dönemde eğlence yerleri çoğalmış, İstanbul lâle bahçeleriyle ün kazanmıştır.Sa’dâbâd, III. Ahmed devrinde, İstanbul’da (/) Kâğıthane semtinde padişah tarafından özel olarak kurulan bir eğlence yeridir. Feyz-âbâd ve Âsaf-âbâd da Sa’dâbâd’da bulunan, güzelliğiyle dillere destan köşklerdir. Eğlence yerlerinin güzelliğinden bahsederek, Nedim şiire ilk kez yaşanılan çevreyi sokmuştur. Sevgili de başında gül pembe şal olan, saçlarını billur sinesine döken, güzel kokular sürünen, gerçek, yaşayan bir güzeldir. Bu yönüyle Nedim, klâsik şiirimizdeki sevgili anlayışından farklı bir sevgiliyi şiirine konu etmiştir. Nedim’in bütün şiirlerinde musiki önemli bir yer tutar. (edebiyatfatihi.blogspot.com)Şiiri sesli olarak okuduğumuzda bunu farkederiz. İstanbul Türkçesiyle yazılan bu şiirde şuh bir hava seziliyor. Şair kendini bülbüle, sevgilinin yüzünü aya ve saçlarını samur kürke benzetir. Bütün âlemin sevgiliye âşık olduğunu söyleyerek (edebiyat fatihi)mübalâğa yapmıştır.

    22.Şarkıya yaşama sevinci, dünyadan zevk alma gibi duygular hakimdir.Şarkıda işlenilen sevgili teması ; coşku, heyecan ve güzellik duygularının uyanmasına sebep olmaktadır.Buna bağlı olarak da coşkulu, lirik bir ifade biçimi ortaya çıkmaktadır.
    23.Şarkıdaki benzetmeler:
    1.birimde aşık kendini bülbüle benzetiyor.
    3.birimde sevgilinin yüzü ay’a
    4.birimde(edebiyat fatihi) sevgilinin göğsü billura
    saçlarını samur kürke
    gerdanını kâfur’a ( kâfur: Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, çok ıtırlı bir madde)
    5.birimde şair (aşık) kendini bülbüle sevgiliyi güle benzetiyor.
    Sevgili (edebiyat fatihi’nden alıntıdır.) başında gül pembe şal olan, samur kürke benzeyen saçlarını billur sinesine döken, güzel kokular sürünen, herkesin aşık olduğu arzuladığı ay yüzlü bir güzeldir. Tasvirler gerçekçidir.

    25.Şarkılarda geniş halk kitlelerine seslenildiği için dilinin yalın olmasına özen gösterilir.
    26.Nedim (1681-1730)Nedim, 1681′de İstanbul’da dünyaya geldi. Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşayan soylu bir aileden geldiği bilinir. Babası Mehmed Efendidir. Dedesi Musluhiddin Efendi, Sultan İbrahim dönemi kazaskerlerindendir. Nasıl bir eğitim aldığı kesinlikle bilinmiyor. Ancak bazı kaynaklardan öğrendiğimize göre Şeyhülislam Ebezade Abdullah Efendi’nin başkanlık ettiği kurul önünde sınavdan geçerek, hariç müderrisliği payesini aldı. Bir süre sonra Mahmudpaşa mahkemesinde naiplikle görevlendirildi.
    Sadrazam Ali Paşa ve Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından korundu. Nevşehirli İbrahim Paşa, şiirlerini çok sevdiği Nedim’i muhasipliğe seçti. Daha sonra ise kütüphanesinde hafızı kütüb görevine getirdi. Bütün zevk ve eğlence meclislerinde sadrazamın ve bazı devlet büyüklerinin nedimi oldu. Ramazan aylarında, sadrazam İbrahim Paşa huzurunda verilen tefsir derslerine katıldı. Sadrazam İbrahim Paşa aracılığı ile Sultan Üçüncü Ahmed’in bulunduğu toplantılara katılmaya başladı.

    Şiirleri Sultan Üçüncü Ahmed tarafından beğenildi. Bu arada Mollakırımı medresesi (1727), Sadiefendi medresesi (1728) ve aynı yıl Nişancipaşayıatik medresesi müderrisliklerine tayin edildi. Son görevi Sekbanalibey medresesi müderrisliğiydi (1730). İbrahim Paşa’nın giriştiği, doğu dillerinden tercümeler, çalışmasına katıldı. Müneccimbaşı Derviş Ahmed Dede’nin Sahaifü’l Ahbar (Haberlerin Sayfaları), Bedrüddin Avni’nin İkdü’l Cuman (İnci Dizisi) adlı eserlerini Türkçe’ye çeviren kurulda çalıştı.
    İçki düşkünlüğü yüzünden irtiaş (titreme) hastalığı ve illeri vahime (korku) hastalığı çeken Nedim’in, Patrona Halil isyanı sırasında bir buhran geçirerek öldüğü ileri sürülür. Müstakimzade’nin, isyanda kaçarken Beşiktaş’daki evinin damından düşerek öldüğünü belirten ifadesi ispatlanmış değildir.
    Nedim dinin bazı yasaklarına karşı çıkmış, bu da onu tasavvufi düşüncelerden uzaklaştırmıştır. Nitekim şair de eserlerinde kadın, içki gibi şuhane unsurları işlemiştir. Ona göre yaşamanın temel amacı dünya zevklerini tatmak, eğlenmekti.
    Başlıca eseri Nedim Divanı’dır. Mahallileşme akımının öncüsüdür. Divan edebiyatındaki soyut sevgili ve mekanlar Nedim’in şiirlerinde somuta dönüşür. Yani sevgilisi hem beşeri aşkı anlatır hem de gerçektir. Zevk, eğlence, içki şiirlerinin temelini oluşturmuştur. Soğuk ve yapmacı anlatımdan kaçınmış, anlatmak istediklerini içten bir şekilde şiirlerine dökmüştür. Bunları da daha çok gazelleriyle anlatmıştır.
    Büyük şair, divan şiirinin katı kurallarına herkes gibi uysa da, bazı yenilikler yapmaktan geri durmamıştır. Örneğin bazı eserlerinde aruz yerine hece ölçüsü kullanmıştır.
    Nedim divan şiirinde çığır açmış büyük bir şairdir. Ne var ki onun değeri öldükten çok sonra anlaşılmıştır. Şair ayrıca İstanbul aşkıyla da tanınır. Zaten İstanbul şivesi akımının da öncüsü Nedim’den başkası değildir.
    27.Okuduğumuz şarkı Nedim’in edebi kişiliğini ve epiküryen hayat anlayışını yansıtmaktadır.Şair şiirde somut bir sevgiliyi içten bir şekilde anlatmış, Lale Devri’nin eğlencelerine ve mekanlarına yer vermiştir.




    -Alıntı-
    mehmetyagız, enes_951 ve yprkck bunu beğendi.
  4. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113
    SAYFA 131
    29.
    MURABBA:
    AHENK UNSURLARI:
    ölçü : Aruz ölçüsü
    Uyak: Aşağıda gösterilmiştir.
    redif :Aşağıda gösterilmiştir.
    Sese dayalı edebi sanatlar: İlk bentte “n” sesinin tekrarıyla aliterayon ,” â” tekrarıyla asonans

    YAPI UNSURLARI:
    Nazım birim:i bent
    Nazım birimi sayısı: 6
    Uyak şeması: Aaaa/bbba/ccca/ddda/eeea
    Tema: AŞK
    Nazım türü: Murabba


    MURABBA (KAFİYE-REDİFLERİ)

    Nedendir bilsem ey bülbül figânın
    Açarsın ellere râz-ı nihânın “ın” redif ; “ân” zengin uyak
    Niçin hâr-ı belâdır âşiyânın
    Vefâ-dâr olmadı mı gül-sitânın
    Dem-â-dem ney gibi efgân edersin
    Diken zahmıyla bağrın kan edersin “edersin” redif ; “an” tam uyak
    Dilinle sırrını destân edersin
    Sana yâr olmadı mı dil-sitânın
    Tenin hâkister etti nâr-ı âhın
    Dükenmez dâhı âh-ı subh-gâhın “ın” redif ; “âh” zengin uyak
    Oluptur keşf-i râz etmek günâhın
    Anınçin hâr-ı mihnettir mekânın
    Var öğren aşk işin pervaneden sen
    Ki olmuş ana âteş sahn-ı gülşen “en” tam uyak
    Nedir bu girye vü feryâd u şiven
    Kokarken güllerini bûsitânın
    Visâl-i nev-bahâra olma hurrem
    Dolu hâr-ı cefadır bâğ-ı âlem “em” tam uyak
    Yürü Aşkî gibi eyle dem-â-dem
    Duâ-yı devletin şâh-ı cihânın
    AŞKİ

    HER BENDİN SON DİZESİNİN KENDİ ARASINDA UYAKLI OLDUĞUNU UNUTMAYINIZ.

    17.ETKİNLİK:
    Murabba Özellikleri
    § Nazım birimi bent olan nazım şekillerinden biridir.
    § Kafiye düzeni aaaa, bbba, ccca
    § Genellikle 4 ile 8 dörtlükten oluşur.
    § Her konuda murabba yazılabilir. Ancak dini ve didaktik konular ile övgü, yergi, manzum mektup, mersiye vs. türlerde murabba nazım şekli daha çok kullanılmıştır.
    § Aruz kalıbıyla yazılır.
    § Önemli murabba şairleri Aşki, Muhubbi, Hayreti, Taşlıcalı Yahya Bey, Fuzuli sayılabilir.
    § Divan edebiyatında 15. yüzyılda sultanü’ş-şuara (şairler sultanı) unvanlı Ahmed Paşa tarafından kullanılmıştır.
    § Tanzimat edebiyatında da Namık Kemal bu türün başarılı örneklerini vermiştir.
    § 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şarkı şeklinde bestelenen eserlerin büyük bir kısmı murabba tarzında yazılmıştır.
    30.
    § Aruz ölçüsüyle yazılması
    § Murabba nazım şeklinin kullanılması
    § Bent nazım birimiyle yazılması
    § Divan şiiri mazmu
    nlarının(gül-bülbül) kullanılması
    § Sanatlı bir söyleyiş olması
    § Arapça, Farsça sözcük ve tamlamaların kullanılması
    31.Bentlerde anlatılanları yorumlayınız.



    -Alıntı-
    enes_951 ve yprkck bunu beğendi.
  5. sŚÚŚĶÚŃ РĔŔĨ

    sŚÚŚĶÚŃ РĔŔĨ Üye

    Katılım:
    12 Ekim 2010
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler cok yardımcı oldunuz ...
  6. enes_951

    enes_951 Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    ELLerine S**lık

Sayfayı Paylaş